Haz 28

TARİHTE BUGÜN

28 Haziran:

1389 – I. Murad önderliğindeki Osmanlı ordusu ile Sırp Kumandanı Lazar Hrebelyanoviç önderliğindeki çok uluslu Balkan ordusu arasında yapılan I. Kosova Muharebesi, Osmanlı ordusunun galibiyeti ile sonuçlandı.

1919 – I. Dünya Savaşı sonunda, İtilaf Devletleri ile Almanya arasında Versay Barış Antlaşması imzalandı.

1928 – Sosyalist Hermann Müller, Almanya şansölyesi olarak göreve başladı.

1969 – New York‘ta Stonewall ayaklanmaları başladı.

2011 – Google, yeni sosyal ağ projesi Google+‘ı duyurdu.

Jean-Jacques Rousseau (d. 1712)

James Madison (ö. 1836)

Mihail Tal (ö. 1992)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Haz 28

“BÖYLE BAŞA BÖYLE TARAK”

“BÖYLE BAŞA BÖYLE TARAK”

Din algımız bozuldu. İnsanlar seçilmiş birkaç ritüelin kaba şeklini, içi boşalmış halini din sandığından beri din birilerinin aparatı haline geldi. Dün de öyleydi diyenlere de kolayına itiraz edilemez. Böyle bir dinin din olmaktan çıkacağını çeşitli şekillerde yazanlar, söyleyenler var. Sesleri duyulmasa da var. Hâkim anlayış tarafından boğulmaya kalkılsa da var.

Türkiye’de dindarlık, namazı merkeze alma-içkiye karşıtlık ve başörtüsü üçgenine hapsedildi. Buna bir de partilerini, cemaatlerini, tarikatlerini, şeyhlerini ekleyenler var. Bunlar içinde namazın yeri ayrı görünüyor. Namaz varsa başka bir şeye ihtiyaç yoktur. Çünkü beşi kıldıktan sonra günah münah kalmaz. Tertemiz olursunuz. Cami kapılarının alınlarına ışıklı levhalar halinde yazmaya kadar gitti. Kimse de Diyanet’e “Bu nasıl dindir?” demedi. Dediyse de duyuramadı. Böyle bir din algısı yaygınlaştı.

İki vakit arasında ne yaparsanız yapın affedilecekse ahlâklı olmanın gereği haliyle yoktur. Bakın etrafınıza nitekim devlette bile doğru insan aranmıyor.

NEFRET ETTİĞİ YAŞAYIŞA GİZLİ HAYRANLIK

İçkiye nefret seviyesinde karşıtlığın doğurduğu sonuç da ilginç. Bu karşıtlığın temsilcisi konumundakilerin uyuşturucu müptelası olmaları şaşılacak bir durum değildir. Şiddetli karşı çıkışların imrenmeyi ve hayranlığı getirdiği temel psikoloji verisidir.

Âbidevî karakter Mehmet Âkif’imizin adını taşıyan gazeteci ve ondan önceki Haber Türk Genel Yayın Yönetmeni istisna olsa üzerinde durmak gerekmezdi. Olabilecek sapmalar arasında sayılır ve öyle değerlendirilirdi. Bu kimselerin güç sarhoşluğuyla geriye doğru bütün dediklerini unutarak dünya cennetinin yasak nimetlerine daldıkları anlaşılıyor. Zıtlar arasında geçişler ve nefret söylemiyle andığına hayranlıkla sarılmak maalesef gücü ele geçirenler arasında yaygın.

Başörtüsü de olmazsa olmaz şartlardan kabul edileli dindarlığın kabuğu daha sertleşti. Akıl, iz’an, vicdanla oluşan binlerce yılın insanlık mirası kavramlar dinin de temel değeriydi. Sayılmaz, anılmaz olduysa düşüneceğiz. Bunları konuşabilmekten, tartışabilmekten gün günden uzağa düşüyorsak kara kara düşüneceğiz.

Alıntı: A. Yağmur Tunalı

Posted in Gündem | “BÖYLE BAŞA BÖYLE TARAK” için yorumlar kapalı
Haz 27

TARİHTE BUGÜN

27 Haziran:

1917 – Yunanistan, İtilaf Devletleri‘ne katıldı.

1954 – Dünyanın ilk nükleer enerji santrali Moskova yakınlarında Obninsk‘de açıldı.

1964 – Türkiye‘de darbe girişimi nedeniyle daha önce emekli edilmiş olan Süvari Binbaşı Fethi Gürcan idam edildi.

1967 – Dünyanın ilk bankamatiği, Londra‘da hizmete girdi.

1977 – Cibuti Cumhuriyeti, Fransa‘dan bağımsızlığını ilan etti.

