Oca 21

TÜRK MİLLİYETÇİLERİ NEOLİBERALİZME YENİK

TÜRK MİLLİYETÇİLERİ NEOLİBERALİZME YENİK

Oğuz Beylerini uyku basmış. Ne yediler, ne içtiler acaba? Yakın çağa damgasını vuran, sözünün üstüne söz söyletmeyen ve bir değil birkaç devlet kuran Türk Milliyetçileri, neoliberalizme yenik düştü.

İttihat Terakki ile istibdada karşı meşrutiyeti, Alaş Orda ile ulu Türkistan’da dirilişi, Mehmet Emin Resülzade ile Can Azerbaycan’da millî devleti, Atatürk ile Türkiye Cumhuriyeti’ni, Rauf Denktaş ile Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran, yüce ruha ne oldu?

Haykırarak, en yüksek sesle soruyorum: Ne oldu?!

Kabına sığmayan, kıtalar ötesine Teşkilat-ı Mahsusa ile operasyonlar düzenleyen millî dinamizm, siyasi pratik, politik canlılık gitti, yerine “Arkanızdayım abi” tipinde bir siyasi-pratik geldi.

Neoliberalizmin tam karşısında, onu yenmesi gereken en güçlü rakip olduğunun bilincinde olması gerekenler, Hasan Sabbah’ın tütsüsüne tutulmuş gibi umursamadan bakıyor. Ve kurulu dünyanın egemen güçleri, Oğuz Beyleri toyda iken etrafımızı usul usul çeviriyor.

İşte bakın:

Milliyetçilerin kurduğu devletin, 15 yılda yaptığı onlarca sanayi kurumunu, işletme ve fabrikaları birileri haraç mezat sattı.

Bir kere daha bakın.

Dünyanın 16-17. büyük ekonomilerinden biri iken, 23. sıraya geriledik.

Çok daha vahimi, tarihten ders almadık. Gelinen noktada, devlet, tıpkı Osmanlı geçmişindeki gibi, adeta onu tekrarlarcasına ülkemiz ağır borç yükü altına sokuldu.

Eyvahlar olsun!

Tıpkı Osmanlı geçmişimiz gibi gene borç aramaktayız.

Facia “geliyorum” demiyor mu sizce?

Milliyetçi siyaset kurumları (İYİP-ZP-MHP-BBP), milliyetçiliğin kurucu paradigmasına uygun yeterli ve nitelikli siyaset üretmiyor. Neolibaral düzenle uyumlu, sistemin karşısında değil, yanında ve içinde, gündelik hassas noktalar üzerinden politik söylem geliştiriyor.

Bu politikanın dolanımında olan en belirgin ve geçerli kavramlar; PKK, PYD, HADEP, FETÖ. hepsi bu çerçevede.

Ülke batıyor.

Halk sefil.

Millî gelirin bölüşümünde derin uçurumlar oluşmuş, Türkiye’de bir kesim acı içinde.

Vatanın evlatları, milletin oğulları ve kızları perişan, Oğuz Beyleri ve kızları belediyeyi kime kazandıracağız telaşında.

Ege’de düşman adalarımızı işgal etmiş, Hatay yerle bir olmuş, nüfus değişiyor, ülkemizin demografik yapısına tecavüz var, Suriye’de batağa saplanmışız ve çıkamıyoruz, Irak’ta sürekli ve mecburen operasyondayız ve milliyetçilerin elle tutulur, birkaç kâğıda yazılmış taraftarlarına sunacağı bir görüş planı yok.

Ekonomi yerle yeksan.

İçinden çıkacağız denilse de çıkılamıyor.

Vatının sahilleri, ormanları, temiz suları, tarım arazileri üzerinde kirli eller dolaşıyor.

Milliyetçilerden ekonomiye çözüm sunan bir görüş duymadık.

Sahil yağmasına itiraz eden, gidip yerinde inceleyen kimse göremedik.

Orman yağmasını, zeytinlerin çığlığını duyan kimseyi de görüp duymadık.

“Ağacıma dokunma” deyip, ağacı kucaklayan köylü ninenin, damarları çıkmış elini tutan bir vatan/millet aşığı olmadı.

Bırakın milliyetçileri sağın bütün siyasi kadroları sadece seyrettik. Ettik diyorum, çünkü kendimi de katıyorum.

O zeytin ağacı dile gelip de hepimize sorsaydı: “Ben sizin vatanınızın parçası değil miyim? Yoksa bensiz vatan mı düşünüyordunuz” diye ne cevap verecektik?

