May 24

Milliyetçilik Ülküsü (2)

turk-duygusu
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Milliyetçilik Ülküsü (2)
 
Bir topluluğa ümmet denilebilmesi için o topluluğun Allah inancına sahip olması ya da Müslim olması gerekmez. Burada önemli olan husus, topluluğun ortak bir yol üzerinde olmasıdır. Bu yol bozgunculuk dahi olabilir. Ümmet, bozguncuların bozgunculuk, düzelticilerin de düzelticilik yolunda biraraya gelerek oluşturdukları toplumdur.
 
Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık. Onlardan bir kısmı sâlihlerdi [düzgün kiselerdi], bir kısmı da bundan aşağı idi. Ve Biz, onları dönsünler diye iyiliklerle ve kötülüklerle belâlandırdık. [imtihan ettik]. (Araf, 168) 
Yeryüzünde birçok ümmet/millet vardır. Toplumları birbirlerinden ayıran şey soy, dil, örf ve adetler değil, toplumsal olarak üzerinde bulundukları yoldur. Bu yol da ya düzelticilik ya da bozgunculuk yoludur. Milletlerin kendilerine tayin ettiği düzelticilik ve bozgunculuk hedefleri Adem’den beri işleyen bir kural olarak kendini göstermektedir. 
Buraya kadar anlatıklarımız ışığında Türkiye için şunları söyleyebiliriz: 
Belirli bir amacı ve yolu olan Türkler bir ümmettir/millettir. Türk milleti içinde yaşayan çeşitli soylara/ırklara mensup topluluklar vardır. Bu husus Türkiye’de yaşayan insanların bir ümmet/millet olmasına engel değildir.
 
Ey insanlar! Biz sizi, bir erkek ile bir dişiden yarattık, birbirinizle tanışasınız diye sizi kabileler ve oymaklar kıldık. Şüphesiz ki, Allah katında en değerliniz, en takvâlı olanınızdır. Gerçekten Allah, en iyi bilendir, en çok haber alandır. (Hucurat, 13) 
Ayette geçen “kabile” ve “oymak” kelimeleri soyları anlatmak için kullanılmaktadır. Yukarıda da anlattığımız gibi Kur’an ilk indiği dönemde Mekke’deki bu soy farklılıklarını ortadan kaldırarak tüm soyları ümmet/yol kavramı içine almıştır. Türkiye sınırları içerisinde yaşayan çeşitli soylar vardır. Bir ülke içinde örf ve adetleri, gelenek ve görenekleri, dil ve renkleri birbirinden farklı soyların bulunması çok doğaldır. Bir yurtta yaşayan insanları ümmet/millet yapan şey onların dilleri, renkleri, örf ve adetleri, soyları değil; onların hangi amaç etrafında birleştikleridir. Ayette söylenen şudur: “Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık, soy farklılıklarını ya da diğer farklılıkları husumet yapmayın tanışın kaynaşın”.
 
Firavun, yurdunda yaşayan halkını soy farklılığı sebebiyle birbirine düşürmüştü: 
Şüphesiz ki Firavun, yeryüzünde yüceldi ve ehlini [insanları] grup grup kıldı; onlardan bir taifeyi güçsüzleştirmek istiyor; bunların oğullarını boğazlıyor, kızlarını da sağ bırakıyordu. Şüphesiz ki o, bozgunculardan idi. (Kasas, 4)
 
Bu ayette Firavun’un ülkesinde izlediği politika eleştirilmektedir. Firavun, o dönem uyguladığı siyaset gereği Kıptiler (Mısır’ın yerli halkı) ile İsrailoğulları arasına soy farklılığı sebebiyle ayrılık sokmuştu. Onları gruplara ayırmış daha sonra da Kıptiler’den yana ağırlık koyarak İsrailoğulları’na zulüm etmişti. Bugün Türkiye ve bir çok dünya ülkesinde oynanan oyunlar da bundan farklı değildir.
 
Buraya kadar anlattıklarımızdan Millet ve Milliyetçilik tanımlarını şöyle yapabiliriz: 
Millet, düzelticilik amacı etrafında bir yurtta toplanmış yurt kardeşlerinin, yurt sevgisi ile oluşturduğu topluluk; Milliyetçilik (Yurt kardeşliği) ise, bu topluluğa sahip çıkmak, devamlılığını sağlamak, ayakta tutmak ülküsüdür.
 
