Nis 26

RÜŞVET!

fft64_mf1866631
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
RÜŞVET!
 
Açmadığım, açamadığım
Kapı yoktur Dünyada
Âlimin elinde kalem
Askerin silahında kurşun oldum
Nice diktatörlere aman dedirttim
Beni dinlemeyenlere
Kanun, tüzük, kararname… Kemirttim
Benden çekinmeyen
Amir-memur, işçi-işveren… Var mı hiç?
Durağım, yerim-yurdum yok benim
Kimliğim uluslararası
En dürüst insanın beyninde
Ateş böceği gibiyim
İş görmek, gördürmek için
Amansızca seğirttim
Doğrunun kellesini kopardım
Dürüstlüğün kanına girdim
Ahlâkı ipte sallandırdım
Haklıyı sürgün ettim
Mao mu?
Lenin mi?
Stalin mi?
Hitler mi?
Bush mu?
Yeltsin mi?
Obama mı?
Dize gelmedi benim karşımda
Çağın atomu, lazeri
Yok, edebildi mi beni?
Ben, RÜŞVET!
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | RÜŞVET! için yorumlar kapalı
Nis 25

Drau Katliamı’nı Biliyor musunuz? (28 Mayıs 1945)

image0012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kuzey Kafkasya halklarının İkinci Dünya Savaşı sırasında maruz kaldığı katliamlar Rusya toprakları ile sınırlı kalmamış, Avrupa’ya kadar uzanmıştı. 1944 yılının sonlarına doğru Rus saldırılarından kurtulmak için Avrupa ülkelerine kaçan çoğunluğu kadın, çocuk ve ihtiyarlardan oluşan çok sayıda Kuzey Kafkasyalı, önce İtalya’nın kuzeyindeki Paluzza bölgesinde bulunan İtalyan dağ köylerine yerleştirildiler. Savaşın bitmesinden birkaç gün önce de Avusturya’ya, Carinhia’nın Ober Drauburg bölgesine sürülerek, burada Drau nehri vadisine yerleştirildiler. 11 Şubat 1945’te Yalta Konferansı’nda Rusya, Amerika ve İngiltere tarafından alınan bir karar ile İngiliz işgal bölgesine dahil edilen bu vadideki insanların Rusya’ya iade edilmesine karar verildi. Mülteciler en azından Türkiye’ye gitmeleri için izin verilmesini istediler; ancak bu talepleri reddedildi. Londra’dan gelen 28 Mayıs 1945 tarihli karar, “Mülteciler, Sovyet otoritelerine teslim edilecektir.” şeklindeydi. Kararın uygulanması için, İngiliz tankları, bu insanları Dellah bölgesine sürdüler. Burada “yurtlarına dönmeleri gerektiği ve bunun için kendilerine yardımcı olunacağı” resmen tebliğ edildi.
 
28 Mayıs – 1 Haziran tarihleri arasında yaklaşık 8,000 Kuzey Kafkasyalı silahlardan arındırılarak Ruslara teslim edildi. Teslim edilenler sınırın sadece 200 metre ilerisinde kurşuna dizilerek öldürüldüler. Çok az sayıda Kafkasyalı, Rus askerlerinin elinden kurtularak diğer ülkelere geçebildi. Geriye kadın ve çocukların cesetleri ve Kuzey Kafkasyalıların bir vadiyi dolduran eşyaları kaldı.
 