Devletler kuran Türk milliyetçiliği fikir sistemi, içinde bulunduğumuz süreçte, kötü yönetiliyor. Amacına, doğasına ve değerlerine uygun politika üretemediği gibi, müesses nizamın hâkim politikalarına uymak için itiraz eden evlatlarına kızıyor. Küresel düzenin neoliberal politikalarına karşı millî varlığımızı korumak boynumuzun borcu değil mi?

Alıntı: Ahmet Gürsoy

Posted in Gündem | Tagged , , , | TÜRK MİLLİYETÇİLERİ NEOLİBERALİZME YENİK için yorumlar kapalı
Oca 19

İHTİYACIM VAR SANA!

İHTİYACIM VAR SANA!

* * *

Yiğitlerin ufkusun

Yüreklerde tutkusun

Sen Allah’ın lütfusun

Altın tacım var sana!

* * *

Ey özgürlük, şan ol gel!

Damarımda kan ol gel!

Bedenimde can ol gel!

* * *

Hava gibi, su gibi

Dâhinin usu gibi…

Hücre dokusu gibi…

İhtiyacım var sana!

* * *

Kısrağımsın, tayımsın

Yıldızımsın, ayımsın

Dünyadaki payımsın

Her dem haccım var sana!

* * *

Ey özgürlük, şan ol gel!

Damarımda kan ol gel!

Bedenimde can ol gel!

* * *

Hava gibi, su gibi

Dâhinin usu gibi…

Hücre dokusu gibi…

İhtiyacım var sana!

* * *

Varsın olmasın param

Derin, kapanmaz yaram

Sensiz yaşamak haram

Bir miracım var sana!

* * *

Ey özgürlük, şan ol gel!

Damarımda kan ol gel!

Bedenimde can ol gel!

* * *

Hava gibi, su gibi

Dâhinin usu gibi…

Hücre dokusu gibi…

İhtiyacım var sana!

* * *

Kenan Şahbaz

TÜRKİYE Kitabımdan

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , | İHTİYACIM VAR SANA! için yorumlar kapalı
Oca 17

TÜRK’Ü MÜLKSÜZLEŞTİRME YASASI

TÜRK’Ü MÜLKSÜZLEŞTİRME YASASI

Mülksüzleştirme yasasında Erdoğan’ın 29 yıllık seçim oyunu

Türkiye’de gençlerin çalışıp çabalayıp mal mülk sahibi olma hayalleri çoktan uçup gitmişti!

Şimdi ise gariban Türk insanı elindekini dahi koruyamayacak!

Gariban dediğime bakmayın, zenginlerde elindekini devlete karşı koruyamayacak artık!

AKP’nin yeni kentsel dönüşüm yasasını duymuşsunuzdur, malum rezerv alan yasası!

Yani mülksüzleştirme yasası!

Hani şu muhalefet milletvekillerinin oylamasına katılmaya dahi tenezzül etmediği yasa!

Bu milletvekilleri de Türk vatanında Türkleri mülksüzleştirme planının bir parçası oldular açık açık!

Milletvekili maaş zammı görüşmelerinde hepsinin birden el kaldırmasından bir farkı yok bu durumun!

Ha el kaldırıp destek vermişsin ha el kaldırmadan destek olmuşsun!

Bir meclis düşünün ki muhalefeti iktidarı el birliğiyle ettikleri yemini dahi unutmuş!

“Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim”

Ne oldu beyler hanımlar bu yemine!

Oylamasına katılmadığınız yasa tasarısında vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü tehlikede değil mi?

Milletin egemenliği tehlike altında değil mi?

Bunları korumak üzere namusunuz ve şerefiniz üzerine yemin etmemiş miydiniz?

Bu yasayla beraber vatandaşların evine “riskli alan” ilanıyla el konulmasının önü açılıyor mu, açılmıyor mu?

Vatandaşın el konulan evinin yerine yapılan konutlara “Türk vatandaşının ev alacak durumu olmadığına göre” kimler yerleşecek?

Bu durum, millet egemenliğine tehlike oluşturmuyor mu?

***

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki de “mülksüzleştirme projesi”yle ilgili yaptığı açıklamada aynen şu ifadeleri kullandı:

“Milletin evlerine bakanlık el koyup ne yapacak?

“Kimsenin malında gözümüz yok”

Bir ülkenin bakanı böyle bir açıklama yapar mı Allah aşkına!

Yok bir de vatandaşın malında gözünüz olsaydı!

