Eki 02

ATATÜRK’ÜN DEHASI, ASÂLETİ VE CESARETİ

 ATATÜRK’ÜN DEHASI, ASÂLETİ VE CESARETİ 


19 Mayıs 1934 yılında bir darbe yapan Bulgar Ordusu, kurdurduğu geçici hükümet sayesinde Hitler Almanya’sının safında yerini almış, Bulgaristan Türkleri arasında yaygınlaşan “TURAN GENÇLİK VE SPOR CEMİYETLERİ BİRLİĞİ’’ne karşı polis takibatına geçip işkence ile öldürmeler çoğalmıştı.

Ayrıca Bulgar köylerinden teşkil ettikleri çetelerle Türkleri toplu katliama başlamak üzereyken, Türk istihbaratı bu haberi Atatürk’e iletir. Atatürk de, o sıralarda Trakya’da askerî tatbikat yapmakta olan 3. Ordu Komutanı Salih Omurtak Paşa’ya, biraz Bulgar sınırını ihlâl ederek Bulgarlara gözdağı vermesi konusunda bir talimat verir.

Yağmurlu bir gecede akşamdan Bulgar sınırını sapa bir yerden geçen askerimizin öncü birlikleri, sabah ortalık aydınlandığında Filibe yakınındaki Hacı İlyas (Pırvomay) kasabasına varmışlardır. Önce kendi askerleri sanan Bulgarlar, hava iyice aydınlanınca, Filibe’ye doğru ilerleyen birliklerin Türk askeri olduğunu fark etmişler ve olay Bulgar kralına iletilmiş.

Telefona sarılan Kral III. Boris, Atatürk’le yaptığı görüşmede, büyük bir korku ve panik içinde “Ekselansları acaba Bulgaristan’a harp mi ilân ettiniz?” diye sorar .

Atatürk, “Neden böyle bir şey yapalım ki!” deyince,
Kral Boris, ‘’Şu an sskerleriniz Filibe önlerinde ve Sofya yönünde ilerliyorlar!” diye cevap vermiş.

Atatürk “Yolu şaşırmışlardır, Kral Hazretleri, şimdi olayı tetkik eder, Haşmetmeaplarına malûmat arz ederim” diyerek teselli etmiş ve Salih Omurtak Paşa’ya, “Maksat hâsıl olmuştur, geri dönün“ talimatı gönderilmiştir.

Bu gözdağı üzerine Kral hemen duruma el koymuş ve kitle halinde yapılması plânlanan Türk katliamı da durdurulmuştur.
(Ahmet Şerif Şerefli
Bulgaristan’daki Türkler (1879-1989)
T.C. Kültür Bakanlığı yayını)

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | ATATÜRK’ÜN DEHASI, ASÂLETİ VE CESARETİ için yorumlar kapalı
Eki 01

AKP “BABALAR GİBİ SATTI”

