Ara 30

Artık Ona “Sayın” Demek Suç Değil!

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Sayın” kelimesi hukukun yasakladığı kişiler için söylenmesi suç teşkil ederdi. Kanunlarımızda böyle durumlar için cezai hüküm veren maddeler vardı. Buna verebileceğimiz en uygun örnek; binlerce kişinin ölüm emrini veren, görev başında askerimizin, polisimizin, öğretmenlerimizin katlinin sorumlusu, çocukların, bebelerin delik deşik edilerek kalbura dönüştürülmesini doğru bildiği yolda erdem olarak kabul eden İmralı’da oturan katilbaşı için kullanılan “sayın” hitap şeklidir.
Mahkemelerde çıkan karar “Öcalan’a ‘sayın’ denilerek hitap edilmesini ‘yasadışı örgüt adına suç işleyen kişiye önderlik atfedip yüceltmek, suçu ve suçluyu övmek’ kapsamında” değerlendiriyordu. Ve böyle hitapta bulunanların cezasını kesiyordu. Hatırlayacaksınız R.T.E’ye de katilbaşına sayın, şehide kelle dediği için 3 kuruşluk manevi tazminat cezası verilmişti. Bazıları bu cezayı alçaltıcı bulabilir; ancak R.T.E yaptığı bu konuşmayla bir katili yüceltip, şehitleri alçaltmış olmuyor mu? Buradan kimseyi yargılamak için böyle söylemiyorum; lakin bu konuşma tarzının açılımı böyle okunuyor…
XXXXXXX
Ona “sayın” denmesi artık suç değil. Çünkü “Yargıtay 8. Ceza Dairesi, çok sayıda kişinin ceza almasına yol açan, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlüsü Abdullah Öcalan’dan “sayın” diye söz edilmesine ceza verilmesi yönündeki içtihadını değiştirdi.”
Daire,”Tunceli Asliye Ceza Mahkemesi’nin Öcalan’dan “sayın” diyerek söz eden Esra Çiftçi’ye verdiği beraat kararını onadı.”
Bu gibi beyanları “kişinin sosyal statüsü” ve “AİHS 10. maddesi” kapsamında değerlendiren mahkemenin gerekçesi şu şekilde:
“Sanığın, suçluluğu sabit olan Abdullah Öcalan’a ‘sayın’ olarak hitap etmesi mevcut pozitif hukuk kuralları karşısında herhangi bir suç teşkil etmez” denildi.
Ne diyebiliriz ki, şeriatın kestiği parmak acımaz demişler. Fakat burada kesilen parmak topluma ait oluyor gibi.

 

*Fikri ALTINBAZ Ortadoğu

 

Posted in Gündem | Artık Ona “Sayın” Demek Suç Değil! için yorumlar kapalı
Ara 30

Benim Olmayan “NOEL”

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
‘Her türlü hazırlık tamamlanmış, caddeler, evler süslenmiş, ‘Noel Babalar’ hazır, yeni yıla neşeyle, eğlenceyle gireceğimiz anda nereden çıktı bu Keşan Müftüsü… Sanki biz ‘Noel’i mi kutluyoruz? Yeni yıla girerken biraz eğleniyoruz o kadar’ dediğinizi duyar gibiyim.

 

Ancak bir Türk ve Müslüman olarak almış olduğu eğitim ile millî ve dinî vecibeleri gereği vatandaşlarını aydınlatmak ve onlara doğruyu göstermek ve yanlıştan men etmek için gayret gösteren Keşan Müftüsü Süleyman Yeniçeri vaazda şunları söylemiş:

 

