Oca 10

TARİHTE BUGÜN

10 Ocak:

1474 – Boğdan Prensliği ile Osmanlı Devleti arasında Racova Muharebesi gerçekleşti.

1916 – I. Dünya Savaşı sırasında Erzurum Taarruzu başladı.

1920 – Versay Barış Antlaşması yürürlüğe girdi.

1921 – I. İnönü Muharebesi‘nde Albay İsmet Bey komutasındaki Türk ordusu, Yunan ordusu ile İnönü’de karşı karşıya geldi.

1966 – Hindistan ve Pakistan arasında Taşkent Deklarasyonu imzalandı.

Aleksey Nikolayeviç Tolstoy (d. 1883)

Donald Knuth (d. 1938)

Ali Fuat Cebesoy (ö. 1968)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 10

MADUROYU MADARA ETMEK

Bizim ise kıssadan hisse çıkararak, tek adamlı başkanlık tipi rejimlerine, vücudun bağışıklık sistemine verdiği zararları kavrayıp bir an önce koruyucu hekimliğe yönelik tedbirlere geçmemiz gerekmekte.

 Neden madara oldu? Yalnızca o mu? Onun nezdinde bir yığın halk…

Hatta haydutluğa göz yummak zorunda kalmaktan rahatsızlık duyarak Maduro ve eşiyle empati duygusuna giren 80’e merdiven dayamış annemin bile kendisini madara olmuş hissettiğini gözlemledim.

Türk vicdanı, mazlum milletlerin ümit ışığı olmak zorunda hissettiriyor kendisini. Tabii ki emperyalist sömürgeciliğe teşne olmuş utanç verici olanları hariç tutuyorum.

Zayıf karakterli bir küstahın kendisini güçlü gösterme taklidi ile züccaciye dükkanına girercesine bir ulusun onuruyla oynamasının psikoljik harekat sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.

Tarih, Hitler, Musollini benzeri ruh sağlığı bozuk, askerliği bilmeyen, eline büyük güç geçince tüm dünyayı işgale yeltenen liderlerin, kendi uluslarına ve tüm dünyaya yaşattığı hüsranlarla dolu.

Bu arada Yunan tipi bir şaklaban da dedesinden daha akılsız olduğunu gösterdi.

Dedesinin Ağustos’ta boyladığı denize Ocak’ta döktürecek kendisini. O sırada İngiliz ipiyle kuyuda boğuldular, akıllanmayıp şimdi de Amerikan kaput kırpığı ile buz gibi suda donacaklar.

Şaka bir yana da tüm bunlar Türk halkının tepkilerini test etmek için yapılan nabız yoklamaları.

İngiliz istihbaratı MI6 raporu der ki; Türkler ne yapacağı öngörülemeyen millettir.

İngilizler akıllı.Ama biz tedbirimizi akılsız haydut devlet konseptine göre almalıyız.

Devlet aklı olsa iyi olacak

Yasama-yürütme-yargı üçlü sacayağında dengeyle kurulan, ayakları yere sağlam basan bir devlet aklı. Ayak teke düşecekse zigon sehpa daha tercih edilir.

Gelelim Maduro’nun madaralık temeline. Kendi halkıyla millî refahı paylaşmada hasislik yaparak yandaşlaşma karteli (tekeli) oluşturmanın nasıl bir bekâ sorunu yarattığının laboratuvar tahliline gerek var mı?

Ülkenin kaynaklarını benimsetip, onların aslında kendi varlıkları olduğunun bilincine varamamış veya vardırılmamış bir kısım yığın, milletleşmekten de uzak oluyor. Hâl böyle olunca dünyanın diğer ucunda kendi derdiyle uğraşan Putin veya Çin’in destekleyebileceği bir müttefiklik de zemin bulmuyor, bulamıyor.

Oysa ki ABD, aslında petrole çökmekten ziyade Çin ve Rusya’ya petrolize darbe vurma stratejisi ile yaptı bu harekatı. Tabi perde arkasında Ukrayna veya Tayvan konusunda karşılıklı ne pazarlıklar olduğu henüz netleşmedi.

Bizim ise kıssadan hisse çıkararak, tek adamlı başkanlık tipi rejimlerine, vücudun bağışıklık sistemine verdiği zararları kavrayıp bir an önce koruyucu hekimliğe yönelik tedbirlere geçmemiz gerekmekte.

