Eyl 24

Mustafa Kemal Atatürk’ün Cevabı

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
         Anasının ve babasının soyluluğuyla övünen Teodor, İtalya yarım adasına inmek isteyen Türk Atilla’ya barış görüşmesinden önce sormuş; “Siz hangi soylu ailedensiniz?” Atilla da ona cevap vermiş. “Ben soylu bir milletin evladıyım.” İşte benim cevabımda budur.
          EFENDİLER!
        “Eğer bu millet, bu memleket parçalanacak olursa genel şerefsizliğin enkazı altında şunun bunun şahsi şerefi de parça parça olur.
         Biz o genel şerefi kurtarabilmek için harekete geçen millete ruhumuzla katıldık. Katılmamıza mani olabilecek şahsi rütbeleri, mevkileri de genel şerefi kurtarmaya yönelik bir gaye uğrunda feda ettik…
         Bunu anlamayıp da, milleti hala kendi kafalarının keyfine göre idare etmeye kalkışan kuvvetler artık birer beladır.
         Bela çekmeye bu milletin artık tahammülü kalmamıştır.”(24.10.1919 Ruşen Eşref’le röportajından)
 
         Felaket başa gelmeden evvel onu söyleyecek ve ona karşı savunulacak gerekleri düşünmek
lazımdır. Geldikten sonra dövünmenin faydası yoktur. (1920)*
 
         Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. (1920)*
 
         Benim hayatta yegâne onur kaynağım, servetim Türklükten başka bir şey değildir. (1923)*     
                                                                                                                                
         Bu memleket tarihte Türk’tü, bugün Türk’tür ve sonsuza kadar Türk olarak 
 yaşayacaktır. (1923)*
 
         Türk budur, yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir. (1923)*
 
         Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna ve benim uğruma, canını vermeye hazır olmasaydı  
  ben hiçbir şey yapamazdım. (1926)*
 
         Milliyet davası siyasi bir mücadele konusu olmadan önce şuurlu bir ideal meselesidir.
   Şuurlu bir ideal pozitif bilimlere, bilimsel yöntemlere dayandırılmış bir hedef ve gaye
   demektir. (1926)*
 
          Türk Milleti’nin karakteri yüksektir, Türk Milleti çalışkandır, Türk Milleti zekidir.
 
          Milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avıdır. (1935)*
  
          Benim Türk Milleti’ne, Türk Cumhuriyeti’ne, Türklüğün geleceğine ait görevlerim
    Bitmemiştir, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar
    ediniz. Bu sözler bir kişinin değil, Türk Milleti’nin duygusunun ifadesidir. Bunu her Türk bir
    parola gibi kendinden sonrakilere devamlı tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her Türk
    ferdinin son nefesi, onun sonsuz olduğunu göstermelidir. Yüksek Türk senin için yüksekliğin
    sınırı yoktur. İşte parola budur. (1935)*
 
    * Nutuk’tan
Posted in Hikayeler | Mustafa Kemal Atatürk’ün Cevabı için yorumlar kapalı
Eyl 24

Ben dün duydum…

 

 

 

 

 

 

 

Yahudi’nin birine tokat atan adam hakim karşısına çıkarılır:
-Neden vurdun?
-Bunlar İsa Peygamberi çarmıha germişler…
-İyi de bu kaç bin yıl önce olmuş..
-Valla ben dün duydum…

Posted in Fıkralar | Ben dün duydum… için yorumlar kapalı
Eyl 22

Yolsuzluk Profları…

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Eğitmişiz bunca zaman 
Hep yolsuzluk profları
Dedirtirler aman aman
Hep yolsuzluk profları…
 
Yolluları, yolsuzları
Kolluları, kolsuzları
Çulluları, çulsuzları
Hep yolsuzluk profları…
 
Yüreklerde sevgilere
Söylenecek yergilere
El koydular vergilere
Hep yolsuzluk profları…
 
Sinsi sinsi hep gülerler
Yetimin hakkını yerler
Utanmadan safız derler
Hep yolsuzluk profları…
 
Evirdiler, çevirdiler
Nice çamlar devirdiler
Yüzümüze geğirdiler
Hep yolsuzluk profları…
 
22.2.1992
 
 
 
 
 
Posted in Şiirlerim | Leave a comment
Eyl 21

Bahane Aramayın!

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Hayatı “çaresizlikle” dolu bir adamın öyküsüdür. Lütfen dikkatle okuyun!
 