AKP “BABALAR GİBİ SATTI”
AKP’nin Son 10 yılda sattığı kuruluşlar…

1-TAKSAN
2-GERKONSAN
3-SEKA Afyon işletmesi
4- SEKA Balıkesir işletmesi
5- SEKA Çaycuma işletmesi
6- SEKA Kastamonu işletmesi
7- SEKA Aksu işletmesi
8- SEKA Taşucu Tersane Alanı
9- SEKA ya ait 4 taşınmaz
10- TZD Sakarya işletmesi
11- THY USAŞ
12- TDi Trabzon Limanı
13- TDi Dikili Limanı
14- TDi Kuşadası Limanı
15- Sümer Holdinge Ait Merinos Halı Fabrikası
16- SÜMER HOLDiNGE Ait ERYAĞ
17- SÜMER HOLDiNGE Ait Adıyaman işletmesi
18- SÜMER HOLDiNGe ait 117 adet taşınmaz
19- KBiye ait 103 arsa, 89 lojman
20- EBÜAŞ-MEYBUZ
21- EBÜAŞa ait 54 taşınmaz
22- TEKEL Kaya Tuz
23- TEKELe ait 30 taşınmaz
24- ESGAZ
25- BURSAGAZ
26- ETi BAKIR
27- ETi GÜMÜŞ
28- ETi KROM
29- ETi ELEKTROMETALURJi A.Ş
30- Çayeli Bakır işletmeleri A.Ş
31- KBi Samsun işletmesi
32- KBi 65 adet taşınmaz
33-DiV-HAN A.Ş
34- Amasya Şeker Fabrikası
35- Kütahya Şeker Fabrikası
36- SÜMER HOLDiNGe ait TÜMOSAN
37- SÜMER HOLDiNG Malatya işletmesi
38- SÜMER HOLDiNG Bakırköy işletmesi
39- SÜMER HOLDiNG Diyarbakır işletmesi
40- SÜMER HOLDiNG Çanakkale Deri işletmesi
41- SÜMER HOLDiNGE Ait 108 Adet Taşınmaz
42- SÜMER HOLDiNG Ortadoğu Teknopark A.Ş
43- SEKA Karacasu işletmesi
44- SEKA Ankara Alım Satım Binası Müdürlüğü
45- SEKA Ardanuç işletmesi Varlıkları
46- TÜGSAŞ
47- TÜGSAŞ Gemlik Gübre San. TAŞ
48- TÜGSAŞ-iGSAŞ HiSSELERi % 100
49- TÜGSAŞ Urfa Depoları arazisi
50- TÜGSAsa ait 23 taşınmaz
51- iGSAŞ Kütahya Gübre Varlıkları
52- TEKEL Alkolü içkiler San. A.Ş
53- TEKELe ait 60 adet taşınmaz
54- TEKEL İnegöl Kibrit Fabrikası T.A.Ş
55- TEKEL Gemlik Sun.ip.Mües. T.A.Ş
56- TEKEL Tuzluca Tuzlası
57- TEKEL Sekili Tuzlası
58- EBÜAŞ Samsun Soğuk Hava Deposu
59- EBÜAŞ Manisa Kombinası
60- EBÜAŞ Manisa Arsası
61- EBÜAŞa ait 101 adet Taşınmaz
62- TDi ANKARA FERiBOTU
63- TDi Samsun Feribotu
64- PETKiM 2adet taşınmaz
65- TEDAŞ 1 arsa, 1 adet trafo binası
66- TEDAŞ 1 adet taşınmaz
67- ATAKÖY Turizm A:Ş
68- ATAKÖY Otelcilik A:Ş
69- ATAKÖY Marina Ve Yat işletmesi
70- SÜMER HOLDiNG Beykoz işletmesi
71- SÜMER HOLDiNG istanbul imar LTD.ŞTi
72- SÜMER HOLDiNG 2 adet Taşınmaz
73- TDi Karadeniz Gemisi
74- TEKEL Kristal Tuz Rafinerisi
75- TEKEL Kağızman Tuzlası
76- TEKELe ait 49 adet taşınmaz
77- TÜPRAŞ 2 adet taşınmaz
78- TDi 1 Adet Taşınmaz
79- SEKA 5 Adet taşınmaz
80- KÖY HiZMETLERi GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Tasfiye Edildi),
81- SSK Hastaneleri (Tasfiye Edildi)
82- SSK Eczaneleri (Tasfiye Edildi)
82- SEKA Kocaeli Fabrikası ve arsası
83-Sümer Holding Sarıkamış işletmesi
84-Sümer Holding Sivas Dokuma Fabrikası
85- Sümer Holding Manisa Pam. Men. A:Ş
86- Sümer Holding Makine Ve Teçhizat
87- Sümer Holding 32 Adet Taşınmaz
88- TÜGSAŞ Samsun Gübre Sanayi A.Ş.
89- Tekel 5 Adet Taşınmaz
90- Araç Muayene istasyonları 1. Bölge
91- DSi ERCiYES Sosyal Tesisi
92-Bayındırlık Ve iskan Bakanlığı ERCiYES Sosyal Tesisi
93- Karayolları ERCiYES Sosyal Tesisi
94-TEKEL Sigara Fabrikaları
95-Sümer Holding Bergama Pamuk ipliği Fabrikası
96-TEKEL Sigara Fabrikalarına Ait Taşınmazlar
97-TEKEL Puro Fabrikaları
98-TEKEL Alkol işletmelerine Ait Taşınmazlar
99- Tercan Ayakkabı işletmesi
100-TCDD Mersin Limanı
101-Adapazarı Şeker Fabrikası
102-Ereğli Demir Çelik Fabrikası
103-iskenderun Demir Çelik Fabrikası
104-Ereğli Limanı
105- iskenderun Limanı
106-Yarımca Limanı
107- Yarımca Porselen Fabrikası
108- Romanyadaki Silisli Sac Fabrikası
109- Divriği Demir Madeni
110- Hekimhan Demir Madeni
111- Kırıkkale Çelik Çekme Boru Fabrikası
112- BORÇELiK
113-TÜPRAŞ
114- PETKiM
115- TÜRK TELEKOM
116- KIBRIS TÜRK HAVA YOLLARI
117- TÜGSAŞ Toros Gübre Fabrikası
118- TÜGSAŞ Tekirdağ, Tarsus, Fatsa Depoları
119- Seydişehir Eti Alüminyum A.Ş.
120- OYMAPINAR BARAJI
121- ETi Alüminyuma Ait Madenler
122- Emekli Sandığı Ankara Emek işhanı
123- Emekli Sandığı istanbul Hilton Oteli.
124- İzmir Limanı

