Eki 29

CUMHURİYETİN EN ÖNEMLİ KAZANIMI GENÇLİKTİ

CUMHURİYETİN EN ÖNEMLİ KAZANIMI GENÇLİKTİ

www.kenasahbaz.com

Cumhuriyet bütün bu sorulara ve daha nicesine hazırlıklıydı. Atatürk ülke gençliğinin sağlam karakter, yüksek ahlak, sorumluluk duygusu sağlam bir ruh ve fizik yapısına sahip olmasını amaç edinmişti. Cumhuriyet, Laikliği temel prensip olarak kabul etti. Eğitimde birlik sağlandı. Liseye kadar olan öğrenciler için yazları izci kampları kuruluyor, gençler ormanlık alanlarda spor yaparak eğitiliyor, askeri eğitimden az da olsa nasip alıyorlardı. Üniversiteliler için ayrı tedbirler, ayrı kurumlar düşünülmüştü. Sakarya Savaşı’nın en çetin günlerinde Ankara’da I. Maarif Şurası toplanmış, Gazi Paşa: “Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” beyanıyla gençliği öğretmenlere teslim etmişti.

Cumhuriyet Öğretmen Okulları‘na büyük önem verdi. Çok değerli kadrolara teslim edilen Öğretmen Okulları’yla her dersin gelecekteki hocaları mükemmel yetiştiriliyordu. Günümüzde her türlü kötülük, seviyesizlik, ahlaksızlık, karaktersizlik ve dönekliğin, çıkarcılığın teslim aldığı siyaset, topluma hangi yüksek değerleri ilham ediyor? Adam yetiştirme sancısı var mı? Okullarda başarısız olunan dersten sınıfta kalma yok. Matematik ders notun yüz üzerinden 30 geçiyorsun, edebiyat notun 40 geçiyorsun, fizik, biyoloji, felsefe… Tüm bu derslerden yüz üzerinden kaç alırsan al bir üst sınıfa geçiyorsun. Bir başka ifadeyle ister öğren, ister öğrenme. Her şartta sınıfı geçiyorsun. Çocukları hiç bir şey öğretmeden mezun etmek hangi akla hizmettir? İktidar mensuplarının 15 yılda Türkiye’yi uçurduk övünmeleriyle yetiştirilen kanatsız kuşlar nereye gidecek? Bu ülkeyi yönetenler böyle bir kötülüğü bu millete nasıl lâyık görürler?

Kaynak: Kanatsız kuşlar – Agah Oktay GÜNER

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , | CUMHURİYETİN EN ÖNEMLİ KAZANIMI GENÇLİKTİ için yorumlar kapalı
Eki 28

CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN                                           

www.kenansahbaz.com

Osmanlı Devleti’nin zaferler kazanan bir subayı iken İstiklal Savaşı’nın yenilmez kahramanı olarak bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk‘ü ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmakta desteğini esirgemeyen arkadaşlarını şükranla minnetle yâd ediyor şehit ve gazilerimizi rahmetle anıyorum.

İşte Atatürk’ün Cumhuriyet ile ilgili birbirinden önemli sözleri

* “Türkiye devletinin şekl-i hükûmeti cumhuriyettir.”

* Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir. (1924)

* Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. (1933)

* Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. (1925)

* Bugünkü hükümetimizin, devlet teşkilatımızın doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki onun adı Cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir. (1925)

* Türk Milletinin tabiatına ve geleneklerine en uygun olan yönetim, cumhuriyet yönetimidir.

* Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslarıyla, Türk milletini emin ve sağlam bir istikbal yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle, büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur. 1936 (Atatürk’ün S.D. I, S. 372)

* Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır. 29 Ekim 1923 (Nutuk II, S. 814-15)

* Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız. 1923 (Atatürk’ün S.D. III, S. 71)

* Onlar, kolaylıkla anlayacaklardır ki, çürümüş bir hanedanın, halife unvanıyla başının üstünden zerre kadar uzaklaşmasına imkân kalmayacak surette muhafazasının mecburî kılan bir devlet şeklinde, cumhuriyet idaresi ilân olunsa bile, onu yaşatmak mümkün değildir. 1927 (Nutuk II, S. 831)

* Bugünkü hükûmetimiz, devlet teşkilâtımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilâtı ve hükûmettir ki, onun ismi Cumhuriyettir. Artık hükûmet ile millet arasında mazideki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükûmettir. Artık hükûmet ve hükûmet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır. 1925 (Atatürk’ün S.D. II, S. 230)

Kaynak: Cumhuriyet benliğimizdir – Orhan UĞUROĞLU

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN için yorumlar kapalı
Eki 27

YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK KİMİN İSTEĞİDİR?

YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK KİMİN İSTEĞİDİR?

www.kenansahbaz.com

Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı İsmail Hakkı Pekin, merkezi Brüksel’de bulunan, ABD derin devletinin plan ve projelerini farklı bir şapka ile açıklayıp duyuran Uluslararası Kriz Grubu’nun bir raporunu gündeme taşıdı. Aynen aktarıyorum:

Türkiye, PKK ile bu şekilde mücadele etmeye devam ederse karşılaşacağı tehditler:

* Türkiye’nin güneydoğusunda kan gövdeyi götürür.

* Türkiye’nin batısında istikrar bozulur.

* Türkiye, PKK veya IŞİD veya her ikisinden birden kaynaklanan iç savaşla karşı karşıya gelebilir.

* Türkiye ekonomisi çöker.

Bunların olmaması için alınması gereken tedbirler ya da söz konusu grubun tavsiyesi ise şunlar:

* Türkiye PKK ile hemen masaya oturmalı ve barış görüşmelerine başlamalı.

* Abdullah Öcalan bu konuda rol almalı.

* Derhal yeni bir Anayasa yazım çalışmalarına başlanmalı.

* Yeni anayasada özerk bölge yer almalı.

* Söz konusu özerk bölgenin güvenliğinin PKK tarafından sağlanacağı da Anayasa’da belirtilmedir.

Türkiye’de Başkanlık sistemine neden ihtiyaç duyulduğunu bizzat Başkan olmak isteyen kişi özetle şöyle  tarif ediyor “Seçilmişlerin aldığı kararları atanmışlar engelliyorlar. Bu kalkınmanın önündeki bir engel!”

Seçilmişler dediğinden anladığımız aslında hükümetin kendisi… Muhalefet de seçilmişlerden oluşuyor ancak ne derece dikkate alındığının takdirini siz yapın…

Atanmışlar ise yüksek yargı, hâkimler, savcılar, özeti; yargı ve denetim sistemi ile Anayasa Mahkemesi… Yani seçilmişlerin yaptıklarını hukuk ilkeleri doğrultusunda, anayasa zemininde denetleyen yargı üyeleri ve bürokratlar…

Saray denetim istemiyor!

 

Kaynak: BOP’un Balyoz’u: Yeni anayasa ve başkanlık – Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

 

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , | YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK KİMİN İSTEĞİDİR? için yorumlar kapalı
Eki 26

“Biz kafa götürüyoruz!”

“Biz kafa götürüyoruz!”

www.kenansahbaz.com

 

Birinci Dünya Harbi sonunda, yani Mütareke esnasında, Kafkas cephesinde Kâzım Karabekir‘in kurmay başkanı iken, tedavi için izinli olarak İstanbul’a gelen Hüsrev Gerede başından geçenleri şöyle anlatıyor:

Bir gün Mustafa Kemal Paşa‘nın beni görmek istediğini söylediler.

Şişli’deki evine gittim, emirlerini sordum. 3. Ordu Müfettişliği’ne tayin edilmiş olduğunu söyleyerek, ‘Sizi erkân-ı harbiyeme almak istiyorum’ dedi.

Derhal muvafakat ederek, düşman işgali altındaki İstanbul’da, ancak kendilerini ziyaret etmek için üniformamı giydiğimi söyledim.

‘Şimdi neyle meşgulsün?’ diye sordu. Cevap verdim:

-Millî sahada, vatandaşlarımızı ikaz etmek üzere arkadaşlarımla çalışıyorum. Aynı zamanda Memleket gazetesine müstear isimle yine vatani ve millî konularda yazılar yazıyorum.

Dedi ki:

-Düşman süngüsü altında millî birlik olamaz. Ancak hür vatan topraklarında, hamiyetli, fedakâr arkadaşlar, el ele vererek memleketin istiklâli ve milletin hürriyeti için çalışabilirler. Ben de zaten onun için gidiyorum.

