Ağu 02

Hırsızın hiç mi suçu yok?

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Hırsızın hiç mi suçu yok fıkrası :
Bir gün Nasrettin Hoca ‘nın eşşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına her kafadan bir ses çıkmış.
Birisi;
– Hocam demiş niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki ?
Bir başkası;
-Evine hırsız giriyorda senin nasıl haberin olmuyor ? demiş.
Bir başkası da;
-Hocam demiş, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok. Nerden baksan dökülüyor.
Hoca da ;
– Yahu demiş, iyi güzelde, kabahatin hepsi mi benim ? Hırsızın hiç mi suçu yok!
 
 (Fıkra bu günün Türkiye’sini anlatıyor sanki…)
Posted in Fıkralar | Hırsızın hiç mi suçu yok? için yorumlar kapalı
Ağu 01

Zoraki Mehmet Ağa

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Eskiden camilerde devlet tarafından imam görevlendirilmemektedir. İşte tam bu zamanlarda Ramazan ayı yaklaştığı günlerde köy ağalarını bir telaş sarmış. Ağalar “Ramazan ayı geliyor. Allah nasip ederse oruçlarımızı tutacağız. Fakat camimizin imama ihtiyacı var bunu bizlerden başka kimse karşılayamaz.” Birlikte üç ağa köyümüze bir imam tutalım. İmamın ücretini üçümüz paylaşalım diye karar almışlar ve köylerine bir imam bulmuşlar.
İmam iş bulmaktan dolayı sevinçli bir şekilde çocuklarıyla birlikte ailece köye gelir ve yerleşir. Ramazan ayına birkaç gün kala da görevine başlar.
Her şey gayet güzel gitmektedir. İmam, köylüler ve ağalar son derece memnundur. Ramazan ayı gelmiş, oruçlar tutulmakta, vakit ve Teravih namazları cemaatle camide kılınmaktadır. Birkaç gün böyle geçer. Fakat bu durumdan köyün ağalarından ve imamı tutanlardan biri olan Mehmet Ağa tedirgindir. Biraz daha susmayı ve İmam’a tedirginliği ile ilgili konuyu açmamayı uygun bulur. Ama bir hafta on gün sonra artık dayanamaz ve imamla konuşmaya karar verir.
İmamı bir namaz çıkışı yakalayarak; “ Hoca sen ne yaptığının farkında mısın?” diye sorar. İmam şaşırmıştır. Mehmet Ağa’nın neden bahsettiğini anlayamaz. Ancak “Hayırdır Mehmet Ağa ben ne yaptım ki;” der. Mehmet Ağa İmam’ı bir kenara çekerek “Bak Hocam sende biliyorsun ki seni bu köye imam olarak tutanlardan biri de benim. Fakat her namazda rükûdan doğrulurken Semih Ağa ile Hamid Ağa’nın adlarını söylüyorsun ama benim adımı bile anmıyorsun, senin bu yaptığın ayıp değil mi? Bu şekilde davranırsan benden alacağın payı veremem. Sen de işinden olursun” der.. İmam bir kez daha şaşkına döner. Ağaya bunu nasıl anlatacağını düşünürken, işsiz kaldığı, geçimini sağlayamadığı günleri hatırlar. Ağaya
ben onların ismini söylemiyorum. Semihallahülimenhamideh namaz farz olduğu günden beri var dese de Mehmet Ağa’yı inandıramaz. Birkaç gün daha böyle devam eder. Ancak Mehmet Ağa rahatsızdır hocaya tekrar hatırlatır. Hoca sonunda “Tamam Mehmet Ağa bu işi halledeceğim “der. Bir Teravih namazında rükûdan doğrulurken “Semihallahülimenhamideh, zoraki Mehmet Ağa der. Mehmet Ağa memnun olmuştur iştahla namazını kılar. İmam işsiz kalmaktan kurtulmuş ve böylece bir ay da olsa ailesinin geçimini sağlamış olur. Fakat huzursuzdur… 

 

Posted in Fıkralar | Zoraki Mehmet Ağa için yorumlar kapalı
Tem 31

Dilekçe

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bir sorudur takılmıştı kafama
Hâlim arz eyledim yüksek makama
Bugün git yarın gel dediler bana
Birkaç gün dolaştı cepte dilekçe

 

