Bir gün mutlaka Türk’ün vatanında Türk’e horozlanan tüy dökmüş uyuz tavukların her biri ihanetlerinin karşılığını görerek ait ve lâyık oldukları tarihin çöplüğündeki yerlerini alacaklardır.
Yıl 1953
Alman radyosu.
Konuşan kişi der ki; ”Tanrının bir ismi daha olsa mutlaka o isim TÜRK olurdu”
Ünlü bir Alman düşünürünün;
”Şu Türkler gelip Almanya’yı da alsalardı, ancak bu sayede insanca bir hayat yaşayabilirdik” sözü, Türk’ün asalet ve insaniyetinin en güzel bir ifadesidir sanırım.
İçimizdeki Türk ve devlet düşmanı sapıklar bilsinler ki;
Fıtrattan gelip genlerimizde mevcut olan ‘’TÜRKLÜK MAĞMASI’’ volkanik patlamalarla kızgın lavlara dönüşüp hainlerin üzerlerine akarak, ilâh-i adâletin tecellisiyle her bir haini Vezüv Yanar Dağı’nın eteklerinde ki Pompei şehrinin sapıkları gibi taşlaşmış iğrenç fosillere döndüreceği günlerin arifesindeyiz.
SAHTE BİR OSMANLICILIK VE DİN KİSVESİ ALTINDA TÜRK DÜŞMANLIĞI YAPANLAR BİLSİNLER Kİ;
Türk düşmanlığı ne büyük imansızlık ne büyük alçaklıktır!
Türk’ün yurdunda yaşayıp, Türk’ün imkânlarından, merhamet ve insaniyetinden istifade edip de Türk’e karşı nankörlük edenlerin her biri insanlıktan nasipsiz, iman fukarası birer soysuz olup, asla kendilerine itimat edilmemelidir!
Türk’ün farklılığı.
İslâm’ı, ”sırat-ı müstakim” çizgisinde yaşamayı gaye edinen Türkler, İslâm’ı yaşarken; ruh âlemleri ve dünyevi yaşantılarında hem kendileri mutlu olmak hem de dünyanın diğer milletlerini bu mutluluktan pay sahibi yapmayı insani ve İslami bir erdem olarak görmüşlerdir.
VE YİNE BİLSİNLER Kİ;
Türkler, diğer Müslüman milletlerle kıyaslanamayacak kadar büyük bir farklılık arz eder. Allah, hayanın onda dokuzunu Türklere vermiştir.
Türkler Cesurdur, tevazu sahibidirler…
Deli beyindirler, korku nedir bilmezler…
Fedakârdır, şehadet sevdasıyla Allah yolunda kanını sebil etmek için ziyadesiyle cömerttir…
Başkalarına asla zulmetmez ve onları yok etme gibi sufli bir emel taşımazlar…
TÜRKLERİN MEDENİYET ANLAYIŞI;
Merhamet- Sevgi- Tevazu- Mutluluk- Türk töresi, İslâm ahlâkı ve bütün bu güzellikleri başkalarıyla da paylaşım isteği üzerine kuruludur.
Bu anlayış, Türkleri diğer milletlerden farklı kılıcı bir özelliktir.
Zira bu anlayışın kaynakları, Türk töresi, Hak ve adâlet gibi duygulardan oluşan bir değerler manzumesidir…
TÜRK OLMAK;
Soylu, asil ve yüksek karakter sahibi, yaratılışında kendisine bahşolunan NEFHA-İ İLÂH-İ’NİN şuurunda, adâlet ve merhamet ehli, cesur ve cömert olmak demektir…
TÜRK MİLLETİ;
Binlerce yıllık tarihi içinde Dili, Kültürü, Töresi, Dini inançları ile yaşayan, asla ve asla zulmetmeyen, hâkimiyet sahasında hayat süren insanların soyu, sopu, inancı ne olursa olsun, onların da mal, can ve namus emniyetlerini garanti altına almayı insani bir görev bilerek yaşayan, hâlen de yaşamaya devam eden, kıyamete kadar da yaşayacak olan, Cenab-ı Allah tarafından seçilerek İslâm’a muhtar kılınan, mübarek ve müstesna bir millet olup, insanlık âleminin en nadide süsü ve paha biçilemez bir kolyesidir!
(Bak; Mâide Sûresi Ayet- 54)
Allah, insanlığın istifadesine TOPRAK, SU, HAVA ve TÜRK gibi dört müstesna nimet sunmuş olup; İnsanlar ilk üçü ile biyolojik varlıklarını sürdürürlerken, Türk’ün ise hâkim olduğu coğrafyada, Adâlet ve Hakkaniyet ölçüleri içerisinde, Mal, Can ve Namus emniyetleri sağlanmış bir şekilde mutlu ve müreffeh bir hayat sürerler.
Böyle bir milletin düşmanı olmak;
Ne büyük bir imansızlık, nankörlük, seviyesizlik,
Sınırsız alçaklık ve ne büyük bir canavarlıktır!
YÜCE ALLAH, MAZLUM TÜRK’ÜN YANINDADIR!
Fıtrattan gelip genlerimizde mevcut olan ‘’Türklük magması’’ volkanik patlamalarla kızgın lavlara dönüşüp hainlerin üzerlerine akarak, ilâh-i adâletin tecellisiyle her bir haini Vezüv Yanar Dağının eteklerinde ki Pompei şehrinin sapıkları gibi taşlaşmış iğrenç fosillere döndüreceği günlerin arifesindeyiz.
9 Nisan 2026
Alıntı: Orhan Kılıçoğlu