“ ABD’de her lisede binbaşı veya yarbay rütbesinde bir subayın rütbesiyle, asker kıyafetiyle daimi bulunduğunu biliyor musunuz?… Görevlerinden en önemlisi de liselerdeki Amerikan tarihi derslerinin öğretmenliğini yapmaktır. Bunlar ayrıca tüm öğrencileri takip eder, ulusal güvenliğe ilişkin olarak ilerde sorun çıkarabilecek, silahlı kuvvetler ve ülke aleyhine faaliyet gösteren ve gösterme kabiliyetinde bulunan öğrencileri ilgililere bildirerek, haklarında işlem yaparlar.”
Bizde bu işlere “fişleme” deniyor. Bu yüzden de subaylarımız ve gazetecilerimiz hatta bütün bunları yapmadan hapse tıkılmış bulunuyor.
“Her öğrenci liseyi bitirince iki ders hariç, diğer dersleri zayıf da olsa üniversiteye devam eder. O iki ders, Amerikan tarihi ve vatandaşlık dersidir. Bunun anlamı şudur. Amerikan yönetimi bunları bilmeyen vatandaşlarını üniversiteye göndermemekte ve onların devletin belli kademelerine gelmesini önlemektedir.” (Bizdeki eğitimciyim diyenlere duyurulur. K.Ş)
*(A.Haydar YEDEK’ten e-posta) Afet ILGAZ ‘dan Yeniçağ
Rtük Görevlileri: AK Parti kontenjanından seçilenler: Prof. Dr. Davud Dursun (RTÜK Üst Kurul Başkanı), Taha Yücel, Dr. Abdulvahap Darendeli, Dr. Hamit Ersoy, Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu.
*Arslan Tekin Yeniçağ Gazetesi
Milli duyguları sokmayın kına Hiç fırsat vermeyin deli, şaşkına Bu vatan, bu millet, bayrak aşkına Görün gerçekleri gördürün artık! Dönün aslımıza döndürün artık! Gözler makineli tüfek namlusu Dünya bilir, Türkler Hakk’ın ordusu Kurulmakta Türk’e en hain pusu Görün gerçekleri gördürün artık! Dönün aslımıza döndürün artık! O gençler bulunmaz, altındı, simdi Söyleyin bu gün kim, dün suçlu kimdi? Ne milletiz, ne halk, yığınız şimdi Görün gerçekleri, gördürün artık! Dönün aslımıza döndürün artık! Aydınlar bir daha “virüslü” çıktı Birçoğu kupkuru palavra sıktı Kendine güveni tamamen yıktı Görün gerçekleri gördürün artık! Dönün aslımıza döndürün artık! Kime ait, kimde yurdun tapusu Gerçek köleliktir batı kapısı Kokuşmuş batının kültür yapısı Görün gerçekleri gördürün artık! Dönün aslımıza döndürün artık! 18.01.1992
Karzai…
Amerikan vatandaşı ve Amerikan Petrol şirketinde çalışıyordu.
*
Eşi, Afganistan’ın först leydi’si güya… Fakat Oğlu Pakistan’da yaşıyor.
*
Bir kardeşi Washington’da, öbür kardeşi Chicago’da restoran işletiyor, .
Kayın biraderi Virginia’da. mobilyacı,
Yeğenleri California’da…
*
New York Times gazetesi yazdı…
Bir kardeşi senelerdir CIA’den maaş alıyor.
Bir başka kardeşi uyuşturucu baronu.
Kız kardeşin de bir restoranı var. Restoranı Massachusetts’te.
*
Hükümet kuran Karzai’ nin 12 bakanı Amerikan vatandaşı.
*
Mesela, Adalet Bakanı’nın diploması…
Nebraska’dan.
Ekonomi Bakanı
Kanada’dan.
Ticaret Bakanı
Illinois’den.
Eğitim Bakanı
Alabama’dan.
Tarım Bakanı
Omaha’dan.
*
Bu Afganistan’dan…
ABD askeri çekiliyor.
İngiliz askeri kaçıyor.
Alman kaçıyor.
Fransız kaçıyor.
İspanyol kaçıyor.
*
Türkiye uçuyor!
Evlatlarımız ölüyor.
*
O Karzai.
Biz pisi pisine niyazi….
*Yılmaz Özdil’in “Afganistan ve Karzai” balıklı yazısından alınmış olup eklemeler ve çıkarmalar yapılmıştır.
