May 24

İMDAT EL HAYY!.

İMDAT EL HAYY!..

 

Duygu denizinde boğuluyoruz                                

Er Rahman, Er Rahim, imdat ey El Hayy!                          

Volkan lavı gibi dağılıyoruz                              

Er Rahman, Er Rahim, imdat ey El Hayy!                          

 

Bir gülü koklamak istedi gönül

Aşk ile şoklamak istedi gönül

Koynumda saklamak istedi gönül

Er Rahman, Er Rahim, imdat ey El Hayy!                          

 

O gülün kokusu sardı her yanı

O andan bu güne hardı her yanı

Bir bedenim hariç vardı her yanı

Er Rahman, Er Rahim, imdat ey El Hayy!         

 

Tertemiz sevgiye izin ver ya Rab!

Gönül gözümüzde coşsun fer ya Rab!

Gönlümüze eşsiz sevgi ser ya Rab!

Er Rahman, Er Rahim, imdat ey El Hayy!                          

 

Bu aşk ile lime lime eririm

Her imdada ses verirsin bilirim

Yaratansın senin için ölürüm

Er Rahman, Er Rahim, imdat ey El Hayy!                          

 

Aşkın kainatı ayakta tutan

Gönül cevherini sensin aratan

Erkeği, dişiyi, aşkı yaratan

Er Rahman, Er Rahim, imdat ey El Hayy!  

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , | İMDAT EL HAYY!. için yorumlar kapalı
May 23

Devleti yöneteceklere

Devleti yöneteceklere

Hz. Peygamberimizin: “Âdil hükümdarın bir günü (bir gün adaletle hükmetmesi) bir kişinin kendi kendine altmış yıl (nafile) ibadet etmesinden daha hayırlıdır.”, “Üç kimsenin duası reddedilmez. Bunlardan biri de âdil devlet adamıdır.”, “Adalet güzeldir, âmirlerde olursa daha güzeldir.” gibi sözleri etrafında şekillenen yönetim anlayışı 1. Halife Hz. Ebubekir’in ilk hutbesine şöyle yansımıştı:

 “Ey insanlar! Size halife oldum ama bu, sizden daha hayırlı olduğumu göstermez. İdaremde isabetli olduğum sürece bana yardım edin. Doğruluktan ayrılırsam beni düzeltin. Doğruluk emanet, yalancılık hıyanettir. İçinizde zayıf olan, hakkını alıncaya kadar benim yanımda kuvvetlidir. İçinizde kuvvetli olansa başkasının hakkını ondan alıncaya kadar zayıftır. (…) Bir millette kötülük yaygın ve revaçta olursa Allah o milleti belaya düşürür.”

Bu metin dikkatlice incelenerek günümüze uyarlandığında yöneticilerin uyması gereken temel prensiplerin şunlar olduğu görülür:

1-            “Millet beni seçti, en büyük benim” havasına girmemek.

2-            Fakir-fukara ve kimsesizleri koruyup kollamak…

3-            Güçlünün değil, haklının yanında yer almak.

4-            Doğruluktan ayrılmamak.

5-            Yalan söylememek.

6-            Eleştiriye açık olmak…

Üç halifenin “hutbe”lerini geçerek sadece Hz. Ömer’in “adalet“, Hz. Osman’ın “hilim” (yumuşak huyluluk), Hz. Ali’nin de “ilim” sembolü olduğunu hatırlatmakla yetiniyoruz. Dört halife döneminden intikal eden müktesebatı bütün olarak değerlendirdiğimizde Hz. Ebubekir’in hutbesinde işaret edilenlere ilaveten devlet yöneticilerinde bulunması gereken diğer özellikleri de şöyle sıralayabiliriz:

1-            Mütevazılık

2-            Hizmet aşkı

3-            İstişare

4-            Adalet

5-            Yumuşak huyluluk

6-            Akıllılık

7-            Bilgelik

Bu özellik ve güzellikler Türk örf ve âdetleriyle birleşerek ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlı ve Selçuklu devlet teşkilatlarında uygulama alanı bulmuştur. Gerek Karahanlı devleti saray nâzırı Yusuf Has Hacib’in “Kutadgu Bilig“i, gerekse Büyük Selçuklu devletinin meşhur veziri Nizamülmülk’ün (ö.1092) “Siyâsetnâme“si bu konuda bize ayna tutmaktadır.

Aynı yönetim anlayışı Osmanlı devletinde de sürmüştür. Osman Gazi (ö.1326), Orhan Gazi (ö.1360), Murat Hüdavendigar (ö.1389) gibi Osmanlı padişahlarının vasiyetlerine bakıldığında söz konusu yönetim anlayışının devam ettirildiği açıkça görülür. İşte size Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gazi’nin, oğlu Orhan Gazi’ye vasiyetinde yer alan birkaç mısra:

“Dilerem ey sâhib-i ikbâl ü câh//İtmeyesin cânib-i zulme nigâh//Adl ile bu âlemi âbâd kıl//Resm-i cihâd ile beni şâd kıl//Râh-ı cihâd içre idüp ictihâd//Memleket-i Rûmda kıl adl u dâd”

Kısacası; millet ve devlet nasıl bir günde ortaya çıkmazsa, onu yönetmeye talip olanlar da günlük hesap ve heveslerle değil, dünden bugüne dînî ve millî yönetim anlayışlarıyla mücehhez olarak yola çıkmalıdırlar. Başarı için “Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol”

 

Alıntı:  Ahmet SEVGİ

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | Devleti yöneteceklere için yorumlar kapalı
May 22

Ünlü ressam

Ünlü ressam

Rafael, Vatikan’da din temalı bir resim yaparken başına iki kardinal dikiliyor. Başlıyorlar resmi acımasızca eleştirmeye. Bunlardan biri resimdeki Sen Paul’ü işaret ederek

“yüzü fazla kızarmış” diyor.

Bunları duyan Rafael başını bile çevirmeden cevap veriyor; “Kilisenin kimlerin eline kaldığını görünce, yüzü kızardı”.

****

“Amma da meraklıymış”

Küçük kız sormuş; “Anne Tanrının her zaman ne yaparsak yapalım bizi izlediği doğru mu?

Evet, doğru yavrum.

– Peki büyükleri izliyor da biz küçükleri de mi?

Evet, onların yaptıklarını da.

Çocuk biraz düşündükten sonra “Amma da meraklıymış” cevabını vermiş.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , | Ünlü ressam için yorumlar kapalı
May 21

Halkımız, hatta ortalama aydınımız bunları biliyor mu?

Halkımız, hatta ortalama aydınımız bunları biliyor mu?

Başbakan yok artık. Bakanları Cumhurbaşkanı kendisi seçecek Meclis içinden ya da dışından, Meclis içinden seçilenler milletvekilliğinden istifa edecekler. Güvenoyu yok, gensoru yok. Cumhurbaşkanına TBMM Başkanı değil kendi yardımcılarından biri vekalet edecek gerektiğinde. Milletvekili sayımız 600’e çıktı, 18 yaşındakiler de milletvekili olabilecekler.

Bunlar biliniyor genel olarak, gelgelelim iş bu kadarla kalmıyor, bu değişikliklerin ayrıntısına inildiğinde “Şeytan ayrıntıda gizlidir” sözü bir kez daha doğrulanmış oluyor.

Bu konuda yeterince yayın da yok. MHP’de siyaset yapıp şimdilerde İYİ Parti saflarına geçen Eskişehirli 47 yıllık bir avukat, bir araştırmacı-hukukçu yazar bu “ayrıntıdaki gizlemeleri ve gizleri” bir bir ortaya döken bir kitap yazmış. Kitabın adı “Ortak Aklımıza Ne Oldu?/2017 Anayasası Türkiye’yi Nereye Götürüyor?”, Yason Yayınlarınca yayımlanmış. Yazarın adını da yazalım: Av. Ahmet Vural.

Kitaptan ayrıntılar:

-Milletvekillerinin cumhurbaşkanına soru sorma hakkı yok. Mecliste soruşturma açma ve Bakanların Yüce Divan’a sevki neredeyse imkânsız (ağır koşullara bağlanmış).

-Cumhurbaşkanı yasaları veto edebiliyor. Bunu çoğumuz, şimdiki gibi tekrar görüşülmek üzere Meclis’e geri gönderme sanıyoruz. Hayır değil. Veto yedi mi bir yasa, tek yol kalıyor Anayasa Mahkemesi. O mahkemenin üyelerinin çoğunu ise Cumhurbaşkanı seçiyor, dolayısıyla bu yol da kasislerle, uçurumlarla dolu.

-Cumhurbaşkanlığı kararnameleri yasa gücünde. Kanunların üstünlüğü artık lafta, kanunlar kararnamelere eşit bile değiller.

-Cumhurbaşkanına bağımsız tüzel kişilikler kurma yetkisi verilmiş. Bu uygulamanın açacağı yaralar ileride görülecek kanımızca.

-Yürütmede cumhurbaşkanına sınırsız ve denetimsiz yetkiler tanınıyor. Yargı neredeyse tamamen cumhurbaşkanının güdüm ve denetiminde ya da -hadi daha iyimser düşünelim- çizgisinde olacak.

-Cumhurbaşkanının olağanüstü hal ilan etme yetkisi var.

-“Cumhurbaşkanı etnik tavizlere zorlanacak” diyor yazarımız “Tek adamı kim nasıl durduracak” diye soruyor, “Devlet=Tek Adam” olgusunun geldiğini ifade ediyor; çözüm yolu olarak da, ortak akla dönmek gerektiğini vurguluyor.

Getirilen bu sistemi diğer ülkelerdeki başkanlık sistemleri (özellikle de ABD Başkanlık sistemi) ile de karşılaştırıyor ve böyle bir sistemin dünyada olmadığını kanıtlıyor, uyarıyor.

Kitabın bundan sonraki bölümünde yazar; milliyetçilik, laiklik, din, bilim, hukuk konularına giriyor. Müslüman aklının mühürlendiğini, ABD’li yazar Robert Reilly’nin sözleriyle ifade ediyor. Akılcılığı rehber ve yöntem edinen Mutezile Mezhebi ile Maturidiliğe değiniyor, Maturidi’nin “Düşünmemeyi telkin eden her türlü his, şeytan işidir” sözüne dikkati çekiyor haklı olarak.

 

Alıntı: Cazim GÜRBÜZ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | Halkımız, hatta ortalama aydınımız bunları biliyor mu? için yorumlar kapalı
May 20

“Babasız bırakmadım”

“Babasız bırakmadım”

Atatürk‘ün vefatından sonra TBMM, İ. İnönü’yü Cumhurbaşkanı seçti. İnönü bu görevi 12 yıl sürdürdü. II. Dünya Savaşı’nda Roosevelt ve Churchill, İnönü’yü savaşa sokmak için çok uğraştı. 1943 yılı başında Adana’da, sonuna doğru da Kahire’de bu konuda görüşmeler yapıldı. Kahire müzakerelerinde Churchill “neden inat ediyor savaşa katılmıyorsunuz?” diye ısrarla sorunca İnönü “Alman panzer tümenleri tamamen motorize ve zırhlı.  Benim askerim yaya, bizim için bu savaşa girmek intihardır. Alman orduları vatanımızı işgal eder” dedi. Churchill; “Ruslar da gelir sizi kurtarır” deyince İnönü “Peki Ruslardan bizi kim kurtaracak?” diye karşılık verdi. Diplomaside kesin başarılı olan İnönü’nün şüphesiz eksikleri, yanlışları da vardır.

Heyhat yıllar geçer 1950 seçimlerini kaybeden İnönü, CHP’nin 27 yıllık iktidarının tek sorumlusu olarak görülür, tenkitler insaf tanımaz, Çankaya’dan kendi köşküne iner. Bu depremi kolay atlatmasının sebebi Mevhibe Hanım’ın desteğidir. İnönü emekli maaşını almak için Ulus’a gider, şuursuz bir grup kendisine sataşır. Paşa, Başbakan Menderes’e durumu kısaca anlatan, can güvenliğinin sağlanmasını isteyen bir telgraf gönderir.

Bir Anadolu seyahatinde Sivas’ta iki kız çocuğu CHP’nin il merkezinde oturan İnönü’nün huzuruna çıkarılır ve ellerindeki kuru deve dikenlerini Paşa’ya verirken “Sen bizi ekmeksiz, şekersiz bıraktın” derler. Paşa gayet sakin “Evet yavrum doğrudur, sizi ekmeksiz, şekersiz bıraktım ama babasız bırakmadım” der.

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , | “Babasız bırakmadım” için yorumlar kapalı
May 19

İSRAF HARAMDIR

İSRAF HARAMDIR

Seçimlerin ramazan ayına rastlamış olması israfı biraz daha artıracaktır şüphesiz. Seçim yatırımı için belediyeler/siyasiler tarafından devlet hazinesinden finanse edilerek kurulan iftar çadırlarındaki israfı görüp de Ziya Paşa’nın şu beytini hatırlamamak mümkün mü?

“Taş bağladı mecâa ile batn-ı pâkine//Dünyâya rağbet eylemedi seyyidü’l-beşer.”

Evet, bugün Müslümanlar -özellikle de siyasiler- hatırlamasalar da bizler açlık yüzünden karnına taş bağlayan bir Peygamberin ümmetiyiz. O Peygamber ki sofradan doymadan kalkar, hasır üzerinde yatardı. Vefat ettiği zaman zırhı, ailesinin iaşe bedeli karşılığında bir Yahudi’de rehindi.

Gel gör ki bugün yöneticilerimizin iftar sofralarında bir kuş sütü eksik. Uçaklarla, lüks araçlarla seyahat ediyorlar. Etraflarında bir güvenlik ordusu var. Allah kabul etsin, Cuma namazlarını aksatmıyorlar. Fakat bir kişi namaz kılsın diye bin kişi namazsız kalıyor.

Gel de Mehmet Akif’in II. Abdülhamid için söylediği şu beyti hatırlama:

“Neye mal olmada seyret, herifin bir namazı//Sade altmış bin adam kaldı namazsız en azı.”

Velhasıl; ramazanda öyle veya böyle israf oluyor. Seçimlerin ramazan ayına denk gelmesi dolayısıyla israfın boyutunun daha da artmaması için siyasileri ilk günden uyarıyor ve bu konuda onları biraz duyarlı davranmaya davet ediyoruz.

Alıntı: Ahmet SEVGİ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | İSRAF HARAMDIR için yorumlar kapalı
May 18

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Yalnızca hava, ışık ve dostun varsa hiç üzülme” Goethe  

* Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır. Namık Kemal

* “Askerlik öldü general! Sinsi siyasetçilere sırf üniformalı oldukları için asker diyemem!” Hüseyin Nihal Atsız

* “Benim en kötü hikâyemi, en güvendiğim insanlar yazdı”. Cemal Safi                                                          

* “Satılık Parti olsa onu da siz yandaşınıza satın aldırırdınız. Hem de 2 yıl ödemesiz kamu bankası kredisiyle…” Cem Toker                                                                   

* “Kurtuluş doğruluktadır” Hz. Muhammet                                                                                                          

* “Küçük hanımlar, küçük beyler. Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, ikbal ışığısınız. Yurdu asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey

bekliyorum” Mustafa Kemal ATATÜRK                                                                                                                                               

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
May 17

RİYAKÂRSIN

RİYAKÂRSIN

 

Kerkük, “kütük/sandık marifetiyle” zapt ediliyor!

Nüfus dağılımları uyarınca çok sayıda milletvekili çıkarması gereken Türkmenler “buharlaştırılıyor“!

Var olduklarını kanıtlamak üzere sokağa çıkanlar terörün hedefi oluyor!

200 kişilik Türkmen aşiretinin hep birlikte oy kullandığı sandıktan 5-6 oy çıkıyor!

5 bin Türkmen’in sandığa gittiği Altunköprü’den 100 oy çıkmıyor!

Kerkük, “cebren ve hile ile” bir kere daha işgale uğruyor!

Ve…

Misal Irak Büyükelçiliği’nin önünde in-cin top oynuyor!

Demem o ki…

Bugüne kadar düşsün diye elinden geleni ardına koymadığın halde düşmeyen, direnen Kerkük’e kapattığın gözlerinden akıtıyorsun ya o yaşları Gazze’ye…

Riyakârsın.

 

Alıntı: Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | RİYAKÂRSIN için yorumlar kapalı
May 16

MÜBAREK SEVGİLİ YOK!

MÜBAREK SEVGİLİ YOK!

 

Susturuldu,  en güzel sesler, her nedense;

Bülbülün, kanaryanın ve sakanın dili yok!

 

Ölüyü hatırlatır sessizlikleri her an

Galiba insanların enerjisi, pili yok!

 

Bozuldu, mutluluğu anlatan tüm resimler

Ressamın fırçası yok, resim yapan eli yok!

 

Biz şartlı yaşamaya alıştırılmışız hep

Sosyal hayatımızın acil çalan zili yok!

 

Başarının önsözü bilinçli yaşamakta

Zannetme ki hayatın hedefi, menzili yok!

 

Yoklukta ve ölümde varlığını hissetmek

Bilen, gören, anlayan mübarek sevgili yok!*

 

Kenan ŞAHBAZ

 

*Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sav

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , | MÜBAREK SEVGİLİ YOK! için yorumlar kapalı
May 15

KIBRIS’TA NELER OLUYOR

KIBRIS’TA NELER OLUYOR?

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, kanımızı donduran bir teklifte bulundu. Akıncı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Anastasiadis’e çağrıda bulunarak “Guterres Belgesi”nin kabul edilmesini istedi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in hazırladığı belgeye göre, Türk askerinin Kıbrıs’tan çekilmesi ve yerine çok uluslu BM gücünün konuşlandırılması öngörülüyor. Türkiye’nin Kıbrıs garantörlüğü kaldırılıyor. Guterres Planı, 2004 Annan Planı’ndan çok daha ağır tavizler içeriyor. AKP iktidarı, 2004 Annan Planı ile Kuzey Kıbrıs topraklarının dörtte birini Rumlara vermeyi taahhüt etmişti.

AKP iktidarı Annan Planı’nı kabul ederek, Rumlara, Erenköy, Günebakan, Yeşilırmak, Ömerli, Güzelyurt, Kırklar, Gaziler, Akıncılar, Paşaköy, Akdoğan, Türkmenköy, Korkuteli, Düzce, Güvercinlik ve ara bölgeyi bırakmıştı.Akıncı’nın önerdiği 2017 Guterres Planı ile Annan Planı’ndan daha ağır toprak tavizleri veriliyor. Annan Planı’nda verilenlere ilave olarak Dipkarpaz, Açık Maraş ve Kapalı Maraş bölgeleri de Rumlara teslim ediliyor. Kuzey Kıbrıs topraklarının yarısı kadar toprak Rumlara teslim ediliyor. Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin yaşam alanı daraltılıyor. Türk milletinin vergileri ile inşa edilen Geçitköy Barajı da Rumlara veriliyor.

Millî Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, yeni şer planında gözlerden kaçan bir hinliğe de “Türkiye’den gönderilen su, önce Rumlara daha sonra da İsrail’e gönderilecek” diyerek dikkat çekti. Yalım, “Kıbrıs’taki Türk askerinin sayısı 650’ye indirilecek. Türkiye’nin garantörlük hakkı sona erecek. Mustafa Akıncı’nın akıl hocasının Tayyip Erdoğan olduğu açıkça görülüyor. Çünkü aynı önerileri geçen yıl Tayyip Erdoğan yapmıştı. Akıncı, papağan gibi Erdoğan’ın söylediklerini tekrar ediyor” dedi.

Ümit Yalım, Mustafa Akıncı’nın, Güney Kıbrıs’taki Rum millî muhafız ordusu ve EOKA terör örgütünü görmezden geldiğine işaret ederek şunları söyledi;

“Akıncı, Guterres Planı’nı savunurken ‘barışçı çıkış yollarını el birliği ile bulmamız lazım ki bir daha bu ada kana bulanmasın’ diyor. Kuzey Kıbrıs’taki Türk askerinin sayısının 650’ye düşürülmesini öneren Akıncı, Güney Kıbrıs’taki Rum Millî Muhafız Ordusu’nu görmezden geliyor. Mevcut askerlere ilave olarak Rum Millî Muhafız Ordusu’na 2016’da 3 bin, 2017’de 4 bin olmak üzere toplam 7 bin sözleşmeli asker alındı. Akıncı, Rum tarafının askeri varlığını sürekli olarak artırmasını eleştiri konusu bile yapmıyor.

Güney Kıbrıs’ta, yapılan EOKA Terör Örgütü’nü anma törenlerine GKRY Lideri Anastasiadis de katılıyor. Törenlerde EOKA terör örgütünün bayrakları dalgalanıyor ve örgüt mensupları EOKA şapkasıyla boy gösteriyor. Akıncı, Güney Kıbrıs’ta halâ çalışmalarına devam eden EOKA terör örgütünü de görmezden geliyor.

Akıncı, EOKA terör örgütünün Türk soydaşlarımıza karşı yaptığı katliamları ne çabuk unuttu. Asker sayısını 650’ye indirerek Türk soydaşlarımızı yine EOKA terör örgütünün eline mi teslim edecek?

Akıncı’ya bir kez daha hatırlatalım. Eğer Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüm isteniyorsa Kıbrıs Adil Yerleşim Planı uygulanmalıdır. Çünkü toprak isteme hakkı, savaşı kazanan tarafa aittir. Şehit kanlarıyla sulanmış Kıbrıs topraklarını ve ecdat yadigârı Osmanlı vakıf arazilerini Rum tarafına vermeye kimsenin hakkı yoktur, haddine de değildir!..”

 

Alıntı: Ahmet TAKAN

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | KIBRIS’TA NELER OLUYOR için yorumlar kapalı