Eki 12

HİÇ KAFAMA TAKMAYRUM..

HİÇ KAFAMA TAKMAYRUM..

Temel doktor olmuş ve memleketine gitmiş mesleğini yapmaya.

Herkes tebrik ederken, onun kafası karışıkmış, zira bilirmiş ki ilk teşhisinin doğruluğu çok önemli, güven yaratamaz ve yanlış teşhiste bulunur ise, sonrası sıkıntılı.

Derken daha ilk gün Fadime yenge kapıyı çalmış ve Temel’den Dursun emicesinin hasta olması nedeniyle eve gelip ona bakmasını rica etmiş.

Yapacak bir şey yok, Temel atlamış gitmiş.

Bakmış Dursun emice boylu boyunca yatıyor, sormuş;

“-Neyin var?” Dursun emice cevap vermiş,

“-Ha uşağım ishalim.” Temel rahatlamış,

“-Oh” demiş hastalık belli, tedavisi de kolay.

Ama düşün düşün bir türlü aklına doğru ilaç ismi gelmeyince ağzından ilk sinirsel yatıştırıcı Xanax (zanaks) çıkıvermiş.

Temel eve dönmüş, ancak ertesi gün huzursuz, yanlış ilaç verdiğini biliyor…

Atlamış, Dursun emicenin evine gitmiş, ancak bakmış evde yok.

Nerede olduğunu sorunca da kahvede oyun oynadığını öğrenmiş.

Varmış kahveye bakmış Dursun emice gayet keyifle okey oynuyor…

Eğilmiş kulağına, demiş;

“-Emice nasulsun?” Dursun emice ne cevap verse beğenirsiniz,

“-Vallaha Temel’im okey’de yenilayrum, b…k içerisinde yüzeyrum, ama nedense hiiiç kafama takmayrum…”

 

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , | HİÇ KAFAMA TAKMAYRUM.. için yorumlar kapalı
Eki 11

Tayyip Bey için neler dediler neler…

Tayyip Bey için neler dediler neler…

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Din Görevlileri Buluşması”nda konuşurken camilerin ahıra çevrildiği, satıldığı, kapısına zincir vurulduğu, Ankara’da apartmanların bodrum katlarında namaz kılındığı gibi iddiaları tekrarladı ve “Neler yazdılar neler? Çok enteresan, şiire bak, ‘Ey Samsun’da karaya çıkan ilâh, merhaba’ gibi abuk sabuk ifadelerle Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal’in de istismar edildiği dönemlere tanıklık ettik. Bunları da yaptılar.” dedi!

“Camileri ahıra çevirdiler” iddiası, İstiklâl Savaşı sırasında camilerde gecelemek zorunda kalan ve atlarını da avluya bağlayan Türk askerine, millî mücadeleye karşı olanların attığı bir iftiradır. Tayyip Bey’in hâlâ bu tür iddiaları gerçekmiş gibi tekrar etmesi, şimdiki konumu ile bağdaşmamaktadır. Zira, bugün Cumhurbaşkanlığı yapmasını sağlayan, o camilerde geceleyen Türk askerleridir.

***

Tayyip Bey’in “Ey Samsun’da karaya çıkan ilâh” diye başlayan şiiri eleştirmesi ise doğrudur. Fakat önemli olan Atatürk’ün bizzat kendisinin bu tür hitaplar hakkında ne yaptığıdır.

Meselâ cumhuriyetin 12. yıldönümü kutlamaları için hazırlanan sloganlar arasında “Atatürk bizim en büyüğümüzdür”, “Atatürk bu milletin en yükseğidir”, “Türk Milleti asırlardan beri bağrından bir Mustafa Kemal çıkardı” gibi sözler bulunduğunu gören Atatürk, bunların hepsinin üstünü çizmiş ve yerlerine “Atatürk bizden biridir” diye yazmıştır.

