Tem 01

CUMHURİYET SÖZCÜĞÜ TAŞIYAN TEK MESLEK

CUMHURİYET SÖZCÜĞÜ TAŞIYAN TEK MESLEK

 

Eskiden beri, devletin o soylu ve saygın terazisinin şartlarında ve kendinden emin düzen içerisinde her bürokrat ve makam sahibi, siyasetçiden de mafyadan da, suç örgütlerinden de, rantiyeden de korkmadan görevini yapmış ve devletin o halka güven veren gücü kendini her alanda hissettirmiştir…

 

Çünkü bir doktorun, önünde yatan bir hastaya müdahale etmesi için uyarılmasına gerek yoktur…

Bir bulvarın göbeğinde görev yapan trafik polisine, trafiği düzenle diye bir kez daha uyarı yapmanın anlamı olmamalıdır?..

 

Önünde suç işlenen bir polise, git müdahale et demek de saçmalıktan ibarettir…

Ve kara tahtanın önünde, elinde tebeşirle öğrencilerine bakan bir öğretmeni, hadi ders anlat diye dürtmek de saçmalıktır…

 

İşte Türkiye Cumhuriyeti’nin yargı sisteminin en merkezi yerinde duran ve adlarında       “Cumhuriyet” sözcüğünü taşıyan tek mesleğin mensubu olan savcıları harekete geçirmek için de, birilerinin çağrı yapmasına, son yıllarda olduğu gibi internetten uyarmasına gerek olmamalıdır…

 

Peki; yargının, eğitimin, ihalelerin, sağlıkçıların ve bütün hizmetlerin siyasallaştığı iddiasının en çok bu döneminde dillendirilmesi, bir tesadüf mü?

 

Bu durum yargı mensuplarının gücünü-hâkimiyetini, yasa koruyuculuğunu ve yurttaşın hukuka güvenini zedelemiyor mu?

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | CUMHURİYET SÖZCÜĞÜ TAŞIYAN TEK MESLEK için yorumlar kapalı
Haz 30

ABDULLAH ZİYA KOZANOĞLU

ABDULLAH ZİYA KOZANOĞLU

 

“Ne pis konuşuyorsun! Türküm de be adam ne korkuyorsun? Türküm diye bağır!”

Bugün günlerden Türk milliyetçisi Abdullah Ziya Kozanoğlu 16 Ocak

Beşiktaş’ın uzun süre başkanlığını yaptı

 

ESERLERİ SAYISIZ FİLMLERE KONU OLMUŞTUR

Abdullah Ziya Kozanoğlu, tarihi romanlarıyla cumhuriyetimizin ilk yıllarında, Türk insanının kendisine güvenmesini, atalarıyla övünmesini, kendisinde iş başaracak gücü bulmasını sağlamaya çalışmıştır.

Romanı, genç nesillere tarih şuuru aşılamak için kullanmıştır

Türk okuru onun romanlarında kahramanla ve olayla bütünleşir,

Zaman zaman uçsuz bucaksız ovalarda at sürer, engin denizlere açılır, kıl çadırlarda yatar.

Abdullah Ziya Kozanoğlu, romanlarını tarihten seçtiği kişiler ve onların çevresindeki olaylar üzerine kurmuştur.

O, tarihin tozlu sayfaları arasından Türk insanının ihtiyacı olan kahraman tipini çıkarıp, okuyucuların önüne koymayı başarmıştır.

Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun yaşadığı dönem çok milletli bir yapıdan, tek millete dayanan üniter bir devlet yapısına geçildiği bir dönemdir.

Bu dönemin artık yurttaş olmuş insanına bir milletin bireyi olma bilincini aşılayacak, tek bir hedefe doğru yürümesini sağlayacak eserler lazımdır.

Abdullah Ziya, bunu romanlarıyla yapmaya çalışmıştır.

Yazar, eserleriyle yaşadığı dönemdeki milli düşünce akımının temsilciliğini üstlenmiştir.

1925 yılında Resimli Mecmua’da tefrika edilen “Kızıl Tuğ” adlı romanı,

1927’de kitap olarak yayımlandı.

