Eki 29

TARİHTE BUGÜN

29 EkimTürkiye‘de Cumhuriyet Bayramı

1787 – Mozart‘ın ünlü Don Giovanni operası ilk kez sahnelendi.

1901 – Amerika Birleşik Devletleri Başkanı William McKinley‘in suikastçısı Leon Czolgosz elektrikli sandalyede idam edildi.

1923 – Türkiye Cumhuriyeti kuruldu ve TBMM‘deki oylamada Mustafa Kemal Atatürk oy birliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi.

1929 – New York Borsası çöktü ve tüm dünyayı etkileyecek olan Büyük Buhran başladı.

2004 – Avrupa Birliği üyesi 25 ülkenin devlet başkanları Roma‘da düzenlenen törende Avrupa Birliği Anayasası‘nı imzaladı.

Maria Anna Mozart (ö. 1829)

Lou Tellegen (ö. 1934)

Edwin van der Sar (d. 1970)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Eki 29

YAŞASIN CUMHURİYET

* * *

Yaşatmaya var mısın bu kutsal emaneti?

Aklın aydınlığında her daim hürriyeti

Şehit kanıyla yunmuş bu vatan toprağını

Aşk ile cesaretle koru cumhuriyeti

* * *

Sarsılmaz inancınla insanlığa güç verdin

Irkının şerefiyle tarihlerde uç verdin

Nesline kıyan için torunlara öç verdin

Candan can adaletle koru cumhuriyeti

* * *

Ulu Türk Atatürk’ le yükseldin ve yücesin

Milli bir ülkü ile tüm dillerde hecesin

Her millete, her halka bir umutsun, ecesin

Usunla, asaletle koru cumhuriyeti

* * *

Rakibin çok, hasmın çok, kıskanırlar seni bak

İlim, idrak, irfanla hep diri tut teni bak

Yüzyılın ilhamıyla canlandır şu geni bak

En yüce işaretle koru cumhuriyeti

Türkçe bir maharetle koru cumhuriyeti

* * *

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | YAŞASIN CUMHURİYET için yorumlar kapalı
Eki 28

TARİHTE BUGÜN

28 Ekim:

1886 – New York‘ta Özgürlük Heykeli‘nin açılışı yapıldı.

1918 – ÇekoslovakyaAvusturya-Macaristan İmparatorluğu‘ndan bağımsızlığını kazandı.

1923 – Mustafa Kemal PaşaÇankaya Köşkü‘nde verdiği akşam yemeğinde, “Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” dedi.

1943 – Amerikan donanmasının Philadelphia şehri limanında gizli bir deney yaptığı iddia edildi.

1981 – Heavy metal müzik grubu MetallicaSan Francisco‘da kuruldu.

Maxentius (ö. 312)

Bill Gates (d. 1955)

André Masson (ö. 1987)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Eki 28

“TÜRK’ÜN TÜRK’E DÜŞMANLIĞI!”

Adı, Russell Crowe…

7 Nisan 1964 Wellington, Yeni Zelanda doğumlu.

“Gladyatör” filmiyle Oscar aldı. Altın Küre ve Bafta ödüllerini de kazandı.

Tanıyorsunuz; dünyaca tanınmış bir aktör…

İlk yönetmenlik denemesinde bizden bir hikâye anlattı: Son Umut…

Filminde; aynı zamanda başrol oynadı. Çanakkale Savaşı’nda kaybolan üç oğlunu aramak için Anadolu‘ya gelen Yeni Zelandalı çiftçi bir babanın hikayesini konu etti.

Filme gittim. Şaşırdım…

Russell Crowe gibi bir dünya yıldızı, ülkesinin hikayesini anlatırken bizim Kurtuluş Savaşı’mızla ilgili şu tespitlerde bulunuyordu:

– İngilizler işgalcidir.

– Yunanlılar katliamcıdır.

– Mustafa Kemal Türkiye’nin geleceğidir.

Kuvayı Milliye’ye katılmak için Ankara’ya giden Binbaşı Hasan’ın (Yılmaz Erdoğan) gözlerindeki ateş ile sözlerindeki umut yanaklarımı ıslattı.

Belki ben görmemişimdir, bilemiyorum; ilk kez bir yabancı filmde bizim insanlarımız iyi-güzel-haklı gösteriliyordu.

Bir haftadır film üzerine düşünüyorum.

İstedim ki filmle ilgili bir değerlendirme yazısı okuyayım. Yok. Bulamadım.

Filmden önce neler neler yazılmıştı; tabii çoğu magazin olan.

