Ağu 03

GİTTİ

GİTTİ

 

Hükmediyor bakış söze

Can gönül aynası göze

Her ifade vurur yüze

Güneş gibi baktı gitti

 

Gönüllerin gitti hası

Çağırıyor yürek pası

Çıkarcı bir aşk fırkası

Pazarlara çıktı gitti

 

Yaşamaktan bıkmış gibi

Zıvanadan çıkmış gibi

Tufan olup yıkmış gibi

Can bedenden bıktı gitti

 

Oynar bilse yer yerinden

Zalim sevgi kederinden

İçten içe ta derinden

Her tarafı yaktı gitti

 

Sevgisi çok olmuş birden

Bıkmış yılmış o kibirden

Benlik denen müthiş kirden

Gönülleri yıktı gitti

 

Öfkesi var bir nâr gibi

Fokur, fokur kaynar gibi

Rus ruleti oynar gibi

Şakağına sıktı gitti

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , | GİTTİ için yorumlar kapalı
Ağu 02

UYGARLIK SAYGIYLA BAŞLAR…

UYGARLIK SAYGIYLA BAŞLAR…

 

İnsana saygıyı unutan bir düzene geçtik. Bunun sebebi ideolojik saplantılardır. Bugün kendi ideolojilerini İslâm zanneden, kendilerinden başka kimseye hayat hakkı tanımayan, ehliyeti, liyakati tanımayan, adaleti ayaklarının altına alan bir siyasi düzen içinde yaşıyorsak sebebi ideolojik körlüktür. Liderini peygamberleştiren, siyasi duruşlarını iman haline getiren, katılmayanları da “düşman” gibi gören ve ona göre davranan insanlardan uygar davranış bekleyemezsiniz.

Kaçırılan çocuklara sahip çıkarlar, bir kuşa veya kediye, köpeğe de ilgi gösterebilirler. Fakat kendi siyasi tercihlerine karşı çıkan insanlara her türlü hakareti ederler, ellerinden gelse onlara yaşama hakkı da tanımazlar.

Diğer taraftan, halktan alınan vergileri, dışarıdan alınan borçları, özelleştirmeden elde elden gelirleri ise nereye harcadıkları belli değildir. Bazıları “bunca köprü, geçit, tünel yapıldı ya” diye itiraz edebilir. Yollar hariç bunların tamamının parası, “yap işlet devret” modelinden dolayı halktan alınıyor!

İhalelerin yüzde 10-40 arası komisyonla verildiğini de herkes biliyor. Bu komisyonların toplamı kaç milyar dolar eder bir tahmin edin!

Dolayısıyla temeli hırsızlık olan bir düzen içinde yaşıyoruz. Hırsızlık üzerine de uygarlık kurulmaz!

 

AlıntıYeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | UYGARLIK SAYGIYLA BAŞLAR… için yorumlar kapalı
Ağu 01

SOVYET B..U

SOVYET  B..U

 

1980’de Çin-Sovyetler Birliği sınırında, tam da tel örgülerin üzerinde bir parça insan dışkısı bulunmuş..

Bu durumu haysiyet kırıcı bulan iki ülke de ayağa kalkmış..

Sovyetler, “Çinliler sınırımıza pisledi” diye ayağa kalkarken, Çin de, “Sovyetler sınırımıza pisledi, bedelini ödeyecekler” diye ayağa kalkmış..

İki ülkenin orduları sınıra yığılmış.. Eller tetikte, savaşa girmeleri an meselesi..

Bu gerginlik Sovyet egemenliğindeki Doğu Bloku ülkelerini tedirgin etmiş.. Acil toplanmışlar ve kara almışlar;

– İki yoldaş ülke bir b..k yüzünden savaşa girmemeli.. Sınıra heyet gönderip sorunu çözeceğiz..

Hemen bir heyet oluşturup, Başkan olarak da, dönemin Romanya lideri Çavuşesku’yu belirlemişler..

Ertesi gün sınıra giden heyet, sıfır noktasında, yani dışkının başında toplanmış..

Sovyetler bağırıyor “Bu Çinli dışkısı”, Çinliler bağırıyor “Bu Sovyet dışkısı.”

