Nis 30

Altın Sözler

                                                                                    
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
*“Ne Batıyı tanıyoruz, ne Doğuyu… En az tanıdığımızsa kendimiziz. Biz Müslümanlığından, Doğululuğun
dan, Türklüğünden utanan, tarihinden utanan, dilinden utanan şuursuz bir yığın haline geldik.” Cemil Meriç

 

*“Ümmî ile câhil arasında çok fark vardır. Ümmî yalnız okuyup yazma bilmeyendir; câhil ise okuyup yazma bilse de bir şey bilmeyen kimsedir.” Kamûs-ı Türkî Semseddin Sami

 

* “Âlimin uykusu cahilin ibadetinden hayırlıdır.” Hz. Muhammed

 

* “Akıbeti hayırlı olan az, akıbeti şer olan çokluklardan her zaman hayırlıdır”

 

*“Yalnızca, sözlerimin haklı olup olmadığını düşünün. Çünkü yargının erdemi, budur. Tıpkı konuşmacının erdeminin, gerçeği söylemek olması gibi.” Sokrates

 

* “Düşünce alınan eğitimle orantılıdır, iyi bir düşünceye sahip olmak için, iyi bir eğitim almak gerek.” Numan
Posted in Atasözleri Vecizeler | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Nis 29

Ayılana Zam, Bayılana Zam…

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Yukarıdaki tabloda (Salim Yavaş-Yeniçağ) her şeyi açıkça göstermiş.

 
Zamların Seceresi
Geçen yıl seçim öncesi 4.3 milyar lira dağıtıp oy oranını yüzde 50’ye çıkaran iktidar, bu yılki yardımlar için 8 milyar 635 milyon lira (eski parayla 8 katrilyon, 635 milyar lira) ayırdı.
 
2002’de; yani AKP’nin iktidara geldiği yıldaki fiyatlar :
Benzin 1.76 TL
Mutfak Tüpü 15 TL
Doğal Gaz 37 Kuruş Metre küp fiyatı
Ekmek 20 Kuruş
 
 2012’de yani AKP’nin 10 yıllık iktidarındaki fiyatlar:                
Benzin 4.72 TL. %300 yakın artış var
Mutfak Tüpü 60 TL %300 artış var
Doğal Gaz 84 Kuruşun üstünde
Ekmek 50-75 Kuruş %300 üstünde artış var
 
Ayrıca Elektrik faturalarındaki kaçak elektrik ve TRT paylarını da hatırlamakta yarar var. 
 
 
Posted in Yazılarım | Ayılana Zam, Bayılana Zam… için yorumlar kapalı
Nis 28

Şehadet Getiren Dil Olsam…

                                                                

             
 
“Ol” dese ne olmaz çölde, kayada
Hem nurdan bir ışık vermiş aya da
Daha ne isterim ben bu dünyada
Kuran’a götüren yol olsam yeter

 

Bitmez bu dünyada tükenmez acım
Hiç yoktan var oldum, nedir amacım?
Başımda olsa da ahiret tacım
Cenneti Ala’ya çul olsam yeter

 

Sahte bir zamanla aslı kıyasla
İlahi bir dine ruhunu yasla
Layık değil isem olamam asla
Tuğba ağacına dal olsam yeter

 

Bu hayattan bir tat almadım gitti
Ömür birden bire ne çabuk bitti
Ecelin borusu çok acı öttü
Şehadet getiren dil olsam yeter

 

Her nereye baksam orda sen varsın
Mümin gönüllerde yarda sen varsın
Gözümde ışıyan ferde sen varsın
Rızanı kazanan kul olsam yeter

 

Posted in Şiirlerim | Şehadet Getiren Dil Olsam… için yorumlar kapalı
Nis 27

“Bu nasıl ”Türk Yurdu”

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Türk Ocakları’nın yayın organı olan Türk Yurdu Doğu Perinçek mülakatı, kapakta AKP reklamı derken şimdi de şehide ölü diyen sitenin reklamını yapmakta. Derginin sorumlusu Sayın Çağatay Özdemir’i soruları cevaplamaya davet ediyoruz
Türk Ocakları Genel Merkezinin aylık yayın organı olan Türk Yurdu dergisi Türk milliyetçiliği çizgisini hangi noktaya taşımayı düşünüyor? Kapakta AKP reklamı, Doğu Perinçek röportajı derken şehide ölü diyen siteden haber almak da ne oluyor? Türk Yurdu Dergisinin Genel Yayın Yönetmeni olan Sayın Çağatay Özdemir’in bunlara verecek bir cevabı olmalı.
Şehide ölü diyen bir siyasal İslamcı siteden Türk Dünyası haberleri alan Türk Yurdu Dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Sayın Çağatay Özdemir Bey, takkesini önüne koyup bir düşünmeli. (Bu Türk Milletine, Türk Milliyetçilerine bir hakarettir.  K.Ş.)
 
