Eki 19

YAĞIZ PARS VE SAĞLIKTAKİ CEVHER

YAĞIZ PARS VE SAĞLIKTAKİ CEVHER

www.kenansahbaz.com

Bu gün Yeniçağ Gazetesi yazarı Ahmet Takan’ın bir yazısını paylaşmak istiyorum.

Beynime kazındı!.. Bir yaşındaki Yağız Pars’ın komutan amcasının kucağında  kahraman babası şehit Yüzbaşı Özgür Özekin’i  son yolculuğuna uğurlayış fotoğrafları…

Yağız Pars, büyüyecek, delikanlı olacak,her Türk gibi asker olacak…Sormayacak mı; “Rahmetli babamı ağır yaralı halde  niye 2 gün Hakkari’de beklettiniz?”..   “Uçağa koyup anında getirebileceğiniz, tedavi edip kurtarabileceğiniz tam teşekküllü bir askeri hastane yok muydu o günlerde?” diye… Ne cevap vereceksiniz?.. Sağlık Bakanı Akdağ’ın yandaş kanallara çıkıp paçayı kurtarmak için söylediklerini arşivden  bulup tekrarlayıp Yağız Pars’ı kandırmaya  mı çalışacaksınız?..

Akıl tutulması değil bunun adı. İdrak yolları kanseri!…

Uzun yıllar GATA komutanlığı yapan Prof. Dr. Ömer Şarlak ile sohbet ettim. Şarlak, hayretler içinde,

“120 yıllık bir deneyimi kaldırmaya çalışıyoruz. Amerikalılara söyleseniz 1802 yılında kurulan West Point’i kaldırırlar mı? Dünya yıkılsa kaldırmazlar. Biz nasıl bu vefasızlığı, birikmiş bilgiye saygısızlık yapıyoruz… Olabilir mi böyle bir şey?” diyor. “Sonuçta Genelkurmay da sahip çıkmadı Gülhane’yi kolayca devretti” diye derin hayal kırıklığını dillendiren Şarlak ile sohbetimizi aktarıyorum;

* Genelkurmay niye sahip çıkmadı?

” İnanın yalnız Türkiye’de değil dünyanın pek çok ülkesine göre Gülhane gibi bir sağlık kuruluşu bir cevherdir. Nerede bulacaksınız, diş hekimliği merkezi, eczacılık merkezi olan, nükleer biyolojik, kimyasal savaş merkezi olan, harp cerrahisi merkezi olan, yüksek lisans yaptıracak enstitüsü olan, tıp fakültesi olan, tıp eğitimi veren, Türkiye’deki tıp fakültelerinde en iyilerden biri, ilk 5’e giren, nasıl vazgeçersiniz böyle bir cevherden? İnanılmaz bir şey. Sağlık Bakanlığı da bu mücevherin farkında, elinden çıkarmamak için ;’Biz Türkiye’ye bakıyoruz, Silahlı Kuvvetlere mi bakamayacağız’ gibi iddiaları var.”

 

Kaynak: Eski GATA Komutanı Hulusi Akar’a sitem etti!.. – Ahmet TAKAN

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | YAĞIZ PARS VE SAĞLIKTAKİ CEVHER için yorumlar kapalı
Eki 18

Devletin asıl görevi

Devletin asıl görevi                                                                                                                                                                                                                                                     www.kenansahbaz.com

Binbaşı Mustafa Kemal, 1908 yılında İttihat Terakki Kongresi’ndeki konuşmasında “Ordu, muhakkak ve derhal siyasetten çekilmelidir. Aksi takdirde, bir kudret olmak vasfını kaybedecektir. Bu ise memleket için bir felaket olacaktır” demiştir.

Mustafa Kemal’in belirttiği gibi koca devlet, askerin siyasete bulaşıp iç disiplinini kaybetmesi üzerine, Balkan Savaşı’nda yenilerek darmadağın olmuştur!

