Oca 08

Türk Bengü Taşları

Türk Bengü Taşları

www.kenansahbaz.com

Türklerin bilinen ilk yazılı metinleri Türk bengü taşlarıdır. Bunlar genellikle Orhun Abideleri / Anıtları olarak bilinir. Diğerlerine göre üçü daha önemli ve hacimlidir: Tunyukuk anıtı, Köl Tigin anıtı, Bilge Kağan anıtı.
Tunyukuk, Türk kağanlığının ikinci döneminde İlteriş, Kapgan ve Bilge Kağanlara vezirlik, komutanlık ve danışmanlık yapmış bir devlet adamıdır. 720 yılı civarında kendi adına iki yazılı taş diktirmiştir. Moğolistan’ın başkenti Ulan Bator’a 40-50 km. mesafede bulunan Tunyukuk anıtı, İlteriş ve Kapgan Kağan dönemleri için birinci elden tarih kaynağıdır. Tunyukuk da bilinen ilk tarih ve hatıra yazarımızdır.
Bilge Kağan’ın kardeşi ve o zamanki Türk ordusunun başkomutanı olan Köl Tigin 731 tarihinde vefat etmiş, ağabeyi Bilge Kağan onun adına 732 tarihinde bir bengü taş diktirmiştir. Bengü taş, yanında bulunan heykellerle ve kapalı bir mekân olan barkla birlikte bir külliye oluşturur.
716-734 tarihleri arasında hükümdarlık yapan Bilge Kağan için de 735 yılında oğlu Tengri Kağan tarafından bengü taş diktirilmiştir. Bu taş da bir külliye içindedir. İki külliye de Orhun ırmağı kıyısındadır.
Köl Tigin anıtının tamamının ve Bilge Kağan anıtının 2/3’ünün yazarı Bilge Kağan’dır ve dolayısıyla Tunyukuk gibi Bilge Kağan da bilinen ilk tarihçi ve edibimizdir.
Köl Tigin ve Bilge Kağan anıtları da Türk kağanlığının birinci elden tarih kaynaklarıdır. Anıtlarda 552-734 yılları arasındaki olaylar anlatılır. Çin’e ve yabancılaşmaya karşı Türkler uyarılır. Fransız ihtilalinden yüzyıllar önce, 8.yüzyılda bu anıtlarda dile getirilen millî ruh ve milliyetçilik, konu üzerinde çalışanları çok şaşırtmıştır ve hâlâ şaşırtmaya devam etmektedir.
Köl Tigin ve Bilge Kağan anıtlarını 1889 yılında Rus coğrafyacısı Yadrintsev, Tunyukuk anıtını 1897’de Klements keşfetmiştir. Anıtlar üzerindeki bilinmeyen yazı, 1893 yılında, Danimarkalı dil bilimci Vilhelm Thomsen tarafından çözülmüştür.

 

Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/bakanlara-ve-bilumum-ileri-gelenlere-turk-dili-tarihi-dersi-36779yy.htm

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , | Türk Bengü Taşları için yorumlar kapalı
Oca 07

EL ELİN EŞEĞİNİ TÜRKÜ ÇIĞIRARAK ARAR

EL ELİN EŞEĞİNİ TÜRKÜ ÇIĞIRARAK ARAR

www.kenansahbaz.com

 Bir gün Nasreddin Hoca türkü çağırarak dolaşırken, Hocayla karşılaşan adam sorar:

 “Hocam, bu ne hal?”

 Nasreddin Hoca gayet sakin bir halde, üzerine bakınarak:

 “Halimde ne var, Eşek arıyorum evlat” der.

 Zavallı adam aldığı cevap karşısında şaşkındır.

 “Hiç türkü söyleyerek eşek aranır mı, Hocam?” der.

 Hoca:

 “Aranır evlat, elbet aranır. El, elin eşeğini türkü çığırarak arar…”

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , | EL ELİN EŞEĞİNİ TÜRKÜ ÇIĞIRARAK ARAR için yorumlar kapalı
Oca 06

Türk Kültürüne Emek Verenler (1)

Türk Kültürüne Emek Verenler (1 )

www.kenansahbaz.com

Dr. Yaşar Kalafat‘ın emeklerini değil bir gazete köşesi, en az bin sayfalık bir kitapla ancak anlatmak mümkün. Çünkü o, Türk milletinin ‘kimliği‘ olan kültürünün; bilicisi, bulucusu ve sunucusudur! Sayın Kalafat benim için, milletimizin kültür kahramanı evlatlarından birisidir. Onun Türk milletine yaptığı hizmetleri anlatmak gerçekten çok zor. Türk kültürünün bilinmeyenlerini bildiren, onu kitaplarla kayda geçiren ve topluma sunan bir yüce bilge! İnanın böylesi insanları tanıdıkça, milletim adına geleceğe daha bir güvenle bakıyorum. Onun belleğimde kalan bir sözünü de sizlerle paylaşmak istiyorum.

