Haz 11

2035’TEN HABERLER

2035’TEN HABERLER

Bugün, Hatay, Gaziantep ve Kilis belediye başkanları bir araya gelerek bildiri yayınladılar… İllerinde Türk azınlığa yapılan baskılardan kendilerinin de rahatsızlık duyduklarını, Türk vatandaşlarını kardeşleri gibi gördüklerini, resmî dairelerde ve okullarda resmî dil Arapça ama bunun yanında Türkçe’nin de kullanılabilmesi ve okullarda Türkçe’nin seçmeli ders olarak kabul edilmesi için hükûmete başvuracaklarını söylediler…

***

İstanbul Üniversitesi’ndeki konferansta konuşan Prof. Dr. Vehbi Kerrake, “Çanakkale Savaşı’nda görülen yeşil sarıklıların Araplar olduğunu, savaşı asıl onların kazandığını, Türk kardeşlerinin ise getir götür, lojistik gibi işlere baktığını” açıklayarak, tarihin üzerinden bir sır perdesini kaldırdı… İstanbul’un fethinin de, Malazgirt’in de Arap savaşçıların desteğiyle başarıldığını bildiren Kerrake, ülkeyi yeniden bu tarihî gerçekler ışığında inşa etmenin önemini vurguladı…

***

Son dakika: Olağanüstü şartlar nedeniyle, Hatay, Gaziantep, Adana, Kilis gibi bölgeleri terk etmek zorunda kalan Türkler için Malatya, Sivas ve Kahramanmaraş’ta kamplar kurulmasına karar verildi… Hükûmetten yapılan açıklamaya göre, AFAD ve Göç İdaresi görevlendirildi… Sığınmacı Türkler için konteyner evlerde barınma imkânı sağlanacak, kampın dışına çıkmalarına izin verilmeyecek…

***

Sayıları on milyonları bulan Arap, Afgan, Pakistanlı ve diğer topluluklara ait sivil toplum kuruluşları, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde bir araya gelerek deklarasyon yayınladılar… Ültimatom gibi deklarasyonda, bu ülkede sadece Türklerin yaşamadığını, Anayasa’nın ilk dört maddesinin, devletin adının, bayrağının ve millî marşının değişmesi gerektiğini bildirdiler… Ülkenin ulusalcı kimlikten uzaklaştırılarak 87 etnik kökene göre yapılandırılmasını, bu çalışmaları yapacak ‘âkil adamlar heyeti’nin derhal oluşturulmasını ve yeni bir açılım süreci başlatılmasını şart koştular…

***

Avrupa Parlamentosu’ndan gelen İnsan Hakları Heyeti’nin raporundaki ayrıntılar ortaya çıktı… Raporda, Arap, Afgan, Pakistanlı gibi unsurların kendi hukuklarını oluşturma, silahlı çete kurma, yol kesme, adam kaçırma, haraç alma, kadınları taciz etme gibi demokratik haklarını tam olarak hâlâ kullanamadıklarının altı çizildi… Türkiye’nin ‘güvenlikçi politikalar‘ı terk ederek, ‘özgürlükçü politikalar’a geçme konusunda ağır davrandığı, bu konuda Türkiye’ye uluslararası baskı yapılması gerektiği ifade edildi…

***

Arapça bilmedikleri için şiddete maruz kalan kurye, hastane ve postane görevlisi, emlakçı, muavin, danışma memuru vs. gibi vatandaşlar, kendi haklarını korumak için dernekleşme kararı aldılar… Bu dernek, şiddete maruz kalan mensuplarına koruma, sağlık ve hukuk hizmeti desteği sağlayacak…

***

Son kararnameyle ‘ırkçılık’ artık tedavi edilebilir hastalık statüsüne sokuldu… Hastaneler bünyesinde AMATEM benzeri birimler devreye girecek… Konuyla ilgili konuşan Sağlık Bakanı, “Bizim için milliyetçilik ırkçılık fark etmez… Muhacir politikasını beğenmeyen herkes ırkçıdır ve hastalığını kabul etmese de tedaviye zorlanmalıdır… Bu doğrultuda çalışmalarımız sürmektedir… Masraflar SGK tarafından karşılanacaktır” dedi…