Teslim olmanın ölüm ya da Stalin’in acımasız kamplarında mahkumiyet anlamına geldiğini bilen bazıları Ruslara teslim olmaktansa kucağındaki çocuğuyla nehre atlamayı tercih etti. Bu korkunç dramın şahitlerinden çiftçi Martin Nagale gördüklerini şöyle anlatıyordu: “…Çok korkunçtu. Kadınlar teslim edilmemeleri için yalvarırken, her yeri gözyaşları ile yıkıyorlardı. Bu yalvarmaların faydasız olduğunu gören birçoğu da çocukları ile kendilerini Drau nehrine attılar.” Bir başka şahit Mrs. Maria Tiffling, faciada gördüklerini şöyle ifade ediyordu: “Bir ailenin bütün fertleri ile Drau sularında kayboluşunu unutamam. Anne bir yavrusunu sırtına bindirmişti. Diğer ikincisinin de ellerini tutuyordu. Üçüncü ve en küçük çocuk da babasının kollarında idi. Hepsi de kendilerini asi Drau’nun sularına korkunç çığlıklarla attılar.” Dünya tarihinin az bilinen bu katliamından sonra Avusturya’nın güneyinde Spittal Drau kasabasında 24 Ekim 1960 yılında Batı Avrupa Müslümanları Birliği tarafından küçük ama anlamlı bir anıt dikildi. Anıtın kitabesine şunlar yazılmıştı: “Burada 28 Mayıs 1945’te 7,000 Şimali Kafkasyalı, kadın ve çocukları ile birlikte Sovyet makamlarına teslim edildiler. Ve İslamiyet’e olan sadakatleri ile Kafkasya’nın istiklali ideallerine kurban gittiler.”
 
Kaynak: http://cecenistan.ihh.org.tr/varolus/surgunlerdiyari/draukatliami.html
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Drau Katliamı’nı Biliyor musunuz? (28 Mayıs 1945) için yorumlar kapalı
Nis 24

Galip Erdem’den Altın Sözler

20140404_525382 

 

 

 

 

 

 

*”Hepimizin bildiği, yine de çoğumuzun unutur göründüğü bir gerçeği hatırlatmanın tam zamanıdır. Milletimizin düşmanları, hem sayıca çokturlar, hem de güçlüdürler. Nasıl bir dünyada yaşadığımızı düşünürken, aklımızdan hiç çıkmaması gerektiği halde, düşmanlarımızın varlığını ve gücünü hesaba katmıyor gibiyiz. Unuttuklarımız arasında varlığımızın başlıca şartı saydığımız «MİLLÎ BİRLİK ve BERABERLİK» en başta geliyor.”

*”Horlanan değerlerimizin başında, hiç şüphesiz Türkçemizi ele almak zorundayız. Türk dili, batı dillerinin istilâsına uğramıştır. Öyle ki Cumhuriyet öncesinin yanlış tutumu, Arapça ve Farsça kelimelerin dilimize doldurulması büyük bir şuursuzluk örneği olarak gösterilirken, batı dillerinden gelen binlerce kelime hiç sıkıntı çekmeden ve maalesef çoğu zaman yetkili makamların yardımı ile dilimize yerleşmiştir. Kesin bir rakam vermenin imkânsızlığını belirttikten sonra, 900 yıl boyunca Türkçemize giren yabancı kelimelerin sayısı, Cumhuriyet dönemi içinde alınan ve resmî yazışmalarda kullanılan kelime sayısından çok fazla değildir. Türkçemiz, sorumluların niyetini münakaşa etmeden söyleyelim: Halkın dili olmaktan çıkmış, Osmanlı çağı dilinin «Avrupacası» haline gelmiştir.

*”Özüne yabancılaşan bir milletin hiçbir sahada ilerlemesinin mümkün olmadığını unutmayız. Teknik gelişmeleri benimserken, millî kültürümüze bağlanmanın bir milliyetçilik şartı olduğunu, en ziyade kalkınmış ülkelerin, millî kültürlerinden kopmadıklarını biliriz.”

*”İkibin yıllık bilinen millet hayatımızın her döneminde yalnız askerlik sahasında değil, ilim ve kültür, sahasında da büyüklüğümüzü tanımanın gururunu taşıyoruz. Batı kültür değerlerinden çoğunun, milletimize ters düştüğünü bilmekteyiz. Ahlâk ve faziletimizi kaybetmemek için özümüze yabancılaşmamak zorundayız.”