1987 yılında Sayın Kalafat’la bir devlet kurumunda karşılaştık. En az beş devletin desteklediği PKK hainlerinin, günümüzdeki gibi azgınlaştığı bir zamandı. Ayaküstü sohbet ederken “Bu hain saldırılar varlığımıza yönelik çok önemli bir tehdit” deyince Sayın Kalafat: “Mevlüt Bey hiç üzülme. Türk milleti uçurumun kenarına geldiğinde, Allah bir önderle onu çekip çıkarıyor” dedi.

O gerçek bir bilge. Türk halk kültürüne ait yayımladığı kitapların sayısı -benim tespit edebildiğim kadarıyla- 61 adet. Ve bu kitapların her biri, çok yoğun bir saha araştırmalarıyla oluşmuş eşsiz eserler. Sayın Kalafat, Türk milletinin binlerce yıllık varlığını, halkın yaşattığı kültürle ifade eden bir yöntemle çalışıyor. Sadece kitaplar değil; onlarca yıl sempozyumlarda sunduğu bildirilerle de Türk halk kültürünün değerlerini anlattı; ve anlatıyor. Türk milletinin kültür değerlerini sadece Anadolu coğrafyasında değil; Irak, İran, Suriye,Türkmenistan, Tacikistan, Afganistan, Özbekistan, Karakalpakistan, Kırgızistan, Kazakistan, Nahçıvan, Azerbaycan, Gürcistan, Karaçay-Çerkez, Kabartay-Balkar, Dağıstan, Kırım, Çuvaşistan, Tataristan, Başkurdistan, Altay, Hakasya,Yunanistan, Romanya, Makedonya, Sırbistan, Dağıstan, Bulgaristan,Gagauzeli, Kıbrıs, Dağlık Altay gibi Türk Bölgelerinde çalışmalarını sürdürdü; Türklüğün kültür kodlarını belgeledi!

Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/dr-yasar-kalafat-ve-dr-halil-atilgan-36549yy.htm

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , | Türk Kültürüne Emek Verenler (1) için yorumlar kapalı
Oca 05

Var mısın?

Var mısın?

www.kenansahbaz.com

 

Ey şerefli insan kendini koru!

Kalmalısın her an hem de dupduru

Bir gün üfleyince İsrafil suru

Bozulmadan dirilmeye var mısın?

 

Kainatta sen de gördün ahengi

Var mıdır insanın söyle bir dengi?

İman, idrak, ihlas, hakkın mihengi

Bozulmadan dirilmeye var mısın?

 

Şeytandan, günahtan korunmalısın

İhlasla Rabb’ine sarılmalısın

Sen doğduğun gibi  durulmalısın

Bozulmadan dirilmeye var mısın?

 

GDO’lu olma her an korun bak..

İslamın nurunu yüreğine yak..

Hakim kıldı Seni bu dünyaya Hak..

Bozulmadan dirilmeye var mısın?

 

Ölünce toprağa ekileceksin..

Vakti geldiğinde dirileceksin..

Belki cehenneme sürüleceksin..

Bozulmadan dirilmeye var mısın?

 

Hani kaşın, gözün, ayağın, elin?

Susar, bülbül gibi şakıyan dilin..

Gömülür toprağa cesedin, ölün..

Bozulmadan dirilmeye var mısın?

 

Adam gibi adam olmak görevin

Seni yaradanı bilmek görevin

Hakk’ın rahmetine dalmak görevin

Bozulmadan dirilmeye var mısın?

