TÜRKÇÜLÜK HARAM DİYEN GAFİLLER…
Uzun süredir İslâmî konularda yazmama ya özen gösteriyorum. Din insanların seçimi, milliyeti ise kaderidir. Kimsenin seçimleri beni ilgilendirmez. Her insan kendi kaderini yaşar
Zira TV. Kanallarında dinini yeşil ABD dolarına endeksleyip, yalan yanlış bilgilerle insanları zehirleyen şarlatanlara bulaşıp günaha girmek istemiyordum…
Ancak, yine damarıma bir şarlatan bastı. Bu sözü TV de söylemek adına kaç dolar aldı bilmem ama yine gündemde polemik konusunu zehrini topluma kustu.
Sosyal medyada kendine yazılanlardan da anında çark ederek attığı tivit lerle tükürdüğü nü yalamak tan hiç utanmadı. Çünkü imansızların tabansız olduklarını bilirim.
Bu adam yüzünden bu gün Müslümanların birçoğunun tuttuğu orucun ibadetlerin sevabı katlandı mı, yoksa eksildi mi, bunu da Allah bilir.
Bir televizyonda yaptığı, “birlik beraberlik” konulu konuşmada:
“Kürtçü lüğü soktular, Türkçü lüğü soktular, bunları önce fikir olarak soktular. Sonra onlar gittiler seni yok ediyorlar, onlar gittiler sana isyan edecekler dediler. Fitneci lik yaptılar. Şimdi Türkçü lük yapıyoruz, Kürtçü lük yapıyoruz, Çerkez cilik yapıyoruz. Bunlar haramdır.” “Türkçülük te, Kürtçülük gibi bölücülük tür. Irkçılık İslam’da haramdır” dedi.
Bu okumuş cahil, Türkçü lüğün batıdaki gibi ırkçılıkla, milliyetçilikle alakası olmadığını bilmeyecek kadar cahil, eğer cahil değilse, haindir.
Şimdi gelelim bu talihsiz söze benim cevabım nedir?
Öncelikle; Mustafa Karataş, sorsan ilim adamı. Ama ilim adamı namusuna sahip değil.
Sözde İlahiyatçı Müslüman, ancak İslam ahlakından ve Müslümanlığın feyzini hazmedememiş, ahlaki faziletlerinden nasibini almamış. Sözde birlik mesajı veriyorken, bölüp parçaladığın dan kırıp döktüğün den haberi yok.
Dini imanı para. Bir Müslüman ilmini, bilgisini parayla satmaz, din bezirganlığı yapmaz, bundan haberi yok.
Örnek alması gereken kişi işte İstiklal marşımızın yazarı Sayın Mehmet Akif Ersoy, O kadar Yoksulken dahi, İstiklal Marşı için verilen ödülü ret eden Müslüman Türk.
Mehmet Akif’i, Türk kabul eden Türk Milliyetçileri, Türkçüler ırkçı olur mu?
Merak edip Ziya Gökalp’in Türkçülüğün Esasları kitabını okusa, Gökalp’in “ırk atlarda olur.” dediğini görecek…
Erol Güngör’ü okusa, bizim Milliyetçiliğimizin kültür milliyetçiliği olduğunu öğrenecektir.
İlk cümlemiz bir Allah kelamı olacaktır.
Bizim sözlerimize itiraz etse de, bu sözün “Vahyi” nin üstüne söz edenin imanı yoktur.
“Ağzınıza geldiği gibi yalan yanlış konuşarak ‘bu helaldir’, ‘bu haramdır’ demeyin.
Çünkü Allah hakkında asılsız şey söylemiş olursunuz..!
Allah hakkında asılsız şey söyleyenler de kesinlikle iflah olmazlar. Ardından onlara elem veren azap vardır..!” (Nahl / 116-117)
Sen bu Allah kelamını hiç okumadın mı?
Ey İlahiyatçı Prof. Dolarla din pazarlayan din bezirgânı, Sözde Prof. Mustafa KARATAŞ Efendi. Bu nasıl bir ilahiyat eğitimi almak, bu nasıl akademisyenlik, bu nasıl bir ilahiyat profesörlüğü?