Son 10 yılda 171 milyar dolarlık bütçe açığı verildi. Özelleştirme adı altında elde avuçta ne varsa satıldı ve elde edilen gelir ise son Boğaz köprüleri ve otoyol satışıyla 41 milyar dolar oldu. Bu Satış, açığın ancak yüzde 23’ünü karşılayabildi.
Sonrdan sattıkları

* Şeker fabrikaları
* Kuşadası Limanı – İsrail’e
* Araç muayene istasyonları – Almanlara
* İETT Garajı – Dubai’ye
* Turkcell – Fin/Rus ortaklığına
* TEB – Fransızlara
* Digiturk -Katar’a
* Petrol Ofisi – Hollandalılara

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | AKP “BABALAR GİBİ SATTI” için yorumlar kapalı
Eyl 30

Altın Sözler

Altın Sözler

* “İnsanlar nedense hep düşeni kabahatli bulurlar ” S. Maugham                                                                                

* “İhtiyaç insana her şeyi öğretir, birçok şeyden vazgeçirir.”  İ. Turgenyev                                                                          

* “Devlete, ülkeye ve milli çıkarlara muhalefet olmaz…” Ümit Kocasakal                                                                    

* “Kimsenin hayatı sıradan değildir. Hepimiz aşılabilecek kusurları ve kederleri olan kahramanlarız.” Maeve Binchy                                                                              

* “Dostu bulunmayanın, düşmanı da olmaz.” A. Tennyson                                                                                          

* “Dünya barışı, silah ticaretinden en büyük payı alan beş gücün ellerinde.” Eduardo Galeano                              

* “Sizi üzen, sıkan olaylara bütün gücünüzle karşı koyun. Kazanmanın zevkine ancak böyle varacağınızı unutmayın.” P. Strong                                                                           

* “Kâğıda dokunan kalem, kibritten daha çok yangın çıkarır.” M.S. Forbes                                                                

* “Hatay’da zeytin ve ceviz, Malatya’da tütün, kayısı ekmek yasak. Düşman olsa halkına bunu yapmaz. Zeytin ülkesinde ithalata, tütün ülkesinde uzun Marlboro’ya devam.

