Tem 21

Susarak Günah İşleme Özgürlüğünü Kullanmak

diyanet_isleri_baskani_bakara_makara_hakkinda_ilk_kez_konustu_h13820Susarak günah işleme özgürlüğünü kullanmak  (Hala susuyor!)
Başbakan, milliyetçileri “Şeytanın kibriyle suçladığında” sustu… Başbakan on binlerce insanın canına kıyanlarla “helâlleşme” den söz ederken, ‘helâlleşme yetkisi’nin yalnızca mağdurlar ve vârislerinde olduğunu söylemek yerine yine sustu…
Alternatif câmi, alternatif imam, alternatif cuma namazı ve alternatif hutbeler konusunda sustu… Fakat, Kutlu Doğum Haftası sebebiyle Diyarbakır’da mânidar bir konuşma yaptı. O coğrafyada “Kırılan onurlar”dan ve kırılan onurların tâmirinden bahsetti. Hırkayı yere, kırılan onurları da o hırkanın içine koymaktan ve hırkayı dört bir tarafından tutup kaldırmaktan söz etti. Kıyılan canlardan hiç söz etmedi… Ve o hırkanın bir ucunu şehit annesine, şehit babasına nasıl tutturabileceğinden hiç bahsetmedi… Kendisine ‘açılım süreci’ne ‘katkıları’ndan dolayı teşekkür eden ve üzerinde ‘Amed’ yazılı tabağı Diyarbakır Belediye Başkanı’nın elinden alıp makâmına geri döndü…
O günden bu yana susmaya devam ediyor…
Bu ülkenin çocuğu Ali İsmail, “efsâne yazan polisler” tarafından sokak ortasında dövülerek öldürüldü, fakat zât-ı âlileri sustu, Bezm-i âlem Vâlide Sultan Camii’nin zeminindeki üç kuruşluk halı parçası kadar kıymet bulmadı zât-ı âlilerinin gönlünde ve kelâmında Ali İsmail; özel kaleminin usûlen yazacağı başsağlığı mesajında bir rahmet temennisine bile konu olamadı Ali İsmail…
“Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde toplamış bir lider” diye Başbakan’dan söz edildi… Bir mesaj yayınlamadı… İkaz etmedi… “Ne oluyor size böyle?” demedi, “Siz ne dediğinizin farkında mısınız?” demedi… Yalnızca sustu…
“Başbakanımız bizim için adeta ikinci peygamber gibidir” dendi Başbakan için…
Bir mesaj yayınlamadı… İkaz etmedi… “Ne oluyor size böyle?” demedi, “Siz ne dediğinizin farkında mısınız?” demedi…
Yalnızca sustu…
“Sayın Başbakanımıza dokunmak bile inanın bence ibâdettir” dendi Başbakan için… Bir mesaj yayınlamadı… İkaz etmedi… “Ne oluyor size böyle?” demedi, “Siz ne dediğinizin farkında mısınız?” demedi…
Yalnızca sustu…
Şeyh Yusuf el Kardavi Erdoğan’ı protesto etmenin haram olduğunu söyledi…
Bir mesaj yayınlamadı… İkaz etmedi… “Ne oluyor size böyle?” demedi, “Siz ne dediğinizin farkında mısınız?” demedi…
Yalnızca sustu…
“Erdoğan’ı halife olarak tanıyor ve biat ediyorum” dendi… Bir mesaj yayınlamadı… İkaz etmedi… “Ne oluyor size böyle?” demedi, “Siz ne dediğinizin farkında mısınız?” demedi… Yalnızca sustu… Ve…
“Yolsuzluk fetvâları” verildi gazete köşelerindeki fıkıh tâcirleri tarafından… Ve…
“İnsanların günah işleme özgürlüğü vardır. 17 Aralık operasyonu işte bu özgürlüğe vurulmuş darbedir” dedi bir milletvekili… Hadis âlimi Diyânet İşleri Başkanı yine bir mesaj yayınlamadı… İkaz etmedi… “Ne oluyor size böyle?” demedi, “Siz ne dediğinizin farkında mısınız?” demedi… “Allah sizi ıslah etsin” bile demedi…
Yalnızca sustu… susuyor…
Susarak günah işleme özgürlüğünü kullanıyor… Beyt-ül mala dadanan fâreleri görmezden geliyor…
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/diyanet-isleri-baskaninin-gunah-isleme-ozgurlugu-susmak-30078yy.htm
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | Susarak Günah İşleme Özgürlüğünü Kullanmak için yorumlar kapalı
Tem 20