Bu sırada Çavuşesku araya girip, “Herkes sussun.. Ben anlarım şimdi kimin dışkısı olduğunu” diyerek, parmağıyla bir parça alıp tadına baktıktan sonra açıklamış;

– Bu Sovyet b..u

Sovyetler isyanda tabi.. İtirazlar, bağırışlar arasında biri “Yalancı, nereden biliyorsun Sovyet b..u olduğunu?” deyince, Çavuşesku noktayı koymuş;

-İnsan 40 yıldır yediği b..u bilmez mi?

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | SOVYET B..U için yorumlar kapalı
Tem 31

BİLİNÇLİ BİR TOPLUM OLMAK

BİLİNÇLİ BİR TOPLUM OLMAK

Tam 16 yıldır…

2002’den beri yokuz…

Bu süreçte kimler katılmadı ki; Panama, Sırbistan, Nijerya, Tunus, Peru, Bosna Hersek, Kosta Rika, Honduras, Gana, Slovakya, Fildişi Sahili, Kuzey Kore, Cezayir, Ekvador, Çek Cumhuriyeti, Togo, Trinidad ve Tobago, Angola, İran…

Dünya Kupası’ndan bahsediyorum… 4 yılda bir yapılan, ülke futbolunun başarısını ortaya koyan bir numaralı futbol organizasyonu…

Fiilen ikinci kez katıldığımız 2002 Dünya Kupası’nı hatırlayın… Müthiş maçlar çıkardık ve dünya üçüncüsü olduk.

Türkiye tek yürek olmuş, kol kola girmiş başarısını kutluyordu.

Şimdi ise başka takımların yanında olmaya çalışarak turnuvayı takip ediyoruz.

Japonya…

Belçika’dan yediği son saniye golüyle turnuvaya veda ederken Türkiye’deki futbolseverler üzüldü. Çünkü turnuvada kendimizi en yakın hissettiğimiz takımlardan biriydi. Kültürleri, devlet gelenekleri, ahlaki değerleri hep ilgimizi çekti.

Futbola çok fazla önem vermiyorlar, daha doğrusu tutku haline getirmiyorlar. Buna rağmen öyle sistemli ve organize hareket ediyorlar ki… Küçük yatırımlarla büyük sonuçlar elde ediyorlar. Japonya ulusal anlamda katıldığı hiçbir organizasyonda ezilmedi, kenara itilmedi, oynadıkları futbolla hep ders verdiler.

22 maçtır yenilmeyen Belçika’ya ecel terleri döktürdüler. Ama olmadı…

90 dakika tamamlandığında Japon taraftarların gözleri yaşlıydı… Dramatik bir vedaydı.

Son saniyede gelen gole rağmen, maç esnasında yere düşen çöpleri toplamaya başladılar. Üşenmediler, yerde ne varsa tek tek çöp poşetlerine doldurdular.

Sonra bir baktılar ki rakip Belçika’nın tribünleri feci durumda. “Madem bir işe başladık, yarım bırakmayalım” diyerek orayı da temizlediler.

Japon millî takımı ise alkışlar arasında soyunma odasına gidiyordu. Birbirine giren, küfreden, alacakları primi tartışan sözde oyuncular yoktu aralarında. Hepsi birbirini teselli etti. Duşlarını aldılar, eşyalarını topladılar ve sessizce stattan ayrıldılar.

Taraftarlar ve Japon millî takımı ayrıldıktan sonra oldukça enteresan bir manzara kalmıştı geride; dakikalar önce on binlerce insan yokmuş gibi tertemiz bir stat.

Görevlilerin şaşkınlığı devam ediyordu. Soyunma odasına geldiklerinde karşılaştıkları ortam şaşırtıcıydı. Futbolcular her yeri düzenlemişler ve bir not bırakmışlardı;

“Her şey için teşekkürler.”

***

İşte bizim 16 yıldır katılamadığımız bir organizasyonda olanlar ve kendimize yakın bulduğumuz Japonya’nın medeniyeti ve insani gelişmişliği…

Biz, Japon kültüründe kendimize olan saygımızı, kaybettiğimiz geçmişimizi görüyoruz belki de…

Ama son verdikleri ders belki de unuttuğumuz, unutturulan Türkiye’nin, ve hatta insanlığın yansımasıydı; “Nasıl insan olunur”u anlattılar dünyaya…

Hunharca işlenen cinayetler, çocuk ölümleri, tecavüz, hırsızlık haberleri, tehditler, soruşturmalar, zamlar, kavgalar, her gün yanan fabrikalar, sigara yüzünden yakılan ormanlar, siyasilerin sınırlı kelimelerle toplumu getirdikleri nokta, idam tartışmaları, erken seçimler, her şeye maydanoz olmayı kendilerine görev bilen şarkıcıların yorumları… Günümüz bunlarla, bu geri kalmışlıklarla geçiyor.

