Oca 14

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Türk dilinin kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için, bütün devlet örgütümüzün, dikkatli, ilgili olmasını isteriz.” ATATÜRK Kasım 1937

* “Kanun, büyük suçlularla savaşacak kadar cesur değildir” Shemuel Bensusan

* “Yaş kocar ama gönül kocamaz.”

* “Halkını tüketen milletlerin kendileri de tükenir…” Platon yani Eflatun 

* “Yerin kulağı vardır”.

* “Zevki humarına değmez.”

* “Tarikatlar ve cemaatler, batının Türkiye deki ileri karakollarıdır.” Fevzi Çakmak

* “Az söz erin yüküdür, Çok söz hayvan yüküdür” Yunus Emre                                                                                            

* “Bütün dünya için bir damla kan çoktur.” Şirazlı Sâdî

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Oca 13

5 VAKİT NAMAZINI KILAN ERMENİ…

5 VAKİT NAMAZINI KILAN ERMENİ…
 
Din ile insanları ne zamana kadar kandırabilirsiniz? Muaviye de dini kullandı. İslam dünyasına kan, gözyaşı bitmeyen büyük bir acı miras bıraktı.
 
Aydın’ın Nazilli ilçes’ne bağlı Dereağzı Köyüne bundan 10 Yıl önce adının Ali olduğunu söyleyen birisi doğu illerinden gelmiş, yerleşmiş, hanımının isminiFatma olarak tanıtmış. Adam 5 Vakit camiye gider gelir, başında takke, elinde tesbih eksik olmazmış. Kapı komşusundan da her gün yoğurt aşı yapmak için 1 Kg yoğurt alırmış, Ddoğuda içine pirinç ve yoğurt katılan bun yemek meşhurmuş. Ali Efendi bu arada köylülerle ahbaplık kurmuş; isteyene borç para veriyormuş. Aradan 8 Yıl geçmiş. 1 Gün komşusuna ‘misafirler geldi, günde 1 kg değil, 5 kg, süt vereceksin demiş’ Komşusuna 1 hafta sonra tekrar gelip ‘misafirler çoğaldı hergün 10 kg süt bırakıver bizim eve’. demiş. Kapı komşusu ‘sütü veriyorduk ama misafirleri hiç görmüyorduk, birgün belediyedeki işimden çıktıktan sonra eve geldim. Bir baktım köyde 5-6 polis, jandarma arabası duruyor.Ne olduğunu sorum. Doğudan gelip bizim köye yerleşen komşumun evinden 15-20 kadar PKK’lı terörist yakalandığını, Ali Efendi’nin Türk değil Ermeni olduğunu polisler söyledi. Evde 2 Trilyon lira para, irili ufaklı silahlar ve mermiler bulunduğunu polisler açıkladı. Köy civarında da daha önce polisler yere silah gömmeye gelen 2 PKK’lıyı yakalamışlar’ dedi,
 
Benim anladığım şu, 8 Yıl Jandarma ve polis ayakta uyumuş, Ermeni ve PKK’lılar, gazetelerden de okuduğuma göre Van’dan getirdikleri bu tür silahları Türkiye’nin her tarafında toprağa gömüyorlar,bunlar Türkiye’yi içten silah yoluyla yıkmak için çalışma yapıyorlar galiba? Bu güne kadar 16 Türk Devletinin içeriden yıkıldığını kitaplardan okuduğumuza veöğrendiğimize göre demekki buişler ülke içinde ki yabancı uyukluların Türk gibi görünüp olayları tezgahlaması ile meydana geliyor. Yukarıda anlatılan olayda İstanbul’da yakalanan 1 teröristin verdiği bilgilerle ortaya çıkarılmış, UKARIDA ANLATTIĞIM OLAYDA İSTANBUL’DA YAKALANAN 1 MİLİTANIN VERDİĞİ BİLGİLERLE ORTAYA ÇIKARILMIŞ, vilayetin birçok yerinde son 5-10 Yıldır topraktan, mezardan, kuyudan bu tür silalar ve bombalar bulundu. Bu yüzden halkımız özellikle dışarıdan gelen ve yerleşen bu ve benzeri kişilere çok dikkat etmelidirler. Ayrıca bunların ellerinde yakalan silahların menşeinden şunu da iyi anlamak lazım, Türk düşmanı Rusya-Bulgaristan-İsrail’e ait silahların bunların elinde bana göre tesadğf değildir. Rusya , Ermenilere en çok silah yardımı yapan bir ülke, Ermenistan Asala ile yeniden faaliyete geçmeye hazırlanıyor ve PKK ile işbirliği yaptıklarını da 1 yöneticisi açıkladıI, PKK’yı Fransa-Yunanistan-Almanya-İngiltere-ABD-İsrail vb. Gibi ülkelerin desteklediğini bilmeyen yoltur. Bu yüzden sinmiş gibi görünen bütün Türkiye düşmanları gece-gündüz faaliyet halindedirler, aman dikkat!
 