Bizi de yedirirsin!

images (2)
  
Bizi de yedirirsin!
Eskiden toplu ramazan yemeklerinde, iftar ziyaretlerinden artan yemekleri, yemek masasına hizmet eden çocuklar yermiş.. Yani artan yemekler onların hakkı imiş. 
Bir iftar yemeğinde çorba içildikten sonra hoca cemaata:
– Çorbayı arttırmayın israf haramdır. Yemeği bitirmek sünnettir, der.
Böylece çorba tamamen biter.
Sıra sebze yemeğine gelir, hoca yine :
-Arttırmayın sünnettir” der yemek biter.
Sıra pilava gelir, tatlıya gelir. 
Hoca:
-Sünnettir, diyerek, her şeyi cemaata yedirir ve hizmet yapan çocuklar aç kalırlar.
Yemekten sonra hocanın ellerini yıkaması için su döken çocuklarla hoca şakalaşmak ister: 
-Balam sizin adınız ne, der.
Çocuklar: 
– Farz hoca efendi, derler.
Hoca:
-Balam hiç farzdan ad olur mu?” der.
Çocuklar da:
-Olur ya, sünnet diyelim de bizi de cemaata yediresin öylemi ?” derler…
 
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , | Bizi de yedirirsin! için yorumlar kapalı
Tem 19

Kur’an’da Devlet-Millet Yönetimi Konusunda Temel Hükümler… (1)

kuranı kerim portalı diyanet

Kur’an’da Devlet-Millet Yönetimi Konusunda Temel Hükümler…(1)

Kur’an’ın bildirdiği temel hükümler evrenseldir. Yaşanacak her zaman ve mekanda her toplumda, millet, devlet ve yönetimde uyulması gereken hükümlerdir.

 

Devlet, millet yönetimiyle ilgili olarak bildirilen temel hükümler: Şura, adalet, emanetin ehline verilmesi, seçtiğimiz yöneticilere, kanunlara itaat etmektir. Şimdi bildirilen temel hükümleri incelemeye çalışalım.

ŞURA: Kişilerin, tarafların-yöneten ve yönetilenlerin veya temsilcilerinin eşit şartlarda, en geniş katılımla karşılıklı görüşerek, danışarak, diyalog ve sosyal uzlaşı ile-bey’atlaşarak birlikte, ortak kararlar almalarıdır.. Alınan kararlar ilgili herkesi, her kesimi kapsayacak nitelikte olmalıdır. Tarafların birbirlerini denetleme imkanları olmalıdır…

Kur’an, yönetim erk’inin ‘‘seçkin, tartışma üstü’’ kişiler tarafından değil şura ile kullanılmasını istemektedir. Şura anlayışında kişi hegemonyası, despotizim, dikta yoktur..

Allah, peygamberimize bile toplumuna önderlik ederken şura ile yöneticilik yapmasını bildirmiştir.. Dikta rejimlerinde, egemenliği elinde bulunduran kişilerin danışmanlarının olması, bunlardan fikir alınması dinimizin istediği şura esası ile alakası yoktur..

ADALET: İslam dini, Allah ile insan arasındaki ilişkinin hak ve adalet üzerine kurulmasına dayanır. Kur’an’a göre hak ve adalet kişisel ilişkilerden, devlet yönetimine kadar her alanda hassasiyetle gözetilmesi gereken bir ilkedir.
Adil olmak, adaletten ayrılmamak, adaleti korumak Allah’ın emridir.
Adeletin olmadığı yerde barış, güven, huzur, başarı, mutluluk olmaz, yani İslam olmaz.

Adil olmayana mümin, adaletten uzak bir topluluğa İslam ümmeti demek mümkün değildir.