Gözünüz var mı yok mu önümüzdeki günler bunu gösterecek hepimize!

Bu yasayla beraber örneğin İstanbul’da zenginlerin muhiti olarak bilinen Florya’da en kötü olasılıkla 15 milyona satılan evlere “riskli alan” diyerek el koymanızın önü açılıyor mu, açılmıyor mu?

15 milyon dediysek o da 25 yıllık bina!

Bu örneği İstanbul’da uzmanların deprem tehlikesi yüksek dediği ilçeler için çoğaltmak mümkün!

Örneğin Avcılar’da, örneğin Bahçelievler’de, örneğin Kartal’da örneğin Kadıköy’de vatandaşlar bir sabah kalktıklarında evlerinin bulunduğu alanın “riskli alan” ilan edildiği sürpriziyle karşılaşabilecek!

Ya da şöyle düşünün!

İktidara az oy çıkan ilçelerde “riskli alan” adı altında seçmen naklinin yapılmayacağının garantisini kim veriyor?

Erdoğan’ın İBB Başkanı seçildiği dönemde de Karadeniz’den getirilen vatandaşlar İstanbul’un çeşitli semtlerine dağıtılmış, sonrasında kaçak yapılarına imar verilmemiş miydi?

Anlaşılan bu seçmen demografisi değiştirilerek “sonradan vatandaşlık verilen Afganlısı, Pakistanlısı, Suriyelisi, potansiyel AKP seçmenleri” bu bölgelere aktarılacak!

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | TÜRK’Ü MÜLKSÜZLEŞTİRME YASASI için yorumlar kapalı
Oca 15

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Söz gümüşse sükût altındır.” Atasözü

* “İnsanlık âleminin en şerefli ailesi Türk Milletidir.” Alparslan Türkeş

* “Konuşmadan önce düşün, hareket etmeden önce ölç.” Shakespeare

* “Eğer hırsızlar yollarda güvende yürüyorlarsa, bunu iki sebebi vardır, ya rejim hırsızdır ya da halk aşırı aptaldır.” Ler Kuan Yew

* “Beyin bedava iken, geri zekâlı olmak ciddi bir yetenek işidir.” Oscar Wilde

* “El olma, elin olma, elden olma. El olan, elin olan elini de kolunu da vatanını, bayrağını, dinini, namusunu ve dahi devletini kaybeder.” Dede Korkut

* “Sabırdaki güzelliği bilen insanlar; ipek böceği ipeğinden atlas dokurlar, ekşi üzüm koruğundan helva yaparlar.” Şemsi Tebrizi

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Oca 13

İSRAİL, KIYAMET SAVAŞINI ZORLUYOR!

İSRAİL, KIYAMET SAVAŞINI ZORLUYOR!

ABD, Gazze’yi tamamen yakıp yıkması ve sağ kalan Filistinlilerin bölgeyi boşaltması için İsrail’e tam destek vermeye devam etmektedir.

“İnsan hakları” onlar için bağlayıcı değildir, zaten İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant“Hamas’a karşı, insansı hayvanlarla savaşıyoruz ve ona göre hareket edeceğiz” dedi.

İsrail Başbakanı Netanyahu da “Yapacağımız saldırılar sonrasında Orta Doğu’nun kaderi değişecek.” ifadesini kullandı. Bu, aynı zamanda ABD’nin de hedefidir. BOP, 22 İslam ülkesinin haritasını değiştirmek için planlanmıştır.

Bugünlerde Amerikan kamuoyunun, Armagedon savaşı ile ilgili kehanetlere inanması için medyada kampanyalar yürütülüyor. Bu çerçevede 30 Kasım 2023 tarihli Washington Times gazetesinde, bir Hristiyan vaiz olarak bilinen Jason Jimenez’in “İncil’deki dört kehanet şu anda gerçekleşiyor” başlıklı bir yazısı yayınlandı.

Jimenez’in “Peygamber Hezekiel” dediği kişi, İ.Ö. 586 yılında Kudüs’ün düşüşünden önce ve sonra Babil’de sürgünde yaşadı. Sürgünde olanlara da Kudüs halkına da seslendiği kitabında bazı kehanetlerde bulundu.

JimenezHezekiel’in 2.800 yıl önce “Sizi ulusların arasından alacağım, bütün ülkelerden toplayıp kendi topraklarınıza getireceğim.” dediğini, hatırlatarak“İsrail 14 Mayıs 1948’de, daha önce öngörülmemiş olan egemenliğini yeniden kazandı. Bu olay Hezekiel’in kehanetini yerine getirdi, ama sadece yarısını” ifadelerini kullandı.