Tayyip Bey ise “Tayyip Erdoğan Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan bir liderdir” ve “Tayyip Erdoğan’a dokunmak ibadettir” diyen AKP milletvekillerine ses çıkarmamıştır. Camilerde dağıtılan ve içinde “Tayyip’i üzmek Allah’ı üzmektir” diye bir şiir bulunan kitap hakkında da hiç konuşmamıştır. “Tayyip Erdoğan bizim için ikinci peygamber gibidir” diyen il başkanına haddini bildirmemiştir. “Hoş geldin Allah’ın elçisi” diyenleri azarlamamıştır. “Tayyip Erdoğan, Allah’ın yeryüzündeki gölgesidir” diyen gazeteciyi de kınamamıştır.

***

Atatürk, “Ben zannediyorum ki, millet bireylerinin hiçbirinden fazla yüksekliğe sahip değilim. Bende fazla girişim görüldüyse bu benden değil, milletin bileşkesinden çıkan bir girişimdir. Sizler olmasaydınız, sizlerin vicdanî eğilimleriniz bana dayanak noktası oluşturmamış olsaydı; bendeki girişimlerin hiçbiri olmazdı. Efendiler, millet bütünüyle manevî bir kişilik halinde ve bir birleşmiş kitle şeklinde belirdi ve bu yüce birliği koruyarak ona düşman olanları ortadan kaldırdı.” diyordu. 

Yine Atatürk, “Bana hiçbir olağanüstülük atfetmeyiniz. Doğuşumdaki tek olağanüstülük, dünyaya Türk olarak gelmemdir” diyordu.

Tayyip Bey’i de bu çizgide görmek isteriz.

 

Alıntı Yeniçağ

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | Tayyip Bey için neler dediler neler… için yorumlar kapalı
Eki 10

‘BİLMEK’ ÜZERİNE;

‘BİLMEK’ ÜZERİNE;

“Orta Çağ Avrupası’nda her şeyin bilindiği kabul edilirdi. Siz bilmiyorsanız papaza sorardınız, o bilmiyorsa kardinale. O bilmiyorsa Papa mutlaka bilirdi. Papa da bilmiyorsa, o şey, bilinmesi gerekmeyecek kadar önemsiz demekti zaten! Bizim iş dünyasında da siyaset dünyasında da her şeyi bilenler hâlâ etkili konumdadırlar ve danışmaya pek ihtiyaçları yoktur…”

Harari’nin “Bilim devrimi, insanların ‘bilmiyorum’ demeleriyle başlar” tespitiyle konuya giren İskender Öksüz, bilmemeyi fark etmenin, bilginin, danışmanın, propaganda ve pazarlamanın öneminin harika bir şekilde özetini geçtikten sonra çakıyor: “Tabii bizim reisler, başkanlar, kırk yıllık, elli yıllık tecrübeleriyle bunları benden de, gâvurlardan da daha iyi bilirler, o yüzden bunları okumaya da ihtiyaçları yoktur… “

“Siyasî bir parti bu anlayışla işe koyulursa kurmay heyeti önce şunları sormalı” diyerek sıralıyor:

  1. İşgal edeceğimiz düşünce ülkesinde hangi bölgeler var?
  2. İnsanların bizi zaten konuşlandırdıkları bir plaj başı mevcut mudur?
  3. Rakiplerimiz hangi bölgeleri tutuyor?
  4. Direnç nerede fazla, nerede düşüktür; rakibin yumuşak karnı neresidir?
  5. O halde biz nereden giriş yapmalı; hangi bölgeyi hedef almalıyız?

 

 

Alıntı: İskender Öksüz

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , | ‘BİLMEK’ ÜZERİNE; için yorumlar kapalı
Eki 09

ÜMİT YALIM DİYOR Kİ!

ÜMİT YALIM DİYOR Kİ!