*Sonkale

 

Posted in Yazılarım | “Bu nasıl ”Türk Yurdu” için yorumlar kapalı
Nis 26

“Sen Benden Yana mısın, Ayıdan Yana Mı?”

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Nasreddin Hoca bir gün yolda yürürken yanına bir adam yaklaşıyor ve şöyle diyor;
 – Hocam, şimdi bir ayı gelse ne yaparsın? 
Nasreddin Hoca hemen yerden iki taş alıyor ve bunlarla kendimi savunurum, diyor. Adam tekrar soruyor; 
– Diyelim ki taş yok o zaman ne yapacaksın? Hoca bu sefer; 
– Kaçarım, diyor. Adam da; 
– Ayı senden hızlı koşar ve seni yakalar, o zaman ne yapacaksın? 
Hoca; 
– Ağaca çıkarım, diyor. Adam tekrar; 
– Ayı da ağaca çıkar, o zaman ne yapacaksın? 
Hoca artık dayanamaz ve şöyle der; 
– Bre hain, bre hain sen benden yanamısın yoksa ayıdan yanamısın?
Posted in Fıkralar | “Sen Benden Yana mısın, Ayıdan Yana Mı?” için yorumlar kapalı
Nis 25

Belirsizlik…

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bu günü, yarını, dünü belirsiz
Başlangıcı, sonu, önü belirsiz
Bir yol tutmuş amma yönü belirsiz
Kimlikleri belirsizlik bunların
 
Dünyalar yıkılsa sanma uyanır
Pusulası mala mülke dayanır
Her türlü renklere hemen boyanır
Günlükleri belirsizlik bunların
 
Görmek için boşa gözünü gerer
Onlar ki kılıktan kılığa girer
Soytarıya benzer her şeyi giyer
Önlükleri belirsizlik bunların
 
Halka doğru uzatırlar kazığı
Açlık sefalet ve zamdır azığı
Çalıp, söylediği ahır müziği
Şenlikleri belirsizlik bunların

 

Posted in Şiirlerim | Belirsizlik… için yorumlar kapalı
Nis 24

Kim Samimi, Kim Değil?

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
32 yıl önce 12 Eylül darbesini yapanlara alkış tutanlar şimdi 12 Eylül’ü yargılama(!) konusunda at başı gidiyorlar. Dünkülerin samimiyeti olmadığı gibi bu günkülerin de samimiyeti olmadığını görüyoruz. 12 Eylül öncesini ve sonrasını sorgulamadan, ülkenin 12 Eylül’e gitmesine sebep olanları tespit etmeden, istihbarat teşkilatlarının o günkü notlarına bakmadan iki yaşlı generali yargılayacaklar. Bu gün 12 Eylül Anayasası diye  küçümsenen Anayasa milletten yüzde 92 oy alarak yürürlüğe girmişti. Şimdiki yapılanları gören vatandaşların “bu olsa olsa tiyatrodur” demeleri haksız mı?
 
“Bugünün en keskin darbe sevmezlerinden Başbakan Tayyip Erdoğan, o günlerde Kalender Orduevin’de darbeci general Evren’i ziyaret ederek, ona saygılarını, hürmetlerini bildirip “kristal cam vazo” hediye etmiş ve“Paşam senin darbe yaptığın yıllarda belediye başkanı ben olsaydım, birlikte İstanbul’u daha zengin şehir yapardık” diye sözler söylemiştir.” (Necati Doğru Sözcü)
 
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün geçtiğimiz yıllarda 12 Eylül’ün simgelerinden biri olan 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren’i Çankaya Köşkü’nde ağırlaması, zihinlerde soru işaretlerinin oluşmasına sebep olmuştu.
 