Yerli ve millî olmak da bunu gerektirir.” Erk Acarer                                                                                                                                       

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Eyl 29

“Türkiye artık bir müttefik veya ortak değil.” CFR üyesi Steven A. Cook

“Türkiye artık bir müttefik veya ortak değil.” CFR üyesi Steven A. Cook

 

CFR üyesi Steven A. Cook ise Foreign Police’de yayınlanan yazısında, Türk-Amerikan ilişkilerini özetledikten sonra, krizin Washington ve Ankara arasındaki sözde stratejik ilişkiden kurtuluş için iyi bir fırsat olduğunu belirtti. Cook, alaycı bir dille, Türklerin acı çekmesinin sorumlusunun yabancı güçler değil, yüksek faizi enflasyona sebebi olarak gören Erdoğan olduğunu da ifade ettikten sonra “Soğuk savaş süresince ortak tehdit algısına sahip olan Washington ve Ankara için artık tehdit aynı değil. Türk hükümeti, Atlantik ittifakı konusunda kararsız ve aşırılık yanlısı gruplarla ortak amaçları var. Türkiye artık bir müttefik veya ortak değil.” diye yazdı.

Alıntı Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , | “Türkiye artık bir müttefik veya ortak değil.” CFR üyesi Steven A. Cook için yorumlar kapalı
Eyl 28

TÜKÜRÜN!

TÜKÜRÜN!

 

Bunca haksızlık zulüm yakışır mı hiç dine?

Yaşanılan her anda fırsat vermeyin kine

Tükürün şu dünyanın adaletsiz haline

İnsan gibi görünen mahlûklara tükürün!

 

Özünü bilmeyenin ta özüne tükürürün

Sözünü bilmeyenin her sözüne tükürürün

Tüm ikiyüzlülerin tüm yüzüne tükürün

Tükürün, tükürün be, hem batmanla tükürün!

 

Âlim tek tek sorarak nerede fikir dedi?

Temizlenemez asla bu cehalet kir dedi

O tükürüklü yüzler ya Rabbi şükür dedi

İnsan gibi görünen mahlûklara tükürün

 

Özünü bilmeyenin ta özüne tükürürün

Sözünü bilmeyenin her sözüne tükürürün

Hem ikiyüzlülerin tüm yüzüne tükürün

Tükürün, tükürün be, hem batmanla tükürün!

 

 

Tıpkı kösele gibi maskeli mi suratlar?

Böyle bir yüzsüzlüğe insanım diyen çatlar

Dünyada hiç kalmamış yemedikleri haltlar

İnsan gibi görünen mahlûklara tükürün

 

Özünü bilmeyenin ta özüne tükürürün

Sözünü bilmeyenin her sözüne tükürürün

Tüm ikiyüzlülerin tüm yüzüne tükürün

Tükürün, tükürün be, hem batmanla tükürün

 

Kenan ŞAHBAZ

 

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | TÜKÜRÜN! için yorumlar kapalı
Eyl 27

Millî Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım anlatıyor:

Millî Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım anlatıyor:

 

 “13-14 Şubat 1914 tarihli 6 büyük devlet (Almanya, Avusturya-Macaristan, İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya) kararına göre Yunanistan’a, Kuzey Ege adalarının egemenliği değil, sadece kullanma hakkı yani zilyetlik (possession) hakkı verildi. 14 Şubat 1914 tarihinde Osmanlı Devleti’ne tebliğ edilen 6 büyük devlet kararı, İstanbul Kağıthane’de konuşlu Osmanlı Arşivi’nden temin edilebilir.