Kaynak: http://www.diniyazilar.com/2011/06/devlet-millet-yonetimi-konusunda-bildirilen-temel-hukumler/
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , | Kur’an’da Devlet-Millet Yönetimi Konusunda Temel Hükümler… (1) için yorumlar kapalı
Tem 18

Mübarek Aylar

2014_yili_dini_takvimi_mubarek_gun_ve_geceler_kandil_geceleri_h14165
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Mübarek Aylar
 
Karanlık kalbe ışık
Yakar, mübarek aylar
Mümine nurdan kanat
Takar, mübarek aylar
 
Koyma inanca tehir
Yok, olsun kalpte zehir
Nurdan, ışıktan nehir
Akar, mübarek aylar
 
Can çekişir, kan kusar
Şeytanın dili susar
Dostu bağrına basar
Sıkar, mübarek aylar
 
İslam’ın direğinde
Uymalı gereğinde
Müminin yüreğinde
Atar,
mübarek aylar
 
22.02.1993
 
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , | Mübarek Aylar için yorumlar kapalı
Tem 17

Dün Bunları Söylediler;

soru-isaretiDün Bunları Söylediler;
3 Kasım 2002’den sonra; Başbakan Recep Erdoğan; “Millet adına savcıyım. Çünkü kim kimlerin avukatlığına soyunmuş bunlar çok önemli. Biz kendimize hiçbir vasıf tayin etmemişken bize de savcılık görevini sağ olsun onlar veriyor. Bu da güzel bir şey. Niye savcı millet adına vardır, iddia makamı millet adına ordadır, biz de millet adına evet hakkı aramanın hakkı savunmanın gayreti içindeyiz, eğer bu anlamda savcılık ise evet savcıyım.” (15 Temmuz 2008) Başbakan Recep Erdoğan; “Eğer bugün hâkimlerimiz, savcılarımız hiçbir baskı ve tehdide boyun eğmeden görevlerini yapabiliyorlarsa, güven verici bir gelişmedir. Bundan kim neden rahatsız olabilir? Bunu kim, neden engellemeye çalışabilir? Bakınız ortada son derece ağır, son derece vahim iddialar var. Anayasamıza, yasalarımıza göre suç teşkil eden ithamlar var. Bırakalım yargı işlesin, bırakalım hukuk işlesin. Bırakalım ak ile kara ortaya çıksın. Süreci bulandırarak, hâkimleri, savcıları tehdit ederek hiç kimse bir yere varamaz.” (21 Nisan 2009) Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç; “Emekli orgenerallere ait ses kayıtları ortaya çıktı. Neler konuşmuşlar, neler söylemişler. Allah’a çok şükür ediyorum ki Türkiye bunların zamanında bir savaşa falan girmemiş. Neler var neler… Konuşuldukça bu ülkede neler varmış, kimler ne yapmış, kimler kimlerle işbirliği yapmış, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü kimler dinamitlemiş… AK Parti iktidarı bütün bunlara karşı nasıl dimdik ayakta kalmış bunu görüyoruz.”  (12 Mart 2009) AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik; “Sayın Türkân Saylan, bazı kız çocuklarına Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği faaliyetleri kapsamında burs verdiği için bu soruşturmaya konu değil. Sayın Haberal organ nakli yaptığı için, iyi bir cerrah olduğu için içeri alınmıyor. Netice itibariyle kimse sorgulanmaz, hesap sorulmaz, dokunulmaz konumda değildir.” (17 Mart 2011) Başbakan Recep Erdoğan; “Son günlerde bazı iddialarla ilgili başlatılan yargı sürecini biz de dikkatle izliyoruz. Emekli ve muvazzaf bazı askerlere yönelik bir süreç başlatıldı. Bu süreç yargının tasarrufu altında ilerliyor. Ak ile karanın ortaya çıkması; sürecin hassasiyetle ilerlemesi, kamuoyuna tatmin edecek kararların verilebilmesi için herkesin bu noktada yargıya ve yargı süreçlerine saygı duyması şart. Bu konuda duyarlı, hassas olması herkes için geçerli. Bu işleri hükümetle ilişkilendirenler, kusura bakmasınlar hezeyan içindedirler. Birileri yargıya, siyasi müdahalelerde bulunmaya, davalara yön vermeye alışık olabilir. Bizim de böyle yaptığımızı düşünebilir veya birileri böyle bir temenni içinde olabilirler. Bizim yürütme olarak görevimiz bellidir, yetkimiz