Jimenez, şöyle yazdı:

Hezekiel, son zamanlarda Mesih’in yönetiminde nihai ve tam bir restorasyonu da ima etmektedir. Bu dönemde İsa, kutsal topraklarda krallığını kuracak ve yüce hükümdarlığını sürdürecektir.

Yeremya 16:15-16 şöyle der: Rab; onları (İsrail düşmanlarını) yakalayacak. Sonra birçok avcı göndereceğim, onları her dağdan, her tepeden, kayaların yarıklarından avlayacaklar.”

İşte Filistinlileri bu inançlar gereği bir sürek avına çıkmış gibi avlıyorlar!

Jimenez“Diaspora kelimesi, Babil esaretinden çıkan Yahudilerin göçünü tanımlamak için icat edilmiştir. Peki, Rab, halkını nasıl geri getirdi? Yeremya’ya göre Rab, halkını kutsal topraklara geri götürmek için İsrail’in düşmanlarını kullandı. İsrail’e geri dönen yaklaşık 7 milyon Yahudi olmasına rağmen, İbrahim’e vaat edilen toprakların tamamına sahip değillerdir. Birçok peygamberin bize söylediğine göre o gün yakında gelecektir.” dedi.

Jimenez, “Zekeriya 12:3-4’te Rab, ‘Ordularını Kudüs’ü ve Yahuda’yı kuşatmaya gönderdiklerinde Kudüs’ü çevredeki ulusları sendeleten sarhoş edici bir içki gibi yapacağım. O gün Kudüs’ü yerinden oynatılamaz bir kaya yapacağım. Bütün uluslar onu yerinden oynatmak için karşısına dikilecek, ama sadece kendilerine zarar verecekler.’ demiştir.

Dikkat ederseniz, birçok büyük ulus kasıtlı olarak İsrail’le çatışmayı körüklüyor gibi görünüyor. Ama neden? İran, Rusya ve Türkiye neden İsrail’i hedef alıyor?” diye sordu ve ekledi:

“Zekeriya’nın mesajlarına göre, Kudüs’ün çevredeki uluslar tarafından hedef alınması, Armagedon Savaşı’na yol açacaktı. Yine de, devam eden çatışmalara rağmen, Tanrı, İsrail’i düşmanlarının ellerinde yenilgiye uğramaktan koruyacaktır.”

***

Görüldüğü gibi, Hamas’ın düğmesine basılmasıyla başlatılan Gazze savaşı, düşman olarak İran, Rusya ve Türkiye’nin hedef alınacağı bir kıyamet savaşına dönüşsün isteniyor. Gazze’deki katliamın durdurulmamasının sebebi de bu olsa gerek…

Jimenez’e göre dördüncü kehanet Yeremya’daki “İşte, güçlerinin dayanağı olan Elam’ın (İran’ın) yayını kıracağım. Göğün dört bucağından dört rüzgârı Elam’ın üzerine göndereceğim. Onları bütün o rüzgârlarla dağıtacağım ve Elam’dan sürülenlerin gelmediği hiçbir ulus kalmayacak. Onları yok edinceye dek peşlerinden kılıç göndereceğim, tahtımı İran’a kurup krallarını ve görevlilerini yok edeceğim” şeklindedir.

Jimenez, sonunda “İsrail’de peygamber sözlerinin gözlerimizin önünde gerçekleştiğine tanık olmak inanılmaz bir şey. Bu durum bizi hem Yahudilerin hem de Arapların kurtuluşu için hararetle dua etmeye ve İsa Mesih’in yakın zamanda geri dönüşünü heyecanla beklemeye sevk etmelidir.” diyerek, Hristiyanları ve Arapları, Siyonizme ısındırmaya çalıştı!

Afganistan, Irak, Suriye ve Libya’yı işte bu niyetlerle darmadağın ettiler, sıradaki ülkeler de belli… Bunları yok saymak, başını kuma gömmek olur…

Alıntı:Arslan Bulut

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | İSRAİL, KIYAMET SAVAŞINI ZORLUYOR! için yorumlar kapalı
Oca 11

“İSLAM YIKILIYOR, DİN ELDEN GİDİYOR” MUŞ

“İSLAM YIKILIYOR, DİN ELDEN GİDİYOR” MUŞ

Adı lazım değil, görev dışı konuşan ve tarihçi kesilen imamın biri, tüm cehaletiyle kürsüden haykırıyor:

“Ders kitaplarında Şeyh Sait haindir yazıyordu. Şimdi gümbür gümbür Şeyh Sait hain değildiri konuşuyoruz. Bak buradan da ilan ediyorum. Hayatında İngiliz mi gördü Şeyh Sait?… Şeyh Sait İslam âlimiydi. Nakşi’ydi. Halidi’ydi. Niçin ayaklandı? İslam yıkılıyordu yahu. İslam’ı yıkmayın dedi adam…”

Ey cahil! İslam yıkılmıyor, din de elden gitmiyor. Sadece Türkiye’nin yönetim şekli değişiyor.

