Haz 03

Türk Milleti’ni ortadan kaldırmak!

Türk Milleti’ni ortadan kaldırmak!                                                                

www.kenansahbaz.com

Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük gücü, Türklük bilinciyle, tarih sahnesine çıkmış olmasıdır. “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözü, bu bilincin en vazgeçilmez şifresidir.

İşte bu sebeple Turgut Özal “Türk dediğin nedir ki?” diyerek bu şifreyi çözmeye çalışmıştı.

Günümüzde AKP iktidarının, “Türk” kavramını Anayasa’dan çıkarmak istemesi, aslında ABD ve AB dayatmasıdır. AB içinde bu konuda bilimsel çalışma yaptıranlar da İngiltere, Almanya ve Fransa’dır. Bir ara Karen Fogg adlı AB temsilcisi bir kadının, Türkiye’deki iş birlikçileriyle haberleşirken “Türk tarihinin hakkından gelmeliyiz” demesinin sebebi de bu hazırlıklardı. Zaten AB, bu iş için 21 yıl önce “Türk Milliyeti”ni sadece vatandaşlık bağlamına indirgemek için Eric Zürcher‘e kitap yazdırmıştı.

Kitabın ana fikri “Tekelci bir şekilde Türk dili ve kültürüne bağlı bir milliyetçilik yerine, vatandaşlığa bağlı yeni bir milliyet kavramı yaratmak gerekir!” şeklindeydi.

Aynı tarihlerde TÜSİAD’lı iş adamlarının parasıyla araştırmalar yapan Doğu Ergil de “Türk ulusu” yerine “Türkiye ulusu” denilmesi gerektiğini vurguluyor ve “Tek ortak kimlik, Türkiye vatandaşlığıdır” diyerek “Türklük etnik bir olgudur” iddiasını tekrarlıyordu!

Zürcher, Avrupa Birliği’nin ısmarladığı ‘Türkiye’nin Modern Tarihi’ kitabında, “Türkçeye bağlı devlet anlayışı yıkılmalıdır” diyordu, Doğu Ergil Kürtçe’nin seçmeli ders olması gerektiğini savunuyordu. Erik Zürcher, “Bask modeli çok akıllı ve mantıklı bir şeydir” ifadesini kullanıyor, Doğu Ergil de Bask modelini göklere çıkarıyor ve tavsiye ediyordu.

Türklüğü, halkın zihninde, koca bir milletin adı olmaktan, bir etnik grup adına dönüştürmek operasyonunda bu sözler önemli rol oynamıştı! Tayyip Erdoğan da sonraki yıllarda bu zihniyet üzerinde politika yapacaktı.

Devlet Bahçeli de bir ara  “Türkiye çiçek bahçesidir” ve “Türk vatandaşlarını Türk Milletine bağlayan bağ, sadece ve sadece hukuki bir bağ olan vatandaşlık bağıdır” demiştir! Sonra bu söylemi bir daha hiç kullanmadı.

Oysa hiç de söyledikleri gibi değildi. Bu tür bilim dışı görüşler, Türk Milleti’nin varlığını ortadan kaldırmaya dönük uluslar arası çalışmalardır.                                                                                                          

***                                                                                                                                                                                                                                           Laiklik de millî kimliği kuvvetlendiren pozitif, milli bir etkidir. Türk kimliğine saldıranların laikliği de yok etmeye çalışmasının sebebi bellidir: Türk Milleti’ni ortadan kaldırmak!

Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/merkelin-esi-ne-yapiyor-37978yy.htm

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | Türk Milleti’ni ortadan kaldırmak! için yorumlar kapalı
Haz 02

Çağın Büyük Vahşeti

Çağın Büyük Vahşeti                                                                                                                                                                                   www.kenansahbaz.com

 

Şehitler, gaziler göğsünü germiş

Vampirler her yanda cirit atıyor

Çakallar, tilkiler kol kola girmiş

Hainler, kansızlar vatan satıyor!

 

Engerekler nasıl sardı her yanı

Kansıza kâr etmez şehidin kanı

Ey Türkoğlu unutmayın bu anı!

Hainler, kansızlar vatan satıyor!

 

Vatansızlar, bilmez vatan kıymeti

Vatan Türk’ün kanı, kemiği eti

Vatansızlık çağın büyük vahşeti

Hainler, kansızlar vatan satıyor!

 

Alçaklık en büyük meziyet şimdi

İtliğe yönelmiş zürriyet şimdi

Ölüm döşeğinde ciddiyet şimdi

Hainler, kansızlar vatan satıyor!