7 yaşındayken babasını kaybetti ve yetim kaldı. Yalnız ve içine kapanık biri olarak yaşamaya, oradan oraya sürüklenmeye başladı.
8 yaşında okuldan alındı ve köyde yaşadı. Zamanını tarlalarda karga kovalayarak geçirdi.
10 yaşında yüzü kanlar içinde kalacak şekilde, yeni okulundaki hocasından dayak yedi. Ailesi onu okuldan aldı. Sinirden ve korkudan üç gün evinden çıkamadı.
17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için gerekli not ortalamasını tutturamadı.
24 yaşında tutuklandı, günlerce sorguya çekildi ve 2 ay tek başına bir hücrede hapis yattı.
25 yaşında sürgüne gönderildi.
27 yaşında kendisinden bir yaş büyük meslektaşı kendisinin de üyesi bulunduğu derneğin çalışmaları ile kahraman ilan edilirken, kendisi hiç önemsenmiyordu. Doğduğu şehrin merkezinde rakibi törenlerle karşılanırken, o kalabalık arasında yalnız başına olanları seyrediyordu.
30 yaşında amiri, onu kendisinden uzaklaştırmak için başka göreve atanmasını sağladı. Yeni görevinde fiilen işsiz bırakıldı. Aylarca boş kaldı.
37 yaşında böbrek hastalığından Viyana’da 2 ay hasta ve yalnız halde yattı.
37 yaşında komutan olarak atandığı ordu, dağıtıldı.
38 yaşında Savunma Bakanı tarafından görevinden alındı.
38 yaşında bir toplantıda giyebileceği bir tek sivil elbisesi bile yoktu ve başkasından bir redingot ödünç aldı. Ayrıca cebinde sadece 80 lirası vardı.
38 yaşında kendisi için tutuklama kararı çıkarıldı.
38 yaşında en yakın beş arkadaşından üçü, onun kongre temsil heyetine üye olmaması için oy kullandı.
39 yaşında idam cezasına çarptırıldı.
Sonra ne mi oldu?
42 yaşında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı oldu.
Okuduğunuz öykü efsanevi lider Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’e aittir.
 
Şimdi düşünün, sizin başarılı olmanızı engelleyen ama Atatürk’ün karşısına çıkmamış bir engel var mı?
Başarınızın önündeki engel ne? Paranız mı yok? Atatürk’ün de yoktu! Sağlığınız mı bozuk? Atatürk’ün de bozuktu! Çevrenizde sizi çekemeyenler mi var? Atatürk’ün de vardı! Bazı yakın arkadaşlarınız sizi arkadan mı vurdu? Atatürk’ü de vurdular! Aileniz çok zengin değil mi? Atatürk’ünki de değildi! Amirleriniz hakkınızı mı yiyor? Atatürk’ün hakkını da yemişlerdi! Sizden daha beceriksiz ama hırslı insanlar, sizden daha hızlı yükselip size amirlik mi yapıyor? Atatürk’ünde başına gelmişti! Geçmişte bazı denemelerinizde başarısız mı oldunuz? Atatürk’te olmuştu! Hakkınızda idam fermanı çıktığı için mi başarılı olamıyorsunuz? Atatürk’ünde başına gelmişti!
 
Kaynak “Her şey seninle başlar” Mümin Sekman
 
         
        
Posted in Hikayeler | Leave a comment
Eyl 21

Asalet Özden Gelir

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  
 
 
 
Ham adamlar olur paraya alet
Elden değil, özden gelir asalet
Beklenen, özlenen gerçek adalet
Kayboldu toplumda bir serap gibi…
 
Bilinmez belânın yakamozları
Şuursuz, afyonlu bütün kozları
Takınır anlamsız sahte pozları
İnsanlık perişan bir harap gibi…
 
İblisin işini iblisçe alan
Engerek zehrini Dünya’ya salan
Kan, kin ve irin sadece kalan
Doğruluk kalplerde ıstırap gibi…
 
İnsanlık uğruna düşün bir anlık
Doğruluk, dürüstlük altın gerdanlık
Harama, dörtnala koşan insanlık
Şeytana amade ve türap gibi…
 
17.09.1988
 
Posted in Şiirlerim | Leave a comment
Eyl 21

Eli kanlı terörist başı (KŞ), işlediği suçlar için neden yargılanmıyor?