 
(Son).
Kaynak: http://www.kurandini.net/index.php/milliyetcilik-yurt-kardesligi.html
[1] Uluslar arası şirket tekelleri, bu tekellerin sahiplerinin oluşturduğu siyasi, idari, düşünsel örgütler (CFR, Bilderberg, Trilateral); bu örgütlerin denetimi ve yönetimi altındaki ABD, AB ülkeleri, İsrail ve Japonya hükümetleri; bu devletlere bağlı çalışan NATO, BM, İMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, Uluslar Arası Ödemeler Bankası ile tüm bu yapılanmayla yardımlaşarak ve destekleşerek ülkelerinde başa geçen, ülkelerinin topraklarını, halkının emeğini sömürten işbirlikçi yönetimler.
[2] “Millet” kelimesinin Kur’an’da kullanılış şekli ileride Laiklik başlığı altında anlatılacaktır.
[3] Celaleddin Vatandaş, Hz.Muhammed’in Hayatı ve İslam Daveti, Pınar Yay. 2010, Sayfa 147-148
[4] Hakkı Yılmaz, Tebyinü’l Kur’an, İşaret Y., 2008, Cilt 2, sf.577-578
 
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , , , | Milliyetçilik Ülküsü (2) için yorumlar kapalı
May 23

Diaspora’nın Yalanı

 

images

 

                                                                                       
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Diaspora’nın Yalanı
Hatırlanacağı üzere, ABD’nin eski Başkanlarından Ronald Reagan’ın yaptırdığı geniş bir araştırma sonunda Türklerin soykırım yapmadıkları tespit edildiğinden hiçbir ABD Başkanı Türkler soykırım yaptılar diyemiyor.
Belki, bu yüzden de tam olarak “kınama kararı” alınamıyor.
Öte yandan, Ermenilerin ısrarla arşivlerini açmadıklarını buna mukabil Türk arşivlerinde isteyen herkesin araştırma yapabileceğini, bütün dünya kamuoyuna “tekrar tekrar” duyurmamız önem arz ediyor.
Yeri gelmişken; sözde soykırımı kabul eden ülkelerin listesini de, “teşhir” etmek öne çıkıyor;
Uruguay: 1965, 2004, 2005, Güney Kıbrıs Rum Kesimi: 1982, Arjantin: 1993, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, Rusya: 1995, 2005, Kanada: 1996, 2000, 2004, Yunanistan: 1996, Lübnan: 1997, 2000, Belçika: 1998, İtalya: 2000, Vatikan: 2000, Fransa: 2001, İsviçre: 2003, Slovakya: 2004, Hollanda: 2004, Polonya: 2005, Almanya: 2005, Venezuela: 2005, Litvanya: 2005, Şili: 200, Amerika: 50 eyaletten 41’inin kabul ettiği söyleniyor!
Bu arada, Hollanda’nın Almelo kentinde Ermeniler tarafından 1915 olaylarına ilişkin yaptırılan anıtın 24 Nisan’da açılacağı
bildiriliyor.
Yapımı büyük oranda tamamlanan Ermeni Havari Kilisesi bahçesindeki anıt için tören düzenlenmesi planlanıyor.
Almelo Belediye Meclisi’nin Türk kökenli üyesi Uğur Çete, Almelo’daki nüfusun yüzde 10’unun Türklerden oluştuğunu buna karşılık 2 bin 500 kadar Ermeni bulunduğuna değinerek, söz konusu anıtın toplumda rahatsızlıklara yol açabileceğini vurguluyor.
Hollanda’da benzer bir anıt 2001’de Assen kentindeki bir mezarlıkta açılmıştı.
Oysa, iki yıl kadar önce Fransa’da yaşanan bir hukuk sürecini Hollandalılara hatırlatmakta bize düşüyor.
Zamanının Fransa Cumhurbaşkanı, Nicholas Sarkozy’in kafayı taktığı meselelerin başında da “Ermeni Soykırımı’nı inkâr etmeyi yasaklamak” geliyor.
Kaprisi için uğraşarak hazırlattığı kanun tasarısını Aralık 2011’de parlamentodan geçiriyor.
Böylelikle, Fransa toprakları üzerinde “Ermeni techiri bir soykırım değildir” demek suç oluyor.
Ne var ki, Sarkozy’nin yasası, Anayasa Mahkemesi’nin 28 Şubat 2012 tarihli kararıyla iptal ediliyordu.
Gerekçe olarak da yasanın “fikir özgürlüğüne yönelik bir saldırı” oluşturması gösteriliyor.
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/diaspora-ham-hayal-pesinde-30518yy.htm
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , | Diaspora’nın Yalanı için yorumlar kapalı
May 22