Türk edebiyatının ilk tarihsel serüven romanı kabul edilen bu eserin devamı

1959’da çizgi roman olarak Suat Yalaz’ın çizimleri ile yayımlanmıştır.

Yazı yaşamına tarihi serüven romanları ile devam etti.

Eserlerinin çizgi romana ve sinemaya uyarlanması için uygun altyapıyı hazırlamakla uğraştı.

Pek çok uyarlamayı kendisi yaptı;

Bu yüzden Türkiye’deki ilk ciddi çizgi roman yazarlarından birisi kabul edilir

Tarihi serüven romanı ve piyes türündeki popüler eserleri ile tanınmış, Türkçü, milliyetçi bir yazardır.

Romandan sonra çizgi roman ve sinema kahramanı olarak ilgi gören Malkoçoğlu, Gültekin, Seyit Ali Reis kurgu-karakterlerin yaratıcısıdır.

1942-1950 arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığını yapmış bir spor adamıdır.

Abdullah Ziya Kozanoğlu Eserleri (Bazıları)

Romanları

1927 Kızıltuğ

1929 Seyyid Battal

1929 Boğaç Han (Tahsin Demiray ile)

1929 Kaniıoğlu Kanturalı

1929 Boz Aygırlı

1929 Kara Çoban

1930 Küçük Korsan

1935 Kurtlar

1935 Küçük Kahraman

1936 Gültekin, Orhun Barkı Kahramanı

1936 Küçük Uçman (Tahsin Demiray ile)

1938 Kuduzlar Kraliçesi (Tahsin Demiray ile)

1938 Kuş Adamın Maceraları (Tahsin Demiray ile)

1942 Atlı Han

1943 Kozanoğlu

1943 Lâle Devrinde Patronalılar Saltanatı

1943 Malkoçoğlu

1944 Savcı Bey

1945 Kolsuz Kahraman

1946 Battal Gazi

1948 Türk Korsanları

1951 Şeydi Ali Reis

1952 Dağlar Delisi

1952 Fâtih Feneri

1957 Sencivanoğlu

1961 Hilâl ve Salip

1962 Algaya’nm Ölümü

1962 Altın Saçlı Kız

1962 Cengiz Han’ın Hazineleri

1962 Hülâgû’nun Gözdesi

1962 Kız Kulesi Kahramanı

1962 Tibet Canavarı

1963 Ağahan’m Yüzüğü

1963 Altın Hançer

1963 Boz kurt’un İntikamı

1963 Kızıl Kadırga

1964 Arena Kraliçesi

1964 Sarı Benizli Adam

1965 Kubilay Han’ın Gelini

 

Kaynak Necdet Kumbar

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | ABDULLAH ZİYA KOZANOĞLU için yorumlar kapalı
Haz 29

HANGİ GÜNAHIMIZIN BEDELİNİ ÖDÜYORUZ?

HANGİ GÜNAHIMIZIN BEDELİNİ ÖDÜYORUZ?

