Oca 20

Başkanlık ve parlamenter sisteme veda (3)

Başkanlık ve parlamenter sisteme veda (3)                                                                                                                                                                                                          www.kenansahbaz.com

Malavi deyip geçmeyelim…

Şekil a’dan da anlaşılacağı üzere dünyaya rejim ihraç eden ülkelerden!.. Biz parlamenter sistemin kötülüğünü ancak yarım yüzyıldan fazla zamanda anlayabilirken, onlar topu topu 2 yaşındaki parlamenter sistemden sıkıldılar ve 1966’da başkanlık sistemine geçtiler…

Doğaldır ki, ‘kurucu Başbakan’ bir anda ‘kurucu Başkan’ oldu… Şef Banda “Yemişim parlamentoyu” dedi ve devleti kararnamelerle yönetmeye başladı… Banda literatüre uygun bir diktatördü artık… Başkan olarak 5 yılı tamamladıktan sonra ‘halkı zahmetten kurtarmak’, ülkede seçim filan tekrarlarıyla ortaya çıkan israfı önlemek için kendisini ‘ömür boyu başkan’ ilân etti…

Tabii bunlar medeniyet ve demokrasi sahalarında görmek istediğimiz hareketler olarak tarihe geçti!.. Malavi’de demokrasi öyle gelişti öyle gelişti ki, parlamento seçimlerinde her bölgeden 5 vekil öneriliyor, Şef Banda da bunlardan birini seçip parlamentoya alıyordu… İstediği zaman da parlamentodan atıyordu…

Şef Banda tam bir çevreciydi!.. Etrafta müthiş bir mıntıka temizliği yaptı!.. Muhalefeti tamamen bitirdi!.. Parlamentonun yükü azaltıldı, Başkan’ı hiçbir şekilde sorgulayamayacak kimliğe kavuşturuldu!.. Parlamento az daha Belediye Bando Müdürlüğü’ne bağlanacaktı ama Şef’in ömrü vefa etmedi!..

 

Kaynak: Servet AVCI

Posted in Gündem | Tagged , , , , | Başkanlık ve parlamenter sisteme veda (3) için yorumlar kapalı
Oca 19

KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR

KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR                                                                                                                                                                                                                           www.kenansahbaz.com

” Enver Paşa Atatürk’ü, Sofya’ya askeri ataşe olarak görevlendirir. Bulgaristan henüz 5 yıllık bir devlettir. Atatürk İstanbul’dan gittiği için üzgündür. Genel olarak diplomatik erkanın kahvaltı ettiği bir pastane vardır Sofya’da.
Bir sabah bir köylü girer pastaneye. O gün Atatürk de orada kahvaltısını etmektedir. Köylü bohçası vardır yanında, bir masanın yanına oturur. Bir garson gelir, köylü süt ve kek ister. Garson ise köylünün pastaneden ayrılmasını ister. Köylü itiraz eder. Birkaç garson daha gelip köylünün dışarı çıkmasını tekrarlarlar Köylü bu davranışa öfkelenir ve bağırmaya başlar. ” Senin sattığın sütü ben üretiyorum, senin sattığın pastanın, böreğin, çöreğin ununu ben üretiyorum. Peynirini, yoğurdunu ben üretiyorum. Pastana koyduğun meyveyi ben üretiyorum ve sen benim ürettiklerimi bana vermiyorsun öyle mi? Hayır çıkmıyorum ve kahvaltımı burada yapacağım” der.
Herkes suspus olur. Köylünün istedikleri masasına gelir, kahvaltısını yapar ve masaya bir miktar parayı fırlatarak çıkar ve gider.
Atatürk bütün bu olanları dikkatle izler. Küçük not defterine şu notu yazar. “Bir gün Türk köylüsü de bu köylü gibi cesurca hakkını ararsa millet olduk demektir “der ve şu önemli sözleri o notun altına yazar. “ KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR”.

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , | KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR için yorumlar kapalı
Oca 18

“TÜRK TOPRAKLARINDA DALGALANAN YUNAN BAYRAĞINA SEYİRCİ KALMAYIN”

“TÜRK TOPRAKLARINDA DALGALANAN YUNAN BAYRAĞINA SEYİRCİ KALMAYIN”                                                                                                                          www.kenansahbaz.com  

Ümit Yalım’ın AKP, CHP ve MHP mebuslarına belgeleriyle yolladığı mektubun içeriği!..