Kanuni Sultan Süleyman,Yahya Efendi ve Hızır (A.S) (2)

emregunduz_osmanli2
  
Kanuni Sultan Süleyman,Yahya Efendi ve Hızır (A.S) (2)
 
Yahya Efendi, bir gün Hızır (AS) hayatta olduğunu, ancak onun hayatının bizimki gibi olmadığını, istediği zaman dilediği kıyafete girerek bizlere görünebileceğini sohbetinde konu eder.
Sultan, sütkardeşinin bu sözünü duyunca hemen yanına gelir ve şu soruyu sorar:
Hızır (AS) halen yaşadığını buyurmuşsunuz.
Halen yaşamış olsaydı görülmesi gerekmez miydi?
Yahya Efendi, Sultana, Hızır’ı görmenin mümkün olduğunu söyleyince Sultan ısrar eder:
Öyle ise neden ben göremiyorum. Bana bir iyilik yapsana?
Yahya Efendi:
Cumadan sonra Üsküdar’a gideceğim, birlikte gelirsen belki görebilirsin, deyince Sultan hemen karar verir, cumayı kıldıktan sonra birlikte bindikleri sandalla Üsküdar’a doğru açılırlar. Sandalda bir kişi kürek çekmekte, geride sakince duran bir de derviş kılıklı hoca görünmektedir. Yol boyunca Hızır’ın hayatını konuşurken arkadaki derviş görünüşlü hoca, bir ara padişahın parmağındaki yüzüğü merak edip sorar:
Sultanımızın yüzüğü pek kıymetliye benziyor, taşı da pek pahalı galiba. Acaba çıkarıp da bana verseler, bir baksam uygun düşer mi?
Padişah, bu kaba saba tekliften pek memnun olmazsa da çıkarıp yüzüğünü arkada oturan dervişe uzatır. Derviş yüzüğü şöyle bir evirir, çevirir, sonra da söylenmeye başlar:
Sultanım, bunlar dünya malıdır. Dünya malı insanın gönlünü meşgul ederse ahreti düşünmeye fırsat kalmaz!.. der ve yüzüğü kaldırıp sandalın önüne doğru, denize fırlatır.
Başından vurulmuşa dönen Sultan:
Bu yüzük bana Sultan babamdan yadigar kalmıştı, değeri de büyüktü, ne olacak şimdi?.. Diye söylenirken, Yahya Efendi tebessüm ederek olanlara seyirci kalır. Sultan bu defa daha da hiddetlenince derviş:
Hünkârımızın bunca gazaba gelmesine sebep yoktur, merak etmeyin, yüzüğünüz kaybolmamıştır, diyerek elini suya daldırıp yüzüğü çıkarır ve:
Buyurun, işte kıymetli yadigârınız! der.
Sultan hayretle yüzüğe bakar, bir daha bakar. Yüzükten sular akarken, ıslanan kaşı da daha fazla parlamaktadır. Nasıl olup da bunu yaptı, diye geriye dönerek dervişe bakınca ne görsün, dervişin yerinde yeller esmektedir.
Şaşkınlığı bir kat daha artan Sultan, kendini tutamayarak bağırır: Yahya karındaşım; bu derviş kimdi?
Yahya Efendi yine sakin ve mütebessim:
Kim olacak Sultanım, siz kimi görmek istiyorsanız o kişi olsa gerektir!
 
(Son)
 
Kaynak: http://www.ahmetsahin.org/makaledetay.asp?id=802
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , | Kanuni Sultan Süleyman,Yahya Efendi ve Hızır (A.S) (2) için yorumlar kapalı
May 21

Ahlat, ah Ahlat!

