May 23

TARİHTE BUGÜN

23 Mayıs:

1915 – İtalya Krallığıİtilaf Devletleri ile birlikte I. Dünya Savaşı‘na katıldı.

1949 – Sovyet lideri Josef StalinBerlin ablukasını kaldırdı ve II. Dünya Savaşı sonrası ikiye bölünen Almanya‘nın batısında federal cumhuriyet ilan edildi.

1960 – İsrail ajanları, 6 milyon Yahudinin ölümünden sorumlu tutulan Adolf Eichmann‘ı Arjantin‘de ele geçirdi.

1978 – İmralı Cezaevi’nden kaçan Amerikalı Billy Hayes‘in yazdığı roman Geceyarısı Ekspresi adıyla sinemaya aktarıldı.

2006 – Boeing 717 üretimi sona erdi.

Andrea Luchesi (d. 1741)

John D. Rockefeller (ö. 1937)

Anatoli Karpov (d. 1951)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 23

GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTİYOR

GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTİYOR

Gündem hızla akıyor. Olayların birine bakıp ne olduğunu anlamak isterken bir başkası başlıyor. Her biri milli sorunlarımızla ilgili olsa da ne yazık ki her birini yorumlamak mümkün olmuyor ve olsa da arkası kesilmediği için gündemden uçup gidiyor. Çünkü yeni bir olay başlıyor.

Türk siyasetinin ve devleti yönetenlerin en başta gelen yanlışı nedir biliyor musunuz? Ülkenin bağrına hançer gibi saplanan terör ve bölücülük sorununu doğru dürüst anlatmamaktır. Yıllardır tutturmuşlar bir PKK. PKK bir ayrıntı. Büyük tasarımın küçük aparatı. Silahlı, terörist bir yapı olduğu için herkes doğrudan ona odaklanıyor. Halbuki bütünü gördüğünüzde onun aslında bir ayrıntı olduğunu anlıyorsunuz.

Geçmişte pek çok yazımda “PKK kendini feshedebilir” demiştim. Nitekim “Silah bırakacağını” açıkladı. Yine geçmiş yazılarımda “Peki KCK ne olacak?” diye sormuştum. Halâ daha cevabı verilmiş değil.

KCK, Kürtçülüğün devlet yapısı. Fiilen çalışıyor. Yasama, yürütme ve yargı gibi üç ana bölümden oluşuyor. Yasama başlığı altında Kürdistan halk meclisi Kongra-Gel var. Kongra Gel’e bağlı olarak PKK (Türkiye), PYD(Suriye), PÇDK (Irak) ve PEJAK(İran) yapılanması var. Yürütme başlığı altında Halk savunma alanları ve altında en az on tane birim kurulmuş. Yargı bölümünde, çeşitli başlıklar altında mahkemeler var. Bunlardan biri askeri mahkeme.

KCK, tipik bir devlet örgütlenmesi ve bir devlette bulunması gereken önemli birimler şematik olarak yapılandırılmış. PKK, bu koca tablonun içinde askeri bir birim olarak tanımlanıyor.

Şimdi bizim devlet yöneticilerimiz, “PKK kendini feshediyor” diye, “Barıştan” söz ediyor.

“Terörsüz Türkiye” sloganı ile hepimize, mutluluk vadediyor.

Silahı bırakıyorum, karşılığını da istiyorum diyor.

Neymiş karşılığı?

“Sivil anayasa” imiş.

Sivil anayasa nasıl bir anayasa?

Komisyon kurup salt çoğunlukla “He” diyecekleri anayasa.

En önemli maddesi vatandaşlık tanımını değiştirip “Türk” ten kurtarmak. Yerine, vatandaşlık bağı ile bağlı herkesi “Türkiye vatandaşı” yapmak. Böyle yaptınız mı artık “Türk Halk Müziği” demeyeceksiniz. Türk mutfağı, Türk Devleti, Türk bayrağı, hatta Türk ordusu dahi demeyeceksiniz. Bu ve benzeri kurumlar herkesin olduğuna göre “Türkiye Bayrağı, Türkiye ordusu, Türkiye sanat müziği vs. olacak.

Türk Milli takımı, Türk futbolu değil, Türkiye Milli takımı, Türkiye futbolu olarak gururlanacağız.

Başka?