O anda İstanbul’a çöken kâbustan sıyrılmış gibi ruhumun bir ümit ışığıyla birdenbire aydınlanmış olduğunu hissettim, ‘Yarından itibaren emrinizdeyim Paşam’ dedim ve tarif edilmez bir heyecanla evime giderek çantamı hazırlamaya başladım.

Birkaç gün sonra da Samsun’a birlikte hareket ettik. Fakat henüz İstanbul’dan ayrılmadan, Kavaklar hizasında iken, Mustafa Kemal‘in bu sefere ne maksatla çıktığını bir daha belirten, çok enteresan bir hadiseye şahit olduk. Karadeniz’e çıkmak üzere iken vapurumuz durdu. Bir motor ile yanaşan işgal devletleri zabitleri güverteye çıktı.

Biz, ne oluyor, bunlar ne istiyor diye bakınırken Mustafa Kemal, kaptana sordu:

-Bu herifler niçin gelmişler?

Kaptan ‘Efendim, silâh ve cephane arıyorlarmış’ deyince Mustafa Kemal güldü:

-Sersem herifler! Cephane ve silâh değil, biz kafa götürüyoruz!”

Kaynak: (Hilmi Yücebaş, Atatürk’ün Nükteleri, Fıkraları, Hatıraları, Yeni Matbaa, İstanbul 1963, S. 90)

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , | “Biz kafa götürüyoruz!” için yorumlar kapalı
Eki 25

Türkiye’nin geleceğini karatmak

Türkiye’nin geleceğini karatmak
www.kenansahbaz.com

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM’de yaptığı konuşma “Meydan okudu, BM’yi titretti” başlıklarıyla basında yer aldı.
Ancak satır arasında bizi en çok ilgilendiren konu hiç şüphesiz Suriyeliler meselesiydi. Çünkü vatandaşlar bu konuda epey şikayetçi. Cumhurbaşkanı konuşmasında vatandaşlıkla ilgili, “Mülteciler için harcamamız 12 milyar doları aşmış durumdayız. Tüm dünyadan aldığımız toplam destek sadece 512 milyon dolardır. Sığınmacıları kamp hayatına mahkum etmek istemiyoruz. Çadır kentlerde bu süreci devam ettirmek istemiyoruz. 3 milyonun içerisinden 300 bini çadır kentlerde misafir edilirken diğerleri de evlerde kalmaktadır. Kendi ayakları üzerine durabilmelerini sağlamak için çalışmalarına izin veriyoruz ve vatandaşlık süreçlerini de başlatmış vaziyetteyiz” ifadelerini kullandı.
Bu sözlerden, İstanbul’da sayıları neredeyse Türklere yaklaşan Suriyeli Kürtler ve Arapların vatandaşlık kararı sonrasında daha da artacağı anlaşılıyor.
Demek ki bugüne kadar gördüklerimiz buzdağının sadece bir bölümüydü…

Mültecileri almaya devam edeceğiz
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ise TRT Haber’e dün yaptığı açıklamalarda çarpıcı veriler paylaştı. Okul çağında olan 700 bine yakın Suriyeli çocuğun okullara yerleştirilme çalışmalarının tüm hızıyla sürdüğünü belirten Kalın, “Türkiye kamuoyunda da zaman zaman ‘Ne oluyor. Zaten bu kadar yardım yapıyoruz. Bir de vatandaşlık vereceğiz. Acaba bizim elimizdeki birtakım imkanlar mı alınacak?’ gibi bazı sorular soruluyor. Anadolu toprakları tarih boyunca hep bu tür mazlumlara kapılarını ve gönlünü açmış bir coğrafyadır. Bugüne kadar Türkiye, bundan hiçbir zaman kaybetmedi, kazandı” ifadelerini kullandı.
Bu sözlerden anlaşılıyor ki vatandaşlık süreci artık tüm hatlarıyla, detaylarıyla başlamış durumda.
Suriyelilerle ilgili asayiş problemi önlemeyecek bir şekilde artar, zengin Suriyeliler emlak piyasasını darma duman ederken, Kilis gibi illerimizde Türk nüfusu azınlık haline gelirken, vatandaşlık sürecinin başlatılmasının mantıklı bir izahını yapamıyoruz.
Göz göre göre Türkiye’nin kurucu demografik yapısı değiştiriliyor, Türklük el birliğiyle geri plana itiliyor.
Suriyelilerin sadece İstanbul’daki varlıkları birçok iş kolunda ciddi sorunlara yol açmış durumda. Çoğu patron, pahalı olduğu için Türk işçileri çalıştırmamaya başladı.
Gayriresmi rakamlarla 5 milyona yaklaşan Suriyelilere vatandaşlık vermek, Türkiye’nin geleceğini karartmaktır.
Hem de göz göre göre!