*”Türkçülük ülküsü, teb’a ve din birliğinin yalnız başına artık önem taşımadığını, millet birliğinin diğer bütün değerlerin üstüne çıkarıldığını görmekten, yaşamaktan ve denemekten doğmuştur.”

*”Bulgar devletini Bulgar Türkleri kurmuştur. Ancak İslâv çoğunluğu arasında erimiş, hem dillerini, hem de fizikî özelliklerini kaybetmişlerdir. Belki tuhaf gelecek ama, en doğru ifade, bugünkü Bulgarlar’ın aslında Bulgar olmadıklarıdır!”

 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Galip Erdem’den Altın Sözler için yorumlar kapalı
Nis 23

ÖZGÜRÜM BAYRAK GİBİ!…

Sevgisizdir gönüller

Kupkuru çorak gibi…
 
        Benimse sevgilerim
        Söylenir barak gibi…
 
Düşüncem her yanlışı
Düzeltir tarak gibi…
 
        Bir yaralı kuş görsem
        Titrerim yaprak gibi…
 
Tüm canlıyı, cansızı
Sararım toprak gibi…
 
        Özgürlüğün ardından
        Koşarım kısrak gibi…
 
Her zaman hürriyete
Uçarım Burak gibi…
 
        Irk adım Türk’tür benim
        Özgürüm bayrak gibi…
 
03.06.2007
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , | ÖZGÜRÜM BAYRAK GİBİ!… için yorumlar kapalı
Nis 22

Soruldu vatandaşa!

images (1)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Soruldu vatandaşa!
Bu adam dendi, elinde mikrofon olan adam, en öndeki, hani hakâret eden diğerlerine, hani memleketin kendisine oy vereninden geriye kalanını ‘hâin’ ilân eden adam, hani Suriye ile girişilecek bir savaşı imkân olarak gören adam; bebek katiline “Türkiye’nin başbakanını ben yönetiyorum” cümlesini kurabilme imkânını vermek gibi bir hakka sahip midir?
“Evet” dedi vatandaş, “sahiptir”.
Yine soruldu vatandaşa!
Bu çocuk dendi, hani telefonda ada pazarlığı yapan, hani gazete manşetlerini organize etmeye çalışan, hani evdekileri sıfırlamak için onca çaba sarf eden bu çocuk mahkeme önüne çıkartılabilir mi?
“Hayır” dedi vatandaş, “çıkartılamaz”.
Soruldu vatandaşa!
Şu arkada duran adam var ya hani, hani simsiyah saçlarından tanıdığımız, bayramda çikolata kutusunda para ikrâm edilen, hani Allah’ın kelâmıyla alay eden adam, arama motorundan bulduğu âyetlerden her cuma bir tâne sallayan bu adam siyâset yapmaya devam edebilir mi bu ülkede?
“Evet” dedi vatandaş, “yapabilir”.
Yine soruldu vatandaşa! Balkonda eksik kalan adam, sanıkların balkonunda, sandığın kazananı tarafına ismi yazdırılan bu kâtil, yıllarca insanlarımızın kanıyla beslenen bu adam, İmralı’dan çıkıp Meclis’e girebilir mi, PKK bu ülkenin topraklarında özerklik ilan edebilir mi, Güney Doğu illerimizde Türk bayrağı gönderden indirilebilir mi?
“Evet” dedi vatandaş, “indirilebilir”.
Soruldu vatandaşa, devletin bakanı kendisine hediye edilen 700 bin liralık saati kabul edebilir mi, bu ülkede başbakanın çocuğunun vakfına bağış yapılarak rant elde edilebilir mi?
Yeniden öldürülebilir mi gencecik çocuklar sokak aralarında, bugün gece vakti ellerinde sopayla insan avına çıkanlar yarın ellerine silah alabilir mi, bugün meydanlarda bir çocuğun ölümü üzerinden siyâset yapıp gözü yaşlı annesini yuhalatan, yarın kendi siyasi istikbâli için o silahı o çocukların ellerine tutuşturabilir mi?
Savaşa sokabilir mi memleketi, kendi savaşı için bu ülkenin evlâtlarını fedâ edebilir mi, dilediğini içeriye tıkıp dilediğini salabilir mi, dilediği ile aynı ini paylaşıp dilediğinin inine girebilir mi, memleketi ortadan ikiye bölebilir mi?
Cevap verdi vatandaş, “evet” dedi “hepsine evet”. Ve bütün balkon aklandı, mahkeme kurulamadığından, memlekette kamuoyu gündemindeki bazı yolsuzluk iddialarını yargılayabilecek bir mahkeme bulunamadığından mahkemenin veremediği kararı sandık verdi.
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ankara-degil-memleket-meselesi-30355yy.htm
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | Soruldu vatandaşa! için yorumlar kapalı
Nis 21