Ülkemize barışı getiren teröristler kahraman sayılacak. Ölüm yıldönümlerinde izinsiz anılacak.

Tunceli Valisi gibi isteyen ağlasa da barışın gereği bu olacak. Artık Türk devleti yok, Türkiye devleti var. Türkiye Ordusu ve Türkiye polisi, Türk polisi olmaktan kurtulduktan sonra, herkesin kucaklayıcı gücü olarak görevini azim ve kararlıkla yapacak.

Okullarda derslerin adı değişecek.

Türk Edebiyatı değil, Türkiye edebiyatı, Türk şiiri değil, Türkiye şiiri olacak.

Kim bilir, belki ilerde birileri Türkiye isminden de “gene Türk var” diye rahatsız olur. Bu sefer barışı sağlamak, huzuru tesis etmek için “Anadolu halklar Cumhuriyeti” derler.

Yıllardır benim ülkemde sadece “Türk’üm” demek ırkçılık olarak görüldü.

Kürt Tealli ve İslam Tealli cemiyetlerinin ardılları, her nedense Türk’ten rahatsız oldu. Olmağa da devam ettiler. Halbuki Türkler ne İslam’dan ve ne de Kürt’ten hiç rahatsız olmadık.

Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanlığı makamına kadar yükseldiği halde Abdullah Gül ne demişti hatırlayın. “Ne mutlu Türk’üm sözünün her yere yazılmasını ilkellik” demişti. Halbuki o Türk’lük anayasal vatandaşlığın tanımı olan Türklüktü. Etnik Türklük değildi. Buna rağmen kendini Türk’e layık görmedi.

Yunanistan’a gidip orada ölen Şeyhülislam Dürrizade gibi.

Alıntı: Ahmet Gürsoy

Posted in Gündem | GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTİYOR için yorumlar kapalı
May 22

TARİHTE BUGÜN

22 Mayıs:

MÖ 334 – Granikos Muharebesi‘nde Büyük İskender‘in orduları III. Darius‘u yendi.

853 – Nil Deltası‘ndaki liman kenti Dimyat‘a Bizans donanması tarafından baskın yapıldı.

1960 – Yeryüzünde ölçülmüş en şiddetli deprem olan Büyük Şili Depremi sonucunda 4.000 ila 5.000 arasında kişi öldü.

1963 – Milan, finalde Benfica‘yı yenerek ilk kez Şampiyon Kulüpler Kupası‘nı kazandı.

1990 – Kuzey Yemen ve Güney Yemen birleşerek Yemen Cumhuriyeti adını aldı.

Arthur Conan Doyle (d. 1859)

Victor Hugo (ö. 1885)

Albert Claude (ö. 1983)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 22

BİR SELAMIN HİKAYESİ

BİR SELAMIN HİKAYESİ

Yeğenim anlattı dün akşam…

Öyle bir anlattı ki, sanki ben de o masadaydım.

Umut, arkadaşlarıyla Tarsus’ta bir lokantaya gidiyor. Amaç basit, yemek yemek, sohbet etmek, günü paylaşmak. Yemekler yenirken içeri bir grup yabancı giriyor. Koreli oldukları hemen belli. Yan masalara oturuyorlar. Göz göze geldiklerinde, sessizce başlarını eğerek selamlaşıyorlar. Ne yüksek ses var ne abartı… Sadece incelik.

Bir süre sonra rehber söz alıyor ve lokantadakilere dönerek;

“Misafirlerimiz Kore’den geldiler, Tarsus’u gezmek için buradalar,

.” diyor.

Tam o anda Umut’un arkadaşlarından biri gülümsüyor ve sakince söylüyor,

“Ben Kore’de askerlik yaptım.”

Rehber bu cümleyi Korece’ye çeviriyor.

İşte o an…

Bir anda bütün Koreli misafirler ayağa kalkıyor.

Derin bir saygıyla, neredeyse askerî bir hizaya girer gibi eğiliyorlar.

Sonra alkış…

Uzun, içten, onurlandıran bir alkış.

Ne gösteriş vardı ne sahne.

Sadece bir vefa, bir minnet, bir insanlık hâli.

Yeğenim anlatırken gözleri parlıyordu.

“Bizim Türk’ü ne güzel onore ettiler,” dedi.

Evet…

Bir selamın, bir hatıranın, yıllar önce başka bir ülkede tutulmuş bir nöbetin karşılığıydı bu.