bellidir. Kimse hükümeti bu tür spekülasyonlara alet etme yanlışına düşmesin. Başta ana muhalefet partisinin genel başkanı olmak üzere, herkesi bu noktada sağduyulu ve özellikle de sorumlu davranmaya davet ediyorum. Yargının işleyişini güçleştirecek, yargıyı töhmet altında bıraktıracak, çalışmasını engelleyecek girişimler adaletin tecellisine katkı sağlamayacağı gibi, şüphelerin aydınlığa kavuşmasını da engelleyecektir.” (15 Şubat 2011) Başbakan Recep Erdoğan; “Ergenekon’da verilmiş karar nihai karar değildir. Ergenekon Davası ile ilgili kanaatimde sapma söz konusu değil. Temenni ederiz ki adalet hakkıyla tecelli eder. Gerek ana muhalefetin, gerek diğer muhalefetin bu süreçle ilgili yaptığı açıklamalar çok çirkin. (Yargı organı istediğim kararı verdiği zaman iyi, istemediğim kararı verdiği zaman kötü) gibi bir niyet olmaz. Muhalefet partisinin genel başkanının yaptığı açıklamalar suç teşkil etmektedir. (Bu mahkemelerin hakimlerini savcıları tanımıyoruz) gibi ifadeler yargıya müdahale gibi bir anlayışın içerisine girmektedir. Türkiye’de siyaset yapmanın edebinin ne noktaya geldiğini gösteriyor bu. Bu şekilde bir siyaset yapılamaz.” (8 Ağustos 2013) Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç; “Allah o savcılardan razı olsun ki hiçbir tehdide aldırış etmeden, hiçbir şeyden korkmadan soruşturmalarını çok güzel bir şekilde yaptılar, mahkemeler de incelemelerini yaptı, yargı kararını verdi. Biz şimdi hiçbir şeyden korkmuyoruz.Hükümet sadece siyasi olarak bu işin arkasında durdu. Çünkü başka hiçbir insan, savcı olsun hâkim olsun bunları yargılama gücü veremezdi.” (3 Eylül 2012) (E) Adalet Bakanı Sadullah Ergin; “Yeni yasa (HSYK) ile kurul, bağımsız bir yapıya kavuşuyor. Görev ve yetkilerini kullanırken hiçbir organ, makam, merci veya kişi, bu kurula talimat veremeyecek. Adalet, tarafsızlık, doğruluk, tutarlılık, eşitlik ve liyakat çerçevesinde görev yapacak” (10 Aralık 2010) AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ (Y. Adalet Bakanı); “HSYK’nın çaycısı, bütçesi, oturacağı koltuğu bile yoktu, her şeyiyle göbeğine kadar Adalet Bakanlığı’na bağlıydı. Artık Adalet Bakanı karışamayacak, görüş serdedemeyecek.” (10 Aralık 2010)
17 Aralık 2013’ten sonra ise; Başbakan Recep Erdoğan; “HSYK’yı yargılarım…” “Bu savcı kimin savcısı?.. Bu nasıl savcı…” “O savcıyla daha işimiz var…” “Orada bu savcı iş takip ediyor…” Ve 30 Aralık 2013 sabahı gelinen nokta; Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, HSYK’nın yetkisini elinden aldı, “Tek ben açıklama yapacağım” dedi. Meşhur bir Türk sözü gündeme nasıl da cuk oturdu. Değil mi? “Eskiden yediğin hurmalar, şimdi sizleri tırmalar…”
 
  Kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=29293
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , | Dün Bunları Söylediler; için yorumlar kapalı
Tem 16

Hadis-i Şerif

Resimli-Hadis-i-Şerifler-ve-DUA-lar-4
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
*Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Hepiniz gözeticisiniz, gözettiklerinizden sorumlusunuz. Lider bir gözeticidir, yönettiklerinden sorumludur. Adam ailesinin gözeticisidir, onlardan sorumludur. Kadın, kocasının evinde gözeticidir, görevli olduğu işten sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malının gözeticisidir, ondan sorumludur.”   İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.*Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Adil davrananlar, Allah katında, Rahmanın sağındaki nurdan minberler üstündedirler. Onlar, hükümlerinde ve ailelerinde, başta bulundukları sürece âdil davrananlardır.”   İbn Amr radıyallahu anh. Müslim.
 