İkinci sözümüz de Alemlerin efendisi Hz. Muhammed’den olsun:
Bu söze de itiraz etmek hadsizliğini umarım aklının kenarından geçirmezsin. Diyor ki Allah’ın son peygamberi:
“Kişi Kavmini Sevmekle Suçlanamaz…”
Şanlı Peygamberimiz‘in “Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz”, “Kavmin efendisi kavmine hizmet edendir” ve “Vatan sevgisi imandandır” tarzında ortaya koydukları yüce prensiplere ben bir “Türkçü” olarak sonuna kaar bağlıyım.
Ben Türküm ve Türkçüyüm bununla da gurur duyuyorum.
Ya sen, ey Mustafa Karataş bu sözün üstüne ne diyorsun?
Sen hangi kavimdensin yoksa kavmin yokta, herhangi bir soya bağlı değilsen, “Hare çocuğu” musun “SOYSUZ MUSUN”?
Mustafa Karataş, Allah kimseyi, ilmini parayla satanlardan, dinini dolarla pazarlayan şarlatanlardan etmesin.
Allah’ın dinini parayla satan bezirganları, yüce yaradanın aynen seni bugün düşürdüğü zelil durum gibi rezil edeceğini bilmez misin?
Şimdi sırada “Hatip oğlu” gibiler, “cübbeli” ler var. Yüzlerce şarlatan var. Onlarda gününü beklesin.
“Allah kimseyi bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi yapmasın.”
Şimdi gelelim senin gibi din tüccarları şarlatan bezirganların ortak özelliklerinize:
“Din Tüccarlarının en büyük özelliği, milliyetsiz olmalarıdır.”
Hüseyin Nihal ATSIZ
Bunlar, “seccademi serdiğim ruy-i zemin yani yeryüzü benim VATANIMDIR” diyen “HAYMATLOSLAR DIR!” Yani, Uluslararası ilişkilerde:
“kimliksiz Dünya Vatandaşları dır!” Bu, “HAYMATLOS LAR!” Allah’ın indirdiği dini anlatmaz lar. Çünkü işlerine gelmez! Bunların Allah’ın indirdiği dini anlatsa kendince din uydurmazsa, bu sefer kasalarına dolar girmez.
Sizlerin tamamının hayatı, “Kula – kul olmaktır” yani, bütün dünyanız, MASA – KASA – NİSA (Makam – Para – Kadın) üçlüsü dür.
Efendi! Anlaşıldı ki; “Para ve şöhret” adam olmayan kişiyi böyle rezil edermiş!
Biliriz ki; Türk Milleti sözünü sevmiyorsunuz! Onun dışındaki özellikle Arap ve Acemler gibi her millete “necip” dersiniz.
Allah seni rezil edecek ya, Allah sana bu sözleri kusturacak.
Bak değerli bilim adamı, Prof. Dr. Cemal Kurnaz ne diyor?
“İslam Âleminin kurtuluşu Türkçü lerin elinde. Önce Türkçe konuşan ümmetten başlayarak.”
Onlar iddialarına layık oldukça, kendilerini doğru anlattıkça her şey düzelir. Türk milletinin onlara ne çok ihtiyacı var. İnsanlığın ihtiyacı var. Önce o mânayı bul, içine koy, TAM TÜRK OL. Türkçülüğün ilk şartı bu. “Olursan oldurur sun. Olmadan inandıramaz sın.” Böyle diyor gerçek ilahiyatçı profesörleri.
Efendi, Ruhî-i Bağdadî sizin gibi hastalıklı-piskolojik, şizofren vaka lı hocalar için der ki:
“Sanma ey hâce ki senden zer ü sîm isterler / Yevme lâ yenfeu’da kalb-i selîm isterler…”
Ruhî-i Bağdadî, yukarda ki cümlede diyor ki, senin gibi idrak yoksunları na:
“Ey hoca sanma ki senden altın ve gümüş isterler. Hiçbir şeyin fayda vermeyeceği günde tertemiz ve sapasağlam bir kalp isterler…”
Var mı sende o temiz kalp ey Mustafa Karataş?
Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat Kuranı Kerimin Türkçe tefsirini yapması için görevlendirdiği, büyük İslam âlimi, Elmalı lı Muhammed Hamdi YAZIR, Ruhî-i Bağdadi’nin bu sözlerini duyunca nede güzel söylemiş:
(Mustafa Karataş iyi oku bu cümleleri…)
“Ruhî-i Bağdadi’nin sözünü duyduğum vakit bunu Türkçe’den başka bir lisanın edebiyatına kaydedemediğim gibi Türkçe’nin en güzel sözlerinden tanımakta tereddüt etmedim…”
Bu ifadeler, Elmalılı’nın son derece milliyetçi ve Türkçü bir Türk âlimi olduğunu gösteriyor.
Türkçülük taraf tutmaktır:
Vatanına, milletine, bayrağına, dinine kısaca milli ve manevi değerlerine ihanet edenin karşısında olmaktır.
Bizde tarafız, Türkçüyüz Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkıyoruz. Senin gibi vatanına ihanet eden, Milletini aşağılayan, dinini karalayan ların karşısında duruyoruz, ey Mustafa Karataş.
Bugün Siyasal İslamcı lık adına Türk’üm demenin neredeyse günah kabul edildiği bu ortamda, en büyük tefsir âlimi nin göğsünü gere gere “ben Türk’üm” demesi ne kadar önemli ve anlamlı hale geldi.
“Her şeyi bu vatanda öğrendim” diyerek aslında yüzde yüz yerli ve millî bir İslam âlimi oluşuna vurgu yapıyor.
Yani, “Arapçı ya da Emevi Müslümanı değil, Anadolu Türk Müslümanı yım” diyor.
Bugün Siyasal İslamcı, cemaatçi, tarikatçı çevreler, öz be öz Türk halkını Arapçı ya da selefi bir İslam anlayışıyla avlayarak milliyetçilik ruhlarını, Türklük lerini iğdiş ediyorlar.
Tarihini, soyunu sopunu, kimliğini, benliğini Divanü Lügati’t-Türk gibi öz Türk kaynaklarından öğrenmek son derece önemli ve dikkate değerdir.
Her şey ortada iken; Cenab-ı Allah, Kur’an-ı Kerim’de bu şekilde emreder ken, bu hastalıklı sözde din adamlarına ne oluyor ki böyle saçma sözler sarf etmek zorunda kalıyorlar.
Yüreğiniz yetiyorsa çalmanın, çırpmanın ve Maun Suresinde bahsedilen “YETİM HAKKI” yemenin günah olduğundan, ihaleye fesat karıştırma, israfın, şatafatın, faizin de “HARAM” olduğunu dile getirseniz ya! Ya da, “Kula-kul olanlar” dan, sebepsiz yere cana kıyanlar dan, faizi meşrulaştıran lardan, bütün dünyaları MASA – KASA – NİSA (Makam – Para – Kadın) üçlüsü olanlardan “Dünyalıkları nı kaybetme” korkusun da olanlar, bunları dile getirip bunların en büyük suç olduğunu anlatsanıza.
Bunları dile getiremez siniz? Sizler dini, imanı para olanlar, din bezirgân ları “Dünyalık larını kaybetme” korkusun da olanlar bunları dile tabi ki getiremezsiniz!
Şimdi soruyorum size:
İslam coğrafyasında yaşayan Müslümanlar neden böyle?
Peki, neydi İslam?
Neden Kan gövdeyi götürüyor?
Müslümanlar neden birbirini katlediyor?
Hz. Hüseyin neden Şehit edildi?
Hare vakası neden anlatılmaz?
Allah’ın yüce dini, Cihan şümul bir din neden İslam’ın 5 şartıyla sınırlan dırılıp kısıtlanıyor?