Bu arada ABD başkanlığı yapan Bush bir ara ’Türkiye ılımlı İslam Cumhuriyeti olacak.’ Demişti. Demek ki Türkiye’de Cüppeli-başı takkeli bir çok Yahudi-Emeni-Rum yetiştirip bütün köy, kasaba, ilçe ve illerde işi bitirdiklerimni düşünmüş olmalılar ki, bu iş Bush’un kulağına fısıldandıI. Oda Türkiye’yi ele geçirdik sandı ve böyle bir beyanat verdi. Daha önce ABD İstanbul Konsolosluğu İstanbul’da azınlıklara silah eğitimi verdiğini açıklamıştı. Her şey iyi hoş ta, bundan sonra hakiki din adamları ile ABD-AB yanlısı ve gizli servis lerin yetiştirdiği besleme din adamlarını nasıl ayıracağız? Biz en iyisi, İran-Irak-Suriye-Azerbaycan-Pakistan-Afganistan-Lübnan-Kuveyt-Yemen-Özbekistan-Tacikistan-Kazakistan-Türkmenistan- Macaristan gibi ülkelerle birlikte ortak pazar kuralım. Ayrıca her Türk dünyanın en zengin adamı olmak için mücadele etsin. O zaman bunların üstesinden geliriz.
Bu arada geçtiğimiz günlerde bir gazeteye açıklamada bulunan Ermeni din adamlarından birisi ‘Türklerden daha çok Müslüman gibi yaşayan Ermeniler var. İnsanlar ne kadar Ermeni komşulaarı olduğunu anlayabilecekler’ demiş. Demek ki 5 Vakit namazını kılan Ermeniler Müslümanlıklarını evlerinde PKK’lı besleyerek ifa ediyorlar. Peki bir de cami yaptırma ve yaşatma derneklerinde görev alıp camiye yardım topladılarsa ne olacak? Yıllardır çalışmadan apartman sahibi olanlar var da bunu onun için yazdım
Son bir hatırlatma, ABD’debulunan Yahudi bir kuruluşT ürkiye’de 20.000 Yahudi olduğunu açıkladı İsmi İbranice olanlar, dönmeler bu sayının içerisinde yok. Ermeniler, Türkiye’de 150.000 civarında Ermeni olduğunu söylüyorlar. Rumlar ise 4.000 Rum, Ahmet Türk ise 12 milyon Kürt olduğunu ifade etti. Bunların kaçının Ermenilerin kontrolünde olduğu ise bilinmiyor. Bu arada bir ara Fransa Milletvekillerinden birisi kendi seçim bölgesi Larzak’ta Ermeni ve Kürt gençlerinesilah eğitimi verildiğini açıklamıştı. Kısacası bu grup Türkiye’de ki 40 Yıldır sürdürülen bütün Türkiye düşmanlığı gösterilerin tek adresidir. Bütün partilerin içini allak bullak eden, olayları çığırından çıkaran, Üniversiteleri karıştıran, bir çok din taciribnin ortaya çıkıp halkı şaşırtmaya çalışan bu gruptur.
Türkiye’nin birliğini bozmaya çalışan yerli ve yabancı kişiler var.