İşte böyle bir tabloda Dünya Kupası’nda olduğumuzu düşünelim…

Futbolcularımız prim kavgası yapmadan, muhabirleri tehdit etmeden, gazetelerimiz “savaş” manşetleri atmadan, skandallar skandalları izlemeden bir turnuvayı tamamlayabilir miydik?

2002’deki gibi birbirimize sarılabilir, hiçbir siyasi kaygıyı düşünmeden tek yürek olabilir miydik?

 

 

Alıntı Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , | BİLİNÇLİ BİR TOPLUM OLMAK için yorumlar kapalı
Tem 30

HANGİ KURT KAZANACAK?

HANGİ KURT KAZANACAK?

 

Kızılderili Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri kabilenin gençleriyle hayat, aşk ve evlilik üzerine konuşurken şunları söylüyor:

“İçimizde iki kurt var ve bunların arasında da korkunç bir savaş var.

Kurtlardan biri;

– Korkuyu,

– Öfkeyi,

– Kıskançlığı,

– Pişmanlığı,

– Açgözlülüğü,

– Kibiri,

– Aşağılık duygusunu,

– Yalanları,

– Üstünlük taslamayı,

– Bencilliği.

Diğer kurt ise;

– Zevki,

– Huzuru,

– Sevgiyi,

– Umudu,

– Paylaşmayı,

– Cömertliği,

– Dinginliği,

– Alçak gönüllülüğü,

– Nezaketi,

– Yardımseverliği,

– Dostluğu,

– Anlayışı,

– Merhameti ve

– İnancı temsil ediyor.”

Gençlerden biri soruyor;

“Peki, hangi kurt kazanacak?”

Yaşlı bilge adam kısaca cevap veriyor:

“Beslediğiniz…”

 

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , | HANGİ KURT KAZANACAK? için yorumlar kapalı
Tem 29

TRT Atatürk’ü keşfetti!

TRT Atatürk’ü keşfetti!

 

Dedi ki “Ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve adaları geri alacağım..”

Kim? Mustafa Kemal..

Ne zaman? 100 yıl önce..

Siz ne yaptınız?

O şerefsizler Musul’a girince, elleri havaya kaldırtıp, konsolosluğu boşalttınız..

Kerkük’te gözümüzün önünde tapu daireleri, nüfus müdürlüğü yağmalanıp, tarihin izleri silindi.. Gıkınızı çıkarmadınız..

Adalar bildiğin yol geçen hanı.. Sabah erken kalkan Yunan subayı, gelip mangal yakıyor..

Siz sadece bakıyorsunuz..

**

Daha Suriye’ye sürgüne gönderildiği gün dedi ki;

-Güzel, biz gideceğiz, bu çölde yeni bir devlet kuracağız..

Kim? Mustafa Kemal..

Ne zaman? 100 yıl önce..

Peki siz ne yaptınız?

Siz, onun devlet kurmayı düşlediği topraklarda, o şerefsizler geliyor diye, vatan toprağı Süleyman Şah’ın Türbesi’ni apar topar toplayıp kaçtınız.. Bayrağı indirdiğiniz bayrağı..

**

Dedi ki;

-Türkiye Cumhuriyeti’nin arzu ettiği şey Suriye’nin bağımsız bir devlet olmasıdır..

Ne zaman? 100 yıl önce..

Peki siz ne yaptınız?

Suriye’yi, emperyalizmin BOP’unun pençesinin altına ittiniz..

**

Dedi ki;

-Yafa, Beyrut, Kudüs Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin faaliyet alanı olacak..

Ne zaman? 100 yıl önce..

Neden?

İngiliz ve Fransız emperyalizmine karşı bayrak açtırabilmek için..

O 100 yıl önce, onları kurtarmak için sokak sokak, ev ev teşkilatçılık yaptı..

Peki siz ne yaptınız?

Samimi insanları Mavi Marmara’nın güvertesinde, “Rabia’yı, Suud ve Katar sofralarında,

Mescidi Aksa’yı ve Filistin’i de İsrail’in müzakere masalarında bırakıp geldiniz..”

**

Bugüne kadar ona hep hakaretler ettiniz.. Yurtlarınızda tuvalete giden ‘Ben bi Kemal’e gidip geleyim’ diyordu..

