Ara 24

Tavla ve Satrancın Hikayesi

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Pers imparatorunun baş veziri Buzur Mehir tarafından 1400 yıl önce tasarlanan tavla oyunu; dünyanın en popüler oyunlarından biridir. Zaman kavramından alınan ilhamla tasarlanan oyunun zamana böylesine direnmesi son derece etkileyici. Senenin birliği olarak tavla bir tanedir. 4 köşesi 4 mevsimi, tavlanın içindeki karşılıklı 6’şar hane 12 ayı, pulların toplamı ayın 30 gününü, siyah-beyaz pullar gece ve gündüzü, karşılıklı 12’şer hane günün 24 saatini simgeler..
 Eski zamanlarda Hint İmparatoru, satranç oyununu Pers imparatoruna, yanında bir mektup ile hediye olarak göndermiştir. Mektubunda oyunla ilgili hiç bir açıklama yapmazken şöyle bir mesaj yazmıştır:
 
Pers imparatoruna;
Kim daha çok . düşünüyor,
Kim daha iyi biliyor,
Kim daha ileriyi görüyorsa
O kazanır.
İşte hayat budur…
   
Pers İmparatoru, dönemin en alim veziri olan Buzur Mehir ile bu mesajı paylaşarak, ondan oyunu çözmesi ve kendisinin de karşılık olarak Hint İmparatoruna hediye edilmek üzere başka bir oyun icat etmesini ister. Vezir haftalarca çalıştıktan sonra gönderilen satrancın her taş hareketini ve oyunu çözer, daha sonra da on günde tavlayı icat eder ve imparatora sunar. Hint İmparatoruna tavla oyunuyla birlikte gönderilmek üzere şöyle bir mesaj hazırlanır:
 
Hint imparatoruna;
Evet,
Kim daha çok düşünüyor,
Kim daha iyi biliyor,
Kim daha ileriyi görüyorsa
O kazanır.

 

Posted in Hikayeler | Tavla ve Satrancın Hikayesi için yorumlar kapalı
Ara 24

Sevdalarım Var Benim…

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Terk eder mi yüce dağlar karını?
Gel, yaşatma bana aşkın zarını
Şu kahpe feleğin hasret nârı’nı
Söndürecek sevdalarım var benim…
 
Girmesin sevginin kanına ahtı
Gönüller şahının kurulu tahtı
Bu alın yazısı kör, kara bahtı
Döndürecek sevdalarım var benim…
 
Rağbet etme mala, mülke, zengine
Çalar davul bile dengi dengine
Burnu, havalardan gönlü engine
İndirecek sevdalarım var benim…
 
Sonsuz ümitlerin kır atlarına
Layık olmak için beratlarına
Şu Hüma kuşunun kanatlarına
Bindirecek sevdalarım var benim…
 
Bu âlemin gelmiş-geçmiş filmini
Dört kitaptan okumalı ilmini
Bu zamanın kâfir Nemrut zulmünü
Dindirecek sevdalarım var benim…

 

Hiç gizleme bir görelim falını
Güneşten mi aldın yanak alını?
Gönül kovanından aşkın balını
Sindirecek sevdalarım var benim…

 

24.04.2009

 

Posted in Şiirlerim | Sevdalarım Var Benim… için yorumlar kapalı
Ara 24

Masonluk Nedir?