İlk taşı hiç günahı olmayan atsın! 
 
Posted in Yazılarım | Kim Samimi, Kim Değil? için yorumlar kapalı
Nis 23

İdeal İnsanı

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yaşı ya on dokuz, ya yirmi
Çiçeği burnunda
Delikanlı mı; delikanlı
Delikanlılığın altın çağında
Ama kiminde gözler yok!
Kiminde kulaklar!
Kimilerinde ise;
Burun kalmamış yerinde!
Fakat görüyorum, biliyorum ve hissediyorum ki;
Vatan, bayrak, millet ve Allah sevgisi…
Hala hepsinin de yüreklerinde
Kimi elini,
Kimi kolunu,
Kimi ayağını,
Kimi bacağını kaybetmiş
Vatan için, millet için, bayrak için, Allah için,
Bayraklar bayrak olsun diye kan,
Topraklar vatan olsun diye can vermişler
Gören gözleri, susan dilleri nankör olanlarla
Kulakları sağır, vicdanları kör olanlar
Rengini şehitlerimizin al kanından alan
Ay yıldızlı al bayrağımızın yerine
Ya kızıl yıldızlı
Ya orak çekiçli bir paçavra asmak istemişler
İstiklal Marşı’nın yerine
Enternasyonalizm Marşı’nı söyleyeceğiz demişler
Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği bu gençlik
Kükremiş o an!
Türk semalarında
Türk’ün bayrağı dalgalanır
Türk’ün İstiklal Marşı söylenir ancak!
Bayrak inmez!
Ezan dinmez!
Vatan bölünmez demişler
Bu kutsal toprağa ekilmiş
Binlerce yiğitler
Bunu anlamamış, anlamak istememiş
Bilmemiş, bilmek istememiş
“Marks, Lenin, Mao, Kastro…” Diyen
“Emperyalizm uşağı  işbirlikçi  yezitler!”

 

Posted in Şiirlerim | İdeal İnsanı için yorumlar kapalı
Nis 22

Türkiye Cumhuriyeti Sonsuza dek Yaşayacak

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ordusu dağıtılmış, Vatanı işgal edilmiş, Hürriyetine kastedilmiş, esaret altına alınmak istenen Türk Milleti’nin iradesini ortaya koyarak Millî Egemenliğini hak ettiği bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış tarihi olan 23 Nisan 1920 gününün onurunu, gururunu, coşkusunu yaşamaktayız. 
23 Nisan 1920, Cumhuriyet yönetimi için atılmış en büyük adımdır. Devletimizin yönetim sistemindeki bu büyük değişim, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilanı ile Türk milletinin bağımsızlığını dünyaya ilan ettiği gündür. 
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk,Kahraman Türk Milletine
düşmanlarından, hainlerinden arınmış bir vatan, dünyada saygı ve ilgi duyulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bırakmıştır.
Şehitlerimizin ve gazilerimizin aziz hatırası önünde saygı ile eğilir ve eğilmenizi rica ederim.
 
Şimdi Atatürk’ü Türkiye’den silmek isteyenlere şu atasözü ile seslenmek yeri değil mi?.
 
 “Baba oğula bir bağ bağışlamış, oğul bir salkım üzüm vermemiş.”
Atatürk bu millete bir cumhuriyet bağışlamış, bu günkü nesillerden bir çoğu Atatürk’ü unutturmak istiyor. Ne denir? Allah bildiği gibi yapsın!
Posted in Yazılarım | Türkiye Cumhuriyeti Sonsuza dek Yaşayacak için yorumlar kapalı
Nis 21

DECCAL;