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım’dan gelen çok ilgi mesaj şöyle:

“09 Eylül 2018 Pazar günü Yunanistan’ın Selanik kentinde, Türk plakalı araca demir çubuk ve taşlarla yapılan saldırıda araçtaki Türkler canlarını zor kurtardı.

Türk plakalı araca yapılan saldırıda, araçta bulunanlar arasında başörtülü vatandaşlarımız da vardı.

Erdoğan, Yunanların, başörtülü vatandaşlarımıza demir çubuklarla ve taşlarla yaptığı alçakça saldırıya sessiz ve tepkisiz kaldı. Erdoğan bu durumu nasıl izah edecek?

Erdoğan ve AKP Hükümetlerinin sessiz ve tepkisiz kalmasından cesaret alan Yunan Hükümeti şimdi de Yunanistan’a gelen turistlere Sözde Pontus Rum Soykırımı broşürü dağıtıyor.

Broşürün arkasında Pontus Rum Devleti Haritası yayınlanmış. 

Haritada, Kastamonu, Sinop, Amasya, Samsun, Tokat, Ordu, Giresun, Erzincan, Bayburt, Gümüşhane, Trabzon, Rize ve Artvin illerimiz olmak üzere toplam 13 ilimiz Sözde Pontus Rum Devleti’nin sınırları içinde gösterilmiş.

Türkiye’nin batısında işgal edilen adalarımızda gözümüzün içine baka baka Bizans Devleti kuruluyor.”

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | ÜMİT YALIM DİYOR Kİ! için yorumlar kapalı
Eki 08

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “İnsanoğlu o kadar acı çekti ki, gülmeyi yaratmak zorunda kaldı.” F. Nietzsche                                                        

* “Papağanlar söyleneni anlamaz ama aklında tutar.” G.E. Lessing                                                                               

* “İnsanların bilinçli olarak düşündüğü şeylerin çoğu yanlış bilinçtir, ideoloji ve rasyonalizasyon (akılcılaştırma) sonucudur.” Filozoflar (Spinoza), psikiyatristler (Freud),

sosyologlar (Marks) görüşü                                   

* İmkânsızı isteyerek, muhtemelen en iyiyi elde ederiz. İtalyan atasözü                                                                      

* “Milletlerin birikmiş kudretleri, nesillerin hatâsının üzerinden atlar geçer.” Ahmet Hamdi Tanpınar.

* “Komşundan ya da akrabalarından borç alma. Yabancıdan al ki parayı ödedikten sonra ağızları kapansın” Lord  Burleigh                                                                                 

* “Yanlış yapma fırsatı hergün bin defa, doğru yapma imkânı senede bir  kez gelir. Onun için bu şans kaçırılmamalıdır.” Voltaire                                                                         

* “Şeytana kızacağına iyi iş yap, onu kandır!” Ali Suad                                                                                           

* “Fikir ve namusuna sadık kalarak olaylara Türk gözüyle baktığım halde, bağnazlığa kapılmadan, hodbinlik yapmadan mensup olmaktan şeref duyduğum Türk milletinin bir

ferdi olmaktan kendimi bahtiyar sayıyorum.” Erdoğan Aslıyüce   

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Eki 07

İHANET EDEN KİM?

İHANET EDEN KİM?

ABD merkezli çeşitli danışmanlık firmalarında üst düzey yöneticilik yapıp, yaptığı işi “ekonomik tetikçilik” olarak tanımlayan John Perkins son derece önemli kitaplar yazmıştır.

“Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” isimli 4 serilik kitapta anlatılanlar bugün Türkiye’nin karşı karşıya bırakıldığı ekonomik yöntemlerle yakından ilgilidir.