Sınırları aşan, dili aşan bir saygıydı.

İnsan bazen şunu bir kez daha anlıyor.

İyilik, emek ve onur unutulmuyor.

Dünyanın neresinde olursan ol, kalpten gelen bir duruş mutlaka karşılığını buluyor.

Alıntı

Posted in Hikayeler | BİR SELAMIN HİKAYESİ için yorumlar kapalı
May 21

TARİHTE BUGÜN

21 Mayıs:

1864 – Çerkes Soykırımı gerçekleşti. Çerkesler, anavatanları olan Çerkesya‘dan Rus işgalciler tarafından başka topraklara sürgün edildi.

1881 – Amerikan Kızılhaçı, Clara Barton tarafından kuruldu.

1904 – FIFA (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği) Paris‘te kuruldu.

1927 – Amerikalı havacı Charles LindberghSprit of St. Louis adlı uçağıyla New York‘tan Paris‘e uçarak, Atlas Okyanusu‘nu geçen ilk pilot oldu.

1991 – Hindistan Başbakanı Rajiv Gandhi öldürüldü.

Albrecht Dürer (d. 1471)

Jane Addams (ö. 1935)

İlber Ortaylı (d. 1947)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 21

SON KALE TÜRKÇÜLER…

SON KALE TÜRKÇÜLER…

3 Mayıs Türkçüler günü dolayısıyla Orkun Vakfı, 3 Mayıs Türkçüler Birliği ve Son Kale Türkçüler Derneği tarafından Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde düzenlenen törene katıldık.

Yusuf Öztürk’ün sunduğu programda Son Kale Türk Kültürü ve Araştırma ve Toplumcu Dayanışma Derneği adına Murat Keçik’in selamlama konuşmasından sonra

Atatürk ve Nihal Atsız resimleri önünde ve Türk bayrağının altında kürsüye gelen Orkun Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Yakan Cumalıoğlu, konuşmasına “Andımız”ı okutarak başladı ve “Büyük bir operasyon tiyatrosuna hazırlananların son dönemdeki ifadelerinin amacı, cumhuriyetin tasfiyesi, üniter bütünlüğün dağıtılması, Türk Milleti’nin etnik ve mezhepsel düzeyde paramparça edilmesidir. Sonuç olarak Amerikan bayrağını bu topraklarda göndere çekme emelleri deşifre edilmiştir. Çözüm süreci diye adlandırılan dolaplar, yapılan pazarlıklar, verilen tavizler, Türkçüler tarafından dikkatle takip edilmektedir. Unutmayalım, uyuyan milletler ya ölür ya da köle olarak uyanır” dedi.

***

Törende ben de “Türkçülük, bütün Türk devletlerinin kurucu iradesidir ama bugün Türkiye Cumhuriyeti’nde Türkçüler, egemenlik mücadelesi ile sınanmaktadır. Türkçülük, iktidarın ilkokullardan kaldırdığı ‘Andımız’daki gibi ‘Yurdumu, milletimi özümden çok sevmek’, ‘Yükselmek, ileri gitmek’ ve bu yolda ‘Varlığım Türk varlığına armağan olsun’ diyebilmektir. Atatürk’ün dediği gibi ‘Yüksel Türk senin için yüksekliğin hududu yoktur.’ Atatürk, 10 Yıl Nutku’nda, ‘Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, Temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracağız.’ derken Ziya Gökalp’ın temelini attığı Türkçülük fikrini, devletin kurucu iradesi ve milletin ülküsü olarak belirlemiştir.” diye bir konuşma yaptım.

***

Bu yıl Altın Bozkurt Ödülü verilen Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba, Atatürk’ün “Bir Türk dünyaya bedeldir” sözünü hatırlatarak, Türkiye’yi parçalama girişimlerine karşı sonunda Meclis’e yürüyüş başlatmak zorunda kalacağını bildirdi…

İlahiyatçı Cemil Kılıç, tamamı Öztürkçe kelimelerden oluşan konuşmasının sonunda “Türkçeci olmayan Türkçü olamaz” dedi.