1923 Lozan Antlaşması’nın 12. Maddesi ile 13 Şubat 1914 tarihli 6 büyük devlet kararı bir kez daha teyit edildi. Yunanistan’a, Kuzey Ege Adalarının egemenliği değil, sadece kullanma hakkı yani zilyetlik (possession) hakkı verildi. Kuzey Ege’de bulunan Taşoz, Semadirek, Limni, Bozbaba, Midilli, İpsara, Sakız, Sisam ve Ahikerya adalarının mülkiyeti ile adaların karasuları, bitişik bölge, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölgeleri ve hava sahası Türkiye’nin egemenliğinde kaldı.

1970’li yıllardan itibaren, Kuzey Ege’de bulunan adaların Türk kıta sahanlığında, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından petrol aranması kararlaştırıldı. Bu kapsamda Ege Denizi, Türk kıta sahanlığında petrol aranması için Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’nın görüşü alındı.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı olumlu görüş verince Bakanlar Kurulu tarafından TPAO’ya, Ege Denizi Türk kıta sahanlığında petrol araması için 2 Temmuz 1974 tarihinde yetki verildi. Anılan Bakanlar Kurulu kararında, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan ve Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün imzaları var.

Bakanlar Kurulu Kararı gereği, TPAO’ya, Semadirek, Limni, Bozbaba, Midilli, İpsara, Sakız ve Ahikerya adalarına ait Türk kıta sahanlığında petrol arama ruhsatı ve arama sahalarını gösteren kroki verildi.

Ege Denizi kıta sahanlığı konusunda, Türkiye ile Yunanistan arasında 1976 yılında müzakere yapılmasına karar verildi. Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk Heyeti’ne 19-20 Haziran 1976’da Yunanistan ile Bern’de müzakere yapması için yetki verildi. Anılan Bakanlar Kurulu kararında, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan ve Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün imzaları var. Heyet Başkanı olarak Türkiye’nin Bern Büyükelçisi Suat Bilge görevlendirildi. Heyette görev alanlar arasında Rıza Türmen de var.

Heyetler arası yapılan müzakereler sonrasında, Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi kıta sahanlığı konusunda, 11 Kasım 1976‘da Bern Mutabakatı imzalandı. Bern Mutabakatı’na göre Yunanistan kendi karasuları ötesinde petrol arayamaz.

Yunanistan’ın 1987 yılında, kendi karasularının ötesinde Taşoz Adası yakınlarında petrol arama girişimi dönemin hükümeti tarafından engellendi. Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait savaş gemilerinin anılan bölgede bayrak ve sancak gösterisi yapması üzerine Yunanistan Bern Mutabakatı’na uymak zorunda kaldı ve petrol arama çalışmalarını durdurdu.

 Erdoğan ve AKP Hükümetleri döneminde ise Yunan Enerji Şirketi ENERGEAN, hiçbir engelle karşılaşmadan 2015 yılında Taşoz Adası karasularında petrol arama çalışmalarına başladı. Yunanistan Bern Mutabakatı’nı ihlal ederek kendi karasularının dışında Taşoz Adası’nda yani Türk karasularında petrol ararken Tayyip Erdoğan olanı biteni turist gibi seyretti. Yunanistan’a müzik notası bile verilmedi. ENERGEAN Şirketi Prinos adlı bölgede, 31 metre derinlikte 7 petrol kuyusu açtı.

Bölgede yapılan sismik araştırmalara göre Taşoz Adası karasularında 111 milyon varil petrol rezervi var. Bu petrol rezervi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal petrolü. Yunan Energean Petrol Şirketi‘nin ortakları arasında İsrail de var. Kerogen Capital adlı İsrail Şirketi, Yunan şirketi ile birlikte Taşoz Adası Türk karasularında petrol çıkartıyor. Erdoğan, 111 milyon varil Türk petrolünü, Yunanistan ve İsrail’e teslim etti.”

Bu şok belge ve gerçekleri ortaya koyduktan sonra Ümit Yalım soruyor;

” * Yunanistan’ın İsrail ile birlikte Taşoz Adası Türk karasularında petrol araması ve petrol çıkarması için Energean Şirketi’ne ruhsatı hangi hükümet verdi? Yunan Hükümeti mi, AKP Hükümeti mi?