Perkins’in ilk kitabın önsözünde ekonomik tetikçiler ve danışmanlık firmaları için söyledikleri son derece çarpıcıdır:

“Biz ‘Ekonomik Tetikçi’lerin en iyi yaptığı şeylerden biridir bu; Küresel bir imparatorluk kurmak. Biz, diğer ulusları, (En büyük şirketlerimizi, hükümetimizi ve bankalarımızı yöneten) şirketokrasiye boyun eğmeye zorlayan koşulları yaratmak üzere, uluslararası finans kuruluşlarını kullanan seçkin bir grubuz ve mafyadaki muadillerimiz gibi, ‘iyilik’ de yaparız: Bunlar genellikle altyapı (elektrik santralleri, otoyollar, limanlar, havaalanları, sanayi siteleri) yatırımları için verilen borçlar şeklindedir. Bu tip borçların bir şartı da tüm projelerin bizim mühendislik ve inşaat firmalarımız tarafından gerçekleştirilmesidir. İşin aslı, paranın çoğu ABD’yi terk etmez bile; sadece Washington’daki bankalardan New York, Houston ya da San Francisco’daki mühendislik ofislerine aktarılır.

Paranın bu şekilde şirketokrasi üyesi işletmelere (yani, alacaklı tarafa) neredeyse anında geri gelmesine rağmen, borçlu ülke hem anaparayı hem de faizini son kuruşuna kadar ödemek zorundadır. Eğer bir ET gerçekten başarılıysa, verilen paranın miktarı o kadar yüksek olur ki borçlu ülke birkaç sene sonra ödemelerini yapamaz hale gelir. İşte o zaman da biz, (tıpkı mafya gibi) diyetimizi isteriz. Bu da genellikle şunlardan bir veya birkaçını içerir: Birleşmiş Milletler’de alınacak bir kararda ülkenin vereceği oyun kontrolü, topraklarda askeri üsler kurulması, petrol ya da Panama Kanalı gibi değerli kaynaklara erişim. Bu arada borç yükümlülüğü tabii ki devam etmektedir ve küresel imparatorluğumuza bir ülke daha eklenmiştir.”

Perkins’in anlattığı danışmanlık firmalarının yaptıklarıyla ABD Orta Doğu’daki birçok İslam ülkesini kendisine bağlamıştır. Bu ülkelerin başında gelen Suudi Arabistan ile ilgili Trump’ın “Bak Kral, biz seni koruyoruz. Biz olmazsak iki haftaya burada olmayabilirsin. Kendi ordunu kendin ödemelisin, ödemeye mecbursun” sözleri son derece çarpıcıdır. Arabistan’daki otoyolların büyük bir bölümünün ABD’li firmalar tarafından yapıldığını ve bu yollarda kullanılan otomobillerin yine büyük bir bölümünün Amerikan markası olduğunu hatırlatalım.

Daha önce çokça ABD radarına giren Türkiye, bu sefer de kendisini göbekten bağlamaya çalışıyor.

Türkiye’de yetişmiş insan gücü ve ekonomiden anlayan kimse kalmamış gibi McKinsey isimli danışmanlık firması bizi denetleyecek.

Firmanın daha önce bu çapta hizmet verdiği ülkelere bakalım; Lübnan, Suudi Arabistan, Azerbaycan, Pakistan, Myanmar, Porto Riko…

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak dün yaptığı açıklamada eleştirileri “ihanet” olarak değerlendirdi: “Tek firmadan değil birçok firmadan görüş aldık. Amerikalı var, Avrupalı şirketler var. Danışman hocalarımızdan da katkı aldık. Yeni dönemde bir ofis kurduk bu ofis tamamen yerli ve millî. Görüş alacağız ama yerli ve millî duruşla biz yöneteceğiz. Yapılan yorumlar cehaletten değilse ihanettendir. Bu ülkede de kimlerin ihanet ettiğini son 3 yılda görüyoruz.”

Vatandaşını hain ilan eden bu anlayış kime çalışıyor? (K.Ş?

 

Alıntı  Batuhan ÇOLAK

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | İHANET EDEN KİM? için yorumlar kapalı
Eki 06

EY CAN!

EY CAN!

