Şub 04

BOZKURT

BOZKURT

Bir röportaj sırasında İngiliz televizyoncunun dikkatini duvardaki Hilâl ve Bozkurt çeker.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Elçibey’e bunun ne olduğunu sorar:

”O Bozkurt’tur.” der Elçibey ve ekler.

”O gördüğünüz Türk Milleti’ nin sembolüdür totemidir.”

İngiliz televizyoncu biraz düşündükten sonra özür dileyerek tekrar sorar;

”Niçin kendinize vahşi ve yırtıcı bir hayvanı sembol olarak seçtiniz?

”Elçibey’ in cevabı:

”İngilizler’ in sembolü olan aslan hayvanların kralıdır değil mi?

Ancak bu kral dediğiniz hayvana sirklerde 3 kg sosis verip yanan halkaların içinden sağa sola zıplatırsınız…

Vahşi ve yırtıcı dediğiniz Bozkurt’ a bunu yaptıramazsınız.

O, özgürlüğünü ve onurunu hiçbir şeye değişmez.

Bozkurt’ u zincire vurup kafese atsanız bile, ya üzüntüden ölür yada zincir ve kafesi parçalayıp gider.

Onu yok edebilirsiniz. Onu öldürebilirsiniz ama sindirip esir edemezsiniz.

Bozkurt’ u kendinize tâbi kılamazsınız.

İşte bu nedenle Türkler kendilerine mücadele sembolü olarak Bozkurt’ u seçmiştir.”

Ruhun şad mekânın cennet olsun.

 

Ebulfez Elçibey

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | BOZKURT için yorumlar kapalı
Şub 03

ÜÇ AYLAR

ÜÇ AYLAR

Bugün başlayan ve “Recep, Şaban, Ramazan” aylarından oluşan üç aylar öncelikle bir kandiller geçididir. Yarın gece kutlayacağımız “Regâip Kandili”, sonra “Miraç Kandili”“Berat Kandili” ve “Kadir Gecesi”… Bu mübarek geceleri içinde barındıran üç aylar, her şeye rağmen Müslümanları biraz daha uyanık tutan, yardımlaşmayı, fakir-fukaranın elinden tutmayı, gönül kazanmayı yaygınlaştıran zaman dilimleridir ki etrafımızda -az da olsa- bu hareketliliği görmeye başladık.

Üç ayların faziletini sadece namaz, oruç, sadaka gibi daha çok ahireti ilgilendiren konulara hasretmemeliyiz. Birlik-beraberlik, iç cephenin tahkimi, daha çok çalışmak, daha çok üretmek vb. faaliyetleri de üç ayların feyiz ve bereketine dâhil etmeliyiz. Mesela, hocalar üç aylarda tutulan oruç yahut kılınan nafile namazlar bilmem kaç kat daha faziletlidir diye anlatıyorlar. Peki, üç aylarda çoluk çocuğunun rızkını kazanmak için çalışan anne-baba niye daha çok hayır işlemiş olmasın? Üç aylarda vatan müdafaası için nöbet tutan, cepheye koşan Mehmetçik niye daha çok sevap kazanmasın? Üç aylarda tank üretecek, uçak yapacak mühendisler niye daha çok cennet nimetlerine nail olmasın?

Cami kürsülerinde din görevlilerinin bunları da dile getirmeleri gerekmiyor mu?.. Maalesef hocalarımız bin yıl önce camilerde ne anlatılıyor idiyse aynısını tekrar edip duruyorlar. Zamanın değişmesiyle hükümlerin de değişeceğinin (Bkz. Mecelle, madde:39) idrakinde değiller.

Kaçak göçmenleri taşıyan botun batması/batırılmasıyla boğularak kıyıya vuran cesetleri görünce gözyaşları içinde “Fetih sûresi” okumakla sorumluluktan kurtulacağımızı zannetmeyelim. Müslüman gözyaşı değil, alın teri dökmek zorundadır.