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Var mısın? için yorumlar kapalı
Oca 04

İki, Hasan Cemal

İki, Hasan Cemal

www.kenansahbaz.com

 

Ağzı olan  konuşuyor. Klavyenin başında her türlü ahkam itina ile kesiliyor. Bir nevi fizik kanunudur nereye dönersen dön arkan açıkta kalır hani. Bir dönemin “Hasan Abi”si gözden düştüğünden bu yana var oluşunu ispatlama gayreti ile Diyarbakır’daki terör barikatlarının arkasında poz vererek aslına  rücu etmiş. “Kimse kızmasın kendimi yazdım” dediğinde bir dönem tanıklık ettiği halde gizlediği gibi başkalarının üzerine yıkmaya çalıştığı cinayeti itiraf ettiğinde “Acaba?” demiştik (Muztafa Kuseyri cinayeti) Hasan Cemal için… Nedense hiç şaşırtmıyor. 1993 koşullarında “gerilla” tabirini kullanarak Cizre’de anayolların bile örgütün kontrolünde olduğunu  vurgulayan Hasan Cemal bir yıl sonra 1994 yılında Milliyet Gazetesindeki, Güneydoğuda Seçimin Koşulları başlıklı başka bir köşe yazısın da ise, ”… CİZRE girişinde bu hemen fark ediliyor, Büyük bir hareketlilik var, tamirciler dükkânları açmıştı, kurşun delikleri kapatılıp izleri silinmiş… CİZRE’de bir zamanlar yaşam cehennemdi. 27 Marttan bu yana tek bir silah sesi duyulmamış, PKK’nın kalesi olan bu kentte günlük yaşantının olağan akışı dikkat çekiyor. Göç edenlerin büyük bir bölümünün CİZRE’ye geri döndükleri belirtiliyor. Bundan önceki gelişlerimde güvenlik güçleri çarşıdan ancak motorize geçerlerdi, başka türlü dolaşamazlardı. Buna kaç kez kendi gözlerimle tanık olmuştum. Şimdi durum değişmiş. PKK yok, büyük darbe yemiş ve buradakilerin deyişiyle dağa çekilmek zorunda bırakılmış. Geçen gün PKK imzalı bir bildiri dağıtılmış çarşıda ‘Ölmedik geri döneceğiz’ diye. Devlet büyük bir hata yapmadıkça PKK buralara bir daha dönemez!” diye yazmıştı. Cizre’de görev yaptığı sırada törörü bitiren yüzbaşı Cemal Temizöz, albay rütbesi ile Kayseri İl Jandarma Komutanı iken “faili meçhuller” iddiası ile tutuklandı ve 4 yıldan fazla hapis yattı. Geçtiğimiz ay berat etti. Ama  Hasan Cemal 20 yıl  sonra yeniden gittiği Cizre’de barikatların arkasında Temizöz’ü suçlamaktan beis duymuyor. Utanmasa Tahir Elçi’yi Temizöz’ün vurduğunu söyleyecek. Kimse kızmasın Hasan Cemal’i yazdım… Hepsi o kadar…

 

Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/tutuklu-askerler-36548yy.htm

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , | İki, Hasan Cemal için yorumlar kapalı
Oca 03

Atsız’dan Altın Sözler

Atsız’dan Altın Sözler

www.kenansahbaz.com

» Eskiden Türkler arasında bir ayrılık konusunda Sünnilik-Şiilik meselesi de artık bahis konusu sayılmaz. Bunların hepsi Müslüman Türk‘dür ve Müslümanlığı anlayıştaki içtihat farkları, artık Türkler arasında ikilik doğuramaz.

» Eski topraklarımızı kurtarmak isteğimiz emperyalizm ise emperyalistiz. Türkistan’ı, İdil-Ural’ı, Azerbaycan’ı, Kafkasya’yı, Kırım’ı ve Türkler‘in yaşadığı başka yerleri is!temek emperyalizm ise kutlu bir düşüncedir.

» Fedakarlık insanları da, milletleri de asilleştirir, kahramanlaştırır.

» Gerçekten Türkçü olmak kolay değildir. Her önüne gelen Türkçü olamayacağı gibi, her Türkçüyüm diyen de Türkçü olamaz.

» Gittikçe uyanan milli şuur karşısında gafiller ve hainler, Türk milletini daha çok aldatamayacaklardır. Kızılelmanın yolunu kapatamayacaklardır.

» Hakkımızı, atalar mirasını istiyoruz. Alacağız da…

» Haritalarda ırkımızın yaşadığı yerlere baktık, milletimize fenalık edenleri tarihte okuduk ve milli kini ateşten damgalar gibi kalbimize yazdık.

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , | Atsız’dan Altın Sözler için yorumlar kapalı
Oca 02

YÖK müsün, YOK musun?

YÖK müsün, YOK musun?

www.kenansahbaz.com

 

Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Tekin  köşesinde 7, 8, 9, 10 Aralık tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi’ndeki vahim durumu yazıyor. Köşesindeki 10 Aralıktaki yazsının bir bölümünde kaygısını dile getiriyor ve adeta haykırıyor ve   R. T. Erdoğan, “Türkiye, terör örgütü bin defa daha başkaldırsa, bin defa o başı ezmeye muktedir bir devlettir.” diyor.