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | 5 VAKİT NAMAZINI KILAN ERMENİ… için yorumlar kapalı
Oca 12

SALTANATININ DEĞERİ BİR BARDAK SU KADAR

SALTANATININ DEĞERİ BİR BARDAK SU KADAR

Behlûl Dânâ bir gün, Harun Reşit’e hitaben demiş ki: Senin bu saltanatının değeri olsa olsa bir bardak sudur. Harun Reşit, Behlûl’ ün sözünü küçümseyerek demiş ki :

Sen aklını yitirmişsin. Ben şarkın en büyük padişahıyım. Benim saltanatım altında nice milletler, nice şehirler, nice göller ve denizler var. Behlûl Dânâ, Harun Reşit’e şu teklifte bulunmuş: Eğer dürüst olur da sorularıma doğru cevap verirsen ben sana bu sözümü ispat ederim. Hârûn Reşit kendinden emin bir tavırla Behlûl’ ün teklifini kabul edince Behlûl Dânâ, Hârûn Reşit’e iki soru sormuş. Birinci sorusu şuymuş:

Çölde  susuz kalıp,  ölüm hâline gelsen, birisi çıkıp “Saltanatının yarısını verirsen sana su verip seni ölümden kurtarırım dese” ne yaparsın? Hârûn Reşit, hiç düşünmeden şu cevabı vermiş:

Elbette ölmemek için adamın teklifini kabul ederim, nasıl olsa mülkümün geri kalan yarısı bana yeter. Behlûl Dânâ, ikinci sorusunu sormuş:

Peki, içtiğin suyu çıkaramasan, sen kıvranıp dururken birisi çıkıp “Mülkünün geri kalanını bana verirsen o suyu çıkartırım” dese ne dersin?

Harun Reşit, “Mecburen veririm” deyince Behlûl Dânâ:

Gördün mü bak! Senin saltanatının değerinin bir bardak su kadar olduğunu ispat ettim işte…

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , | SALTANATININ DEĞERİ BİR BARDAK SU KADAR için yorumlar kapalı
Oca 11

YÜZYILIN İTİRAFLARI (4)

YÜZYILIN İTİRAFLARI (4) SON BÖLÜM

 

David Rockefeller, itiraflarının bir bölümünde de, başka bir zengin Yahudi ailesi olan Rothschild ailesinin bir ferdi ile yapmış olduğu sohbete yer vermiş. Bu sohbetten de bölümler aktaralım:

“Rockefeller’in, (Dünya ülkelerini nasıl ele geçiriyorsunuz?) sorusuna Rothschild; Birinci Dünya Savaşı Avrupa’da bize karşı olan imparatorlukları yıkmak ve en önemlisi Osmanlı İmparatorluğunu parçalayarak Orta Doğu’daki petrol yataklarını ele geçirmek ve İsrail devletinin kuruluş yolunu açmak için çıkarıldı”.

“İsrail devletinin kurucusu sayılan Tehodor Herzl o zamanki Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid’in yanına giderek bizim ailemizin para desteği ile Filistin topraklarını satın almak istedi. Fakat Sultan bize karşı çıktı. Biz de gerekeni yaptık. Osmanlı İmparatorluğunu çaresiz bırakarak I: Dünya Savaşı’na soktuk. Çok zorlansak da, Osmanlı İmparatorluğunu yıktık. İstanbul’u ve Anadolu’nun bazı bölümlerini işgal ettik. Planlarımızı tam sonlandıracağımız zaman Mustafa Kemal adında, padişahı ve şeyhülislam’ı dinlemeyen asi bir general ortaya çıktı. Bütün planlarımız alt üst oldu. Hepsi geriye kaldı”.

“Mustafa Kemal, bizim temsil ettiğimiz dünyanın en büyük düşmanıdır. O’nun varlığı, İsrail devletinin kurulmasını otuz yıl kadar geciktirdi ve bize milyarlarca dolar kaybettirdi. İzmir suikastı denen bir olaya karıştığı için idama mahkûm ettiği, Osmanlı Maliye nazırlarından aziz dostumuz Cavit Bey’i kurtarmak için O’nun yanına gittik. Bizi çok soğuk karşıladı. Tekliflerimizin hiç birisini kabul etmedi. Ve adeta bizi, makamından kovdu. Birkaç gün sonra da Cavit Bey’i idam ettirdi”.

