Şub 15

BATSIN SİZİN SİYASETİNİZ!

BATSIN SİZİN SİYASETİNİZ!

“Nevruz sürecindeki tutumu, Gezi süreci ve hükümete karşı şimdiki darbe girişimine karşı almış olduğu tutumu çok anlamlı ve değerli buluyorum. Öcalan’ın aslında durduğu yer, Türkiye’nin demokratikleşme sürecine katkı sağlayan bir yer. Öcalan’ın gösterdiği bu istikamete yönelik bir siyasetin henüz yürütülemediği kanaatindeyim. Öcalan, İmralı’da çok anlamlı, çok değerli şeyler söylüyor. Türkiye’nin demokratikleşmesine de katkı sunabilecek çok anlamlı şeyler söylüyor…”

“Bağımsız bir Kürdistan için silah kullanabilirsiniz…”

“Başbakan cumhuriyet tarihinde hiçbir liderin hem cesaret edemediği adımlar attı, hem de bu adımların arkasında samimiyetle durdu. PKK ile Oslo’da başlayan görüşmelerin arkasında samimiyetle ve cesaretle durduğu gibi İmralı’da Öcalan’la başlayan görüşme sürecinin de samimi bir savunucusu oldu. Bunlar yürek isteyen, samimiyet ve cesaret isteyen davranışlardır.”

“Ergenekoncu-ulusalcı tüm çevrelerin sevinçleri kursaklarında kalacak. Çözüm süreci samimiyetle devam edecek.”

“Diyarbakır nevruzunda barış türküleri söylendi. Ama birileri rahatsız olmaya başladılar. Sizi gidi kandan kadavradan beslenenler. Sizin derdiniz bayrak mı? Bayrak edebiyatı yapıyorsunuz. Şehit edebiyatı yapıyorlar; utanmazcasına arlanmazcasına… Biz sizin milliyetçiliğinizi biliyoruz. Siz kandan besleniyorsunuz; kadavralardan besleniyorsunuz. Siz gencecik insanların cesetlerinden besleniyorsunuz; anaların gözyaşlarından besleniyorsunuz.”

 “Biz bu kanı durdurduğumuzda, bu sorunu çözdüğümüzde MHP, tabelasını indirmek zorunda kalacak. MHP diye bir parti kalmayacak. Dağlardan şehitlerimiz gelmediği zaman MHP diye bir parti kalmayacak.”

Öcalan’ın verdiği mesajlardan hangisi Türkiye’nin birliğine, dirliğine, kardeşliğine ve barışına zarar verici niteliktedir?..”

“Kendilerini siyaseten yaşatmak için bayrağı da, milliyetçiliği de kullanan parti ve çevrelere, “Batsın kandan beslenen milliyetçilik anlayışınız!” diye haykırmak gerekiyor.”

“Hani AK Parti ”milliyetçi” bir partiydi?

Hani Başbakan partisinin rotasını ”milliyetçiliğe” doğru çevirmişti?

Sahi bu suçlamayı getirenler şimdi ne diyecekler?..

Başbakan Türkçülüğün de Kürtçülüğün de karşısında olduğunu söylemeye devam ediyor…

Türkçülük ve Kürtçülük biçiminde karşımıza çıkartılan etnik milliyetçi ideolojilerin birer ”şeytanî ideoloji” olduğunu vurgulamaya devam ediyor.”

Başbakan’ın ”Kimse bu süreçte karşımıza Kürtlük ve Türklük”le çıkmasın!” sözlerini her daim akılda tutmak lazım.”

Fırat, “çözüm” diye dağdakileri şehirlere indiren, üniversiteleri Kandil’e çevirenlerin “karşısına Türklükle çıktığı için” katledildi.