 
Dolardaki tek göze ve kartala dikkat! İkisi de  Mason Simgesidir…
 
 DECCALİN TEK GÖZÜ VARDIR,İyi biliniz ki onun bir gözü kördür. Yüce Allah ise kör değildir.” Sahih-i Müslim’de…
 Deccal,Mesih’in veya ikinci kez yeryüzene gelmesinden önce insanlığı kötülüğe ve imansızlığa yönelteceğine inanılan hükümdar. Hadislere göre deccal kıyamete yakın bir zamanda mesih’in dünyaya zuhurundan önce allah tarafından insanları kötü yola ve imansızlığa çağıran Hz. Adem’le kıyamet arasındaki vakitte allahın yeryüzüne gönderdiği en büyük fitnedir.Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V)bir hadisinde “deccal’a denk gelen ona karşı kehf suresinin ilk ayetlerini okusun” demiştir.Deccal ilk olarak bir kavme gelir daha sonra bu kavme kendisinin onların tanrısı olduğunu ve ona inanmalarını söyler ve bu kavim(ABD) ona inanır.Deccal bu kavmin topraklarını verimli kılar,hayvanlarını besili yapar,yağmurlarını çoğaltır.Daha sonra başka bir kavme gider bu kavme’de kendisine inanmalarını söyler ama bu kavim onun tanrı olmadığını sadece bir fitne olduğunu söyler.Bunun üzerine deccal bu kavmin(IRAK,AFGAN,FİLİSTİN) topraklarını kurutur,ekinlerini çürütür,kuraklık getirir.HADİSLER DECCAL BAKINIZ. Tek göz sembolü, Tanrı’nın herşeyi gören gözü anlamındaki Osiris’in Gözü. Ayrıca New Word Order’in de sembolü. Yani Tek Dünya Devleti, herşeyin tek bir merkezden yönetilmesi ideali güden kimi bazı gizli oluşumlar… Kıyametin Alametlerinin Gizli Kodları 2 Biraz beyin cimnastiği. Şimdi bir çok dağınık veri var elimizde, gelin bu verileri alt alta dizelim; ne çıkacak!
1.Kııyametin büyük alametleri’nin (küçük alametlerin aksine), “teknolojik gelişmelerin” ya da “oluşumların” şifrelenmiş kodu olabileceği söyleniyor.
2. Hıristiyan ve İslamî kaynaklara göre, Deccal’in Musa’nın Asası ve Süleyman’ın Mührü’yle çıkacağını söyleniyor. Hıristiyan kaynakları, ikisine ek olarak “Kutsal Kase”nin de eline geçeceğini yada ellerinde bulunduğunu söylüyor.
3. Havas kitaplarında, Süleyman’ın Mührünün ebced’le şifrelenmiş kodlar olduğu söyleniyor. Yahudilere göre ise, gizli bir kabala şifresini içinde barındırdığı söyleniyor.
4. Benzer şekilde Tapınakçılar (Bilinene adıyla Mabetçiler) Kutsal Kase’nin sadece bir kase değil, “dahice düşünülmüş bir alegori” olduklarına inanıyorlar. Bugüne kadar ise Son Akşam Yemeği’nde Hz.İsa’nın içmek için kullandığı ve Arimatealı Yusuf’un çarmıha gerilen Hz.İsa’nın kanını doldurduğu kadeh olduğu düşünülüyordu. Tarihte “Sangreal Belgeleri” adıyla anılan belgeler de inanışa göre Kutsal Kase ile birlikte gömülmüştü. Belgelerin bin yıldır Tapınak Şövalyeleri tarafından korunduğuna inanılıyor. Tapınak Şövalyeleri’nin sahip olduğu kudretin kaynağı olarak Kutsal Kase gösteriliyor. Belki de Kutsal Kase efsanesindeki ayinde kullanılan kadeh, başka bir gücün cisimleşmiş halidir. Kutsal Kase insanlık tarihinin en çok aranan hazinesidir. Efsanevi Kase hikayelere, savaşlara ve bitmek tükenmek bilmeyen sorulara neden olmuştur.” (Bkz. “Tapınak Şövalyeleri” – Mustafa Karaca)
5. Illuminati şebekesinin fikri altyapısını oluşturan Tapınak Şövalyeleri orijinal adıyla “Tampliye Tarikatı” Haçlı seferleri sonrasında Kudüs’te kuruldu. Bu adı almalarının sebebi ise iddia edildiğine göre Kudüs kralının Süleyman mabedinin bulunduğunu ileri sürdükleri bölgeyi koruma görevini kendilerine vermesiymiş. Musa’nın Asası ve Süleyman’ın Mührü’nü de ele geçirdiler mi bilinmez. Ama İlluminati’nin ana hedefi, başkenti Kudüs olan tek bir Dünya devleti kurmak. Kaynaklar, Deccal’inse kudüsten çıkacağını söylüyor.
(Devam edecek)
Posted in Yazılarım | DECCAL; için yorumlar kapalı