Kenan ŞAHBAZ

Not: Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | Çağın Büyük Vahşeti için yorumlar kapalı
Haz 01

TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİM HAKKI!…

TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİM HAKKI!…                                                                       

www.kenansahbaz.com

Eskiden ajans işleriyle uğraşan biri şunları anlatıyor:

– “Belediye görevlileri, iş yerimin bulunduğu ilçedeki bir takım tarihi yerlerin fotoğraflarını çekmemi istediler. 5 bin liraya anlaştık. İki arkadaş buldum, görev bölümü yaptık. Bir hafta sonra işi bitirdik. Gidip kendilerine işi teslim edebileceğimi söyledim. Benden 20 bin liralık fatura istediler. Ya nasıl olur falan demeye kalmadan, ‘Sen faturanı kes, biz KDV’yi de ödeyeceğiz’ dediler. Baktım ki paramı alamayacağım. Çaresiz kabul ettim. Verdim faturayı, parayı tahsil ettim. Paranın geri kalanını onlara bırakıp iş yerime döndüm. Bir de ne göreyim; CD’leri teslim etmemişim. Hemen telefon edip ‘Abi fotoğraflar bende kalmış’ dedim. Karşımdaki kişi, ‘Tamam biz aldırırız’ dedi ve kapattı. Aradan tam iki yıl geçti. Ne gelen oldu, ne de fotoğrafları soran.”

Kaynak: Acele tüysüz yetim fotoğrafı aranıyor (!) – İsrafil K.KUMBASAR

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , | TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİM HAKKI!… için yorumlar kapalı
May 31

Kuruması için astım

Kuruması için astım                                                                                                                                                                                           www.kenansahbaz.com

Bir gün doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar
-“Seni en akıllı seçiyoruz” demişler. Doktorlardan biri:
-“Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin” demiş. Deli:
-“Gelemez ki!” Doktor:
-“Neden gelemezmiş?” Deli:
– “Çünkü kuruması için onu astım!”

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , | Kuruması için astım için yorumlar kapalı
May 30

YORUMSUZ

YORUMSUZ                                                                                                                      

www.kenansahbaz.com

“Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır”

“Beni de bir ana doğurmadı mı? Türk anaları daha nice Mustafa Kemal’ler doğurur”            

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kurucusu  Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk

 

“- Tayyip Erdoğan gitsin demek, bizim tüm siyasetimizi, tüm çalışmalarımızı, üzerine bina ettiğimiz milletimizin, bayrağımızın, vatanımızın, devletimizin tek olması anlayışı yıkılsın demektir!..”

Yeni Türkiye’nin Cumhurbaşkanı”

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | YORUMSUZ için yorumlar kapalı
May 29

Süleyman Şah’ın Valisi Çankırı Fatihi Emir Karatekin

Süleyman Şah’ın Valisi Çankırı Fatihi Emir Karatekin
www.kenansahbaz.com
 
1071`de başlayan Anadolu`nun fethi, Süleyman şahın 1075`de İzniki alarak Anadolu Selçuklu Devletinin temellerini atmasıyla devam etmiş, aynı zamanda 1080`deki büyük Türkmen Göçü ile Anadolu`daki Türk nüfusu hızlı bir artış göstermiştir. Bu fetihleri efsanevi olarak anlatan Danişmendnameye göre, Çankırı`yı fetheden Emir Karatekin, Melih Danişmend Gazi ile Emir Artuk`un arkadaşlarındandır.
 