Hz. Peygamberden sonra ilk halife, (Emir’ül Müminin), peygamberin kızı Hz. Fatıma’yı üzdü. Babasından kalan hurmalığı kendisine vermediler. “Ölürsem beni gece gömün” dedi kocası Aliye. Bunu yapanlarla ölene kadar konuşmadı. Vasiyet ettiği gibi gömüldü.

İkinci halife Hz. Ömer’i öldürdüler.

Hz. Osman’ı ayrımcılık yaptı, kurallara uymadı diye Yahudi mezarlığına gömdüler.

Sultan halifeler ise Hz. Peygamberin soyunu kuruttu. Halife Mervan, vezirken Hz. Hasan’ı karısına zehirletip öldürttü.

Halife Yezit, Hz. Hüseyin’in başını kestirdi. Kısaca, halifeliğin ellerinde peygamberin kanı var.

Babası Muaviye, Allah’ın evi olan camilerde yıllarca Ali aleyhine hakaretler dolu hutbe okuttu.

Yetmedi, hadis uydurtup yazdırdı. Sünni İslam’ın din anlayışına kendince şekil verdi.

Listeyi uzatabiliriz. Son biri örnek vereyim, İslam’ın büyük imamlarından Ebu Hanife’yi 70 yaşında kadı olmayı kabul etmediği için zindana attırdı.

Neresi kutsal bu halifeliğin?

Şimdi gelelim, yakın tarihe. Osmanlı’ya.

İrfan Gündüz araştırmasına konu olan akademik makalesinde şunları söylüyor: “XIX. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren devlet, başta ayân ve yeniçeriler ile bunlarla iş birliği yapan ve reformlara karşı çıkan tarîkat çevrelerini tasfiye yoluna gitmiştir.

Kim gitmiş?

Devlet, yani padişah, yani halife.

Ne yoluna gitmiş?

Tasfiye.

Başka ne yapmış mesela II. Mahmud?

Tekkelere kontrol altına almış. Hepsini Meclis-i Meşâyih teşkilatı kurarak sisteme eklemlemiş. Şeyhleri, sınavla tekkelere atamış. Vergiden muaf alma durumunu kaldırmış, vergiye bağlamış.

Bu arada II. Mahmud’un yaptığı ıslahatlar, tarikat gruplarını ikiye ayırmış; Mevleviyye, Sünbüliyye ve Sadiyye gibi bir kısım tarikat mensubu bu reformları desteklerken, diğer bir kısım tarikat ise ıslahatlara karşı çıkmış ve bu sebepten dolayı örneğin Halidi Nakşî sufiler sürgün edilmiştir.

Demek ki ta o devirde Şeyh Sait’in tarikatı, devletle sürtüşmekteymiş. Bunun da ötesinde II. Mahmut’tan sonra gelen Abdülmecid’e darbe planladılar.

“1859’da meydana gelen Kuleli vakasında Hâlidîler önemli rol oynar. Sultan Abdülmecid’e suikast girişimi olan bu olay, Şeyh Ahmet tarafından organize edilir. Ona göre sistemi değiştirmek bir kişinin değişmesi ile mümkündür. Bu anlamda sultan öldürülürse birçok sorun da halledilmiş.”

Aynı tarikat, II. Mahmut gibi büyük bir İnkılapçı olan Mustafa Kemal’e karşı “Din elden gidiyor” safsatasıyla Şeyh Sait önderliğinde ayaklandı. Yazının baş tarafında söylediğimiz gibi elden giden din değil, siyasal sistemdi. Allah’a şükür dinimizi özgür irademiz ve kendi seçimlerimizle huzurla yaşıyoruz. Şeriatçılar istiyor ki Müslümanların başında boza pişirelim. Onları vesayetimiz altında din üzerinden psikolojik kölelere dönüştürelim. Taliban gibi. İran gibi. Arabistan gibi.