Posted in Yazılarım | ÜÇ AYLAR için yorumlar kapalı
Şub 02

GÖNÜLDEN TUTUKLUYUM

GÖNÜLDEN TUTUKLUYUM

 

Nice şahın kralın fermanı kâr etmedi

Gönül ferman dinlemez, sevgiden umutluyum

Bu sevginin acısı yüreğime yetmedi

Öyle bir esaret ki gönülden tutukluyum..

 

Zehri andıran tatlar tek tek aşımdan gitti

Lâl oldu ağzım, dilim aklım başımdan gitti

İhtiyarlık denilen korku yaşımdan gitti

Öyle bir esaret ki gönülden tutukluyum..

 

Bu hayat artık bana kadifeden yün oldu

Birden değişti dünyam gecelerim gün oldu

Hüzün. keder, yalnızlık benim için dün oldu

Öyle bir esaret ki gönülden tutukluyum..

 

Sendeki aşk sultanı benden beni istiyor

Tutsak olmuş bu gönlüm her an seni istiyor

Özlem dolu bir hisle tenim teni istiyor

Öyle bir esaret ki gönülden tutukluyum..

 

Müebbete mahkûmum başka çarem kalmadı

Bütünüyle sen oldum, benim parem kalmadı

Yüreğimde, gönlümde hiçbir yarem kalmadı

Öyle bir esaret ki gönülden tutukluyum..

 

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , | GÖNÜLDEN TUTUKLUYUM için yorumlar kapalı
Şub 01

“515”

“515”

Suça meyilli olan Suriyelilerin son günlerde sosyal medyadaki görüntüleri ve “515” numarasıyla kendilerini tanımladıkları görülmüştür…

 

Bu yapıdan İçişleri Bakanlığı ve Millî İstihbarat Teşkilatı’nın tabii ki haberi vardır. Belli ki denetim altındaydılar, ancak Güneydoğu’daki farklı illerden görüntüler paylaşıp “asarız keseriz” havasına girmeleri toplumda infial yarattı.

İlk görüntülerde elinde sopalı silahlı bir grup yüzlerini kapatmış halde yürürken görülüyordu. Diğer videolarda uzun namlulu silah mermileri, araçların arkalarında Arapça yazılarla birlikte görülen “515” ifadesi vardı.

Haliyle bu “515”ler kimdir nedir diye vatandaşta bir merak ve kaygı oluşmuştur.

Geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Arap aşiretlerinin kendilerine özgü sayıları varmış. Bu “515” sayısı ise Osmanlı’ya isyan eden Haşimilerin sembolizmini içeren bir Arap milliyetçiliği alameti olarak tanımlanıyor.

Daha ilginci…

Haşimiler ya da Haşimoğulları veyahut Haşim Hanedanı, ismini Hazreti Muhammed’in büyük, büyükbabası Haşim bin Abdimenaf’dan alır.

Kayıtlara göre Birinci Dünya Savaşı esnasında İngiliz desteğiyle Osmanlı Devleti’ne isyan etmiş, Arap Yarımadası’nın kontrolünü eline geçirmiş, fakat birkaç yıl sonra Suudi Hanedanlığı’na yine bir isyanla kaybetmişlerdi.

Sonra da Başta Ürdün ve Suriye olmak üzere Orta Doğu’daki ülkelere dağılmışlar.

Bu “515” sembolüne gelirsek…

Arap milliyetçiliğini en sıkı şekilde savunan Al Naim, Kariyş, Seliym, Heziyl ve Kenani aşiretlerinin de sembolü.

“515” sembolünü kullanan Suriyeli kişiler ve gruplar aslında bu yöntemle sığınmacı oldukları Türkiye’ye karşı da bir çeşit gövde gösterisi yaptıklarını düşünüyorlar.

Tabii ki bu insanlar Haşimi değil. Ancak kendilerini böyle var ederek örgütlenmeye çalıştıkları açık. Eğer iddia edildiği gibi Türkiye içerisinde özellikle Güneydoğu’da kendilerini böyle afişe edecek kadar geniş bir yapılanmaya gidildiyse ardı ardına operasyonlar gelecektir.

Ancak bu iş sosyal medyada hava atmak için yapılmış, üç beş kişinin kendilerini tatmin ettiği bir şeye de dönüşmüş olabilir.