Film vizyona girdi; medyadan ses kesildi.

Anladım; Russell Crowe büyük hata yapmıştı. Türkleri aşağılasa idi, medyada ne çok haber olurdu. Hayır, dış basını değil bizim medyadan bahsediyorum.

Hiç yazılmadı değil; “Son Umut”un gişesinin kötü olduğu, Avustralya’da bile seyredilmediği gibi yalan haberler yaptılar!

Fatih Akın’ın, Türkleri “Ermeni soykırımcısı” olarak gösterdiği “Kesik” filmiyle ilgili yazıları bizim medyada (ki kimi gazetelerde manşet bile oldu) okudukça şunu sordum; “Türkler, neden Türklere bu derece düşman!”

İşte İlyas Salman’ın büyük başarısı…

87. Oscar Ödülleri’nde, “En İyi Yabancı Film” dalında yarışacak 9 film arasına giren “Mısır Adası” filminin başrol oyuncusu.

Bu başarısı nedeniyle İlyas Salman’ı kaç gazetede ve TV’de gördünüz?

Göremezsiniz… Çünkü; o bu ülkenin sanatçısı olmakta, düşüncelerini açıklamakta inat eden, bu topraklara bağlı bir devrimci. Türkleri aşağılamıyor itibarıyla, medyada yeri yoktur!..

***

“Bir ulusun, ulusal bilincini, ulusal duygusunu ve reflekslerini nasıl yok edersiniz? Bunun denenmiş, sınanmış bir yöntemi vardır: O ulusun tarihsel varlığını sorgulamaya açarsınız! Yani o ulusun tarihini yeniden tartışırsınız. Mesela, Türkler kendilerini kahraman bir ulus olarak mı görüyorlar? Onlara ne kadar korkak bir ulus olduklarını göstermek gerekir! Ya da Türkler Atatürk’ü çok mu yüceltiyorlar? Onlara Atatürk‘ün ne kadar sıradan birisi olduğunu göstermeye çalışırlar.

Farkındaysanız son on yıldır böylesi bir dönemden geçiyoruz…

İşte psikolojik harp budur arkadaşlar…”

Evet… Bu sözlerin yazarı (Prof. Dr. Kerem Doksat) sosyal medyada en çok saldırıya uğrayan bilim adamıdır!

Sonuçta:

Gazetelerini okuyorsunuz…

TV’lerini seyrediyorsunuz…

Ve sonra yakınıyorsunuz!

“Son Umut” filmindeki Binbaşı Hasan’ın…

Sorbonne Üniversitesi öğrencisi Hasan Tahsin’in mücadele ruhunu taşımıyorsanız daha çok ağlarsınız!”

Alıntı: Soner Yalçın

Posted in Gündem | “TÜRK’ÜN TÜRK’E DÜŞMANLIĞI!” için yorumlar kapalı
Eki 27

TARİHTE BUGÜN

27 Ekim:

1904 – New York’un ilk yeraltı demiryolu hattı inşa edildi.

1924 – Sovyetler Birliği‘nde Özbekistan kuruldu.

1958 – Pakistan Cumhurbaşkanı İskender MirzaMuhammed Eyüb Han‘ın düzenlediği bir darbeyle görevden uzaklaştırıldı.

1971 – Kongo Cumhuriyeti‘nin adı Zaire olarak değiştirildi.

1991 – TürkmenistanSovyetler Birliği‘nden bağımsızlığını kazandı.

Uluğ Bey (ö. 1449)

Sylvia Plath (d. 1932)

Franco Alfano (ö. 1954)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Eki 27

ÇOK YÖNLÜ BİR DAHİ

ÇOK YÖNLÜ BİR DAHİ

Atatürk ismi sadece bizim için değil, tüm dünya için ölümsüz tarihtir. Mustafa Kemal’i yazmak güçtür. Zira onunla ilgili gerçekler, ünlü kalemlerin kudretinin çok üstündedir. Ata‘yı olduğu gibi gösterebilmek, güneşin doğa için yararlarını anlatmaktan daha zordur. İnsanlık evriminin akışı içinde onunla kıyaslanacak tek isim yoktur. Çünkü zamanın ortaya çıkardığı liderler bir bilemediniz iki yönlü dâhidir. Askerlikte, siyasette, yönetimde ve tüm ruhları peşinden sürüklemekte eşsizdir. Akıl almaz ileri görüşlülükle zorlukları ortadan kaldırmakta üstüne kimseyi tanıyamazsınız. Onun değeri özellikle son yılların Türkiye’sinde daha iyi anlaşılmakta. Onun gerçek değerini tartabilmek için dâhi ve bu sıfata yakıştırılanlar iyi incelenmeli. Örneğin Hanibal ordusunu devasa fillerle Alp Dağlarından geçirmiş çizdiği stratejiyle zaferler kazanmıştır. Akılda kalan “Ya bir yol bulun, ya bir yol açın, ya da yoldan çekilin” sözünden öteye gitmez. Sonuçta ülkesine bıraktığı birkaç savaştır.

