May 06

Adalette Kayırma Olmaz

   
 
 
 
  
  
 
 
Bir Yahudi ile Hz. Ali’nin (ra) davası vardır. Hakkın kimin tarafında olduğunu tespit için halife Hz. Ebu Bekir’e (ra) müracaat ederler. Yahudi evvela razı olmak istemese de İmam-ı Ali’nin “İslam adaletinde iltimas(kayırma-torpil) olmaz!” diye teminat vermesi üzerine kabul eder ve Hz. Ebu Bekir’in huzuruna girerler. Yahudi’ye ismiyle hitap ederek yerini gösteren halife Hz. Ali için “Buyurun Ya Ebâ Hasan!” diyerek Yahudi’nin yanına geçmesini işaret eder. Fakat bu sırada yüzünde üzüntü ve şaşırma ifadesi gördüğü Hz. Ali’ye sorar: “Yahudi’nin yanına geç dediğim için mi kızdın ya Ali?” Hz. Ali cevap verir: “Hayır, hasmım olan Yahudi’yi ismiyle çağırdığınız halde bana benim en hoşuma giden künyemle hitap ettiniz de, iltimas gibi geldi, ondan!” şaşırdım der. Bu manzara karşısında Yahudi hemen Müslüman olur. “Adalet anlayışı böyle olan bir dinin diğer hükümleri yanlış olmaz!” der. 

 

Posted in Hikayeler | Adalette Kayırma Olmaz için yorumlar kapalı
May 05

Ey Hukuk!

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Domuz bağı ile gömdüler seni
Eğer canlı isen bir ses ver bize
Zalimler, zalimce bilerler seni
Bir nebzecik olsun nefes ver bize…
 
Sensizlik şeytanı salıvermektir
Dikenleri bir gül diye dermektir
Sensiz yaşamaksa postu sermektir
Gel, yaşamak için heves ver bize….
 
Balığın koktuğu yer belli baştan
Gelsin anlayanlar  kurudan, yaştan
Kaç kere insanlık  yandı ataştan
Çıkmıyor sesimiz bir S.O.S ver bize…
 
Akıllar tutulu, vicdanlar kanlı
Adalet sağlayan adalet zanlı
Domuzun bağcısı şimdi capcanlı
Hukukundan biraz güneş ver bize… 
Posted in Şiirlerim | Ey Hukuk! için yorumlar kapalı
May 04

Dikkat! Düşüncelerde Zehir var…

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 İşte okullara süt dağıtan firmalar yazılıdır. 
 
“Okul Sütü Akıl Küpü” projesinin dün başlamasıyla birlikte zehirlenme haberleri duyuldu.
Adana, Antalya, Diyarbakır, Edirne, Kırıkkale, Konya ve Sivas ‘da il ve ilçelerde sütten zehirlenen öğrenciler hastaneye kaldırıldılar. Hastaneye kaldırılan öğrencilerde, karın ağrısı, kusma şikâyetleri görüldü. Serum takılan öğrencilerin tahlilleri yapılırken, müşahede altında tutuldukları belirtildi. 
Çocukların sütten zehirlenmesine bütün veliler tepki gösterdi. Doktorlardan önce alel acele yetkililer ve bakan Ömer Dinçer süt yüzünden meydana gelen zehirlenmelere, “psikolojik”, “alerjik” gibi yorumlarda bulundular. Oysa Sağlık eski Bakanı Osman Durmuş “bu besin zehirlenmesidir” diye ifade ediyor.Süt dağıtımının bir tezgah olduğunu düşünen ve kendi yandaşlarını zengin etmek için çocuklarımızın sağlığını tehlikeye atıyorlar diyen vatandaşlar da çoğunlukta.
 
Asıl olan kafalardaki, düşüncelerdeki, zihinlerdeki, zehirlenmelerdir. Sütü bozan da, zehirleyen de o değil mi?
Bu memlekette, asıl zehirlenmelerin kafalarda, düşüncelerde, zihinlerde olduğunu ne zaman fark edeceğiz. Milletin bir yanardağ kadar tepki vereceğini bilenler uyutma ve oyalamaya yöntemi uygulamaktadırlar. Zihinlerin, düşüncelerin zehirlenmesi milletleri yüzyıllar boyunca koma vaziyetinde yaşatır ya da yok eder. Yaşatırsa tedavisi de asırlar sürer. Milletin dilinin, dininin, kültürünün kısacası bütün millî değerlerinin zehirlenmesine fırsat vermemesi verilmemesi gerekmektedir. Aksi takdirde Osmanlı İmparatorluğu gibi ‘Hasta Adam’ olmak durumunda kalınacaktır. Sonu ise malum ‘bölünmek ya da dağılmak!’ 
Posted in Yazılarım | Dikkat! Düşüncelerde Zehir var… için yorumlar kapalı
May 03