Halk ne yapsın…???

640px-A_Warli_painting_by_Jivya_Soma_Mashe,_Thane_district
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ali zeki bir çocuktur  ve 3. sınıfa gitmektedir. 
Bir gün öğretmeni Ali’ye ‘Siyaset’ nedir diye sorar.
Ali düşünür ama o çocuk aklıyla cevap veremez.
Eve gider kitaplara bakar ama hiçbir şey anlayamaz.
O da babasına sormaya karar verir.
—Baba, Siyaset nedir?
—Baba düşünür. Ali’ye uygun bir yolla anlatmak ister.
—Bu evde parayı getiren kim oğlum?
—Sen…
—Ben kapitalist rejimim.
—Peki, parayı alıp bizim yiyecek içecek ve giyecek gibi ihtiyaçlarımızı karşılayan kim?
-Annem…
—O da hükumet.
—Peki, küçük kardeşinle kim ilgileniyor?
—Dadım…
—Dadın işçi, kardeşin gelecek, sen de halksın o zaman.
Ali her şeyi not alır ve uyur.
Gece garip seslerle uyanır.
Bir de bakar ki kardeşi ağlıyor.
Yanına gidince altına pislediğini anlar.
Hemen annesini kaldırmaya gider.
Ama ne yaparsa yapsın anne kalkmaz.
Bu arada salondan gelen sesleri merak eder ve salona gider.
Babasıyla dadısını uygunsuz yakalayan Alinin ağzından aynen şu kelimeler dökülür:
—Kapitalist rejim işçiyi sömürüyor, hükumet uyuyor, gelecek bok içinde, halk ne yapsın…???
 
*Yılın fıkrası seçilmiştir…
 
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | Halk ne yapsın…??? için yorumlar kapalı
Nis 20

İlluminati ve Türkiye…

dolar1
İlluminati simgesi herşeyi gören göz (Horusun gözü) olarakta bilinir. İlluminatinin her şeyden haberdar olduğunu ve herşeyi gördüğünü sembolize eden bir figürdür.Bu sembolü bir çok yerde kullanarak üyelerine ve diğer insanlara vermek istedikleri mesaj açıktır.”Biz burdayız, olanları da görüyoruz.”

Lady Gaga nın klibinden bir kesit. Arkasındaki bayrakta olan şekili görmüşsünüzdür. Eliyle yaptığı işaret hakkında bir fikriniz var mı Bu el işaretinin anlamı üç tane 6 rakamının yan yana gelmesini temsil eden el işaretidir.. Siz farketmeden 666 yapmış oluyor.
Ne alaka?Demeden önce şunlara bak bakalım bu işareti başka kimler yapmışlar.  Horusun gözü + 666.C-C-C Combo Breaker!!!

Madonnanın frozen adlı klibinden bir kesit. .Zira bu klip başlı başına olay zaten…Yoksa tesadüf mü diyosunuz?
Şimdi illuminatili ünlüler bunlarla sınırlı değil tabii..Basketbolcusundan tutun her iş dalına kadar birçok kişi illumnatili.
”Ya bunlar denk gelmiştir öyle, bi kere o işareti yaptı diye hemen illuminatili mi oldu ?
Şimdi bu sanatçıların neden illuminatiye mensup oldukları mevzusuna bira sonra değineceğim. Şimdi arkadaşlar bu illuminati oyunları sadece şarkıcı ilgilendirmiyor.