Aslında bütün üniversitelerimizde bölücülükle ilgili terör eylemlerine rastlanmaktadır.(K.Ş)

“Fiilî Başkan”, önceki gün söylüyor bu sözleri. Bir şey daha söylüyor:”Bu vatan topraklarının üzerinde kimse operasyona yönelmesin. O operasyona yeltenenler bedelini ödüyor mu, ödüyor.”

Teröre kapılar bile bile sonuna kadar aralandı, şimdi kapatılmaya çalışılıyor ama hendekler derin, siperler muhkem; kapatılamıyor!

  1. T. Erdoğan, “Bu vatan topraklarının üzerinde operasyona yeltenenler bedelini ödüyor.”diyor ama, mücadele stratejisi sadece cephedeki savaşa göre belirlenemez; cephe gerisinde, bölücülerin, yıkıcıların destekçileri var mı? Arkadan vurulur muyuz? diye de hesap edilmelidir.

Fikir hürriyetini bölücülük, Türk düşmanlığı diye anlayanlara fırsat tanırsanız, çok geçmeden onlar tam teçhizatlı karşınıza dikilirler. Şimdi karşılaştığımız durum budur.

Cephede mücadele edenlerin moralini bozacak, onları umutsuzluğa sevk edecek davranışlar, başta üniversitelerimizde, bazı basın yayın organlarında sergileniyor. Bir parti terör örgütüyle iç içeyken, Yargıtay Başsavcılığı uykuda… Hiçbir hareketi görülmüyor; kanun maddelerinin üzerine kalın bir şal atmışlar.

Cephe gerisinde fidelikleri kurutulmalıdır. Baş fidelik Boğaziçi Üniversitesi’dir.

 

Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/hey-yok-uyuma-36543yy.htm

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | YÖK müsün, YOK musun? için yorumlar kapalı
Oca 01

Trafik Kazası ve Temel Aklı

Trafik Kazası ve Temel Aklı

www.kenansahbaz.com

Temel kamyonu ile dik bir yokuştan süratle inerken birden kamyonun freni patlamış. Telaşla kamyonu nereye süreceğini düşünürken sağında kalabalık bir pazar yeri görmüş. Kamyonu o tarafa sürersem yüzlerce kişi ölür diye düşünürken sol tarafında da boş bir inşaat ve önünde oynayan küçük bir çocuk farketmiş. Bir çocuğun kaybı, yüzlerce kişiyi öldürmekten daha iyidir. Allah’ım, beni affet, diyerek kamyonu o tarafa çevirmiş.
Ertesi gün, gazetelerde manşet:
“Pazara dalan kamyon 120 kişiyi biçti!”
Hastanede yatan Temel’e olayı araştıran komiser;
-Oğlum, olay nasıl oldu? Anlat bakalım, demiş. Temel de hala şaşkın:
-Amirim, herşey o ufak çocuğun pazar yerine doğru kaçmasıyla başladı.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , | Trafik Kazası ve Temel Aklı için yorumlar kapalı
Ara 31

Türkiye “Belasını arayan ülke” mi?

Türkiye “Belasını arayan ülke” mi?   

www.kenansahbaz.com

Uluslararası ilişkiler disiplininde, diğer bilim dallarında olduğu gibi bir takım kavramlar vardır. Bu gün sizlere, bu kavramlardan, ele alacağımız konuyla ilgili olarak, devlet kavramıyla ilgili iki örnek vereceğiz. Birincisi “Başarısız Devlet”  (Failed State ), kavramı, anlamı, tam bir demokrasiye geçememiş, hukukun üstünlüğünü sağlayamamış, Fikir ve ifade özgürlüğü olmayan, insan haklarına saygısız, çağdaş değerlerle yönetilmeyen ülkelere başarısız devletler denir. Bir diğeri ise “Haydut Devlet”( Rogue State), kavramı, anlamı ise, teröre destek veren, çevresine güven vermeyen, istikrarsızlık yayan, kitle imha silahlarının yayılmasına ön ayak olan, otoriter devletlere haydut devletler denir.  