Bir TürkAtasözü derki; “Akıl odur ki başa geleceği bile, göz odur ki dağın ardını göre.”

Perşembenin gelişi çarşambadan belli değil mi?

Bakkal dükkanını bile tek kişi yönetemez. Onun bile kendisine göre bir kurumsallığı var. İşletmecilikte yetki devri diye bir ders konusu vardır. Her konuyu tek kişinin kontrol etmesi mümkün olamayacağı için, yetki devri ile alt kademelerde kontrol sağlanır.

Problemlerin çözüm odağı, ne denli alt birimde sonuca yönelik oturtulabildiyse, işletme o denli dinamiktir. Böylelikle, her mesele gelip en tepeye toslayarak makamı yıpratmamış olur.  Genel Müdür, kıramayacağı eş dosta gösterebileceği mazerete ihtiyaç duyarsa, kurumsallık cankurtarandır. Hele ki bakkalda ortak varsa, baban bile parasız gelip birşey alamaz.

Emperyalizm,ülkeleri önce tek adam rejimlerine zorlayıp, lidere ve çevresine nefret halkaları oluşturarak devleti ve rejimi kemirip,devleti benimseme duygusundan kopartarak işgal zemini hazırlar.

Başkanlık rejimi getirenler, kendilerine iyilik yaptıklarını sanmamalı. Az gelişmiş ülkelerde varlık içinde yokluk çektirilerek sefalete sürükleyen gelir dengesizliği ve ekonomik soykırım, işgali meşrulaştırma altyapısını hazırlamak içindir.

Ekonomik kast sistemi, devletin temeline konmuş dinamittir.

Kaynak: MDM Eray Ertürk

Posted in Gündem | MADUROYU MADARA ETMEK için yorumlar kapalı
Oca 09

TARİHTE BUGÜN

9 Ocak:

1878 – I. Umberto tahta çıkarak İtalya kralı oldu.

1916 – Gelibolu Muharebeleri, Osmanlı kuvvetlerinin zaferiyle sonuçlandı.

1917 – I. Dünya Savaşı sırasında Telelrefah Muharebesi gerçekleşti.

1941 – Ağır-bombardıman uçağı Avro Lancaster, ilk uçuşunu gerçekleştirdi.

2007 – Apple CEO’su Steve JobsiPhone‘u tanıttı.

Simone de Beauvoir (d. 1908)

Imelda Staunton (d. 1956)

Halide Edib Adıvar (ö. 1964)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 09

BİLEN VAR MI?

Her şeyde bir hareket her şeyde bir dönüş var

Ömürde bir başlangıç ömürde bir finiş var

Her bir şey düz değildir hem yokuş var iniş var

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Hakikatti bırakıp yalanı anmayın ha!

Dönekleri boş verin onlara kanmayın ha!

Dönüşler gerçek olsun sizler de yanmayın ha!

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Maddenin yapısında hep dönmek var aslında 

Güneş ve Ay dönüyor Dünya’nın etrafında

Dünya her an dönmekte kimler bunun farkında

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Maddenin yapısını alim ilim biliyor

Kimileri geliyor kimileri gidiyor

Bütün canlılar gibi gezegenler ölüyor

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Gelmişiz bu Dünya’ya döneceğiz elbette

Hatta bir yıldız gibi söneceğiz elbette

Bir gün dört kollu sala bineceğiz elbette

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Bu döngünün içinde nelerle meşgulüz biz

Aklımız hiç almadı çözülemedi bu giz

Koskoca kâinatta toz gibiyiz bir hiçiz

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Şöyle bir düşünelim ciddi ciddi bir kere

Kalsın gözlerden perde kalpler gerçeği göre

Dönüyoruz kardeşim geldiğimiz öz yere

Kâinatta dönmeyen var mıdır bilen var mı?

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | BİLEN VAR MI? için yorumlar kapalı
Oca 08

TARİHTE BUGÜN

7 Ocak:

1610 – İtalyan astronom Galileo GalileiJüpiter‘in dört uydusunu tespit etti.

1904 – İki yıl sonra yerini SOS sinyaline bırakan CQD tehlike sinyalinin kullanımı başladı.

1985 – Japonya‘nın ilk gezegenler arası uzay aracı olan SakigakeUchinoura Uzay Merkezi‘nden uzaya fırlatıldı.

2015 – Hiciv dergisi Charlie Hebdo‘nun Paris‘teki ofisine saldırı yapıldı.

