Tem 07

SOSYAL ADALET BİTMİŞTİR

      SOSYAL ADALET BİTMİŞTİR

       Türkiye, BM insani gelişim endeksinde 72. sıradadır. Dünyanın 18. büyük ekonomisiyiz. Ancak üretim ve millî gelir artışı sosyal sınıf ve zümrelere adaletli bir biçimde yansımıyor. Emeğin payı her geçen gün azalıyor. Türkiye’nin de üyesi olduğu Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’na (OECD), üye ülkelerin birçoğunda gelir eşitsizliğinin son 30 yılın en yüksek rakamına ulaştığını açıkladı. Türkiye %28,5 yoksulluk oranıyla 34 OECD ülkesinin önüne geçti. Ülkemizde en yoksul %10’nun millî gelirden aldığı pay sadece %2,1 iken en zengin %10’nun aldığı pay %31;7’dir. Bu oran Meksika’da %36,7, Şili’de %40,9’dur. Türkiye bu iki ülkeyle birlikte gelir dağılımının en kötü olduğu üç ülke arasında. Ülkemizde en zengin %10 ile en yoksul %10 arasındaki gelir oranı 15,2’dir.

       Türkiye’de büyük bir vergi adaletsizliği var. Vergiyi dolaylı vergi olarak, ÖTV adı altında geniş, fakir halk kesimi ödüyor. Devlet, kazancı vergilendiremiyor. Vergi yükünün gelire oranı emekli kesimler aleyhine artıyor. AB’de dolaylı vergilerin genel oranı %27 dir. Türkiye’de bu oran %70 seviyesine dayanmış durumda. Nimet/külfet dengesi kalmamıştır.

 

Agah Oktay GÜNER

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | SOSYAL ADALET BİTMİŞTİR için yorumlar kapalı
Tem 06

Altın Sözler

Altın Sözler

* Siyasetle uğraşmayacak kadar akıllı olanları aptallar yönetir. (Atilla İLHAN)

* Siyasetçiye sadece aptallar güvenir, bir de çıkar peşinde koşanlar. (Andre MAUROİS)

* Makamla şeref kazanma, şerefinle makam kazan ki makam gitse dahi şerefin gitmesin.

* PARANLA şeref kazanma, şerefinle para kazan ki paran bitse dahi şerefin bitmesin. (Nicanor ARRA)

* Siyasete bulaşmayacak kadar akıllı olanlar, aptallar tarafından yönetilir. (Eflatun)

* Eğer birileri oturdukları koltuktan kalkmakta sıkıntı yaşıyorsa, kesinlikle altına sıçmıştır. Hint Atasözū

* Yoksulluğun hüküm sürdüğü yerde, ne utanma kalır, ne ahlâk, ne namus, ne de ruh.  (BALZAC)

* Talihin varsa rakibin mert olacak… Çünkü rekabetin en alt derecesi müfterilik ve ispiyonculuktur…

* Utanmazlığa bir standart getirilmeli ve bir sonu olmalı artık!..

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Tem 05

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Mart başında, Türkiye’nin de yer alacağı 5’li konferans toplanacaktır. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, kamuoyunu sonuca hazırlamak üzere konuşuyor. Özetlersek; Çözüm” için “Rum toprağını iade etmemiz, Türk askerini makul sayıya indirmemiz, Türkiye’den gelen suyu Rum kesimine de vermemiz gerekiyor. Yoksa çözüm olmaz.” Soralım, Türkiye’nin izni olmadan Akıncı böyle konuşabilir mi? Bilhassa, Türkiye’ye ait olan Garanti ve İttifak Antlaşmaları bahsinde uluorta konuşması mümkün mü?  Öte yandan “Rumlara ait, iade edilecek topraklar” ne demektir? Karpaz, Güzelyurt ve Kapalı Maraş (Cumhurbaşkanı Erdoğan “kapalı ve açık Maraş” ifadesini kullanmıştır) Rumlara verilince buralara 100 bin; KKTC’ye kalan bir avuç bölgeye de, mülklerine yerleşme bahanesiyle 60-70 bin Rum yerleşince iki bölgelilikten eser kalmayacaktır. Kurulacak federasyonda ise, Türkler eşit egemen ortak olmayınca azınlık durumuna düşecek ve adada yaşayamayacak duruma gelecektir. Kısacası, böyle bir durumda Kıbrıs Helen adasına dönüşecek ve Yunanistan’a katılacaktır. Doğu Akdeniz Türkiye’ye kapatılmış olacaktır.

