BİRAZ GÜLMEYE NE DERSİNİZ?

BİRAZ GÜLMEYE NE DERSİNİZ?

Akıl ve Akıl Uykusu
Akıl donanımı, müspet bilgiler önceliği biz Türkler için de geçerli. Pek çok bilim insanımız bu konudaki ’perişanlığımızı’bildiği için, yurt dışında edindikleri ilginç bilgileri sadece öğrencileriyle değil; bizlerle de paylaşıyorlar. Gezdikleri ülkelerin insanlarındaki akıl donanımını anlatarak; Türk halkını bilginin, bilimin iklimine çekmeye çalışıyorlar. İşte bu soylu işi yapanlardan birisi de Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sayın İbrahim Ortaş! Sayın Ortaş bilimsel çalışma için gittiği İsrail’deki izlenimlerini anlatırken “İsrail’de Eğitim Birinci Öncelik” başlıklı bölümde şöyle diyor: “İsrail güvenlik kaygısı en yüksek olan ülkelerin başında geldiği için eğitime çok önem vermektedir. Onun için eğitim her şeyin başında geliyor. İsrail’in Orta Doğu’daki varlık nedeni eğitim, bilim ve teknolojiye verdiği önemde gizlidir. Küçük ancak nitelikli nüfusu ile uçak ve elektronik sanayisi ile dünyaya meydan okuyabilmektedir. Tarım teknolojileri tohum ve damla sulama teknikleri ile dünyanın tarımsal çehresini değiştirmiştir. Ünlü Çin özdeyişinde belirtildiği üzere” Planın, hedefin bir yıllık ise pirinç ek; on yıllık ise ağaç dik, yüz yıllık ise insan yetiştir “ anlayışına uygun olarak insana yatırım yapmış. Üniversitelerinde dünya klâsmanında bilim yapılmaktadır.” İşte İsrail’in gücü bu sözlerde saklı! Ve İsrail şu günlerde Gazze’yi yıkıyor, yakıyor, öldürüyor ve bizler de üzülüyoruz… Peki… İsrail niçin bu kadar üstün? İsrail üstün; çünkü o küçücük devlet, insan beynine yatırım yapıyor. Bir din devleti olmasına karşın; insanını öncelikli olarak teknolojik bilimlerle donatıyor. O çölde, akıllara durgunluk veren harikalar yaratıyor. Eğitimde hiçbir şeyi ıskalamıyor; yurttaşlarını yaşamın en zorlu günlerine hazırlıyor. İşte bunun için İsrail -savaş da dahil- her konuda başarılı… Yaşadığımız dünyanın gerçeği şudur: Devletler halkını ezdirmek istemiyorlarsa, yaratıcı eğitime öncelik vermeli; yüksek teknoloji destekli ağır sanayi kuracak üstün beyinler yetiştirebilmeli. Acımasız bu dünyada onurluca ayakta kalmanın başkaca bir yolu da yoktur!
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/israil-ve-akil-uykusu-31834yy.htm
Ziya Paşa’dan
Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir
PYD, PKK’nın koludur ve terör örgütüdür.
PYD Terör örgütü değil diyenlere acilen duyurulur!..
Yargı: “PYD, PKK’nın koludur ve terör örgütüdür” dedi.
Önce sözlük:
“Selçuklu Devletinden Günümüze Öğretmen” (1)
Öğretmenler günü bu yıl “dershane” tartışmasının yoğunluğunda geçiyor. Eğitim ile ilgili birçok sorunumuz, öğretmenlerin gerçekleşmesini istedikleri birçok talepleri mevcuttur. Biz öğretmenler gününde tarih boyunca ecdadımızın öğretmenlere verdiği değer ve bu değer doğrultusunda toplumsal kalkınmanın gerçekleşme oranına dikkat çekmeye çalışmaktayız. Tabi ki öğretmenlerin sorunları yalnızca ekonomik değildir.
Herhangi bir eğitim sisteminin çeşitli kademelerinde verilen eğitimin niteliği birçok etkene bağlıdır. Bunlar; öğretmenlerin nitelikleri, yetişmeleri, mevzuat düzenlemeleri, eğitimsel olanaklar, öğretmenlerin ücretleri, öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeyleri, velilerin eğitime katkıları, medyanın tesiri, öğretmen ödüllendirme ve yer değiştirme durumları bunlardan başlıcalarıdır.. Bireyler, öncelikle fizyolojik ve biyolojik gereksinimlerini gidermek ister ki, bu durum maddi koşullar ile yakından ilişkilidir. Ancak, bu gereksinimler giderildikten sonra daha üst düzeyde beklentilere karşılık aranır. Öğretmenlerin de çalıştıkları işten doyum sağlamaları ve daha verimli olabilmeleri için maddi açıdan belli bir gelir seviyesinin üstünde olmalarıgerekir.
