Eyl 15

İRAN FIKRASI

İRAN FIKRASI

İranlı bir genç yüksek tahsil için Paris’e gider.  O orada eğitimine devam ederken Humeyni rejimi gelir. Genç 5-6 yıl sonra ülkesine döner. Uçaktan inerek hava meydanına yakın bir büfeye gider ve sigara ister. Büfeci:

-Beyim kaçak Amerikan sigaraları şimdi camilerde satılıyor, der. Genç şaşkın:

-Ya sigara satışı camide olur mu? Camide hacı, hoca, inançlı insanlar olur.

-Haaa! Sen hacı, hoca mı soruyorsun, beyim?  Onların hepsi şimdi Tahran Üniversitesi’nde. Genç iyice şaşkın:

-Yahu Üniversitede bilim insanlarını olur. Hacının, hocanın ne işi var üniversitede.

-Haaa! Beyim sen bilim insanlarını mı soruyorsun? Ohooo! Onların hepsi şimdi Tahran cezaevinde.

-Hadi canım sende… Bilim insanının ne işi var cezaevinde. Cezaevinde hırsız, uğursuz, yolsuzlar, katiller olur. Büfeci acı acı gülümser:

-Beyim şimdi o dediklerinin hepsi Tahran Parlamentosu’nda…

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , | İRAN FIKRASI için yorumlar kapalı
Eyl 14

YUNAN KATLİAMLARI

 

YUNAN KATLİAMLARI

 

Avrupa’nın da kışkırtmasıyla milliyetçilik akımından etkilenen Yunanistan, geçmişten gelen Türk düşmanlığı ile de 1821 yılında Osmanlıya karşı bağımsızlık savaşı başlattı.

Yaklaşık 10 yıl süren kan ve katliamlarla dolu sürecin ardından Fransa, İngiltere ve Rusya’nın da  baskısıyla köşeye sıkışan Osmanlı, dönemin Padişahı Sultan 2. Mahmud’un 1832 yılında imzaladığı İstanbul Antlaşması ile Yunanistan’ın bağımsızlığını kabul etti.

Olayların başlamasından önce, 1828’de yapılan nüfus tahminlerine göre, Mora ve Orta Yunanistan’da 63.615’i Türk olmak üzere toplam 938.765 insan yaşamaktaydı. 1821 yazına gelindiğinde Türklerin tamamı öldürülmüş veya yaşadıkları topraklardan kaçmak zorunda bırakılmışlardı. Yunan halkı neredeyse Türklerden kalan bütün dükkân ve özel mülkleri yağmalamıştı.

 

İNGİLİZ YAZAR: BEBEKLER KAYALARA VURULARAK ÖLDÜRÜLDÜ

Yunanlar kendi kapı komşularına kadar Navarin’in de içinde olduğu Mora Yarımadası’nda öldürmedik tek Türk bırakmadılar. Hatta İngiliz yazar William St Clair “That Greece Might Still Be Free” isimli kitabında bu katliamları şu sözlerle anlatmıştır:

“Onlar ansızın ve tamamen 1821 yazında yok oldular.
Bu yok oluş tüm dünyanın gözlerinden uzak oldu ve arkalarınca ağlanmadı.
20 binden fazla yaşlı, erkek, kadın, çocuk Türk; kendi komşuları Yunanlar tarafından birkaç hafta içinde öldürüldüler.
Bu katliam acımasızca ve tereddütsüz hayata geçirildi.
Yunan güçleri, kadınların üzerine ateş açtı.
Bebekler kayalara vurularak öldürüldü.
Üç-dört yaşındaki çocuklar denizde boğularak katledildi.
Ele geçirilen Türk erkekler derhal öldürülüyor, kadınlarla bazı çocuklar köle olarak âsilere dağıtılıyor, ama daha sonra onlar da öldürülüyorlardı.”

 

İLK KATLİAM NAVARİN

Mora’daki katliamdan sorumlu Yunan komutan Teodoros Kolokotronis, anılarında 20 bini Türk olmak üzere 35 bin kişinin katledildiğini yazdı.

Kolokotronis, katledilen Türklerin cansız bedenleri yüzünden atının nallarının toprağa değemediğini söyledi.