Yalım mektubunda diyor ki; “Genelkurmay Başkanlığı’nda, 2009 yılının başında yapılan toplantıda bir diplomat tarafından, adaların AKP hükümetinin bilgisi dahilinde işgal edildiği itiraf edilmiştir.” Yalım’a sordum “kim bu diplomat” diye. İsim vermedi ancak şunları söyledi;

“Dönemin Genelkurmay karargahında görevli, şu anda AKP Milletvekili emekli Tümgeneral Şirin Ünal’a sorsunlar o biliyor. O söylesin.”

 

Yunan askerleri vatan topraklarında

Misâk-ı Millî ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı 2004 yılından beri tam 13 yıldır Yunan işgali altında. Vatan topraklarında Yunan bayrağı dalgalanıyor, vatan topraklarında Yunan askerleri elini kolunu sallayarak dolaşıyor.

Tayyip Erdoğan, kendi döneminde Yunanistan’a alenen verilen 18 Ada ve 1 Kayalığın sorumluluğunu Lozan’a yüklemeye çalışıyor. Ancak Erdoğan akıntıya karşı kürek çekiyor. Lozan Antlaşması’nın 15. Maddesine ek olarak konulan 2 no.lu haritada, İtalya’ya verilen toplam 14 adanın isimlerinin altı kırmızı çizgi ile çizilmiştir. Erdoğan, Lozan Antlaşmasında verilmeyen ve haritada altı kırmızı çizgi ile çizilmeyen 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığını 2004 yılında alenen Yunanistan’a vermiştir. Ayrıca Genelkurmay Başkanlığı’nda, 2009 yılının başında yapılan toplantıda bir diplomat tarafından, adaların AKP hükümetinin bilgisi dahilinde işgal edildiği itiraf edilmiştir.

TBMM’deki bütçe görüşmeleri sırasında gündeme gelen, “18 adanın 1947 Paris Antlaşması ile verildiği” iddiası da gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na katılmadığı için Paris Konferansı’na davet edilmemiştir. Ayrıca, Türkiye 1947 Paris Antlaşması’na da taraf değildir. Paris Antlaşması’na taraf olan Amerika tarafından 1957 yılında çizilen haritada da Erdoğan döneminde işgal edilen adaların 12 ada deniz sınırlarının dışında ve Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğu açıkça gösterilmiştir.

 

Sevr Antlaşması’na nasıl döndük?

Erdoğan ve AKP Hükümetleri yönetimindeki Türkiye Cumhuriyeti, Ege Denizi’nde, Lozan Antlaşması’ndan Sevr Antlaşması şartlarına keskin bir dönüş yaptı. İşte somut örnekler;

* Lozan Antlaşması’nda verilmeyen 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı Yunan askerine teslim edildi.

* Devletin birliği ve tekliği ortadan kalktı, otorite Yunanistan ile paylaşılarak, Türkiye’nin batısında ikili devlet düzenine geçildi. İzmir, Aydın ve Muğla illerimiz birisi Türk diğeri Yunan olmak üzere ikişer vali ve ikişer belediye başkanı tarafından yönetiliyor.

* Türk topraklarında birisi Türk diğeri Yunan olmak üzere iki Başkomutan bulunuyor.

* Yunanistan, Ege Denizi’ndeki adalarımızda vergi topluyor.

* Yunanistan, Ege Denizi Türk karasularında tekne ile dolaşan vatandaşlarımızı öldürüyor, tutukluyor ve yargılıyor. Erdoğan ve AKP Hükümetleri Yunanistan’a müzik notası bile veremiyor.

* Yunan Kara Kuvvetleri Türk topraklarında tatbikat yapıyor.

* Yunan Deniz Kuvvetleri Türk karasularında tatbikat yapıyor.

* Yunan Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri uçak ve helikopterleri Türk hava sahasında uçuyor.

* Yunan Cumhurbaşkanı, Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ile Yunan askerleri ve Yunan vatandaşları, Ege’de işgal edilen Türk adalarına elini kolunu sallayarak ve pasaportsuz giriş ve çıkış yapıyor.