Göreceğiz…

 

Alıntı. Murat Ağırel

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | “515” için yorumlar kapalı
Oca 31

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Beni görmek demek, behemehâl (mutlaka) yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir.” M. Kemal Atatürk * “Mal canın yongasıdır.”

* “Hiçbir gayret göstermeden beklenilecek değil, bir mücadele sonucu ulaşılacak neticedir.” J. Bryan

* “Kişilikler, insanın kaderini tayin ederler.” Sokrates

* “İnsaf dinin yarısıdır.”

* “İnsan taştan pek, gülden naziktir.”

* “Kader şans değil, tercihtir.

* “Kale, içinden fetih olur.”

* “Keremsiz kibarın fukaradan farkı ne?”

* “Öfke ile kalkan ziyan ile oturur.”

* “Sahipsiz tahtayı yel almazsa sel alır”.

* “Şecaat kıyafet ile değildir.”

* “Tamahkâr var iken dolandırıcı aç kalmaz”.

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Oca 30

BİR CANIN İNSAFSIZCA YOK OLUŞUNA KILIF BULMAK…

BİR CANIN İNSAFSIZCA YOK OLUŞUNA KILIF BULMAK…

Hiç kimseye isteği dışında herhangi bir şeyi yaptırmak zulümdür. Allah peygamberlere bile sadece duyurma yetkisi vermiştir.

Tarikatlar zulümhane haline gelmiştir.

Enes Kara videosunda cemaat disiplinini de anlatıyor. İnsan o disiplin içinde boğulur. Her şey kendi iradesi dışında:

“Burada vakit namazları zorunlu. Cemaat şeklinde kılıyoruz namazdan sonra ders var vs. 30 dakika sürüyor yaklaşık her vakit. Günlük 1 saat burada olan kitaplardan okuman zorunlu. Haftanın 3 günü cemaat dersine katılman zorunlu. Yemekleri yine öğrenciler yapıyor, haftanın 1 günü temizliği yine biz yapıyoruz. Sabah namazıyla uyanıyorum, okula gidiyorum geliyorum, akşam namazı, yemek, okuma, yatsı namazı, cemaat dersi sonra saat 10 zaten ertesi gün tekrar 6.30 gibi namaza uyanıyorum. Bir tek 8’de serbest oluyorum. Hafta sonu da benzer. Yine 3 saat gibi bir şey kalıyor ve kalan zamanda adam akıllı ders de çalışamıyorum. Çünkü psikolojik olarak yorgun oluyorum. / Bu 2 sorunu ayrı ayrı düşününce aslında katlanılamayacak şeyler değil ama bunları birleştirince tüm yaşama sevincimi alıyor, özgür hissetmiyorum kendimi 24 saatten kendime ayırabildiğim 3 saat falan.”

Cemaat adı altında tam bir sömürü ve kölelik düzeni. Bunların ne dinle, ne imanla alakaları var.

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | BİR CANIN İNSAFSIZCA YOK OLUŞUNA KILIF BULMAK… için yorumlar kapalı
Oca 29

TİMUR’UN FİLLERİ

TİMUR’UN FİLLERİ

Timur, Anadolu seferi sırasında ordusundaki fillerden birini Akşehir’de köylülere emanet etmiş, “iyi bakın” demiş.

Fil, ekili araziye girip zarar vermeye başlayınca, köylüler Nasreddin Hoca‘dan Timur ile görüşerek fili geri alması için ricada bulunmasını istemişler.

Timur ile arası iyi olan Nasreddin Hoca, yine de durumu tehlikeli görerek “Benimle birlikte Timur’un otağına gelir ve arkamda durursanız, sizin adınıza talepte bulunurum” demiş.

Hep beraber, Timur‘un otağına varmışlar. HocaTimur‘un karşısında, “Köylülerimiz, gönderdiğiniz fil konusunda…” diye söze başlayıp arkasındaki

insanları göstermek için geriye baktığında kimse olmadığını görünce, “o kadar memnun kalmışlar ki bir fil daha istiyorlar” demiş…

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , | TİMUR’UN FİLLERİ için yorumlar kapalı
Oca 28

FULBRİGHT EĞİTİM KOMİSYONU

FULBRİGHT EĞİTİM KOMİSYONU

Bugüne kadar ‘Eyyy Amerika! Bu komisyonu kaldırıyorum’ diyen oldu mu?…..