2019 – Ferrari‘de, Maurizio Arrivabene‘nin yerine Mattia Binotto getirildi.

Nikola Tesla (ö. 1943)

Nicolas Cage (d. 1964)

Hirohito (ö. 1989)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 08

TRUMP İŞTE BU!

Dedesi, genelev işletiyordu!

“Dedesi genelevci, babası Ku Klux Klan, böyle bir ailede büyümüş, iflastan dolandırıcılığa, vergi kaçakçılığından pornoya kadar, her türlü pisliğe adı bulaşmış, bir yandan kumarhane, öbür yandan sahte hayır kurumu, çakma üniversite, ahlaki zafiyetlere sahip fırıldak bir iş adamı…

Sözcü’de Yılmaz Özdil Trump’ın hayat hikayesini yazdı:

“Trump’ın dedesi, genelev işletiyordu… Aslında Alman’dı, 16 yaşındayken ailesiyle birlikte ABD’ye göç etmişti, New York’ta eniştesinin yanında berber çırağı olarak çalışıyordu, altına hücum başlayınca, altın arayanların peşine takıldı, lokanta açtı, sonra genelev açtı, altın arayanlara kadın sattı.

Amerikan vatandaşı oldu, sonra yeteri kadar para kazandığını düşünüp Almanya’ya geri döndü, ama, asker kaçağı olduğu için Alman vatandaşlığına geri kabul edilmedi, sınırdışı edildi, mecburen gene ABD’ye geldi.

Bir oğlu oldu, Trump’ın babası doğdu, Trump’ın babası Trump’ın dedesinin genelevden kazandığı parayla müteahhitliğe başladı, ırkçıydı, beyazları üstün ırk, siyahları insan bile olmayan köleler olarak görüyordu, Ku Klux Klan’a katıldı, ırkçı suçlara karıştığı için tutuklandı, hapis yattı.

Sonra New York’ta konut işine girdi, siyahlara daire satmıyordu, iki oğlu oldu, Donald Trump ve kardeşi doğdu, Donald’ın kardeşi sabıkalıydı, alkol bağımlısıydı, alkol komasından öldü, dedesi ve babası yüzünden berbat bir çocukluk yaşayan Donald’ı hapçı olmasın, adam olsun diye askeri okula gönderdiler, gitti, mezun oldu ama, subay olmak istemedi, hatta “ayağımda topuk dikeni var” filan mazeretiyle Vietnam Savaşı’na bile katılmadı, oradan da kaçtı.

Babası gibi müteahhit oldu, eski binalar alıp, otel yaptı, yüklü para kazandı, gökdelenler dikmeye başladı, zenginlik yetmiyordu, şöhret olmak istiyordu, NBC televizyonunda program yapmaya başladı, televizyon ünlüsü oldu, üç defa evlendi, beş çocuğu oldu, on torunu oldu, ilk evliliğini Çek model Ivana’yla yaptı.

Herhangi bir ideolojisi yoktu, şahsi çıkarları için ikili oynadı, hem Demokrat Parti adaylarına para verdi, hem Cumhuriyetçi Parti adaylarına para verdi, 2000 yılında Reform Partisi’nden ABD başkan adayı oldu, bu adaylığını popülaritesini arttırmak için kullandı, seçimden önce yarıştan çekildi, gitti Cumhuriyetçi Parti’ye girdi, oradan başkan adayı oldu.

Müteahhitliği sırasında 400 milyon dolarlık bir kredinin altından kalkamadı, iflas etti, konkordato ilan etti, sıyırmayı başardı, havayolu şirketi kurdu, orası da iflas etti, casino işine girdi, Atlantic City’de kumarhane açtı, kumarhane işinde de batma noktasına geldi, hepsini sattı, paravan şirketler kurduğu ortaya çıktı, devletle mahkemelik oldu, kendi adıyla Trump Üniversitesi kurdu, aslında üniversite filan değildi, emlakçı sertifikası veren eğitim kursuydu, New York eyalet yönetimi tarafından “üniversite” sıfatını kullanması yasaklandı, “tüketiciyi kandırdığı” gerekçesiyle mahkemeye verildi, 25 milyon dolar tazminat ödemek zorunda kaldı.