Emekli amiral Cihat Yaycı, Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz, Sarıdeniz, Gökdeniz gibi deniz isimlerinin tamamının Türkler tarafından konulduğunu, bunun da Türklerin üç kıtadaki hâkimiyetini gösterdiğini, yine Trabzon adının “Tibaren zone” yani “Tibarenlerin bölgesi” anlamına geldiğini ve Anadolu’da kurulan ilk Türk kentinin Trabzon olduğunu söyledi ve “Bugün, Türkiye’de olup bitenler, Graham Fuller Henry Barkey ve Morton Abramowitz tarafından 1998’de yazılan ‘Türkiye’nin Kürt Meselesi’ kitabında ve yine Graham Fuller’in 2007’de yazdığı ‘Yeni Türkiye Cumhuriyeti’ kitabında harfiyen belirtilmiştir. Öyle ki Meclis’te kurulacak komisyonun resmi değil özel bir komisyon olacağını bile söylemişler. Birinci Açılım sürecindeki Akil Adamlar Heyeti’nin kurulmasını da onlar planlamıştır… Fakat bilmiyorlar ki Türk Milleti, Oğuz Kağan’dan beri, ‘Daha deniz daha müren (ırmak)’ diyen, güneşi tuğ, gökyüzünü çadır olarak gören bir felsefeden geliyor.” dedi.

Alıntı: Arslan Bulut

Posted in Gündem | SON KALE TÜRKÇÜLER… için yorumlar kapalı
May 20

TARİHTE BUGÜN

20 Mayıs:

325 – Roma İmparatoru II. Konstantin, ilk Ekümenik konsilin İznik‘te düzenlenmesini sağladı.

1883 – Endonezya‘daki Karakatau yanardağı faaliyete geçti.

1902 – KübaABD‘den bağımsızlığını kazandı.

1932 – Amelia EarhartAtlantik Okyanusu‘nu uçakla tek başına ve hiç durmadan geçeceği yolculuğuna Newfoundland‘dan başladı.

1990 – Romanya‘da, Ion Iliescu Cumhurbaşkanı seçildi.

Honoré de Balzac (d. 1799)

Ali Sami Yen (d. 1886)