Ordu siyasetten çekildiği gibi dinde siyasetten çekilmelidir. Bu günkü yaşananlar da dini siyasetin  kullanmasından kaynaklanmaktadır

Asıl olan devletin temel amaç ve görevleridir. Bu da Anayasa’nın beşinci maddesinde belirtilmiştir ve Cumhuriyetin bütün kurum ve kuruluşları, vatandaşları buna uymak zorundadır. “Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır..”

Kaynak: Devletin temel amaç ve görevi! – Arslan BULUT

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , | Devletin asıl görevi için yorumlar kapalı
Eki 17

Acizlik mi, gaflet mi, ihanet mi?

Acizlik mi, gaflet mi, ihanet mi?

www.kenansahbaz.com

Yeniçağ Gazetesi yazarı Kenan Akın da Ege’deki 16 adayı yazdı. AKP’den hala ses yok

Her ne kadar, Süleyman Şah Türbesi gelişmeleriyle “Yunanistan’ın işgal ettiği Adalar” sorunu yeniden gündeme getirilmişse de iktidar tarafından yine örtbas edilmiş bulunuyor.

Zaten, 2004’ten beri Ege Denizi’nde Türkiye aleyhine gelişen bu olaya, AKP iktidarı, uzun süre “AB’ye giriş kampanyaları” nedeniyle sessiz kalarak, işgal edilen ada sayısının zamanla 16’ya yükseldiği biliniyor

AKP iktidarı, 16 adanın gündeme girmesini hiç arzu etmiyor.

MHP ve CHP muhalefetinin yaptığı girişimleri her seferinde kısa sürede kesintiye uğruyor.

Adaların işgalini Milli Savunma Bakanlığı “eski” Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım “resmen” duyuruyor.

04 Eylül 2013 tarihinde, dönemin Yunanistan Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Tselios ve Savunma Bakan Yardımcısı Davakis, hiçbir engelle karşılaşmadan, Kalolimnoz Adası’na helikopter ile gelmiş Yunan askerlerini ziyaret etmiştir. Konu, 09 Ağustos 2014 tarihinde yazılı ve görsel basına yansımasına rağmen, ne AKP hükümeti ne de Genelkurmay Başkanlığı, bu konunun hesabını verememiştir.

Türk Dışişleri Bakanlığı’nın, 2013 yılında Kalolimnoz Adasına yapılan ziyaret için, ‘Yunanistan’a nota vermemesi’ ve Yunan Savunma Bakanı Kammenos’u 30 Ocak 2015 Cuma günü Kardak bölgesine getiren helikopter için, ‘hava sahamız ihlal edilmedi’ açıklamasını yapması, son derece kaygı vericidir.” 

Ümit Yalım’ın, dehşet verici açıklamalarını sütunlarımıza da aktarmamız gerekiyor;

“Girit Adası’nın etrafında, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi ve Koufonisi Adaları Yunan işgali altında.

Adalarımızda Yunan bayrağı dalgalanıyor ancak Türk bayrağı dalgalanmıyor.

AKP Hükümeti Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, işgalin önlenmesi için hükümet direktifi vermemiştir.”

Rumların yanı sıra güçlü bir ihtimalle, FETÖ tehdidi altında bulunan Kıbrıs’ın burukluğu içinde, başta en büyük sorumlu AKP olmak üzere, bütün siyasi partileri ve özellikle bu adanın da tamamen Yunanlılara bırakılmasına karşı mücadeleye etmek de her Türk için bir görevdir 

 

Kaynak: İşgal altındaki 16 adanın yanı sıra Kıbrıs’ta da FETÖ parmağı mı va – Kenan AKIN

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | Acizlik mi, gaflet mi, ihanet mi? için yorumlar kapalı
Eki 16

İmamı Azam’dan Devlet Adamlarına Öğütler.. 1

İmamı Azam’dan Devlet Adamlarına Öğütler.. 1

www.kenansahbaz.com

 