Hocadan bir kıl koparan cennete gider.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kayserilinin biri İlahiyat okumak için Mısır’a EL-Ezher üniversitesine gitmiş. Yedi senelik okulu memleketine hasret kaldığı icin altı sene sonra bırakmak istemiş. Hoca’sı buna üzülmüş ve ona demiş ki:
– “Oğlum gel bir sene daha oku da İslam’da siyaseti öğren”Yok, bizim Kayserili ısrar etmiş, bana siyaset miyaset lazım değil demiş. 
Kayserili köyüne geldikten sonra Camiye gitmiş ve hocanın vaazını dinlemeye baslamış, duydukları öğrendiklerinin tam tersiymiş, hoca kafirlerden, dinsizlerden bahsediyormuş ki, bizim Kayserili ayağa kalkmış ve hocaya:
– “Hocam anlattıklarınızın hepisi yanlış” demiş. Bunun üzerine hoca:
– “Aha kafirin teki’de bu” demiş ve bütün cemaat bizim Kayserilinin üstüne yürümüş. Canını zor kurtaran Kayserili hemen Mısır’a geri dönüp başından geçenleri hocasına anlatıp son senesini okumuş ve tekrar köyüne dönmüş.
Yine Cami’ye girmiş ve aynı hoca’yı dinlemeye baslamış. Bir müddet sonra ayağa kalkmış ve:
– “Hocam kusura bakmayın gecen sene cok büyük bir hata yaptım, Mısır’da hocam’la konuştum, siz haklıymışsınız, hatta sizden bir kıl koparan Cennete gidecekmiş” deyince bütün cemaat ayaga kalkip hocanin üstüne yürümüşler.

 

Posted in Fıkralar | Hocadan bir kıl koparan cennete gider. için yorumlar kapalı
May 02

3 Mayıs Türkçüler Bayramı

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
1944 öncesi Milli Eğitimimiz, inkârcıların ve yabancı kültür temsilcilerinin uygulamalarının esiri olmuştur.  Kütüphanelerimizi Greko-Latin Avrupa klasikleri doldurmuştur.  O günlerde; “Eskiyi unut, yeni yolu tut, Türklüğe umut sen ol çocuğum. Geçtiği yerde kalsın geçmişler, bize bunlar inkılâpçı demişler” şeklinde marşlar söyleniyordu. 
Dil Tarih ve Coğrafya fakültesinin rektörlüğü felsefe şubesine komünist görüşlü Behice Boran, Niyazi Berkes gibi öğretim üyelerine teslim edilmiştir. Her yıl otuz kırk komünist felsefe öğretmeni yurdumuzun her köşesine dağılmıştır.
Devlet Konservatuarı’nın müdürlüğü de, komünist Sabahattin Âli’ye verilmiştir. Kısacası Cumhuriyetimizin eğitimi komünist görüşlülere teslim edilmiştir.
Cumhuriyetimizin Milli Eğitimindeki gayri milli  bu uygulamaları önlemekle görevli Başbakanımız Şükrü Saracoğlu, TBMM’deki konuşmasında “Ben Türküm ve Türkçüyüm, hayatım boyunca da Türkçü kalacağım”  diyerek, Türk Milliyetçileri ile beraberliğini ortaya koymuştur.
Bunun üzerine, İstanbul’da çıkan Orhun dergisinin başyazarı H. Nihâl Atsız Hocamız, “Başbakan Şükrü Saracoğlu’na Açık Mektup” başlıklı ve cesur ifadeli iki yazısı ile Türkiye’mizi ayağa kaldırdı. Bunun üzerine Orhun dergisi kapatılarak Atsız Hoca’nın edebiyat öğretmenliğine son verildi.
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, aynı günlerdeki 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramının açılışında, Türk Milliyetçilerinin aleyhine ağır ifadeler yüklü nutkunu söyledi ve Türk kültürüne hizmet eden seçkin milliyetçileri suçladı. Üsteğmen Alparslan Türkeş’in de aralarında bulunduğu Türkçü eğitimciler tutuklanarak tabutluklara tıkılmış bir buçuk yıl muhakemeden sonra beraat etmişlerdir.
3 Mayıs Türkçülük Günü’nü kutlar, Türklere, kendini Türk hissedenlere, Türk dünyasına hayırlara vesile olmasını dilerim.
Ünlü Türkçüler; Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu ve Hüseyinzade Ali Turan Bey, Hüseyin Nihal Atsız… gibi Türkçü fikir adamlarımızın yolunda ilerlemek her Türk’ün en önemli görevlerindendir..