 
2187742-ahlat-selcuklu-mezar-taslari22_Ahlat_Selcuklu_Mezarligi   
Ahlat, ah Ahlat!
Ahlat… Anadolu Türklüğünün ‘manevî başkent’i… Van Gölü’nün kıyısında bir nazar boncuğu… Batı’ya yürüyüşte 1071 için soluklandığımız topraklar… Tarihte ‘Kubbet-ül İslâm’ unvanı alan ilim yuvası… Her zerresine Türk tarih, kültür ve mimarisi sinmiş, Oğuz mekânı…
Anadolu Türklüğünün ‘tapu senedi’ Ahlat, gitgide Kerkükleştiriliyor…
2004 mahallî seçimlerinde, Murat Karayalçın’ın SHP’siyle ittifak yapan PKK’nın adayı ancak 182 oy alabilmişti bu ilçede… Geçerli oy sayısı 6.400 civarında olduğu için toplamda yüzde 3’e denk gelen bir oydu bu… Seçimi AKP kazanmış, DYP ikinci olmuş, bölgede güçlü olmasına rağmen 57. Hükûmet’ten kalma travma devam ettiği için MHP ancak üçüncü olabilmişti…
Gelelim 2009 mahallî seçimlerine… Bir önceki seçimde SHP’yle ittifak yapan PKK çizgisi bu defa kendi partisi olan DTP’yle seçime girmişti… İlçedeki seçmen sayısı 2700 civarında artınca, PKK çizgisinde yükselme de başlamıştı… Bu defa Ahlat’ta alınan oy 703’tü ve oran olarak yüzde 9’a yaklaşılmıştı… Seçimi MHP kazanmış, az bir farkla AKP ikinci olmuştu…
Ve geldik son seçime… Ülkede, özellikle Doğu Anadolu’daki sistemli değişimin, daha doğrusu ‘kuşatma’nın anlaşılması için Selçuklu’nun sembol şehri Ahlat’tan son derece rahatsız edici rakamlar geldi… Seçimi MHP’den AKP’ye geçen Mümtaz Çoban kazanmıştı ama BDP’nin oy oranı da yüzde 37’ye fırlamıştı… Ahlat’ta seçmen sayısı önceki seçime oranla yaklaşık 3000 daha artmıştı çünkü… PKK’lılar belediye seçimlerini aldıklarına öylesine inanmışlardı ki, sonuçları kabul etmediler ve bölgenin en huzurlu ilçesi Ahlat’ta büyük olaylara neden oldular…
Ayakta uyuyan veya uyutulan devletin en hazin hikâyesidir Ahlat… Dile kolay, Anadolu Türklüğünün manevî başkentinde topu topu on yılda oylarını 13’e katlamışlar… Hem açılım politikalarının sonucu, hem göçler, hem de kağıt üzerinde seçmen kaydırma yoluyla Ahlat’ın yapısı ne hâle getirilmiş?
“Ahlat, sadece Ahlat mıdır?” Bu soruya cevap verebilecek bir zekâ parıltısı, bir vatansever,bir titreyiş ve ürperti ve de çakma olmayan stratejik derinlik!.. Var mı gerçekten? Varsa nerede?
Ahlat eriyor, Türklük kaybediyor… Abdurrahman Gaziler, Baba Mecidler, Kara Üryan Babalar, Fahreddin Ahlatîler, Hürşahlar, Ahlatşahlar, Gümüştekinler, Çağrı Beyler, Selçuklu mezarlığında yatanlar ve onların torunları kaybediyor…
O Yemen türküsündeki gibi ‘uyku gaflet basmış’ bir millet uyanamıyor!.. AHLAT, AH AHLAT!…
ahlat-mezarlıgı
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/uyku-gaflet-basmis-bir-millet-uyanamiyor-30405yy.htm
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Ahlat, ah Ahlat! için yorumlar kapalı
May 20

Uyan Türkiye’m!

indir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Uyan Türkiye’m!
 
Çakallar, sırtlanlar sarmış her yanı
Hainler dökmekte bir asil kanı
Pek çok vatandaşın burnunda canı
Kör bir karanlığa kayan Türkiye’m!
Bu sinsi uykudan uyan Türkiye’m!
 
Engerekler birlik olmuş el ele
Kapılmışız kanlı, hain bir sele
Yurda nasıl, nerden girdi “hergele”?
Kaç ülke var, seni sayan Türkiye’m!
Bu sinsi uykudan uyan Türkiye’m!
 
Yumuşak pamuklar sert oldu şimdi
Namertler medyada mert oldu şimdi
Ay yıldızlı bayrak dert oldu şimdi
Bayrağa sarılsın duyan Türkiye’m!
Bu sinsi uykudan uyan Türkiye’m!
 