Gerçekten İslam’ın şartı 5 mi?
Şimdi ben bunları sorguluyorum diye, siyasal İslamcı, “Türkçülük haram” diyen sözde Müslüman, uydurulmuş dinin çakma Profesörlerinin, sahtekar ilahiyatçıları nın dönen çarkına çomak sokuyorum.
Ceplerine akacak dolarların pisliğini ortaya döküyorum diye. Bunlar bana tabii ki dinsiz, hadsiz diyecekler, eleştirecekler
Bu gün bu sahtekâr Profesörlerin TV’ler de İslam dini diye anlattıkları, kendilerinin İslam diye uydurdukları uydurulmuş bir dindir.
Çünkü Allah’ın indirdiği İslam’ı, Hz. Muhammed’in Vefaatın dan 70 yıl sonra “Kerbela da”, Hz. Muhammed’ in şehri “Medine de Hare Vakasında” katlettiler.
Mancınık la Mekke’de Allah’ın evi dedikleri “Kâbe’yi” yıkarak Arap çölleri ne gömdüler.
Hem de bir kere değil 73 kere, Hare de 1000 kere, Kâbe’de tamamen katlettiler.
İşte Allah’ın indirdiği İslam, böyle bir facianın dinidir.
İslam, Kerbela çölüne Hz. Hüseyin’le birlikte gömülen, Medine Hare de bin Müslüman masum kadının kanına girerek, Mekke de Allah’ın evini mancınık la Hz. Muhammedin Vefaatin den yetmiş yıl sonra Yezit tarafından yıkılarak, Arap yarımadasının kızgın çölleri ne gömülen mazlum ve mahzun bir dindir.
Orda öldürülen kanına girilen ler bedenler değil, İslam’ın ruhuydu.
Müslümanların ruhunu bilerek katlettiler. İşte İslam, böyle bir facianın dinidir.
Şimdi gömdük leri İslam’ın yerine, zalimliklerini örtecek kılıflar giydirerek yeni bir din uydurup bize sunuyorlar.
Tabi düşünen ve akıl eden Müslümanları kandıramıyorlar.
İslam’a İman ettiğini söyleyenler neden Müslümanları, Kerbela da, Hare’de, Mazlum Müslümanları katlederek, Mekke’de Kâbe’yi yıkarak gerçek İslam’ın ruhunu katlettiler?
Onlar tarihe İslam peygamberi Hz. Muhammed’ in en yakınlarını katledenler olarak geçse de, bizce onlar doğrudan doğruya İslam dininin kendisini öldürenler olarak tarihe geçtiler.
Bunu anlayabilmek için İslam’ın, üzerine kurulu olduğu beş ilkeyi iyi bilmek gerek.
Evet; İslam beş ilke üzerine kurulmuştur. Biz buna İslam’ın beş şartı diyoruz.
Apaçık Kur’an ayetleriyle sabittir ki:
İlk şart “adalettir”…
İkincisi “emanettir”…
Üçüncüsü “ehliyet” …
Dördüncüsü “maslahat” …
Beşincisi ise “meşveret tir” dir…
İslam’ın beş şartı bu değil dediğinizi duyar gibiyim…
Ne oldu? Şaşırdınız mı?
Yoksa siz; “namaz”, “oruç”, “hac”, “zekât”, “kelimeyi Şehadet getirmek” gibi ritüeller den mi bahsedeceğimi sanmıştınız?
Sizin bildiğiniz son saydığım ritüeller, Onlar İslam’ın şartı değildir.
Şart öyle bir şeydir ki, o olmazsa onun temsil ettiği sistem de olmaz.
“Adalet” olmadan İslam olur mu?
“Emanete sadakat” olmadan İslam olur mu?
İşi ehline vermeden yani, “ehliyet” olmadan İslam olur mu?
Bir şahsın yahut bir grubun değil, halkın yararını esas almadan yani “maslahat” olmadan İslam olur mu?
Danışma, fikir alışverişi, düşünce özgürlüğü ve şurayı ikame etmeden yani “meşveret” olmadan İslam olur mu?