Saltanat ve İdarenin Önemi

Ey sultan! Şunu biliniz ki, insanın kalbinde marifet ve itikattan her ne varsa imanın aslından elde edilmektedir. İnsanın yedi azasında itaat ve adalet çeşidinden meydana gelen her şey, imanın dalları yani meyveleridir. Soluk ve cansız olan dallar imanın zayıflığına işarettir. Böyle zayıf bir iman, ölüm anında kalpte sabit kalmaz. Unutmayınız ki, bedenin ameli kalpteki imanın belirtisidir. Haramlardan sakınmak, farzları eda etmek iman ağacının dallarıdır. Bunlar da iki kısımdır:

1-  Namaz kılmak, oruç tutmak, haccetmek, zekat vermek; içki içmekten, haram yemekten sakınmak gibi, kişi ile Rabbi arasında olan işler.

2- Adalete riâyet etmek, zulmü önlemek gibi, kişi ile diğer insanlar arasında olan işler.

İnsanlarla muamelelerinizde daima kendinizi bir vatandaş, diğerinin de sultan olduğunu düşünerek hareket

etmelisiniz.

Allah (c.c) ile sizin aranızda yapmaya mecbur olduğunuz asıl şey; emirlerine itaat ve yasaklarından sakın-manızdır.

Siz güvendiğiniz bir hizmetçinizde neleri ararsınız? O zaman Rabbinize karşı görevlerinizi unutmayınız.

İnsanlarla muamelelerinizde daima kendinizi bir vatandaş, diğerinin de sultan olduğunu düşünerek hareket ediniz.

Şunu biliniz ki, sizinle Allah (c.c) arasında olan şeylerin affedilmesi mümkündür. İnsanlara zulüm olan işlere gelince, Allah (c.c) onun hakkını kıyamete kadar sizden kaldırmaz. Bunun tehlikesi çok büyüktür. Adaletli ve insaflı sultanlardan başkası bu büyük tehlikeden emin olamaz. Adaletin ve insafın kıymeti o zaman bilinir.

Unutma! Adalet ve insaf, iman ağacının dalları ve meyveleridir.

Ey sultan! Önce, insanları idare etmenin kıymetini biliniz; onun tehlikelerini de öğreniniz. Çünkü liderlik büyük bir nimettir. Eğer onu hakkıyla yerine getirirseniz, kendisinden sonra başka mutluluk düşünülemeyen bir saadete ulaşırsınız. Şayet onun hakkını yerine getirmeyip zulümden geri durmazsanız, kendisinden sonra ancak kafirliğin olabileceği bir bedbahtlığa düşersiniz.

Ey sultan, bil ki; bir sultanın veziri salih, işinde yeterli ve adil olunca, sultanın ünü yayılır, kıymeti yükselir. Çünkü hiçbir devlet başkanı, yardımcısı olmadan zamana hükmetmesi ve saltanatını sevk ve idare etmesi mümkün değildir. Bu işi tek başına yapmaya kalkışanın şüphesiz ayağı kayacaktır.

 

Kaynak: http://unitedamericanmuslim.org/yoneticilere_altin_ogutler.php#Birinci_Esas

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , | İmamı Azam’dan Devlet Adamlarına Öğütler.. 1 için yorumlar kapalı
Eki 15

Ceremeyi Kim Çekiyor?

Ceremeyi Kim Çekiyor?

www.kenansahbaz.com

 

Siyaset farklı konuşuyor, devlet birimleri farklı konuşuyor, TSK’nın farklı konuşuyor. Bakanlar ayrı, TSK ayrı konuşuyor…

Fotoğraf şu; Türkiye, ABD’ye, İngiltere’ye, Rusya’ya, Çin’e, İran’a, Irak’a, Suriye’ye farklı konuşuyor.

İç politikadaki günü birlik çıkışlar dış politikada da eşleşince sıkıntı sıcak sahaya kimsenin tahmin edemeyeceği ölçülerde yansıyor. Ceremeyi kim çekiyor?.. Hadi tahmin edin bakalım!..