* Türk vatandaşları ise Ege’de işgal edilen Türk adalarına pasaportla giriş yapıyor.

* Başbakan Binali Yıldırım, İzmir Koyun Adası’na Yunan polisi ve gümrük kontrolünden geçtikten sonra pasaportla giriş yaptı. Binali Yıldırım’ın, Yunan bayrağı ve pasaportla girdiği İzmir Koyun Adası’na, Yunan Savunma Bakanı ve Komuta kademesi, elini kolunu sallayarak ve pasaportsuz girdi.

* Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Aydın Marathi Adası’na pasaportla giriş yaptı.

Türk topraklarında dalgalanan Yunan bayrağına ve elini kolunu sallayarak dolaşan Yunan askerlerine seyirci kalmayın!.. Vatan toprağı namustur. Bu ülkenin ekmeğini yiyen ve suyunu içen her Türk vatandaşı, vatan toprağına yani namusumuza, demokrasi ve hukuk kuralları içinde sahip çıkmalıdır!..”

Sayın vekiller!..

“Danışmanım yanlışlıkla silmiş. Mektubu görmemiştim” bahaneniz de artık ortadan kalktı!..

Aha bu köşede nal gibi duruyor!..

Hatırlatıcı not; Sevr Antlaşması’nı imzalayanlar ve Saltanat Şûrasında antlaşma hakkında olumlu oy kullananlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 19 Ağustos 1920‘de vatan haini ilan edildi.

 

Kaynak: Ahmet TAKAN

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | “TÜRK TOPRAKLARINDA DALGALANAN YUNAN BAYRAĞINA SEYİRCİ KALMAYIN” için yorumlar kapalı
Oca 17

Bayrak Şairi Arif Nihat Asya’dan Altın Sözler

Bayrak Şairi Arif Nihat Asya’dan Altın Sözler                                                                                                                                                                                           www.kenansahbaz.com 

*KaIemini bir siIah gibi değiI, bir kaşık gibi tut yoksa aç kaIırsın.

*İçimizden biri köprü oImaya razı oImazsa, kıyamete kadar bu suyun kıyıIarını bekIeriz.

*Bir kuşa yeten yuva iki kuşa da yeter.

*Düşünüyorum, o haIde varım.” demiş descartes ama Arif Nihat Asya ise “hayır, *DüşünüIüyorum, o haIde varım.” demiştir.

*Kökü, tad, sıcak. Sende her aradığım vardı.  Seni soğuk buIanIar, ısıtamayanIardı.

*GözIer kaIbin aynasıdır. Ama sen yine de gözüne kaIbini sorma.

*BiIIur en güzeI kahkahasını kırıIırken attı.

 *Bütün duaIarımızda uzun yaşamak isteği var. Eni oImazsa bir ömrün, boyu oImuş ne çıkar.

*O da bir gazi oImak istedi. Fakat ona anIatmak gerekti ki, şehid oImayı göze aImıyan gazi oIamaz.

*Duvarda bir gedik açmaya bir taşın eskimesi yeter.

*Bu kitabın kaç dakikada okunduğunu bırak, kaç senede yazıIdığını düşün.

*KuIun oIarak doğmasaydım, kendiIiğimden geIir fahri kuIun oIurdum AIIah’ ım. Bir saçı okşamaz, bir aInı serinIetmez, bir yeIkeni şişirmez, bir eteği havaIandırmazsın. NeyIeyim senin gibi rüzgarı.

*Işığı önüne aI, yürü! GöIgen arkadan ister geIsin, ister geImesin.

 

*İnanmak;  basamakIarını çıkamadığı yere kanatIarınIa tırmanmak.