Kaynak: Geleceğimizi karartmayın! – Batuhan ÇOLAK

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | Türkiye’nin geleceğini karatmak için yorumlar kapalı
Eki 24

Atsız’dan

Atsız’dan                                                                                                                                                                                                                                                                   www.kenansahbaz.com

» İki millet arasındaki gerginlik ikisi arasında kalmıyorsa bunun sebebi, o ikisi arasındaki savaş sonunda doğacak durumun şu veya bu milletleri de başka açılardan ilgilendirecek nitelik taşımasıdır.
» İktisadi doktrinler çabuk değişir, değişmeyen prensipler, milliyetçilik prensipleridir.
» İlim ve hakikat, siyasetin oyuncağı olamaz.
»İlk düşüneceğimiz şey: Türkiye’de Türk Kültürü’nü hakim kılmak, yabancı tesirleri silkip atmaktır.
» İnsanları insan yapan, büyük bir düşüncenin ardından koşmalarıdır. İnsan, şeref için ve muhteşem saydığı bir gaye için ölmesini bilen yaratıktır.
» İnsan meziyet sahibi olmaya mecburdur.
» İstek ve inanç, her güçlüğü devirir.
»Kendimize dönelim. Ahlak, edebiyat, musiki, giyim, zevk, yemek, eğlence, hukuk, aile, adet, anane ve her şeyde milli olalım.
» Kıbrıs davası er-geç bir çözüm yoluna girecektir. Nasıl gireceğini bilemiyoruz. Çünkü bizim için Kıbrıs davasının çözümü, ancak Kıbrıs’ın Türkiye’ye katılmasıyla mümkündür. Bugün bu kadarı olamayacaktır ama, Türkçülük ülküsüyle yetişen bir gençlik var ki, onlar yarın bu ülküyü gerçekleştirirler.
» Kızılelma, Türk milletinin manevi besinidir. Açlar yiyecek bulamadıkları zaman nasıl faydasız, zararlı, hatta zehirli nesneleri yerlerse; Türk milleti de “Kızılelma” kendis!ine yasak edildiği için marksizm ve kozmopolitizm gibi zararlı ve zehirli fikirlere el uzatıyor.
» Kızılelma ülküsüne “tehlikeli maceracılık” diyenler, bugünkü Araplar ile Yahudiler’e bakıp düşünmelidirler. Hele Yahudiler 2000 yıl önce kaybettikleri vatanlarını yeniden ele geçirmek ve yalnız kitaplarda kalmış olan İbrani dilini diriltip bir konuşma dili haline getirmek uğrundaki çalışmaları ile dünyaya örnek olmuşlardır.
» Kızılelma ülküsünün gerisinde savaşlar ve büyük sıkıntılar görüp de korkanlar bulunabilir. Kendi rahatı ve keyfi kaçmasın diye insanlık davası (!) güdenler, ülküyü inkar edenler her zaman, her yerde çıkabilir. Fakat bir milletin içinde büyük bir çoğunluk milli ülküye inandıktan sonra, geri kalanlar da ister istemez bu milli akıntıya uymaya mecburdurlar.
»Maddileşmiş bir insan vatan için ölür mü? Bencil bir insan muhtaçlara yardım eder mi? Milletine inanmayan bir adam yabancı ile işbirliği yapmaz mı? Erdemi gülünç bulan birisi çalıp çırpmaz mı?
» Milattan önceki yüzyıllarda Hunlar, çocuklarını, topluma faydalı olabilecek bir terbiye ile yetiştirirlerdi. Topluma faydası dokunmayacak kadar yaşlanmış olanlar ise intihar ederlerdi.
» Milletimiz ne fedakarlıkta, ne milletseverlikte, ne yaratıcılıkta ve ne de müminlikte hiçbir milletten geri değil ve hatta ileridir.
» Milleti yapan unsurlardan biri de din olduğuna göre, Türkler‘in dini üzerinde de durmaya mecburuz. Hiç şüphe yok ki, Türkler‘in dini müslümanlıktır. Eski dinimiz olan Şamanlık’dan da bazı unsurlar alarak birTürk müslümanlığı haline gelen bu din, on yüzyıldan beri bizim milli dinimiz olmuştur.
» Milletleri millet yapan, uğrunda ölecekleri yüksek ülkülere bağlanmış olmalarıdır.
» Milletler fedakar fertlerin çokluğu nisbetinde yükselir.
Milletler, ölebildikleri kadar yaşama hakkına sahiptir.