 

Alıntı: Sadi SOMUNCUOĞLU

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için yorumlar kapalı
Tem 04

ŞÜKÜR ÖKSÜZ (!) DEĞİLİM

ŞÜKÜR ÖKSÜZ (!) DEĞİLİM

 

Alabildiğine geniş ve sonsuz yüreğim

Her zaman, herkese ve her şeye

Gücüm yettiğince, yardım elimi uzatırım

Çok laftan alınır

Çok sözden usanırım

Lüzumsuzluktan sıkılır, utanırım

Şükür yüzsüz değilim!

 

Her zaman, her mevsimde

Candan baharları andırır gönlüm

Bir yıl, bir zaman,  bir an da olsa

Derdimi anlatacak kadar

Konuşmayı da beceririm

Şükür sözsüz değilim!

 

Minnet etmedim hiç kimseye

Etmem de!

Ana, baba, kardeş

Amca, dayı, hala, teyze

Dede, nine, eş, dost, arkadaş…

Hepsi mevcut bende

Hepsi de ta yüreğimde!

Şükür gözsüz değilim!

 

Şahsım adına, beklentim yok hiç kimseden

Ne makam, ne mevki

Ne şan, ne şöhret

Ne para, ne pul

Bu hayat, bir ilahî okul!

Sağlığım yerinde çok şükür

Çalışıp kazanırım hakkıyla

Bu bana yeter de artar bile

Aklım, iradem, duygularım sağ benim

Şükür özsüz değilim!

 

Tenezzül etmem haksızlığa

Halktan da,

Hak’tan da korkarım!

Olumlu hiç bir konuya engel

Hiç bir konuya pürüz değilim

Her an, her yer, her vakit,

Sevgi dolu, güzel olsun isterim

Fikrim de, zikrim de birdir

Tanıyanlar bilir

Kâinat gibi gönlüm benim

Şükür ÖKSÜZ (!) değilim!

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , | ŞÜKÜR ÖKSÜZ (!) DEĞİLİM için yorumlar kapalı
Tem 03

KIBRIS’TA ŞARTLARI DAHA DA AĞIR YENİ BİR “ANNAN PLANI” MI?

KIBRIS’TA ŞARTLARI DAHA DA AĞIR YENİ BİR “ANNAN PLANI” MI?

Annan’ı hatırladınız mı?

R.Erdoğan ve AKP Hükümeti, 2004 Annan Planı ile Rum ve Yunan tezlerini destekleyerek Rumlara; Erenköy, Günebakan, Yeşilırmak, Ömerli, Güzelyurt, Kırklar, Gaziler, Akıncılar, Paşaköy, Akdoğan, Türkmenköy, Korkuteli, Düzce, Güvercinlik ve ara bölgeyi vermeyi taahhüt etmişti. Ayrıca Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı birliklerinin adadan tamamen çekilmesi ve adada sadece 650 Türk askerinin bırakılacağı da taahhüt edilmişti.

Rum ve Yunan tezlerini destekleyen AKP zihniyeti ve teslimiyetçi politikaları, Rum tarafının referandumda “hayır” oyu vermesiyle amacına ulaşmamış ve Kıbrıs’ta yaşayan Türk soydaşlarımız, Rumların egemenliğine girmekten ve Rumların zulmünden kurtulmuştu.

Yine, geçtiğimiz günlerde adada üzerinde pek durulmayan(!) GKRY-İsrail ortak askeri tatbikatı yapıldı.