Keşan Müftüsü Süleyman Yeniçeri der ki:
– “Yüce peygamberimiz ‘Kim kime benzemeye çalışırsa, o onlardandır’ diye buyuruyor.
Noel bizim bayramımız değildir. Yılbaşı eğlencesi de bizim kültürümüzde yoktur. Biz bunları Hıristiyan aleminden ithal etmişiz.
Hıristiyanlıktan gelen bir etkinliği kutlarsak, onlara benzemeye başlarız. Onlar gibi bir yaşantı ortaya çıkar.
Ama ‘Millet eğleniyor, ben de eğleneyim’ diyorsanız, eğlencenin mahiyetine göre değişir. Eğer içkili, şaraplı eğlence yapılıyorsa, günahkâr olur.”
Ve ekledi:
– “Noel Baba yaşamış mı, yaşamamış mı belli değil. Bir yer söyleniyor ve orada yaşadığı ifade ediliyor.
Noel Baba, baca ve pencereden giriyor. Doğru dürüst biri olsa kapıdan girerdi.
Kuran-ı Kerim; ‘Evlere kapıdan girin’ diyor. Neden bacadan giriyor ki?”
 
Oysa ‘Noel Baba’ olarak kastedilen papaz ‘Aziz Nicolas’ tır.
“Aziz Nicholas”ın Antalya Demre’de yaşadığı ve bu kişinin çok yardım sever olduğu, hediyelerini görünmeden vermek için pencereden veya bacadan attığı söylenir.
 
 Yüce Allah, Kuran-ı Kerim’de buyuruyor: – “Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar.
 
Allah her insanı bir başkasına benzeme gararetinden korusun! Amin.
Posted in Yazılarım | Benim Olmayan “NOEL” için yorumlar kapalı
Ara 29

Altın Sözler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Mustafa Kemal Atatürk’ten Sözler:
 
● Benim Türk milletine, Türk cemiyetine, Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemiştir, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de, sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.
 ● İstiklal, istikbal, hürriyet, her şey adaletle kaimdir!
 ● Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.
 ● Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.
● Söz konusu olan vatansa, gerisi teferruattır.
● Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan, her mahlûk için tabii bir halettir, fakat insanda yorgunluğu yenebilecek mânevi bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür.
● Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.
● Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.
● Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Ara 29

Bayram Kutlama

YÜCE TÜRK MİLLETİNİN KURBAN BAYRAMINI KUTLAR, KURBANLARIMIZIN KABUL EDİLMESİNİ, BAYRAMLARI BAYRAM OLARAK YAŞAMAMIZI  ALLAH’TAN NİYAZ EDERİM.

Posted in Yazılarım | Bayram Kutlama için yorumlar kapalı
Ara 28

Felek Defterini Dürsün İsrail!

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Filistin’im, kara bahtım, mazlumum
Yok, elektriğim, ekmeğim, suyum
Firavun zulmüne uğradı soyum
Musa da (as) bu zulmü görsün İsrail!
Felek, defterini dürsün İsrail!

 

Osmanlıdan beri tuzak kurdunuz
Filistin değil ki, sizin yurdunuz
Kadın, çocuk, hatta bebek vurdunuz
Allah’ın laneti sürsün İsrail
Felek, defterini dürsün İsrail!

 

Keser döner bir gün, sap hesap döner
Gerçek insan olan barışı dener
Firavun da olsan saltanat söner
Vicdansızsın, sağır, körsün İsrail!
Felek, defterini dürsün İsrail!

 

Şu, insan hakları, nerede, hani?
Katliam yapanlar canidir cani!
Bu dünya sağır mı, kör müdür yani?
Sen bir kanser gibi ursun İsrail!
Felek, defterini dürsün İsrail!

 

Kan emenler saldırıyor her yandan
Sadist bu İsrail zevk alır kandan
Mazlum Filistinli oluyor candan
Kuduz köpek ürsün İsrail!
Felek, defterini dürsün İsrail!

 

Elinde, dilinde, yüzünde kan var
Ardında Emperyal Amerikan var
Mazlumun ahı’ndan arşa çıkan var
Dünyada farklı bir türsün İsrail!
Felek, defterini dürsün İsrail!