 (Mutlaka Öğrenmemiz gerekmektedir.)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Çeşitli Kaynaklarda Masonluk Aşağıdaki Şekillerde Tanımlarnmaktadır
• – “Masonluk batı avrupa’da ortaya çıkmış, 1717 yılında yayınlanan anderson anyasası ile bugünkü şeklini almıştır.”
• – “Masonluk bir takım özel işaretleri, amblemleri olan, localar halinde teşkilatlanmış, uluslar arası bir kuruluştur. Mason olmayanlara “harici” denir. Çalışmalara yabancılar katılamaz.”
• – “Masonlar aralarına herkesi almazlar. Zenginler, yükselme ihtimali olan bürokratlar, polis ve askerlerin üst kademelerinde bulunanlar, herkesce tanınmış sanatçılar tercih edilen kişilerdir.”
• – “Masonlar “sırlar” dedikleri felsefelerini bu yolu seçmişlere telkin ederken tedrici bir araştırma yolu takip ederler. Bunu da 33 dereceli bir sistem içinde yaparlar. Mason felsefesi, yahudi kabala inancından, hıristiyanlıktan, hermetizm’den, putperestlikten hatta bir ölçüde islamiyetten etkilenmiş esaslardan meydana gelir. Ama bu, dünyanın her tarafında mevcut olan masonların aynı düşündüğü anlamına gelmez. “
• – “Masonlukta, 1 ilâ 3. Dereceler, temel kuralların ve ideallerin öğretildiği derecelerdir. 4 ilâ 14. Derecelerde meşhur hiram efsanesi işlenir. Daha çok yahudi inançları hâkimdir. “
• – “15 ilâ 18. Dereceler bir ara mertebedir. Daha genel bilgiler saliklere verilir. 18 ila 30. Derecelerde ise “üst felsefe” işlenir. Bu devrede salik, bütün dini inançlarından arındırılmaya çalışılır. 31-33. Dereceler artık idari mertebelerdir. Bu seviyeye ulaşmış masonlar, cemiyet’in çeşitli kurullarında, yönetim kademelerinde görev alırlar.”
• – “1 ilâ 3. Dereceler, çırak-kalfa-usta dereceleridir. 4 ilâ 14. Derecelere “tekemmül” seviyesi denir. 15 ilâ 18. Dereceler, “şapitr” ; 19 ilâ 30. Dereceler de “areapaj” seviyeleridir. Türkiye’de genelde iskoç riti’ne bağlı localar vardır. “
 

 

Posted in Yazılarım | Masonluk Nedir? için yorumlar kapalı
Ara 24

Altın Sözler

*“Deme bana Kayı, Oğuz, İlhanlı,
   Türk’üm. Bu ad, her unvandan üstündür.
   ***
   Yoktur Azer, Kırgız, Özbek, Kazanlı,
   Türk Milleti, bir bölünmez bütündür.”
   Ziya Gökalp
 
* Devletleri yıkan bütün hatanın altında nice gururun gafleti yatar. Yavuz Sultan Selim
 
* Tarih değil, hatalar tekerrür eder. Sultan Abdülhamit Han
 
*”İnsanlar başaklara benzerler içleri boşken başları havadadır doldukça eğilirler”. Montaigne
 
* Başarıya koşacaksan onun altı düşmanından kaç: Uyku, uyuşukluk, korku, öfke, dağınıklık ve gevezelik. Pankotanra
 
* Herkes hata işleyebilir, yalnız ahmaklar hatalarında ısrar ederler. Çiçero
 
* Türk soyundan gelenler, Avrupalılarla ne kadar az temas etmişlerse o kadar mükemmel ve bozulmadan kalmışlardır. Edmond Dutemple
 
*“Basit kadın; Güzel olmayı zeki olmaya tercih eder. Çünkü basit erkekte zekayı anlayacak kafa değil, güzelliği görecek göz vardır” Çehov
 
*Bilim adamları deney yaparken fareye  viski, votka, bira vermişler. Hepsinde  de oynamış, zıplamış. Sonra rakı vermişler. Elini masaya vurmuş  ve; “o kedi buraya gelecek lan!” demiş.
Posted in Atasözleri Vecizeler | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Ara 22

Bektaşi Fıkrası

Bir gün yolda yaya giden bir bektaşinin önüne bir atlı çıktı: – “Baba” dedi, “bir müşkülüm var. Beni aydınlatır mısın?” Bektaşi yanıt verdi: – Elimden gelen bir şeyse, hay hay oğlum. – Şunu öğrenmek istiyorum: Şu anda Allah ne yapıyor? Sualin münasebetsizliğine içerleyen derviş, hiç belli etmemiş: – Yanıt veririm ama bir şartla, sen o attan in, ben bineyim. – Neden? – Böyle yüksek bir suale yüksekten yanıt vermek gerekir de ondan! Adam attan inmiş, Bektaşi binmiş. Adam: – “Hadi” demiş “söyle bakalım. Allah şimdi ne yapiyor?” Bektaşi: – “Ne yapacak” demiş, “atı senin gibi bir budalanın elinden alıp, benim gibi bir akıllıya veriyor”. Ve çalakamçı uzaklaşmış.