* Energean petrol şirketinden, doğrudan veya dolaylı olarak bağış veya komisyon adı altında ücret alan AKP’li var mı?”

Kaynak Yeniçağ

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , | Millî Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım anlatıyor: için yorumlar kapalı
Eyl 26

İŞTE ASIL CESARET BU!

İŞTE ASIL CESARET BU!

“Karacıların komutanı bir eri çağırmış.
Er, hemen gelmiş:
– Emret komutanım!.. demiş. Komutan emretmiş:
– Asker, yere yat!
Karacı er yere yatmış. Tank üstünden geçmiş. Er, emri bozmadan tankın altında kalmış. Tank geçince ölmüş tabii. Komutan:
– İşte Cesaret bu!.. demiş.
Havacıların komutanı da bir er çağırmış. Er koşarak gelip:
– Emret komutanım!.. demiş. Havacı komutan helikoptere binmesini emretmiş. Er helikoptere binmiş. Havalanınca paraşütsüz atlamasını emretmiş. Er atlamış. Yere çakılıp ölmüş. Havacı komutan da:
– İşte cesaret bu!.. demiş.
Denizci komutan da bir erini çağırmış. Er koşarak gelip:
– Emret komutanım!.. demiş. Komutan emretmiş:
– Evladım suya dal, on dakika çıkma!..
Denizci er karşılık vermiş:
– Hadi lan!..
Denizci komutan:
– İşte asıl cesaret bu!.. demiş.”

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , | İŞTE ASIL CESARET BU! için yorumlar kapalı
Eyl 25

KAHRAMANLARA NİÇİN GAZİLİK VERİLMEZ?

KAHRAMANLARA NİÇİN GAZİLİK VERİLMEZ?

Ana haber bültenlerinde 2-3 dakikalık haberlerde göz yaşı döküp, sosyal medya hesaplarından “siyah kurdele” paylaşımları da bitti… Tıpkı günlük gıda ihtiyacımız gibi, coğrafyamıza ve kültürüme özgü yas meyvesini yedik, bitirdik ve unuttuk!

Ama unutmayanlar, o acıyı her gün yaşayanlar var… Dahası hâlâ sağlık sorunlarıyla uğraşan ve devletin gazilik vermediği kahramanlarımız var.

Kimisi göğsünden vurulmuş, kimisi uzvunu kaybetmiş, kimisi topal kalmış, kimisi sırtında mermiyle yaşıyor, kimisinin yüzü yanmış…

Anlaşılmaz prosedürler, anlam verilemeyen bürokrasiden dolayı gazi sayılmıyorlar!

Evet, yanlış duymadınız, hani televizyon izlerken devletin sahip çıkacağını düşündüğümüz o gaziler, yaralanan evlatlarımız bürokratik engellerden dolayı ortada kalmış durumdalar.

Mağdur sayısı o kadar fazla ki, güç şartlarda bir araya gelerek 2015 yılında bir dernek bile kurmuşlar. Derneğin adı Malul Sayılmayan Gaziler Derneği…

Yıllardır hem hukuki alanda hem de kamuoyunda farkındalık oluşturabilmek için büyük bir mücadele içindeler. Ama sonuç alamıyorlar. Sonuç alamadıkları gibi, hem maddi hem manevi yönden yıpranıyorlar. Vatan için döktükleri kan yetmemiş olacak ki devleti “Gazi” olabilmek için ikna etmeye çalışıyorlar.

Daha da açık konuşalım…

Hiçbir siyasinin, siyasi partinin umurunda değiller.

Çünkü oy getirecek potansiyelleri yok ama gazi sayılırsa SGK’ya ek yük binecekmiş gibi görülüyorlar.

Sayıları 20 bine yaklaşan büyük bir mağdur kitleden bahsediyoruz.

