Oca 18

Bir Ateist, Bir Hoca!

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Genç bir delikanlı senelerce yurt dışında okuduktan sonra vatanına ateist olarak geri döner. Üç sorusuna hiçnkimse cevap veremediğinden dolayı canı gayet sıkıntılıdır. Ebeveyni oğullarına yardım etmek niyetiyle büyük ilim sahibi olan köyün hocasına götürürler. Hoca ve delikanlının arasında geçen dialog şöyle devam eder.
Delikanlı:
-Kimsin sen? Sorularıma cevap verebilecek misin?
Hoca:
-Allah’ın bir kuluyum ve Onun izniyle sorularına cevap verebileceğim.
Delikanlı:
– Emin misin? Profesörler bile cevap veremedi bana.
Hoca:
– Allah’ın izniyle cevap vermeye çalışırım.
Delikanlı:
– 3 sorum var;
1. Allah yaşıyor mu? Öyle ise, şeklini bana göster.
2. Takdir (kader) nedir?
3. Eğer şeytan ateşten yaratıldıysa neden cehenneme yollanıyor, cehennemde ateş dolu değil mi? Ateş ateşi nasıl yaksın. Tanrı bunu düşünemedi mi?
Bu arada, aniden bizim hocamız delikanlının başı üzerinde bir saksı kırar.
Delikanlı canı yana yana sorar;
-Neden sinirlendin ki?
Hoca:
-Sinirlenmedim. Bu benim üç soruna bir cevabım der.
Delikanlı:
-Hiçbir şey anlamadım.
Hoca:
-Nasıl hissetin kendini saksıyı başında kırınca?
Delikanlı:
-Tabii ki, fena bir acı hissettim.
Hoca:
-Yani, acının varlığına inanıyor musun?
Delikanlı:
-Evet.
Hoca: Bana bu acının şeklini göster o zaman!
Delikanlı: Gösteremem.
Hoca:
-Bu benim ilk cevabım. Herkes Allah’ın varlığını hisseder ama Allah’ı göremez.
Hoca:
– Dün gece rüyanda benim başında saksı kırdığımı gördün mü?
Delikanlı:
-Hayır.
Hoca:
-Bugün böyle bir şey ile karşılaşacağını hiç düşündün mü? Aklından geçti mi?
Delikanlı:
-Hayır.
Hoca:
-İşte bu takdir’dir (kader).
Hoca:
-Biz neyden yaratıldık? Topraktan yaratılmış değil miyiz?
Delikanlı:
-Evet böyle denir.
Hoca:
– E o zaman? Saksıda topraktan yapılmadı mı? Allah isterse ateşten yaratılan şeytanı ateşin içinde cezalandıramaz mı?

 

Posted in Hikayeler | Bir Ateist, Bir Hoca! için yorumlar kapalı
Oca 17

Merhum KKTC Cumhurbaşkanı R.Rauf Denktaş’tan

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
*“Limanlarımızda Türk savaş gemilerinin bulunması, varlığı, uçaklarımızın semalarımızda yaptığı gösteri, tatbikat hepimize güven vermiştir.”
* “Ümit ederim Rum, Yunan ikilisi, bu silahlanma yarışında Türkiye’yi geride bırakamayacağını anlamış ve silahlanma yarışı yapacaklarına, barış için yarışa başlarlar.”
* “Kıbrıs’ı Yunan yapmak için 55’ten 1958’e kadar uğraştılar.”
* “Türkiye faktörünü unuttular.”
* “Kıbrıs Türklerinin, en az kendileri kadar Kıbrıs’a bağlı olduğunu ka’le almadılar.”
* “Ortaklaşa bir cumhuriyet kurmak suretiyle Kıbrıs’ın taksimini önlediler. Böyle dengeli bir anlaşmayı bozarak, yeniden aynı hedefe yöneldiler. 1963’ten bugüne kadar 33 yıldır, yapmadıklarını bırakmadılar.”
* “Kazanamayacaklarını bilmeleri lazım.”
*“67’yi ve 1974’ü hatırlasınlar. Kıbrıs’ı, Türkiye Rum’a, Yunan’a vermez.”
* “Kıbrıs Türkü, Kıbrıs’ın verilmesine razı olmaz. Bunu denediler ve gördüler”.
* “Bunu deneyip gören insanlar, artık hadlerini bilmeli ve bu soykırımla Kıbrıs’ı Yunan yapacakları hesabından vazgeçmelidirler.”
* “Bizim güçlü oluşumuz, Türkiye’nin ilgisinin devam ettiği, meydanın boş olmadığı gibi gösteriler, bence barışa hizmettir.”
* “Allah kimseyi vatansız, bayraksız ve devletsiz bırakmasın!”
*“ Söyleyin Hıristofyas’a KKTC bağımsız bir cumhuriyettir.” (Ölüm döşeğinde söyledi)
Posted in Atasözleri Vecizeler | Merhum KKTC Cumhurbaşkanı R.Rauf Denktaş’tan için yorumlar kapalı
Oca 17

Atatürk Kimdir?