Posted in Fıkralar | Bektaşi Fıkrası için yorumlar kapalı
Ara 22

Kim Daha Fransız?

   Eskiden İlkokul ‘Alfabesi’nde U harfini kavratmak için “Uyu uyu yat, uyu” cümlesi verilirdi. Bunu bir emir gibi algılayan, şu anda kırk yaşın üzerindeki insanlardan bir çoğu halauyumakta, yatmakta, uyumakta…
  Uyandırmak ne mümkün… Bizim beyler ‘Fransız öpücüğü’ bekleye dursunlar…
 
 
 Hürriyet Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil şöyle yazar;
“İlla tarihi ayıp arıyorsan…
Unutuyorsun! Asıl ayıp bu.
(Yana yakıla NATO’nun askeri kanadına dönmek isteyen Fransa’yı veto etme hakkı varken, zart diye yolu açan kim?)
***
(Bir milyon Ermeni’yi doğradık diyen Pamuk efendiyi, Çankaya Köşkü’ne törenle davet edip, pamuklara saran kim?)
***
(Fransız işgali altında inim inim inleyen Gaziantep’in Belediye Başkanı, bu rezalet ortaya çıkana kadar Fransız malı makam aracı kullanıyordu… Hangi boykottan bahsediyorsun?)”
 
 
 Cumhuriyet gazetesinde Bekir Coşkun da şöyle der:
“Daha geçen gün: Atatürk ve arkadaşlarını, Dersim’de “kanlı katliam” yapmakla ve kitleleri yok etmekle suçlayan Başbakan’dı… Bangır bangır duyurdunuz dünyaya… “Süngünün ucunda çocuklar, ateşe atılan kadınlar…”
Lüzum yok Ermeni’sine, Fransız’ına… Sırf Atatürk’ü yaralamak, Cumhuriyeti paralamak için… “Büyük katliamın” belgelerini Ermeniler değil, ülkenin Başbakanı TBMM kürsüsünden açıklarken… Sesiniz çıkmadı… Korktunuz çünkü… Şimdi “yalan” deyin… Hem de alkışlayanlar oldu…
 
 
Bu atasözünün tam yeri değil mi…? “Bana benden olur her ne olursa, başım felah bulur (kurtulur) dilim durursa!”
Posted in Yazılarım | Kim Daha Fransız? için yorumlar kapalı
Ara 21

Bazı Ülkelerdeki Milletvekili Maaşları

 Ülke Norveç:
Kişi başı milli geliri: 98.000 $.
Milletvekili maaşı: 7.500 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: 65’ten sonra.
Maasin milli gelire orani : % 7.6.
—————————
Ülke İsviçre:
Kişi başı milli geliri: 65.000 $.
Milletvekili maaşı: 4.200 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 6.4.
————————————
Ülke Danimarka:
Kişi başı milli geliri: 64.000 $.
Milletvekili maaşı: 5.000 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 7.8.
——————————–
Ülke Finlandiya:
Kişi başı milli geliri: 52.000 $.
Milletvekili maaşı: 4.000 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: Memur gibi.
Maaşın milli gelire oranı: % 7.6.
——————————————
Ülke Hollanda:
Kişi başı milli geliri: 52.000 $.
Milletvekili maaşı: 5.660 $.
Yan ödeme: 150 $.
Emeklilik: Memur gibi.
Maaşın milli gelire oranı: % 10.8.
————————————–
Ülke Avusturya:
Kişi başı milli geliri: 50.500 $.
Milletvekili maaşı: 8.100 $.
Yan Ödeme: Yok.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 16.
———————————–
Ülke Belçika:
Kişi başı milli geliri: 47.000 $.
Milletvekili maaşı: 5.064 $.
Yan ödeme: 1.423 $.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 10.6.
————————————
Ülke İngiltere:
Kişi başı milli geliri: 46.500 $.
Milletvekili maaşı: 6.200 $.
Yan ödeme: Londra kenti
9 gidiş-geliş bileti.
Emeklilik: Memur gibi.
Maaşın milli gelire oranı: % 13.3.
—————————————
Ülke Fransa:
Kişi başı milli geliri: 46.000 $.
Milletvekili maaşı: 4.648 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: 55 yaş sonrası.
Maaşın milli gelire oranı: % 10.
—————————————–
Ülke İtalya:
Kişi başı milli geliri: 40.000 $.
Milletvekili maaşı: 9.150 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: Memur gibi.
Maaşın milli gelire oranı: % 22,8.
————————————
Ülke İspanya:
Kişi başı milli geliri: 37.000 $.
Milletvekili maaşı: 2.312 $.
Yan ödeme: 1.500 $.
Emeklilik: Memur gibi.
Maaşın milli gelire oranı: % 4.,
—————————————–
Ülke Çek Cumhuriyeti:
Kişi başı milli geliri: 21.000 $.
Milletvekili maaşı: 1.900 $.
Yan Ödeme: Yok.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 9..
——————————————
Ülke Litvanya:
Kişi başı milli geliri: 15.000 $.
Milletvekili maaşı: 820 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 5.4.:
—————————————
Ülke Polonya:
Kişi başı milli geliri: 14.000 $.
Milletvekili maaşı: 1.893 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 13.5..:
————————————–
Ülke Ermenistan:
Kişi başı milli geliri: 4.000 $.
Milletvekili maaşı: 200 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 5.
——————————-
Ve TÜRKİYE.
Kişi başı milli geliri: 10.000 $.
Milletvekili maaşı: 5.600 $.
Yan ödeme: Harcırahlı.
Emeklilik: Yaş sınırı yok.
Çifte emekli geliri var.
Maaşın milli gelire oranı: % 56