“Yiğit çocuğu“nun ölüp de, “kahpe düzen“in onun kabri başında kanlı canlı, dimdik ayakta olduğu bu fotoğrafı ne midenizin ne de kalbinizin kaldırmayacağına inanıyorum

Bu nasıl hazmedilir, “Fırat’ın ruhuna Fatiha”, bu “mermi”leri sıkan kirli dille nasıl kirletilir, o tazecik ruhun üzerine böyle ağır bir yük nasıl bindirilir aklım almıyor.

Batsın sizin siyasetiniz.

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , | BATSIN SİZİN SİYASETİNİZ! için yorumlar kapalı
Şub 14

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Gülen insan iyi düşünür.” Muzaffer İzgü

* “İnsanın karakteri, kaderidir.” Herakleitos

* “Tek paslanıp pislenmeyen insanın özüdür.” Aziz Nesin

* “İnsanla hayvan arasındaki fark, konuşmak ve yalan söylemektir.” France

* “İnsanoğlunun konuşmayı öğrenebilmesi için iki yıl, susmayı öğrenebilmesi için atmış yıl gereklidir.” Resul Hamzatov

* “İnsanın en güzel hali isyan halidir.” Yalçın Küçük

* “Heykelle insan arasındaki fark; heykele yakınlaştıkça büyür, insana yakınlaştıkça küçülür.” Churchill

* “İnsan sürekli kimlik değiştiren bir varlıktır.” Hilmi Yavuz

* “Dünyada en büyük bilgelik, insanın gerçek çılgınlığı bulabilmesidir.” Meşa Selimoviç

* “İnsanı insan eden iştir.” Engels

* “Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen kimsedir.” Oscar Wilde

* “Kolay ve kısa zamanda her şeyleri anlatan insanlardan hoşlanmam. Onlar bana kolay çözülen çocuk bilmecelerini anımsatır. İnsanlar çabuk anlaşılmamalıdır. İnsan, üzerinde düşünülecek, düşündürecek bir varlıktır.” Oktay Akbal

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Şub 13

TÜRKİYE’NİN BAŞINA ÇORAP ÖRÜLÜYOR

TÜRKİYE’NİN BAŞINA ÇORAP ÖRÜLÜYOR

 

Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, süreci bizzat yönlendiriyor. Suriyeli sığınmacıların Türkiye’de tutulmasını istiyor. Suriye’deki çatışmaların durmasına rağmen geri dönüşe değil, Türkiye’de kalıcı olmaları konusunda büyük bir proje yürütülüyor.

Böylece ilerleyen yıllarda tıpkı Suriye gibi bir Türkiye tablosu tasarlıyorlar; kendi içinde çatışmalı, devlet niteliğini yitirmiş, çok dilli, çok milletli devlet görünümlü bir muz cumhuriyeti!

***

Christian Berger… AB Türkiye Delegasyonu Başkanı… Türkiye’den neredeyse hiç ayrılmıyor. AKP ile yakın bir iş birliği var. Berger, Suriyeli nüfusun yoğun olduğu yerlerde muhalefet partisi milletvekillerinin görüşemediği valiler ve belediye başkanlarıyla çat kapı görüşebiliyor.

Berger, farklı ülkelerin gazetecilerini Türkiye’de ağırlayıp “Suriyeliler burada çok mutlu, Türkler onlara çok iyi bakıyor, entegrasyon için çalışıyoruz” açıklamaları yapıyor.

Önceki gün İzmir’deydi. Önce AKP İl Başkanlığı’nı ziyaret etti, sonrasında çeşitli temaslarda bulundu. Dün de İstanbul’da “Mülteci Hakları için Medya ve Sivil Toplum İş Birliği” projesinin kapanışını yaptı. Burada söylediği sözler ise Türkiye’nin içişlerine ve medya diline nasıl müdahale ettiğinin özeti gibiydi.

Berger, bakın neler diyor:

– Türkiye’de her seçim öncesinde Suriyelilere yönelik negatif bir söylem oluşturuluyor. Bu doğru bir tutum değil, terk edilmeli. Özellikle haber yaparken buna dikkat etmeliyiz.