Heykellerine ‘Beton Kemal’ adını taktınız..

Kimi zaman statüko oldu sıfatı, kimi zaman tarihimizi silen adam..

Her şey bitti, iki ayyaştan biri dediniz..

Şimdi bakıyorum da, haber yapıyor yandaş kanallarınız;

Türk askeri 100 yıl sonra Atatürk’ün Afrin-Racu’daki karargahında..

Hayret.. Yeni akıllandınız..

Fesli delinizin, tarihçi bozuntunuzun yalanlarını alkışlarken, birden Mustafa Kemal’in karargahını keşfedip, TRT dahil her kanalda haberlerini yaptırıyorsunuz..

Buna da şükür de, Mustafa Kemal ne yapıyormuş o karargahta?

Filistinli, Suriyeli direnişçileri örgütlüyor, askeri eğitim veriyormuş..

Ne zaman? 1918’de..

Yani, 100 yıl önce..

Siz ne yaptınız?

Yaptığı her şeyi yıkanların üzerine tuz biber olup, 16 yıldır amansız bir savaş verdiniz..

Varlığını yok saymaya gidecek kadar nefret ettiniz ama;

Sizin bugün, milyarlık imkanlarla gittiğiniz yoldan, o, o imkansızlıklarla dönüyordu..

Ne zaman? 100 yıl önce..

Kendini onun yerine koymaya çalışıyorsun ama işin zor usta;

100 yıl geriden geliyorsun..

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | TRT Atatürk’ü keşfetti! için yorumlar kapalı
Tem 28

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

 

* Seni sevmeyenlere asla sabır gösterme. Çünkü sabrının adı yüzsüzlük, fedakârlığının adı eziklik, sevginin adı kişiliksizlik olur. Boris. Vian

* “İyiliği yapan değil, gören anlamalıdır.” Seneca                                                                                           

* “Yasama, yürütme yargı iç içe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hâkimdir.” Jean-Jacques Rousseau

* ”Kaza diye bir şey yoktur. Hayatınızı kontrol edemiyorsunuzdur ya da hiçbir şeyi kontrol edemiyorsunuzdur.” Jack London                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                    * Aslolan insandır. Teknoloji asla onun yerini tutamaz. Mahatma Gandhi

* “Şu tepelerdeki insanlar bizi siz Müslümansınız, yani siz Türk’sünüz diye öldürüyorlar….” Aliya İZZETBEGOVİÇ…

* “Bilim devrimi, insanların ‘bilmiyorum’ demeleriyle başlar” Harari

* “Kibir, aptallığın en açık belirtisidir.” Shipman

* “Biz 90’a yakın ülkenin seçimlerine müdahale ettik ve hala da seçimlere etki etmeye devam ediyoruz” ABD eski CIA Başkanı…

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Tem 27

“O MÜSLÜMAN”

“O MÜSLÜMAN”

Arabayı kullanan adam, yanındaki koltukta oturan halasına bir türlü kime oy vermesi gerektiğini anlatamadı. İki pusula olduğunu, birinde parti amblemlerinin sıralandığını, diğerinde ise sadece cumhurbaşkanı adaylarının resminin olduğunu belirtiyor ve defalarca “Birinde Erdoğan’ın resminin altına basacaksın, diğerinde de ampulün.” diye anlatıyor ama halası bir türlü anlamıyor!

Arkadaşım bu videoyu seyrettikten sonra o profesöre şu mesajı göndermiş: “40 yıl okuyup profesör olsan da ülkenin geleceği hakkında Ayşe Hala ile eşit oya sahipsin. Kafan karıştıysa Eflatun’a başvur.”

Eflatun, bir diğer adıyla Platon Antik Yunan filozofudur. Saplantılı “İslâmcılarımız” hemen laf yetiştirmesinler. Eflatun, Hz. İsa‘dan bile çok önce yaşamıştır (M.Ö. 427-347).

“İslâmcılarımız”ı rahatlatayım: Said-i Nursî (Sait Okur), Eflatun‘u “ehl-i necat” gösterir. Nursî, “Kastamonu Lahikası”sında: “Felsefe yolundan gidip ideale ulaşma fikrinde ve tabiatperest olanlar, gayelerine ulaşamadıkları gibi saplantılarında da boğulup kalmışlar. Bunlardan çok azı, sadece yüzde biri dalalet batağından kurtulabilmiştir. İşte kurtulabilenlerden bir tanesi de Eflatun’dur.” der. (s. 124).