Pek çoğu usandı ümidi kesti
Hatırlı, gönüllü rüzgârlar esti
Sırayı, kuyruğu çiğnedi geçti
Yine alta düştü dipte dilekçe

 

Ağır aksak dolaşmaktan bunaldım
Sayamadım kaç daireye vardım
Günlerce bekleyip bir haber aldım
Bir el buruşturmuş çöpte dilekçe

 

Posted in Şiirlerim | Dilekçe için yorumlar kapalı
Tem 30

Altın Sözler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
*Tam bu noktada Kur’ân’ın şu ayetine kulak verelim: “Sakın, zulmedenlere meyletmeyiniz, sonra size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım edilmez.” (Hud 11/113) Ebu Hayyân el-Endelûsî, “Zulmedenlere meyletmeyiniz” ifadesinin farklı açılımlarını şöyle sıralar: “Güzel sözlerle zalimlere yağ çekmeyiniz; zalimlere yapışmayınız; zalimlerin amellerine rıza göstermeyiniz”. Bu üç tutumu dini ve politik söyleminin parçası yapanlar, “barış, adalet, özgürlük” gibi kelimeleri ağızlarına alamazlar.
 
*Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir Mâide, 45
*Rabbin kullarına zulmedici değildir Fussilet, 46
*Bir kula haksız zulüm yapılır o da sabrederse, Allah onun izzetini dünya ve ahirette mutlaka artırırHadis-i Şerif
*Kadı zulmetmedikçe, Allah Teâla hazretleri onunla birliktedir Zulme yer verdiği zaman onu terkeder, artık şeytan onunla beraber olur Hadis-i Şerif
*Kimin malı zulüm yoluyla elinden alınmak istenir ve bu yolda öldürülürse, o kimse şehittir Hadis-i Şerif
 
*Üç kişi vardır duaları reddedilmez: : Âdil devlet başkanı, iftarını yaptığı zaman oruçlu, Zulme uğrayanın duası Hadis-i Şerif
*Zulümden kaçının Zira zulüm, Kıyamet günü karanlıklar olacaktır Hadis-i Şerif
*Türk bilgini mütekellim İmam Matüridi ne diyor: “Zülüm ve adaletsizliğe adalet adını veren, ona razı olan ve bu fikri benimseyen dinden çıkar.”  
*Zulmü her kabul ediş, daha büyüğünü doğurur Ahmet Hamdi Tanrıpınar 
*Kanunların bittiği yerde zulüm başlar Lord Chatham
 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Tem 29

ALLAH’IN İHSANI

 

 

 

 

 

 

 

Allahu Teâlâ Kuran-ı Kerim’de Maide Suresi’nde şöyle buyurmaktadır.

“Ey insanlar; içinizden kim dininden dönerse Allah, onlara yakında bir kavim getirecektir ki, o kavmi Allah sever, onlarda Allah’ı severler. Bu kavim inananlara karşı boyunları aşağıda, kâfirlere karşı başları yukarıdadır. O kavim Allah yolunda savaşacak ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmayacak. Bu Allah’ın dilediğine verdiği ihsandır ve Allah’ın lütfu geniştir ve O, her şeyi bilendir.” Ayeti Kerime’de geçen kavmin Türk kavmi olduğu ifade edilmektedir. Ayeti Kerime’de açıklananlara uyulmadığı takdirde Allah bir kavim getireceğini ihtar etmektedir. Türk Milleti bunu iyi anlamalıdır.

 