Sezar eşsiz bir kumandan ve aynı zamanda yönetici, fikir adamıydı. Yarattığı Roma’nın sınırlarını genişletti. Kanunları değiştirip kendi kudretini yüceltti. Ancak Roma İmparatorluğu’nun temellerini sağlam zemine oturtamadı. Sonuçta hayatını hançer darbeleriyle kaybetti. Hem de seçip yanına aldığı Brütüs‘ün vuruşlarıyla. Geriye “Sen de mi Brütüs?” ifadeleri kaldı. …

İskender, Hanibal ve Sezar’ın da üstünde bir isimdi. Zekası ve kahramanlıklarıyla, bu ikiliyi aşan şöhreti yakaladı. Tarih ona “Büyük” sıfatını verirken Makedonya ile Hindistan arasındaki uzun mesafeyi düşünmüş olmalı. Tabiî çiğnediği hükümdar başlarını da. Gerçekte mezarlığa dönüşmüş ülkeleri ezdi. Sadece zafer peşinde koştuğundan, yarattığı devlet, ölümünden hemen sonra yıkıldı.

Büyük Türk Hakanı Atilla, “Tanrının kırbacı” lakabıyla kıtaları avucunda tutacak ve Asya’yı Avrupa’nın sırtına bindirecek güce sahip oldu. Yaratıcılığını ucunda taşıdığı kılıcı, kınına koyduğu gün Roma ajanı olan evlendiği kadın tarafından öldürüldü.

Aksak Timur adıyla anılan Timur kudretini kendi yarattı. Bu sayede dünyanın tek hâkimi oldu. Günümüzde sadece savaşlarını hatırlıyoruz. Maddi ve manevi anlamda büyük bir eserini göremiyoruz. Çünkü tek yönlü yaratıcıydı. Milletinin varlığına aktaramadığı ışığı ile sadece kendi adını aydınlattı.

Napolyon Bonapart, ihtilal sonrası Fransa’sının çok başlılığından yararlandı. Öncelikle ülkesini ele geçirdi. Daha sonra Avrupa’yı hegemonyasına aldı. Bonapartlar Hanedanı kurdu. Sonuçta aldığı ağır yenilgi, geride birkaç savaş ismi, bıraktı. Aşk romanları ve film-dizi senaryolarını da unutmayalım. Yeni neslin hatırladığı tek şey İsveçli Abba Grubu’nun Eurovision’u kazandığı şarkıdır; Waterloo.

Dünyanın gidişine yön vermiş bütün dâhilerin Atatürk‘le kıyaslanması gerçek verileri ortaya koyar. İlk fark onların hemen hepsi eğitilmiş ve tecrübeli ordularla yola çıktılar. Mustafa Kemal Paşa ise tarih sahnesine tek başına atıldı. Kronolojisini kendi yazdı. Öteki isimler başarılarını, millet kavramı kazanmamış, düzensiz silahlı güçler karşısında sağladılar. Atatürk‘ün kapı dışarı ettiği milletler ise 20. Yüzyılın en büyük medeniyetlerini kuranlardır. Bunların silah teknolojileri tüm zamanların en gelişmişi idi.

Ölümsüz Ata bulunduğu yere sadece kudretli düşmanlarını yendiği, saltanat ve hilafeti yıktığı için gelmedi. Şüphesiz bu başarıların her biri herhangi bir canlıya ölümsüzlük kazandırırdı. O bu işlerin daha önemlilerini yaptı. Kılığı yeni, düşünüşü yeni, zevki yeni, dili yepyeni bir millet yarattı. Kara peçeyi söktü attı. Bu milleti hür ve medeni olarak dünyaya yeniden sundu. Sonuçta kıyamete kadar birbirine kenetlenmiş kalacak Türk ve Atatürk adları insanlık yazıtlarına kazındı.