 

 

 

 

 

 

 

1976 yılında UNESCO, üyeleri bir öneriyle gelirler. Öneri paketindeki bir cümlede şöyle denilmektedir. “Bugün UNESCO’nun üzerinde çalıştığı bütün projelerin isim hakkı, isim babası Mustafa Kemal’dir.
Öneri; Mustafa Kemal’in 1981’de doğumunun 100. yılının, 152 ülkede aynı anda kutlanması öneridir. Oysa UNESCO’ya 52 ülke üyedir. Birden İsveç delegesi ayağa kalkar ve “Ne yani dünyada bu kadar devlet adamı var, hepsinin doğum gününü böyle kutlayacak mısınız?” diyerek bir çıkış yapar.
İsveç delegesinin bu kinayeli konuşmasına karşı, Rus delegesi ayağa fırlar, yumruğunu masaya vurur, toplantıya katılan 152 ülkenin delegelerine şöyle söyler;
“Genç delege arkadaşıma hatırlatmak isterim ki; ATATÜRK öyle dünyadaki herhangi bir lider değildir. Bırakın onu bir yıl anmayı, her ülke her problemlerimizde çare olarak aramalıyız.”
Sonra UNESCO’nun tarihinde ilk ve tek olarak, hiçbir olumsuz oy çıkmadan 152 ülke metne imza atar ve 27 Kasım 1978 tarihli UNESCO Genel Kurulu’nun kararında 1981 yılı “Dünyada ATATÜRK Yılı” olarak kabul edilir.
Daha sonra kararın imzalanacağı günde;
“Ne yani dünyada bu kadar devlet adamı var, hepsinin doğum gününü böyle kutlayacak mısınız?” diyen İsveç delegesi karar imzalanmadan önce kürsüye gelir ve şunları söyler.
“Ben ATATÜRK’ ü inceledim. Bütün ülkelerden özür diliyor, ilk imzayı ben atıyorum demiştir.
İşte o muhteşem belgede ayrıca şunlar yazılıdır.

 

ATATÜRK KİMDİR?
“Atatürk uluslararası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş inkılâpçı, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün hayatı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı göstermeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur.”

 

Posted in Yazılarım | Atatürk Kimdir? için yorumlar kapalı
Oca 16

Denktaş

 Ecdadına ve yüce Türk Milletine yakışır bir kahramanlık göstererek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletini kuran Cumhurbaşkanı Sayın R. Rauf Dektaş’a Allah’tan rahmet diler aziz hatırası önünde sonsuz saygı ile eğilirim. Ruhu şad olsun!
 
                  
       
 
 
 
 Hürriyet ateşi yanınca sönmez
Yükselen bu bayrak bir daha inmez
Denktaş’ı bilmeyen Kıbrıs’ı bilmez
Korkusuz, kahraman liderdi Denktaş!
 
Rum eşkıyasının kanlı baskını
Aklın, iradenin kırılsın kını
Atasından almış vatan aşkını
Kelle koltuğunda giderdi Denktaş!
 
Biter mi Haçlının asırlık kini
Darmadağın olur Rumların ini
Sultan Mehmet Handan alır dersini
Canı, kanı feda ederdi Denktaş!
 
 Türklüğü doğuştan kanında vardı
Yüreği de vatan için çarpardı
Fırsat verilseydi neler yapardı
Rum’u koyun gibi güderdi Denktaş!
 