Posted in Yazılarım | ALLAH’IN İHSANI için yorumlar kapalı
Tem 28

Yunanistan’daki Türkler ve Camilerimiz

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“AKP ve Diyanet İşleri Başkanı Hıristiyan âlemini ihya ederken, Yunanistan’da Türk soydaşlarımız için neler yapılmış?
Patrik Bartholomeos’un dini otorite alanında olan Kavala’daki Türk Camisi, Aya Nikola Kilisesi olmuş. İstanköy’deki Türk Defterdar Camisi Alışveriş Merkezi yapılmış ve soydaşlarımızın ibadetine kapatılmış. Yaklaşık 2 bin Türk soydaşımızın yaşadığı İstanköy’de soydaşlarımızın ibadet edebilecekleri tek bir cami yok, din özgürlükleri yok,Türk okulu hiç yok. Buna karşılık adadaki Rum kiliseleri ticari maksatla kullanılmıyor ve Yunanlıların ibadetine açık.
Defterdar Camisi’nin avlusu kahvehane yapılmış ve soydaşlarımızın ibadetine kapatılmış. Buna karşılık Rum kilisesinin avlusu ticari maksatla kullanılmıyor, Yunanlıların ibadetine açık.
Türk soydaşlarımızın yaşadığı İstanköy’de dinimize, İslam dinine karşı açık bir şekilde saygısızlık sergilenirken, soydaşlarımızın ibadet edeceği tek bir cami bile yokken, İstanbul’daki Rum kiliseleri, Rum vatandaşlarımızın ibadetine açık ve ticari maksatla kullanılmıyor.
Yaklaşık 3 bin soydaşımızın yaşadığı Rodos’ta Türk okulu yok. Mevcut 12 camiden sadece biri, İbrahim Paşa Camisi ibadete açık, o da bayram ve Cuma namazları ile sınırlı. Cami müezzininin minareden ezan okumasına müsaade edilmemekte, müezzin ezanı ancak cami avlusundan okuyabilmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı Hıristiyan alemini ihya ederken, Patrik Bartholomeos’un metropolitleri dinimize, İslam dinine açık bir şekilde saygısızlık yapıyor. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ise Hıristiyan alemine hizmet etmekle meşgul.
 
 *Ahmet Takan Yeniçağ Gazetesi
Posted in Gündem | Yunanistan’daki Türkler ve Camilerimiz için yorumlar kapalı
Tem 27

Biz Burada Delilikten Yatıyoruz Kardeşim

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Adamın birisinin, arabasının lastiği tam tımarhanenin önünde patlar.
Adam arabayı kenara zor yanaştırır.
Sonraki işlem malum…
Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker.
Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer.
Mazgal açılır gibi değil,
Bijonlar görünmüyor bile.
Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir;
– Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
– Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
– Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar. Hepsi 3 bijonlu olsun.
Seni, lastikçiye kadar idare eder.
Adam hemen denileni yapar.
Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir:
– Senin ne işin var tımarhanede?
Cevap müthiştir….
– Biz burada delilikten yatıyoruz kardeşim, salaklıktan değil…!

 

Posted in Fıkralar | Biz Burada Delilikten Yatıyoruz Kardeşim için yorumlar kapalı
Tem 26

Bitmeyen Sevgi

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Toprak, toprak olmaya razı olmazdı
Resulûllah’ı bağrına basmasa…

 

Gökyüzü bu kadar yükselmezdi
Resulûllah’a kubbe olmasa…

 

Ne gündüz, ne de gece
Güneş, ay ve yıldızlar olmazdı
Şu masmavi kubbene avize olmasa…

 

Hava, su ve saymakla bitmeyen bütün nimetler
Bu kadar güzel ve tatlı
Bu kadar hoş olmazdı
Hakk’ı tespih
Ve Resulûllah’ı tasdik etmiş olmasa

 

Kâinat bu kadar düzenli
Bu kadar mükemmel
Bu kadar göz kamaştırıcı olmazdı
Hakk’ın ve Habibî’nin
Bitmeyen sevgisi olmasa…
 

 

Posted in Şiirlerim | Bitmeyen Sevgi için yorumlar kapalı
Tem 25

Altın Sözler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
*”Bağışından geri dönen kimse kustuğunu yalayan kimse gibidir.” Hadis-i şerif
*”Allah bir m
illete azap indirince o milletin içinde bulunan iyi kötü her ferde ulaşır.” Hadis-i şerif
*”Cebrail bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye dip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım.” Hadis-i şerif
*”Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever.” Hadis-i şerif
*”Komşusu şerrinden emin olmayan kimse cennete giremez.” Hadis-i şerif
*”Ey insanlar Allah’a tövbe edin ve O’ndan bağışlanmanızı isteyin. Ben de Allah’a günde yüz defa tövbe ediyorum.” Hadis-i şerif
*”Allah’ım sen affedicisin, affı seversin beni de affet.” Hadis-i şerif
Posted in Atasözleri Vecizeler | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Tem 24

‘Nergizçik Adası’ İşgal Edildi

 
 
 
 
 
Nergizçik Adasına yapılan Kilise
 
 
 