Sizlere popüler kültürün öğesi diye dayatılan şeyler aslında bu adamların ritüellerinin bir parçası.Metal müzik ile özleşmiş olan bu hareket aslında baphometi tanımlamak için kullanılan bir harekettir ve Lucifere tapanlar tarafından sık sık kullanılır.  Bu elemanlar,baphometin simgesini yapıyorlar. Bu işaretin ne metalle ne de rock la ilgisi vardır.                                                                                                                                                                                            Gördüğünüz gibi bizlere rock müzik işareti diye yutturulan işaret;baphomete (Lucifer) e tapan kişiler tarafından sık sık  kullanılmaktadır.

Kısacası bunların yapmak istediklerini sıralarsak aşağıdaki maddeler halinde açıklanabilir.

1-Hükumetleri ve diğer resmi görevdeki insanları kontrol altına almak için para ve zaten büyük bir eğilim arz eden seks ticareti kullanılacak.
2-İlluminati dünyanın her yerinde bu dava için başarılı ve üstün nitelikte öğrenciler yetiştirmek amacıyla
kolej ve üniversteler açıcak.
3-Teşkilatta başarılı isimler ne olursa olsun bir şekilde hükumete dini ve mali kurumlar içine yerleştirilecek
ve hepsi birer ajan olarak kullanılacak.
4-Gizli teşkilat son derece etkili medya kurumları kuracak ve kitleleri sorunların çözümü için tüm dünyada tek bir
iktidarın gerekliliğine ikna edecek.
5-Bu noktada son aşamaya gelinecek. Her tür silah ve asker kullanılarak tüm ulusal devletlere meydan okunacak. İktidar denetimin altına alınana dek savaşılacak.
6-Müslümanlığa ve Katolik mezhep içine sızılarak ve yok edilecek.

Kaynak: http://illuminativeturkiye.blogspot.com.tr/2011/08/illuminatinin-dunyaya-etkisi.html

 
TÜRKİYE’DE İLLUMİNATİ’NİN SUBLIMİNAL İŞARETLERİ:
 
     all_seeing_eye_gifneri7o             illuminati-nin-ibrahim-tatlıses-e-suikast-planı_393051        çocuklar-duymasın-illuminati-mortakal.blogspot.com     images

bkm-mutfak-illuminati-mortakal.blogspot.com

        
     
 
illuminati_331898                      
           illuminati_tayyip_akp_baphomet_2498424345         images (3)              
            muzik-endustrisinin-illuminati-tarafindan-kontrolu_109976                    muzik-endustrisinin-illuminati-tarafindan-kontrolu_109977images (2)        sertab-erener_161251  pis-yedili-ve-illuminati_243879      Scooby-Doosertab-erener_172564    sertap-erener-everyway-that-i-can-illuminati
 
naomi-campbell-illuminati-ada-7
 PROJE ADI: Horus’un Gözü Evi

MİMARİ: Luid de Garrido

YAPIM YILI: Konsept aşamasında

YERİ: Sedir (Kleopatra) Adası, Türkiye

Rus milyoner Vladislav Doron, sevgilisi Naomi Campbell için ünlü mankenin 41. yaş gününde hediye olarak Türkiye’de Sedir Adası’nda ekolojik bir ev yaptırmaya karar vermiş. Sedir Adası diğer bir adıyla Kleopatra Adası, Gökova Körfezi açıklarında ülkemizin en önemli turistik mekanlarından biridir.