İtiraflarda, Türkiye’den başka birçok ülkeye ve çeşitli olaylara da yer verilmiş. Bu ülkelerde ve olaylardaki aktörlerden bahsedilmiş. İkinci Dünya Savaşı, Hitler, Stalin, atom bombası, ihtilaller, darbeler anlatılmış… İran-Irak savaşının çıkarılmasının sebepleri ve sonucu değişik bir perspektif ile açıklanmış.

Şimdi, kendimize bakarak düşünelim… Toplumumuzu, yaşam şartlarımızı, siyasilerimizi ve icraatlarını, bilim ve sanat seviyemizi, ahlaki halimizi, güven ve inançlarımızı, hayata bakış ve algılayış tarzımızı düşünelim ve sonra kendimize soralım: Yukarıda itiraf edilenlerin bugünkü durumumuzu yaratmada tesiri yok mu? Başkalarını dinleyerek mi bu duruma geldik? Yüz yıl önce, zengin olmayan, geçim sıkıntısı çeken; fakat dürüst, namuslu, çalmayan, aldatmayan, güven veren bir toplum yapımız varken bugün niçin, hırsızların, üçkâğıtçıların at oynattığı, sahtekâr, alçak, zalim ve gaddar bir toplum haline geldik? Bu nasıl oldu? İtiraflar, bize yıllardır dost olarak görünenlerin aslında düşman olduğunu göstermiyor mu?

Bu durumlardan kurtulmanın tek yolu, Ulu Önder Atatürk’ümüzün istediği gibi “önce vatan ve millet” duygusunun bütün fertler tarafından kabullenilmesi ve aklın kullanılmasıdır. Aklı, devreden çıkarırsak yapılabilecek bir şey yoktur. Hasta mutlaka ölecektir! Ölmemek için akıllı olmak ve önce vatan ve millet, diyebilmek gerekir. Tehdit ve tehlike çok büyük, farkında olmalıyız….

 

NOT: Bu makale, Azebaycan’da yayınlanan KREDO gazetesinde 17 Mayıs 2014 tarihinde Gazanfer Kazımov’un yazdığı “Rockefeller’in İtirafları ve Dünya Medeniyetinin Kurucusu Türk’ün Bedbahtlığı” isimli makaleden yararlanılarak yazılmıştır.

 

(Bu yazıyı lütfen dostlarınızla paylaşınız…)

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | YÜZYILIN İTİRAFLARI (4) için yorumlar kapalı
Oca 10

“EN ZOR DURUMLARDA BİLE KARŞILIĞINI VERMEDİĞİMİZ HİÇ BİR YARDIMI ALMADIK!”

“EN ZOR DURUMLARDA BİLE KARŞILIĞINI VERMEDİĞİMİZ HİÇ BİR YARDIMI ALMADIK!”

Basil Zaharoff adını duydunuz mu hiç?

Kendisi Muğla doğumlu Rum asıllı bir Osmanlı vatandaşıdır. Dünyaca ünlü silah tüccarı, savaş lordudur. İngilizlerin Yunanistan’ı Anadolu’ya işgale götürmesinin sebebi işte bu adamdır. Zira Zaharoff silah tüccarı olduğu gibi aynı zamanda uluslararası bir tefecidir ve yunan hükümetinin kendisine son derece yüksek meblağda borcu vardır.

Zaharoff, Yunanistan’ın Anadolu’yu işgalini hem alacağını tahsil etmek, hem de Yunanistan’a yeni silahlar satmak için desteklemiş ve bu işe ön ayak olmuştur. bu işgal için yunan hükümetine borç verip silah satarken aynı zamanda tam yarım milyar altın frank da bağışta bulunmuştur.

tabi tüm bunların, basil Zaharoff ‘un Yunanistan’a borç ve hibe para vermesinin bir karşılığı vardı: yunan işgali başarılı olması halinde Anadolu’daki tüm maden sahalarının ruhsatı basil Zaharoff’a verilecekti. ama bir yere kadar… Sakarya zaferimizin ardından her şey tersine döndü. Yunan ordusu afyon-Kütahya hattında çakıldı. Fransızlar ve İtalyanlar TBMM hükümeti ile anlaşma yoluna gittiler.