*Bir adamın, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme şunu sorduğunu duydum:                                                                                                                  “Başımıza hakkımızı vermeyip, haklarını bizden isteyen başkanlar geçerse, nasıl davranalım?”                                                                                      “Onları dinleyin, itaat edin! Onların işledikleri kendilerine, sizin işledikleriniz sizedir.”    Vâil radıyallahu anh. Müslim. 
 
*Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Sizi yöneten büyüklerinize sövmeyin! Onların iyi olmaları için dua edin. Çünkü onların iyi olmaları, sizin iyi olmanız demektir.”
Ebû Ümâme radıyallahu anh. Taberânî.
 
*Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:                                                                                                                                                                        “Benim ümmetim sapıklık üzerine bir araya gelmez. Onun için topluluktan ayrılmayın! Allah’ın kudret eli topluluk üzerindedir.”                              İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.
 
*Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Şunu iyi dinleyip kulak verin: Benden sonra başkanlar gelecektir. Kim onların yanlarına girip de, yalanlarını doğrulayıp, zulümlerine yardımcı olursa, o benden değildir, ben de ondan değilim. Bu kimseler, cennetteki havuzumun başında yanıma gelemezler.
Kim de onların yanına girip, zulümlerine yardımcı olmaz, yalanlarını da doğrulamazsa, o bendendir, ben de ondanım. Ayrıca, bu kimseler, havuzumun başında yanıma da gelecektir.”  İbn Ucre radıyallahu anh. Tirmizî.
Kaynak:http://www.mumsema.com/hadisler-bolumu/11357-yonetim-zulum-itaat-isyan-ile-ilgili-hadisler.html
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Hadis-i Şerif için yorumlar kapalı
Tem 15

CIA Yediği Haltlar (2)

1153509831_1385482175
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
CIA Yediği Haltlar (2)                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     Sene 1988…                                                                                                                                                                                                                                               Fuat Doğu, MİT (o zaman MAH) ile CIA’nın aynı binada çalışacak kadar “içli dışlı” olduğunu ilan etti.
***                                                                                                                                                                                                                                                                 Sene 1997 (17 Mart) …                                                                                                                                                                                                                             Eski MİT’çi Necdet Küçüktaşkıner’in, Susurluk Komisyonu’na verdiği ifade:
“Bir devletin millî istihbarat teşkilatının içine birtakım insanların, bir diğer istihbarat teşkilatının sızmasi suretiyle, buradan bilgi çalması da bir çete anlamında değil midir? (…) Şafak Operasyonu’nu yürütürken (…) Robert Kolej’de profesör İngiliz şahıs dahil 266 eleman yakaladık. Bu İngiliz’i bize sorgulatmadılar. Yukarıdan kesin dediler. 20 tane konsolosluk arabası geldi. (…)  MİT’ten gelen emir. Ben Ankara’da kimin yaptığını bilemem ki. Bizim teşkilatta geliyor. Bu adamı sorgulayamamamız nedeniyle yabancı bağlantılarını tespit edemedik. (…) Bir istihbarat teşkilatı içerisinde CIA’nın oynadığı birtakım oyunlara en güzel yaşadığım canlı misali veriyorum. Yarın, onbeş sene sonra yine olabilir. (…) Bir destebilizasyon düğmesine basılıyor Türkiye’de belli zamanlarda…”                                                                                                                                                                        ***                                                                                                                                                                                      Hadi inandık, ikna olduk diyelim; MİT, donatmaya çalıştığınız o “sınırsız” yetkileri bizi, ülkemizi “korumak ve kollamak için(!)” kullanacak.
6-7 Eylül olayları… 12 Mart… Maraş katliamı… Kanlı 1 Mayıs… 12 Eylül… Gazi Mahallesi provokasyonu…
Güldürmeyin ağlanacak halimize;
MİT’i kim koruyacak?
Türkiye “karanlıklar ülkesi”ne döndüğünde o  “karanlıklar”ın “prensleri”; yabancı değil “bizim çocuklar” diye mi teselli edeceğiz kendimizi;
Darbe oldu, cinayet var, kumpas o biçim; ama olsun “bizim çocuklar”ın vurduğu yerde gül biter!
Bu mu sizin “milli”den anladığınız?                                                                                                                                            ***                                                                                                                            
 Birkaç yıl önce “ABD’nin Barış Suçları” dizisini hazırlarken kitaplarından/itiraflarından hayli faydalandığım CIA Ajanı Philip Agee’nin metodolojini anlattığı şu satırları enine boyuna bir düşünün     derim:
“ CIA, bütün dost, müttefik Üçüncü Dünya ülkelerindeki sivil ve askeri istihbarat teşkilatlarının eğitilmesini ve donatılmasını üstlenir. Buralarda çalışan yüzlerce kişi Amerika’ya götürülüp kurs görürler. (…) Darbe yapıldığında  Amerikan aleyhtarları CIA’nın sızdırdığı liste sayesinde  tutuklandıklarında, o ülkenin istihbarat teşkilatı üyeleri,   kurumlaşmış işkence yöntemlerini bu insanlar üzerinde uygularlar…”
Hazır mısınız buna?                                                                                                                                                                 ***                                                             ***                                                                                                                             
Bir not da siyasi iktidara:
Öyle dış operasyonlar, hesap sorulmazlık filan CIA’ya öykünmek iyi hoş da gözünüzden kaçtı galiba, “kendi devlet başkanlarına suikast” da var dosyalarında!
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yabanci-degil-bizim-cocuklar-30500yy.htm
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , | CIA Yediği Haltlar (2) için yorumlar kapalı
Tem 14