 

Allah bilir seni, dünya da bilsin!
İnsanlığın yüz karası nesilsin
Seni insan sandık, insan değilsin!
Lanetli şeytansın, hürsün İsrail
Felek, defterini dürsün İsrail!

 

04.01.2009

 

Posted in Şiirlerim | Felek Defterini Dürsün İsrail! için yorumlar kapalı
Ara 28

Masonluğun diğer sembolleri

 Altı Köşeli Yıldız

Tarihe Mühr-ü Süleyman (Süleyman’ın Mührü) olarak geçen “Altı Köşeli Yıldız”, Siyonizm’in simgesi olarak bilinir. Aynı sembol masonlarca da yüzyıllardır kullanılır. Masonlukta altı köşeli yıldız, locada görevlilerin dizilişini simgeler.

 

(Altı köşeli Yıldız hakkında ayrıntılı bilgi için bknz. Davud Yıldızı Nedir, Ne Anlama Gelir?)

 

Yedi Kollu Şamdan

 

Üzerinde yan yana ve aynı düzeyde olmak üzere yedi mumluk bulunan şamdan, masonların simgelerinden biridir. Geleneksel olarak altından yapılan bir şamdandır. Yedi Kollu Şamdan, mason mabedindeki kutsal ateşi sembolize eder. Masonluk’taki önemi kendi kaynaklarında şöyle anlatılır: “Mâbet, sembolik olarak alevlerle aydınlatılmalıdır. Usta derecesinde, yedi kollu şamdan bulunması şarttır.” Yedi kollu şamdan, aynı zamanda, 1948’de kurulan İsrail’in devlet amblemidir.
Gönye ve Pergel

 

Mason sembolleri içinde en çok bilineni ise, iç içe geçmiş bir gönye ve pergelden oluşan kompozisyondur. Masonlar, kendilerine sorulduğunda bu sembolün bilim, geometrik düzen, akılcılık gibi kavramları simgelediğini belirtirler. Oysaki gönye-pergelin bundan daha farklı bir anlamı vardır.

 

Bunu, tüm zamanların en büyük mason üstatlarından biri sayılan Albert Pike’nin “Morals and Dogma” (Ahlak ve Dogma) adlı kitabından öğrenmek mümkündür. Albert Pike, kitabının 839. sayfasında pergel ve gönye sembolü hakkında şöyle yazmaktadır:

 

“Bu, Aryanlardaki Brahman ve Maya inançlarında veya Mısır’daki Osiris ve İsis efsanesinde olduğu gibi, kutsallığın ikili bir doğası olduğu düşüncesini sembolize eder. Örneğin Güneş erkek, Ay ise dişi bir doğaya sahiptir.”

 

Bunun anlamı, masonların en ünlü sembolü olan gönye-pergelin, aslında yine Eski Mısır’dan veya Hıristiyanlık öncesi Aryan inançlarından kaynaklanan pagan bir hurafenin işareti oluşudur. Albert Pike’nin alıntısında geçen Ay ve Güneş sembolleri de mason localarında yer alan önemli bir semboldür ve bunlar, Ay’a ve Güneş’e tapınan antik pagan toplumların batıl inançlarının bir ifadesinden başka bir şey değildir.
Herşeyi Gören Göz ve Tamamlanmamış Piramit

 

Masonların en ünlü sembolleri arasında yer alan üçgen içinde göz (Horus’un Gözü) ve piramit, Eski Mısır’dan alınmadır. ABD Büyük Mührü’nde yer alan piramit, Firavun Keops adına yapılan büyük piramittir. Göz sembolü ise Eski Mısır gravürlerinde sıkça kullanılan bir rumuzdur.
Mason Localarındaki Eski Mısır Sembolleri

 