 

 
*Hakan Balcı
Rotterdam-HOLLANDA
E MAİL.taxibuket@hotmail.com
Posted in Yazılarım | Bazı Ülkelerdeki Milletvekili Maaşları için yorumlar kapalı
Ara 21

Altın Sözler

* “Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır
    Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.” Mehmet Akif Ersoy
* “Sahipsiz vatanın batması haktır, sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.” Mehmet Akif Ersoy
 
Üstada bir konferans sırasında bir genç sorar:
“-Osmanlı emperyalist değil miydi?
Cevap dikkate şayandır:

-Evladım eğer Osmanlı emperyalist olsaydı şu anda bu soruyu Fransızca değil Türkçe sorardın.” Necip Fazıl Kısakürek
* “Bir ulusun büyüklüğü nüfusun çokluğu ile değil, akıllı ve erdemli kişilerin sayısıyla ölçülür.” Victor Hugo
* “İyi bir akla sahip olmak yeterli değildir. Asıl olan onu iyi kullanmaktır.” Rene Descartes
* “Ağızdan çıkan söz kulağa, kalpten çıkan söz kalbe gider.” Atasözü
*‎ “Başarılı bir insan hayattan verdiğinden fazlasını alır. Değerli insan ise hayattan aldığından fazlasını verir…” Einstain.
* ”Politikacılar her yerde aynıdır, nehir’in dahi olmadığı yerde köprü kurma vaadinde bulunurlar.” Nikita Kruşçev
*”Bu koca evrenin geliştirebileceğimizden emin olabildiğimiz bir tek noktası vardır, kendimiz…”F.Henri Hurley
 * “Bildiklerini anlat, ama akıl vermeye kalkma;
Anlatılanları iyi dinle, ama hepsini…… doğru sanma;
Sessiz kalmak bir şey bilmediğin anlamına gelmez;
Çok konuşmakta çok şey bildiğini göstermez;
Herkesi kendine eşit gör,
Her kim olursa olsun bir insanı küçümsemek akılsızlık,
Çok büyük görmekte korkaklıktır.
Cesaret akıldan gelirse cesarettir,
Bilgisizlikten gelirse cehalettir…” Kızılderili Atasözü