Emir Karatekin, 1082`de Çankırı`yı aldıktan sonra Kastamonu ve Sinop`u topraklarına katarak egemenlik alanını genişletmiş ve gücünü sağlamlaştırmıştı. Danişmendname bu fethin Danişmendliler adına yapıldığını söylerse de, Bizans kaynaklarıyla öbür kaynaklar, Emir Karatekin`i Süleymanşah`a bağlı bir komutan olarak gösterir. Nitekim, büyük Selçuklu Sultanı Melihşah, başta Süleymanşah olmak üzere Anadolu`da kendisine karşı bağımsız bir güç oluşturan bu beylere karşı 1078`de Porsuk Bey, 1091`de Emir Bozan komutasında ordular gönderdi; Emir Karatekin`de bu ordularla çarpıştı ve savunmasını güçlendirmek için, Sinop yöresinden geri çekildi. Türbesi Çankırı`da olan Emir Karatekin`in hangi tarihte öldüğü kesin olarak bilinmiyor. Bilinen yörenin, I.Haçlı seferinin sonuna dek Türklerin elinde kaldığıdır.1097`de İznik`i ele geçiren Haçlı ordularının Eskişehir üzerinden güneye doğru yönelmeleri sonucu Çankırı, Haçlı işgalinden kurtulmuştur. Ancak, 1100de Danişmendli beyi Emir Gazi Gümüştekin`in Malatya önlerinde Antakya Haçlı Kontu Bohemond`u tutsak alarak Niksara götürmesi, bunun üzerine de 1101`de Roymond`de Toulouse komutasındaki bir haçlı ordusunun Bohemondu kurtarmak için harekete geçti. Ankara`yı da alarak yakıp yıkan bu ordu; Çankırı önlerine gelmiş, kenti çok iyi savunan güçler karşısında başarısızlığa uğrayınca yöreyi yağmalayarak Kastamonu`ya geçmiştir. Bu ordu Amasya yakınlarında I.Kılıç Arslan ve Emir Gazi Gümüştekin`in güçlerine yenildi. Haçlılara yardım eden Bizanslıların elinde kalan Çankırı yöresinin Emir Gazi Gümüştekin 1106`da yeniden fethetti. I.Haçlı Seferinin etkisinin azalmasından sonra, kendilerini toparlamaya başlayan Anadolu Selçukluları ile Danişmendliler, birbirleriyle sürekli bir savaşa başladılar. Ayrıca Danişmendliler arasında da taht kavgaları eksik olmuyordu. Bu durumda yararlanan Bizanslılar, daha önce bitirdikleri birçok yeri geri almaya başladılar ve 1132`de Vali Alparslan yönetimindeki Çankırı`yı da ele geçirdiler. Bir yıl sonra 1133`de Emir Gazi Gümüştekin Çankırı`yı Bizans egemenliğinden kurtardı ve 1134`de de öldü. Bunun üzerine oğullarıyla Anadolu Selçuklu Sultanı I.Mesut arasında yeni bir savaşı başladı. Bu arada Bizans İmparatoru Ioannes, Kastamonu`da bozguna uğratan Bizans güçlerinin öcünü almak için, kendi komutasındaki bir orduyla Çankırı önlerine geldi. Çankırı`daki Türk valisi öldüğünden kenti savunan güçleri karısı komuta ediyordu. Bizans ilerlemesine karşı, I.Mesut`la Danişmendli tahtına egemen olan Melik Muhammed birleştiler. Bunun üzerine Ioannes, Marmara Bölgesine doğru çekilerek kışı burada geçirdi. 1135 baharında yeni güçlerle Çankırı ve Kastamonu`yu kuşattı. Zorlu savaşlar sonunda Çankırı Bizanslıların eline geçti. Kentteki Türkler tutsak alınarak İstanbul`a götürüldü. Ancak Ioannes`in çekilmesinden kısa bir süre sonra kent Türklerce geri alındı.
 
Kaynak: http://www.turkcebilgi.com/emir_karatekin
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , | Süleyman Şah’ın Valisi Çankırı Fatihi Emir Karatekin için yorumlar kapalı
May 28

Türk evladı uyan!

Türk evladı uyan!                                                                                                                                                                                         www.kenansahbaz.com

Son yıllarda, millî ve üniter devletimizin “federasyon!”a dönüştürülmesi için ne kadar uğraşıldığını biliyoruz. ABD ve AB’nin açıktan tehdit dolu baskıları da ortadadır. PKK/KCK da bu amaçla 32 yıldır terör yapmaktadır. İktidarın “Vatandaş tarifinde etnik vurgu olmayacak” demek suretiyle anayasadan “Türk’ün” adını çıkarmayı hedeflediği, bu maksatla “yeni anayasa” ısrarından vazgeçmediği malumdur. Türk Milletinin adı anayasadan çıkarılırsa, egemenliğin tapusu iptal edilmiş, ortaklığın kapısı açılmış olacaktır. Yönettiği milletin adını söylemekte güçlük çekmeleri de buradan gelmektedir. Teröristbaşı Öcalan’la varılan mutabakatın adına “çözüm süreci” denilmesinin anlamı da budur.

Yukarıda söyledik, Almanya ve ABD, federal rejimle yönetilmektedir. Bunlar aşağıdan yukarıya doğru ve tek bir millet esasına göre kurulmuştur. Bize ise iki etnikli, iki dilli ortaklık devleti dayatılmaktadır. Buna egemenliğin bölüşülmesi denir ki iç savaş kaçınılmaz hale gelir…

Türk evladı uyan!