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , | Bayrak Şairi Arif Nihat Asya’dan Altın Sözler için yorumlar kapalı
Oca 16

Başkanlık ve parlamenter sisteme veda (2)

Başkanlık ve parlamenter sisteme veda (2)                                                                                                                                                                                                      www.kenansahbaz.com

 “Gana bize uymaz” diyenlere Zimbabve verebiliriz!.. Ülkeyi 1980’den 1987’ye kadar Başbakan olarak yöneten Mugabe Reis’i Başbakanlık kesmedi!.. Ülkede anayasa değiştirildi ve başkanlık sistemine geçildi…

Parlamenter sistemin verdiği güçten memnun olmayan, ‘daha fazla, en fazla, daima fazla’ güç isteyen Mugabe Reis ‘zayıf parlamento’lu sistemde Başkan oldu… Bugün 92 yaşında olan, genç ve istikbal vaat eden Mugabe Reis hâlâ Zimbabve Devlet Başkanı!.. İstikrar dediğiniz de budur zaten!..

 

Kaynak:  Servet AVCI

Posted in Gündem | Tagged , , , | Başkanlık ve parlamenter sisteme veda (2) için yorumlar kapalı
Oca 15

Uyan TÜRKİYE!

Uyan TÜRKİYE!                                                                                                                                                                                                                                                                                    www.kenansahbaz.com

 

Benliğinden almak isterler seni

Bu derin uykudan uyan TÜRKİYE!

Uçuruma salmak isterler seni

Bu derin uykudan uyan TÜRKİYE!

 

Müslüman şehrinde kilise niye?

Çanlara koşan var uygarlık diye(!)

Hainlik, soysuzluk şimdi hediye

Bu derin uykudan uyan TÜRKİYE!

 

Her an lağım olup akmadılar mı?

Boyunlara haç’ı takmadılar mı?

Bazen bayrağını yakmadılar mı?

Bu derin uykudan uyan TÜRKİYE!

 

Yüzsüzlükler çeşit çeşit insanda

Kurtuluşu ara millî mekânda

Titreyiver, kendine dön bir anda

Bu derin uykudan uyan TÜRKİYE!

 

Sen kendi kozanı gel de ör artık

Gözünden perdeyi sil de gör artık

Badem gözlüler de şimdi kör artık

Bu derin uykudan uyan TÜRKİYE!

 

Gözbebeğimizde sönmeyen bir fer

Vatanı koruyan eşsiz bir nefer

İyi düşün hata yapma bu sefer

Bu derin uykudan uyan TÜRKİYE!

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , | Uyan TÜRKİYE! için yorumlar kapalı
Oca 14

Anatolia Minerals Development Ltd. Şirketi’ Türkiye’de Maden mi Arıyor?

Anatolia Minerals Development Ltd. Şirketi’ Türkiye’de Maden mi Arıyor?

www.kenansahbaz.com

Türkiye topraklarının neredeyse yarıya yakınında maden arama imtiyazı verilen Rio Tinto’nun kurduğu Anatolia Minerals Development Ltd. Şirketi’nin kendi İnternet sitesinde gösterdiği maden arama imtiyaz haritaları ile Barzani’nin partisinin İnternet sitesindeki Büyük Kürdistan Haritası birebir aynıdır.  Doğu Karadeniz’de aynı şirkete verilen imtiyaz hakkı da hayali Rum Pontus devletinin sınırları ile birebir aynıdır!

Şirketin tanıtım broşürünün başlığı, “Türkiye Federal Devleti” şeklindeydi ve Türkiye’nin 7 ayrı bölgesinde, 2 milyon hektarlık alanda maden arama imtiyazı elde ettiği bildiriliyordu. Bu bölgeler, “Yenipazar, Armutbeli, Saimbeyli, Keban, Baskil, Karadeniz Bölgesi ve Tunceli” olarak bildiriliyordu.

Daha yüzlerce örnek verebilirim. Yunan ordusu, İzmir’den Polatlı’ya kadar Türk topraklarını işgal hakkını Sevr Andlaşması’na dayandırmıştı!

Peki 61 bin 750 Amerikan askerinin, Türk topraklarını işgalini öngören tezkereyi imzalayıp Meclis’e gönderen kimdi!

2009 yılında kurulan Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Üst Kurulu, azınlık haklarıyla ilgili reformlara tepkileri “Sevr paranoyası” olarak nitelendirmişti.

Türkiye’nin önüne Sevr tezgâhının konulmasına AKP de hizmet etmiştir!

 

Kaynak: Arslan BULUT

 

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , | Anatolia Minerals Development Ltd. Şirketi’ Türkiye’de Maden mi Arıyor? için yorumlar kapalı
Oca 13

Akıl sağlığımız yerinde mi?