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Ara 21

Satrancın Hikâyesi

   
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Satrancın ilk kez MS. 570 yıllarında Hindistan’da oynandığını biliyoruz. Daha önce Çin’de de bu oyunun oynandığı rivayet ediliyor.
Rivayet olunur ki bunu bulan Brahman rahibi Şah’a bir ders vermek istemiş. ”Sen ne kadar önemli bir insan olursan ol, adamların, vezirlerin, askerlerin olmadan hiçbir işe yaramazsın” demek istemiş. Şah bu durumdan memnun görünmüş, ”Peki, oyunu ve dersini beğendim. Dile benden ne dilersen” demiş. Rahip bu olay üzerine Şah’ın alması gereken dersi hala almadığını düşünerek ”Bir miktar buğday istiyorum” demiş.
   ”Sana bulduğum bu oyunun birinci karesi için bir buğday istiyorum. İkinci karesi için iki buğday istiyorum. Üçüncü karesi için dört buğday istiyorum. Böylece her karede, bir önceki karede aldığımın iki misli buğday istiyorum. Sadece bu kadarcık buğday istiyorum” demiş.
    Şah, kendisi gibi yüce ve kudretli bir şahtan isteye isteye üç beş tane buğday isteyen bu rahibin, küstahlığa varan alçakgönüllülüğüne sinirlenmiş ve ona bir ders vermek istemiş. ”Hesaplayın. Hak ettiğinden bir tane fazla buğday vermeyin” demiş.
    İnce hesap;
Hesaplamaya ilk kareler kolay gitmiş.
1. Kareye bir buğday,
2. Kareye iki buğday,
3. Kareye dört buğday… Ancak
10. Kareye gelindiğinde 1023 buğday vermeleri gerekiyor. Bu yaklaşık bir avuç buğdaya karşılık gelir; hesabın hep böyle gideceğini, hep rahibe böyle üç beş buğday vereceklerini zannediyorlardı.
Zaten 15. Kare yalnızca 1.5 kilo buğday vereceklerdi.
25. Kareye gelince 1.5 ton olduğunu görmüşler ama fazla heyecanlanmamışlar. Oysa;
31. Kareye gelince, bu işin şakası olmadığını anlamaya başlamışlar. Çünkü vermeleri gereken buğday
31. Karede 92 tonmuş.
49. Kareye geldikleri zaman 24 milyon ton buğday vermeleri gerekiyor. Bu ise Türkiye’nin bir yıllık buğday üretiminden fazla.                          
54. Kareye geldiklerinde ise 771 milyon ton buğday vermeleri gerekiyor. Bu da dünyamızın bugünkü ölçülere göre bir buçuk yıllık buğday üretimi.
”Madem başladık hesaplara devam edelim” deyip bitirmişler.                                                                                                        
64. kare de tamamlandığında bugünkü ölçülerde dünyanın 1500 yıllık buğday üretimini rahibe vermeleri gerektiği ortaya çıkmış.
Bu upuzun ifadelerle anlattığımız sayının matematik dilindeki ifadesiyle anlatımı şöyledir;
1+2+22+23+24+…+264 = 265 – 1 = 18 446 744 073 709 551 615
Posted in Hikayeler | Satrancın Hikâyesi için yorumlar kapalı
Ara 20

Sözde Özgürlük İçin Geldiler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
2003’te havadan bomba yağdırarak harabeye çevirdiği Irak’ı işgal eden ABD 9 yıl sonra geride yoksulluk, kan ve gözyaşı bırakarak askerlerini çekti.

 

Sözde özgürlük için geldiler
– 1 milyon Müslümanı katlettiler
– Esir kadınların ırzına geçtiler
– Sünni’yi Şii’ye düşman ettiler
– Koca bir ülkeyi üçe böldüler
– Kukla Kürdistan’ı kurdular
– Petrol kuyularına el koydular

 

2 milyon Iraklı göç etti
Saddam yönetiminin elinde kimyasal silah bulunduğu yalanıyla 20 Mart 2003’te Irak topraklarına gönderilen ABD askerleri, 1 milyonu aşkın Iraklı’yı katletti, milyonlarcasını da sakat bıraktı. İşgalde tutsak edilen binlerce Iraklı kadına tecavüz edildi. 2 milyondan fazla Iraklı ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
Kimyasal silah yalanı
İŞgalİn ardından Saddam Hüseyin devrildi fakat bahane olarak gösterilen kimyasal silahlar bir türlü bulunamadı! Ülke fiilen, Kürt Irak, Sünni Irak ve Şii Irak şeklinde üçe bölündü. Irak’ın kuzeyinde kukla Kürdistan’ı kurduran ABD, Büyük Ortadoğu Projesi için bölgede stratejik konumunu kuvvetlendirmiş oldu.
Ekonomik işgale devam
IraklIlara sözde özgürlük yerine 9 yılda sadece dehşeti yaşatan ABD, elde etmek istediklerine kavuştuktan sonra askeri işgali bitirip çekildi. Tabii ki, siyasi ve ekonomik işgalin devamını sağlayarak… Dün Bağdat’ta düzenlenen törende sembolik olarak ABD bayrağı indirilerek Irak bayrağı göndere çekildi.