ŞEHİT, ŞEHİT, ŞEHİT .NİÇİN VE KİMİN İÇİN? Sınırlarımızdaki eşkiyayı bıraktık artık uluslararasıyız. Büyük devletmişiz!…
Ey Türk Milleti! Kanı sebil, canı sebil Mehmetçiğine ne zaman sahip çıkacaksın?…
Kore savaşında Türk destanı; Kunuri savaşları
Birliğimizin Geri Çekilişi
Bütün olumsuz koşullara rağmen Türk askeri düşmanın ilerleyişini durdurmayı başarmıştı. Türk mevzilerini ele geçirmek için ardı arkasına bir çok saldırı düzenleyen Çinliler her seferinde geri püskürtülmüş ve büyük kayıplar vermişlerdi. Cephe savaşıyla sonuç alamayacaklarını anlayan Çinliler bir toplu imha planı hazırlamışlar ve sessizce tugayımızın etrafını sarmaya başlamışlardı. Komutanlarımız bu planı zamanında farkederek bir an önce geri çekilme emri verdi, çünkü sayıca çok üstün olan Çinlilerin tüm yönlerden yapacakları bir saldırıyı durdurmak imkansızdı. Askerlerimiz o gece sıfırın altında bir hava sıcaklığında ve yorgun bir şekilde sayıca kendilerinin onlarca misli olan düşmanla başbaşa kalmıştı. Çinliler bütün gece ani gürültüler, davul, ıslık ve çığlık sesleri çıkararak askerimizin moralini çökertmeye ve dinlenmesine olanak vermemeye çalışıyordu.
Geri çekiliş sırasında birliklerimiz tekrar Wawon’a yaklaşırlarken ağır düşman ateşiyle karşılaştılar. Çinliler, askerlerimiz tam olarak mevzilenemeden saldırmışlardı. Çinliler tarafından sarılan öndeki 1. Taburumuz çetin bir süngü savaşına girmişti. Amerikalıların raporlarına göre o gün öğleden sonra taburdan geriye kalan iki bölüğümüz 400 yaralıyla hala savaşıyordu. Tugayımızın geri kalan kısmı bu durum karşısında buradan da geri çekilme emri aldı. 9. Bölük geri çekilen diğer birliklerimizi arkadan koruma görevini üstlenmişti. 3. Taburun 10. Bölüğü ise tugayımızın ileri hattını oluşturuyordu. Birliklerimiz sayıca çok üstün olan düşmanı oyalayarak, zaman kazanmaya ve tekrar toplanarak, mevzi tutmaya çalışıyorlardı. Savaşın en hararetli bu anında 9. bölük zor durumda olan 10. ve 11. bölüklere yardım görevini almıştı. 29 Kasım sabahına karşı Çinliler birliklerimizin direnişini kırmayı başardılar. 9. Bölüğümüz, 3. Tabur Komutanı Binbaşı Lütfü Bilgin de dahil olmak üzere tamamıyla şehit edildi.
30 Kasım 1950 – Son Durum
Geri çekiliş sırasında Çinliler Türk Birliğine müthiş bir kuvvetle saldırmışlardı. 30 Kasım 1950 günü tugayımızın yarısından çoğu kaybedilmişti. Bu çetin mücadelede kahraman Türk askerleri saatlerce süren süngü savaşı sonrasında şehit düşerken, geride bulunan diğer Birleşmiş Milletler birlikleri silahlarını ve teçhizatını bırakarak da olsa kurtulabilmişti. Amerikan karargahı sonradan kendilerinde de yeterli bilgi olmadığı için Türklere bilgi veremediklerini açıklamışlardır.
*Milliyet.com’dan
Soros: En iyi ihraç malınız, askeriniz!
Ünlü ABD’li derbe finansörü spekülatör George Soros, Türkiye’nin en iyi ihraç ürünün ordusu olduğunu söyleyerek, emperyalist ülkelerin ülkemizden beklentisinin ne olduğunu ortaya koymuştu. Soros, 2003’te kendisinden Türkiye ile Arjantin’i karşılaştırmasını isteyenlere şu yanıtı vermişti: “Türkiye’nin Arjantin’den tek farkı stratejik pozisyonudur. Bu stratejik pozisyonuna bağlı olarak, Türkiye nin en iyi ihracat ürünü de ordudur.” Kore’ye Türk askeri gönderildiği dönemde, zamanın ABD Dışişleri Bakanı Dulles, Türk askerinin kendilerine maliyetinin “23 sent” olduğunu söylemişti.
Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, yüce Türk Milleti’ne başsağlığı ve sabırlar dilerim… Ruhları şad makamları cennet olsun! (K.Ş) * Yeniçağ Gazetesi
*“Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.” MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
*Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir. Orhan Şaik Gökyay
*Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın,
Peki Çanakkale’de kimler şehit olmuş? 48 bin şehidin 992 tanesi Güneydoğu’dan katılmış. Yani %2’si. Ama bu rakam da bizi yanıltmasın, bu 992 kişinin 502’si de Antep’ten katılmış.