Krzysztof Kieślowski (d. 1941)

J. J. Abrams (d. 1966)

Kerim Tekin (ö. 1998)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Haz 27

“BAYRAK İNMEZ, EZAN DİNMEZ, VATAN BÖLÜNMEZ…”

“BAYRAK İNMEZ, EZAN DİNMEZ, VATAN BÖLÜNMEZ…”

Hatırlarsanız Nusaybin sınırında şanlı bayrağımız yere indirildi, üzerinde tepinildi ve videolarla tüm dünyaya servis edildi.
Bu utançtan sonra hafıza ister istemez 30 yıl öncesine gidiyor.

KKTC’de Türk bayrağını indirmeye kalkışana, askerine tereddütsüz “vur” emri veren bir komutan vardı: Hasan Kundakçı Paşa.

Bu onurlu duruşu yüzünden Kırmızı Bülten’le arandı, yıllarca yurt dışına çıkamadı ama tarihe şu sözü kazıdı:
“Bayrağı indirilmiş bir komutan olarak anılmaktansa, yurt dışına çıkamayan komutan olarak anılmayı tercih ederim.”

İşte bayrak budur.
İşte devlet aklı, işte onur.
Merhum Hasan Kundakçı Paşa’yı rahmetle, minnetle anıyorum. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.

Posted in Hikayeler | “BAYRAK İNMEZ, EZAN DİNMEZ, VATAN BÖLÜNMEZ…” için yorumlar kapalı
Haz 26

TARİHTE BUGÜN

26 Haziran:

1861 – Osmanlı İmparatorluğu‘nda Sultan Abdülmecid öldü, yerine Abdülaziz padişah oldu.

1907 – Vladimir Lenin ile Josef Stalin‘in de aralarında bulunduğu kişilerce organize edilen Tiflis banka soygunu gerçekleşti.

1942 – II. Dünya Savaşı‘nın Kuzey Afrika Cephesi‘nde, Mihver güçleri ile Birleşik Krallık arasında Mersa Matruh Muharebesi gerçekleşti.

1945 – Birleşmiş Milletler‘i kuran ve düzenleyen belge olan Birleşmiş Milletler Antlaşması San Francisco‘da imzalandı.

1960 – Madagaskar, Fransa‘dan bağımsızlığını kazandı.

Julianus (ö. 363)

William Thomson (d. 1824)

Jupp Derwall (ö. 2007)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Haz 26

TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI

TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI

Otuz bir yıl sonra, orada konuştuğumuza benzer dikkatlerle hareket etmemiz gerektiğini söyleyebilirim. Bu yapı kolay inşa edilmedi ama kolay yıkılır. Yıkıma yol açmamak için incelikli hareketlerle yürümek lazımdır.  Diplomasiden ileri esnek hamlelerle yürüyeceğiz. Niçin böyle davranmamız gerektiğinin makul sebepleri de vardır.

Sovyet sosyalizminin insan ve değer bırakmayan uygulamasını bilen, o insanlar ve ülkeler hakkında konuşurken çok dikkatli davranır. Keskin denecek kadar ayrı görünen taraflarımızın olması normaldir. Bunları bilmek ve ona göre hareketlerimizi ayarlamak ilk yapacağımız işlerden olmalıydı. Yapamadık. Açık açık konuşan ve yazanlarımız az çıktı. Doğrularımız da yanlışlarımız da oldu.

34 yıl kısa da uzun da sayılmaz. Yapamadıklarımız, eksiklerimiz elbette çok. Yapılanlar da çok değerli. Türk Devletleri Teşkilatı’na kadar gelen süreç çok sancılıydı ve şartlara göre çok iyi götürüldü. Sürecin lokomotifi Türkiye’ydi. Demirel’den sonra bu görevi hatırlatan ve sürecin adımlarını attıracak fikri ve hamleyi başlatan Nazarbayev’di. Şu anda Türkiye’yi yönetenlerin bu meseleye ilgileri her zaman zayıftı. Katılmayabilirlerdi, iyi ki onların şahsi planlarına da uydu ve katıldılar.

Basite indirilecek bir iş ve başarı değildir. Rusya’nın baskısı tepelerinde dururken Türk Cumhuriyetleri isteseler de kolay kolay ayrı bir birliğe giremezlerdi. Demirel’in gayreti unutulmaz. Türk Devletlerinin yöneticilerini en çok o hazırlamıştır. 2009’da Nazarbayev’in teklifiyle kurulan Konsey, sonra Keneş, en son Türk Devletleri Teşkilatı parlak bir sonuçtur. Halil Akıncı kurucu genel sekreteridir. İğneyle kuyu kazmışlardır. Türkiye’de bu süreci ve meseleleri en iyi bilen Büyükelçi Halil Akıncı’dır.