 16.01.2012
Posted in Şiirlerim | Denktaş için yorumlar kapalı
Oca 15

Kördüğüm

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Şu yalan Dünya da hoşça yaşamak
Azmindeyiz, kalsak hiçliğe ramak
İfrit beyinlerde yakın bunamak
Dertler düğüm düğüm, çile kördüğüm
 
Her yanı kuşatmış  benlik girdabı
Bulamadım pek çok yerde adabı
Yıllar boyu duydum  argo hitabı
Atılmakta, atılıyor dile kördüğüm
 
Yaşarız kibirle ve etiketle
Acele yok, gelene deriz bekle
Bütün canlıları tek hareketle
Canlandıran bahar bile kördüğüm
 
Söz nereden çıkar habersiz olduk
Çöplük gibi artık ahlâkla dolduk
Benlik girdabında böyle boğulduk
Döndürdü her yanı  çöle kördüğüm
 
Malûm, deve kuşu kuma dalıcı
Bu gidişle, kördüğümler kalıcı
Çözsün adaletin keskin kılıcı!
Yüz binlerce hele, hele kördüğüm
 
12.9.1987
Posted in Şiirlerim | Kördüğüm için yorumlar kapalı
Oca 15

Millî Bayramlar

 

 

 

 

 

 

 

 

İnsan hayatında özel günler vardır. Toplu halde yaşayan insanlarında kendilerine ait günleri mutlaka vardır. İnanmış olduğu dinin gereği olarak da anılması ve kutlanması gereken günleri vardır. Bu günlere insanlar bir ad vermişlerdir. Verdikleri adla o günlerini yad ederek gelecekte huzurlu ve müreffeh yaşamanın planını yaparlar.

Özel adlarla adlandırılan ve toplum hayatında dönüm noktası olarak kabul edilen günleri yok saymak, yok etmek, geçmiş ve gelecek hakkında bilgi edinilmesini istememek anlamına gelir.

Yüce Türk Milleti dini, millî ve yerel de kutladığın bu günlerin her türlü bahanelerle tek tek engellenmesine, iptal edilmesine sessiz kalamaz, kalmayacaktır. Zira dünü olmayanın asla yarını olamaz. 29 Ekim,19 Mayıs, 23 Nisan, 30 Ağustos, 10 Kasım, vb. günler milletimizin geleceğine ışık tutan işaret fişekleridir. Tarihini bilmek ve özel günlerini kutlamak her milletin hakkıdır.

 

Posted in Yazılarım | Millî Bayramlar için yorumlar kapalı
Oca 15

Altın Sözler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kurucusu  Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Sözleri:

  • “Mesele ölmek değil, ölmeden idealimizi yaratmak, yapmak ve yerleştirmektir!”
  • “Bütün ümidim gençliktedir”.
  •  “Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.”
  •  “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.”

 

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Oca 15

Atatürk’ü Tutuklamaya Gelen İngiliz Komutan!..