Tarihinde birçok devlet kurmuş Türk Milleti’nin en parlak dönemleri incelendiğinde Eğitime ve Eğitimciye verdiği öneme paralel bir gelişim gösterdiği görülür. Göktürklerde okuma oranının dönemin devletlerine göre çok yukarılarda olduğunu biliyoruz. Uygurlara ait 23 okulun kalıntıları bulunmuştur.
Selçuklu ve Osmanlı devleti dönemlerinde öğretmenler toplumun en itibarlı, ekonomik olarak da en rahat kesimidir.
Selçuklular döneminde medreselerde görevli çalışanların ücret yapısı aşağıdaki şekildedir;
Selçuklu Medreselerinde Aylık Ücret Yapısı ( Sivas Gök Medrese Örneği)[1]
Müderris (Medreselerde Ders Veren Öğretmen) 150 Dirhem (Yılda 1800 Dirhem)
Muid (Müderrislere Yardımcı olan görevliler)50 Dirhem (Yılda 600 Dirhem)
Bevvab (Gece Bekçisi) 25 Dirhem (Yılda 300 Dirhem)
Aşçı 15 Dirhem (Yılda 180 Dirhem)
Ferraş (Temizlik Görevlisi) 5 Dirhem (Yılda 60 Dirhem)
Örnekleri çoğaltmak mümkündür;
Konya Altun-Aba Medresesi:Müderris 800, muid 240, müezzin 100, Ferras 5 dirhem yıllık maaş alyordu.
Kırsehir Caca Bey Medresesi:
Bu medresede müderris 1200, muid 600, duahan 360 Ferras senelik 360 dirhem almakta idi.
Osmanlı Devleti döneminde de medreseler incelendiği zaman benzer bir tablo ile karşılaşırız. Osmanlı döneminde ilginç bir özellik ise henüz ataması yapılmamış bir mülazımın (müderris adayı) kadı’dan (bugünkü en yakın anlamı hakim) daha yüksek maaş alması ve daha öncelikli talep görmesidir. Bugün ile karşılaştırılması bile mümkün değildir.
Şöyle ki; “Medresede tahsil gören öğrencilere danişmend adı verilirdi. Danişmendler derslerini tamamladıktan sonra icazet alır, müderris veya kadı adayı olurlardı. Bunlardan rüus imtihanına girip başarılı olanlar mülazım (Mülazım: Atanmak için sıra bekleyen müderris.) ünvanını alır ve isimleri Ruzname-i Divan-ı Hümayun’a işlenirdi. Mülazım olamayanlar kadılık yolunu seçerlerdi.”[2]
(Devam Edecek)
Kaynak: www.tarihgazetesi.net Yusufhan KEPEZLİ
[1]İbrahim Balık, Anadolu Selçuklu Medreselerinin İdareci Ve Hizmetli Kadrosu, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,Yıl 2001 , Cilt 3 , Sayı 2
[2]Hasan Akyol, Osmanlı Devletinde Eğitim Öğretim, Türk Eğitim Tarihi, Otorite Yay., s.133
[3]http://egitim.bugun.com.tr/ogretmenlerin-sinav-ucreti-isyani-haberi/197605
[4]http://kamugazetesi.com/haber/sinav-gorev-ucretine-ogretmen-isyani-12212.html
[5]http://www.turkegitimsen.org.tr/haber_goster.php?haber_id=15454
BİR KILAVUZ
Öğretmen insanlığa yol gösteren kılavuz
Sürdürür kalplere ideal akışını
Öğretmen Mevlana, öğretmen Yavuz…
Öğretmen bu idrakin sonsuz irfan ışını
Ve bütün insanlığın ustasıdır öğretmen
Çeşit çeşit fikirlerin akıl kalesi
Hür düşüncenin coşkun şelalesi
Gönüllere işlenir bir sevginin halesi
Ve bütün fikirlerin hastasıdır öğretmen
Akılla berraklaşan zihinlerde billur su
Asırlara hükmeden fikirlerin tek usu
Şahlanan hürriyetin, iradenin muştusu
Çağdaş medeniyetin asasıdır öğretmen
Korkusuzca savaşan yiğit, kahraman çeri
O, yüce bir gayenin irfan dolu neferi
Kör cehalete karşı iradenin zaferi
Ve Tanrı sanatının yasasıdır öğretmen
24.11.2011
ÖĞRETMENLER GÜNÜ
BÜTÜN ÖĞRETMENLERİMİZİN ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN.