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , | Atsız’dan için yorumlar kapalı
Eki 23

İhanet cephanesinde değişen bir şey yok!

İhanet cephanesinde değişen bir şey yok!                                                                                                                                                                                                 www.kenansahbaz.com

Sene 1920…

AKP’lilerin adına vakıf kurup “iade-i itibar” verdiği Mustafa Sabri Efendi başkanlığındaki (Başkan Yardımcısı da İskilipli Mehmed Atıf Efendi’ydi) Cemiyet-i Müderrisin bildirisi:

“Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir. Asıl kafası koparılacak mahlûkat Ankara’dadır..”.

***

Sene 2016…

AKP’lilerin en itibar ettiği “akıl hocası Kadir Mısıroğlu’nun“nın hezeyanı:

“Keşke Yunan ordusu galip gelseydi… Ne hilafet yıkılırdı… Ne şeriat yıkılırdı… Ne Hocalar asılırdı… Ne medreseler kapatılırdı… Ne şer’i mahkemeler kapatılırdı…

Hepsi aynı kafa yapısına sahip AKP Milletvekili bu Cumhuriyet’de Milletvekili olmuş ama bu ifadeyi kullanıyor. “Cumhuriyetin kuruluş felsefesine karşıyım”

İhanet cephesinde değişen bir şey yok!

 

Kaynak: Kişiye özel “Yenikapı ruhu” – Selcan TAŞÇI

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | İhanet cephanesinde değişen bir şey yok! için yorumlar kapalı
Eki 22

DÜŞÜNCELERİM

DÜŞÜNCELERİM                                                                                                                                                                                                                                                 www.kenansahbaz.com

 

Dağların zirvesinde bir kardelen çiçeği

Göklerinde bir zümrütten güvercin

Ve engin denizler üzerinde uçuşan

Martılardan daha özgür düşüncelerim

 

Bir bahar mevsiminde al al gelincik

Yayla pınarlarında dupduru su

Gönül tezgâhında dokudu ellerim

Halısında, kiliminde

İlmek, ilmek

Desen, desen

Dikensiz güldür düşüncelerim

 

Zihinlerin ufkunda bir güneş doğar

Umutlar, geleceğe yol bulan altından köprü

Bebeklerin yüzünde nurlu gülücüklerim

Bir su sesi kadar ahenkli ve hoş

Saf, ana dildir düşüncelerim

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , | DÜŞÜNCELERİM için yorumlar kapalı
Eki 21

YORUMSUZ

YORUMSUZ

Lozan’ı İşaret Edip, Sevr’i Yaşatanlar!

www.kenansahbaz.com

 

“Türkiye’de Türkiyelilik bilincini yakalamalıyız. Bunu bir de Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı bilinci ile zenginleştirmeliyiz.”

“Kimse bizim karşımıza Kürtlükle çıkmasın. Türklükle çıkmasın. Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına almış bir iktidarız.”

“Türban için ulema karar versin.”

“Gazetenin bir tanesi yazmış  ‘Türkiye Türkler’in’ diye. Ahlaksız bu, hayasız… Eğer bunun derseniz, Türkiye’yi 30″a bölersiniz.”

“Ölmek bu işin fıtratında var.”

“Askerlik yan gelip yatma yeri değildir.”

“İki tane ayyaşın yaptığı yasa muteber oluyor da dinin emrettiği bir yasa sizin için neden reddedilmesi gerekiyor.”

“Hani Mustafa Kemal demir ağlara düşkündü, biz ördük biz.”

“Ne var ki vatana hasret, dosta hasret şekilde tam 13 yıl önce bugün bir 16 Kasım’da gurbette hayata veda etti. Ahmet Kaya’yı Diyarbakır’ın Malatya’nın evladını, Türkiye’nin sesini, sevgili dostum Ahmet Kaya’yı rahmetle yad ediyorum.”