Ve her şey tersine dönerken, basil Zaharoff da 180 derece döndü

İstanbul’da bulunan şirket temsilcisine talimat vererek mim mim grubu ile temas kurmasını sağladı. Dünyanın en büyük silah tüccarı, Türk ordusuna istediği kadar top, silah, cephane vermeye hazırdı. İstenilen her şeyi mersin limanında teslim edeceklerdi. Karşılığında 5 kuruş para istemiyordu. “bedelinin savaştan sonra ödenmesine razıyız” diye teklif gönderdiler Ankara’ya…

Tabi büyük taarruza hazırlanan Ankara için bu teklif çok önemliydi. Zaharoff ‘tan gelen bu teklif Mustafa Kemal Paşa’ya arz edildi. Mustafa kemal paşa bu teklife karşı şu cevabı verdi:

“bu fırsatlardan yararlanarak savaşı çabuk bitirebiliriz, ama sonra bunu bize ağır ödetirler. Biz Türkler, dünyayı soymadığımız için yoksuluz. Bu fırsattan yararlanarak bizi, geleceğimizi satmaya zorluyorlar. İstanbul’a bildiriniz, teklifi reddetsinler ve teması kessinler…” (kaynak: nutuk)

Ve başkomutan şöyle devam etti:

“Bak çocuk!… Minnet altında kalmamak için yarı aç olmamıza rağmen Sovyetlere 600 ton tahıl gönderdik…” (Kaynak: Nutuk)

Evet, Sovyetlere o yokluk yıllarında tam 600 ton tahıl göndermiştik Sovyetlerin bize gönderdiği silah ve mühimmat karşılığında. Yani sağda solda duyduğunuz, okuduğunuz kurtuluş savaşındaki Sovyet yardımı bize karşılıksız yapılmadı, karşılığını o yokluk yıllarında ödemiştik Sovyetlere. Çünkü Türk’ün ebedi başkomutanı öyle bir liderdi ki, kurtuluş savaşı verirken, diğer yandan da kimseye borçlu kalmamaya özen gösteriyordu.

Sadece Basil Zaharoff ve Sovyetler değil, Amerikalı, Japon, İngiliz, Fransız ve İtalyan silah tüccarlarından da, yani tüm dış güçlerden de benzer teklifler aldık. Bedelini ödemediğimiz tek bir silah almadık, bedelini ödemediğimiz tek bir mermiyi düşmana sıkmadık…

 

Artık şu dış güçler yalanını bırakın. düşman Sakarya’ya dayanmışken bu ülkeyi kuran kahramanlar diz çökmediler, ağlamadılar, sızlanmadılar, dış güçler bahanesine sığınmadılar..

 

Kaynak:https://seyler.eksisozluk.com/kurtulus-savasi-zamaninda-yunanistana-calisan-gercek-bir-dis-guc-basil-zaharoff

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | “EN ZOR DURUMLARDA BİLE KARŞILIĞINI VERMEDİĞİMİZ HİÇ BİR YARDIMI ALMADIK!” için yorumlar kapalı
Oca 09

İNSANOĞLUNUN YOLCULUĞU

İNSANOĞLUNUN YOLCULUĞU

Anne karnındaki bir çocuğun ağzı gözü, kulağı, eli ayağı vardır. Hâlbuki bunların hiçbirine orada lüzum yoktur. Orada çocuk, gıdasını, göbeğinden annesine bağlı bir göbek bağı ile almaktadır.

Şimdi bu çocuk:

– Ya Rabbi! Dese, şu hortum bana yetmektedir. Peki, şu ağıza, şu göze, şu kulağa, şu ele, şu ayağa ne lüzum vardı.

Hiçbir işime yaramamaktadırlar?

Bu durumda

*Allah’tan şöyle bir cevap alacak:*

“- Acele etme kulum, aklının almadığı şeye de müdahale etme. *Sen kısa bir müddet sonra öyle bir âleme gideceksin ki;”

Burada

*’En kıymetlim ve ‘her şeyim’ dediğin göbek bağın, orada hiçbir şeye yaramayacak, kesilip atılacak.

* Lüzumsuz sandığın* ağız, göz, kulak gibi şeyler de en lüzumlu cihaz durumuna geçecek.