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bütün bunları bilmeyen var mı?  Allah sonumuzu hayır eylesin.(KŞ)

Vatan Gazetesinden Mustafa Mutlu “ Eli kanlı terörist başı(KŞ) işlediği yeni suçlar için neden yargılanmıyor?” diye soruyor ve şöyle devam ediyor.
Cumhurbaşkanı’nı, Başbakan’ı, askeri, polisi tehdit etti…
Talimat verdi, Terör örgütü (KŞ) sempatizanları sokaklara dökülüp içindeki yolcularla birlikte otobüs yaktı…
Bir sinyal çaktı, dağdaki teröristler karakol bastı…
Bir göz kırptı, Meclis’teki adamları yüzlerce kampanya başlattı…
Parmağını şıklattı; Güneydoğu’da binlerce kişi askeri, polisi taş ve molotof yağmuruna tuttu…
Yani… İstediği zaman akan kanı durdurdu, istediği zaman da büyük felaketler yaşanmasına neden oldu!
Sadece yakalandığı tarihten bu yana iki bine yakın güvenlik görevlimizin şehit olmasına, altı bine yakınının yaralanmasına, binlerce irili ufaklı olaya yol açtı…
Üstelik tüm bunları devletin gözünün önünde yaptı…
Bu ülkenin tüm savcılarına soruyorum:
Nasıl oluyor da bu eli kanlı terör şefinin 10 yıldır sürekli olarak yeni suç işlemesine seyirci kalıyorsunuz?
Onun bu suçları işlemesine göz yumarak “yataklık yapan” savcılar, cezaevi yöneticileri, Adalet Bakanlığı yetkilileri hakkında hiçbir işlem yapılmayacak mı?
Eğer bu ülke, gerçekten bir hukuk devletiyse…
Eli kanlı terörist başı(KŞ), son 10 yılda işlediği tüm suçlarla ilgili olarak hâkim önüne çıkarılıp, yargılanır…
Ne hukuku Mustafa Bey, hukuk sana, bana. Yürek ister yürek! 40.000’e yakın insanımızın ölümünden sorumlu olduğunu dünya kamuoyuna duyurduğumuz eli kanlı terörist başını yaşatacağımızı ABD’ye söz vermedik mi? Yaşatmak için kanun çıkarmadık mı?  İdamı kaldırmadık mı? Suçsuz günahsız fakat fakir vatandaşlar Pazar yerlerindeki döküntülerle, çöplüklerden topladıklarıyla yaşamaya çalışırken eli kanlı katili en güzel şekilde beslemiyor muyuz.
Galiba “Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş, bir insanı yaşatan da bütün insanlığı yaşatmış sayılır” ayetinden etkilendiler. Acaba o yüzden mi eli kanlı katili öldüremiyorlar. Allah sonumuzu hayır eylesin.
 
*(KŞ) ile belirttiğim yerler; terörist başının ve örgütünün reklamını yapmamak için adlarını yazmayıp tarafımdan eklenen yerlerdir.
 
 
 
Mustafa Mutlu / Vatan
Posted in Gündem | Leave a comment
Eyl 18

Şahbaz’ın Sevdası Destana Benzer…

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yayla havasında bir güzel gördüm
Saçı Toroslar’da ormana benzer
Utanmadım, adım adım göz sürdüm
Her hali, bir derde dermana benzer
 
Nazları, şahlanan kırat gibidir
Sevdası mahşerde sırat gibidir
Bakışı canlara berat gibidir
Gönül darmadağın harmana benzer
 
Işığı  güneşi kıskandırmakta
Duruşu deliyi uslandırmakta
Şuh sesi ölüyü canlandırmakta
Sözleri sultandan fermana benzer
 
Sandım saraylardan çıkıp ta gelmiş
Bilmem, kaç yiğidin gönlünü çelmiş
Güzelliği bir dünyaya bedelmiş
Tavrı, zarafeti sultana benzer
 
Yusuf’u, Züleyha zindana atmış
Aslı’ysa Ferhat’ı dağa fırlatmış
Mecnun, Leyla için çöllerde yatmış
Şahbaz’ın sevdası destana benzer
 
09.05.2009
 
 
 
Posted in Şiirlerim | Leave a comment
Eyl 15

Tanrı Canlıları Yaratmış

 
 
 
 