– Gazeteciler olayları nasıl vereceklerini tam bilemiyor. Benim tavsiyem bu insanların evlerini terk etmiş olduklarını hatırlamaları ve zorunlu olarak buraya geldiklerini bilmeleri. Haber dili bu şekilde oluşturulmalı.

– Türkiye 8 yıldır göç meselesinde takdire şayan bir iş çıkartıyor. Ancak son dönemde yaptığımız araştırmalarda göçmenlere ilişkin daha önce almadığımız negatif sonuçlar almaktayız. Özellikle Türkiye’de bu algı değişmeye başladı. Olumsuz algılar, şiddet riski ve negatif dil kullanımını ortadan kaldırmalıyız.

– 3 milyar avro harcıyoruz. Bu parayla ev sahibi topluluklarla mülteciler arasındaki uzaklığı azaltmak, onları yakınlaştırmak amacı taşıyoruz.

– Milli Eğitim Bakanlığı’na 400 milyon avroluk bir destek sunduk. Bu projeyle okullara, öğretmenlere, velilere ve ailelere dil eğitimi verilecek. Dil son derece önemli. Bu birlikteliği sağlamalıyız. İnsanlara iş piyasasında bir şans sunmalıyız. İkinci meslek edindirme projemizi Aralık’ta başlattık.

***

Aynı toplantıda Göç İdaresi Genel Müdür Yardımcısı da şu açıklamayı yapıyor: “Kısa vadeli çözümler yerine bu insanların kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlamalıyız. Yabancıların ev sahibi toplum ile uyumu önceliğimiz. 2019-2020 yıllarını ‘uyum süreci’ ve ‘uyum yılı’ olarak adlandırdık. Bundan sonraki süreçte dil sorunu aşılacak ve ulusal eylem planı olarak kamu kurum kuruluşları, belediyeler, medya, sivil toplum örgütleri ve medya bu sürece hazırlanacak.”

***

Tüm bu faaliyetler gösteriyor ki, Türkiye, 31 Mart’ta sadece belediyelerini değil, geleceğini oylayacak aslında.

 

 

Alıntı: Batuhan ÇOLAK

 

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , | TÜRKİYE’NİN BAŞINA ÇORAP ÖRÜLÜYOR için yorumlar kapalı
Şub 12

DİYEMEDİM…

DİYEMEDİM…

 

Gönüllerde sevgi hep hastır, has

Her sevgide güven esastır, esas

Sevgi köşkü yürek hassastır, hassas

Aşk da şüphecilik ur diyemedim

 

Sevgi insanları hayat biler

Vicdanlar her türlü yanlışı siler

Yuvayı dişi kuş yapar dediler

Haydi, yuvamızı kur diyemedim!

 

İlgi duymadım hiç bir başka güle

Razıyım seninle gelse de çile

Kıskanırım erkek sinekten bile

Çekmelisin sen de sur diyemedim

 

Bu aşk uğruna neler, neler yutuldu

Neler içirildi, ne okutuldu?

Akıl durdu birden, dilim tutuldu

Bir ömür yanımda dur diyemedim

 

O güzel yüzüne nefreti takma

Bu deli aşığa düşmanca bakma

Öldür beni ancak yalnız bırakma

Çıkıp, cesaretle vur diyemedim

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , | DİYEMEDİM… için yorumlar kapalı
Şub 11

AKP devlete mürit yetiştiriyor…

AKP devlete mürit yetiştiriyor…

Kamu Denetçiliği Kurumu’nda düzenlenen “Din Eğitimi ve İLİTAM Çalıştayı”nda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş,

“Bugüne geldiğimizde din eğitimi açısından sıkıntılı dönemler geride kalmış, mağduriyetler giderilmiş” dedikten sonra şu açıklamayı yapmış;

“2011 yılında dekandım ve benim dekanlığım döneminde 22 ilahiyat fakültesi vardı. Bunlardan 3’ü de fonksiyonsuz haldeydi. Aradan geçen 8 yıllık bir süre içerisinde sayı, 105’e çıktı… Bu fakültelerin 2018 yılı kayıt kontenjanı, 18 bini aşmış durumdadır.”