Yıllar önce bir film izlemiştim.
Bir otobüs dolusu insan yolculuk yapıyor. Otobüs ormandan geçerken yolun kapalı olması nedeniyle farklı bir yola sapar ve kaybolur. O otobüsteki 26 kişi hayatlarının en zor dönemini geçirirler. Aç, susuz, vahşi hayvanlar arasında. O kadar kötü ve zor günler geçirirler ki, içlerinden birisi otobüste bulunan 25 kişiye “hepinizin burada olma nedeni yaptıklarınızın bedelini ödemek için. Günahlarınızın bedelini ödüyorsunuz” der.
Bu saatten sonra o 25 kişi tek tek geçmişte yaptıkları hatalarla yüzleşir, o günahın affı için Tanrıya yalvarmaya başlar…
Bir gazeteci olarak dün gece saat 03’e kadar Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Türkiye’yi krizden çıkartma(!) çalışmalarını izledim.
Dünyada kabul görmeyen ve tez olarak dahi kabul edilmeyen bir modeli savunan tek bir kişinin gönlü hoş olsun, onun sözü yerde kalmasın diye bütün devletin nasıl çaba harcadığını gördüm.
Nasıl arka kapı operasyonları yapıldığını… Adına faiz dememek için yapılan çabalar…
Akla ve iktisat ilmine ters onlarca çaba ve her geçen gün biraz daha fakirleşen bir ülke…
Hepsi bir adamın inadının uğruna…
O adam yanılıyor olabilir mi? Demeyen ve onu haklı çıkartmaya çalışan on binlerce devlet görevlisi.
Hepsinin çaresiz çabaları ve o filmdeki gibi derin ormanda kayboluşumuzu dün gece yaşadık.
Doların 6 ay sonra dün başladığı yere döndüğünü gördük. Yine faizin en alasının devlet eliyle verilmesine neden olan ve dahası fakirin vergisi ile zengini daha zengin eden Kur Korumalı Mevduat Hesabı doları düşürmeye yetmedi.
Hazine fakir fukaranın 140 milyar liraya yakın parasını bu tuzu kuru insanlar sırf dolar almasınlar diye onlara verdi. Doların yükselmesi halinde bu rakamın önü açık.
18 lirada 209 milyar, 19 lirada 268, 20 lirada 329 ve 21 milyar lirada 389 milyar ödeme yapacak.
Bunlar Hazine’den toplanan vergi ile yapılacak.
84 milyon daha da fakirleşecek ama 800
İşte tüm bunları yazarken aklıma o film geldi.
Acaba biz de geçmişte yaptıklarımızın bedelini AKP ile mi ödüyoruz?
Allah bize bugünleri ceza olarak mı yaşatıyor.
Öyle ise Allah’tan bizi affetmesini ve kurtarmasını diliyorum.
Allah’ım dualarımızı kabul et!
Alıntı: Remzi Özdemir

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | HANGİ GÜNAHIMIZIN BEDELİNİ ÖDÜYORUZ? için yorumlar kapalı
Haz 28

KOLAY MI?

KOLAY MI?

 

Sensizlik mezarı açık dururken

Yeni bir mezarı kazmak kolay mı?

Destan sensin, öykü sensin, şiir sen

Aşkı, bir kâğıda yazmak kolay mı?

 

İlahi ezgisin gönül sazımda

Yoktur, bir başkası alın yazımda

Sen varsın duamda, her niyazımda

Aşkı, yüreğinden çözmek kolay mı?

 

Bedene işlendin tıpkı can gibi

Gönlümü coşturan müthiş şan gibi

Şifasın, bir ilaç bir derman gibi

Aşkı, can gönülden çizmek kolay mı?

 

Adındır dilimden gitmeyen hece

Bir güneşsin gündüz, yıldızsın gece

Sensin kalbimdeki asıl bilmece

Aşkı, her gönülde sezmek kolay mı?

 

Aşk ile açarak kokuyor güller

Bin bir figan ile öter bülbüller

Müebbete mahkûm olmuş gönüller

Aşkın deryasında yüzmek kolay mı?

 

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , | KOLAY MI? için yorumlar kapalı
Haz 27

BU KÖY TÜRKİYE’NİN NERESİNDE?

BU KÖY TÜRKİYE’NİN NERESİNDE?

Kırklareli’nde Bulgaristan sınırına çok yakın olan bir köyde çekilen görüntüler yüzleri gülümsetti. Çileği ile meşhur bu köyde içinde küçük bir barakası olan tarlaya kurulan sistem görenlerin şaşırttı.

İyi haberlere hasret kalınan şu günlerde Kırklareli Merkez’e bağlı bir köyde çekilen görüntüler yüzleri gülümsetti. Bulgaristan sınırına çok yakın olduğu belirtilen ve çileği ile meşhur bu köyde, yol kenarında bulunan bir tarla ve içindeki baraka görenleri şaşırttı.

Tarlada çilek, patates, domates, patlıcan, biber, taze fasulye gibi sebzeler ve meyveler yetiştirilirken, tarlanın kenarına bu ürünlerin fiyat listesi asılmış.
Fiyat listesinin sonunda ise şöyle bir not bulunuyor:

“Biz yokuz. Tartı kova masada. Ücretini kovaya atınız.”

Evet. Ne tarlada ne de barakada hiç kimse yok. Tarladan topladığınız taze sebze ve meyveleri barakanın içerisine bırakılan tartıda ölçüyorsunuz ve hemen yanında içinde para olan kovaya listede belirtilen fiyatlara göre ücretini bırakabiliyorsunuz.