Güney Kıbrıs’a temsilcilik açacak üç devletimiz de Türk Devletler Teşkilatının üyesidir. Teşkilatın devamıyla ilgili olumsuz bir durum yoktur. Daha gidilecek çok yol vardır. İlişkiler daha ileri gidecek. Biz güçlendikçe şimdi rahatsız olduğumuz karar revize edilecek, gerekirse değişecek, değişmese de aleyhimize değil, lehimize işleyecek. Tek çare güçlenmektir. Güçlü Türkiye, güçlü Türk Dünyası demektir.

Bazı hususları döne döne tekrar ediyorum: Üç Türk Cumhuriyeti’nin Güney Kıbrıs’ta temsilcilik açması bizi rahatsız eder, elbette etmiştir. Doğrudan bize karşı bir tavır olarak değerlendirenlerin bilmeden veya ideolojik darlık ve körlükle konuştukları açık. Rusya, Çin, Hindistan ekseninde araya sıkışmış hisseden bu Türk devletlerinin, Batı’yla yakınlaşma isteği normaldir.  AB de bu yakınlaşmayı fırsat bilerek, verilecek karar için Güney Kıbrıs vetosunu öne sürmüştür ve kabul edilmiştir.

Alıntı:

Posted in Gündem | TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI için yorumlar kapalı
Haz 25

TARİHTE BUGÜN

25 Haziran:

1876 – Little Bighorn Muharebesi‘nde Kızılderililer, ABD 7. Süvari Alayı’nı imha etti, alayın komutanı Yarbay George Armstrong Custer çatışmada öldü.

1950 – Sovyetler Birliği‘nce desteklenen Kuzey Kore orduları Güney Kore‘ye saldırdı, Kore Savaşı başladı.

1991 – Hırvatistan ve Slovenya, Yugoslavya‘dan bağımsızlıklarını ilan etti.

1993 – Tansu Çiller, Türkiye’nin ilk kadın başbakanı oldu.

1998 – Microsoft, Windows 98‘i piyasaya sürdü.

George Orwell (d. 1903)

Kâzım Koyuncu (ö. 2005)

Michael Jackson (ö. 2009

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Haz 25

BÖYLE BİR SEVDAYA ÖMÜR ADARIM

BÖYLE BİR SEVDAYA ÖMÜR ADARIM

* * *

Yürek kovanında bal yapar arım

Böyle bir sevdaya ömür adarım

Bir olmak muradım gelsin bir yarım

Böyle bir sevdaya ömür adarım

* * *

Nasıl sevdiğimi o da bir bilse

İki yürek birden bir dile gelse

Bu sevda vuslatla bize de gülse

Böyle bir sevdaya ömür adarım

* * *

Duygular sel olur akışır o an

Sevdalı yürekler bakışır o an

Can cana bu sevda yakışır o an

Böyle bir sevdaya ömür adarım

* * *

Aşkı sevgisiyle büyütse her gün

Her türlü nefreti çürütse her gün

Alıp dizlerinde uyutsa her gün

Böyle bir sevdaya ömür adarım

* * *

Özlemle sevgiyi iç kana kana

Her dem muhtaç canım candan bir cana

Karadır gözlerim sevdadan yana

Böyle bir sevdaya ömür adarım

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | BÖYLE BİR SEVDAYA ÖMÜR ADARIM için yorumlar kapalı
Haz 24

TARİHTE BUGÜN

24 Haziran:

1314 – İskoçlar ile İngilizler arasında gerçekleşen Bannockburn Muharebesi, İskoç zaferi ile sonuçlandı.

1340 – Hollanda‘nın Zeeland eyaletinde, Yüz Yıl Savaşı‘nın dönüm noktalarından biri olan Sluys Muharebesi gerçekleşti.

1859 – İkinci İtalyan Bağımsızlık Savaşı: Solferino Muharebesi gerçekleşti.

1945 – Sovyetler Birliği‘nin Büyük Yurtseverlik Savaşı‘nda Nazi Almanyası‘nı mağlup etmesini kutlamak amacıyla Kızıl Meydan‘da Geçit Töreni düzenlendi.

1947 – Bir Amerikalı, gökyüzünde uçan nesneler gördüğünü bildirdi, nesnelerin fincan tabağına benzediğini iddia etti. Uçan daire terimi ilk kez kullanıldı.

Ambrose Bierce (d. 1842)

Victor Hess (d. 1883)

Carlos Gardel (ö. 1935)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Haz 24

DÜNÜ UNUTMAYIN (K.Ş) Görmüyor musunuz?                                              

DÜNÜ UNUTMAYIN (K.Ş)

Görmüyor musunuz?

Türkiye Cumhuriyeti bir Türk devletidir ve öyle kalacaktır. Aksi yönde çalışanlar, Türk devletinin mensupları olamazlar.