Ankara’da üst düzey bir kaynak tabloyu şöyle özetliyor;

Devlet ayrı düşünüyor, TSK ayrı düşünüyor, siyaset kurumu ayrı düşünüyor. Böyle olmaz. İstikrar da olmaz. Orada kalamazsınız böyle olursa. Karşınızda Rusya, ABD, Çin, İran var. Barış, demokrasi, insan haklarından yana net tavrınızı koyarsanız, sorun olmaz. Örnek olarak söylüyorum.  ‘ÖSO şehit verdi’ diyorsunuz. Esad rejimi de ÖSO’ya  ‘terörist örgüt’ diyor. Ona şehit diyorsunuz, sana mı düştü, sen mi karar vereceksin?.. TSK’nın resmi açıklamasında var. TSK’nın resmi açıklamasını Rusya görüyor, İran, Suriye, ABD dünyanın hepsi görüp takip ediyor. O zaman bunların toprak talepleri var derler. Genelkurmay Başkanı, ‘toprak talebimiz yok’ diye açıklama yaptı ama daha önceki açıklamasına uymuyor. Açıklaman toprak talebine uymuyor, birine şehit diyorsun, sonradan bunu diyorsun. Kafamızda 40 tilki dolaştırmaya çalışıyoruz. Kafa büyük değil, kuyruklar birbirine deyiyor.”

Stratejik çukurluktan 180 derece çark edildikten sonra yeni bir batağa mı giriyoruz?.. Nasıl olsa hesap soran da veren de yok!.. Bulursunuz kaza yapmış  bir hızlı tren makinisti, alırsınız kenara, yıkarsınız tüm günahları üstüne… Vazgeçilmez  aldatılmışlık afyonu ile uyuştuk nasıl olsa… Öyle mi?..

***

Kıbrıs bağıra bağıra elimizden kayarken, ellerin topraklarında El Bab’a, Rakka’ya gireceğiz derken sınırlarımız içinde alarm zilleri hâlâ çalmaya devam ediyor. Bölücü terör örgütü PKK, 6/7 Ekim 2014 Kobani ayaklanmasının bir benzeri için tam gaz çalışıyor. Devletin istihbaratları var… Bu yüzden geçtiğimiz Pazar günü İçişleri Bakanı Süleyman Soylu başkanlığında Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki 22 ilin Vali’si Ankara’da toplandı. PKK, Diyarbakır ve diğer illerde kalkışmanın yollarını arıyor. Alınan ve alınması gereken tedbirler gözden geçirildi. Söyleyebileceğim tek şey var;

Devlet gücünü ve şefkatini kararlılıkla göstermekten bir an bile geri durmamalı. Bölge halkı çaresizlik içinde kaderine bırakılmamalı… Yeni çözüm süreci  tezgahlarına karşı da Türk milleti çok uyanık olmalı…

 

Kaynak: Jandarmanın göçü!.. – Ahmet TAKAN

 

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Ceremeyi Kim Çekiyor? için yorumlar kapalı
Eki 14

KARA DELİKLER

KARA DELİKLER

www.kenansahbaz.com

 

Bütün becerini,

Fedakârlığını, başarını

Göz açıp kapatıncaya kadar

Bir girdap ustalığıyla sömürür

Bir anda yutar

Uzaydaki kara delikler gibi…

Bir doyumsuz canavardır

Kurumdaki kara delikler…

 

Onlar ki makama değil!

Makam onlara kişilik kazandırır

 

Müdürler…

Dahası… Dahası… Dahası var.

Gerisini sen düşün…

Zirveye kadar çıkar…

 

O sevgiler

O saygılar

Masallarda kaldılar

Her hali mevcut karakterlerin

Bencillikler ukalalıklar

Makamları çaldılar

 

Astığı astık

Kestiği kestik

Ortaçağdan kalma despot atıklar

Hak hukuk yönetmelik hak getire

Hepsi döndü kevgire

Uzaydaki kara delikler gibi…

Doyumsuz bir canavar

Kurumdaki kara delikler…

 

Onlar ki makama değil!