İnanılır gibi gelmese de böyle bir yer var ülkemizde. Belki de keşfedilmemiş buna benzer başka yerler de vardır… Kim bilir(?)

 

Darısı bütün köylere ve Türkiye’yemize…

 

Kaynak: Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | BU KÖY TÜRKİYE’NİN NERESİNDE? için yorumlar kapalı
Haz 26

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Yarınlar yorgun olanların değil, rahatından vazgeçenlerin olacaktır.” Hasan El-Bennâ

* “Sahte bal satanlarla ilgilendiğimiz kadar, sahte din tüccarlarıyla ilgilenmiyoruz.” Prof.Dr.Mehmet Görmez

* “Gençlik özene, özene. Özünü, kaybetti.” Necip Fazıl Kısakürek

* “Ömür, bir masal gibidir. Ne kadar uzun olduğu değil, ne kadar güzel geçtiği önemlidir.” T.Edison

* “Mutlu mu olmak istiyorsun? Kimseden bir şey bekleme.” Bob Marley

* “İnsanlarım, sizi kutsayanlar sizi aldatırlar.” Hz. Yeremya İşaya’ya bildirilen ayet

* “Mısır’da 11 yıl kaldım, 11 saat daha kalsaydım artık çıldırırdım. Sana duygumu söyleyeyim, insanlık da. Müslümanlık da, Milliyetçilik de Türkiye’de.

Eğer varsa, Allah benim ömrümden alıp Mustafa Kemal’e versin.” Mehmet Akif Ersoy

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Haz 25

BUGÜNE KADAR YAPILAN 12 “DİPLOMAK” ATAMASI:

BUGÜNE KADAR YAPILAN 12 “DİPLOMAK”  ATAMASI:

Recep Tayyip Erdoğan’ın Özel Kalem Müdür Yardımcısı “tekmeci” Yusuf Yerkel mükafat olarak Almanya’ya ayda 6000 Euro yani 93 bin lira maaşla “Ticaret Ataşesi DiplomAK” olarak atandı. Almanya’da protesto edildi.

– AKP Ankara eski Milletvekili Aşkın Asan, Cakarta Büyükelçisi.

– AKP Şanlıurfa eski Milletvekili Abdülkadir Önen, Pekin Büyükelçisi.

– AKP Eskişehir eski Milletvekili Murat Mercan, Washington Büyükelçisi.

– AKP Sakarya eski Milletvekili Şaban Dişli, Lahey Büyükelçisi.

– AB eski Bakanı Egemen Bağış, Prag Büyükelçisi.

– AKP Çorum eski Milletvekili Cahit Bağcı, Bakü Büyükelçisi.

– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın basın danışmanı Lütfullah Göktaş, Vatikan Büyükelçisi.

– AKP Milletvekili Ravza Kavakçı Kan’ın kardeşi, eski milletvekili Merve Kavakçı Kuala Lumpur Büyükelçisi.

– Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın ablası Ayşe Hilal Sayan Koytak, Kuveyt Büyükelçisi.

– İstanbul Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu’nun kardeşi Mehmet Mustafa Göksu, Doha Büyükelçisi.

– AKP eski Milletvekili Edibe Sözen’in Özel Kalem Müdürü Rahmi Göktaş’ın eşi Mahinur Özdemir, Cezayir Büyükelçisi.

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | BUGÜNE KADAR YAPILAN 12 “DİPLOMAK” ATAMASI: için yorumlar kapalı
Haz 24

BUGÜN SENİ AT ARADI

BUGÜN SENİ AT ARADI

Karı koca kahvaltı ederken kadın bir anda kocasının kafasına tavayla vurur.

-Deli misin be kadın, niye vurdun kafama?

-Çamaşır makinesine kirli pantolonunu atarken cebinden Birsen yazılı bir kağıt çıktı.

-Aşk olsun ya hayatım. Birsen geçen gün bahis oynadığımız atın adıydı. Sen ne sandın? İnanmıyorum sana.

-Tamam canım ya özür dilerim, acıdı mı?