Eski Mısır ile masonlar arasındaki ilişkiyi ortaya koyan önemli gerçeklerden biri de, masonluğun sembolleri’dir.
Semboller, masonlukta çok büyük önem taşır. Masonlar, felsefelerini, gerçek manalarını sadece kendi üyelerine açıkladıkları semboller aracılığıyla ifade ederler. 33 derecelik Masonik hiyerarşi içinde kademe kademe yükselen mason, her derecede Masonik semboller’in yeni anlamlarını öğrenir. Böylelikle Masonik felsefenin derinliklerine aşama aşama ulaşır.
Gözün Altındaki Piramit

 

Dünyadaki en ünlü Masonik sembol, büyük olasılıkla, 1 dolarlık Amerikan banknotunun üzerinde yer alan ABD mührüdür. Mühürde yarım bir piramit ve bu piramidin tepesine oturtulmuş bir “üçgen içinde göz” sembolü yer alır. “Üçgen içinde göz”, mason localarının değişmez sembolüdür ve adeta masonluğun bir numaralı işareti durumundadır. Masonluk konusunu ele alan kaynakların büyük bölümü, bu gerçeğe vurgu yaparlar.
Üçgen içindeki gözün altındaki piramit nispeten daha az dikkat çekmiştir. Oysa bu piramit de son derece anlamlıdır ve masonluğun felsefesini tanımlamak bakımından oldukça açıklayıcıdır. ABD mührü hakkında bir doktora tezi hazırlayan Amerikalı akademisyen Robert Hieronimus’un bu konuda verdiği önemli bilgiler vardır. Hieronimus’un tezi “Amerikan Büyük Mührü’nün Arka Yüzünün Tarihsel Bir Analizi ve Hümanist Psikoloji ile İlişkisi” başlığını taşımaktadır. Tezde, mührü benimseyen ABD kurucularının mason olduklarına, bu nedenle hümanist felsefeyi benimsediklerine vurgu yapılmakta ve mühürde de bunu yansıttıkları bildirilmektedir. Bu hümanist mesajların Eski Mısır ile olan bağlantısı ise, mührün merkezindeki piramit tarafından simgelenmektedir. Piramit, Mısır’daki Firavun mezarlarının en büyüğü olan Keops Piramidi’nin bir tasvirinden ibarettir.

 

G.Washington

 

SAYFA 159-Derin Dünya Devleti (Gizli Doktrinin Küresel Efendileri)-Timaş Yayınları-İst.2003 :

 

Posted in Yazılarım | Masonluğun diğer sembolleri için yorumlar kapalı
Ara 27

Masonluk

Masonluk, Tek Göz Kültü ve İlluminati

 

“Mason”un anlamı, “duvarcı”dır. Masonluk, Süleyman Mâbedi’nde çalıştığı iddia edilen duvarcı ustası Hiram Usta’yı kendisine örnek alır.

 

“Tek Göz”, “Horus’un Gözü” ve Deccâl’in Simgesi!

 

Üstteki resimdeki “kurukafa”ya dikkat edin. George Walker Bush, masonların Skulls and Bones Society (Kuru kafa ve Kemikler) Siyah Mason Locası’na üyedir. (SBS).
Resimde geçen “light”; yani ışık, Lucifer’in (sahte) ışığıdır.
Jakin – Boaz Sütunları
 
Tevrat’ın 1. Krallar, 7. bâb, 21.ayetinde geçen sütunlar da şöyle anlatılır: “İki tunç direği yaptı. Ve direkleri mâbedin eyvanına dikti ve onun adını Jakin koydu ve sol direği dikti ve adını Boaz koydu.” (Eski Ahit, 1.Krallar 7:21) Bütün localarda bulunan iki sütun, Hiram’ın Süleyman Mabedi’nin giriş kapısına koyduğu sütunlardan başkası değildir.

 

Modern Kitab-ı Mukaddes çevirisi: “Hiram sütunları tapınağın eyvanına dikip sağdakine Yakin*fy*, soldakine Boaz*fz* adını verdi.” (1.Krallar 7:21)

 

Hümanizm Tapınağında Garip Ayinler

 

Masonlar, tüm dünyayı bir “tapınak” haline getirme amacındadır. Ama hayâl ettikleri bu tapınak, İlâhî bir dînin değil, hümanist bir dinin tapınağıdır. “İnsan” kavramının putlaştırıldığı, insanların İlâhî dinleri tamamen terk ettiği, materyalist ve evrimci felsefenin tek doğru sayıldığı bir dünya hayâlidir bu.