Yine, geçtiğimiz günlerde adada üzerinde pek durulmayan(!) GKRY-İsrail ortak askeri tatbikatı yapıldı.

Kıbrıs da, Ege’deki adalarımız gibi, Yunan’a mı teslim edilecek?.. Soruyu Millî Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım‘a yönelttik. Yalım, “Erdoğan’ın bu yıl içinde yaptığı açıklamalara bakıldığında, hâlihazırda sürdürülen Kıbrıs müzakerelerinde, Annan Planı’ndan daha da ağır tavizler verileceği anlaşılıyor. Annan Planı’nda, Rum-Yunan tezlerini destekleyen ve teslimiyetçi politikalar izleyen Erdoğan aynı tutumunu sürdürüyor” dedi.

Ümit Yalım, “Erdoğan’ın ‘Kıbrıs’ta 950 Rum askeri/650 Türk askeri bulunsun’ önerisi akıl ve mantıkla bağdaşmıyor. Erdoğan’ın kendi güvenliği için binlerce polis görevlendirilirken, Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan 350 bin soydaşımız için 650 asker görevlendirilmesi kabul edilemez” diye konuştu.

Ümit Yalım, tepkisini şöyle sürdürdü;

“Erdoğan’ın, ‘Erenköy ile Güzelyurt arasındaki bölgenin Kuzey Kıbrıs’a verilmesine karşılık olarak Kapalı Maraş ile birlikte Açık Maraş da Güney Kıbrıs Rum kesimine bırakılır’ önerisi de tam bir akıl tutulmasıdır. Rum tarafı sadece Kapalı Maraş’ı isterken son derece dar bir alan karşılığında Açık Maraş’ın da verilmesi kabul edilemez. Ayrıca Kapalı ve Açık Maraş bölgeleri Osmanlı vakıf arazisi olup devir konusu yapılamaz. Erdoğan kimin malını kime veriyor? Ege Denizi’nde 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığını alenen Yunan askerine teslim eden Erdoğan, şimdi de şehit kanlarıyla sulanmış Kıbrıs topraklarını ve ecdat yadigârı Osmanlı vakıf arazilerini Rum-Yunan ikilisine teslim etmeye çalışıyor. Erdoğan kimin tarafında ve kimi temsil ediyor?

 

Alıntı: Ahmet TAKAN

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | KIBRIS’TA ŞARTLARI DAHA DA AĞIR YENİ BİR “ANNAN PLANI” MI? için yorumlar kapalı
Tem 02

Minareyi keserim ha!

 

Minareyi keserim ha!

Divanenin biri her nasılsa tımarhaneden firar ederek, doğruca Süleymaniye Camii şerifinin minaresine çıkmış. O esnada ezan okumakta olan müezzini belinden yakalayarak:

— Haydi hazır ol! Tevbe ve estağfir et, seni buradan aşağıya atacağım. Paldır küldür nasıl yuvarlandığını göreceğim der.Divanenin beline sarıldığını gören müezzin, korkusundan tir tir titremeye başlamış ve kendisini kurtarmak için, derhal hatırına divaneyi aldatmak hususu geldiğinden, demiş ki:

— Peki efendim, beni aşağıya atmayı arzu ediyorsanız atınız. Ben buna razıyım, ancak henüz ezanı bitirmedim. Ezan kalır ise herkes bundan kuşkulanarak buraya gelir. Sizi görerek tutarlar.

— Öyle ise ne yapalım?

— Müsaade ediniz de ezanı okuyup bitireyim. Sonra ne isterseniz yaparsınız.

— Pek ala! Haydi çabuk ol.Divanenin bu muvafakatı üzerine müezzin ezanı okumaya başlar.

— Allahu ekber, Allahu ekber. Minarede deli var. Eşhedu en lailahe illallah, can kurtaran yok mu?

— Bu ezan ne kadar uzun sürdü, çabuk bitir, işim var gideceğim.

— Peki efendim, işte bitiyor. Eşhedu enne Muhammeden Resulullah, yetişiniz deli var.

— Bitti mi?