Gerçek İndirilmiş din “bunlar olmadan İslam olmaz!” “Müslümanlık yaşanmaz” diyor…
Sizin bu gün İslam diye bize anlattığınız din, yani Muaviye ve Yezid’in dini diyor ki;
Yeter ki namaz kıl ama Muaviye’nin, Yezid’in adaletsizliğine itiraz etme, onun vahşice katlettiği mazlumları unut!
Yeter ki oruç tut ama açın, yoksulun halini sorma! Devlet erkânının lüks ve şatafat içinde yaşamasını dert etme!
“Komşusu açken tok yatanlar bizden değildir” hadisi şerifini unut!
Yeter ki hacca git ve Kâbe’yi tavaf et ama farklı düşünüyor, farklı inanıyor diye zalim iktidarlar tarafından hapse atılıp şehit edilen “İmamı Azam Ebu Hanife’leri”, doğruyu söyledi diye çöle sürgün edilip ölüme terkedilen “Ebu Zer El Gıfari’leri”, kılıçla boynu kesilen “Hucr bin Adiyy’leri” sakın gündeme getirip de fitne çıkarma!
Evet; böyle dediler. Sizde hala böyle düşünüyor böyle biat edip böyle ibadet ediyorsunuz…
Benim bu yazımı dahi fitneden fesattan sayıyorsunuz…
Allah’tan başkasına kul olmamayı ve gerekirse zalim sultana karşı kıyam etmeyi öğreten, mukaddes namaz ibadetini yozlaştırıp onu neredeyse iktidar sahiplerine itaat, biat etme ritüeline dönüştürüyorsunuz…
Sizde bunlara biat ettiniz uydurulmuş Muaviye dinini yaşıyor sonrada İslam’ız diyorsunuz…
Yetmedi, İslam’da bu kadar tahrifat, birazda oruçta, hacda da gerçekleştirelim dediler ve sizde bunlara da itiraz etmediniz…
“Haç” ta ki yaptığınız tahrifata girmeyeceğim, Çünkü Yüce Allah bu sene kökten kaldırdı. Belki biraz düşünür ders alırsınız ders çıkarırsınız diye…
Hadi gidin de görelim, o haçtan başka her şeye döndürdüğünüz turizm ve ticaret seferine…
“Oruç” mu?
Çevrenize bakın kaç kişi tutuyor? Sakız çiğnemek oruç bozar mı? Denize girmek oruç bozar mı? Sahi yağ bu şarlatanlar bize bunu 1400 yıldır öğretemedi bizde öğrenemedik…
Allah, Kuranı Kerimde ihtiyaçtan fazla olanı yoksullara verin dedi ği halde, “zekâtı” kırkta bire indirdiler…
Bu sizin işinize geldi ama yine de Kur’an’ın ret ettiği kırkta bir zekâtı bile vermediniz…
İnfakı unutturdular…
Sizin de arayıp da bulamadığınız, dört elle sarıldınız…
Saraylar yaptılar. Servetlerine servet kattılar. Ezdiler, sömürdüler, yoksulun ve geniş halk yığınlarının iliğini kanını emdiler…
Kendileri sözde dünya nimetlerinden alabildiğince yararlandılar da, yoksul müminler içinse sadece öbür dünyada cennet hayalini bıraktılar…
Bu dünyaya gelmiş geçmiş en büyük insan hakları savunucusu Hz. Muhammed’in Allah’ın emriyle kaldırdığı “Kölelik ve Cariyelik” kurumunu 1400 yıl sürdürdünüz de, ne halifelerin ne ulemanın nede siz takvayla yaşadığını iddia eden Müslümanların birinizin ağzından tek cümle itiraz çıkmadı…
Çünkü siz Hz. Muhammed efendimize indirilen İslam’a değil Uydurulmuş bir dinin mensupları onun ümmetiydiniz. İtiraz ederseniz sizi de suçlayacakları ifade kesin kafirlik dinsizlik ti…