Erbaş’ın övünerek ve böbürlenerek açıkladığı rakamlar Türkiye’nin sözde din eğitimi adı altında nasıl kuşatıldığını dışa vuran bir başka çarpıcı açıklama olarak dikkat çekiyor…

Ancak madalyonun arka yüzünde ısrarla görülmeyen ya da gösterilmeyen başka bir manzara daha var…

AKP devlete mürit yetiştiriyor… Yani, cemaatten temizlenen kadroların yerine sözde “imanlı gençlik” iddiasıyla bürokrat yetiştirmenin de altyapısını hazırlıyor…

İşte bu yüzden imam hatip furyasından sonra ilahiyat fakültelerinin sayısı inanılmaz bir hızla artıyor…

Evet, bir süre sonra imam hatipliler ve ilahiyatçılar dışında bürokraside kimseye nefes aldırılmayacak… Erbaş’ın açıklamaları aslında bunun da çok net işaretlerini veriyor… Peki, tüm bunların farkında mıyız?.. Hiç sanmıyorum…

 

 

Alıntı: Mehmet FARAÇ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | AKP devlete mürit yetiştiriyor… için yorumlar kapalı
Şub 10

Çakal Tercüman

       Çakal Tercüman

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz diye düşünüyordu. Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu:“Para nerede?”Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:

“Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neden bahsettiğinizi anlamıyorum.”

Tercüman tercüme etti:

“Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş.”

Baba 38’liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı:

“Şimdi sor bakalım, para nerede.”

Tercüman işaretle sordu:

“Para nerede?”

Sağır-dilsiz kan ter içinde, işaretle yanıt verdi:

“Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda iki yüz bin dolar var.”

“Ne söyledi?” dedi baba.

Tercüman yanıtladı:

“Dedi ki, hala neden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz g.t istermiş.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , | Çakal Tercüman için yorumlar kapalı
Şub 09

İLK TAŞI ATMA HAKKI…

İLK TAŞI ATMA HAKKI…

 

12 Eylül’de ülkücülerin haksız-hukuksuz yargılanmalarının, işkencelere uğramalarının ve idama yollanmalarının müsebbiplerinden olan dönemin askerî savcısı Nurettin Soyer‘in oğlu Tunç Soyer‘in, CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapılmasına tepkilerini ifade etmek üzere basın toplantısı yarışı yapan Milliyetçi Hareket Partisi yöneticileri, 12 Eylül’de ülkücülerin haksız-hukuksuz çarptırıldıkları idam cezalarını -babası değil- bizzat onaylayan dönemin Askerî Yargıtay Başkanı Nursafa Pandar MHP Genel Sekreterliği’ne getirildiğinde de aynı tepkiyi göstermişler mi?

Tunç Soyer‘in babası adına özür dilemesini bekleyenler, Nursafa Pandar Genel Sekreter yapıldığında ondan da ülkücülere reva gördükleri için özür dilemesini istemişler mi? Yoksa tam tersi şimdi başkalarına yapmamalarını öğütlediklerini yapıp, “dayatılana boyun mu eğmiş, itaat mı etmiş, rıza mı göstermiş, baş mı eğmiş“lerdi?

CHP’nin Tunç Soyer’i aday yapması mı yoksa MHP’nin, partinin Genel Başkanlık’tan sonra gelen en önemli makamına Nursafa Pandar’ı getirmesi mi daha çok incitmiştir, incitmelidir ülkücüleri?

İlk taşı en günahsız olan atsın; var mı o kadar masum kimse mevcut siyasi aktörler içinde?