***

Hafta sonu için gezi önerisi: İstanbul Fatih’te az bilinen küçük bir Türk mahallesi var… Geçmişin izlerini taşıyan mahallede halk hâlâ geleneklerini koruyor ve Türkçe konuşuyor… Gidince gözlerinize inanamayacaksınız ama o küçük mahallede Türkçe tabelalar bile var… İstila zamanında arada kalmış, unutulmuş bu şirin mahalleyi ana dilinizle konuşarak gezebiliyorsunuz… İnsanı maziye çeken ve hayretler içinde “Böyle yerler kalmış mı?” sorusunu sorduran bu mahallede hafta sonu kaçamağı, kültür ve tarih turizmini sevenler için son derece hoş izler bırakacaktır…

Önümüzdeki hafta da Esenyurt’ta kâşifler tarafından bulunan gizemli bir Türk mahallesini önereceğiz…

 

Alıntı: Servet Avcı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | 2035’TEN HABERLER için yorumlar kapalı
Haz 10

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Millet, ülkesinin. Dilinin, tarihinin elinden alınmasını. Türk adının, tarihten silinmesine izin vermeyecektir.” Prof.Dr.Oktay Sinanoğlu

* “Benden her şeyimi isteyin, fakat toprağımı istemeyin. Vermem, veremem.” Mete Han

* “Doğruyla savaşan, yenilir.” Hz. Ali (ra)

* “Her kim, Türk ve Atatürk düşmanıdır. Biliniz ki, onlar Malazgirt’te. İstanbul’un fethinde, Çanakkale’de ve İstiklal Harbinde mağlup ettiklerimizin

Anadolu’da kalmış tohumlarıdır.” Alpaslan Türkeş

* “Gördün mü o, dini inkâr edeni/dini inkâr ettireni/dini yalancı çıkaranı” Maun Suresi İlk ayeti

* “Bir aptalı, itaat ettiği zincirlerden kurtarmak zordur.” Voltaire

* “Ben, bu yaşadığımız dünyaya uyum sağlayamadım.” Meral Çetinkaya

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Haz 09

TUHAF BİR GİRİŞİM

TUHAF BİR GİRİŞİM

 

Türkiye’de tamamen NATO’ya ait bir boru hattı olduğunu biliyor musunuz?

Rusya ve diğer ülkelerle entegre değil. En azından denetimi ve işletimi ittifaka ait.

Bu hat Türkiye’de Millî Savunma Bakanlığı’na bağlı, Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı denetliyor ve işletiyor. Uzunluğu 3 bin 200 kilometre, toplamda 1 milyon metreküp depolama kapasitesi var.

Hatta açıklaması şöyle:

“Türk Silahlı Kuvvetleri ve NATO’ya bağlı Dış Takviye Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kurulan, yaklaşık 3.200 km. boru hattından ve yaklaşık 1.000.000 m3 depolama kapasitesi bulunan depolardan oluşan Türkiye sathına yayılmış NATO Akaryakıt Boru Hattı Sistemi işletilmektedir. TÜPRAŞ Rafinelerinden alınan yakıtlar gemi, vagon ve boru hattı ile Türkiye NATO Akaryakıt Boru Hattı Sistemine alınmakta, depolara boru hatları ile nakledilmekte ve buradan Askerî Birliklere ulaştırılmaktadır.”

Bu hattın geçiş ve toplanma noktası neresiydi biliyor musunuz?

Doğru tahmin: Atatürk Havalimanı‘nın altı…

Yani Türkiye zaten Batı ile diplomatik ilişkilerini sonlandırmışken tek resmî temasın kaldığı NATO’da da ayrık bir ülke halini almamız politik açıdan tuhaf geliyor.