Mora’daki katliamların ilki ise Nevarin’de yaşandı. 19 Ağustos 1821 günü 4 bin 951 kişilik Türk vahşice katledildi.

Bununla birlikte tüm Mora’ya yayılan katliamlar dizisinde tüm Mora’da Türk adı yarımadadan silindi.

Kayıtlara göre katliamlarda binlerce Yahudi’de katledildi.

 

23 EYLÜL 1821 TRİPOLİÇE KATLİAMI

Yunanlar Mora’da son kale olan Tripoliçe’de 10 bin Türk’ü katletti.

Tarihçi William St. Clair Tripoliçe’deki katliamı ise şu sözlerle anlatıyor:

“10 bin üzerinde Türk öldürüldü.
Tutsaklara işkence edildi.
Kolları ve bacakları kesildi.
Hamile olan kadınların karınları kesildi.
Bir Yunan, “90 kişiyi öldürdüm” diye övünüyordu.
Kasıtlı ve acımasızca öldürüldüler, hiçbir zaman pişmanlık gösterilmedi.”

 

Anadolu’nun işgalinde de vahşice katliamlar yaptılar.

UNUTMA, UNUTTURMA EY TÜRK EVLADI!

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | YUNAN KATLİAMLARI için yorumlar kapalı
Eyl 13

TÜRK PRENSESİ LOLAN

TÜRK PRENSESİ LOLAN

Asya’nın binlerce yıl öncesine uzanan gizemli geçmişine ışık tutan bir mumya, Çin’in politik engelleri nedeniyle ABD’de gösterileceği sergiden aniden çıkartılmıştı. Bu gelişme, Asya’nın kökenleri hakkında büyük sırlar saklayan mumyanın üzerindeki tartışmaları tekrar gündeme de getirmiş oldu.

Pekin’in sergilenmesinden rahatsız olduğu mumya 3800 yaşında. Buna rağmen yarı açıkgözlerindeki uzun kirpikleri düzgün biçimde korunmuş ve çok iyi durumdaki uzun saçları omuzlarına düşüyor.

 

DNA TESTİ %100 TÜRK OLDUĞUNU KANITLADI!

Üzerinde bulunan Türklere ait olan kılık kıyafeti ve şaman gelenekleri ile gömüldüğünü kanıtlayan şaman ayinlerinde kullanılan gereç ve simgelerin mezardan çıkması da çok net bir sonuç olarak bu mumyanın % 100 Türklerin Atası olduğunu göstermektedir.

 

DOĞU TÜRKİSTAN’DA BULUNDU

Üstelik Lolan Güzelinin yakınında bulunan birçok mumya da yine tıpkı onun gibi özellikler taşıyor. Birçok arkeolog mumyanın Avrupa kökenli olduğunu söylerken, Pekin yönetimine karşı bağımsızlık mücadelesi veren Uygurlara göre hem Lolan Güzeli, hem de civarında bulunan mumyalar Türk kökenli.

 

Kaynak: Yeniçağ

 

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , | TÜRK PRENSESİ LOLAN için yorumlar kapalı
Eyl 12

OKUL BAŞARISI

OKUL BAŞARISI

Bütün öğretmenlerimize, öğrencilerimize başarılı bir eğitim-öğretim diliyorum.

Öncelikle çocuklarımız için kullanılan “aptal, tembel, kafası bu kadar çalışıyor veya kapasitesi bu kadar” Vb. Sözler kesinlikle kullanılmamalıdır.

Aşağıdaki tavsiyeleri uyguladığınızda sadece okul başarısında değil, davranışlarında da daha yumuşak ve uyumlu olduğunu göreceksiniz.

  1. Fiziksel sağlığına özen gösterin. Çocuğun düzenli olarak görme, işitme ve diğer rutin kontrollerinin yaptırılması, sağlıklı beslenmesi, bol su içmesi, yaşına göre ihtiyacı olan uykuyu uyuması, bol bol hareket edip, açık havada da zaman geçirmesi okul başarısının temeli.
  2. Aranızdaki duygu bağını sağlam tutun. Çocuğunuzla aranızdaki ilişkinin sağlamlığı ve sıcaklığı, onunla zaman geçirmeniz, dokunmanız, öpmeniz, dinlemeniz, sohbet etmeniz, gülmeniz, zaman zaman baş başa kalmanız, onun sevildiğini ve kendini güvende hissetmesini sağlayacaktır.