Akıl sağlığımız yerinde mi?

www.kenansahbaz.com

Ey 65’ini dolduran vatandaş! Eğer arsa, tarla ya da emlak sahibiyseniz bunları satmanız artık zor. Sizden “akıl sağlığı yerindedir” raporu isteniyor. Önce hastaneye gidip “gerekli izni” alacaksınız ondan sonra işlem yapılabilecek. Bu kararı alanlara bir sorum var; TBMM’ye, hatta Bakanlar Kurulu’na iyi bakın. Bunların arasında kaç tane 65’i devirmiş isim var. Niye onlardan “beyni sulanmamıştır belgesi” istenmiyor. Bir de dışarıdan örnek verelim.

ABD’nin, aslında dünyanın patronu Trump bile 70’ini çoktan devirdi!

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | Akıl sağlığımız yerinde mi? için yorumlar kapalı
Oca 12

Başkanlık ve parlamenter sisteme veda (1)

Başkanlık ve parlamenter sisteme veda (1)                                                                                                                                                                                                         www.kenansahbaz.com

 

‘Güçlü iktidar, ışık hızıyla kalkınma’ parolasıyla başkanlık sistemine geçen 3 ülke: Zimbabve, Gana ve Malavi… Dünya 5’ten büyük, bu ülkeler de dünyadan büyük!..

***

Gana’yı takdir etmemek mümkün değil!.. Başbakan Kwame Nkrumah 1960’ta referandumla ülkesini başkanlık sistemine geçirdi, kendisi de Başkan oldu… İlk yaptığı işlerden birisi ülkedeki muhalefet partilerini referandumla yasaklamak oldu…

Gana’da Gana Hareket Partisi var mıydı, onlar başkanlık sistemine geçilirken “Yahu bu başkanlık sistemi değil, aslında cumhurbaşkanlığı sistemi, fiilî durumu hukukî hâle getiriyoruz, endişeye mahal yok” dediler mi bilmiyoruz… Bildiğimiz şu: Sonuçta bütün partiler karambole gitti…

Eski Genel Sekreterine göre Nkrumah’ın sistem değişikliğine gerekçe olarak “Kafasında hızlı bir gelişme hamlesi fikri vardı. Bunun için en iyi yöntemin gücü başkanlıkta toplamak olduğunu düşündü. Başkanlığın ekonomik ve sosyal ilerleme için kritik olduğunu düşünüyordu…”

Bizimkiler 15 Temmuz gibi tehlikelerin yaşanmaması için bu sistemi savunuyorlar ya… Hatırlatmakta fayda var: Gana’da Nkrumah’ın ‘garantili’ başkanlık sistemi 1966 askerî darbesiyle toprak oldu!.. 

 

Kaynak: Servet AVCI

Posted in Gündem | Tagged , , , , | Başkanlık ve parlamenter sisteme veda (1) için yorumlar kapalı
Oca 11

“ASLINA HUU… NESLİNE HUU!”

“ASLINA HUU… NESLİNE HUU!”                                                                                                                                                                                                                                         www.kenansahbaz.com

Zamanında bir hükümdar, vezirlerine şöyle bir emir vermiş: “Tebeamdan bana Hızır aleyhlsselâmı bulup getirecek bir kul var mıdır? Araştırılsın!..”

O günden tezi yok, memleketin dört bir yanına dellallar çıkartılmış. Meğer devlet elinin erişmediği uzaklarda bir yerde pek yoksul bir ihtiyar yaşarmış. Adamcağız uzun uzun düşündükten sonra, “Eğer bazı şartlar öne sürerek bu İşe talip olursam, Ahir ömrümde birkaç zaman olsun bolluk ve refah yüzü görürüm. Hükümdarın, tebaası olarak bizi arayıp sorduğu mu var? Hem ola ki talih yaver gider” deyip, sarayın yolunu tutmuş.