 

Masonik bir metinde masonluğun bu hedefi ve bu amaçla düzenlenen garip bir ayin şöyle ifade edilir:

 

“Bugünkü dinde, yavaş da olsa, şuûru tam manasıyla tatmîn edebilecek tek ve evrensel bir din teşekkül etmektedir… Bu evrensel dine paralel olarak, bir de dünya görüşü ölçüsünde ahlâk kurulacaktır. Böyle bir din, insanı kâinatla birleştirecektir. İşte bu Masonizm’dir. Bu dîn, gönülden gönüle kurulacaktır. Kurulan bu dînin mâbetleri, insanlık mâbetleri olacaktır. Bu tapınakta okunan ilâhîler, belki de bir insanın rûhundan fışkıran müzik eserlerinin en soylusu olan Bethowen’in 9. Senfonisi olacaktır.

 

Mithra Efsanesi’ndeki Boğa’nın eti ve kanı yerine, ekmek yiyerek ve kırmızı şarap içerek bu doğuşu kutluyoruz. Komünyonun manası olan inanç birliği yapıyoruz burada biz. Yeni bir yılda bu kutsal mücadelemizi şöyle vaftiz edip bitirmek istiyorum: Ekmekten bir parça daha yiyiniz, kardeşlerim, bu dinin misyonerleri olan sizler, ekmeği paylaşan aziz dostlar olsun. Ateş yiyerek bir daha şarabınızdan içiniz kardeşlerim, kan kardeşi olmak için.” (Mason Dergisi, Yıl: 29, Sayı. 40-41, 1981, s.105-107)
 Diğer Semboller
 
Posted in Yazılarım | Masonluk için yorumlar kapalı
Ara 26

Gönül pusulamız

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Gönül pusulamız para dedikçe
Beyinleri içten dışa çevirdi
Şu kömür karası maddi sevgiler
Gönül iklimini kışa çevirdi

 

Kalplerin kapısı sürgülenerek
İnsan haysiyeti vergilenerek
Her türlü oyunlar sergilenerek
Kupkuru yerleri yaşa çevirdi

 

İçimizde kasırgalar estikçe
Akla giden yolu mide kestikçe
Köstebek menfaat beyni deştikçe
Kalpleri kaskatı taşa çevirdi

 

Hayal ile mahsul aldı ovada
Gözler, çil çil para saydı havada
Fırıldak misali dönüp yuvada
Masmavi gözleri şaşa çevirdi

 

Ayrıklar türedi âlim kafada
Şeytanlık karıştı şimdi hasada
Sizi, bizi, hepimizi, yasa da
Tüyleri yolunmuş kuşa çevirdi

 

Bir idare, midesinden ülserli
Korkunç darbelerden başı eserli
Şükürler olsun ki Allah’tan (cc)serli
Her türlü tuzağı boşa çevirdi

 

Böyle yaşamaya alıştık amma
Bir hırsla mindere doluştuk amma
Nakavt olmamaya çalıştık amma
Hakemler kararı tuşa çevirdi

 

8.2.1993

 

Posted in Şiirlerim | Gönül pusulamız için yorumlar kapalı
Ara 26

Geri çekin, Özür dileyin!

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Meclis’teki bütün partilerin ortak kararıyla emekli vekil maaşına jet hızıyla yapılan yüzde 100 zam, toplumda büyük bir infiale yol açtı…

 

Kamuoyu Fransa’ya odaklanmışken, vekillerin gece yarısı operasyonuyla maaşlarına yüzde 100 zam yapması, başta emekliler ve sendikalar olmak üzere, sivil toplumu ayağa kaldırdı.