Sonra gitti kendi adıyla vakıf kurdu, New York Eyalet Başsavcılığı tarafından dava açıldı, hayır kurumları yasasını ihlal etmek ve vergi kaçakçılığından yargılandı, USA Today gazetesinin derleme haberine göre, ABD başkanı oluncaya kadar 4.000’den fazla eyalet ve federal davaya konu oldu.

Tıpkı babası gibi, kendi mülklerinde ırk ayrımcılığı yapmakla bile suçlandı, çocuklara cinsel istismar ve seks ticaretiyle tanınan Epstein’in en yakın arkadaşlarından biriydi, porno yıldızıyla ilişkisi olduğu ortaya çıktı, bundan önceki başkanlık seçimini kaybettiğinde, Washington darbenin eşiğinden döndü.”

YANİ SAF KAN GENETİK BİR SOROSPU ÇOCUĞUDUR !!!—————

Alıntı

Posted in Gündem | TRUMP İŞTE BU! için yorumlar kapalı
Oca 07

ALTIN SÖZLER

* “Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa, bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.” Hz. Ali

*  Olgun insan güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceğini söyleyen adamdır…”
Konfüçyüs

* “Herkes tarafından sevilen insan iyi insan değildir.” Hz. Ali

* “Gerçeği söylemek, insana düşman kazandırır.” İskoç atasözü

* “Dikkat, karanlıkta bir mum gibidir; ne kadar çok dikkat ederseniz, o kadar parlar.” Seneca                                               

* “Yalan dört nala gider, gerçek adım adım yürür, fakat gene de vaktinde yetişir.” Norveç atasözü

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Oca 06

TARİHTE BUGÜN

6 Ocak:

1066 – Harold Godwinson taç giyerek İngiltere‘nin son Anglosakson kralı oldu.

1449 – XI. KonstantinosBizans imparatoru oldu.

1838 – Samuel Morsetelgrafı kamuya tanıttı.

1870 – Viyana‘da Wiener Musikverein açıldı.

2019 – Malezya kralı V. Muhammed, görevinden istifa etti.

Jeanne d’Arc (d. 1412)

Vecihi Hürkuş (d. 1896)

Theodore Roosevelt (ö. 1919)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Oca 06

DOĞU TÜRKİSTAN

Bu bir fotoğraftan öte hürriyet aşkının ifadesidir.…
Bu, bir Doğu Türkistan’ın diz çökmüş ama teslim olmamış hâlidir.

Bir Ramazan ayı  gecesi…
Doğu Türkistan’ın bir köyünde, karanlığın bile korkudan sesini kıstığı bir anda al bayrak açılıyor.
O bayrak; sınırları aşarak, can pahasına, kan pahasına, gizli yollarla getirilmiş.
Getiren de biliyor, açan da biliyor:
Bu bayrağın bedeli ölümdür.

Eğer Çinliler görürse;
İdam vardır, akıl almaz işkenceler vardır, ömür boyu zindan vardır.
Ama yine de açılır.
Çünkü bu bayrak, canla değil, namusla ilgilidir.

Diz çökenler korkudan değil, hürmetten diz çöker.
Kadınların gözlerinde vatan hasreti, erkeklerin yüreğinde bastırılmış bir haykırış vardır.
Çocuklar konuşmaz…
Çünkü bu millet acıyı küçük yaşta öğrenir.

Kur’an-ı Kerim, bayrağın yanına konur.
Biri bayrağı öper, biri alnına koyar, biri uzun uzun bakar…
Sanki İstanbul’a, Ankara’ya bakar gibi, sanki Orhun’a, sanki ecdadına bakar gibi…

O an edilen dualar sadece hayatta kalmak için değildir.
O dualar Türklüğün ayakta kalması içindir.
O dualar istiklal içindir.

Bayram günlerinde açılır.
Ramazan gecelerinde açılır.
Doğu Türkistan’ın kuruluş günlerinde açılır.
Ve her seferinde tekrar gizlenir.

Ama bilin ki:
Bayrak katlanır, dava katlanmaz.
Eller çözülür, yemin çözülmez.
Korku vardır ama teslimiyet yoktur.

Bu kare şunu haykırır:
Türk bayrağı Doğu Türkistan’da yasak olabilir, ama Türk yüreğinde asla!

Ve bir gün…
O bayrak gizli odalarda değil, gökyüzüne karşı dalgalanacaktır.
Çünkü Türk’ün duası gecikir ama kaybolmaz.

#Doğu Türkistan

Posted in Gündem | DOĞU TÜRKİSTAN için yorumlar kapalı