Ray Manzarek (ö. 2013)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 20

ATATÜRK

ATATÜRK

* * *

Sayende yok edildi o kapkara geceler

Anlatmaya yetmez hiç kelimeler heceler

Her zaman kıskanırlar aptallarla cüceler

Çalışkandır, zekidir, kahramandır müthiş TÜRK

Yaşıyor yaşayacak sonsuza dek ATATÜRK

* * *

Bir kâbus çöktü yurda Türk’ün adı hiç yoktu

İçilen suyun bile artık tadı hiç yoktu

Ne devlet ne adalet ne de kadı hiç yoktu

Yurdu Anadolu’ ya vurdu mührü şanlı TÜRK

Yaşıyor yaşayacak sonsuza dek ATATÜRK

* * *

Hiç teşebbüs etmeyin tarih olmaz ki Türksüz

Bu dünya hiç huzuru bir an bulmaz ki Türksüz

Hakikatin özü Türk asla dolmaz ki Türksüz

Aklını kullananlar görür, anlar, bilir TÜRK

Yaşıyor yaşayacak sonsuza dek ATATÜRK

* * *

Dünyaya gelmenin bir amacı var elbette

Hem yokuşu inişi yamacı var elbette

Türk olmayan yüreğin umacı var elbette

Yaşamaz umarsızca ufka hedef alır TÜRK

Yaşıyor yaşayacak sonsuza dek ATATÜRK

* * *

Ay Yıldızlı Al Bayrak inmeyecektir artık

Bağımsızlık savaşı dinmeyecektir artık

Türk’ün coşan yüreği sinmeyecektir artık

Tarihinde yazılı cesurca savaşır TÜRK

Yaşıyor yaşayacak sonsuza dek ATATÜRK

* * *

Türk’ün azmi kabardı dağları aştı bir bir

Nice engel koydular taştıkça taştı bir bir

İngiliz, Fransız ve Yunan’ı şaştı bir bir

Anadolu Türk yurdu her bir yere yazar TÜRK

Yaşıyor yaşayacak sonsuza dek ATATÜRK

* * *

Hem savaşı barışı dünya sizden öğrendi

Tarihe işlediğin gerçek izden öğrendi

Cevheri kanındaki asil özden öğrendi

Hakikatten sapanın verir dersini her TÜRK

Yaşıyor yaşayacak sonsuza dek ATATÜRK

* * *

Kimliğinden cayanlar Türk’e karşı birleşti

Her bir Türk can vererek kan dökerek hürleşti

Mustafa Kemal ile Türk ateşi gürleşti

Türklük ateşi ile alev alev yanar TÜRK

Yaşıyor yaşayacak sonsuza dek ATATÜRK

* * *

Hürriyet rüzgârıyla coşar şanlı bayrağım

Asil şehit kanıyla al al kanlı bayrağım

Hüznü var neşesi var sanki canlı bayrağım

Asırlar öncesinden onun sevdasıdır TÜRK

Yaşıyor yaşayacak sonsuza dek ATATÜRK

* * *

Hem celaline aşık hem cemaline vurgun

Kötüler aleminde hakikat olmaz durgun

Hala canlı dirisin kimler diyormuş yorgun?

Bir tarihe bakınız gördüğünüz her yer TÜRK

Yaşıyor yaşayacak sonsuza dek ATATÜRK

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | ATATÜRK için yorumlar kapalı
May 19

TARİHTE BUGÜN

19 MayısTürkiye ve KKTC‘de Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı

639 – Chieh-she-shuai ve yandaşları, Tang imparatoru Tai Tsung‘un yaz sarayı olan Chiucheng Sarayı’nı bastılar.

1919 – Mustafa Kemal Samsun’a çıktı.

1924 – Türk ve İngiliz heyetleri arasında Musul Sorunu ile ilgili Haliç Konferansı görüşmeleri başladı.

1935 – Frankfurt – Darmstadt arasında ilk autobahn açıldı.

1975 – ABD Senatosu, Türkiye‘ye silah ambargosunun kaldırılmasını kararlaştırdı.

Anne Boleyn (ö. 1536)

Malcolm X (d. 1925)

Arabistanlı Lawrence (ö. 1935)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
May 19

NATO KAFA NATO MERMER

NATO KAFA NATO MERMER

Güneydoğu’da NATO Müşterek Kolordu Karargâhı kurulması planının ardından Anadolu Kavağı’nda bir NATO Deniz Unsur Komutanlığı kurulacağı bildirildi.

Bu haberler sonrasında İstanbul Boğazı’na yaklaşan, 1.500.000 varil ham petrol taşıyan tankere, insansız hava ve deniz araçlarıyla saldırı yapıldı.

Yine küresel finansı yönetenlerden BlackRock, Ankara’da Tayyip Erdoğan ile görüştü.

Adana’da NATO kolordusu kurmak, Anayasa’ya aykırıdır, İstanbul Boğazı’nda NATO komutanlığı kurmak ise hem Anayasa’ya hem Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne aykırıdır.

Boğazlar, fiilen NATO egemenliğine bırakılırken, Batı Avrupa donanması Kıbrıs’a yığınak yaptı. Yunanistan, Lozan’ı çiğneyerek Ege adalarına hava savunma sistemleri kurdu.

***

Emekli Amiral Mustafa Özbey, konuyla ilgili olarak, “Trump’ın NATO’yu kötülerken, Türkiye ve Erdoğan’a övgüler yağdırmasının nedeni de anlaşılmaya başlıyor.

Adana’da kurulan kolordu ve İstanbul Boğazında kurulan Deniz Unsuru, NATO maskesi altında yapılan ABD organizasyonudur.

Türkiye, Rusya’ya karşı olduğu çok açık bir tertiplenmeye sokuluyor.

ABD’nin ipi ile güvenliklerini sağlayacaklarını düşünen Körfez ülkelerinin durumu ortadayken, ebedî komşumuz Rusya’ya karşı böyle bir tertiplenme içine girmenin ulusal çıkar ilkesine hiçbir katkısı yoktur.

Ana muhalefet partisinin Silivri gündemi dışında bir etkinliğinin olmaması da anlaşılır değildir.

Türkiye tehlikeli bir kurgu içinde alacakaranlık kuşağına giriyor. Tehlike büyüktür.” dedi.

***

Emekli general Nejat Eslen’in yorumu ise şöyle:

“Adana’daki 6’ncı Kolordu, NATO kolordusuna dönüştürülecek. Bu kolordunun görev alanı Ortadoğu olacak.