* O çocuk bu gerçeklere inanmasa* ve *bir inkârcı olarak dünyaya gelse,* hakikaten göbek bağının işe yaramadığını, ebenin onu kesip kaldırıp attığını; lüzumsuz sandığı ağız, göz gibi cihazların devreye girdiğini, onlarsız olunmayacağını görse utanır mı, utanmaz mı?

* İnanmadığı için dizlerini döver mi, dövmez mi?*

*Şu anda biz de, tıpkı o çocuk gibi bir ananın karnındayız.*

9 ay, 9 sene veya 90 sene sonra bir başka dünyaya-ahirete doğacağız. O dünyanın adı *“Ahiret”.*

Biz şu anda dünya anamıza maddi hortumlarla, midemiz ile bağlı durumdayız.

Eğer biz:

-İşte geçinip gidiyoruz. Ya Rabbi! Şu Namaza, oruca, hacca, zekâta, dine, imana, İslâm’a ibadete, hayâ’ ya ne lüzum var? Dersek Rabbimizden şöyle bir cevap alacağımız muhakkak!

– *Ey kullarım! Kısa bir müddet sonra bu dünyadan çıkacaksınız. Öyle bir âleme götürüleceksiniz ki orada ‘her şeyim’ dediğiniz bu maddi hortumlarınız hiçbir işe yaramayacak.*

Lüzumsuz sandığınız namaz gibi, zekât gibi, hac gibi ibadetler de en lüzumlu şeyler durumuna geçecek. *Orada insanlara arabasına, parasına, rütbesine, güzelliklerine, gücüne, servetine ve suretine göre değil; kalbine, ameline ve ibadetine, namazına göre değer verilecek.*

*Yani* namazınız, zekâtınız, orucunuz, haccınız, hayırınız, ahirette sizin için her şey olacak. El, ayak, dil, dudak, villa, havuz, senet, berat, uçak, sonu olmayan zenginlik ve saadet olacak kısaca Cennet olacak.

*Keşke inansaydık; keşke namazımızı kılsaydık; orucumuzu tutsaydık; zekâtımızı tam verseydik; ALLAH (c.c.) için yaşasaydık; eşsiz insan şanlı Peygamber Hz. Muhammed

( s.a.v)’in yolunda yürüseydik demez miyiz?*

*Sevgili Kardeşlerim!*

Pişman olacağımız, dizlerimizi döveceğimiz o gün gelmeden aklımızı başımıza alalım. Pişmanlıklar İle tövbeler, istiğfarlar ve salih amellerle kendimize gelelim..

*Rabbimiz hepimizi her daim kâmil ve mükemmel iman ve salih ameller ehli kılsın..*

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | İNSANOĞLUNUN YOLCULUĞU için yorumlar kapalı
Oca 08

KUR’AN SÖYLÜYOR

KUR’AN SÖYLÜYOR

 

Bu yalan dünyaya gönül verenin

İki cihanda da yüzü gülmez ki

Haksızca herhalde hakkı yiyenin

İki cihanda da yüzü gülmez ki

 

Ben söylemiyorum bilin ki bunu

Hak dinin kitabı Kur’an söylüyor

 

Bu dünya hayatı bir dipsiz kuyu

İyi olmayanın bir ömür boyu

Hiç huzur bulmuyor sülale, soyu

İki cihanda da yüzü gülmez ki

 

Ben söylemiyorum bilin ki bunu

Hak dinin kitabı Kur’an söylüyor

 

Yaradan emrinden kaçarsa eğer

Dünyaya kin, zulüm saçarsa eğer

İnsanlıktan uzak yaşarsa eğer

İki cihanda da yüzü gülmez ki

 

Ben söylemiyorum bilin ki bunu

Hak dinin kitabı Kur’an söylüyor

 

Nimetine şükür etmeyenlerin

Bildirilen yoldan gitmeyenlerin

Hakkı, adaleti gütmeyenlerin

İki cihanda da yüzü gülmez ki

 

Ben söylemiyorum bilin ki bunu

Hak dinin kitabı Kur’an söylüyor

 

Hakk’ın yarattığı cana kıyanın

Lanetli şeytana her dem uyanın

Her şeyi arsızca çalıp soyanın

İki cihanda da yüzü gülmez ki

 