Makam onlara kişilik kazandırır

 

Müdürler…

Dahası… Dahası… Dahası var.

Gerisini sen düşün…

Zirveye kadar çıkar

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , | KARA DELİKLER için yorumlar kapalı
Eki 13

HAİN “PKK SEVERLER”

HAİN “PKK SEVERLER” 

www.kenansahbaz.com

 

Selçuk Erez… Tıp doktoru ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı…

Erez, aynı zamanda İstanbul Tabip Odası Başkanı… Erez’in İstanbul Şubesi’nin başkanı olduğu tıp odaları bir araya gelerek Türk Tabipleri Birliği (TTB)’ni oluşturuyor.

Erez, geçtiğimiz günlerde PKK’nın yayın organı olan ve faaliyetlerine OHAL’de bile devam eden Dicle Haber Ajansı’na ilginç açıklamalarda bulundu. Erez, “Kürt halkının temsilcisi APO’dur. Barışa inanıyorsak, bir an evvel masa başına oturmalıyız” dedi. Konuyu haberleştiren Evrensel Gazetesi de, 9 Eylül 2016’da açlık grevlerine destek veren bir haber yayınladı.

İlginç olan Öcalan’a methiyeler düzenler arasında sadece İstanbul Tabip Odası Başkanı yoktu. Kamuoyunda yakından tanınan, sendikaların genel başkanları da ilginç açıklamalar yapıyordu.

KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen, “Aileler, avukatlar, milletvekilleri bir an önce adaya gitmeli. Öcalan’ın sağlık durumu ve savaşa karşı barış sürecindeki rolüne yönelik tutumu bir an önce hayata geçirilmelidir.”

DİSK Genel Başkanı Kani Beko ise, “Burada açlık grevinde hayatını ortaya koyan vekillerimizin benim bildiğim kadarıyla bu topraklarda barış isteği var. Buna herkesin ses vermesi gerekiyor. Daha sonra çok geç kalmış olabiliriz.”

Peki, KESK, DİSK ve TTB’nin bu açıklamalarından sonra ne oldu biliyor musunuz?

Her gün onlarca şehit verdiğimiz PKK’nın başı olan Öcalan’a, Bakanlık’tan özel izin çıkartılarak, bayramda ailesiyle görüşmesine imkan sağlandı.

Bu süreçte Öcalan’ın başka kimlerle görüştüğü hakkında ise bir bilgimiz bulunmuyor!

Öcalan’a methiyeler düzenlere, onun sağlığından endişe edenlere kamuoyundan herhangi bir tepki gelmedi, tek kişi hariç… Selçuk Erez’in başkanlığını yaptığı odadaki bazı hekimler ayaklandı, “Oda başkanının bu açıklamalarını kabul etmiyoruz” dediler.

Erez’i istifaya ve özür dilemeye çağıran hekimler, konuyu yargıya da taşıdılar, hakkında suç duyurusunda bulundular.

PKK’nın sistematik olarak kadrolaştığı kurumların, fakültelerin denetlenmesi gerekiyor.

Türkiye’nin birçok tıp fakültesine yasa dışı yollardan yerleşen PKK’lılar, rahatlıkla mezun olup, hiçbir güvenlik soruşturmasına tabi tutulmadan, devlet kadrolarına yerleşebiliyorlar.

Dahası, Van’daki örnekte olduğu gibi Mehmetçiği zehirlemeye bile kalkıyorlar. Van’daki askeri zehirleme girişimi tesadüf eseri ortaya çıkarıldı.

Daha ortaya çıkmamış, sebebi meçhul ne ölümler yaşadık bilemiyoruz bile…

İşte bu bakımdan asker hastanelerinin Türkiye gibi bir ülkede stratejik bir önemi var. Buraların “FETÖ var” denilerek kapatılması, sivilleştirilmesi bir çözüm değil.

 

Hukuk devletini arıyoruz, lütfen gören olursa haber versin: “Terör örgütlerine ve onların destekleyicilerine göz yummak hiçbir devlette meşru değildir.”