Attığın kemiğe fırlayan itler…
Yurdun her yanında zırlayan itler…
Türk’ün paçasına hırlayan itler…
Dediler ki; o yan, bu yan Türkiye’m!
Bu sinsi uykudan uyan Türkiye’m!
 
Kimi külhanbeyce palavra sıktı…
Kimi akilleri devreye soktu…
Kimi pirinç ile kömüre baktı…
Yok, insan yerine koyan Türkiye’m!
Bu sinsi uykudan uyan Türkiye’m!
 
Hainler her daim tasmalı derim
Haini tek tek asmalı derim
Haine hakkıyla kusmalı derim
Hainle bir olmuş soyan Türkiye’m!
Bu sinsi uykudan uyan Türkiye’m!
 
Onlar vatansızdır yok’a da konar
Beğenmeyip azı çok’a da konar
Satılmışlar ok’a da bok’a da konar
Her şey artık ayan beyan Türkiye’m!
Bu sinsi uykudan uyan Türkiye’m!
 
Siyasi pazarda insan onuru
Makam, mevki, koltuk olmuş gururu
Hani nerde Kâlû-Belâ’nın nuru
Dayanabilirsen dayan Türkiye’m!
Bu sinsi uykudan uyan Türkiye’m!
 
Hürriyet aşkını yüreğine tak
Ordu, canilere el salladı, bak!
Haydi, atan gibi kalk, ayağa kalk
Şanlı zaferlerle boyan Türkiye’m
Bu sinsi uykudan uyan Türkiye’m!
 
15.05.2013 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Uyan Türkiye’m! için yorumlar kapalı
May 19

Atatürk ‘Bey’ İdi ‘Derebeyi’ Değildi

Atatrk_ve_Milli_Mcadele
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Atatürk ‘Bey’ İdi ‘Derebeyi’ Değildi
 
İstiklâlci bey ruhunu unutmak, Türk’ün devlet ve millet olarak felâketidir. Bey, kimseye bağlı olmayan, yabancı hiçbir devlet ve odaktan emir almayan özgür Türk millî iradesinin temsilcisidir. Derebeyi ise Bizans, Amerika, Avrupa Birliği, Rusya, Çin İmparatoruna bağlı, küçük özerk şehir devletçiğine razı olan tekfurdur.
 
Türk devlet ve milletinin bölünüp yok olma sebeplerinden biri de, Türk beylerinin soylu beylik ruhunu terk edip, derebeylik zilletine razı olmalarıdır. Bilge Kağan atamızın 735 yılında Orhun Abidelerinde Türk devletinin ve milletinin neden çöktüğü ile ilgili olarak söylediği şu cümle çok önemli: “Çin milletine (Türk milletinin) beylik erkek evlâdı kul oldu, hanımlık kız evlâdı cariye oldu.” Bu yüzden Göktürk Devleti dağıldı.
 
Doğu Göktürkleri zayıflayıp siyasî, askerî güçlerini kaybedince Çinliler tarafından esir edildiler. Türk hakanlarının çocuklarını bile asimile ettiler. Hatta Çin sarayını basan Türk Hakanı Yehu’nun oğlu olan Kürşad bile, Çin sarayında muhafız olarak görev yapıyordu. Yani Türk milletine bey olacak Kürşad, Çin sarayının muhafızı yani kulu, kölesi olmuştu. Fakat sonra köleliğe isyan edip, bey ruhuyla hareket ederek 39 arkadaşıyla birlikte özgürlük mücadelesine girişti ve Çin sarayını bastı.
 
Burada bizim için Çin milletinin günümüzdeki yani Türkiye Türklüğü için karşılığı Amerika ve Avrupa’dır. O zaman Türk devlet ve milletini çökerten Çin emperyalizmi imiş, şimdi ise Türkiye Türklüğünü çökerten emperyalist Amerika ve Avrupa Birliği’dir.
 
Atatürk Bey idi, derebeyi değildi. Atatürk emperyalist Haçlı Batının vesayetinde ve onların lütfuyla değil, Batı emperyalizmine karşı savaşarak, direnerek, mücadele vererek istiklâlini kazanmış bir devlet kurdu.. Atatürk izzeti, bunlar zilleti seçti.
 