Lafı uzatmadan şu sorularla bu projeyi irdeleyebiliriz;

* NATO kuruluş antlaşmasına göre Ortadoğu NATO’nun sorumluluk alanı mıdır?

* Türkiye’nin ve NATO’nun Ortadoğu tehdit algılaması aynı mıdır?

* Türkiye’nin ve NATO’nun Ortadoğu’da İran, İsrail, PKK değerlendirmesi farklı değil midir?

* Türkiye’nin ve NATO üyesi ülkelerin Ortadoğu çıkarlarını örtüştürmek mümkün müdür?

* Özetle bu kolordu, Türkiye’nin mi yoksa NATO’nun mu çıkarlarına hizmet edecektir?

* Neden NATO üyesi ülkeler AB içinde Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs sorunlarında Yunanistan’a destek vermektedir?

* Neden NATO, Türkiye’yi PKK ile mücadele konusunda desteklememiştir?”

***

Nejat Eslen, tam da bu aşamada “Yeni bir güvenlik konsepti şart” diyor:

“Türkiye, Kuzeyinden, Güneyinden, Doğusundan, Batısından çevrelenen ateş çemberi içindedir.

Eski ittifaklar demode olmaktadır. Eski ittifak üyeleri, değişen dünyada tehdit kaynağı olabilmektedir.

Bu şartlarda Türkiye’nin yeni şartlara uygun ve gerçekçi güvenlik konsepti geliştirmesi gerekmektedir.

Tanımlanan her tehdit için ihtiyaç duyulan savaş uçaklarının ve hava savunma sisteminin acilen tedariki önem kazanmaktadır. Her tehdit için asimetrik eylemler dahil farklı yöntemler ve farklı silah sistemleri planlanmalıdır.

Yeni güvenlik konsepti güçlü ve istikrarlı iç cepheyi öncelikle esas almalıdır.

Tüm milli siyasi partiler güçlü ve istikrarlı iç cephe için katkı sağlamalıdır.”

***

ABD’nin ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, istifa ettikten sonra “Suriye’de DEAŞ’ı, ABD kasten yarattı. Suriye’de Esad rejimini devirmek ve İsrail’i korumak için kasıtlı olarak küresel bir terör ağı kurduk” dedi.

Şimdi bazı utanmazlar, “Bunu herkes biliyor zaten” diyor!

Herkes biliyordu da medya neden yıllar önce bu tespiti yapanlara, “komplo teorisyeni” derken kimseden ses çıkmıyordu?

Herkes biliyordu da “İŞİD ile mücadele” bahanesiyle, Suriye’nin ABD-İsrail kontrolüne alınmasını neden destekliyordu?

Bu konuda, Türk halkı, “Yeni Osmanlı” gibi “ensar-muhacir” gibi söylemlerle aldatılmıştır, kandırılmıştır.

Bu söylemler, Suriye’nin ABD-İsrail yörüngesine girmesine sebep olmuştur.

***

Bugün İsrail, uçakları Suriye ve Irak hava sahasını kullanarak İran’a saldırıyor. Suriye düşürüldü ki İran’a müdahale kolaylaşsın!

Yani iktidar, Suriye’yi İsrail’e açmış oldu. Esad düştükten sonra İsrail hava kuvvetlerinin Suriye’deki bütün askeri alt yapıyı çökertmesi, İran’a saldırının ön şartıydı. Öyle ki İsrail, Suriye’de hava üssü kurmak isteyen Türk ordusunun seçtiği tesisleri bile bombaladı!

Şimdi “Gördünüz mü Yeni Osmanlı’yı?” diye soracağım ama bu defa da İran’ın katı rejimini ve Şia’yı bahane ediyorlar!

***

NATO politikaları, Türkiye’nin sadece ateş çemberine alınmasına değil, savaşmadan teslim olmasına hizmet etmektedir.

İktidar, NATO politikalarını, sonuçlarını bilerek uyguluyor ama CHP de destek veriyor; NATO kafa, NATO mermer!

İsmail Hakkı Karadayı’nın Genelkurmay Başkanı iken gönderdiği bir kitapta okumuştum; “na to”, Yunancada “işte” demekmiş… Yunanca deyimin orijinali ise “Na to kefali, na to mermari” şeklindedir; işte kafa, işte mermer!

Alıntı: Arslan Bulut

Posted in Gündem | NATO KAFA NATO MERMER için yorumlar kapalı