24 Kasım 1928 tarihinde açılan, Millet Mektepleri’nin açılışı ve Atatürk’ün Başöğretmenliği tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.
Bu vesile ile insanı yüce gayeye ulaştıran bütün öğretmenlere selam, sevgi ve saygılar sunarım..
Öğretmenlik insanlık tarihinin en anlamlı ve ölümsüz vazifelerinden biridir. Öğretmenin vazifesi, onurlu, erdemli bir toplumun yaşam istek ve gayretine sağlam düşünceli fertler yetiştirmektir.
İnsan, yaratılmışların en şereflisidir. En seçkini, en bilinçli olanıdır. Zira insan aklı olan bir varlıktır. Ancak insan aynı zamanda en vahşi, en acımasız, en anlaşılmaz davranışların da sahibidir . Onun için insanın eğitilmesi mecburiyeti hasıl olmuştur. Eğitim ile doğru davranışlarla birlikte dünya üzerinde şerefli bir şekilde yaşama bilincini kazandırılmaktadır Öğretmen bu görevi yerine getiren sorumluluk bilincinden asla taviz vermeyen bir hassasiyet içerisinde olmak zorundadır.“Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir” sözünde de ifadesini bulan hakikat, mesleğin ne kadar onurlu ve yüce bir gayeye hizmet ettiğini göstermektedir.
Öğretmenler İçin Altın Sözler
“SALTANAT SÜRÜYORLAR!”
“Sahipli köpekler” hep ürüyorlar
“Çağdaş hırsızlar” para dürüyorlar
İpe un serdiler hatta yıllarca
“Bizim beyler saltanat sürüyorlar!”
İmansız gelmiyor yine imana!
Kazık çakmaktalar hâlâ samana
Bugünde kıydılar altın zamana
“Bizim beyler saltanat sürüyorlar!”
Kimi olmuş birer kukumav kuşu
Kimi harabede gece baykuşu
Nasıl aşacaklar bunca yokuşu
“Bizim beyler saltanat sürüyorlar!”
Cannes’te, Havai’de, Diyar-ı Rum’da
Tatil yapar Antalya’da Bodrum’da
Sersefil yaşarken asil bodrumda
“Bizim beyler saltanat sürüyorlar!”
TOPRAK SATIŞI (4)
Türkiye’de 2003-2012 yıllarında yabancılara toplam 137 milyon 192 bin 231 metrekare taşınmaz satıldı. Bunun 126 milyon 119 bin 800 metrekaresi ana taşınmaz, 11 milyon 72 bin 430 metrekaresi ise kat mülkiyeti şeklinde gerçekleşti. Söz konusu satılan taşınmazlar, 153 bin 183 adet olurken bu taşınmazlara 139 bin 828 kişi sahip.
Bu dönemde en fazla taşınmaz satılan il Yozgat oldu. Yozgat’ta 2003-20012 arasında 9 milyon 601 bin 463 metrekaresi ana taşınmaz olmak üzere toplam 9 milyon 615 bin 443 metrekare taşınmaz satıldı. İstanbul’da 2003-2012 yıllarında 2 milyon 522 bin 376 metrekaresi ana taşınmaz, 671 bin 959 metrekaresi kat mülkiyeti olmak üzere toplam 3 milyon 194 bin 335 metrekare taşınmaz satışı gerçekleştirildi. İstanbul’da 4 bin 588 ana taşınmaz 5 bin 488 kişiye, 12 bin 255 kat mülkiyeti 10 bin 254 kişiye yapıldı.
En az taşınmazın satıldığı il ise 362,99 metrekare ile Siirt oldu.
Aynı dönemde en fazla taşınmaz satılan diğer iller şunlar:
– Konya: 8.306.788 metrekare
– Antalya: 7.399.117 metrekare
– Ankara: 7.068.942 metrekare
– Muğla: 6.806.499 metrekare
– Kırşehir: 5.816.039 metrekare
– Aydın: 4.617.313 metrekare
– Nevşehir: 4.478.220 metrekare
– Kahramanmaraş: 4.129.774 metrekare
– İzmir: 3.918.768 metrekare
(SON)
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/iste-yabancilarin-en-cok-mulk-edindigi-il/ekonomi/ekonomidetay/04.02.2013/1664380/default.htm