Ben söylemiyorum bilin ki bunu

Hak dinin kitabı Kur’an söylüyor

 

Kattı ise haram lokma aşına

Her türlü pislikler gelir başına

Lanetler okunur hatta na’şına

İki cihanda da yüzü gülmez ki

 

Ben söylemiyorum bilin ki bunu

Hak dinin kitabı Kur’an söylüyor

 

Allah’ı anmaktan bıkan kişinin

Kuran’ın yolundan çıkan kişinin

Gönül Kâbe’sini yıkan kişinin

İki cihanda da yüzü gülmez ki

 

Ben söylemiyorum bilin ki bunu

Hak dinin kitabı Kur’an söylüyor

 

O, müjdeyi al da azaptan kurtul

Uyarmakta Kur’an ile Hak Resul

Şeytana uyarsa yaratılan kul

İki cihanda da yüzü gülmez ki

 

Ben söylemiyorum bilin ki bunu

Hak dinin kitabı Kur’an söylüyor

 

Firavuna karşı durmayanların

Nemrut’un putunu kırmayanların

Muhammed Ahmed’e uymayanları

İki cihanda da yüzü gülmez ki

 

Ben söylemiyorum bilin ki bunu

Hak dinin kitabı Kur’an söylüyor

 

Kurnazlık, şeytanlık, hile çok ise

Herkes açken bir kendisi tok ise

Bunca nimetler şükür yok ise

İki cihanda da yüzü gülmez ki

 

Ben söylemiyorum bilin ki bunu

Hak dinin kitabı Kur’an söylüyor

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , | KUR’AN SÖYLÜYOR için yorumlar kapalı
Oca 07

ULAA! BEN SİZİ İYİ TANIYORUM.

ULAA! BEN SİZİ İYİ TANIYORUM.

Türk olmayabilirsin lâkin şayet Müslümansan;

Dandanakan, Pasinler, Malâzgirt, Karamukbeli, 4 Büyük Haçlı Seferi ve dahası 9 Eylül 1922 ye gelinceye dek milyonlarca evlâdını şehit verip üzerinde yaşamakta olduğun Anadolu coğrafyasını İslâm toprağı yaparak sana üzerinde insan onuruna yakışır bir hayat bahşeden Türk milletine karşı asla düşmanlık besleyemezsin!

Türk kimliğine, T. C ismine, Türk bayrağına saldırarak, ”Ne mutlu Türk’üm diyene” sözünü kurum ve kuruluşlardan, kazılı olduğu dağlardan sildirtemezsin, vicdanın sızlar, imânın buna izin vermezdi, çünkü TESLİS ÜLKESİ olan bu topraklar Türk’ün şehadet kanlarıyla TEVHİT ÜLKESİ yapılmıştır.

Bre münafık!

Hani sen Müslümandın?

Daha ne istiyorsun sevinip Türk’e saygı duysana.

Türk’e saygı duymazsın!

Zira sen, elinde tespih, başında namaz takkesiyle dolaşırsın amma, bilirim koynunda GRİVAS, YORGOS, AVRAM dedenden hatıra kalan HAÇ taşırsın.

Bak gerçek Müslümana, Müslüman nasıl olurmuş gör!

Seyid Abdulhakim Arvasi Hazretleri, ‘’Ben Arap’ım lâkin İslâm’a en çok Türkler hizmet etmiştir. Bu yüzdendir ki dünya da 3 Türk kalsa, biri benim, iki Türk kalsa yine biri benim’’ diyor.

Seni gidi sinsi Keşiş!

Seni gidi gizli Zangoç!

Seni gidi Siyon yıldızı cücüğü seni!

BİR DİĞERİ İSE;

Dünyada birbirleriyle kavgalı ne kadar millet, devlet, hergele, sapık, puşt varsa, Türk ismi geçtiğinde anında aralarındaki kavgayı, dalaşı bırakıp dost olarak Türk’e karşı birleşirler!

Kısacası;

İçeride ve dışarıda dünyanın tekmil hergelesini birleştiren tek ortak şey TÜRK DÜŞMANLIĞIDIR.