“Ama gazi olması için daha büyük bir uzuv kaybetmesi lazım, sırtındaki kurşun hayatını kısa vadede etkilemez, kafasındaki kurşun sadece baş ağrısı yapar…” gibi akıl almaz mazeretlerle bu kahramanları gazi saymayan anlayış ne yazık ki “devlet görevlisi” diye ortalıkta dolaşıyor.

Terörle mücadelede vatanı için bir damla kanını döken her fert bu toplumda en müstesna noktada karşılanmalıdır.

Ama nerede… Söze gelince, lafa gelince “herkes milliyetçi, vatansever” eyleme gelince kimse ortalarda yok!

Bu kardeşlerimizin, bu büyüklerimizin, bu evlatlarımızın mağduriyetlerini gidermek hepimizin öncelikli görevidir.

Siyasi iktidar ise olayları zaten tüm detaylarına kadar biliyor. Yapacak olsalar bunca yıldır bir adım atarlardı. Ama ne hikmetse o adım atılamadı.

Başta muhalefet partilerine kamuoyu oluşturma ve konuyu gündemde tutma açısından çok büyük görev ve sorumluluklar düşüyor.

#NedenGaziDegiller hastagiyle sosyal medyada gündem oluşturmaya çalışıyorlar, “bu konuda elimden ne gelir” diyen okuyucularımız en azından bu farkındalık sürecine destek olsunlar.

 

Alıntı Yeniçağ

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , | KAHRAMANLARA NİÇİN GAZİLİK VERİLMEZ? için yorumlar kapalı
Eyl 24

“Başımızın püsküllü belası”.

“Başımızın püsküllü belası”.

 

Sultan II. Mahmut’lu yıllar. Padişah bir gün “Şunları yapmak çok mu zor” deyince millî üretim gündeme gelir ve tekstil sektörümüzün ilk kuruluşu Feshaneler krulur.

Bir yaz günü Kaptanı Derya Hüsrev Paşa’nın dikkatine koca kavuklarıyla kürek çeken kalyoncular takılır. Zorlanmakta, aşırı terlemekte olanların önüne geçmek için formül arar. Sonunda onlara Tunus usulü fesler giydirir. Sultan bir Cuma selamlığında gördüğü feslilere ilk anda tepki gösterir; “Hüsrev Paşa kimdir ki, kendi aklınca kıyafet düzenlemektedir” der. Bu lafları kalabalık bir grup içerisinde söyleyince, paşa karşıtları ümitlenir.

Millet bu tepkinin devamını bekleyip nihai darbeye hazırlanır. Ancak, Mahmut Han yeni kurduğu ordunun -Asakir-i Mansure-i Muhammediye- tamamına fes giydirme kararı alır. Böylece dönem edebiyatına yeni bir deyim dahil olur; “Fes giydirmek”. Sultanın buna niçin gerek gördüğüne ise “Yeniçeriyi akıllardan silmek için” cevabı verilir.

Böylece fes giyme hızla yayılmaya başlar. Fesin Fas kökenli olduğu gerçektir ama, Arap’ın, Boşnak’ın, Rum ve Ermeni’nin birbirinden görüntü farkı kalmamıştır. Durum öyle bir hale gelmiştir ki, bir deyim daha türemiştir; “Başımızın püsküllü belası”.

Bir rivayete göre de 1789 Fransız ihtilalindeki direnişçilerin kırmızı külahlarına da “Hürriyet sembolü” denmesi Osmanlı’dan alıntıdır.

Hani türküdeki gibi; “Fes başına, fes başına, fesine kurban olayım”. Bir de zamanımıza kadar gelen benzetmedeki gibidir:

“Fes, yakışıklıların yanağına al renkler yansıtır. Fes güllerin şahına, goncalara benzer. Perçemleri gizlerken, kötü bakışlara ket çeker”.