 

*Yeniçağ Gazetesi yazarı Sami Yavrucuk ‘un yazısından
Posted in Yazılarım | 3 Mayıs Türkçüler Bayramı için yorumlar kapalı
May 01

Adalet mi, Rezalet mi?…

 
 
 
 
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bağımsızlığının işareti Türk Bayrağı adına her vatandaşı adaletli olmaya davet ediyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın soru önergesine verdiği cevabı yeterli bulmayan MHP Manisa Millet Vekili Erkan Akçay’,  “Şırnak Uludere’de sınır kaçakçılığı yaparken hayatını kaybedenlere 150 bin TL verildiğini, vatan uğruna şehit olan güvenlik güçlerinin ailelerine ise 63 bin TL ödendiğini ifade etmektedir. Hatay Hassa’da terörist sanılarak güvenlik güçleri tarafından yanlışlıkla vurularak hayatını kaybeden vatandaşlarımıza ise 21bin 650 TL verilmektedir diyen Akçay, bu tam bir adaletsizliktir” dedi.
Ortadoğu Gazetesi ‘nde yayınlanan açıklamalarında Akçay, “Uludere’de hayatını kaybeden sınır kaçakçılarına Başbakanlık örtülü ödeneğinden 150 bin TL veren Başbakan Erdoğan, vatan uğruna şehit olanların yakınları ve Hatay Hassa’da hayatını kaybeden vatandaşlarımız için bu ödeneği neden kullanmamaktadır. Başbakan Erdoğan’ı göreve davet ediyorum. Şırnak Uludere’de hayatını kaybedenler için kullandığınız Başbakanlık örtülü ödeneğini, vatan uğruna şehit olanların yakınları ve Hatay Hassa’da hayatını kaybedenler için de kullanın.” çağrısını yaptı.
 
 
 

 

Posted in Yazılarım | Adalet mi, Rezalet mi?… için yorumlar kapalı
May 01

1 Mayıs

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yaşama standartlarımız her geçen gün gerilerken 1 Mayıs’ı bayram olarak kutlamanın ne anlamı var. Çalışanların emeğinin tam olarak verilmediği, hakkının tam karşılığını almak istediğinde suçlandığı, hatta dövüldüğü, öldürüldüğü bir devirde bayram yapmak benim haddim değil. Hele hele dünyayı komünist yapmak isteyen komünist liderlerin resimlerinin gölgesi altında 1 Mayıs’ı kutlamak ya da yazmak bana göre değil.
İnsanların emek harcayarak insanca yaşanabilen bir dünyayı oluşturduklarında bayram yapma hakları olacaktır vesselam.
TÜİK’in Aşağıdaki tablosunu iyice bir inceleyelim bakalım… Bayramı hak etmiş miyiz? 
Nüfusun % 16,9’u yoksulluk sınırının altındadır.
Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirin % 50’si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre nüfusun % 16,9’u yoksulluk riski altındadır. Kentsel ve kırsal yerler için ayrı ayrı hesaplanan yoksulluk sınırlarına göre, kentsel yerlerde bu oran % 14,3 iken, kırsal yerlerde % 16,6’dır.
Sürekli yoksulluk riski altında bulunanların oranı %18’dir.
Dört yıllık panel veri kullanılarak hesaplanan “sürekli yoksulluk” oranı, dört yıl boyunca hanenin üyesi olan fertlerden en az üç uygulamada yoksulluk riski altında olanlar olarak tanımlanmaktadır. Sürekli yoksulluğun hesaplanmasında eşdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirin % 60’ı dikkate alınmaktadır.
Buna göre, araştırmanın 2009 yılı dört yıllık  panel  sonuçlarından  hesaplanan  sürekli yoksulluk oranı % 18’dir.
Nüfusun yaşam koşulları göstergeleri
Kurumsal olmayan nüfusun;
  • % 60’ı kendilerine ait konutta oturmaktadır.
  • % 43,8’inin konutunda “sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi vb.” sorunlar söz konusudur.
  • % 43,3’ünün oturduğu konutta “izolasyondan dolayı ısınma sorunu” yaşanmaktadır.
  • % 61,4’ünün hanesinin taksit ödemeleri ve borçları (konut alımı ve konut masrafları dışında) bulunmakta, bu borç ödemeleri, % 28,3’ünün hanesine çok yük getirmektedir.
  • % 87,5’i “evden uzakta bir haftalık tatili”, % 65,7’si “beklenmedik harcamalarını” ve % 81,7’si “yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını” ekonomik nedenlerle karşılayamamaktadır.
Ciddi finansal sıkıntıyla karşı karşıya olan nüfusun oranı olarak tanımlanan ve belirlenmiş 9 maddeden en az 4 tanesini karşılayamama ya da mahrum olma durumunu tanımlayan “maddi yoksunluk”  oranı 2009 yılında % 63, 2010 yılında ise % 63,5 olarak hesaplanmıştır.
 