 

Kaynak: PKK’lıdan tabip olur mu? – Batuhan ÇOLAK

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | HAİN “PKK SEVERLER” için yorumlar kapalı
Eki 12

“Şerefsiz kedi”

“Şerefsiz kedi”

www.kenansahbaz.com

Adamın birinin evine bir kedi musallat olmuş. Adam ne yaptıysa kediyi evden uzaklaştıramamış. Bunun üzerine kediyi alıp uzak bir yere götürmeye karar vermiş. Kediyi götürmüş götürmesine ama 5 saat sonra kedi geri gelmiş. Bunun üzerine adam daha uzak bir yere götürmüş kediyi. Kedi bu sefer geç te olsa 7-8 saat sonra çıkagelmiş. Adam iyice sinirlenmiş. Almış kediyi mesafesi uzak, yolları karmakarışık bir yere götürmüş ve bırakmış. Fakat bu sefer dönüş yolunda kendisi kaybolmuş. Bunun üzerine adam evi aramış ve karısına sormuş.

– Hanım kedi eve geldi mi?
– Geldi bey, çok oldu sen nerelerdesin?
– Söyle o şerefsize gelsin beni alsın 🙂

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , | “Şerefsiz kedi” için yorumlar kapalı
Eki 11

Sanal Siyaset

Sanal Siyaset

www.kenansahbaz.com

Erdoğan’ın, New York macerası, aynen geçen yazımda yazdığım gibi geçti. Bakmayın yandaş medyaya. Onlar, gerçek değil, sanal bir dünyada yaşıyorlar. New York’ta olanları yazmadıkları için gerçeği bilmiyorsunuz.

New York’ta, kendi yandaşlarının düşünce üreten kurumlarında konuşacak dedik, kalktı, İbrahim Kalın’ın SETA adlı (kendin pişir kendin ye mantığında) kurumunda konuştu. Tüm gidiş amacı FETÖ demiştik. Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantısında, FETÖ’yü anlattı. Boş sıralara konuşacak demiştik. Obama ve öteki Batılı ülkeler için sıraları dolduranlar, Erdoğan konuşurken salonu terk etti. Meraklısı varsa, internetten Birleşmiş Milletler sitesine girip, Genel Kurul konuşmaları bölümünde, Erdoğan’ı seçip, salonun doluluk oranı konusunda kendileri karar versin.

***                                                                                                                                                   

Birçok Avrupa ülkesi Türklere, artık öğrenci de dâhil vize vermeme eğiliminde. Bir başka eğilim, turist vizelerinin Türklere verilmemesi yolunda. Yalnızca bir grup iş adamı, Avrupa ülkelerine gidebilecek. Bir zamanlar Almanya ve Avrupa vizeleri için oluşturulan kuyrukları hatırlarım. Gene o günlere döndük. Dünya, bizim, IŞİD ile savaşıyor gibi savaşmadığımızın farkında. Dünya, Suriye konusunda bir karar alıyor, bize sormuyor. Sormaya bile gerek duymuyor. ABD Başkanı Obama, mülteciler için Almanya, Kanada ve öteki Avrupa ülkelerine teşekkür ediyor, milyonlarca Suriyeliye barınak veren Türkiye iki dudağının arasında yok. Oysa Suriye, bizim komşumuz. Dünya bizim Suriye konusundaki tavrımızın farkında. Son G20 zirvesinde, Obama’nın bizimkilerin önüne bazı belgeler koyduğu söyleniyor. Bir de FETÖ şikâyetleri, Batı dünyasında beklenen etkiyi yapmıyor. Kapalı bir toplum olduğumuz ve sanal bir dünyada yaşadığımız için, neyin doğru, neyin eğri olduğunu da bilemiyoruz. Oysa kendi ellerimizle, kendi geleceğimizi yıkıyor, sonra oturup başkalarını suçluyoruz.