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yıl 1941. Artık emekli olmuş İngiliz İşgal Tabur Komutanı Mr. Salter, uçuş eğitimi için İngiltere’de bulunan Türk pilotu Kemal İntepe’ye anlatıyor:
1919 yılında Piyade Binbaşı olarak Samsun’daki İngiliz İşgal Tabur Komutanı idim. 18 Mayıs 1919 günü İstanbul’daki komutanlığımdan “Mustafa Kemal adında bir Türk Paşası’nın, Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan görevli olarak ayrıldığını, vapurdan gönderdiği telgrafta istifa ettiğini, şayet Samsun’a gelece olursa tutuklanmasını” bildiren şifreli bir telsiz telgrafı aldım.
KARA KALPAKLI, SERT BAKIŞLI KİŞİLER..
İngiliz işgal komutanı Samsun’a indiğinde kaynayan kalabalıklar görür. Siyah çizmeli, külot pantolonlu, kara kalpaklı, sert bakışlı kişilerin çokluğu dikkatini çeker. Dört gün önce İzmir işgal edilmiş, durum kritiktir.
“..Bütün gece hiç uyumadan yatağımda döndüm durdum. 19 Mayıs sabahı erkenden iskeleye gittim. Sabah namazından çıkan herkes sahile inmişti. Bir olay çıkmaması için taburumla iskele ve civarını kordon altına aldım..”
Bu arada, her İngiliz askerinin arkasına siyah çizmeli ve kara kalpaklı kişiler -muhtemelen tebdili kıyafet etmiş Türk zabitleri- usulca sokulmuştur. Kentin ileri gelenleri ve halk sandallarla vapura doğru akın etmeye başlar.
“..Görevimi iskelede yapamayacağımı anladım. Yardımcıma gerekli talimatları verdikten sonra motoruma atlayıp vapura doğru hareket ettim. Vapura ilk varan ben oldum. İki silahlı erimi motorda bırakıp Rum tercümanımla birlikte vapurun merdivenlerine tırmandım. Beni selamlayan iki tayfaya, gemideki yolcu generali görmek istediğimi bildirdim. Bir tanesi bizi salon kapısına kadar götürdü. Tam zamanı diye düşündüm.”
“BEN VE TABURUM EMRİNİZDEDİR!..”
İşgal komutanı kararlı adımlarla salona doğru ilerler, kapı yarı açık, herkes ayaktadır:
“..Kapıda durdum. Herkes ayaktaydı. Ortadaki sarışın mavi gözlü, sert bakışlı kişi ile göz göze geldim. Bir anda ne söyleyeceğimi şaşırdım. Sert bir asker selamı verdikten sonra farkında olmadan ağzımdan şu sözler döküldü:
Ben ve taburum emrinizdedir!..
Evet, bunu nasıl söylemiştim!.. Daha önce böyle bir şeyi aklımdan bile geçirmemiştim. Tercümanım bir an durakladı, dönüp bakınca toparlandı ve sözlerimi Türkçe olarak iletti. Mustafa Kemal Paşa’nın yüzünde hafif bir tebessüm belirdi.”
Yukarıdaki satırlar Emekli Piyade Kıdemli Albay Mustafa Başel’in “Bir Başka 19 Mayıs” adlı makalesinden. Bizi bu makaleden haberdar eden ise Emekli Hava Albay Hüseyin Avni Güler (Ceviz Kabuğu programı, Avrasya Televizyonu, 13.02.2009).
Makalede 3 tane kaynak verilmiş. Şimdi bu kaynakların asıllarını arıyorum.
Tabii, bilgi sahibi olup da yardımcı olacak okuyucularımın telefon ya da e-postalarını da bekliyorum.
“BAŞKA TÜRLÜ HAREKET ETSEYDİM..”
İngiliz işgal komutanı yıllar sonra ülkesine döndüğünde divanı harbe verilir.
Savunmasının sonunda şunları söyler:
“..Görüyorsunuz sayın hakimler, karşınızdaki bu subay Başbakanımızın
(L. George) bahsettiği 20. asrın dahisi ile hem de hiç beklemediği bir anda karşı karşıya, göz göze gelmişti. Ne yapabilirdi?.. Hiçbir şey!.. Başka türlü hareket etseydim eğer, bugün benimkiyle beraber bütün taburun mezarlarını ziyarete gidecektiniz. Şimdi eceli ile ölmüş üç erimizin dışında hepimiz sağ salim yurdumuza dönmüş ve ailelerimize kavuşmuş durumdayız. Karar yüksek adaletinizindir!..”
İngiliz işgal komutanının Mustafa Kemal’le karşılaşmasından sonra başına gelenler yukarıdaki satırlar kadar ilginç. Tarihe önemli bir belge bırakmak, günlük gelgeçlerden daha önemli değil mi?..
 
 
*Hulki Cevizoğlu  17.02.2009
Posted in Hikayeler | Atatürk’ü Tutuklamaya Gelen İngiliz Komutan!.. için yorumlar kapalı
Oca 15

19 Mayıs

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
19 Mayıs günü…
Gökler haykırıyordu
Samsun’dan yurduma,
Bir güneş doğuyordu

 

Hürriyet meşalesi,
O gün Samsun’da yandı.
Anadolu o derin
Uykusundan uyandı.

 

Zaferlere yürüyordu Anadolu
Başı sarhoştu…
Tekmil Anadolu o gün
Mustafa Kemal’e koştu

 

Posted in Şiirlerim | 19 Mayıs için yorumlar kapalı
Oca 14

Fransa’nın Fransızlığı…4

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yeniçağ Gazetesi’nden Hasan DEMİR, Ayşe Filiz AVŞAR Hoca Hanımın anlatımıyla aktarıyor.
Fransız otellerinde siz otel görevlilerine bin defa “Good morning” deyin, otel görevlisi, turisttir, gönlü hoş olsun, parasını kazanıyorum falan demez o da bin defa size, “Bonjur” der. Oteli terk edeceğinizi bilse bile bir Fransız’a asla “Good morning” dedirtemezsiniz…
Şimdi bir onlara bir bizim şu hallerimize, şu lisanımızın perişanlığına, şu millî değerlerimize sırt dönmüşlüğümüze, boş vermişliğimize bakın!..
Meselâ siz bir Fransız Başbakanının, “Biz Fransızlar hâlâ bayrak mayrakla uğraşıyoruz” dediğini hayal edebilir misiniz? Edemezsiniz… Fransa böyle düşünen bir siyasetçiyi anında ham yapar! Ama Mesut Yılmaz Başbakan iken, Avrupa Birliği konusunda eleştiri yapanlara cevap vermek için, “Biz hâlâ bayrak mayrakla uğraşıyoruz” demiştir.
Posted in Gündem | Fransa’nın Fransızlığı…4 için yorumlar kapalı