 

Zulüm bitti!
Bütün dünyayı kandırarak Irak’a girdiler… Her tarafı yakıp yıktılar… Petrolü de ele geçirdiler.. Ülkeyi üçe böldüler… Şimdi de defolup gittiler…
8 yıl önce, “Saddam, kitle imha silahlarına sahip” yalanıyla Irak’ı işgal eden ABD öncülüğündeki İngiltere ve koalisyon güçleri, Nisan 2003’te Irak’ı işgal etti. İşgal ile birlikte, büyük zulüm de başlamış oldu. İşgalin ardından ilk iş olarak İngiltere ile birlikte ülke petrolüne el koyan ABD, yine İngiltere ile birlikte birçok skandala imza attı. ABD, Sünni direnişçilerle savaşırken, güneyde İngiltere ise radikal Şii din adamı El Sadr’ın ordusuyla mücadeleye başladı. Saddam Hüseyin’in devrilmesini, Irak’ta asayişin çöktüğü, mezhep çatışmalarının tırmandığı kanın oluk oluk aktığı bir dönem izledi. Yıllar geçtikçe, direniş daha da inatçı ve güçlü bir hal alıyor, akan kan bir türlü durmuyordu. ABD askerlerinin işkence, tecavüz ve cinayetlerinin yer aldığı bir dizi skandal patlak vermesi, olan biteni izlemekle yetinen dünyayı şoke etti. Bir operasyonda Saddam’ın oğullarıyla küçük torunları öldürüldü. Saddam yakalandı. Göstermelik bir mahkemenin ardından asılarak idam edildi. ABD, Sünni direnişe katılan aşiretlerin liderlerini parayla satın aldı. Güneyde ise askeri baskı altında kalan El Sadr İran’a kaçmak zorunda kaldı. Böylece Irak direnişi kırılmış oldu. Şu anda sadece El Kaide’nin Irak kolu eylem yapıyor. Üçe bölünen ülkede hâlâ neredeyse her gün bombalı saldırılar yapılıyor.

 

İşte bilanço
1 milyon Müslümanı katlettiler
ABD işgali altında 8 yıl inleyen Irak, ağır bir bedel ödedi. Londra merkezli Opinion Research Business (ORB) ve IIACSS’nin ortak araştırmasına göre, Irak’ta işgalin başından beri 1 milyondan fazla insan canından oldu. Bu verilere göre, savaşta Iraklı ailelerin beşte biri en az bir üyesini şiddete kurban verdi. Ülkedeki en yüksek ölüm oranları da hane halklarının yüzde 40’ından fazlasının bir üyesini kaybettiği başkent Bağdat’ta. Irak İnsan Hakları Bakanlığı yetkililerinden Arakan Cemel, başkent Bağdat’ta düzenlediği basın toplantısında, 2003’ten bu yana en az 14 bin 25 kişinin kaybolduğunu belirtti. Savaşın başından bu yana Irak’ta 4500 Amerikan askeri hayatını kaybetti, 32 bin asker yaralandı. ABD’ye bu savaş 800 milyar dolardan fazla paraya mal oldu. Ülke, kuzeyde Kürtler orta kesimde Sünniler ve güneyde Şiiler olmak üzere fiilen üçe bölündü. Petrol, başta ABD ve İngiltere olmak üzere Batılı ülkeler arasında paylaştırıldı. Zengin petrol yataklarına sahip olan Kürt yönetimi, petrol konusunda daha çok söz sahibi olmak istedi. Ülke ekonomik açıdan tam anlamıyla çöktü.

 

*Yeniçağ Gazetesi
Posted in Gündem | Sözde Özgürlük İçin Geldiler için yorumlar kapalı