Mesela Sırrı Sakık’ın memleketi Muş’tan kaç kişi şehit olmuş?
7 kişi!
Diyarbakır’dan 49, Van’dan 36, Siirt’ten 40, Mardin’den 7 kişi.
Görüldüğü gibi rakamlar ortada: Kürtler pek Çanakkale’ye uğramamış!
Peki Kurtuluş Savaşı’nda durum farklı mı?
Orada da durum oran olarak aynı. Toplam 35 bin resmi şehidimiz var Kurtuluş Savaşı’nda. Bunların 685’i Güneydoğu doğumlu. Oran olarak yine %2!
Sırrı Sakık’ın memleketi Muş’tan katılım bu defa çok yüksek olmuş ki şehit sayısı 18!
Yani rakamlara baktığımızda görüyoruz ki Kürtler Kurtuluş Savaşı’nda da ortalıkta gözükmüyor…
Kürtlere “kardeş”lik soruları
Ama biz yine de geçmişi çok kurcalamaktan yana değiliz. Kürtler bu rakamları unutabilirler, biz de unutabiliriz, yeter ki günümüze gelelim ve anlaşalım.
O halde bir de şu sorulara cevap arayalım.
Mesela Sırrı Sakık ve diğer DTP’li milletvekillerine ya da onlarla aynı yolda yürüyenlere soralım.
Ailenizde kaç kişi Çanakkale Savaşı’nda, kaç kişi Kurtuluş Savaşı’nda şehit oldu?
Şehit olmasa bile ailenizde hiç bu savaşlara katılmış dedeleriniz var mı?
Onlar size Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı anılarını anlattılar mı?
Ve devam edelim sormaya…
Ailenizde kaç kişi şu ana kadar PKK için savaşırken öldü?
Hâlâ PKK’da savaşan akrabalarınız var mı?
Mesela Sırrı Sakık’ın yanıtlaması çok kolay olacaktır çünkü ağabeyi Şemdin Sakık PKK’nın Apo’dan sonraki ikinci adamıydı ve şu an hapiste!
Bu arada şunu da soralım kaç akrabanız PKK davasından içerde yatıyor?
Bu soruların cevapları yeterince aydınlatıcı olacaktır elbette.
Ama madem yine de biz bu ülke için savaştık diyorlar, onu da kabul edelim yalnız şunları onların ağzından duymak istiyoruz.
Evet bunları diyebilir misiniz:
Biz Kürtler, Çanakkale’de İngilizlere karşı Türklerin yanında savaştık.
Biz Kürtler, Kurtuluş Savaşı’nda Yunanlara karşı Türklerin yanında savaştık.
Biz Kürtler, Fransız işgali sırasında Antep’te, Maraş’ta, Urfa’da Fransızlara karşı Türklerin yanında savaştık.
Biz Kürtler, İngilizler işgal ettiği sırada Musul ve Kerkük’te İngilizlere karşı Türkleri
destekledik desinler !
Evet desinler görelim; biz Kürtler, İngilizlere, Fransızlara, Yunanlara karşı savaştık
desinler !
Diyemezler, çünkü İngilizler, Fransızlar ve Yunanlar hemen arşivleri açar ve
Kürtlerin kimin yanında olduğunu açıklarlar.
Kaldı ki madem siz bize karşı savaştınız o zaman size desteğimizi çekiyoruz derler.
Kolay mı..?!!!
İngilizlerin, Fransızların desteğini çektiğini bir düşünün, Kürtler ne yapar..!!!
Evet bu soruların cevabını alabilirsek o zaman biz de Türk – Kürt kardeşliğine inanabileceğiz.
*Gökçe FIRAT
Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da onlarla Sohbet ediyor, ‘ Nerelisin?’ gibi sorular soruyordu.
Gözleri bir ara, saçının ortası sararmış bir delikanlıya takıldı Yanına çağırdı ve merakla sordu:
” Adın ne senin evladım?” dedi.
” Ali, komutanım” dedi.
” Nerelisin?”
” Tokatlıyım, komutanım, Tokat’ın Zile kazasındanım…”
” Peki evladım,bu kafanın hali ne?
Saçlarının ortası neden kırmızı boyalı böyle?”
” Cepheye gelmeden önce anam saçıma kına yaktı komutanım. Neden yaktığını da bilmiyorum.”
” Peki dedi üsteğmen. “Gidebilirisin Kınalı Ali.”
O günden sonra Ali’nin adı Kınalı Ali oldu.
Cephede tüm arkadaşları Kınalı Ali demekle yetinmiyor, saçındaki kınayı da alay konusu yapıyorlardı. Kınalı Ali, arkadaşlarına karşı sevecen ve
dürüst tutumu sayesinde, kısa sürede hepsinin sevgisini kazandı.