— Şimdi bitiyor, biraz sabredin. Müezzin, süratle ezanı okumaya ve imdat çağırmaya devam eder. O sırada çevreden duyanlar minarenin dibine yaklaşırlar. Yukarıda divane ile müezzinin bulunduğunu görürler.

Kalabalıktan biri:

— Haydi minareye çıkalım.

Diğer biri:

— Biz çıkıncaya kadar deli müezzini atar ise?

Bir üçüncü:

— Hem de atar, bizim yukarıya çıktığımıza şüphesiz kızar.

— O halde ne yapalım?

— Bunun çaresini bulup deliyi aşağıya indirelim.O sırada oradan geçmekte olan İncili Çavuş, gördüğü bu telaşlı kalabalığın yanına gelerek, ne için toplanmış olduklarını sorar.

Seyirciler durumu ayrıntılı hikâye ederler.

İşi anlayınca der ki:

— Siz telaş etmeyiniz, divaneyi ben şimdi aşağıya indiririm.

— Sakın minareye çıkayım deme, sonra felaket olur. Biçare müezzini aşağıya atar.

— Merak etmeyiniz, merak etmeyiniz, minareye çıkacak değilim. Şimdi görürsünüz.

İncili derhal cebindeki ufak çakıyı çıkarıp açarak, minarenin dibine gelmiş ve divaneye hitaben bağırmış:

—  Hey oradaki adam bana bak!Deli aşağıya bakarak:

—  Ne istiyorsun be?

—  Haydi aşağıya in bakayım!

—  İnmeyeceğim işte!

—  İnmeyecek misin? Sonra fena olur.

—  Ne olacak, ben senden korkmam ki…

—  Ne mi olacak? Şimdi şu çakı ile minareyi dibinden kesip, devireceğim…

—  (Telaşla) Rica ederim, sakın yapma!

—  Öyle ise çabuk aşağıya in.

—  İşte geliyorum.Divane, müezzini bırakıp minareden koşarak aşağıya iner ve ahali tarafından tımarhaneye geri götürülür.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , | Minareyi keserim ha! için yorumlar kapalı
Tem 01

BU ÜLKENİN ÇOCUKLARI NE YAPAR?

BU ÜLKENİN ÇOCUKLARI NE YAPAR?

 * Yıllardan beri bu ülkenin gazetecileri ne yapmaya çalışıyor?

* AKP iktidarına ve Amerikan şirketlerine karşı tarım arazilerini korumaya çalışıyor!

* Yıllardan beri bu ülkenin çevrecileri ne yapmaya çalışıyor?

* AKP iktidarına karşı ormanları, akarsuları, gölleri yaylaları korumaya çalışıyor!

* Yıllardan beri bu ülkenin milliyetçileri ne yapmaya çalışıyor?

* AKP iktidarına karşı, millî kimliği, üniter yapıyı, toprak bütünlüğünü korumaya çalışıyor!

* Yıllardan beri bu ülkenin Atatürkçüleri ne yapmaya çalışıyor?

* AKP iktidarına karşı cumhuriyeti, bağımsızlığı, laikliği korumaya çalışıyor!

***

Bu ülkenin çocukları, insan haklarını, demokrasiyi, hukuk devletini, hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını, ifade hürriyetini, basın özgürlüğünü AKP iktidarına karşı korumaya çalışıyor!

Dışarıdan bakan da diyebilir ki, “İyi güzel de AKP iktidarı, bütün bu alanlarda toplumun genel çıkarlarına aykırı hareket ediyorsa, nasıl oluyor da seçmenin yarısının oylarını alabiliyor?”

Çünkü toplumun en az yarısı, “gemisini kurtaran kaptan” felsefesine sahip. Ve artık “gemiyi kurtar da hangi yolla kurtarırsan kurtar” diye bakılıyor. Ayrıca, iktidar karşısında hiçbir muhalefet partisi, toplumun tümünü kucaklayıp tek başına iktidarı elde etmeyi hedeflemiyor. Tek başına iktidar hedefi olan tek parti AKP! Böyle olunca da Allah dağına göre kar veriyor. Hedefi yüksek tutanların üzerine kar yağıyor, alçak tutanların üzerine de AKP iktidarının çıkardığı yasaların çamuru yağıyor. Kur’an’da “Allah, aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır” deniliyor ya!