Kaynak: Anayasal saldırı! – Sadi SOMUNCUOĞLU

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , | Türk evladı uyan! için yorumlar kapalı
May 27

Türk’ün Kanındaki Cevher…

Türk’ün Kanındaki Cevher…                                                                                                                                                                    www.kenansahbaz.com

 

Kızıl Elma ülküsü bir gerçeğin sözüdür

Büyük denen bu dünya bilki sana dar oğul!..

Tarihten çıkıp gelen yiğit Türk’ün özüdür

Kanındaki cevherin bir farkına var oğul!..

 

Olmamalısın asla hainliğin aması

Unuttu sanma sakın Rum’u, Çin’i, Roma’sı

Vardır her canlı gibi milletlerin koması

Yanmalı yüreğinde Türk’ün özü har oğul!..

 

Senin yönetiminde  korkup sinemez kimse

Sendeki o erdemi görse dönemez kimse

Bil ki yiğitçe, mertçe seni yenemez kimse

Her nerede Türk varsa onu candan sar oğul!..

 

Türklük gurur şuuru genlerine işlenmiş

Hürriyetin, vatanın tek diş ile dişlenmiş

Ruhun bedenin kutsal Kabe ile eşlenmiş

Bir Allah, vatan, bayrak gönlümüzde yar oğul!..

 

Kainatın sahibi Türk koymuştur adını

Hiç bir ırk senin kadar bilmez vatan tadını

Fikir, zikir, şükür et, doldurma miadını

Vatansızlık bir Türk’e mahşere dek ar oğul!..

 

Hak’tan gelen Hak izin, ne dövmektir ne sövmek..

Peygamberin diliyle şerefli Türk’ü övmek..

Yaradanın emridir yaradılanı sevmek..

Bir gönlü kazanmaktır bir kul için kar oğul!..

Kenan ŞAHBAZ

 

Not: Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Türk’ün Kanındaki Cevher… için yorumlar kapalı
May 26

“Hay sizin Miliyetçilik anlayışınıza!…”

Hay sizin Miliyetçilik anlayışınıza!…

www.kenansahbaz.com

Şeyhülislamlık makamını tesis edebilseler namzetlerinden biri olacağı tartışmasız “hoca”ları şöyle yazmış dünkü Yeni Şafak’ta:

 “Milliyet, millete ait olmayı ifade eder, milliyetçilik ise bu aidiyeti, dinin de önüne geçirerek bir dava, bir ideoloji haline getirmektir.

Kur’an-ı Kerim millet kelimesini bugün meşhur olan “ulus, etnik birliğe dayalı toplum” manasında değil, din manasında kullanır. İslam etnik aidiyete ve bu aidiyetin İslam ile çatışmayan özelliklerini/değerlerini korumaya karşı değildir, onun karşı olduğu husus “ümmet birliğini ve din kardeşliğini bozan veya ikinci plana atan milliyetçilik”tir.

Ayrıca Hıristiyan Batı dünyası, Macarlar gibi Hıristiyanlaşmış Türkleri benimsediği halde Müslümanlığını korumuş Türkleri hiçbir zaman dost olarak görmemiştir…”

 

İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak, apartman yöneticisi gibi kapı kapı aidat toplama atılımını yaptığımız şu günlerde, hazır İslam Ordusu filan da telaffuz edilmeye başlanmışken nasıl bir “millî imha” planı önerirsiniz “majesteleri”!

Hayır; günahı mübah sayan bir “töre” değil ki bizimki, öyle “fetva”yla “canlı bomba”ya filan dönüştüremezsiniz “Türk Milliyetçileri”ni de o bakımdan soruyorum…

Nasıl becereceksiniz “millet” görünümlü “ari ümmet(!)”leştirme projesini?

Biz de Müslüman olmuş Fransızları, İngilizleri “millet”ten sayıp Gagauzları, Çuvaşları, Yakutları, Dolganları, Karagasları, Karayları, Tuvaları, Yugurları, Altay Türklerini “gavur” mu ilan edelim mesela; böyle mi sizin tanımınıza uygun bir “millet”e benzeteceksiniz bizi?

Darwin muamelesi mi yapacağız Dede Korkut’a mesela?

Soyumuzun bir bozkurttan türediğini anlatıyor diye “Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusundaki metinler”den sonra destanlarımızı da mı çıkaracağız müfredattan?