27 Aralık 1947

ABD İLE EĞİTİM ANLAŞMASI YAPILDI VE KURULAN EĞİTİM KOMİSYONUNA TÜRK OKULLARINDA OKUTULACAK DERS VE MÜFREDATI BELİRLEME GÖREVİ VERİLDİ. .

Milli Eğitimimizin TC ve ABD Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Anlaşma’nın sonucu olarak, bütünüyle Amerikalı uzmanlar ve CIA tarafından, Amerikan çıkarları doğrultusunda biçimlendirilmektedir.

“Fulbright Komisyonu 4’ü Türk, 4’ü Amerikan toplam 8 üyeden kurulacak, fahri başkanı ABD’nin TC Büyükelçisi olacaktır.

Maalesef Milli görüş mensubu iktidarlar, sağ partiler, askeri iktidarlar ve bugünkü iktidar da dâhil geçmiş hiçbir hükümet; bu durumu düzeltmeye çalışmamış, Amerika’ya

“FULBRİGHT ANLAŞMASINI YÜRÜRLÜKTEN KALDIRIYORUM. GELECEK NESİLLERİMİN EĞİTİMİNİ KENDİM BELİRLEYECEĞİM” diyebildiler mi?.

 

Alıntı: İbrahim Aslay

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | FULBRİGHT EĞİTİM KOMİSYONU için yorumlar kapalı
Oca 27

ATATÜRK “ROMAYA GİRERİM”

ATATÜRK “ROMAYA GİRERİM”

Mussolini Türkiye’den İzmir’i talep ediyordu ve Rodos’a 40 bin asker yığmıştı. İtalyan Sefiri Povli Atatürk ile görüşmek için Çankaya’ya geldi. Povli kendini beğenmiş ve küstahça tavırlar ile bir şey ima etmeye çalışıyordu. Konu İzmir’e geldiğinde Atatürk sakince ayağa kalkarak:

“Bana 10 dakika müsaade etmenizi rica ederim.” diyerek yan odaya geçti. 10 dakika sonra büyük önder Mustafa Kemal tepeden tırnağa mareşal üniformasını ve çizmelerini giymiş olarak elçinin yanına döndü ve: “Buyurun, şimdi sizi dinliyorum.” dedi. İtalyan büyükelçisi afallamış gözlerle sadece Atatürk’e bakıyordu. Atatürk, Sefire

“Söyle o koca herife o 40 bin askerle

İzmir’i alamaz ama ben 4 bin asker ile

Roma’ya girerim…” diye cevap verdi…

Kaynakça: Ergun Candan (Instagram)

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , | ATATÜRK “ROMAYA GİRERİM” için yorumlar kapalı
Oca 26

TÜRK (6)

TÜRK (6)

✓ KAZAK – KIRGIZ – ÖZBEK BOYLARI

-Kanlı -Sirgeli -Jelayir -Uysun -Ojaktı -Alban -Suvan -Dulat -Argın -Kongrat -Taraktı -Karakesek -Kete -Törtkara -Şömekey -Bayul -Aday -Altın -Japas -Altıbas -Taz -Baybaktı -Maskar -Esentemir -Isık -Tana -Kızılqurt -Kerderi -Kereyit -Tabın -Jağalbayul -Jolbars -Buçay -Küldenen -Karabalık -Akbora -Arlat -Bularçi -Tamgalı -Törtovul -Kökcarlı -Ergene -Merkit -Matay -Katagan -Şeybani -Nogay -Janibek -Togan -Alpagu -Töregen -Baltalı -Barlas -Bartan -Baganal -Bagatur -Nayman

Türkler yaşam biçimleri ve toplumsal özelikleri gereği olumsuz şartlar altında yeniden toparlanıp bir araya gelme ve devletleşme sürecinde diğer toplumlara oranla çok daha başarılı olmuşlardır. Bunun başlıca sebepleri arasında;