Atatürk’ten sonra bazı erkek ve hanım başbakanlarımızın, cumhurbaşkanlarımızın hangilerinin bu kategoriye girdiklerini takdirlerinize bırakıyorum. Bey ve hanım olmak yerine kul ve cariye olmayı içine sindiren sömürge valileri, teslimiyetçi taşeronlar, Batı vesayetçileri, Batı emperyalizminin demokrasi diye, Büyük Orta Doğu Projesi diye ellerine tutuşturdukları Türk devletini bölücü, etnikçi politikalarını uygulamak zorunda kalmaktadırlar.
 
Türk devletini ve milletini bölmek, hatta yok etmek istemiyorsanız her türlü dış emperyalist odağa, kişiye ve devlete ya da kuruma tam teslim olmuş, emir eri gibi hareket eden “kul” ve “cariye” kimliğinden sıyrılıp istiklalci “bey” ve “hanım” ruh ve şahsiyetini kazanmanız gerekiyor.
 
Amerika’ya gidip “ben sana daha iyi hizmet ederim, onu alma beni al, onu seçme seçtirme, beni seç ve seçtir” (“deliğe süpürme” K.Ş.) politikası derebeylik ruhudur. Bunun Atatürk “bey”liği ile yakından uzaktan alakası yoktur.
 
Millî Mücadele yıllarında İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Wilson Prensipleri Cemiyeti gibi mandacı, teslimiyetçi, dernekler etrafında toplanan şahsiyetsizler, kendilerine, vicdanlarına, milletlerine ve Allah’larına olan özgüvenleri yok olmuş zavallılar ABD’nin AB’nin kulu kölesi olmayı, Atatürk ise “ya istiklâl ya ölüm” fermanıyla istiklâlci bir Türk beyi olmayı seçmişti.
 
Bugün İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin torunları olan Avrupa Birlikçiler, Wilson Prensipleri Cemiyeti’nin torunları olan Amerikancılar, Kürt Teali Cemiyeti’nin torunları olan PKK, İslam Teali Cemiyeti’nin torunları olan bazı İslamcı tarikat ve cemaatler de aynı şekilde Türkiye’yi bölüp parçalayarak Avrupa Birliği ve Amerika sömürgesi yaparak derebeyi olmayı tercih etmiş durumdalar. Bu da doğal olarak Türk devletinin ve milletinin bölünüp parçalanması ve yok olması demektir. Buna karşı çare ve çözüm nedir denirse, uzağa gitmeye gerek yok. Çare Atatürk beklemek değil, Atatürk olmaktır.
 
Prof. Dr. NURULLAH ÇETİN
Kaynak: http://tarihgazetesi.net/index.php/yazilar/guncel-yazilar/904-atatuerk-bey-idi-derebeyi-degildi
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Atatürk ‘Bey’ İdi ‘Derebeyi’ Değildi için yorumlar kapalı
May 19

NECİP TÜRK MİLLETİNİN 19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMINI KUTLU OLSUN!

10352283_n
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
NECİP TÜRK MİLLETİNİN 19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMINI KUTLU OLSUN!
 
DURMAK SANA YAKIŞIR MI?
 
Yedi düvel vatanına el atsa
Durmak sana yakışır mı yiğidim?
Felek yine dertlerine dert katsa
Durmak sana yakışır mı yiğidim?
 
Yanardağlar gibi yakmalısın sen
Lav olup düşmana akmalısın sen
Zirveye Hilâli takmalısın sen
Durmak sana yakışır mı yiğidim?
 
Hürriyet yüreğin, özün değil mi?
Bayrağın, vatanın gözün değil mi?
Cumhuriyet apak yüzün değil mi?
Durmak sana yakışır mı yiğidim?
 
Kınalı kurbansın, sen bu vatana
Layıksın, layıksın şehit yatana
Haddini bildir şu Türk’e çatana
Durmak sana yakışır mı yiğidim?
 
Kur-an’da geçen o, necip ırk sensin
Üçler, yediler ve hatta kırk, sensin
Peygamberin övdüğü o, Türk sensin
Durmak sana yakışır mı yiğidim?
 
Türk’ün bayrağında al kanlar senin
Dünya’ya ün salan sultanlar senin
Tarihteki altın destanlar senin
Durmak sana yakışır mı yiğidim?
 