Meşrutiyet’ten sonra feslerin ön tarafına ay-yıldız koymak revaçtaydı. Bunun öncülüğünü ise Harbiye Nazırı Enver Paşa yapmıştı. Burma bıyıkları ve sert bakışlarıyla adeta fes mankeni gibiydi.

O senelerde gençler kar yağarken dahi göğüslerini açarlardı. Ceketler omuza atılır, ayakkabının topuğuna basılırdı. En önemli aksesuvar olan fes de hafifçe alna yatırılırdı. Arada bıyıklar elin tersiyle sıvazlanırdı. Tüm hedef muhatabın dikkatini çekmekti. Hatun kişi, bu işmarları hemen alırlardı. Kimi fesler kulakları içine alacak kadar genişti. Bunlar da “Kallavi” ve “Babayani” diye ikiye ayrılırdı. Bazıları da silindire benzerdi. Dönemin bitirimleri bunlara “Saksı Dibi” adını vermişlerdi.

Horozibiği, Vezir Fesi, Kel Örten, Ayıp Kapayan ve daha pek çok değişik isimliler mevcuttu. Esnaf sınıfının kodamanları “Şıllık” denilenlerle gezerlerdi. Köy delikanlıları Tablası Çiçeklileri tercih ederlerdi. Mollalar, bunların etrafına sarık sararlardı. Osmanlı’da kimin neyi takacağı konusunda nizamnameler vardı.

Alıntı

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , | “Başımızın püsküllü belası”. için yorumlar kapalı
Eyl 23

Tımarhaneye ihtiyaç duyanlar!

Tımarhaneye ihtiyaç duyanlar!

 

Bu ülkede “Beni tefe koyarlar ama keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı. Ne medreseler lağvedilirdi. Ne hocalar asılırdı. Hiç biri olmazdı” diyen tarihçiler var.

Adam Yunan’ın ne yapacağını ya da yapmayacağını Yunandan daha iyi biliyor. Bu ülkenin düşmanını bu kadar iyi tanıyan bir tarihçisi (!) varsa sırtı yere gelmez. Kim bilir belki de bu tür aklını bütünüyle kaçırmış tarihçilere göre Yunan Megalo İdea’yla ve İzmir’i işgal ederek şeriatı getirmek istiyordu! Yanlış anlaşıldı!

Bu ülkede “İngiliz Muhipleri Cemiyeti”, “Wilson Prensipleri Cemiyeti” vardı. Marifetleri cümle âlemce bilinirdi. Bir Yunan Muhipleri cemiyeti yoktu o da bu sefil türler tarafından yeni kurulmuş.

Cumhuriyetin kuruluşu sırasında yüz ellilikler listesinden söz edilirdi. Galiba bu liste yüz ellilik değil yüz elli binlikler listesiydi.

İş bununla bitmiyor bu ülkede ses duvarını değil, başta tarih ile ar ve namus duvarını aşan bilim adamları (!) da mevcuttur. Adı lazım değil o da şöyle zırvalıyor: “Çanakkale ve Bursa’da genelev olarak kullanılan camiler var. Ahır olarak kullanılan camiler var. Türkiye’de, camileri kapatıyorlar müessese olarak.”

İyi de 1915’lerde “Genelev” tabiri kullanılmazdı. O dönemde bu kavramın adının “Umumhane” olduğu bu büyük mucidin gözünden kaçmış olmalı!

Çanakkale şehitlerine, camiye, ülkenin kurucu iradesine ve cumhuriyete böyle bir iftira ve hakareti ancak bir iblis yapabilir.

“Çanakkale içinde aynalı çarşı” türküsünde geçen “Çanakkale içinde vurdular beni, ölmeden mezara koydular beni” ifadesini dayanak göstererek yaralı askerlerin canlı canlı toprağa gömüldüğünü söyleyen insancıklar var bu ülkede.

 

Alıntı Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | Tımarhaneye ihtiyaç duyanlar! için yorumlar kapalı