Alageyikleri, kartalları; ongunlarımızı öğretmeyecek miyiz çocuklarımıza; maazallah “put” yaparlar kendilerine diye?

Halife’nin saltanatına son verdi ve hilafeti kaldırdı diye “İslam’ın kılıcı” varsaymadığınız Kuvayı Milliye kahramanlarını deccal, kurdukları “Haçlı gölgesinden arınmış semalarında ezan okunacak kadar hür” Türk devletini ceberut mu varsayacağız sizin gibi?

 

Kaynak: Alın size “millî ve yerli” model! – Selcan TAŞÇI

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , | “Hay sizin Miliyetçilik anlayışınıza!…” için yorumlar kapalı
May 25

ADALET HER ZAMAN HERKESE LAZIM..

ADALET HER ZAMAN HERKESE LAZIM..                                                                                                                                                           www.kenansahbaz.com

Eyvâh! Beş on kâfirin îmanına kandık;
Bir uykuya daldık ki: cehennemde uyandık

Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi yakacaktın…
Yaksaydın a mel’unları… Tuttun bizi yaktın

Küfrün o sefil elleri âyâtını sildi:
Binlerce cevâmi’ yıkılıp hâke serildi

Kalmışsa eğer bir iki mâbed, o da mürted:
Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed!

Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,
Bir giryede bin ailenin mâtemi çağlar!

En kanlı şenâatle kovulmuş vatanından
Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan!

İslâm’ı elinden tutacak, kaldıracak yok…
Nâ-hak yere feryâd ediyor: Âcize hak yok!

Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhi?
Ağzım kurusun… Yok musun ey adl-i İlâhî!

Mehmet Akif Ersoy

 

Hz. Ömer Şam Valisi’ne  “Câmiyi yık, adâleti yıkma” der…

Orhan Gazi’nin, oğlu Murad Hudavendigâr’a şöyle vasiyette bulunmuştur:                                                                 

“Çü istiklâl buldun saltanatda //Adâlet eyle dâim memleketde//Garaz nâm-ı nikûdur ana çalış//Kimesne itmesin cevrinle nâliş//Kaparsan arsa-i adl içre kûyı//Bulursun bî-gümân nâm-ı nikûyı.”

(Saltanat tahtına geçtin, memleketi daima adaletle yönet. Geride iyi bir ad bırakmaya çalış, kimseye zulmetme. Ülkeye adaleti hâkim kılarsan hep hayırla anılırsın.)

Namık Kemâl ise Adalet için şöyle der:                                                                                              

“Bulunmazsa adâlet milletin efrâdı beyninde//Geçer bir gün zemîne, arşa çıksa pâye-i devlet.”

(Milletin fertleri arasında adalet olmazsa, devletin pâyesi arşa çıkmış olsa bile bir gün muhakkak yerin dibine geçer.)

 

Bazı yazarlar zararlı eserler (âsâr-ı muzırra) neşretmekle itham edilerek “fitne ve fesat çıkarmaya çalışmak” (Sâî bil-fesat) iddiasıyla mahkemeye verilirler. Mahkeme sürgün edilmelerine karar verir. Mahkeme üyelerinden Hersekli Arif Hikmet (ö. 1903) karara itiraz eder. Ve der ki:

Bir kâtili mahkûm etmek için suç âletini görmek gerektiği gibi, sürgün edilmelerine hükmedilen kişilerin suç âletini de (âlet-i fesât) görmek lazım. Zararlı neşriyat (âsâr-ı muzırra) ne imiş, ortaya konulsun, tek tek inceleyelim. Yazarın fitne ve fesat çıkarmaya (sâî bil-fesât) çalışıp çalışmadığına vicdanen kanaat getirelim. Böyle körü körüne hüküm verilmez.

Mahkeme âzâları aslında dürüst insanlar olmalarına rağmen Arif Hikmet Bey’in sözünü bizzarûre (üstlerinden korktukları için) duymazdan gelirler. Arif Hikmet ısrar edince mahkeme âzâlarından biri: Hikmet Bey, canım kardeşim, âsâr-ı muzırra (zararlı yayınlar) denilen kitaplar incelenip de muzır (zararlı) olmadığı meydana çıksa, bu hakikati ortaya koyabilecek yiğit hani nerede? der. Bunun üzerine Hersekli Arif Hikmet lânet okuyarak mahkemeyi terk eder…

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , | ADALET HER ZAMAN HERKESE LAZIM.. için yorumlar kapalı