Şimdi bu ülkenin çocukları, 2017’de zeytinlikleri AKP iktidarının şerrinden korumaya çalışıyor!

 

Alıntı: Arslan BULUT

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | BU ÜLKENİN ÇOCUKLARI NE YAPAR? için yorumlar kapalı
Haz 30

Kıssa’dan Hisse..

Kıssa’dan Hisse..

Ömer Hayyam’dan

Ömer Hayyam günlerden bir gün Nişabur Mederesesi’ne gittiğinde tuğlalarlar meresenin duvarını tamir eden işçileri görür. Tuğla yüklü bir eşek işçilerin bütün çabalarına rağmen binanın kapısından içeri girmemektedir. Durumu seyreden Ömer Hayyam kahkahalarla güler ve onunla konuşmak için yanına gider.

Kayboldun ve yeniden geldin, biraz da yoldan çıkmış olarak

İsmin insanoğlunun belleğinden silinmişti

Tırnakların şimdi toynakların olmuş

Kuyruğun ise ters tarafta çıkan sakal

Başka hiçbir çaba sarf etmesine gerek kalmadan eşek binaya girince, işçiler bu duruma çok şaşırır ve bunu nasıl başardığını Ömer Hayyam’a sorarlar. Ömer Hayyam ise eşeğin önceki yaşamında bir Mederese Hoca’sı olduğunu ve tekrar çıkacağına ilişkin söz alıncaya kadar binaya girmek istemediğini söyler..

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | Kıssa’dan Hisse.. için yorumlar kapalı
Haz 29

100 yıldır aynı oyun!

100 yıldır aynı oyun!

Çok tuhaf, değil mi? Ama manzaramız hiç iyi değil; sanki her şeyi kendi elimizle hazırlıyoruz. Sadece bu olayda mı böyle? Hayır, hep böyle diyebiliriz. Şimdi kimseye sözümüz geçmiyor. Açıktan adalarımızı işgal eden Yunanistan’a  “komşu ne yapıyorsun” diye sormuyoruz. Dostumuz (!) Barzani Türkmen şehri Kerkük’e bayrağını çekip el koyuyor, “O  bayrak inecek diyoruz, dinleyen yok, bayrak daha da artıyor.” Herkes memnun. İsrail, ilk defa Yunan ve Rum’la beraber olmuş, altımızı oyuyor da, seyrediyoruz. AB’ye veryansın edildi, şimdi de “AB’ye üyelik stratejik önceliğimiz” diyoruz. Rusya ve İran, hatta Suriye ile uzlaşıyoruz deniliyor, ama zıtlıklar devam ediyor. Hasılı, bölgemizde yangın var; herkesle aramız bozuk. Neredeyse dost ülke kalmamış. Bu ne hal, maksadınız nedir demeyelim mi?

Dışarıdan bakılınca görünen o ki; istikrarsız ve gündelik politikalar, caydırıcılığı ve güvenilirliği zayıflatmış. Türkiye’ye karşı olmanın bir faturası kalmamış. Borç batağında bir ekonomi var. Kamu sektörü 15 yılda, trilyon dolarlar harcamış; yol, köprü, inşaat yapmış, ama ortada bir tane fabrika yok. Var olanlar da, stratejik olup olmadığına bakmadan haraç-mezat satılmış. Yerli kaynağa dayalı üretim çok yetersiz. İç çekişmelere dayanan siyaset millî birliği, kamu düzenini ve kanun hakimiyetini zayıflatmış. Yolsuzluk, vurgun, kaçakçılık, rant soygunu ekonomiyi de, ahlakı da çürütüyor. Eğitim yaz-boz tahtasına dönmüş. Yargı, siyasete bağlanmış, ordunun beyni felç edilip emir komuta birliği bozulmuş. Devlet kadroları hallaç pamuğu gibi atılıyor, ehliyet ve liyakat kaybolmuş. Demokratik sistemin kural ve kurumları; kişi hak ve özgürlükleri, basın ve kongresini bile yapamayan partiler, şaibeli seçimler düzeni işlemez hale getirmiş. Sıfırlanan bölücü terör, PKK/KCK ile yapılan müzakereler sonucunda azgınlaşarak ülkeyi içeriden ve dışarıdan kuşatarak tehdit edecek konuma gelmiş.