Hayır, biz kendi seçimlerimizle ve kendi vicdanımızla, özgür irademizi ortaya koyarak, laiklik sigortası sayesinde dinimizi kendi seçimlerimizle yaşayacağız. Dini otoritelerin vesayetini, toplumsal baskısını kabul etmeyeceğiz. İlerlemeci özgür Müslümanlar olacağız.

Alıntı: Ahmet Gürsoy

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | “İSLAM YIKILIYOR, DİN ELDEN GİDİYOR” MUŞ için yorumlar kapalı
Oca 09

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Marifet iltifata tabidir / Müşterisiz metâ zâyidir” Muallim Naci

* “Kitap, içimizdeki donmuş denizin buzlarını kırmaya yarayan bir gereçtir.” Franz Kafka

* “Vakitsiz öten horozun kellesini keserler.” Atasözü

* “Konuş! İtaat etmeyi bırak! Bu özgür olmayan dünyaya meydan oku. Hepimizin ihtiyacı olan da bu…” Christine Anderson

* “Benim evlatlarım dik başlı değil, başı dik Anadolu çocuklarıdır.” Alparslan Türkeş

* “Hızlı yükselenlere imreniliyor. Oysa en hızlı yükselenler toz, duman ve tüydür.” Hz. Ali

* “İnsan konuşmaya başlayınca, şaşırmaya da başlar.” Goethe

* “Çok konuştukça, düşünce ölür.” Halil Cibran

* “Konuşma, insanın aklını kullanma sanatıdır.” Eflatun

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Oca 07

KONTROL EDİLEN SİYASİ PARTİLER

KONTROL EDİLEN SİYASİ PARTİLER

Cemil Çiçek, TBMM Başkanı iken akademisyenlerle anayasa toplantısı yapmış ve tutanakları yayınlatmıştı. Toplantıya katılan Prof. Dr. Meltem Dikmen Caniklioğlu, basında çarpıtılan konuşmasının tam metnini bana göndermişti.

Caniklioğlu, mektubunda şöyle demişti:

“Sayın ……….,

Yeni anayasa çalışmaları ile ilgili yazılarınız, güdülen niyetler ve sürecin nasıl şekillenip nasıl sonuçlanacağı konusunda her şeyi gördüğünüzü ve anladığınızı ortaya koyuyor ve maalesef izleyebildiğim kadarıyla bu olumsuz gelişmeleri bu kadar açık bir şekilde görüp yazan da sadece sizsiniz. 19 Eylül’de Meclis’te idim ve görüş bildiren anayasa hukukçuları arasındaydım. İnternet sitelerine düşen bilgilere göre yeni anayasa yapımı konusunda tam bir görüş birliği oluşmuş ve ben de TBMM’nin kurucu iktidar olması gerektiğini söylemişim! Şimdi size TBMM’nden gönderilen konuşma kaydımın tam metnini gönderiyorum. Metindeki ifadelerimin bu şekilde yorumlanıp yorumlanamayacağını siz takdir edin. Lütfen yazmaya devam edin. CHP ve MHP’nin tıpkı AKP gibi kontrol edilen partiler olduğu gün gibi ortada. Bunu göremiyor olmak ya basiretin bağlanması ile ya akıl tutulması ile ya ihanet oyununda peşrev çekmenin moda olması ile açıklanabilir. En hafifi hangisi bilemiyorum. Ülkemiz Allah’a emanet. Kolay gelsin. Selam ve saygılarımla…”

***

Tutanaklara göre Caniklioğlu şöyle konuşmuştu:

“Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurucu meclis olarak bir anayasa yapamayacağını söylemiştim. Konuşmalarda değinildi genellikle ve yine aynı görüşteyim. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bugünkü Meclis, bir anayasa yapamaz. Bunu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevi şahsiyetine karşı bir kasıt güttüğüm için söylemiyorum. Meclisimizin görevleri vardır. Hukukçuyuz ve hukuk içinde düşünmek zorundayız.

Bir avukata benim adıma bir gayrimenkul alması için vekâletname verdiğimde o avukat o gayrimenkule kendi adına tapu çıkartamaz.

Genel vekâletname vermiyor halk; Meclise veya herhangi bir demokratik temsilî kuruma, Anayasa içinde görev ve yetkilerini kullanmak için bir vekâlet veriyor.