Kendini duygusal olarak güvende hisseden çocuk çok daha etkili öğrenir.

  1. Düzenli duygu deşarjı sağlayın. Çocuklarımızın kendilerine göre hayatlarında yaşadıkları birçok çok stres kaynağı var, büyümek ve okul hayatı kolay değil. Bu stres çok yoğun duygular yaratabiliyor ve öğrenmeyi olumsuz etkiliyor.

Bu stresi yönetmenin en etkili yolu çocuğumuzun duygularını her fırsatta ifade etmesine teşvik etmek ve bu duyguları onaylamak. Örneğin “Bugün okulda arkadaşınla kavga etmek seni çok üzdü değil mi? gibi.

  1. Kimlik duygusu kazandırın. Her çocuk farklı bir birey. Kendine göre güçlü yönleri, yetenekleri, beğenileri, öğrenme stili ve geliştirilmesi gereken yönleri var.

Onu kendimize veya başkalarına benzetmeye çalışmadan, olduğu gibi sahiplenmek, bol bol seçme şansı vermek, güçlü yönlerinin farkında olmasını sağlamak özgüvenini ve okul camiasında ayaklarının daha sağlam yere basmasını sağlayacaktır.

  1. Olumlu yönlerine odaklanın ve takdir edin. Çocuğunuzla ilgili neye odaklanırsanız, o artar. Sürekli yanlışlarına ve eksiklerine odaklanmak yerine, onun çabalarına ve olumlu yönlerine odaklanın. Daha fazla görmek istediğiniz davranışı takdir edin.

Ne yaparsa yapsın ailesine yaranamadığını hisseden çocuğun ders çalışma motivasyonu düşük olacaktır.

  1. Kendi sorumluluğunu taşıma fırsatı verin. Kendi sorumluluğunu taşıyan çocuk kendisi için çalışır, sizin polislik yapmanıza gerek kalmaz, sadece gözlemlemeniz yeter.

Giyinme, banyo, ödev, yatak toplama gibi kendi başına yapabileceği işlerin sorumluluğunu ona vermek, sürekli onu korumak yerine arada sırada küçük hatalar yapmasına da müsaade etmek, okul başarısı ve özgüveni için kritiktir.

  1. İçsel motivasyonunu canlı tutun. Öğrenmeyi sevdirmek için, öğrenmeyi sıkıcı ve yapılması zorunlu bir aktivite halinden eğlenceli ve çocuğun hayatıyla ilişkili hale getirin.

Örneğin, kesirleri öğrenmekte zorlanıyorsa beraber bir pizzayı dilimleyerek ona sıkıcı gelen bu bilgiyi ilginç ve kullanılır hale getirebilirseniz, konuya olan ilgisi artar.

  1. Düşünmeye teşvik edin. Beyin gelişimi ve öğrenme okul ders saatleri dışında da devam edebilir. Çocuğun evde bol bol kitap okuması ve sizinle sohbet etmesi onun düşünme ve dil gelişimini en çok etkileyen faktörlerdir. Size bir soru sorduğunda ona hemen doğru cevabı vermek yerine önce “Sen ne düşünüyorsun bu konuda?” diye sormanız, beynini zorlamasına ve öğrenme potansiyelinin artmasına neden olacaktır.
  2. Her gün mutlaka serbest zamanı olsun. Serbest zaman boşa geçen zaman değildir. Çocuğun her gün okul aktiviteleri, TV izleme ve bilgisayar oyunları ile geçirdiği zaman dışında yaratıcılığını kullanacağı, hiçbir yetişkin yönlendirmesi olmadan kendi kendine kararlar verip, problem çözme fırsatının olacağı ortamlar beyin gelişimini ciddi ölçüde destekler.
  3. Çocuğun takip edebileceği bir düzen kurun. Her gün okuldan geldikten sonra belli bir oyun, ders, yemek ve uyku saati olsun. Düzen içinde yaşayan çocuk kendini daha güvende hisseder.