ZORAKİ MEHMET AĞA

        images16
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
        ZORAKİ MEHMET AĞA
 
        Eskiden camilerde devlet tarafından imam görevlendirilmemektedir. İşte tam bu zamanlarda Ramazan ayı yaklaştığı günlerde köy ağalarını bir telaş sarmış. Ağalar “Ramazan ayı geliyor. Allah nasip ederse oruçlarımızı tutacağız. Fakat camimizin imama ihtiyacı var bunu bizlerden başka kimse karşılayamaz.” Birlikte üç ağa köyümüze bir imam tutalım. İmamın ücretini üçümüz paylaşalım diye karar almışlar ve köylerine bir imam bulmuşlar.
        İmam iş bulmaktan dolayı sevinçli bir şekilde çocuklarıyla birlikte ailece köye gelir ve yerleşir. Ramazan ayına birkaç gün kala da görevine başlar.
        Her şey gayet güzel gitmektedir. İmam, köylüler ve ağalar son derece memnundur. Ramazan ayı gelmiş, oruçlar tutulmakta, vakit ve Teravih namazları cemaatle camide kılınmaktadır. Birkaç gün böyle geçer. Fakat bu durumdan köyün ağalarından ve imamı tutanlardan biri olan Mehmet Ağa tedirgindir. Biraz daha susmayı ve İmam’a tedirginliği ile ilgili konuyu açmamayı uygun bulur. Ama bir hafta on gün sonra artık dayanamaz ve imamla konuşmaya karar verir.
         İmamı bir namaz çıkışı yakalayarak; “ Hoca sen ne yaptığının farkında mısın?” diye sorar. İmam şaşırmıştır. Mehmet Ağa’nın neden bahsettiğini anlayamaz. Ancak “Hayırdır Mehmet Ağa ben ne yaptım ki;” der. Mehmet Ağa İmam’ı bir kenara çekerek “Bak Hocam sende biliyorsun ki seni bu köye imam olarak tutanlardan biri de benim. Fakat her namazda rükûdan doğrulurken Semih Ağa ile Hamid Ağa’nın adlarını söylüyorsun ama benim adımı bile anmıyorsun, senin bu yaptığın ayıp değil mi? Bu şekilde davranırsan benden alacağın payı veremem. Sen de işinden olursun” der.. İmam bir kez daha şaşkına döner. Ağaya bunu nasıl anlatacağını düşünürken, işsiz kaldığı, geçimini sağlayamadığı günleri hatırlar. Ağaya
ben onların ismini söylemiyorum. Semihallahülimenhamideh namaz farz olduğu günden beri var dese de Mehmet Ağa’yı inandıramaz. Birkaç gün daha böyle devam eder. Ancak Mehmet Ağa rahatsızdır hocaya tekrar hatırlatır. Hoca sonunda “Tamam Mehmet Ağa bu işi halledeceğim “der. Bir Teravih namazında rükûdan doğrulurken “Semihallahülimenhamideh, zoraki Mehmet Ağa der. Mehmet Ağa memnun olmuştur iştahla namazını kılar. İmam huzursuzdur fakat işsiz kalmaktan kurtulmuş ve böylece bir ay da olsa ailesinin geçimini sağlamış olur.
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , | ZORAKİ MEHMET AĞA için yorumlar kapalı
Tem 13