Kenan ŞAHBAZ
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | NECİP TÜRK MİLLETİNİN 19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMINI KUTLU OLSUN! için yorumlar kapalı
May 18

Altın Sözler

 
 ALTIN SÖZLER
 
1014318_713639792030911_5341947520504995011_n
 
 * “İki şey mühimdir: birincisi okyanus kadar bol HAYSİYET, ikincisi elif gibi dimdik bir ŞAHSİYET” buyuruyor.Hz. Mevlânâ
 
*“Veylün li-külli effâkin esîm” (“Gerçeği tersyüz eden günahkârın -çok yalancının- vay hâline!”) (Câsiye, 45/7).
 
*Âlemlere rahmet olarak yaratılan Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s); “Sizden öncekiler şu sebeple helâk oldular; onlar, güçlü bir kimse hırsızlık yaptığı zaman, hırsızı serbest bırakırlar. Güçsüz bir kimse hırsızlık yapınca da, ona ceza uygularlardı” (eş-Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, VII,131,136”
 
*“Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz/ Birkaç kuruşu mürtekibin cây-ı kürektir.” Türkçesi ile “Milyonla çalanlar yüksek ve şerefli mevkilere yükseltilerek baş tacı edilir; birkaç kuruş çalan hırsız ise kürek cezasına çarptırılır.” Ziya Paşa
 
* II. Viyana muhasarasında 1683 yılının 12 Eylül günü Kırım Hanı Murad-Giray’la, Budin Beylerbeyi Arnavut Hoca İbrahim Paşa’nın ihanetleri yüzünden Kahlenberg=Alaman Dağı Meydan Muharebesini kaybetmiştir. II. Viyana muhasarası kaldırılmış ve ordunun perişan bir halde ric’ati gerçekleşmiştir. Darmadağın olan orduyu Yanıkkale konağında toplayan Serdâr-ı-ekrem, muharebe meydanından kaçıp Kahlenberg felaketine sebep olan Budin Valisi Koca İbrahim’i derhal idam ettirmiştir. İbrahim Paşa, cellâdın baltası boynuna inmeden önce “Padişahımıza arz edin, benim başımı haksız yere vurduruyor. Ancak içine düştüğümüz bu durumdan devleti kurtaracak olan yegâne şahsiyet Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’dır. Asla azletmesin” der.  Tarihimizin önemli şahsiyetlerinden Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
 
*Akşemseddin bunun eşsiz örneklerindendir. Çağı kapatıp yeniçağı açan hükümdara şöyle seslenir; “Oğlum, senin bana olan muhabbetini ve itibarını biliyorlar. Benden senin nezdinde haksız bir işi çözmemi isteyebilirler. Olur ki ben de boş bulunur, haksız bir talebin gerçekleşmesine vasıta olurum. Bunun mesuliyetini Allah’ın katında nasıl omuzlarım. Bu sebeple köyüme dönüyorum.”
 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
May 17

BORALTAN KÖPRÜSÜ KATLİAMI (1)

images (1)
 
 
 
 
 
 
 