Müşriklerin Hz. Muhammed’e söylediği gibi sizde, “babalarınızdan böyle gördünüz, babalarınızın inandığı gibi inandınız.” Bunuda Müslümanlık saydınız…
Çünkü siz Hz. Muhammed vefat ettikten 70 yıl sonra Muaviye ve Yezidin uydurduğu “Emevi Arap İslam” dinine inandınız…
Çünkü bu “Emevî Arap İslam’ının” din mensupları ve kurucuları kimseye hesap vermediler…
Hesabı ahirete Allah’a havale ettiler…
Allah yerine hüküm verip, kimin cennete kimin cehenneme gideceğine de onlar karar verdiler…
Sonuçta, Allah’ın indirdiği Muhammedî İslam’ı yerle yeksan edip yerine yeni bir din ürettiler…
Ürettikleri din, “aslında İslam öncesi şirk dininin, İslam maskesi giydirilmiş halinden ibaretti.” yani Emevi Araplarının kültürü günümüz İslam’ındaki Müslümanların putperestlerden, müşriklerden yaşam tarzı olarak bir farkımız kalmadı…
Ey Müslüman kardeşim artık uyanmanın düşünmenin zamanı gelmedi mi?
Şimdi biz deriz ki: “Türkçülük”, Mustafa Karataş’ın dediği gibi bölücülük değildir…
Artık uyan, lütfen düşün aklını kullan, “Vahiylerle” aklını örtüştürerek düşünerek doğru yolu bul…
Düşünmeden zırvalayan aklını birilerine kiraya vermiş Mustafa Karataş gibi siyasal İslamcı “Eşari” anlayışlı Arap kültürünü İslam dini diye anlatan, nakilci din bezirganlarına inanmayı bırak…
Kendi aklına güven, Allah’ın “ikra” ilk emri “oku” olduğunu unutma. Oku araştır düşün öyle inan…
“Düşünmemeyi telkin eden her his, şeytan işidir.” Diyen “İmam Maturidi” diyor ki;
“Allah insanoğluna öyle bir nimet vermiş ki, o nimet aklıdır. Allah Kur’an’ı Kerimi indirmemiş dahi olsa, insanoğlu aklını, bilimi kullanarak Allah’ı bulurdu.” diyerek sizi akıl ve bilime davet ediyor…
O zaman sizde Kuran’ı anlayarak okuyun, aklınızı kullanın, düşünüp doğru olanı bulun. Bu soytarılara inanmayın…
Vâsile b. El-Eska’ anlatıyor:
Hz. Peygamber (a.s.m)’e “Kişinin kavmini sevmesi asabiyet/ırkçılık sayılır mı?” diye sordum.
“Hayır, asabiyet/ırkçılık, kişinin kavminin yaptığı zulmüne yardımcı olmasıdır.” diye buyurdu…
(bk. Ahmed b. Hanbel, 4/107; Mecmau’z-zevaid, 6/244).
Yani bu hadisten anlıyoruz ki; Türk milleti bir zulüm yaparsa, bizde onu destekler, över ve katkı da bulunursak “ırkçılık” yapmış oluruz…
Türk milletinin zulüm yaptığına dünyada şahit olan var mı?
Bütün bunlar benim görüş ve düşüncelerim her şeyin en doğrusunu yine de yüce Tanrım bilir…
Bence doğru olan kişinin ailesini, akrabalarını, mensubu olduğu asil ve ferasetli, şerefli milletini çok sevmesidir!
Bende Şerefli Türk Milletinin bir ferdi olarak, Türklüğümle gurur duyuyorum…
Ve gururla, diyorum ki; “Türküm Türkçüyüm…”
“Türkçülük haram” diyen soytarı ya da “hadi oradan bizden uzak ol” diyorum…
Bu yüzden ATSIZ Hocam der ki;
“BİN CİHANA DEĞİŞMEM ŞU ÖKSÜZ TÜRKLÜĞÜMÜ!!!”
Alıntı: Mevlüt Kaleli