 

Alıntı: Murat Ağırel

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | TUHAF BİR GİRİŞİM için yorumlar kapalı
Haz 08

KAYSERİLİ KANI

KAYSERİLİ KANI

Zengin bir Arap kalp ameliyatı geçirecekmiş doktorlar ameliyat sırasında bir tedbir olarak bir miktar kan depolamak istemişler ama bu Arap’ın kanı çok nadir bir kan imiş. Bütün dünyayı arayıp taramışlar ve sonunda Türkiye’de yaşayan bir Kayserilide bu kanın olduğu anlaşılmış. Kayserili kanı vermeyi kabul etmiş ve ameliyat yapılmış. Ameliyattan hemen sonra zengin Arap, kendisine kan veren Kayseriliye teşekkürleri ile beraber müthiş bir otomobil ve bir milyon dolar para göndermiş. Bir kaç ay sonra Arap’ın bir kere daha ameliyat olması icap etmiş. Doktorlar yine Kayseriliyi aramışlar ve Kayserilide tekrar kan vereceğini söylemiş. Arap yine ameliyat edilmiş. Ancak bu defa kendisine kan veren Kayseriliye bir teşekkür notu ile bir kutu Şam baklavası yollamış. Çok daha kıymetli hediyeler ve para bekleyen Kayserili bu işe çok bozulmuş. Kan verdiği Arap zenginine bir telefon açıp, neden bu kadar cimri davrandığını sormuş. Arap kahkahalar atarak şu cevabı vermiş

– Ya habibi, gözümün nuru. Artık damarlarımda Kayserili kanı dolaşıyor!

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , | KAYSERİLİ KANI için yorumlar kapalı
Haz 07

İSYANKÂRIM, (YA SİZ?… K.Ş)

İSYANKÂRIM,  (YA SİZ?… K.Ş)

PKK terör örgütünün kökünü kazıyamadığımız için isyankârım,

Şehit evlerimize asılan Türk Bayraklarının o ailelerin yuvalarına düşen ateşi hissettiğim için isyankârım,

Her şehidimiz sonrası, “kanları yerde kalmadı…” açıklamalarını duymaktan isyankârım,

Amerikan Başkanı küstah Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yazdığı alçakça mektup nedeniyle Barış Pınarı operasyonu yarım bırakıldığı için isyankârım,

Amerika, Rusya, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin teröre ve teröristlere verdiği destek nedeniyle isyankârım,

20 yıldır tek başına iktidar olan AKP’nin teröre ve teröriste desteği kestirememesinden dolayı isyankârım,

Çözüm süreci adı altında PKK terör örgütüne güç kazandırılmasına isyankârım,

Suriye’nin kuzeyinde terör devleti kurmak isteyen Amerika’ya karşı sessiz, etkisiz ve tepkisiz kalan Erdoğan iktidarına karşı isyankârım,

Siyasi menfaat uğruna bebek katili Öcalan’ın mektubuna muhtaç olan AKP iktidarına isyankârım,

Terörist Osman Öcalan’ı TRT’ye çıkartıp seçim kazanmaya çalışan Cumhur İttifakı’na karşı isyankârım,

Tüm bunları görmezden gelen, duymazdan gelen MHP ve Devlet Bahçeli’nin hâlâ AKP iktidarının destekçisi olmaya devam etmesine isyankârım,

Şehit aileleri, gazi aileleri adına isyankârım,

Şehitlerimizin arkasından, “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” diyen Erdoğan’a karşı isyankârım,

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olup da PKK terörünü lanetlemeyen HDP siyasetine karşı isyankârım,

İsyankârım bu vurdumduymazlığa…

İşte sadece bu 5 şehidimizin gözlerindeki yaşam ışığının sönmesine değil,

– 1980’den bu yana 42 yıldır verdiğimiz şehit ve gazilerimiz için isyankârım…

İktidar olmak muktedir olmaktır.

Bu millet sen istedin diye parlamenter rejimden vazgeçip tüm devlet yönetimini vermedi mi Erdoğan?

2018’den bu yana cumhurbaşkanı olarak yürütmenin tek sorumlusu sen değil misin Erdoğan?

Davul zurna çalarak, “Millî Güvenlik Kurulu’nda görüşeceğiz” diye açıklama yaparak sınır ötesi askerî harekat başlatılır mı Erdoğan?