 
images
 
BORALTAN KÖPRÜSÜ KATLİAMI (1)
1944 yılında Orta Asya, Sovyet Rusya’sı tarafından işgal edilmiş ve komünist sisteme karşı koymak için atılan en ufak adımın bile önüne geçilmek istenmişt
ir. Bu baskıdan kaçarak kendileri için “anayurt” olarak gördükleri Türkiye’ye sığınmak isteyen 146 taneAzerbaycan Türkü soydaşımız, Iğdır’daki sınır kapısına yakın yerdeki Aras Nehri üzerindeki Boraltan Köprüsü‘nü geçmiş ve hürriyete kavuşmanın sevinciyle Türk sınır karakoluna sığınmışlardır.
Bu yıllar Türkiye’de “Milli Şef” * döneminin yaşandığı, “Türk yurdunda TÜRK’üm demenin suç olduğu” bir dönemdir. 146 tutsak Azerbaycanlı soydaşımızın Türkiye’ye sığındığını duyan Sovyetler hükümeti, bu kişilerin derhal SSCB’ye iadesini istemişlerdir. Türkiye’ye sığınan soydaşlarımız, kuşkusuz kendilerinin azılı Rus askerlerine geri verileceğine olasılık bile vermemektedirler. Çünkü kardeşlerinin, anayurttaki soydaşlarının yanına gelmişler ve kendilerini hiç olmadığı kadar güvende hissetmişlerdir. Fakat Milli Şef‘in Türklüğe ve Türk’e olan düşmanlığı, burada da devreye girerek akıllarda olmayan olasılığın Türk’ü adeta bir soykırıma sürüklemeye yetmiştir. 146 tutsak Azerbaycanlı soydaşımızın Türkiye’ye sığındığını duyan Sovyetler hükümeti,bu kişilerin ‘kendi vatandaşı’ olduğunu ileri sürerek derhal SSCB’ye iadesini isterler.Karakolda gergin bir bekleyiş başlar.Misafirler, ya ‘öz yurtlarına’ kabul edilecekler, yada Boraltan Köprüsü’nün öbür ucunda bekleyen ‘Rus müfrezesine’ teslim edileceklerdir.Ancak, Türk toprağını öpmeyip adeta yalayan, Türk bayrağını göz yaşları ile sulayan sığınmacılar, öz vatanlarının kendilerine sahip çıkacağından oldukça emindir.Ne yazık ki milli şef ismet İnönü den gelen emir korkunçtur:
– “Şahısları derhal ülkelerine iade edin.”
Köprünün diğer tarafında kanlı dişlerini sırıtıp göstererek bekleyen Rusları iyi tanıyan sığınmacılar, Türk askerlerine yalvarıp yakarırlar:
– “Ne olur bizleri siz öldürün onlara teslim etmeyin. Hiç değilse kendi toprağımızda, kendi bayrağımızın altında ölelim.”
Fakat askerler emri uygulamak zorundadırlar.
Boraltan Köprüsü’ne getirilen sığınmacılar, Türk askerleri tarafından beşerli, onarlı gruplar halinde karşı tarafa geçmeye zorlanır.Karşıda bekleyen Rus müfrezesi, köprüyü ilk geçen grubu, hemen oracıkta, Türk askerlerinin gözleri önünde kurşun yağmuruna tutarlar.
Olup bitenler karşısında şaşkına dönen karakol komutanı, teslimat işini derhal durdurarak, olup bitenleri Ankara’ya rapor eder:
– “Karşıya geçenleri kurşuna diziyorlar.”
Milli şeften gelen cevap şöyledir:
– “Kesin emir var. Görevinizi yapın, yoksa vatan hainliği ile yargılanacaksınız.”
Çaresizlik içinde son bir kez daha askerlerin yüzüne bakan sığınmacılar, sonunda değerli eşyalarını ve giysilerini bırakarak, Boraltan Köprüsü’nden ölüme yürümeye başlarlar.
Gözyaşlarına boğulan askerler, olanları görmemek için köprüye sırtlarını dönmüşlerdir.Sığınmacıların ölüme yürürken haykırdıkları o sözler, yürek parçalayacak niteliktedir:
– “Varsın ölen biz olalım, yaşasın Türkiye.”
Boraltan Köprüsü dramı, bir döneme damga vuran ‘utanç zincirinin’ sadece bir halkasıdır. Sovyet zulmünden kaçıp, kurtarıcı olarak zannettikleri Almanlar’a sığınan Kırım, Kazak, Özbek, Kırgız, Azerbaycan ve Ahıska kökenli onbinlerce Türk, savaşın bitiminden sonra, aynı şekilde kaçak yollarla geldikleri Türkiye’den Sovyetler Birliği’ne iade edildiler.
Hepsinin akıbeti, ya ‘gulaglarda’ ölünceye kadar çalıştırılmak, yada bir ‘idam mangasının’ karşısında son nefesini vermek oldu.İsrafil K.KUMBASAR…..16/04/2009 (Yeniçağ) 
 
Kaynak: http://dinimizvetarihimiz.blogcu.com/inonunun-boraltan-koprusu-katliami/12304310
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , | BORALTAN KÖPRÜSÜ KATLİAMI (1) için yorumlar kapalı
May 16

Sıkarken Öldü

fadimenin-kedisi
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Sıkarken Öldü
 Temel bir gün annesinin karşısına gelip boynunu eğmiş. Ve:
-Ana sana bir şey diyeceğum.
-Evet, oğlum seni dinliyorum.
-Ben kedimi yıkadım.
-Eeeee.
-Öldü.
-Ben sana yıkama ölür demedim mi ne olacak şimdi??
-Ama anne yıkarken ölmedi ki sıkarken öldü!!
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | Sıkarken Öldü için yorumlar kapalı