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , | İlluminati ve Türkiye… için yorumlar kapalı
Nis 19

“Biz Bir Su Birikintisi, O İse Derya’dır”

indir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Biz bir karga, O ise şahin gibidir.”
“Biz bir su birikintisi, O ise derya’dır”
Adamın biri kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra yaptıklarına pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi fonksiyonu görmektedir. Dürüstçe durumu Hacı Bektaş-ı Veli’ye anlatır. Hacı Bektaş-ı Veli ise “Helal değildir” diyerek bu kurbanı geri çevirir. İyice utanan adam bunun üzerine bir de şansını Mevlevi dergahında denemek ister ve Mevlevi dergahına gider. Aynı durumu Mevlana’ya anlatır. Mevlana hediyeyi kabul eder.
Adam şaşkındır. Aynı şeyi Hacı Bektaş-ı Veli’ye de anlattığını ama onun kurbanı kabul etmediğini söyler ve sebebini sorar? Mevlana ise şöyle der: “Biz bir karga isek, Hacı Bektaş-ı Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul edebiliriz ama o kabul etmeyebilir” Adam üşenmez, kalkar Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahına tekrar gider ve Hacı Bektaş-ı Veli’ye Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş-ı Veli’ye sorar. Hacı Bektaş ise şöyle der: “Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden bir damla ile bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.” İki bilgeden de ciddi bir ders alan adam, hırslarından arınmış ve tevazunun ne kadar önemli olduğunu yüreğine sindirip dergahtan mutlu bir şekilde ayrılır.
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | “Biz Bir Su Birikintisi, O İse Derya’dır” için yorumlar kapalı
Nis 18

Çocuk Katilleri

5_yasini_goremeyen_yeryuzunun_cocuklari_h3320
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Çocuk Katilleri
Yıllar önce aşağıdaki şiirimde sıkıntıları yazmışım. Ancak hiçbir şeyi değiştirmeye gücüm yetmedi. Şimdi ise kaygılarımızın bir gerçeğe dönüşmesi yüreğimizi büyük bir acı ile kanatmaktadır. Yine de tedbir alınacağı konusunda kaygılı olduğumu belirtmek isterim. Yüreğimizin daha fazla yaralanmamasını, kanamamasını diler yetkililerde acil çözümler üretmelerini temenni ederim.
 
Kaygım Çocuklar İçin
 
Seni güzel çocuğum
Tertemiz öz duygularını
Edepsiz kurnazlığı ile zehirleyen tilki
Karanlık ve kuytu düşüncelerin
İnsan görünüşündeki
Akrep sokması…
 
Bırak bu deccalları
Yansınlar…
Düşünce cehenneminde birer birer…
Onlar ki;
Ateşin dahi kanına girer…
 
Durdurun bu iç kanamayı
Atın üzerinizden ölü toprağını
Sarmasın çocukları, sarmasın
Bedenlere sinen bu leş kokması
 
Kaygım çocuklar için!
Yaşanıyor nitekim!
Ateş kustum, lav tükürdüm yüzlerine
Kahroldum, eridim, bittim!
Aldıran kim?
 