 

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | İLK TAŞI ATMA HAKKI… için yorumlar kapalı
Şub 08

İşçi Sigortaları Kurumu’nun parası

İşçi Sigortaları Kurumu’nun parası

 

Prof. Hirch, 1933 yılında Nazi Almanya’sından ayrılmış. Kaçanlardan değil, yaklaşan tehlikeyi doğru tahlil edenlerden. Hollanda’da bir iş bulmasına rağmen davet üzerine Türkiye’ye gelmiş. 1933-1943 yılları arasında İstanbul Hukuk Fakültesinde, 1943-1952 yılları arasında da Ankara Hukuk Fakültesinde dersler vermiş. Türkiye’yi çok sevmiş, vatandaşı olmuş.

Tahmin edeceğiniz gibi değerli hukuk insanı ve bilim adamının yetişmesinde unutulmaz katkıları olan bir eğitmen.

Türkiye’yi öylesine benimsemiş ki, Ankara’ya geçişini yadırgayan o günlerin İstanbullularına, cumhuriyetin başkentinde çalışmanın önemini, ayrıcalığınıöne çıkararak cevap vermiş.

Ben onun hayatını anlatmaktan çok yaşadığı bir deneyimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Cumhuriyet hükümeti, 1 Ocak 1946’da İşçi Sigortaları Kurumunukurar. (Kurumun adı 1964’te Sosyal Sigortalar Kurumu olur). Zamanlama ilginç. II. Dünya Savaşı yeni bitmiş. Türkiye uzun süren ekonomik küçülme döneminden daha tam olarak çıkamamış. Ama bu şartlara rağmen çalışanlarını düşünen bir idare var.

Dönemin Çalışma Bakanı Sadi Irmak, Prof. Hirch’i İşçi Sigortaları Kurumu (İSK) yönetim kurulu üyesi yapar. İlk yönetim kurulu toplantısında da başkan seçilir.

Amaç hukuk bilgisinden çok, sosyal güvenlik ve sosyal sigorta konularının ana vatanı olan Alman deneyiminden yararlanmaktır. Bilindiği gibi, 1862’den sonra Almanya’yı yöneten Demir Şansölye Bismarck, Alman birliğinin kurucusu ve sosyal sigortaların fikir babasıdır.

Dolayısıyla Almanların sosyal güvenlik deneyimi eskiye dayanır.

Biz Türkiye’ye dönelim.

İSK çalışmaya başlar ve bir süre sonra primler birikir. Doğal olarak o dönemde prim ödeyebilecek kadar geliri olan kayıtlı işçilerin çok büyük bir çoğunluğu kamu iş yerlerinde çalışan emekçilerdir. Diğer bir deyimle primin çoğunu ödeyen devlettir.

Ancak biraz para birikince klasik siyasetçi davranışı ortaya çıkar. Porf. Dr. Hirch’in anılarında anlattığı gibi; “Haziran ayında Çalışma Bakanı, kendi bakanlığının işlerinde kullanmak amacıyla, İşçi Sigortaları Genel Müdüründen bu fondan bir milyon lira ödemesini talep”eder.

Daha kurulalı altı ay olan fondan istenen para, dolar karşılığından hesap edilirse, bugünün yaklaşık 2 milyar lirasına karşılık gelmektedir.

Dönemin İSK genel müdürü Vedat Bayru ve yönetim kurulu başkanı Prof. Hirch bu ödemeyi yapmayı ret ederler. “Çünkü, söz konusu fonlar belli bir amaç için oluşturulmuştu ve kanunda öngörülenden başka amaçlar için kullanılamazlardı.”

“Ama Bakan, İSK kendi Bakanlığının emrinde olduğu görüşünü savundu. Bu nedenle de, Bakan olarak, bu Kurumun paralarını kendi uygun gördüğü biçimde kullanmaya yetkili olduğu kanısındaydı. Sözün kısası, gereğinin yapılmasını rica ediyordu. İsteğini reddettim ve istifamı sundum.” 

Aynı anda İSK Genel Müdürü de istifa eder.