– Kaçarak hatta halkın arasına karışarak saklanacaklarını da düşünemiyor musunuz Erdoğan?

“İnlerine girecek, tek bir terörist kalmayıncaya kadar terörle mücadele edeceğiz” diye konuşan sen değil misin Erdoğan?

Türkiye’ye gelen Amerika Başkan Yardımcısı Mike Pence’i yanına oturtup 13 maddelik anlaşmayı imzalayarak “Barış Pınarı” askerî harekâtımızı durduran sen değil misin Erdoğan?

Şimdi o anlaşmanın en önemi maddelerini anımsatayım sana Erdoğan;

– “Türkiye ve ABD, terörle mücadele harekâtlarının yalnızca terör unsurları ile bu unsurlara ait barınak, sığınak, mevzi, silah, araç ve gereci hedef alması gerektiği üzerine mutabık kalır.

–              Her iki taraf, Türkiye’nin, YPG ağır silahlarının toplanması ve YPG tahkimatları ile tüm muharip mevzilerinin kullanılamaz hale getirilmesi dahil, millî güvenlik kaygılarının giderilmesini teminen bir güvenli bölge kurulmasının devam eden önemi ve işlevselliğinde mutabık kalır.”

Amerika, hangi taahhüdünü gerçekleştirdi Erdoğan?

Pençe Kilit operasyonunda 36 günde;

– Üsteğmen Ömer Delibaş

– Teğmen Kaan Kanlıkuyu

– Teğmen Abdulkadir Güler

– Teğmen Bekir Can Kerek

– Uzman Çavuş Furkan Gök

– Uzman Çavuş Onur Doğan

– Uzman Çavuş Hüseyin Cankaya

– Uzman Çavuş Bican Kapılay

– Uzman Çavuş Kubilay Çon

– Uzman Çavuş Mümin Çarkcı

– Uzman Çavuş Tunahan Erbaşı

– Sözleşmeli Er Yunus Kalkan

– Sözleşmeli Er Fırat Canlı

– Sözleşmeli Er Doğukan Korkmaz

– Sözleşmeli Er Nurettin Uzun

– Sözleşmeli Er Selman Güler

– Sözleşmeli Er Celal Tekedereli

Bu 17 kahraman Mehmetçiğimizi şehit verdik

Mekânlarınız Cennet’tir, ruhlarınız şad olsun kahraman vatan evlatları…

Allah ailelerinize sabır ve sağlıklı ömür versin…

– Kahrolsun PKK başta tüm terör örgütleri…

– Kahrolsun teröre destek veren tüm ülkeler…

Erdoğan; eğer Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya girişine boş vaatler hatta para yardımı vaadi gibi gerekçelerle onay verirsen bil ki;

– Türk milleti seni asla affetmez…

 

Alıntı: O. Uğuroğlu

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | İSYANKÂRIM, (YA SİZ?… K.Ş) için yorumlar kapalı
Haz 06

“BÜYÜK BİRADER” İHSAN SABRİ ÇAĞLAYANGİL

“BÜYÜK BİRADER” İHSAN SABRİ ÇAĞLAYANGİL

Çağlayangil’in ağzından Kızılderililer aşiretinde yaşadıklarının hikâyesi:

“1956 da Bursa Valisi iken, bir inceleme için bizi Amerika’ya göndermişlerdi. Kızılderilileri merak ettim. Mevcutlarını sordum. 400 bin kişi dediler. “Hepiniz bu kadar mısınız? Daha çok olmalısınız?” dedim.  Tabii bu sorunun cevabını Amerika’da almak, Amerikalıdan almak mümkün değildi.

Beni o zamanlar Missisipi Nehrinin membasında “Chippewa” aşireti diye bir Kızılderili aşiretine götürdüler. Bu Kızılderili aşireti Kızılderili olmadığı halde, o güne kadar beş kişiye Kızılderili ismi vermişler. Beni de Kızılderililiğe davet ederek aşiretlerine kaydedip, “Çiçu İsuya” ismini verdiler.

Sordum nedir bunun manası diye; dediler ki:  “Büyük Birader.”