Dini Siyasete alet etmek…

indirindir (1)
Dini Siyasete alet etmek…
İslâm’a ve Müslümanlara en büyük kötülüğü dini siyasete âlet edenler yapmışlardır. Dinî emirleri yerine getirmek ve yasaklardan kaçınmak sadece Allah rızası için değil de iktidar hırsı yahut particilik adına yapılıyorsa -Allah korusun- amellerden geçtik, iman bile tehlikeye girer. Tarih; din adına yola çıkıp siyasî taassup meydanlarında dinini harap, imanını türap eden muhteris ve mutaassıplarla doludur.
“Dört Halife”den üçünü şehit edenlerin iddiaları neydi, hiç düşündünüz mü? Bugün Suriye’de Irak’ta, Mısır’da ölenler de, öldürenler de “Allahüekber” demiyorlar mı? Sabah namazını eda etmek için camiye girerken kapı önünde Hz. Ali’yi bir kılıç darbesiyle şehit eden İbn Mülcem de: “Ey Ali, hüküm senin ve arkadaşlarının değil, Allah’ındır”  diye bağırıyordu. Yani o da Halife’yi din adına katletmişti.
İktidar partisinin Merkez Yürütme Kurulu üyesi bir profesörün medyaya yansıyan:  “Bu saatten sonra milletin öfkesini asla kavga kesmez. İntikam istiyor millet. Kan kusturanlara kan kusturulsun” sözü ne tarafa doğru savrulmakta olduğumuzun göstergesidir. Peki, bu söz Hz. Ebubekir’in: “Müslümanlara her hâlükârda iyi davranın. Durumları ile yakından ilgilenin. Müslümanlar arasında sevgi tohumlarının yeşermesi için elinizden geleni yapın” talimatıyla çelişmiyor mu? Hani din adına yola çıkmıştınız. Dinde kin, intikam var mıdır? Şair doğru söylüyor:
“Mayasında nûr olanın gönlünde kîn olmaz//Hamurunda kir olanın kalbinde dîn olmaz.” (Li-müellifihî)
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/dini-siyasete-alet-etmek-30578yy.htm
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | Dini Siyasete alet etmek… için yorumlar kapalı
Tem 12

Sorumlular Nerde?

akp-guneydoguyu-bdp-ye-birakacak
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Sorumlular Nerde?
 
“Açılım” denilen kuyular dipsiz
  Kudurmuş köpekler tamamen ipsiz
  Herkeste endişe; vatan sahipsiz
  Sorumlular nerde, nerde bu millet?
 
“Ana ağlamasın” diyen dil nerde?
  Vatana can veren o asil nerde?
  Asilden yetkili ya vekil nerde?
  Sorumlular nerde, nerde bu millet?
 
  Akıl mı kalmadı, izan mı? Yoksa?
  Hani, nerde hukuk ve anayasa?
  Malum kişilerse şimdi yarasa
  Sorumlular nerde, nerde bu millet?
 
  Dalalet, hıyanet ve gaflet gende
“Sayınlar, kelleler” vallahi sende
  Caniler kahraman oldu sayende
  Sorumlular nerde, nerde bu millet?
 
  Hainliğe, sessiz kalmak korkaklık
  “Terör” değil bunun adı “alçaklık”
  Buna terör demek bence “salaklık”
  Sorumlular nerde, nerde bu millet?
 
  Kenan ŞAHBAZ
 07.12.2009
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | Sorumlular Nerde? için yorumlar kapalı