Kendi sorumluluklarını daha rahat taşır ve okul yaşamını daha etkili yönetir.

  1. Teknolojiyi bilinçli kullanmasını sağlayın. Özellikle hafta içi günde 30 dakikadan fazla kullanılan televizyon, bilgisayar ve ipad oyunları, çocukların beyin gelişimleri için çok önemli olan çocukların aile ile geçirdiği zamanı, sosyal zamanını, kitap okuma zamanını, oyun/serbest zaman dilimini ve hareket etme fırsatını elinden alıyor.
  2. Sosyal zekâsının gelişmesine yardımcı olun. Çocuğun okulda mutlu olabilmesi için en önemli faktörlerden biri, okulda arkadaşlarıyla mutlu olabilmesi ve sosyal ilişkilerini iyi yönetebilmesi.

Onun bol bol arkadaşlarıyla zaman geçirmesi ve bu zamanın televizyon ve bilgisayar oyunlarıyla boşa geçirilmemesi sosyal becerilerini geliştirmesi açısından önemli.

  1. Okul ve öğretmeni ile takım olun. Öğretmen ile sürekli iletişim halinde olmak, çocuğun karşısında birtakım olarak görünmek ve karışık mesajlar vermemek açısından önemli.
  2. Çocuğunuzun okuldaki mutluluğunu gözlemleyin. Çocuğunuzun okul başarısını etkileyecek en önemli faktörlerden biri okulunu ve öğretmenini sevmesi.

Eğer çocuk okula sürekli olarak isteksiz gidiyorsa, eve genelde mutsuz ve heyecansız dönüyorsa, altında yatan nedenleri sorgulamak önemli.

  1. Evdeki çalışma saatlerinin verimli olmasını sağlayın. Ödev saatinden önce dinlenip, özellikle hareket halinde olacağı oyunlar oynaması, ders saatlerinde televizyonun kapalı olması, çalışma alanında bol ışık bulunması ve çalışma malzemelerinin önceden hazır olması çalışma saati verimi için kritik faktörler.

 

Alıntı

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , | OKUL BAŞARISI için yorumlar kapalı
Eyl 11

KARA EYLÜL!

KARA EYLÜL!

 

Her Türk kahraman devdi, hem de Türk’e âşıktı

O, ezelden ebede hiç sönmeyen ışıktı

Türk’ün Turan ülküsü en ideal öz şıktı

Hep bir olup hainler çullandı üstümüze

Bir Sonbahar Eylül’ü kara ettiler bize…

 

Hainlerdi, idamlık o sehpayı kuranlar

Türk’ün aziz yurdunda hem de Türk’ü, vuranlar

Zeytinyağı misali hep üstlerde duranlar

Ne kadar dönme varsa yollandı üstümüze

Bir Sonbahar Eylül’ü kara ettiler bize…

 

Tertemiz alınlara kara yazı yazdılar

Kahraman evlatları sıra, sıra dizdiler

Adice, vicdansızca nice mezar kazdılar

Darbe giyotin oldu, sallandı üstümüze

Bir Sonbahar Eylül’ü kara ettiler bize…

 

Her şey Türklük içindi, Türk’e göreydi hem de

Ay yıldızlı al bayrak başını eğdi hem de

Bu öz, millî ülküye bir nazar değdi hem de

O mübarek kanımız allandı üstümüze

Bir Sonbahar Eylül’ü kara ettiler bize…

 

Ne ABD, ne Rusya, ne de sömürgeci Çin

Hepsi de emperyalist, hepsini de bir geçin

Dedik ki; Türkçülüğü, Türk ülküsünü seçin

Kanser mikrobu gibi abandı üstümüze

Bir Sonbahar Eylül’ü kara ettiler bize…

 

Türk ülkesinde Türk’e çattılar utanmadan

En kutsal değerleri sattılar utanmadan

Yiğit Türk’ü zindana attılar utanmadan

Vahşice saldırarak dadandı üstümüze

Bir Sonbahar Eylül’ü kara ettiler bize…

 

Gözyaşıyla birlikte kanımız aktı o gün

Nice yiğit canları zalimler yaktı o gün

Türk’ün öz evladına urganlar taktı o gün

O gün Türk’ün bekası adandı üstümüze

Bir Sonbahar Eylül’ü kara ettiler bize…

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , | KARA EYLÜL! için yorumlar kapalı
Eyl 10

AŞKIN ŞARABIYLA SARHOŞ OLMUŞUM

AŞKIN ŞARABIYLA SARHOŞ OLMUŞUM

 

Gözümle, gönlümle, sevgimle baki!

