Hz. Muhammet’ten(S.A.V) Özlü Sözler.
“İnsanların en hayırlıları, ahmak, aptal diye adlandırılmadıkça kıyamet kopmaz” “Kabe-i Şerif yıkılarak taşları denize atıldığı vakit, işte o zamanda korkunç alametler ol “Alim, ilim ve amelin yeri cennettedir. Alim, ilmi ile amel etmezse, ilim ve amel cennette, alim ise cehennemde olur.” “Ameller niyetlere göre değer kazanır.” “Severken itidalden(ölçüden,sabırdan) ayrılma. Olur ki bir gün darılırsın, dost iken yaptığın aşırı hareketlerden mahcub olursun. Dargın olduğun zamanlarda da itidalden ayrılma. Olur ki bir gün dost olursun. Dargınken yaptığın hareketlerden mahcubiyet hissedersin.” “Ya hayır konuş, ya da sus.” “Kadınlarınıza eziyet etmeyin! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emânetidir. Onlara yumuşak olunuz ve iyilik ediniz!” “Hakkın dile getirilmesi gereken yerde susan, dilsiz şeytandır.” “Kim kime benzemeye çalışırsa, ondandır.




II. Abdulhamit Diyor ki;
*Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir!
*İcabı halinde donanmayı kaybetmemek için canımı vermeye hazırım.
*Ha kendi evlatlarım,ha millet farkı yoktur.
Kaşgarlı Mahmut Diyor ki
* Dil ile düğümlenen, diş ile çözülmez.
* İnsan şişirilmiş tulum gibidir, ağzı açılınca söner.
*Onlara Tanrı Türk adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
Lokman Hekim Diyor ki;
*Oğulcuğum! Konuştuğum İçin Pişman Olmuşumdur Ama Sustuğum İçin Asla Pişman Olmadım.Ahmak cahil kimseden uzak dur.
* Aklı başında bilgin dostu tercih et. Bir cemaatta bulunduğun zaman dilini faydasız
“Gazete hürdür sansür yasaktır” 1908 yılları II. Abdulhamit dönemi
Abdülhamit’i mumla arıyoruz!
Abdülhamit döneminin sansürü meşhurdur.. Dünya tarihine geçmiştir…
Örneğin o dönemde tahtakurusu sözcüğü “tahtı kurusun” diye yazılabileceği gerekçesiyle yasaklanmış. Kimyada 0= AH gibi denklemler de “Abdülhamit = sıfır” anlamına çekilebileceği için kullanılmazmış.
Yazar Ahmet Rasim Bey o çağın ünlü sansür memuru Hıfzı Bey’le aralarında geçen diyaloğu anlatıyor…
“Biz, dedim, yazdığımız yazılarda zatıalinizin çizeceğinizi bildiğimiz kelimeleri kullanmıyoruz. Biliyoruz ki, vatan, millet, hürriyet, ihtilal, cinnet, mecnun, yıldız, zehir vb. kelimeler yazılmaz. Fakat sansürden gelen provalarda her seferinde başka başka kelimeler, cümleler görüyoruz ki çizmişsiniz.”
Ahmet Rasim sözün sonunu şöyle getiriyor:
“- Bize neyin sakıncalı olduğunu söyleseniz de onu bilsek ve yazmasak…
Sansür memuru Hıfzı Bey’in cevabı:
– Onu ben de bilmem… Yalnız size şu kadarını söyleyeyim ki siz anlayınız… Siz hangi yazınızı en çok beğenerek yazarsanız, ’oh ne güzel oldu’ derseniz, benim onu çizeceğimi biliniz…”
ULAMANIN GÖZÜ KALMIŞTIR.