Diyarbakır, Şanlıurfa, Van meydanlarında yapılan Nevruz kutlamalarında kaldırılan Kürdistan bayraklarını görmediniz mi?

Diyarbakır’da Bakırhan’ın neler söylediğini duymadınız mı?

“Devlete, muhalefete, Türkiye kamuoyuna ve Kürt halkına olmak üzere dört ayrı çağrıda” bulunmuş. “Türkiye kamuoyu” ve “Kürt halkı” diyerek açıkça ayrımcılık yaptığını fark etmediniz mi?

Ortadoğu’nun bir yangın yeri olduğunu söyledikten sonra devam ediyor:

“Bu yangının tam ortasında Kürtler ve Kürt coğrafyası var. Bu tablo içinde Kürtler hem kendi güvenliklerini sağlamaya çalışıyor hem bölgenin istikrarına katkı sunmaya çalışıyor. Kürt halkı ve siyasi iradesi tüm gadre uğrayanların hakkını, hukukunu ve geleceğini savunuyor. Bölge başkentleri bu gerçeği görmeli.”

“Bölge başkentleri” yani Ankara, Şam, Bağdat, Tahran. Bu başkentler, Kürt halkının… “hakkını, hukukunu ve geleceğini” savunduğu gerçeğini görmeli imişler. Bu söylem “Büyük Kürdistan” söylemi değil de nedir? Bunları anlamıyor musunuz?

Ne istediklerini de açıkça söylüyor:

“Kürtler Türkiye’de kimliğinin tanınmasını istiyor. Kürtler ana dilinde eğitim istiyor. Kürtler anayasal güvence istiyor. Kürtler yerel demokrasi istiyor. Kürtler eşit yurttaşlık istiyor. Cumhuriyet kurulurken cephede Kürtler vardı… Bu ülke birlikte kuruldu. Bedel birlikte ödendi… Cumhuriyetin kuruluşunda yarım kalan hikâyeyi herkesin mutlu olacağı bir sonla tamamlayabiliriz… Kürtlerin talebi ayrılık değil, ortaklıktır. İnkâr değil, tanınmadır. Kürtler yönetime ortak olmak istiyor.”

DEM’in eşbaşkanı “Kürtler” adına konuştuğunu iddia ediyor, ayrılık değil “ortaklık” istiyor. Yani devletimizin yapısını değiştirmemizi ve devletin bir “Türk-Kürt ortak devleti” olmasını talep ediyor. Bunun adını koyuyor: “İsyandan inşaya geçiş”. İsyan ettik, başardık, şimdi ortak bir devlet inşa etmeye sıra geldi, diyor.

Van’da ne diyor:

“Kürtler inkâr değil tanınma istiyor. Kürtler Sayın Öcalan’ın statüsünün netleşmesini istiyor. Fiilî değil resmî bir statüsü olmasını istiyor.”

Bütün bunlar size bir şey ifade etmiyor mu? “Terörsüz Türkiye” diyenlere hitap ediyorum. Bunlar size hâlâ bir şey anlatmıyor mu?

Gösterilerdeki beş on adamı tutuklamakla iş bitiyor mu?

Devlet Bahçeli’nin bayram mesajındaki “Türk milletine kan, renk ve ruh veren Türk vatandaşlarının tamamı birdir, eşittir ve hepsi bin yıllık kardeşliğin aziz mensuplarıdır.” sözü bunlara cevap gibi görünüyor.

Görünüyor da bunları muhatap alan kim? Bunlarla bir araya gelip yeni bir süreç başlatan kim? “Apo’nun statüsü ne olacak?” diye sorup bunlara bu talepleri söyleten kim? Eşbaşkanlara bu cüreti veren kim? “Acele işe şeytan karışır.” da demiş Bahçeli. Yani muhatap aldıkları bölücüler acele etmesin. Acele etmeyin, milleti uyandırmayın, hedefe yavaş yavaş ulaşalım.

Bir de buna “devlet politikası” diyorsunuz. Devlet, kendi yapısında ortaklık kabul eder mi? On yıllardır yapılan mücadeleyi, on binlerce şehidi bir yana bırakıp amacı bölücülük olan teröristlerle müzakereye oturur mu? Bunları yapan yönetici ve bürokratlara “Türk devletinin yönetici ve bürokratları” denir mi?

Türkiye Cumhuriyeti bir Türk devletidir ve öyle kalacaktır. Aksi yönde çalışanlar, Türk devletinin mensupları olamazlar.

Alıntı: Ahmet Bican Ercilasun

Posted in Gündem | DÜNÜ UNUTMAYIN (K.Ş) Görmüyor musunuz?                                               için yorumlar kapalı