Bizim 2011 yılından bu tarafa başımıza gelenlerle ilgili bir başka benzetmemiz olacak. Bu güzel ülke, Mısır da hangi parti veya hangi rejim olacak diye hiç üstüne elzem olmayan bir ülkenin iç işlerine karıştı, ülkemizde her gün onlarca kadın ve genç kız bıçaktan ve kurşundan geçilirken Mısırlı Rabiayla kafayı bozdular. Mısır da öldürülen ne Rabia geri geldi ne de tuttuğu rejim. Mısır askeri rejimi, iç işlerine karıştığımız için, büyükelçimizi kovdular, büyükelçiliği ve şirketlerimizi kapattılar. Bu kavganın ne Mısır ne de Türk halkına bir faydası olmadı.Libya da Kaddafi sonrası iki ayrı büyük grup iktidar savaşına girdi, bu güzelim ülke diğer bölge ve bölge dışı güçlerin tuttuğu tarafı değil de İslamcı azınlığın, kazanma ihtimali olmayan tarafı tuttu. Büyükelçiliğimizi kapatıp elçimizi gönderdiler, Türk şirketlerinin iş akitlerini iptal ettiler, ülkemiz büyük ekonomik ve itibar kaybına uğradı, bu politikadan ne Türk ne de Libya halkı kazandı. Dört yıldan bu tarafa nedenini bilmediğimiz Suriye politikası, 500 bin kişinin ölümü, on milyon sürgün, Türkiye’nin mültecilere harcadığı on milyar dolar ve harap olan bir ülke, ne kazandık bilmiyoruz. Rus uçağının düşürülmesi, büyük bir komşuyla düşman olduk, uygulanan ambargo ve yapılan hesaplamaya göre, Türkiye’nin altı ay içinde 7.2 milyar avro zarar edeceği açıklanmıştır. Bu gerginliğin her iki halka da büyük zararı dokundu. 

Ecdat diye diye bir hal oldular, bütün referansları Osmanlı, ama ecdadın Suriye’de ki mezarını IŞİD’den koruyamayıp, bir gece kaçırmak zorunda kaldılar. İsrail, İran, Yemen ve diğer ülkelerle maceralarına girmeyeceğiz, ama bu hafta yine bir askeri hareketlilik yaşandı. 06.12.2015 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri tanklarla birlikte Irak’a girdi. Milletin yüreği ağzına geldi. Amerikalılar, Türkiye’nin bu hareketinin bizimle bir ilgisi yoktur dedi, egemen bir ülkeye asker sokmak için o ülkeden izin almak gerekir, biz öyle yapıyoruz dediler. Irak başbakanı Haydar Abadi, Türkiye’ye çağrı yaparak 48 saat içinde askerleriniz ülkemizi terk etsinler dedi, hava kuvvetlerini alarma geçirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri 1991 yılından beri anlaşmalara dayanarak orada bulunmaktadır. Ama bu gün aykırı ses çıkartmaktadırlar. Bunun nedenleri açık, Rusya resmen açıklama yaptı, uçağımızın düşürülmesinin karşılığını misliyle ödeteceğiz diye. Bu davranışı intikam çerçevesinde görmek gerekir.  Kritik bir dönemdeyiz, hem bölge hem de Türkiye, tarihinde görülmemiş bir şekilde sorunlar yaşamakta ve ciddi genel bir savaş tehlikesinin içindedir. Bu durumu yaratan hükümet bu hassasiyeti görmüyor mu? Yoksa Türkiye belasını mı arıyor? Türk Silahlı Kuvvetleri anlaşmalar gereği, 1991 Körfez savaşından beri Irak’ta az sayıda, en fazla 150 asker bulundurmaktadır. Bu askerler, Kürt ve Irak askerlerini eğitme, istihbarat toplama ve Türkiye’yi bölgede temsil etme gibi görevler ifa etmektedir. Dedikodulara göre, bu sefer, kimilerine göre 1200 kimine göre 1400 askerin çok sayıda tankla Irak’a girdiğini basında yazmaktadır. Bu kadar askeri orada ne yapacaksın, yarın Irak uçakları karargahı bombalayıp, 300-500 Türk askerini şehit ederse ne yapacaksın, yineTürkmenleri korumaya gitti yalanını mı uyduracaksın. Türk askerleri Peşmergeleri eğitiyormuş, sana ne kardeşim, hangi amaçla Kürt askerini eğitiyorsun, daha dün, “bırakınız PKK militanını Türkiye’ye vermeyi bir Kürt kedisini dahi vermeyiz” diyenlerin askerlerini eğitmek hangi akla hizmettir. Sonra eğittiğin bu peşmergeler arasında Suriye de savaştığın Kürt YPG militanlarının olmadığını nereden biliyorsun, bu militanların kıçında plakası mı var. AKP döneminde imam hatip mezunu, üç dua bilen herkes Orta Doğu uzmanı sayıldı. Bu nedenle de başımız beladan kurtulmuyor ve uluslararası ilişkiler literatürüne yeni bir kavram kazandırdılar “Belasını arayan ülke” hayırlı olsun, ecdat sizi öbür taraftan gıpta ile izliyordur.  