 

Kaynak: Sanal Türkiye – Savaş SÜZAL

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | Sanal Siyaset için yorumlar kapalı
Eki 10

Kirmani horozu

Kirmani horozu                                                                                                                                                                                                                                                 www.kenansahbaz.com

 

Asker kökenli, değerli aydın Sayın Abdullah Ağar Kırmani horozunu anlatıyor

“Irak’tan bir Generalle konuşurken sormuştum: “Nasıl oldu bu olay? Nasıl oldu da 6 tümen asker, Musul’da 600 IŞİD’çinin önünden kaçtı?” Öyle ya, Musul’da merkezi Irak’a bağlı tam 6 asker ve federal polis tümeni ile IBY’ye bağlı yaklaşık 2 Peşmerge Tugayı vardı. Ve hepsi de IŞİD’in önünden kaçmıştı. Bu birliklerin kadrosunun ‘bir kısmı boş olsa bile’ 60 bine yakındı ve bu on binlerin bir kısmı her nasılsa kaçmış, bir kısmı da IŞİD’e katılmıştı.

General bu soruma karşılık: “Amerika bizi Kirmani horozuna çevirdi!” deyivermişti! Bakakalmıştım yüzüne… Kocaman bir şey diyordu; bu hissediliyordu. Bana göre bu ‘koca balık’ koca bir tecrübeydi ve yakalanmalıydı.

Bu Iraklı general savaşlar görmüştü… Irak-İran savaşına katılmış, ’91 Körfez savaşında Kuveyt’e girmiş, 8 yıllık ambargoyu, 2003 işgalini, işgal sırasındaki iç savaşı, bitmek bilmeyen terörü ve en son IŞİD’i yaşamıştı. Üstelik bir de kaçırılmış, aylarca tutsak kalmış, sonra da Allah’ın hikmeti kurtulmuştu.

 

Anlatmaya başladı…

Bizim Irak’ta horoz dövüşü çok yaygındır. Horozbazlar ‘Horoz dövüştürenler’ en çokta Kirmani Horozu‘nu severler. İran’dan, Kirmanşah‘tan gelir. Bu öyle bir horozdur ki, saatlerce yılmadan, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan, pes etmeden, ölümüne dövüşür! Hiç bir horoz Kırmani’yi kaçıramaz. Bunu yenemezsin… Sonra birden, saatlerce dövüşmüş Kırmani bitiverir, serilir kalır yere. Bu sefer de yerinden kaldıramazsın. Ölü gibidir artık. Horozbaz onun bu halini iyi bilir. Artık hiç bir işe yaramayacağını da… Alır bunu tavukların arasına atar. İki-üç hafta ölü gibi yatar Kırmani. Sonra kendine gelir, ayağa kalkar, ama artık ruhunu kaybetmiştir… Kümeste tavuklardan bile gaga yemeye başlar, artık tavuklardan bile kaçar… Amerika işte bunu yaptı bize! İran harbinde zaten çok hırpalanmıştık. 91’de çok fena dövdü bizi. Soktuğu Kuveyt’ten, tekmeleye tekmeleye çıkarttı. Ambargoda da çok ezildik. Milyona yakın çocuk hasta gitti; ilaç, hatta ekmek bile bulamadık. Sonrası işgal zaten, o da bildiğin gibi… Orada da fena sopaladı bizi. Dağıldı ordumuz. Kurduğu orduyla, polisimiz de, işte gördüğün gibi! İnancımızı, güvenimizi yitirdik biz. Bizim ordumuz halkına, halkımız da ordusuna inanmaz yıllardır; güvenmez. Bırak, halkı orduyu, ordu kendisine bile inanmaz!

 

Bittik artık!

Kulaklarımda çınladı bu sözler… “Halk ordusuna inanmaz; güvenmez! Ordu halkına inanmaz; güvenmez! Ordu kendine bile inanmaz; güvenmez!

O gün fena irkilmiştim.”

 

Kaynak: Iraklı generalin benzetmesi – Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

 

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , | Kirmani horozu için yorumlar kapalı