Üç gün sonra akşam yemeğinde, kadın, bu sefer en büyük tava ile kocasının kafasına öyle vurur ki; adam baygınlık geçirir.Kafasına soğuk  su dolu üç sürahiyi boşaltır. Adam yarım saat sonra güçlükle kendine gelir:

-Bu kez niye vurdun?

-Bu gün seni Birsen adlı at aradı!…

 

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | BUGÜN SENİ AT ARADI için yorumlar kapalı
Haz 23

ATATÜRK UYARIYOR

ATATÜRK UYARIYOR

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kastamonu’da halka hitabından:

– “Yenilenme adımlarımızı felce uğratmaya yeltenen beyinsizin, hükümlerini vermekte kendi yarım yamalak ilimlerine, çürük mantıklarına, yetersiz akıllarına dayandıklarını sanıyorum.

O zavallı kendini beğenmişler böyle yapacaklarına halkın sağduyusuna danışsalardı, ondan ilham ve bilgi alsalardı, kendilerini bugün gülünecek ve utanılacak durumda bırakan bu kadar iğrenç hatalara düşmezlerdi.

Fakat sağ duyunun, akıl, mantık ve kabiliyetin üstünde önem sahibi olduğunu taktir etmek yalancı bilginin işine gelmez.

Arkadaşlar!

Anlayışa hastalık bulaşmadıkça gerilemek veya durmak akla bile gelmez.

Yüz yıllardan beri harcanmış iğrenç çabalar zaman zaman milleti uykuya daldırmış olmakla beraber milletin anlayışını felce uğratmada asla başarılı olamamıştır.

Eğer anlayışta hastalık olsaydı, onu bugünkü hayatta canlandırmak hiçbir güç birliği ile olamazdı.

Gerçek inkılâpçılar onlardır ki, yükselme ve yenilenme inkılâbına yöneltmek istedikleri insanların ruh ve vicdanlarındaki gerçek eğilime ulaşmasını bilirler.

Bugün ilmin, fennin, bütün kapsamı ile medeniyetin ışığı karşısında filan veya falan şeyhin uyarmasıyla maddî ve manevi mutluluğu arayacak kadar ilkel insanların Türkiye medeni toplumunda varlığını asla kabul etmiyorum

Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek yol, medeniyet yoludur.

Efendiler, gösterdiğiniz kıymetli uyanış ve ufuk açıklığından çok duyguluyum. Bir beyitle cevap vereyim:

Ölmez bu vatan varsayalım ölse de bile,

Çekmez dünyanın bedeni bu kocaman tabutu…”

 “Medeniyetin gerektirdiğini yapmak insan olmak için yeterlidir” diyen büyük önder Atatürk hedefimizi de şöyle tanımlar;

– “Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız.

– Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız.

– Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.”

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | ATATÜRK UYARIYOR için yorumlar kapalı
Haz 22

USTANIN AZİZ HATIRASI ÖNÜNDE..

USTANIN AZİZ HATIRASI ÖNÜNDE..