 

Emsalsiz inciler saklı özünde

O altın değeri görmüşüm ey can!

Eşsiz bir zarafet dünya yüzünde

Ben o zarafete ermişim ey can!

 

Gönül bahçesinde gonca gül açmış

O öz kokusunu özüme saçmış

İki cihanda da ömrüme taçmış

O has gonca gülü dermişim ey can!!

 

Öyle bir değer ki paha biçilmez

Bir mal ile servet ile ölçülmez

Her şeyden geçilir, yardan geçilmez

Sevgi kozasını örmüşüm ey can!

 

Cilve seven canın gitmez ağrına

İki cihanda da basar bağrına

Sevgiyle kutlanmış bir can uğruna

Kanımı, canımı sermişim ey can!

 

Bir vuslat vakti ki cana can katar

Kötülükler yerin dibine batar

Dünya yürek olur sevgiyle atar

Ömrümü ömrüne vermişim ey can!

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | EY CAN! için yorumlar kapalı
Eki 05

BEYİN GÖÇÜ (BRAİN DRAİN)

BEYİN GÖÇÜ (BRAİN DRAİN)

 

Türkiye’den gençlerin gitmesinin dört temel sebebi:

Türkiye genç beyinleri kaybediyor.

  1. Genç araştırmacılara maddi ve manevi imkan veremiyor. Türkiye’de Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payı son yıllarda artmakla birlikte, halen OECD ortalamasının yarısı kadardır. 2016 yılında AR-GE harcamalarının GSYH’ye oranı, yüzde olarak; Hindistan’da 7.5, Çin’de 6.3, ABD’de 2.8, AB ortalaması 1.8’dir. Türkiye’de ise 0.9’dur.
  2. OECD her yıl 35 üye ülke için gençlerde “işsiz ve eğitimsiz genç” oranlarını açıklıyor. İşsiz ve eğitimsiz genç oranı en yüksek olan ülke Türkiye çıkıyor. Türkiye için bu oranlar OECD tarafından 2013 yılında yüzde 29.8, 2015 yılında yüzde 28.4 olarak açıklandı. Türkiye’den sonra ikinci sırada Yunanistan ve İtalya geliyor.

TÜİK de 15-24 yaş gençlerde işsizlik oranını genelde yüzde 20 ve istihdamda ve eğitimde olmayan gençler oranını da yüzde 28 dolayında açıklıyor.

İşsiz kalan gençler çıkış yolu için gidiyor.

  1. Üniversitelerde ve kamuda liyakat esası kalmadı. Üniversite rektör atamalarından ve kadro tahsislerinden bu durumu daha net görebiliyoruz. Kamuda ve üniversitelerde tek kriter siyasi yandaşlıktır. Aslında devlete çöreklenen FETÖ sorununda da bunun zararlarını yaşadık. Çünkü onlar da kadroları liyakate göre değil, tarikata göre doldurmuşlardı.

Siyasi kayırma geçmişte de vardı. Fakat uzmanlık gerektiren işler için liyakat aranırdı. Yandaş kayırmanın liyakatin önüne geçmesi cumhuriyetin hiç bir döneminde bugünkü kadar çarpıcı olmamıştır.

Maalesef Türkiye gibi toplumlar, siyasi tuzak olarak istismar edilen ve aslında İslam’a da zarar veren, İslami kurallar ve yorumlarını tartışmaktan “gençler neden gidiyor?” sorusunu tartışmaya zaman bulamıyor.

 

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | BEYİN GÖÇÜ (BRAİN DRAİN) için yorumlar kapalı
Eki 04

Stalin’in ve anası

Stalin’in ve anası .

Sovyetler Birliği’nin başında Stalin vardır..

Bir gün annesini alıp ülke turuna çıkarır.. Stalin trenle geçtikleri yerlerde annesini bilgilendirir;

-Anne bak bu tarlalar, dağlar hep benim..

Anneden gelen cevaba şaşırır;

-Vah yavrum vah..