 

Geri çekin, özür dileyin
Kamu-Sen’e bağlı Türk Büro-Sen vekilleri ayıpladığını ve kınadığını açıklarken, Eğitim-İş Sendikası 4 partiye de açık çağrı yaptı: Türk ulusundan özür dileyin ve bu zammı geri çekin!

 

Vicdansız zamma büyük tepki
Dört partinin ortaklaşa aldığı kararla emekli milletvekili maaşlarına yüzde 100 zam yapılırken, AKP 8 milyon emekli vatandaşı ilgilendiren yasa teklifini kabul etmedi.

 

Türk kamuoyu Fransa’nın sözde Ermeni soykırım inkarını suç sayan yasaya odaklanmışken, Meclis’te 4 partinin ortak kararıyla emekli milletvekililerinin maaşlarına yüzde 100 zam yapılması toplumda büyük infial yarattı. Gerek sendikalardan gerekse de sivil toplum örgütlerinden bu zamma tepki yağıyor. Türkiye Kamu-Sen’e bağlı, Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, düzenlemeye “evet” oyu veren tüm milletvekillerini ayıpladığını ve kınadığını söyledi. Yokuş, “Bu düzenlemeyi üzüntüyle karşılıyoruz. Daha önce de Meclis çalışanları ile ilgili bir düzenleme yapmışlardı. Bu gelişmeleri kamuoyu, kamu çalışanları ve tüm çalışanlar ibretle seyretmekteyiz. Kendilerine ve Meclis çalışanlarına yaptıkları zamların benzerini emekliler, kamu çalışanları ve diğer çalışanlar için düşünmüyorlar. Örneğin emeklilerin beklediği İntibak Yasası halen çıkarılmış değil. Bu düzenlemeye evet diyen tüm milletvekillerini ayıplıyor, kınıyorum” diye konuştu. Birleşik Kamu-İş’e bağlı Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Veli Demir, 4 partiye “Türk ulusundan özür dileyerek zammı geri çekme” çağrısı yaptı. Demir şunları söyledi: “Türkiye’de milyonlarca insan açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Ülkemize yönelik emperyalist saldırganlık da son olarak Fransa örneği ile ortaya çıkmış durumda. Tam da böyle bir dönemde, halkın yararına konularda bir türlü uzlaşamayan partilerin kendi çıkarları için anlaşmasını manidar buluyorum.”

 

*Yeniçağ Gazetesinden Alınmıştır.

 

Posted in Gündem | Geri çekin, Özür dileyin! için yorumlar kapalı
Ara 24

“Al yoksa amcaya veririm”

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Çanakkale’den 30 yaşlarında bir kadın, kucağındaki süt bebeğiyle otobüse biner. Yanına da iri kıyım 35 yaşlarında bir adam oturur. Otobüs Ezine’ye ulaştığında kadın çocuğunu emzirmek amacıyla memesini açar ve çocuğa verir.
Ancak çocuk inatla memeyi emmek istemez. Kadın çocuğa kızar ve sert bir sesle;
-Al yoksa amcaya veririm !….Der.
Adam göz ucuyla bakar ve önüne döner…
Ayvacık’a geldiklerinde kadın yine memesini çıkarır ve çocuğu yine emzirmek ister, çocuk yine emmez ve yine aynı sözler kadının ağzından dökülür;
-Al yoksa amcaya veririm.
Bu olay her durakta tekrarlanır ve hepsinde de aynı şeyler yaşanır.
Küçük kuyu, Altınoluk, Güre, Akçay derken Edremit’e kadar gelinir. Edremit’te de kadın;
-Al yoksa amcaya veririm diyince adam patlar.
-Hanım hanım yeter artık !…Vereceksen ver be… Ben taaaaa Ayvacık’ta inecektim, buralara kadar geldim….
Posted in Fıkralar | “Al yoksa amcaya veririm” için yorumlar kapalı