Yakın tarihimizin Eyüplü Halit, Sülün Osman, Selçuk Parsadan’la birlikte en renkli dört dolandırıcısından birisi olan Raki’yi geçenlerde kaybettik… Sonraki dolandırıcılara bakınca ‘aziz’ diyebileceğimiz hatırası önünde o yazımızla bir kere daha eğilelim bari:
Dolandırıcılığın, hırsızlığın ve yolsuzluğun da bir raconu, başkalarının saygı duyabileceği yanları olmalı…
Meselâ, yakın tarihimizin hatırı sayılı dolandırıcılarımızdan Raki (Güney Zobu), gece yarısı bankadan gerçek fiyatın yarı maliyetine döviz alma imkânı yakalasaydı, o kadar aşağılık işe asla girmezdi… Mesleğine saygı duyan bir dolandırıcı kendisinden utanır o işi yapmazdı…
Raki, zeki ve karakterli bir dolandırıcıydı… Mesleği o kadar ayağa düştü ki, yüzü kızardı ve çekildi buralardan… Sonra ekmeğini ‘damacana su’ satarak kazanmaya başladı…
Raki, döviz bulundurmanın suç olduğu dönemlerde elinde Dolar ve Mark olan zenginleri dolandırıyor, kurban olmuş zenginler savcılığa bile başvuramıyordu… Çünkü başvursalar kendi kendilerini ele vermiş olacaklardı…
Raki, garibanı, sıradan insanı dolandırmazdı… Ona göre dolandırdıkları ‘kunduzî’ idi ve yaptığı iş de ‘kunduzî havuzuna kova daldırmak’tan ibaretti… Kendi ifadesiyle işi ‘cemiyetin yüz karaları’nı, ‘şerefsiz müptezeller‘i tokatlamaktı…
Oysa kamu bankasının kasasını açanlar ve o açıktan içeri dalan hırsızlar, o bankada parası olsun veya olmasın milleti soydular… Onun için ‘yeni nesil hırsızlar’ın meslek ahlâkı, kuralı, raconu yoktu… Utanmasalar bankanın kasasının önüne damperli kamyon dayayacaklar ve paraları öyle götüreceklerdi…
Raki, kunduzî havuzuna kovayla dalıyordu, sonrakiler ise milletin malına açıktan dozerle gireceklerdi…
***
İçinde alın teri olmayan, zahmetsiz, beleş hırsızlıkları ve dolandırıcıları görünce eskileri arıyor insanın gözleri…
Sülün Osman’a “Devletin telefon şirketini sana verelim, sen de o devletin bankalarından asla geri ödemeyeceğin kredi kullan, malını mülkünü sat, kasanın içini istediğin gibi boşalt, günü geldiğinde de bas git… Seni araştıran da, denetleyen de, kovalayan da namerttir” teklifi götürülseydi ne yapardı acaba?
Herhalde “Kafa mı yapıyorsunuz?” diyerek gelenleri kovardı… Çünkü Haydarpaşa Tren Garı’nı İstanbul’a yeni inen saf köylüye satmak bile bundan daha fazla ciddiyet gerektiren bir işti…
Sonuçta dolandırıcı da olsa Sülün Osman’da doyma, cezaevinde “Alın teriyle yaşamak” adlı konferans verecek kadar mahcubiyet hissi vardı… Yani utanmazlığın, doymazlığın, gözü dönmüşlüğün bir sınırı söz konusuydu…
Sülün Osman’a “Gel bizim telefon şirketimizi sırtlan gibi götür” deselerdi, herhalde “Bu kadar da olmaz” diye cevap verirdi… Zaten üçüncü sınıf bir otel odasında öldüğünde, bırakın parayı, cebinde bir kimliği bile yoktu…
Oysa Lübnanlı Hariri Ailesi’ne kırmızı halıyla yol verenlerin kapılarında ve araba plakalarında kapı gibi kimlikleri oldu hep…
***
Vaktiyle bir Eyüplü Halit varmış… İstanbul’un işgal günlerindeki otorite boşluğunu kurnazca değerlendirmiş… Kiraladığı boş bir binaya ‘korsan karakol’ kurmuş ve komiser kılığına girip, karakola çektiklerini haraca kesmiş… Daha sonra yüze yakın kadını evlilik vaadiyle dolandırmak suçundan rekor kırmış, köprü ve saat satışlarını ilk başlatan ve Sultanahmet Cezaevi’ndeyken Mussolini’ye mektup yazıp kandırdığı rivayet olunan büyük usta oymuş!..
Eyüplü Halit’in sahte karakola çektikleri büyük oranda Yahudi, Ermeni ve Rumlardan oluşuyormuş… O daha çok gayrimüslimleri çarparken sonrakiler düzeni değiştirdi: Müslüman Müslümana!.. İşin bir tuhaf tarafı daha var… ‘Çarpan’ı anladık da ‘çarpılan’ Müslüman da pek şikayetçi değil!.. Hatta gururlu ve mutlu!..
Eh bu müşteri kitlesi dünyanın en namuslu adamını da yoldan çıkaracağına göre, namussuz ne yapsın? Onun için ‘zahmet’e, ‘zekâ’ya, ‘izah’a gerek yok… Dayarsın damperli kamyonu, ne varsa boşaltır gidersin!..
Kamyonun arkasına da yazdırırsın güzelce: “Paydaşlarım sağ olsun!..”

 

 

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | USTANIN AZİZ HATIRASI ÖNÜNDE.. için yorumlar kapalı