5.5.1991
 
Çocuk Katilleri
Kars’ta Mert Aydın adında 9 yaşındaki bir çocuk hem de tanıdığı 23 yaşındaki Aykut Balk tarafından önce tecavüz edildi sonra kafasına taşla vuruldu, ölmeyince boğularak öldürüldü. Polis 4 gün süren bir çalışmadan sonra zanlıyı yakaladı. Zanlı suçunu itiraf etti. Şu anda hapiste olan Aykut Balk intihar girişiminde bulundu.
Bir başka haberi hatırlayalım. 8 Eylül 2013 tarihli Hürriyet gazetesi: Mersin’de babası ile yaşayan 9 yaşındaki Nazar Yıldız babası ayrı yaşadığı annesi Serap A.’ya 10 gün birlikte kalması için teslim etmiş. Serap A., Ayhan Aktaş adlı bir adam ile yaşıyormuş. Adam, 9 yaşındaki Nazar Yıldız’ı günlerce “uyumadığı ve kendisini dinlemediği” gerekçesi ile demir çubuk ve makarna süzgeçi ile dövmüş. Nazar Yıldız yoğun bakımda 13 gün yaşam savaşı vermiş. Ve sonunda bu mücadeleyi kaybederek ölmüş. 13 gün doktorların kurtarmak için verdiği bütün mücadeleye rağmen o kadar ağır işkence görmüş ki, kurtarılamamış.
Eğer Nazar Yıldız’ı Ayhan Aktaş döverek bu hale getirdi ve bu cinayet mahkeme kararı ile kanıtlanır ise Ayhan Aktaş adlı “adam taklidi” hangi cezayı hak eder? Aslında bence adaletin yerine gelmesi için küçük Nazar’ı dövdüğü demir çubuk ve makarna süzgeci ile dövüle dövüle öldürülmeli. Ancak devletler böyle davranmadığı için asılması da yeterli. Bu tür çocuk cinayetlerinin sayısını artırabiliriz. Bazılarında cinsel saldırı var. Bazılarında ise sistematik şiddet.
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/cocuk-katilleri-icin-idam-cezasi-adil-bir-cezadir-30477yy.htm
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , | Çocuk Katilleri için yorumlar kapalı
Nis 18

Atilla’nın Torunları…

hun-imparatoru-attilayi-andilar94f45ca32855c3489c98
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Türklerin ‘Gabar Emmisi’ 
Macaristanlı Gabar Szollosy, tarihî ziraat aletlerinin sergilendiği bir müzede görevli olarak çalışıyor. Türk arkadaşları ona, ‘Gabar Emmi’ diyor. Türkçesi o kadar iyi ki yolladığımız İngilizce soruları Türkçe cevaplıyor. Yeniçerilere olan merakı sayesinde Türkçe öğrenmiş. Lisedeyken bir merasim münasebetiyle yeniçeri kılığına girmiş. Daha sonraki yıllarda ise yeniçeri kıyafetleri biriktirmeye başlamış. Maddî durumu çok iyi olmadığı için orijinal savaş aletleri alamamış ama kendi çabasıyla gerçeğine benzer kopyalar yapmış. Macaristan’ın milli bayramlarında düşman ordusunu temsil eden yeniçerileri canlandırmış. Şu an Macaristan’da 20’den fazla kişinin yeniçeri kıyafetine sahip olduğunu söyleyen Gabar Szollosy, Türkiye’nin farklı illerinde düzenlenen atlı okçuluk müsabakalarının hiçbirini kaçırmıyor. 
 
Fetih 1453′ filminin çekimlerinde rol almış 
46 yaşındaki Slovak Ivan Belicka ve arkadaşları 2006 yılında yeniçeri ortasını kurmuş. Ortanın şu an 70’den fazla üyesi var. Asıl mesleği avukatlık olan Ivan’ın yeniçerilerle ilgili yorumu da diğerlerinkinden farksız: “Canlandırdığımız yeniçeriler neredeyse hiçbir savaşta yenilmiyor!” Slovakyalı yeniçerilerin mehter takımları bile var. Yeniçerilere ilgi duymaya başladığı ilk günlerden bu yana onlarca farklı tarihî kitap okuyan Ivan, İstanbul’daki müzeleri de defalarca ziyaret etmiş. Bu ziyaretler sonrasında aslına uygun yeniçeri kıyafetleri ile savaş malzemeleri tasarlamaya başlamış. Yeniçerilerin gecelediği çadırlardan diktirmiş. Bu hobisi sayesinde tarihi savaş sahnelerinde rol alıp para kazanmaya bile başlamış. 2006 yılından bu yana sayısız film ve belgeselde oynamış. Çekimleri uzun bir süredir devam eden Fetih 1453 filminde rol almış. TRT’nin denetleme kurulundan onay alamadığı için yayınlanmayan Burası Osmanlı dizisinin çekimlerine katılmış.
 
Kaynak: www.tarihgazetesi.net
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , | Atilla’nın Torunları… için yorumlar kapalı