Buradaki konuşmalardan bir şey anladım, asli kuruculuğun teorik kurgusunu çöpe attık ama millî egemenliğin teorik kurgusunu da hiç olmadığı kadar abarttık ve Parlamentonun halkın iradesine dayanarak her şeyi yapabildiği gibi bir görüş ortaya çıktı. (…)

Ben ayrıca hiçbir yerde, tarihin hiçbir döneminde halkın toplanıp kendi anayasasını yaptığını, altına da imza koyduğunu hatırlamıyorum, böyle bir şey görmedim, kaynaklarda da rastlamadım. Bir şekilde asli kurucu iktidar yetkisini ele geçiren bir egemen güç hukuka tabi olarak veya olmayarak anayasayı yapar ve ondan sonra da bu anayasanın meşruiyet zemininde bir gösterge olması kabilinden halkın onayına başvurur, halk onaylar veya onaylamaz. Bu iş hep böyle yapılıyor, her yerde böyle yapılıyor. Dolayısıyla bu Meclisin kurucu meclis olarak anayasa yapacağını söylemek, sadece, eğer acelemiz varsa, eğer acilen bir anayasa yapmak istiyorsak, eğer Türkiye’nin sorunlarını bu yeni anayasaya havale ederek çözmek istiyorsak, eğer bu konuda bu anayasa elbisesini giymemiz için acilen birtakım dayatmalar yapılıyorsa ancak bu şekilde izah edilebilir.

Niçin yeni bir kurucu meclisin kurulması, bu kurucu meclisin yeni anayasayı hangi koşullarda hangi süreçler içinde yapacağı konusunda açık ve ayrıntılı bir kanunun yapılması ve mümkün olan en kısa sürede bu kurucu meclisin anayasayı yapması tezi asla kabul edilmiyor da acilen bu Meclisin anayasa yapması isteniyor? Ben bunu soruyorum, bir yerlere verilmiş bir söz mü var?

Bunlar önemli konulardır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu anayasayı yapamayacağını, eğer yapar ise meşruiyet sorununun gündemden hiç eksilmeyeceğini iddia ediyorum, yanılmayı candan istiyorum ama bu iddiam hep geçerli olacak.”

***

Kısacası, “Yeni Anayasa” diye tutturanların, Türk Milleti’nin kurucu iradesine, yani egemenlik hakkına göz diktiğini, Vahdettin ve Şeyh Sait üzerinden bu amaçla yaygara başlatıldığını, yine TSK bünyesine Atatürk resmi takmayan teğmenler yerleştirilmesinin de aynı hedefe dönük olduğunu görmek ve ona göre tavır koymak gerekiyor…

Bu arada Caniklioğlu’nun siyasi partilerle ilgili 2011’da yaptığı değerlendirmeyi hala anlayamayanlar var… Özellikle “kurucu parti”, bu tartışmaları kökünden kesmeliydi… Bunun yerine Şeyh Sait’in torunlarının veya Saidi Nursi’nin bugünkü takipçilerinin incinmemesi için özen gösteriyorlar ve bunda da ısrar ediyorlar! Bu da Caniklioğlu’nun doğru tespit yaptığını gösteriyor…

Alıntı: Arslan Bulut

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | KONTROL EDİLEN SİYASİ PARTİLER için yorumlar kapalı
Oca 05

TÜRK ÇOCUĞU YASASI: ANDIMIZ

TÜRK ÇOCUĞU YASASI: ANDIMIZ

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün Millî Eğitim Bakanı Reşit Galip tarafından yazılan ve ilk kez 23 Nisan 1933 töreninde kendisi tarafından okunup çocuklarla birlikte söylenen “Türk Çocuğu Yasası” adlı muhteşem metin:

-Türk’üm, doğruyum, çalışkanım.

Yasam: Küçükleri korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir.

Ülküm: Yükselmek, ileri gitmektir.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türk’üm diyene…

Tarih: 6 Ekim 2013:

MHP’nin Zeytinburnu’ndaki Kazlıçeşme Meydanı’nda Millî Değerleri Koru ve Yaşat Demokrasi Mitingi.

MHP lideri Bahçeli Andımızın kaldırılmasına tepki gösterip dedi ki;

-“Biz Recep Tayyip Erdoğan’ın ciğerini biliyoruz. Planlarını anlıyor anında kavrıyoruz.

Türk’e kefen biçmeye çalışan şerefsizlere dur diyecek milîi irade nerede? Şüphesiz buradadır.