“Türkiye artık eski Türkiye değil, yeni Türkiye.”

“Andımız uygulaması 1933’te başladı. Metin yazarı tartışmalı bir isim olan doktor Reşit Galip’ti. Galip Türkçe ezan zulmünün de yazarlarındandı. Her sabah Türküm demekle Türk olunmaz.”

“Suriyeli kardeşlerimize vatandaşlık vereceğiz, vermeye de başladık.”

“Ne istediler de vermedik.”

“Irak’ta savaşan kahraman erkek ve kadın Amerikan askerlerinin olabilecek en az kayıpla evlerine dönmeleri için dua ediyorum.”

“Kuzey Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki değerli kardeşlerimizi muhabbetle selamlıyorum.”

“Bazı evlerde kızlı-erkekli öğrenciler kalıyor. Konuyla ilgili komşu ihbarları var. Biz bu ihbarları bir kenara atamayız.”

Ve son olarak  “Birileri zafer diye yutturmaya çalıştı. Bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan’da verdik, Zafer bu mu?”

***

Sevr’de en büyük istek Türkiye’den Türklüğü silmek, Emperyalist mandaları dayatmaktı.

Sonrasında Kürdistan ve Ermenistan olarak bölünme ve işgal geliyordu.

Suriye Fransızlara, bugün birilerinin “Kürdistan” dediği Türkmen toprakları ve petrol havzaları ise İngilizlere terk edilecekti.

Eğer başarılı olsalardı, onlarca etnik yapıdan oluşan, millet olmayı başaramamış, kendilerine göre uyguladıkları dinle, uyutulan bir toplum oluşturacaklardı (tıpkı FETÖ’cü darbe ile yapmak istedikleri gibi.)

Bu sırada Sevr’i imzalayıp hala tahtında oturabilenler, Anadolu’da bağımsızlık ateşini yakanlara “idam” kararı çıkartmakla meşguldü. Ateş tüm yurdu sarmış, Türkler büyük bir ışıltıyla tarihlerinin belki de en zor zaferine yürüyorlardı. İşte bu ateş Sevr’i de, imzalayanlarını da yakacaktı.

Sevr’i dayatanların sözde İslam görünümlü yerli işbirlikçileri İngiliz gemileriyle memleketten kaçarken, Anadolu’nun yiğit evlatları Lozan’da bağımsızlıklarını duyuruyorlardı.

***

Tüm bunları görünce insan düşünmeden edemiyor…

Lozan’a laf atanlar neden Sevr’i imzalayanlara tek kelam etmezler!

 

Kaynak: Lozan’ı İşaret Edip, Sevr’i Yaşatanlar! – Batuhan ÇOLAK

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | YORUMSUZ için yorumlar kapalı
Eki 20

Temiz Sürücü

Temiz Sürücü                                                                                                                                                                                                                                                               www.kenansahbaz.com 

Trafik memurları bir gün, trafik kontrolü yapıyorlarmış. Karşıdan gelen Temel ile Fadime’ yi gören komiser, hemen arabayı durdurmuş. İkisini de emniyet kemeri takmış olarak görünce:
-Beyefendi bugün yaptığımız kontrolde tek emniyet kemerini takan çift sizsiniz, bu yüzden size 500 Türk Lirası ödül veriyoruz. Ama merak ettik, bu parayla ne yapacaksınız? Temel sevinçle cevap vermiş
-Ne mi yapacağum. Hemen gidip kendime bir ehliyet alacağum demiş. Polis :
-Ne ne ehliyetiniz yok mu, demiş komiser. Fadime olayı toparlamak için:
-Kusura bakmayın memur bey, temel içince ne dediğini bilmez, der. Komiser daha da şaşkınlıkla:
-Ne bir de içkili misiniz, diye bağırır. Arkadan yaşlı adam öne atılır ve :
-Ben demuş idum çalıntı arabayla yola çıkmayalum başumuza bi iş gelir diye. Komiser neye uğradığını şaşırmışken, bagajdan atlayan İdris de koşa koşa gelerek.
– Ne oldi,geçtuk mi sınırı daaa 🙂

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , | Temiz Sürücü için yorumlar kapalı