Falih Rıfkı Atay’ın şu sözleri de kulaklara küpe olmalı: “Gençler, bizim çektiklerimizi çekmemek ve bu halka çektirmemek için, siz de Atatürk‘ü unutmayınız. Mustafa Kemal bizimdi, Atatürk Sizindir…”

Alıntı: Burhan Ayeri

Posted in Gündem | ÇOK YÖNLÜ BİR DAHİ için yorumlar kapalı
Eki 26

TARİHTE BUGÜN

26 Ekim:

1825 – Erie Gölü ile Hudson Nehri‘ni birbirine bağlayan Erie Kanalı açıldı.

1863 – UEFA ve FIFA‘nın kurucu üyelerinden olan Futbol Birliği kuruldu.

1951 – 77 yaşındaki Winston Churchill yeniden Birleşik Krallık başbakanı oldu.

1968 – Soyuz 3Baykonur Uzay Üssü‘nden uzaya fırlatıldı.

1994 – İsrail-Ürdün Barış Antlaşması imzalandı.

Carlo Collodi (ö. 1890)

Muhammed Rızâ Pehlevî (d. 1919)

Igor Sikorsky (ö. 1972)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Eki 26

BAŞBUĞ ATATÜRK

Profesör Halil İnalcık Atatürk için diyordu ki: 
 “Her konuşmasında gırtlağı parçalanırcasına
‘Büyük Türk milleti’ diyen bir adamı herkesin sevmesini beklemeyin…
Bu topraklar buna alışık değildi.”
Türküm demeyi unutmuş yığınlara…
Türklüğünü hatırlatmak ne büyük cesaretti.
Atatürk işte bu yüzden Türk tarihinde bütün zamanların en büyük Başbuğudur.
Bir iki İslami söz, ya da şiirle Türkçülük taslayanlar…
Atatürk’ün Türkçülüğünü görmezden gelip ona düşmanlık yapıyorsa…
Bunun adı Türklüğe ihanettir.
Türklüğe ihanetin nasıl bir şey olduğunu son 20 yılda yaşadık, gördük.
Damarında Türk kanı dolaşanların.
Atatürk düşmanlarına övgüler yağdırıp milliyetçilik, ülkücülük, Türkçülük yapmaları da ahmaklıktan öte…
İhanetin ta kendisidir.
İşte bu yüzden Atatürk düşmanları ile savaşım var.
 
Alıntıdır.

Posted in Gündem | BAŞBUĞ ATATÜRK için yorumlar kapalı
Eki 25

TARİHTE BUGÜN

25 Ekim:

1147 – Dorileon Muharebesi, Haçlılara karşı Anadolu Selçuklu Devleti‘nin galibiyetiyle sonuçlandı.

1760 – III. GeorgeBüyük Britanya kralı oldu.

1854 – Kırım Savaşı sırasında Balaklava Muharebesi gerçekleşti.

1983 – Amerika Birleşik Devletleri güçleri, Grenada’yı işgal etmeye başladı.

2001 – Windows XP, genel kullanım için piyasaya sürüldü.

Abel Gance (d. 1889)

Ziya Gökalp (ö. 1924)

Richard Harris (ö. 2002)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Eki 25

ALLAH’IN RAHMETİNDEN KAÇILMAZ

Günün birinde bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaktadır. Elbette yağmur yağdığı vakit ya
koşulur, ya da bir yerlere sığınılır. Nasreddin Hoca da yağmurun yağışını ve sokakların
yalnızlığını pencereden seyrederken bir de bakar ki yağmurdan kaçan bir adam… Hoca bidikkatli baktığında bunun bir komşusu olduğunu anlar ve pencereyi açarak;
“Komşu, komşu, utanmıyor musun, niçin Allah’ın rahmetinden kaçıyorsun?” deyince
adam koşmayı bırakır ve yavaş yavaş evine doğru gider. Bu arada adamın da ıslanmadık yeri
kalmaz.
Ertesi gün hava yine yağmurludur. Bu defa Hoca Efendi alışveriş için sokağa çıkmıştır. O, işini
bitirip de hızlı adımlarla evine doğru giderken bir gün önceki komşusunun evinin önünden
geçer. Bu sefer komşusu;
“Hoca Efendi, Hoca Efendi, sen dün bana ‘Allah’ın rahmetinden kaçılmaz. ’ demiştin;
bak şimdi kendin kaçıyorsun.” deyince, Hoca komşusuna doğru döner ve;
“Be adam! Ben Allah’ın rahmetinden kaçmıyorum, Allah’ın rahmetini çiğnememek için
koşuyorum.” der.

Posted in Fıkralar | ALLAH’IN RAHMETİNDEN KAÇILMAZ için yorumlar kapalı