Tekrar hatırlatayım. Yıl 1946, savaşın hemen sonrası. Uzun ve yıkıcı savaşın etkisiyle, yoksulluk tüm ülkeyi sarmış. Yanı sıra, Meşhur ilk çok partili seçimlerin yapıldığı yıl. CHP ilk defa Demokrat Parti muhalefetiyle yüzleşiyor. Hem savaş hem de seçimler devletin paraya olan ihtiyacını artırıyor.Sanırım o günlerde de “Ekonomiye can suyu verebilmek için nereden kaynak bulunup harcama yapılsa yeridir” diyenler çoğunluktadır.

Ama günü değil, ülkenin geleceğini, çocuklarını, torunlarını düşünenler için; biz biraz daha katlanalım, fedakârlık yapalım, onlar kurtulsun diyenler için tavır bellidir.

Acaba bugün benzeri tavrı gösterebilecek kaç genel müdür ve/veya yönetim kurulu üyesi vardır?

 

Kaynak: Ernst E. Hirch. Anılarım, Kayzer Dönemi Weimar Cumhuriyeti Atatürk Ülkesi. TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları,1997

 

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , | İşçi Sigortaları Kurumu’nun parası için yorumlar kapalı
Şub 07

SEÇİM GÜVENLİĞİ VE TÜRKİYE

SEÇİM GÜVENLİĞİ VE TÜRKİYE

“Seçim bütünlüğü endeksi” sonucu ortaya çıkan sıralamanın ilk başında Danimarka, Finlandiya, Norveç, İzlanda ve Almanya yer alıyor. Listenin son beşlisi ise, Kongo Cumhuriyeti, Burundi, Suriye, Etiyopya ve Ekvator Ginesi. Türkiye, ortanın oldukça gerisinde Guatemala, Makedonya, Antigua ve Barbuda’nın altında, Ermenistan ve Laos’un üzerinde; 116. sırada bulunuyor.

Yukarıda saydığım göstergeler açısından Türkiye’de medyanın sınıfta kaldığı görülüyor. Seçim kampanyalarına medyada ayırt etmeksizin yer verme açısından seçim bütünlüğü çok düşük olarak belirtiliyor. Yine bir başka göze çarpan eksiklik ise, seçim kanunları konusunda. Türkiye’nin seçimlere dair hukuki çerçevesi de yine çok düşük olarak değerlendiriliyor.

Vaziyet buyken, gayet açık ve makul uluslararası asgari standartları uygulamamadaki direnç sürdükçe; Kongo, Burundi, Etiyopya’nın yanında yalnızca seçimlerin bütünlüğü açısından değil, tüm demokrasi sıralarında son sıralara doğru hızla gerilememiz kaçınılmaz…

 

 

Alıntı 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | SEÇİM GÜVENLİĞİ VE TÜRKİYE için yorumlar kapalı
Şub 06

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “İnsanı hayvandan ve bitkiden ayıran sanıldığı gibi zekâ değildir… El ve dil, insana özgüdür… İnsan Konuşur ve eliyle üretir çünkü…”  Server Tanilli                                                                                      

* “İnsan ancak kendisini harcayarak zenginleşir.” Sarah Bernhardt

* “İnsanın istedikleri kaderine dönüşür, kaderi de istediklerine.” Arda Erel

* “Varlığı bir şey kazandırmayan insanların yokluğu bir şey kaybettirmez.” Tolstoy

* “İnsan olduğu değil, olmadığıdır” Jean Paul Sartre

* “İnsanlar hayal güçlerine hitap edilerek yönetilirler.” Napolyon

* “Adam gezmez, adı gezer.” Türkmen Atasözü

* “Dünyada hakarete uğramayan insan var mıdır acaba?” Maksim Gorki

* “Mayası olan adamların hamuru teknede kalmaz.” Yılmaz Karakoyunlu

* “Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.” Tolstoy

* “Hiçbir yeteneği olmayan insanlardan her şey beklenebilir.” John Steinbeck

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı