Ağu 12

Ver papazı al papazı…

Ver papazı al papazı…

 

Dünya siyasetinde, ülkeler arası ilişkilerde ortaya çıkan bir alış veriş modelidir.

Hukuki değil siyasi bir adımdır.

Türk yargısını, savcıları, hakimleri dünya nezdinde küçük düşürmek hatta yok saymaktır.

Darbeci şerefsiz FETÖ’nün 1 numaraları sanığı Fethullah Gülen Amerika’da bırakın tutuklu olmayı özgür Amerikan vatandaşları kadar özgürdür.

Papaz da imam da değil Erdoğan’ın tanımı ile “Şarlatan” da değildir.

Gülen, vatan hainidir, terörist başıdır, hindir, alçaktır, kahpedir, kalleştir, şerefsizdir, onursuzdur, darbecidir, eli kanlı katildir, Amerikan maşasıdır.

Türkiye’de açılan davalarda yargılanmaktadır.

Peki, Türkiye yaşadığı Amerika’da Gülen hakkında bir dava açmış mıdır?

Hayır.

Peki, Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde bir dava açmış mıdır?

Hayır.

Peki, Türkiye Uluslararası Ceza Mahkemesinde bir dava açmış mıdır?

Hayır.

250 vatandaşımızın FETÖ askeri darbe girişimi sonucunda şehit olmalarının hesabını sormak için bugüne kadar Fethullah Gülen ve yurt dışına kaçan tüm FETÖ’cü alçaklar hakkında neden bu davalar açılmadı?

Üniformalı teröristlerin savaş uçakları, helikopterleri, tankları ve tüfekleri ile sivil halka saldırmaları, devlet kurumlarını basmalarının işbirlikçileri, FETÖ militanlarını o ülkelerde tek tek yakalayıp Türkiye’ye getirilmelerini mi bekleyeceğiz.

Rahip Brunson’un tutukluluğunun evinde devamını sağlayan mahkeme kararı Amerikan başkanı Trump’ın şiddetli tehdidine yol açtı.

Türkiye’ye ekonomik yaptırımlar yani ambargolar hemen gündeme getirildi.

İktidar ve muhalefet sözcüleri Amerikan tehdidini sert sözcüklerle reddettiler ki elbette haklılar.

Ancak bizim “Erdoğan isterse Brunson serbest kalır” şeklinde bildiğimizi Trump ve Amerikalılar da çok iyi biliyorlar.

Çünkü “Ver papazı, al papazı” şeklindeki sözler Erdoğan’a aittir ve mahkemenin hakimlerini yok saymak bir yana ceza yasalarını da yok saymaktır.

Rahip Brunson suçlu ise yargıçlar mahkum etsin, suçsuz ise beraat ettirsin.

Amerikan Devletinin bırakın gözaltına almayı, ifadesini bile almadığı terörist başı Fethullah Gülen alçağı ile işbirliği içinde olduğu kesindir.

15 Temmuz kahpe kalkışması Gülen + Amerikan ortak girişimidir.

Bu yüzden Amerika sittinsene Gülen’i vermez, veremez… 

Brunson sittinsene Türkiye’de kalır mı?

Ben bilmem, Başkan bilir..!

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | Ver papazı al papazı… için yorumlar kapalı
Ağu 11

YA GÜLDÜR, YA ÖLDÜR BENİ!

YA GÜLDÜR, YA ÖLDÜR BENİ!

 

Yüreğim günahkâr sana açamam

Hayatın zehrini içtim kaçamam

Sensiz kanatsızım asla uçamam

Her an canımda ol ya güldür beni!

Ya bütün kahrını çek öldür beni!

 

Yeterince yandım közüm kalmadı

Aşk ile eridim özüm kalmadı

Dermansızım çare çözüm kalmadı

Her an kanımda ol ya güldür beni!

Ya bütün kahrını çek öldür beni!

 

Bu kez tomurcuğa dursun bu yürek

Sonsuz bir hayali kursun bu yürek

Artık on ikiden vursun bu yürek

Her an yanımda ol ya güldür beni!

Ya bütün kahrını çek öldür beni!

 

Naz etme, vazgeç şu küsme huyundan

Gel de iç ruhumun zemzem suyundan

Soyum, soy soylasın şanlı soyundan

Her an şanımda ol ya güldür beni!

Ya bütün kahrını çek öldür beni!

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , | YA GÜLDÜR, YA ÖLDÜR BENİ! için yorumlar kapalı
Ağu 10

Yargıtay 9. Daire’nin “marifetleri”

Yargıtay 9. Daire’nin “marifetleri”

 

Vaktiyle, kendisi de “Oda TV Davası Kumpası” sonucu uzun süre hücrede tutulmuş olan gazeteci Müyesser Yıldız toparlamıştı Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin sicilini, aktaracaklarım devede kulak ama yerimiz yettiğince özetlemek gerekirse;

“- Danıştay ve Cumhuriyet gazetesi saldırılarının Ergenekon’la birleştirilmesi kararını bu Daire aldı… 

-Hizbullahçıların serbest kalmasını sağlayan kararı bu Daire aldı…

-“Sayın Öcalan“ın, “ifade özgürlüğü” olduğu kararını bu Daire aldı…

-Ergenekon ve Balyoz davalarında avukatların ” dijital verilerin tek başına delil sayılamayacağı” itirazları yaptığı günlerde, bir başka davada dijital verileri delil sayan kararı bu Daire aldı…

-Balyoz avukatlarının “savunma haklarının kısıtlandığı” gerekçesiyle davayı “boykot” ettiği günlerde, bir başka davada “avukatsız yargılama yapılabileceği” kararını bu Daire aldı…

-361 sanıklı, binlerce klasörlük Balyoz Davasını, hükmün açıklanmasından tam bir yıl sonra sonuçlandırırken, tek kişilik Fetullah Gülen dosyasını 3 yıla bu Daire yaydı…”

Ne kadar çok tesadüf anneciğim!

Hepsi ne kadar talimatsız, ne kadar organize olmayan işler!

***

Pis koku dediğin….

—-

Bizzat dönemin Başbakan Yardımcısı tarafından “millî orduya kumpas” olduğu ilan edilen, 15 Temmuz’daki alçaklığın mimarlarının Türk Ordusu’nun komuta kademelerine gelmelerine zemin hazırlayan Balyoz Davası’nın hâkimi Ömer Diken gibi, davada Diken’in verdiği cezaları onayan Ekrem Ertuğrul da bu kumpastaki rollerinden dolayı suçlanmıyor ve yargılanmıyor!

Ortalığı “pis kokular” sardıysa; buradan geliyordur!

 

Alıntı: Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | Yargıtay 9. Daire’nin “marifetleri” için yorumlar kapalı
Ağu 09

KUSUR DEDİĞİN

KUSUR DEDİĞİN

Bektaşilerle Mevlevilerin takışmaları ünlüdür. Mesela Mevlevilerin giydiği hırkaların kolları bol kumaştan yapılır.

Yenleri çok geniştir. Bektaşi sebebini sorar. Mevlevi iyi niyetlidir anlatır;

“Başkalarının kusurunu örtmek için”.

Bu sefer Mevlevi sorar “Sizin hırkaların yenleri neden dar?

” Baba anında cevaplar “Biz kimsede kusur görmeyiz ki…”

Posted in Fıkralar | Tagged , , , | KUSUR DEDİĞİN için yorumlar kapalı
Ağu 08

Başpiskopos irin kusarken bizim din alimlerimiz ne yapıyor?..

Başpiskopos irin kusarken bizim din alimlerimiz ne yapıyor?..

Kıbrıs’ta kanlı Noel’in bir yıl dönümünde daha Güney Kıbrıs Başpiskoposu Hrisostomos kin kusmuştu. Türklüğe ağır hakaretler etmişti. Hem de öyle böyle değil!.. Hrisostomos, bu yıl yayınladığı irin dolu Noel mesajını tüm kiliselerde okutmuştu.

İşte Papazın yayınladığı o kin belgesi

“Sorunumuzun özünün toplumlararası ihtilaf değil istila ve işgal olduğunu unutmuş uluslararası toplumu ikna etmek için büyük bir çaba harcamamız gerektiğini biliyoruz. Beklenen Türk tepkilerini göğüslemek için maneviyata ve mücadeleciliğe de ihtiyacımız var. Ancak bilmemiz gerekir ki -bunu tarihimiz bize öğretti- esir halklar yalvarmakla ve veya istilacının duygularına seslenmelerle özgür kurtulamazlar. İstilacıların yalvaranlara cevabı aşağılama ve veya onları yıkmaktır. Ne kadar zaman geçerse geçsin mücadele, planlı hareket ve sarsılmaz ısrar gerekir.

Fedakârlıklarımız dışında, savuşturmak için mücadele etmemiz gereken büyük Türkleşme tehlikesinin ötesinde dikkatimizi yaşamakta olduğumuz ve millî köleleştirilmemize hizmet eden belirgin başka bir tehlikeye de odaklamalıyız. Halen tatmakta olduğumuz bu tür tehlikeler; demografik yıkım veya ekonomik kriz nedeniyle gençlerimizin yurt dışına kaçması, üretkenliğin bozulması, kültürel yozlaşma, Ortodoks geleneğin kimliğimizden kopması, dil değişimidir.

Bunlara bir de mülteci denilen çok sayıda Müslüman’ın Türkiye tarafından özgür bölgelere gönderilmesi nedeniyle millî çehremizin değişmesi tehdidi ekleniyor. Bütün bu ‘mülteciler’ buraya sadece bol keseden dağıttığımız yüksek ödenek için gelmiyor, millî ve kültürel kimliğimizi değiştirmek üzere geliyor veya gönderiliyorlar.

Hükümeti, bütün siyasi liderliği ve halkı, yukarıda sayılan bütün bu tehlikelere duyarlılık göstermeye, bunlarla etkin mücadele edebilmek için birlik içerisinde sağlam bir cephe oluşturmaya çağırıyoruz. Binlerce yıllık bir kültürün ağırlığına ve güzelliğine sahibiz. Bugün dünyanın kaderini belirleyen diğer halklar daha insan toplumu değilken biz bu ülkede yaşıyor ve çok iyiydik. Bugün millî itibarımızı savunmada ve vatanımızı kurtarmada tembellik gösteremeyiz. Atalarımıza karşı sorumluluğumuz var ve gelecek nesillere borçluyuz.

Bugünkü büyük yortuyu düşüncelerle ve millî davamızın gidişatından duyduğumuz kaygıyla kutluyor, herkese, özellikle göçmenlere, mahsurlara, kayıplara ve onların ailelerine sabır ve azim diliyorum. 2018’de Vatanımızı -Tanrı kutsasın- kurtarmak için çabalarımızı birleştirelim.“

Mesajda geçen “özgür bölge” Kıbrıs’ın güney kesimidir. Papaz efendi, 1955 yılından 1974 yılına kadar adadaki Rumların Türklere yaptığı baskı,  asimilasyon ve göçe zorlama politikasının uygulama şekli olan ferdî ve toplu katliamları yok saymaktadır. Toplumlar arasında bir problem olmadığını ve Kıbrıs sorununun istila ve işgal sorunu olduğunu ön plana çıkarması 50 yaş altındaki Rumlara yönelik bir beyin yıkama tekniğidir. Suriyeli veya Iraklı mültecileri Güney Kıbrıs’a Türkiye’nin gönderdiğini iddia ederek bunlara karşı Rum halkını kışkırtarak ırkçılık yapmaktadır. Adamlar, hayallerinin peşinde bir ve diri dururken biz de Kıbrıs’ta Türk yurttaşlarımızın beklentilerini karşılayacak bir çözüm arayışı ile hayal aleminde dolaşıp sürekli taviz veriyoruz.

Kanlı Noel’i unutmadık!.. Unutmayacağız!.. Kıbrıs bir Türk yurdudur ve ebediyen de öyle olacaktır…

 

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | Başpiskopos irin kusarken bizim din alimlerimiz ne yapıyor?.. için yorumlar kapalı
Ağu 07

İHTİRAS DEĞİL, İDEAL ADAMI ENVER PAŞA

İHTİRAS DEĞİL, İDEAL ADAMI ENVER PAŞA

 

Enver Paşa Türkistan’ın bağımsızlığı için Ruslarla mücadele ederken, Rus raporlarına yansıdığı hali ile “ölünceye kadar, bir aslan gibi savaşarak” Pamir Dağı eteklerinde şehid olduğunda 41 yaşında idi.

Enver Paşa’yı eleştirmeyi varlık sebebi sayanların “Bir gün hangi gazeteye kapağı atarım da 5-10 bin ek gelir elde ederim” hayali ile yanıp tutuştukları yaşlardan daha erken yaşlarda o, Edirne, Çanakkale, Kafkaslar veya Türkistan’ın ücra bir köşesinde sıkışmış kalan Türk’ün kaderini dert ediniyordu.

Şehadete yürüdüğü 41 yaşına kadar bu millet için, sosyal medyada ona hakaret ederek takdir toplayacağını zanneden politikacıların ona hakaret etmek için kullandığı karakter sayısı kadar ölüm tehlikesi atlattığı muhakkak…

Türkistan dağlarından karısına “Geri dönmem için değil, şehid olmam için dua et” diye mektup yazarken Enver Paşa’ya hakaret etmeyi iş edinenler ne için dua ediyorlardı tahmin edebiliyorum…

Hakikat şu ki ihtiras ile ideal arasındaki farkı anlamayan kifayetsizlerin Enver Paşa’yı anlamaları mümkün değil.

Enver Paşa konuşmayı sevmezdi, belagat adamı değildi yani. O tam bir “ideal” ve “eylem” adamıydı. Kaderi de belki de hayal ettiği gibi Türk’ün özgürlük mücadelesi uğruna oldu.

Onun yaptıklarını yapmak zor gelir bu arkadaşlara. Türkistan onları açmaz, uzak gelir belki ama “ekmek” kapısı yaptıkları ama nedense bir türlü gidemedikleri Kudüs hemen dibimizde.

Hazır İntifada da başlamışken bu arkadaşlar durmasın, Paşa gibi “muhteris” bir şekilde değil, bize de örnek olacak bir sükûnet hâli ile Peygamber’e komşu olmak için tıpkı Arafat’ın “çocuk generalleri” gibi alsınlar ellerine taşları, yürüsünler Siyonizm’in üzerine…

 

Nesiller değişiyor lâkin bazılarında İngiliz sevdası geçmiyor?

 

Alıntı

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , | İHTİRAS DEĞİL, İDEAL ADAMI ENVER PAŞA için yorumlar kapalı
Ağu 06

Hangisi “Aksi ve arızi bir durum” oluşturmaz?

Hangisi “Aksi ve arızi bir durum” oluşturmaz?

 

* Cumhurbaşkanı seçiminde adayımız aksi ve arızi bir gelişme olmadıktan sonra Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.” Devlet Bahçeli

* Mesela, Erdoğan ve partilileri Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına alırsa, bu aksi ve arızi bir durum olarak kabul edilecek mi?

* Mesela, Erdoğan ve partilileri, “Ne mutlu Türk’üm diyene” yazılı tabelaları söktürürse, bu, aksi ve arızi bir durum olarak değerlendirilecek mi?

* Mesela, teröristler Habur’dan davul zurnayla ellerini kollarını sallayarak ülkemize girerse, ortaya aksi ve arızi bir durum çıkmış olacak mı?

-Mesela, teröristlerin geçiş güzergahlarında, rahatsız olmasınlar diye Türk Bayrakları indirilirse, aksi ve arızi bir tablo vücut bulmuş olacak mı?

* Mesela, adayları Tayyip Erdoğan, Türk Devleti ve Milleti için “BEKA” sorunu yaratan Büyük Ortadoğu Projesi’ne ‘Eşbaşkan’ olursa, bu görevlendirme, aksi ve arızi bir durum olarak kabul edilecek mi?

* Mesela, adayları olan beyefendi, İmralı’daki teröristbaşıyla, pyd’nin elebaşıyla görüşmeler yapar veya yaptırırsa, bu aksi ve arızi durum tarifine girecek mi?

* Mesela, Türk Milleti’nin dişinden tırnağından artırarak kurulan fabrikalar haraç mezat satılmaya kalkılırsa, Devlet Bahçeli Bey bu girişimi aksi ve arızi bir durum olarak kabul edecek mi?

* Şühedaya Vefa’dan, Türk Milleti’ne Beka’dan, ve Millî Duruş’tan bahseden Sayın Bahçeli, bunlardan herhangi birini yaptığı ya da yaptırdığı takdirde, Tayyip Erdoğan’ın adaylığını desteklemekten vazgeçecek mi?

“Şühedaya Vefayı, Millete Bekayı ve Millî Duruşu” zerre umursamayarak atılan bu adımlar, her Türk Milliyetçisi için, “Aksi ve Arızi” durumun da ta kendisidir..

Daha ne olmalı ki, “Aksi ve Arızi” kabul edilsin?

* Gözümüzün önünde olan bitenleri alt alta sıraladığımızda, engel olamadığımız için, kendimizi “Şühedaya mahcup”, “Milletimizin Bekasını tehlikede” ve “Millî Duruş sergileme” mecburiyetinde hissederken, Türk Milliyetçiliği iddiasıyla siyaset yapan bir siyasetçinin, bu işin sorumlusunu ‘Kurtarıcı’ ilan etmesi, aklın alabileceği bir iş değil..

* Tüm bu gerçekler ortada dururken bunu yapabiliyorsa eğer, emin olun Milliyetçiliğinde ‘Aksi ve Arızi” bir durum vardır..

 

 

Alıntı Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | Hangisi “Aksi ve arızi bir durum” oluşturmaz? için yorumlar kapalı
Ağu 05

Altın Sözler

Altın Sözler

 

* “İki şey insanın ruhunu karartır… Konuşulması gereken yerde susmak ve susulması gereken yerde konuşmak… ” Sadi

* “İnsanların gazı alınmaz, fikri alınır.” Yücel Coşkun                                                                                       

* “Opera’da Fransız kadını gözünü, İtalyan kadını gönlünü, İngiliz kadını ağzını açıyor; kulağını açan yalnızca Alman kadınıdır.” Alman sözü                                                                                                          

* “En büyük zafer, insanoğlunun kendi kendisine hâkim olmasıdır.” Platon

* “Bilgece bir cevap istiyorsan, akıllıca soru sormalısın.” Goethe

*  “Kendinden daha güçsüz olanlara güç gösterisinde bulunanlar, ancak korkaklardır.” Voltaire

*  “Devleti ya bilgeler yönetmelidir, ya da  devleti yönetenler bilge olmalıdır” Eski Yunan sözü                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      * “İnsanlık Tarihi, aslında Düşünce Tarihi’dir.” Herbert George Wells

* “Bir insan felsefesi ortaya koymadan kültürün bütününü anlatmak, kültürün bütününü anlatmadan da bir insan felsefesi yapmak mümkün değildir. Eğitim felsefesi için her

ikisi birden gereklidir.” Ord. Prof. Dr. Hilmi Ziya Ülken         

 * “İnsanların gazı alınmaz, fikri alınır.” Yücel Coşkun                                                                                                                        

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Ağu 04

“Türkiye Açısından Enteresan Bir Dönem Başlayalı aylar oldu”

“Türkiye Açısından Enteresan Bir Dönem Başlayalı aylar oldu”

 

Sorunlar Afrin, Ege, Kıbrıs ile sınırlı değil. Rum Patrikhanesi ve Heybeliada Ruhban Okulu meseleleri ile ilgili uzun bir süredir ses çıkmıyordu. Rum Patriği Bartholomeos hayli bir zamandır suskundu. Patrikhane yanlısı ya da uzantısı durumunda olan web sitelerinde de bu suskunluk var. Vardı demiyoruz çünkü an itibariyle var! Patrikhane’nin en ufak aktivitesini çokça fotoğraf eşliğinde paylaşan yaklaşık 10 site var ki; dinî konular ve Patrikhane’ye gelen giden ziyaretçiler dışında suskunluk içindeler. Şubat başından itibaren Ekümeniklik talepleri, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması gibi konular başta ABD ve AB’den gelen desteklerle yine başladı.

Şubat’ta Patrikhane ve Helenizm Trafiği!

6 Şubat 2018’de dini bir etkinliği bahane ederek, ayinin ardından Heybeliada Ruhban Okulu’nda, okulun yeniden açılması için Türkiye’de bulunan misyonlardan Büyükelçi ve Başkonsolos düzeyinde kişilerin de katıldığı ‘Halki İlahiyat Okulu’nun yeniden açılması için Ekümenik Patriğin yeni çağrısı‘  adı verilen bir toplantı düzenlenmiştir.

 

Katılanların bir kısmı şunlardır:

Rum Patriği Bartholomoes, İsviçre Metropoliti Jeremiah, Trannopoulos Metropoliti Germanos, Myriophytos ve Peristasis Metropoliti Ireneios, Myra Metropoliti Chrysostomos, Yunanistan Büyükelçisi Evangelos Sekeris, İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu Başkanı Nikolaos Uzunoğlu, Aristotle Üniversite’sinden Prof. Despo Lialiou, Bulgar Vakfı Üyesi (Archon) Dimitri Atanasof ve eşi, Bulgaristan Milletvekili Vaselin Mareshki.