Başbakan ve hükûmetine göre Andımız faşist bir hükûmetin yansımasıdır. Andımız militarist ifadelerle doludur. Başbakan ve gerçek faşist zorba ekibine sesleniyorum. Siz ne yaparsanız yapın Türk milleti Andımız’a sahip çıkacaktır. İster Kandil’e uşak olun ister İmralı canisinden müzakere afyonu yutun. Türk milleti alayını şaşkına çevirecektir. Milliyetçi Hareket’in gücü alayına yetecektir. Andımızı söyleyerek yürüyeceğiz.”

Mitingin sonunda kalabalıkla beraber “Andımız” okuyarak on binlerce vatandaşa tekrar ettirdi.

Tarih: 02 Mart 2014

Öğrenci Andı ve Türkiye Cumhuriyeti’ni simgeleyen ‘T.C.’ ifadelerinin AKP hükûmetince kaldırıldığını eleştiren Bahçeli dedi ki;

-“Bir gün iktidardan ayrıldığın dönemde, MHP’ye iktidar nasip olursa, nerede ikamet edersen et onun 25-30 metre karşısına ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ yazmazsam, okula giden çocuklara, evinin önünde Andımız’ı okutmazsam, bunların alayının hesabını sormazsam namerdim.”

2013-2014’ten günümüze Bahçeli ne Andımızı okuttu ne de hesap sordu. Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | TÜRK ÇOCUĞU YASASI: ANDIMIZ için yorumlar kapalı
Oca 03

TÜRKİYE’DE “TEK ADAM”

TÜRKİYE’DE “TEK ADAM”

FETO ve Amerika ile Ergenekon, Balyoz, Casusluk kumpas davalarında şerefli Türk askerlerini ve aydınları yıllarca Silivri’de esir tuttu: Recep Tayyip Erdoğan…

AKP’li 4 bakan rüşvetten görevden alındı. Yüce Divan yolu tek kişinin kararı ile kapatıldı: Recep Tayyip Erdoğan…

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, bakanlığına eşi Hasan Pekcan’ın ortağı olduğu Nanoksia Biyoteknoloji Şirketi’nden 9 milyon liralık dezenfektanı yüksek fiyattan alınca görevden affedildi.

Yüce Divan yolu tek kişinin kararı ile kapatıldı: Recep Tayyip Erdoğan…

Reza Zarrab milyarlarca dolar ile Amerika’ya uçtu gitti, yaptığı bağışlar ailesinin vakıflarına kar kaldı: Recep Tayyip Erdoğan…

Tank Palet ile askeri fabrikalar Katarlılara ve önce Ethem Sancak’a sonra Varlık Fonu Yönetim Kurulu Üyesi Fuat Tosyalı’ya ihalesiz verildi: Recep Tayyip Erdoğan…

Rus savaş uçağını düşürttü diyet için S400 aldı, Amerika ile papaz olduk, F35 projesinden atılıp savunma sanayi ambargosu yedik: Recep Tayyip Erdoğan…

“İnlerine” girecektik Barış Pınarı askeri harekâtımız için ABD başkanı Trump hakaret ve tehdit mektubu gönderdi. 9 günde askeri harekâtımızı durdurdu: Recep Tayyip Erdoğan…

Kozmik odanın devlet sırları FETO’culara verildi: Recep Tayyip Erdoğan…

16 Nisan referandumunda oy sayımı devam ederken YSK’ya mühürsüz ve geçersiz oylar için kanuna aykırı olarak, “geçerli” kararı aldırdı. Parlamenter Rejim yıkıldı Tek Adam Rejimi getirildi ve Tek Adam oldu: Recep Tayyip Erdoğan…

Dolar 4,6 liraydı, “Nas” dedi “Faiz sebep enflasyon netice” dedi, dolar 30 liraya enflasyon yüzde 120’le çıktı: Recep Tayyip Erdoğan…

Anayasa, “Bir kişi en fazla 2 kez cumhurbaşkanı seçilebilir” diye anayasa hükmü yazdırdı, YSK’ya anayasayı ihlal ettirdi: Recep Tayyip Erdoğan…

Asgari ücret toplantıları gündem konusu.

İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu üç beş kere toplanacak.

Boşuna toplanıyorlar, çünkü kararı tek kişi verecek. Recep Tayyip Erdoğan…

2024 bütçesi Türkiye Büyük Millet Meclisi genel kurulunda görüşülecek.

Boşuna görüşülecek çünkü noktasını, virgülünü değiştirme imkânı yok. Kararı tek kişi verdi: Recep Tayyip Erdoğan…

Ey muhalefet, ey millet; Bunları unutmanız gaflet…

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | TÜRKİYE’DE “TEK ADAM” için yorumlar kapalı