 

Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/belasini-arayan-ulke-36550yy.htm 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Türkiye “Belasını arayan ülke” mi? için yorumlar kapalı
Ara 30

Selahattin Eyyubi

Selahattin Eyyubi                                                                                                                                                                                         www.kenansahbaz.com

Son günlerde Selahattin Eyyubi’nin Kürt olduğuna dair iddialar artmıştır. Selahattin Eyyubi Türk müdür yoks Kürt mü?

“Tarihçilerin uzun zamandır tartıştıkları bir konudur Selahattin Eyyubi. Tartışma konusu Selahattin Eyyubi’nin kimliğidir. Türk müdür, Arap mıdır ya da Kürt müdür? Bu konuda çok araştırmalar yapılmıştır. Ancak yapılan bu araştırmalar çoğunlukla bilimsellikten uzak olmuştur. Çünkü araştırmacıların kafasında sonuç daha araştırma yapılmadan bellidir: Eyyubi, Kürttür ya da Araptır. Böyle bir sabit fikirden yola çıkınca, araştırmalar bilimsellikten çıkıyor, kabul edilen fikri destekleyecek belgeler bulma yoluna giriliyor. Bu yola bir kez girince, tarih içinde, verdiğiniz kararı destekleyecek belgeleri bulursunuz veya yaratırsınız. Ne yazık ki, baştan sonuca karar vererek araştırma yapmak ve yapılan araştırma sonunda da kabul edilen görüşü ispatlamak en çok tarih biliminde görülüyor.

Şimdi Selahattin Eyyubi’ye ve Eyyubi devletine çok uzatmadan kısaca ama hiçbir görüş sahibinin inkar edemeyeceği, artık tarih bilimi içerisinde tartışmasız kabul edilen gerçek verilerle bakalım.

Buna bakarken de, Eyyubilerin biraz öncesine de yine çok kısaca gitmemiz gerekecek. Selçuklu sultanının hizmetindeki bir Atabek’i olan Zengi, Basra Valisiyken Bağdat Halifesinin askerlerini yenerek tarihe geçmiştir. Zengi, Suriye’de ve Mezopotamya’da güçlü bir devlet kurar. 1144’te Haçlıların önemli bir kalesi olan Halep Kontluğunu ele geçirir. İki yıl sonra ölen Zengi’nin yerine oğlu Nurettin Zengi geçer. Aynı dönemde Mısır’da uzun süredir devam eden Fatımi Saltanatı zayıflamıştır ve Haçlıların tehdidi altındadır. Fatımi iktidarında olan baş vezir Şevar, tehlike karşısında Nurettin Zengi’den yardım ister. Nurettin Zengi, Fatımi Halifesine yazdığı cevapta, yardıma Türkleri göndereceğini, onlara güvendiğini ve Frankların mızraklarına karşı koyabilecek yegane gücün Türklerin okları olacağını belirtmiştir. Nurettin Zengi’nin açıkça Türklerden teşekkül etmiş olduğunu belirttiği ordunun komutanı Şirkuk’tur ve yeğeni Selahattin Eyyubi de yanındadır.

Uzun savaşlar sonucu Şevar ölür ve yerine Şirkuk geçer. Kısa bir süre sonra Şirkuk da ölünce yerine Selahattin Eyyubi geçer ve Mısır’da bir Eyyubi iktidarı başlamış olur.

Bu devlet için günlük hayatta “Devlet-ül Türk” deyimi kullanılır ki, bu belgelerle de sabittir. Yine dönemin tarihçilerinden İbn Attar, Fatımilerin sonunun Fatımi saltanatından Türklerin saltanatına geçiş olduğunu yazar. Yine 1182 yılında yazılmış olan ve Selahattin Eyyubi’nin başarılarını öven bir şiirde geçen “Türklerin saltanatı sayesinde Arapların saltanatının güçlü ve saygın bir hale geldiği” yazılır.

Kaynak: http://www.bilinmeyenturktarihi.com/selahattin-eyyubi-turk-mu-kurt-mu.html

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Selahattin Eyyubi için yorumlar kapalı