Bir gün memleketine mektup göndermek için arkadaşlarından yardım istedi.
” Anama, babama burada iyi olduğumu bildirmek istiyorum.
Ama okumam yazmam yok. Biriniz yardım edebilir misiniz?”
Biri değil, birçok arkadaşı yardıma geldi.
” Sen söyle biz yazalım” dediler.
Kınalı Ali söylüyor, bir arkadaşı yazıyor, diğeri de Söylenenlerin doğru yazılıp yazılmadığını denetliyordu.
” Sevgili anacığım, babacığım hasretle ellerinizden öperim. Ben burada çok iyiyim, beni sakın merak etmeyin.”
Kız kardeşini, kendinden küçük erkek kardeşinin sağlığını ve hatırını sorduktan sonra, köydeki herkesin burnunda tüttüğünü ve kimsenin
kendisini merak etmemesini söyledikten sonra, Biz burada var oldukça bilesiniz ki düşman bir adım bile ilerleyemeyecektir cümlesi ile bitiriyordu.
Tam zarf kapatılırken Ali ” iki üç satır daha ekleteceğini” söyleyerek Mektubun sonuna şunları yazdırdı.
” Anacığım, beni buraya gönderirken kafama kına yaktın ama, Burada komutanlarım da, arkadaşlarımda benle hep dalga geçiyorlar. Cepheye gitmek
sırası yakında inşallah kardeşim Ahmet’e gelecek, Onu gönderirken sakın kına yakma saçına. Burda onunla da dalga geçmesinler. Tekrar ellerinden öperim anacığım.”
Gelibolu’da savaş giderek şiddetleniyordu. ingilizler kesin sonuç almak için tüm güçleriyle yükleniyorlardı. Cephede savaşan askerlerimiz önceleri birer, birer, sonraları beşer,beşer,Onar, onar şehit oluyorlardı. Gelen destek güçleri de yeterli olmuyor, onlarında sayıları giderek azalıyordu.
Gelibolu düşmek üzereydi. Kınalı Ali’nin komutanı bu durum karşısında çaresizdi. Kendi bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildi. Genç erlerine
insan bedeninin süngü ve mermilerle orak gibi biçildiği bu cepheye göndermek zorunda kalmaması için Allah’a dua ediyordu.
Komutanlarını düşünceli ve sıkıntılı gören Kınalı Ali ve arkadaşları,komutanlarına gidip, ondan kendilerini cepheye göndermesini istediler.Askerlerinin ısrarları üzerine komutanları daha fazla direnemedi ve ölüme gönderdiğini bile, bile bu isteklerini kabul etmek zorunda kaldı.
Kınalı Ali ve arkadaşları, sevinç çığlıkları atarak cepheye hayır,bile,bile ölüme gidiyorlardı.
O gün güle oynaya Gelibolu cephesinde ölümle buluşacakları yere koşan Kınalı Ali’nin bölüğünden tek kişi geri dönmedi. Gidenlerin tümü şehit
olmuştu. Bu olaydan kısa bir süre sonra Kınalı Ali’ye anne, babasından mektup geldi. Onun yerine komutanı aldı mektubu ve buruk bir ifade ile
okumaya başladı. Cepheye gitmeden önce arkadaşlarına yazdırdığı mektubuna aile adına babası yanıt veriyordu.” Oğlum Ali, nasılsın, iyi misin? Gözlerinden öperim, selam ederim. Öküzü sattık, parasının yarısını sana gönderiyoruz, yarısını da yakında cepheye gidecek küçük kardeşine veriyoruz. şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum. Fazla yorulmuyorum da. Sen sakın bizi düşünme.”
Babası mektupta köydeki herkesten akrabalarından haberler verdikten sonra “şimdi ananın sana diyeceği var” diyerek sözü ona bırakıyordu. Mektubun bundan sonraki bölümü Kınalı Ali’nin anasının ağzından yazılmıştı şöyle diyordu anası:
” Oğlum Ali, yazmışsın ki kafamdaki kınayla dalga geçtiler. Kardeşime de yakma demişsin. Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga geçmesinler.
Bizde üç işe kına yakarlar;
1 – GELİNLİK KIZA, GİTSİN AİLESİNE, ÇOCUKLARINA KURBAN OLSUN DİYE
2 – KURBANLIK KOÇA, ALLAH’A KURBAN OLSUN DİYE
3 – ASKERE GİDEN YİĞİTLERİMİZE, VATANA KURBAN OLSUN DİYE…
Gözlerinden öper, selam ederim. Allah’a emanet olun
” Ali’nin mektubu okunurken ve çevresindeki herkes onu dinlerken,hıçkıra, hıçkıra ağlıyordu… “
(Bu mektubun aslı Çanakkale Müzesindedir.)
*Fıkrabul.com