Geceler yârim oldu anam anam garibem
Ağlamak kârım oldu anam anam garibem
Evvel böyle değildim anam anam garibem
Sebebim zalim oldu anam anam garibemBayram gelmiş neyime anam anam garibem
Kan damlar yüreğime anam anam garibem
Yaralarım sızlıyor anam anam garibem
Gülmek benim neyime anam anam garibem
‘1 Mayıs’ bana bu türküyü söyletti. Haydi iyi bayramlar!…
Posted in Gündem | 1 Mayıs için yorumlar kapalı
Nis 30

Altın Sözler

                                                                                    
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
*“Ne Batıyı tanıyoruz, ne Doğuyu… En az tanıdığımızsa kendimiziz. Biz Müslümanlığından, Doğululuğun
dan, Türklüğünden utanan, tarihinden utanan, dilinden utanan şuursuz bir yığın haline geldik.” Cemil Meriç

 

*“Ümmî ile câhil arasında çok fark vardır. Ümmî yalnız okuyup yazma bilmeyendir; câhil ise okuyup yazma bilse de bir şey bilmeyen kimsedir.” Kamûs-ı Türkî Semseddin Sami

 

* “Âlimin uykusu cahilin ibadetinden hayırlıdır.” Hz. Muhammed

 

* “Akıbeti hayırlı olan az, akıbeti şer olan çokluklardan her zaman hayırlıdır”

 

*“Yalnızca, sözlerimin haklı olup olmadığını düşünün. Çünkü yargının erdemi, budur. Tıpkı konuşmacının erdeminin, gerçeği söylemek olması gibi.” Sokrates

 

* “Düşünce alınan eğitimle orantılıdır, iyi bir düşünceye sahip olmak için, iyi bir eğitim almak gerek.” Numan
Posted in Atasözleri Vecizeler | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Nis 29

Ayılana Zam, Bayılana Zam…

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Yukarıdaki tabloda (Salim Yavaş-Yeniçağ) her şeyi açıkça göstermiş.

 
Zamların Seceresi
Geçen yıl seçim öncesi 4.3 milyar lira dağıtıp oy oranını yüzde 50’ye çıkaran iktidar, bu yılki yardımlar için 8 milyar 635 milyon lira (eski parayla 8 katrilyon, 635 milyar lira) ayırdı.
 
2002’de; yani AKP’nin iktidara geldiği yıldaki fiyatlar :
Benzin 1.76 TL
Mutfak Tüpü 15 TL
Doğal Gaz 37 Kuruş Metre küp fiyatı
Ekmek 20 Kuruş
 
 2012’de yani AKP’nin 10 yıllık iktidarındaki fiyatlar:                
Benzin 4.72 TL. %300 yakın artış var
Mutfak Tüpü 60 TL %300 artış var
Doğal Gaz 84 Kuruşun üstünde
Ekmek 50-75 Kuruş %300 üstünde artış var
 
Ayrıca Elektrik faturalarındaki kaçak elektrik ve TRT paylarını da hatırlamakta yarar var. 
 
 
Posted in Yazılarım | Ayılana Zam, Bayılana Zam… için yorumlar kapalı
Nis 28

Şehadet Getiren Dil Olsam…

                                                                

             
 
“Ol” dese ne olmaz çölde, kayada
Hem nurdan bir ışık vermiş aya da
Daha ne isterim ben bu dünyada
Kuran’a götüren yol olsam yeter

 

Bitmez bu dünyada tükenmez acım
Hiç yoktan var oldum, nedir amacım?
Başımda olsa da ahiret tacım
Cenneti Ala’ya çul olsam yeter

 

Sahte bir zamanla aslı kıyasla
İlahi bir dine ruhunu yasla
Layık değil isem olamam asla
Tuğba ağacına dal olsam yeter

 

Bu hayattan bir tat almadım gitti
Ömür birden bire ne çabuk bitti
Ecelin borusu çok acı öttü
Şehadet getiren dil olsam yeter

 

Her nereye baksam orda sen varsın
Mümin gönüllerde yarda sen varsın
Gözümde ışıyan ferde sen varsın
Rızanı kazanan kul olsam yeter

 

Posted in Şiirlerim | Şehadet Getiren Dil Olsam… için yorumlar kapalı