 
 
 
Eşek ve Bulamaç’tan sonra Nergizçik Adası’ da İşgal Edildi. “TIK” yok!
Yeniçağ Gazetesi yazarı Ahmet Takan’ın Ümit Yalım’ın açıklamaları ile ilgili haberi:
Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım’ın elindeki belge ve bilgiler Türkiye üzerinde döndürülen “bölünme” senaryolarına çok çarpıcı ışık tutacak nitelikte. “Maalesef Türkiye Batı’dan bölünmeye başlamıştır” diye söze başlayan Ümit Yalım:
“Eşek ve Bulamaç adalarımızdan sonra Ege sahilimizde Nergizçik adasına da Yunan bayrağı dikildi. Bizim olan Nergizçik adasını da Yunanistan işgal etti. Bu açık kaynaklarda mevcut ama kimse görmüyor. Çok vahim bir durumla karşı karşıyayız. Patrikhane’nin internet sitesini açın, orada da Nergizçik’in işgal altında olduğunu görürsünüz.”
-Patrikhane işgalin neresinde?
“Patrikhane’nin internet sitesine girince ilginç bir durumla karşılaşıyoruz. Site İngilizce ve Yunanca, Türkçe yok. Ayrıca Bartholomeos, internet sitesinde ekümenik olduğunu çoktan ilan etmiş.
Ancak ilginç bir ayrıntı daha var. Sitede, Batnoz Adası (Patmos) Patrikliği’nin; Eşek Adası (Agathonision) ve Nergizçik Adası (Arkioi) ile birlikte etrafındaki küçük adaların da, doğrudan Ekümenik Patrikliğin yetkisi altında olduğu belirtilmiş. Ayrıca, Patrikhane’nin dini otorite alanı içinde olan Eşek ve Nergizçik adalarındaki kiliselerin telefon numaraları da verilmiş. Böylece, Patrikhane sayesinde, halen Yunanistan’ın işgali altında olan Eşek Adası ile birlikte Nergizçik Adası’nın da Yunan işgali altında olduğunu öğrenmiş oluyoruz.
Bu bilgiler, Patrikhane’nin işgalin içinde olduğunu açıkça göstermektedir. Yunanistan’ın Türk adalarını işgal etmesi Megalo-İdea’nın bir uygulaması olup, siyasi bir olaydır. Patrikhane’nin siyasi bir olayın içinde olması Lozan’da varılan mutabakata aykırıdır. Rıza Nur Bey’in, Lozan Konferansı’nda, Patrikliğin her zaman siyasal çabalar göstereceği tezi doğrulanmıştır. Tarih bir kez daha tekerrür etmiş ve Patrikhane’nin gerçek yüzü ortaya çıkmıştır.Patrikhane, Lozan Mutabakatına göre, İstanbul’da ikamet etme hakkını hukuken kaybetmiştir. Patrikhane, en kısa zamanda ait olduğu yere, Aynoroz’a taşınmalıdır.”
-Eşek ve Bulamaç adalarının işgalini MHP milletvekili Erkan Akçay da soru önergesi ile gündeme getirmişti.
“Ahmet Davutoğlu’nun, olayın vahametini anlayarak pürtelaş bir vaziyette, soruları Genelkurmay Başkanlığı’na gönderdiği öğrenilmiştir. Halbuki soruların muhatabı Dışişleri Bakanlığı’dır. 2002 yılından beri, Yunanistan ile yapılan istikşafi (Keşfedici) görüşmeleri AKP’nin Dışişleri Bakanlığı yürütmektedir. Asker hiçbir görüşmeye dahil edilmemekte ve bilgilendirilmemektedir. Görüşmelerde ne tür pazarlık yapıldığından askerin haberi yoktur. Genelkurmay’ın bu konuda çok dikkatli olması lazım. 1939, 1943 tarihli İngiliz haritaları ile 1951 ve 1957 tarihli Amerikan haritalarında Eşek, Bulamaç ve Nergizçik Adaları’nın T.C.’ye ait olduğu açıkça görülmektedir. Hatta 1943 ve 1951 tarihli renkli haritalarda “Eşek Adası” Türkçe olarak yazılmıştır.

 

Posted in Yazılarım | ‘Nergizçik Adası’ İşgal Edildi için yorumlar kapalı