Bir yabancı göz ülkemizi böyle görüyorsa, gücümüzü ölçmekte zorluk çekebilir mi? Peki bütün bunlar, bilgisizlikten mi, yoksa bilemediğimiz başka sebeplerden mi kaynaklanıyor? Cevabını bulmaya çalışalım: Biraz gerilere gidelim; Her egemen devletin bir hukuku olduğu bilindiği halde, “Adil Düzen” diyerek çok hukuklu sistem savunulmadı mı? 1980’den önce, Sovyet yanlılarının “halklara özgürlük” sloganıyla ülke anarşi batağına sürüklenmedi mi?

Daha sonraki yıllarda; “Şu anda Türkiye Cumhuriyetinde 27 etnik grup yaşamakta. Bunların varlıklarının tanınması gerekmektedir. Türkiye, Türklerindir gibi tezler yanlıştır. Türkiye Türkiye’de yaşayan herkesindir” denilmedi mi? Hatta, AB’nin yardımı ile Türkiye’yi etnik grupların ortaklaşa yöneteceği bir rejime götürmek için bir çok icraat yapılmadı mı? İsterseniz buradan, asrın başına gidelim ve haçlıların Sevr planına bakalım. Orada bugünün BOP ve Barzani haritaları gibi Türkiye’yi etnisitelere göre, “Ermenistan” ve vatandaşlarımızın şiddetli itirazına rağmen “Kürdistan” diye bölen antlaşma yapılmadı mı?

Kısaca, 100 yıldır ülkemizin etnisite ve mezheplere göre bölünmesi için çalışılıyor. Çok can, kan, maddi ve manevi bedel ödememize; ihmal, gaflet, dalalet ve hatta ihanete rağmen ülkemizi bölemediler, bölemeyeceklerdir. Çünkü, kökleri çok derinlerde, kültürü, dokusu, birlik arzusu ve imanı çok güçlüdür. Ancak bu böyle gidemez. Ülkemizin en kısa zamanda, zararlı zihniyetlerin güdümünden kurtulmasının yolunu bulmak zorundayız.

 

Alıntı: Sadi SOMUNCUOĞLU

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | 100 yıldır aynı oyun! için yorumlar kapalı
Haz 28

Milletlerin Atasözleri

Milletlerin Atasözleri
Erkek yaşını saklamaya, kadın ise saklamamaya başladığı zaman yaşlanmıştır. PERU 

Güzellik, tabiatın kadınlara verdiği ilk hediye, aynı zamanda geri aldığı ilk şeydir. ŞİLİ 

Ömrünün sonuna kadar eşşeğe binmektense, bir yıl ata binmek yeğdir. HOLLANDA 

Yatağa yattığım zaman, problemlerimi elbiselerimde bırakırım. HOLLANDA 

Aşkın tokadı üzüm gibi tatlıdır. MISIR 

Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. BREZİLYA 

Hiç bir mutfak iki kadını alacak kadar zengin değildir. SUDAN 

Üç taşınma bir yangına bedeldir. JAPON 

Nisan yağmuru, Mayıs çiçeği getirir. KANADA 

Bir yalan ne kadar hızlı olursa olsun, hakikat ona yetişip geçer. KENYA 

Büyük acılar sessizdir. İTALYA 

Küçük üzüntüler konuşurlar, büyük dertler dilsizdir. NİJERYA 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , | Milletlerin Atasözleri için yorumlar kapalı