Eflatun’un “demokrasi” için söylediklerini okuyalım:

“Demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. Ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir. Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir. Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar.”

Videoda gördük; adamın o kadar sade anlatmasına rağmen halası nasıl oy vereceğini bir türlü anlamamış ama, eminim, adam neden Recep Tayyip Erdoğan‘a oy vermesi gerektiğini iki kelimeyle anlatmış ve halası şıppadak anlamıştır: “O Müslüman!”

Ben de anlatsam, eğer tarafsam, “O Müslüman!” derim. En kestirme yolu bu. Hala gibileri, bir “kâfir”i bilir, bir de “Müslüman”ı.

Alıntı Yeniçağ: Arslan TEKİN

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | “O MÜSLÜMAN” için yorumlar kapalı
Tem 26

BU NEDİR? BU KİMDİR?

BU NEDİR? BU KİMDİR?

Yahudi asıllı bir Rus, İsrail’e göçme iznini alır.
Çıkışta, Ruslar bagajını denetlerken elbiselerin arasında Lenin’in büstünü 
bulurlar… 
– Bu nedir? 
Yahudi: 
– “Bu nedir?” sorusu yanlıştır yoldaş! “Bu kimdir?” demeniz gerekirdi! Bu 
Lenin’dir, sosyalizmin temellerini atan, Rus halkına iyilikler getirendir. 
Ben de bunu bereketli günlerin anısı diye yanıma aldım… 
Etkilenmiştir Rus görevli: 
– Tamam, geçebilirsiniz!
Tel Aviv havaalanında gümrük memuru büstü görür ve sorar: 
– Bu nedir? 
Yahudi: 
– “Bu nedir?” sorusu yanlıştır Paşam! “Bu kimdir?” demeniz gerekirdi! 
Bu Lenin’dir. Bu deli cani yüzünden Rusya’yı terk etmek zorunda kaldım! Yanıma aldım ki, her gün ona bakıp bakıp lanet okuyayım! 
Etkilenmiştir İsrailli görevli: 
– Tamam, geçebilirsiniz!
Adam evine gelir, büstü büfenin üstüne koyar, gelişi nedeniyle de 
akrabalarına davet verir. 
Yeğenlerden biri sorar: “Bu kimdir?” 
Yahudi: 
– “Bu kimdir?” sorusu yanlıştır kuzum! “Bu nedir?” demen gerekirdi! Bu, 
on kilogram, yirmi dört ayar altın, vergisiz, gümrüksüz, üstelik KDV’siz!!!

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , | BU NEDİR? BU KİMDİR? için yorumlar kapalı
Tem 25

SOYGUN MU KALİTE Mİ? NE DERSİNİZ?

SOYGUN MU KALİTE Mİ?

NE DERSİNİZ?

 

Hatırlarsanız epey biz aman önce CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Meclis Genel Kurulunda, AKP Yozgat Milletvekili Abdulkadir Akgül‘ün, Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatiflerinden 75 bin lira maaş aldığını gündeme getirmişti.

Bunun üzerine söz alan Akgül, “Ben kaliteli adamım, 150 alıyorum ne 75’i.” diye cevap vermişti.

Gerçi aradan günler geçti ama Tanal konuyla ilgili basın toplantısı yaptı ve Akgül‘ün, “Kaliteli adamım, 150 bin lira alıyorum.” diyerek, bundan daha az geliri olanları aşağıladığını, küçümsediğini, bu örneğin, AKP’nin, topluma “ne kadar çok paran varsa o kadar kalitelisin” anlayışını yerleştirdiğinin göstergesi olduğunu söylemişti.

Tanal, “Bin 404 lira ile aile doyuran, asgari ücret alan vatandaşım kalitesiz de sen mi kalitelisin? 3 bine yakın maaş alan öğretmenim, 2 bin küsur alan sağlık memuru, 4 bine yakın maaş alan polis, subay, astsubay, sözleşmeli askerimiz kalitesiz de sen mi kalitelisin? Muhabir arkadaşım kalitesiz de sen misin kaliteli? Bin 500 liraya adalet, hak, hukuk savunan avukat kalitesiz de sen misin kaliteli?” diye sormuştu.

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | SOYGUN MU KALİTE Mİ? NE DERSİNİZ? için yorumlar kapalı