**

Tren büyükçe bir çelik fabrikasının yanından geçerken Stalin yine annesine gösterir;

-Anne bak bu fabrikaların hepsi benim..

-Vah yavrum vah..

**

Kuzey bölgesinde bir avlak ve içinde bir saray.. Stalin annesine yine işaret eder;

-Bak buralar da benim..

-Vah yavrum vah..

**

Annesinin tepkisine şaşıran Stalin, meraktadır ama sesini çıkarmaz.. Seyahatin sonunda Kremlin Sarayı’na geldiklerinde, takdir edilmek için altın vuruşu yapar;

-Anne bak bu saray da benim..

-Vah yavrum vah..

Bu defa filim kopar Stalin’de;

-Anne bu kadar güçlü ve zengin olduğuma sevineceğine ha bire ‘Vah yavrum vah’ diyorsun.. Neden?

Annenin cevabı kısa ve nettir;

-Oğlum, ülkede komünistler mi ne varmış.. Ya gelip elinden alırlarsa bunca malı..

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , | Stalin’in ve anası için yorumlar kapalı
Eki 03

Allah ile aldatarak yapılan tapu değişikliği

Allah ile aldatarak yapılan tapu değişikliği

İş adamı arkadaşım Yaşar Canca, yıllar önce meselenin tapuyu ele geçirmek olduğunu yazmıştı:

“Şimdi savaş, dünyanın tapusunu ele geçirmek için sürüyor. Dünyada her yıl Fransa ekonomisinin millî geliri (2.34 trilyon dolar) kadar gelir, sadece faiz yoluyla elde edilmektedir. Bu parayla rekabet etmek neredeyse imkânsızdır. Ülkemizdeki doğal kaynaklar önce bir yerlere adreslenecek, sonra da Anayasa değişikliği ile birlikte işletenlere tapulanacak! Bir kere verin, bakalım bir daha alabilecek misiniz? Orman alanlarında şimdiden birçok yer ve amaç için ruhsatlar alınmaya başlanmıştır. Eğer bu değişiklikler planlandığı gibi gerçekleşirse deniz ve göl kıyılarındaki tesisler, limanlar, turizm bölgeleri, hidro elektrik santrallerinin su toplama havzaları, şu anda kullananların olacaktır. Millî-muhafazakâr yapının neyi koruduğunu bilmesi lazım. Bunu yapamaz isek içinde yaşadığımız coğrafyadaki dağları, ovaları, göl ve nehirleri elimizden alırlar. Coğrafya elimizden gittiğinde yaşayacak yer aramaya başlarız.”

Nitekim AKP, ormanların ve su kaynaklarının satılması için gereken yasal değişikliği de yaptı!

 ***

Canca‘nın bahsettiği devletin tapusundaki millî servetler “Varlık Fonu”na adreslendi! Hepsi, dış borca karşılık ipotek edildi!

Bu durum karşısında AKP’li milletvekili Fevai Arslan, “Türkiye olarak artık koşmaya başladık. İşte bu koşan arabanın tekerine bir şey sokma hedefi olanlarla karşılaştık. Bunun sebebi, Türkiye’nin Orta Doğu’da dünya ülkeleri arasına girmesini istememeleri. Çünkü başında öyle bir lider var ki dünya liderliği kabiliyetinde ve Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan bir lider var. İşte bunun önünü kesmek istediler.” diyebilmişti.

Oysa ilahiyatçı Cemil Kılıç’ın yazdığı gibi, “Mülkiyeti ve üretim araçlarını ele geçirmeden insanlar üzerinde egemenlik kurmak mümkün değildir. Şirk dediğimiz şey yani tanrılık/tanrısallık iddiası, mülkiyete el koyma yoluyla olmaktadır.” diyor. 

 

 

Alıntı Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | Allah ile aldatarak yapılan tapu değişikliği için yorumlar kapalı