Can periye kanıp bir hoş olmuşum

Şarap sunan dilber sensin ey saki!

Aşkın şarabıyla sarhoş olmuşum

 

Nasıl da pervasız saçmışım aşkı

Bir bade diyerek seçmişim aşkı

Günün her vaktinde içmişim aşkı

Aşk meyhanesinde ayyaş olmuşum

 

Söylenir, çalınır sazın telinde

Aşk kokar, kokusu gönül gülünde

Yanmaya ram olup aşkın çölünde

Bu aşk ile Mecnun, berduş olmuşum

 

Sevginin tırtılı ağı örünce

Bedene, yüreğe sevgi girince

Aşkı barındıran gölü görünce

Aşk gölüne uçan bir kuş olmuşum

 

Kayboldum bir anda çağı yitirdim

Bir gönüle aktım dağı yitirdim

Tarlamı, bahçemi bağı yitirdim

Aşkın tezgâhında nakkaş olmuşum

 

Sevginin, şefkatin saran koluyla

Bütün sevgilerin gönül yoluyla

Vücudun her yanı sağı, soluyla

Sensizliğe sırdaş, gardaş olmuşum

 

Apansız gönlüme giren ey kadın

Şüphesiz alnıma yazılmış adın

Gerçek bu Dünya’da benim muradın

İki cihanda da yoldaş olmuşum

 

Çılgın gönül bu aşk ile durulup

Gönül sarayında tahtı kurulup

Aşkın kurşunuyla kalpten vurulup

Aşkın âleminde naaş olmuşum

 

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , | AŞKIN ŞARABIYLA SARHOŞ OLMUŞUM için yorumlar kapalı
Eyl 08

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Seni sevdiğimi bilmek için benden kanıt istiyorsun. Kanıt inancı öldürür. Eğer kanıt gösterirsem seni sevdiğimi bilirsin. Ben “seni sevdiğimi bilmeni”

değil “seni sevdiğime inanmanı istiyorum.” Çünkü bilmek beyinle, inanmak kalple yapılan iştir.” Sweet November

* “Her insan bir yağmur tanesi gibidir. Kimi çamura, kimi gül yaprağına düşer” Mevlana

* “Günlük politikaya âlet ve feda edilemeyecek üç millî kıymet vardır: Tarih, din ve dil.” Semiha Ayverdi

* “Işığını akşamdan önce yakan sabah çerağına (kandiline) yağ bulamaz”

* “Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır.” Ludwig Wittgenstein

* “Göğsümdeki kalbi sökebilirsiniz… Ama vatan sevgisini asla” Kafkas Kartalı Şeyh Şamil

* “İnsan etkilendiği şeyin peşinde koşar… Bu bir rüya olsa bile!” Albert Einstein.

* “İnsanlara kendimi anlatmayı, işlerine geleni duyduklarını fark ettiğimde, bıraktım.” Mark Twain

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Eyl 07

DİYANET NE YAPIYOR?

DİYANET NE YAPIYOR?

Sakarya’da bir camide Kuveytli Osman El Hamis isimli “şeyh”in namaz kıldırıp vaaz vermesiyle ilgili bir tepki de kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’den geldi.

Konuyla ilgili olarak sosyal medya hesapları üzerinden bir uyarı açıklaması yapan Ünlü, “Diyânet’i, vehhâbîleri konuşturmama husûsunda uyarıyorum. Aksi takdirde iç savaşa destek vermiş olacaklardır” dedi.

 

Ünlü’nün konuyla ilgili tweetleri şu şekilde:

Sayın Ümit Özdağ’ın geçtiğimiz günlerde Sakarya’daki Tozlu Câmii’nde konuşma yapan Vehhâbî Selefî Dâvetçi Osmân el-Hamîs hakkında yaptığı açıklamaya dâir bir te’yîd bir de tashîh yapıyorum ve Diyânet’i, Vehhâbîleri konuşturmama husûsunda uyarıyorum. Aksi takdirde iç savaşa destek vermiş olacaklardır.

Son günlerde farklı ülkelerden oldukları halde Iraklı veyâ Suriyeli denilerek câmilerimizde kendilerine konuşma yaptırılan Selefî Vehhâbîlerin çoğalması üzerine Irak ve Suriye ulemâsından birçoğu bana geldiler ve dediler ki:

“Suriye, Irak veyâ başka ülkeden hiçbir yabancı âlim, hatîb, hoca aslâ câmiilerde konuşturulmasın, sohbet yaptırılmasın. Çünkü Selefî konuşmacıların araya karışması çokça vukû buluyor ve (paylaştığımız resim ve videoda görüldüğü üzere meselâ Sultangazi’de) câmiiler doluyor, izdihamlar yaşanıyor ama konuşma yapan büyük bir Selefî, bütün Müslümanlara kâfir diyen bir adam”.

 

“DİYÂNET BU İŞİN KONTROLÜNÜ KAYBETMİŞ”

Diyânet bu işin kontrolünü kaybetmiş durumdadır. Diyânet’i uyarıyoruz. Hangi ırktan ve milletten olursa olsun eğer câmiilerde bu adamlara konuşma izni verirseniz Selefîliğe Vehhabîliğe hizmet edip iç savaşı körüklemiş olacaksınız.

Diyânet en kısa zamanda kendine gelmeli, bünyesindeki sapık i’tikâdlı Vehhâbî zihniyetli adamları da tespit edip ihrâc etmeli ve câmiileri de mutlakâ kontrol altına almalıdır.

Diyânet’e Vehhâbîler yerleşmiş ve bâzı müftüler de Vehhâbîleri câmiide konuşturuyorsa, Suriye Ulemâsı Birliği Başkanı Üsâme er-Rifâ’î Hazretleri ne yapabilir?

 

“AKİT’İN DAĞITTIĞI KİTAPLARI YAKIN”

Ayrıca Akit Gazetesi’nin dağıttığı Vehhâbîlerin en büyük kitabı Kitabu’t-Tevhîd’i okumamanız ve evinizde varsa yakmanız husûsunda uyarıyoruz!

Sonuç olarak; Osmân el-Hamîs ve Mahmûd el-Hasenât gibi adamların Türkiye’ye giriş çıkışları âcilen iptâl edilmelidir. Şahıslar hakkında isimleri çoğaltabiliriz.

Bu adamların Sayın Cumhurbaşkanımızı methetmeleri ve devletimize sâhip çıkar gibi görünüp Türk bayraklı paylaşımlar yapmaları bizi aldatmamalıdır.

Çünkü biz onların Arapça konuştukları diğer videolarında Mâturîdîlere, bizim bütün Türk Halkı’nın Müslümanlarına kâfir dediklerini görüyor ve biliyoruz.

Bunlar şu anda kendilerine yer edinmeyi hedefliyorlar, daha sonra da câmiilerde bu kadar kalabalık toplayan bu kişilerin insanlarda büyük etkisi olduğu için onları sokağa dökmesi kaçınılmaz olacaktır.

Tabii böylesi tahrîklerden Arap kardeşlerimiz daha ziyâde etkilenip memlekette iç karışıklığa sebebiyet vereceklerdir. Bundan dolayı devlet büyüklerimizi uyarıyoruz.

 

 

Alıntı: Yeniçağ

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | DİYANET NE YAPIYOR? için yorumlar kapalı
Eyl 06

MEHMET ALİ PAŞA’NIN KULLARINDAN BİRİ…

MEHMET ALİ PAŞA’NIN KULLARINDAN BİRİ…

Bir Bektaşi dervişi, yayan olarak Hicaz’a gitmek ister. Hazırlığını yapıp yola düzülür. Yolculuk günlerce, aylarca devam eder. Gündüzleri yollarda, geceleri ise dağlarda, kırlarda geçiren Bektaşi, yorgun ve bitkin bir halde Mısır’a kadar gelir. Şehirde kalacak bir yer ararken, Mısır hidivi Mehmet Ali Paşa‘nın sarayı önüne gelir, kapının önünde durur. Hayran hayran sarayı seyrederken, o sırada bir gürültü kopar, kapıcılardan biri üzerine saldırır, “Çekil be herif” diye Bektaşi’yi kolundan tutup bir tarafa savurur.

Bektaşi neye uğradığını şaşırır. Niçin kovulduğunu düşünürken birden sarayın kapıları açılır. Parlak ve sırmalı elbiseler giymiş, oynak bir ata binmiş olan bir adam ağır ağır kapıdan çıkar, yerlere kadar eğilen halkın selam ve ihtiramlarına önem bile vermeyerek mağrur bir eda ile geçip gider. Bektaşi merak eder. Geçen adama selam duranlardan birine yaklaşır:

-Kimdir bu zat.

-Mehmet Ali Paşa’nın kullarından biridir.

Bektaşi bir an düşünür. Kendi perişan kıyafetine şöyle bir göz gezdirir. Hemen ellerini semaya kaldırır:

-Hey Allah’ım. Ben ki senin kulunum. Bir benim halime bak, bir de Mehmet Ali Paşa’nın kulu olan herifin kıyafetine bak.

Başyaver, mabeyinci veya başdanışman, danışman… Asır geçmiş değişen bir şey yok…

 

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , | MEHMET ALİ PAŞA’NIN KULLARINDAN BİRİ… için yorumlar kapalı
Eyl 05

“Bismillahirrahmanirrahim’in yerini” “bismireisilcumhur” mu aldı?

“Bismillahirrahmanirrahim’in yerini”  “bismireisilcumhur” mu aldı?

 

Bir işe başlanırken besmele çekilir, “Bismillahirrahmanirrahim” (bismi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm) denilir.

Yeni rejimde, “tek adam” bağlıları söze “Bismireisilcumhur” diye başlıyorlar. “Cumhurbakanı” adıyla başlamak “besmele” yerine geçer oldu.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Prof. Dr. İbrahim Kalın‘ın, Balıklı Rum Hastanesi’nde çıkan yangınla ilgili, R. T. Erdoğan‘ı öne çıkarması çok tartışıldı. Sözlerini hatırlayalım:

 “Bu sabah sebebi henüz tespit edilemeyen bir nedenden dolayı tarihî hastanede bir yangın meydana geldi. Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla olaya derhal müdahale edildi. İçişleri Bakanlığımız, İstanbul Valiliğimiz, itfaiye ekiplerimiz yangını kontrol altına aldılar. (…) “Yine Cumhurbaşkanı’mızın talimatıyla 80’e yakın hasta öncelikli olarak Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi’ne sevk edilmek üzere, şu anda sevk ediliyorlar.”

Açıklamasını baştan sona dinlemiş ve “Cumhurbaşkanı”yla başlayıp “Cumhurbaşkanı” ile bitirmesine şaşırmakla beraber yadırgamamıştım. Çünkü bizi alıştırdılar.

Adamlarda ya aşırı bağlılık ya aşırı korku var. Adının anılmasını belli ki R. T. Erdoğan istiyor demeyeyim de arzu ediyor. Arzusunu hissettiriyor ki, muhipleri söze “bismireisilcumhur”la başlıyorlar. Çoğu zaman da İbrahim Kalın gibi boşluğa düşüyorlar.

Bir yerde yangın çıktıysa, itfaiye hemen müdahale eder. İtfaiye teşkilâtı bunun için var.

“Cumhurbaşkanı” itfaiyeyi arayıp “Hadi arkadaşlar, Balıklı Rum Hastanesi’nin çatısı tutuştu. Alın tulumbalarınızı koşun!” mu dedi?

 

 

Alıntı: Arslan Tekin

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | “Bismillahirrahmanirrahim’in yerini” “bismireisilcumhur” mu aldı? için yorumlar kapalı