– Zorlu bozkır kültürüne sahip olmak

– Coğrafi şartlara bağlı olarak yaşamak

– Sürüleri otlatabilmek için verimli ve geniş topraklara ihtiyaç duymak

– Boyunduruk altına alınmamak için itaat altına almak

– Boy teşkilat yapısına göre ayrılmak

– Yeryüzünde Cihangirlik anlayışı

– Türk hükümdarlarının kendilerini tüm Türklerin Kağanı olarak görmesi gibi coğrafi ve tarihsel özellikler yer alır..

Günümüzde her modern ulus, farklı etnik kökenlerin karışımıdır. Türklerin gerçek Türk olmadığını anlatmaya çalışmak umutsuz bir çabadır..

Türk halkı genetik olarak çeşitlidir ancak dillerinden, kültürlerinden ve tarihlerinden oluşan ortak bir psikolojiye sahiptir..

Avrupalıların aksine Türk boyları hiçbir zaman kendilerini tamamen farklı kimliklere ayırmadılar. Türk kimliği kalır, dil kalır, kültürün çoğu kalır. Coğrafyaya uyum sağlar insanlar, fiziksel olarak birbirinden farklıdır.. Keza tüm göçebe bozkır kavimleri çeşitliliğe açıktır ve ilgi duyarlar..

Bu nedenle, yeni gelenlere veya farklı insanlara karşı temkinli değillerdir.. Onları kültürlerine ve toplumlarına dâhil etmek için neredeyse içgüdüsel bir refleks vardır, çünkü boyların ve klanların hayatta kalması, büyük ölçüde sayılarının artmasına bağlıdır.

Yeni üyeler eklendikçe insanlar değişir ve gelişir, ancak kültür kalır, dil kalır, sayılarda ve çeşitlilikte güç aramak, Türk kültürünün doğuştan gelen bir parçasıdır. Bu sebeple her boy devlete her devlet İmparatorluğa dönüşmede dünyanın geri kalanından sayıca fazladır. Mümkün olduğunca tarihsel periyodik sırayla yazmaya çalıştığım bu devletlerin biri yıkılıp yerine diğeri kurulmamıştır, biri Altay’da diğeri Balkan’da, biri Kıpçak’ta biri Oğuz’da, belki birbirinden haberi dâhi olmayan farklı yüzyıllarda, işgale boyun eğmeyen, boylanıp soylanarak bazen küllerinden yeniden doğan bu devletlerin ortak noktaları, başka milletlerin hatta diğer Türk boylarının da boyunduruğu altında yaşamama anlayışıyla hareket eden ve teşkilatlanan Türk boylarının bir tezahüratı ve başarısıdır. Etimolojik köken itibariyle’ Boy, Boyun, Boyunduruk’ arasındaki bağ da bu kültür dairesinin adeta dile yansımış halidir.

Türklerin her daim hareket içerisinde ve tetikte dolayısıyla ordu/millet olmasını gerektiren bu şartlar, kendi aralarında da yaptıkları birçok savaşa rağmen tüm Türk Dünyasının birbirine duyduğu derin muhabbete ve bu tarihsel bağlarla gelişen ortak mirasını da oluşturur.

Ruslar ve Ukraynalılar, Yahudiler ve Araplar, Farslar ve Peştunlar, Saksonlar ve Cermenler vb birçok örnekte olduğu gibi birbirinden türeyen, aynı kültürden gelen, aynı dili konuşan ama birbirine düşman toplumların Türkleri anlayamamasının sebebi de budur.

Türk olmak; çok devletler kurmuş olmak değil, ilahi gücün ebedî sancaktarı olup Attila’dan Atatürk’e yürüdüğün yolu unutmamaktır..

Şamanların rüyaları

İmamların duaları

Pirlerin niyazlarıyla

Türk Kağanlık Ailesi

Böri A’shi’na 3000 yaşında.. ”

 

Kaynak: Ali Okan Sarıca

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , | TÜRK (6) için yorumlar kapalı