Tanrı eşeği yaratmış ve ona demiş ki:
“Sen bir eşeksin. Sabahtan aksama kadar yorulmadan, yakınmadan çalışacaksın ve ağır yükleri sırtında taşıyacaksın. Ot yiyeceksin az akilli olacaksın ve 50 yıl yasayacaksın”.
Eşek cevap vermiş:
“50 sene böyle bir hayat için çok çok fazla, lütfen bana 20 yıldan fazla verme!” ve öyle oldu…
Sonra tanrı köpeği yaratmış ve ona demiş ki:
“Sen bir köpeksin. İnsanların mallarını koruyacaksın, onların en yakin dostu olacaksın. Geriye kalan artıkları yiyeceksin ve 25 yıl yasayacaksın.”
Köpek cevap vermiş:
“Tanrım, 25 yıl böyle yasamak çok fazla. Bana 10 yıl ver yeter” ve öyle oldu…
Daha sonra Tanrı maymunu yaratmış ve demiş ki:
“Sen bir maymunsun. Ağaçtan ağaca salınacak ve bir aptal gibi davranacaksın. İnsanları eğlendireceksin ve 20 yıl yasayacaksın”.
Maymun cevap vermiş:
“20 sene dünyanın palyaçosu olarak yasamak çok fazla. Bana 10 seneden fazla verme” demiş. Ve öyle olmuş…
Daha sonra Tanrı yılanı yaratmış ve demiş ki:
“Sen bir yılansın. Dünyada yüzüstü sürünerek 15 yıl yaşayacaksın.
Yılan cevap vermiş:
“15 yıl yüzüstü sürünerek yaşayamam. Bana 5 yıl yeter Tanrım” demiş.
En sonunda Tanrı insanı yaratmış ve ona demiş ki:
“Sen bir insansın. Dünyada yasayacak tek rasyonel düşünen canlı olacaksın. Diğer yaratılmışlara zekânı kullanarak hükmedeceksin. Dünyayı yöneteceksin ve 20 yıl yasayacaksın.”
İnsan cevap vermiş:
“Tanrım, insan olarak 20 yıl yetmez. Lütfen bana eşekten artan 30 yılı, köpekten artan 15 yılı ve maymun ile yılanın 10 yılını ver. ” demiş.
“Tanrı bunu kabul etmiş ve insan 20 yıl yaşamış evlenmiş ve 30 yıl eşek gibi sabahtan akşama kadar çalışmış ve ağır yükler taşımış. Sonra çocukları olmuş ve 15 yıl köpek gibi evini korumuş, aileden arta kalanlarla beslenmiş. Sonra ilerleyen yaşında 10 yıl maymun gibi,
Aptal gibi davrandı ve torunlarını eğlendirmiş. Son 10 yılını da yerinden kalkamaz duruma gelmiş ve yılan gibi sürünerek yaşamış. Bu güne kadar böyle gelmiş…”
Posted in Fıkralar | Leave a comment
Eyl 15

Altın Sözler…

 
 
 
 
 
 
 
 
 
*Lamartine atalarımız hakkında şunları yazar:
“Vecd ile yaşayan duygulu bir millettir. İçgüdüleri asilânedir. Onların yurdu ‘Efendiler’ diyârıdır.  Kahramanlar, şahsiyetler ülkesidir. Bence, insaniyete şeref veren böyle bir milletin düşmanı olmak, insanlığın düşmanı olmaktan farksızdır. Böyle bir lekeden Allah beni korusun.”
 
*Hayyam demiş ki!
  Ben Haram ile Helali karıştırmam…
  Dost ile içilen ‘RAKI’ helaldir,
 ‘Puşt’ ile içilen su bile Haram.
 
*Meclis’te var 450 mezar taşı, tek başına ne halt etsin Osman Bölükbaşı..”
 
* Dünyanın aklının %98’i Sultan 2. Abdülhamid’de, % 1’i bende, kalan %1’i diğer insanlardadır.  Otto von Bismarc
 
*Ağızdan çıkan söz kulağa, kalpten çıkan söz kalbe gider. Atasözü
 
 
Posted in Yazılarım | Leave a comment
Eyl 13

Ahmaklar!

  
 
 
 
        Amerikan ile İngiliz generali konuşuyorlarmış. Biri ‘bende bir er var çok ahmak!’ demiş. Diğeriyse hayır! Bende bir er var, o daha da ahmaktır!’ demiş. Tartışma çok büyümeden kimin askerinin daha ahmak olduğunu anlamak için yarışma gibi bir davranışa karar vermişler. İlk general askerini yanına çağırıp ‘Oğlum! Git bana bu 5 dolarla bir Mercedes al, gel!’ demiş. İkinci general de askerini çağırıp ‘Git bak oğlum, ben ordu evinde miyim?’ demiş. İki asker çarşıda karşılaşmışlar. İlki ‘Yahu benim general çok ahmak! Bu günün Pazar olduğunu bildiği halde beni araba aldırmaya gönderdi!’ demiş. İkincisi atılmış: ‘Benim generalim daha ahmak! Yanında telefonu dururken beni ordu evine gönderdi!’
Posted in Fıkralar | Leave a comment