Hükümdar, ihtiyara 40 gün süre tanıyıp her türlü isteğinin yerine getirilmesini ferman buyurmuş, ihtiyar, o 40 günde ne kadar kendisi gibi fakir fukara varsa doyurmuş, yardımda bulunmuş. Kırkıncı gün sarayın adamları kapıya dayanmışlar ve “Buyur efendi, gidiyoruz!”demişler. Zavallı ihtiyar, sayılı günün çok çabuk geçtiğini bilerek emre rızâ göstermiş. Yolda yanlarına bir fakır derviş takılmış ve “Ben de sizinle geleyim ve sarayı bir kez olsun göreyim”demiş. ihtiyar buna da râzi olup huzura beraberce varmışlar. Hükümdar, ihtiyara bakmış; o da hükümdara bakmış. Ortada ne Hızır var, ne mazeret. Adamcağız durumu anlatacakken, hükümdar ateş püskürür vaziyette en büyük vezirine sormuş:
— Efendi, söyle; bu densize ne ceza verelim?
— Hünkârım, bu adamı 40 katırın kuyruğuna bağlayıp sürütelim.
— Aslına huuu… Nesline huuu!.. (Yani, aslını da Allah’a hava le ettim, neslini de! demek istiyor. Böylece iyiler için duâ, kötüler için de beddua etmiş oluyor) diye bir ses duyulmuş, ihtiyarın yanına takılıp gelen fakir dervişten…

Sultan sesini çıkarmamış ve ortanca vezirine sormuş:

— Söyle bre, bu herife ne yapalım?
— Bu herifi keşkek edip leşini köpeklere yedirelim.
— Aslına huuu… Nesline huuu!.. demiş yine fakir derviş. Padişah ona sert sert bakmış. Sonra aynı suâli küçük vezirine sormuş. Cevap:
— Yüce sultanimi Bu zavallı ihtiyar zaten ömrünün sonuna yaklaşmış. Yoksulluk ve devletin ilgisizliği yüzünden bir yalana tevessül etmiş. Kaldı ki aldığı her kuruşu fakir fukaraya dağıtmış. Affetmek büyüklük alâmetidir. Büyüklüğünüzü gösterip bağışlayıveriniz.

— Aslına huuu… Nesline huuu!.. demiş yine derviş. Padişah öfkeyle sesin geldiği tarafa dönerek kükremiş:
— Bre, sen kim olasın ve niçin hep aynı şeyi söyleyip durmaktasın? Pâdişâh huzurunda edep böyle mi olur?

Derviş hükümdarı saygıyla selâmlamış ve söze başlamış:

— Haşmetlü hünkârım! Senin büyük vezirinin babası katırcı idi. Onun için ihtiyarı katırlara sürütmek istedi. Ortanca vezirinin babası keşkekçi dükkânı işletirdi. Etin
artığını da köpeklere atardı. O da babasının yaptığını uygun gördü bu ihtiyara… Şu küçük vezirine gelince; o asîl bir vezir ailesinden gelmektedir ve vicdanı, bu ihtiyara
devlet himayesiyle mücâzât etmesini (ona göre bir karşılık vermesini) gerektiriyor. Babasından da öyle görmüştü zira…

Hepsinin sözleri, asıllarını ve fiillerini göstermekte.
Ben de o sebepten, “Aslına huuu… Nesline huuu!” diyorum.

Padişahın taaccübü artmış. Hayretler içinde bu fakirin bütün bunları nereden bildiğini merak ederek sormuş:

— Peki, derviş sen kimsin?
— Ya sen bugün kimi bekliyordun hünkârım? Sonra da önce küçük veziri, ardından da kendini işaret ederek, “İşte vezir, İşte Hızır!..” deyip ortadan kayboluvermiş.

Evet, insanoğlu elbette dediklerinden ve ettiklerinden mes’ûldür. Bugün değilse de yarın bir hesap vermesi mukadderdir. Ancak pek çok cezanın, hesap gününe kalmadan da görüldüğü vâkidir. Yani kim olsan, hangi mevkide bulunsan, bir gün ah, sitem, beddua ve ceza oklarına hedef olmak ihtimâli daima vardır. Bu sebeple, aman dikkat diyoruz. Şayet sözümüzde, özümüzde, fiilimizde dürüst olmazsak, Hızır aleyhlsselâm da necatımıza vesîle olmaz.

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , | “ASLINA HUU… NESLİNE HUU!” için yorumlar kapalı