TÜRK’E DÜŞMANLIK İÇİN ALÇAKLIK YETMEZ, DAHA BAŞKA BİR ŞEY OLMAK GEREK!

Böylelerine ”alçak” dersek, alçaklara haksızlık yapmış oluruz, çünkü alçaklığın da zeminden yukarıda kalan bir seviyesi vardır.

Türk’e ve Türk kimliğine düşman olanları tanımlayan tek söz ”ÇUKUR ADAM” sözüdür.

Gelin bundan sonra Türk düşmanlarına ”ÇUKUR ADAM” diyerek onları zeminin altına gömelim. Gömmekle de kalmayıp, mikrop saçmamaları için üstlerine birer kürek kireç dökelim!

Belki çukur kelimesi de hafif kalacak.

O zaman her kes içinden gelen neyse onu söylesin!

Bunlar olsa olsa DABBE’dir. (K.Ş)

 

Kaynak: Orhan Kılıöoğlu

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | ULAA! BEN SİZİ İYİ TANIYORUM. için yorumlar kapalı
Oca 06

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” ATATÜRK, 1 Kasım 1932

* “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”  Zümer Suresi 39. Ayet

* ”Sizin başınıza gelenleri bizden bilmeyin, o önünüze koyduğumuz sizin amellerinizdir.” Ali İmran 165.Ayet

* “Sayın Arafat bir İslam Konferansı toplantısında yıllar önce bana aynen şunları söylemişti: ‘Denktaş Bey, sen beni BM’de söz hakkı verildi diye

kıskanıyorsun. Fakat bir şeyi unutuyorsun. Benim gömülecek bir toprağım dahi yok. Ancak senin Türkiye’n var, devletin var. Benim bir Türkiye’m

olsaydı, şimdiye kadar bu çektiklerimi çekmezdim.” Rauf Denktaş

* “İlim Çin’de de olsa alınız. Zira ilim öğrenmek kadın-erkek her Müslüman’a farzdır” Hz. Muhammet

* “Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm” Yunus Emre

* Dolmabahçe önünde düşman donanmalarını göstererek, “Padişahım, bu kâfirlerin zoru işte su kenarına kadar geçer. Ötesinde sökmez. Anadolu

Pulat’tır [çeliktir]. Memleketin selâmeti için atıldığı mücadelede mutlaka muvaffak olacaktır. Bundan emin olunuz.” Abdulaziz Mecdi

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Oca 05

KKTC ELDEN GİDİYOR, ALTI OYULUYOR. HABERİNİZ VAR MI?

KKTC ELDEN GİDİYOR, ALTI OYULUYOR. HABERİNİZ VAR MI?

 

Türk Lirası’nın değer kaybı, herşeyin sterlin üzerinden hesaplandığı üretim olmayan  KKTC’de görülmemiş bir kriz yarattı.

Hayat, yüzde yüz pahalılaştı. Ev kiraları, ev ve araç  fiyatları, aylık harcamalar yüzde yüz arttı.

Örneğin Geçen ay 400 sterlin (4000 TL)  kira ödeyenler, bu ay 8800 TL kira ödemek zorunda.

Temel gıda fiyatları, Üniversite harçları, banka borçları vb herşeyin fiyatı ikiye katlandı.

Türkiye’den gelen öğrenciler ve üniversiteler de bundan çok olumsuz etkilenecek..

Mevcut genç işsizliği daha da artarak yüzde 10 seviyesini aştı.

Cebinde AB üyesi sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin pasaportu olan gençlerin dış göçü arttı.

Evine ekmek götüremeyen işsizler Rum devletinde iş aramak zorunda kaldı.

KKTC’nin kendi parası olmadığı ve TL kullandığı için para basamıyor.

Üretimi olmadığı, turist de gelmediği ve döviz girdisi çok kısıtlı olduğu için çalışanların ücret ve maaş kayıplarını karşılanamıyor.

Ancak Türkiye’nin yaptığı yardımın iki katına çıkarılması halinde kayıplar giderilebilecek.

Ülke büyük bir sosyal patlamanın eşiğinde.

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | KKTC ELDEN GİDİYOR, ALTI OYULUYOR. HABERİNİZ VAR MI? için yorumlar kapalı