 

Bir Yandan da Pontusçuluk!

An itibariyle Dünya’nın birçok yerinde sözde Pontus soykırımı toplantıları yapılmaktadır. Bu bağlamda 9 Şubat 2018’de İstanbul’daki Zoğrafyon Rum Lisesi’nde sekizinci kez uluslararası koro festivali yapılmış ve bu festivale ağırlıklı olarak Pontus adı taşıyan gruplar katılmıştır. Bu organizasyon için de Pontos News haber sitesinde 6 Şubat’ta çıkan bir haber ve Zoğrafyon Lisesi web sayfasında ‘Zoğrafyon’un 8. Uluslararası Koro Festivali Gerçekleşecek’ şeklindeki 3 satırlık duyuru dışında bilinen Yunan/Rum kaynaklarında öncesinde ve sonrasında haber çıkmadı.

Oreokastro Pontuslular ve Arkadaşları Birliği, AHEPA Pontuslular Derneği (American Hellenic Educational Progressive Association), Kuzey Yunanistan Pontuslular Evi, Lagada Pontuslular Derneği katılımcılar arasında yer aldı.

Oreokastro Pontuslular ve Arkadaşları Birliği ile gelen bir yönetici Türkiye karşıtı Pontus gruplarında çok aktif bir kişi olarak görünen ‘Herakles Tsakalidis‘dir. Kısa bir süre önce verdiği bir röportajın başlığı ise şöyledir:

 ‘Pontus Helenizminin Gerçekliğini Talep Etmek İçin Mücadele Edilmeli ‘

 

ABD Temsilciler Meclisi Üyeleri

7 Şubat 2018’de ABD Temsilciler Meclisi’nin iki ayrı partiden iki üyesi Kongre’ye bir önerge verdi! Carolyn Bosher Maloney: ABD Demokrat Parti’den Temsilciler Meclisi üyesidir. Gus Michael Bilirakis: ABD Cumhuriyetçi Parti’den Temsilciler Meclisi üyesidir. Bu iki ayrı partinin temsilcisinin ortak noktası; ‘Helenik Suçlarla Mücadele Kongresi‘ adı altında kurulmuş bir sivil toplum kuruluşunun kurucu üyeleri olmalarıdır.

Carolyn Bosher Maloney ile Gus Michael Bilirakis Türkiye’yi Ekümenik Patrikhanenin hak ve din özgürlüklerini ihlal etmeyi durdurma çağrısında bulunan 732 sayılı bir karar tasarısı çıkarttılar. Türk Hükümetini, uluslararası hukukun yanı sıra Türkiye’nin yıllardır üye olmaya çalıştığı Avrupa Birliği tarafından tanımlanan dini özgürlüklere ve haklara da saygı göstermeye çağırdılar.”

Bırakın bu olup bitenlerden sizi haberdar etmeyi, bu tezgahları çevirenlere “eyt”, “üyt” yaptığını duydunuz mu?.. O zaman yukarıdaki soruya doğru cevap verin lütfen; Ayakta mı uyuyorsunuz be kardeşim!..

 

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | “Türkiye Açısından Enteresan Bir Dönem Başlayalı aylar oldu” için yorumlar kapalı
Ağu 03

GİTTİ

GİTTİ

 

Hükmediyor bakış söze

Can gönül aynası göze

Her ifade vurur yüze

Güneş gibi baktı gitti

 

Gönüllerin gitti hası

Çağırıyor yürek pası

Çıkarcı bir aşk fırkası

Pazarlara çıktı gitti

 

Yaşamaktan bıkmış gibi

Zıvanadan çıkmış gibi

Tufan olup yıkmış gibi

Can bedenden bıktı gitti

 

Oynar bilse yer yerinden

Zalim sevgi kederinden

İçten içe ta derinden

Her tarafı yaktı gitti

 

Sevgisi çok olmuş birden

Bıkmış yılmış o kibirden

Benlik denen müthiş kirden

Gönülleri yıktı gitti

 

Öfkesi var bir nâr gibi

Fokur, fokur kaynar gibi

Rus ruleti oynar gibi

Şakağına sıktı gitti

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , | GİTTİ için yorumlar kapalı