Bir merasim yaptılar. Bana geyik derisinden bir elbise giydirdiler ve meşhur tüylü başlıklarını takarak bir tören yaptılar. O zamanlar 80 yaşında olan ve iki üniversite bitirmiş bir aşiret reisi vardı. Törene gelmiş olan Amerikalılara dedi ki:

“TÜRK MEDENİYETİ BİZDEN ÜSTÜNDÜ”

“Bu memleket bizimdi, siz bizden zorla aldınız. Zulmederek aldınız. Fakat bir şikayetimiz yoktur. Çünkü bu memleketi dünyanın en medeni, en çağdaş yurdu haline getirdiniz. Ama bu ülkeyi bizden aldığınız sıralarda, bizim medeniyetimiz sizden çok üstündü. Fakat bugün aşiretimize kabul ettiğimiz Valinin mensup olduğu millet o zamanlar bizimkinden de ileri bir medeniyet seviyesindendi. . Gerçekte Türk medeniyeti bizden de eskidir. Yaşı küçük de olsa biz bu Türk valisine, ‘Büyük Birader’ ismini bu yüzden verdik. Kutlu olsun!” Ben çok duygulandım ve mukabelede bulundum.

“ARTIK OY KULLANMA VE KIZLARIMIZDAN BİRİYLE EVLENME HAKKINA SAHİPSİNİZ”

Tören bitince Reis beni yanına alarak çayırda yürümeye başladı. “Bugünden itibaren Chippewalısınız. Bu yeni sıfat size bazı yükümlülükler getirir. Ben ölünce yeni reis seçilecek. Siz de ‘birinin şefi’ sıfatıyla oy kullanmak hakkına maliksiniz. Sizi yönetimle ilgilenmeye davet ediyorum. Bunlar işin külfet tarafı. Nimet yönü de var. Fırsat elverirse

‘Zon’da gördüğünüz güzel kızlardan biriyle evlenebilirsiniz. Biz aşiretten olmayanlara kız vermeyiz. Siz kabilemize girmiş bulunuyorsunuz” dedi. Gülüştük, kendisine teşekkür ettim…

“BİZİM KİLİMLERİMİZ, BİZİM KAPLARIMIZ, BİZİM CEZVELERİMİZ”

Daha sonra beni bir Kızılderili müzesine götürdüler. Gördüklerime hayret ettim. Bizim kilimlerimiz, bizim kaplarımız, cezvelerimiz, hatta Anadolu’da yün eğirmek için kullanılan bizim iğlerimiz. Ben şaşkınlıkla “bunlar bizim” dedim.

Adam gülerek, “Biz büyük hicrette, Orta Asya’dan Alaska’ya oradan da buraya gelmişiz. Baykal Türkleri olduğuna ait bir iddia var“ dedi.  Adamın yüzüne baktım, gerçekten bizim gibiler, Amerikalıya benzemiyorlar.

Ben bir defa daha gurur duydum. Türkün cihana nasıl yayıldığını gözlerimle gördüm.

Meğer bizi onlar kendi kökleri olarak görüyorlarmış.

 

Kaynak: İhsan Sabri Çağlayangil  Anılarım kitabı

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , | “BÜYÜK BİRADER” İHSAN SABRİ ÇAĞLAYANGİL için yorumlar kapalı
Haz 05

DÜNYANIN EN ZENGİN YİRMİ ÜLKESİ

DÜNYANIN EN ZENGİN YİRMİ ÜLKESİ

1- Katar – 129 bin 726 dolar

2- Lüksemburg – 101 bin 936 dolar

3- Makao – 96 bin 147 dolar

4- Singapur – 87 bin 82 dolar

5- Brunei – 79 bin 710 dolar

6- Kuveyt – 71 bin 263 dolar

7- İrlanda – 69 bin 374 dolar

8- Norveç – 69 bin 296 dolar

9- Birleşik Arap Emirlikleri – 67 bin 696 dolar

10- San Marino – 64 bin 443 dolar

11- İsviçre – 59 bin 375 dolar

12- Japonya – 58 bin 94 dolar dolar

13- Amerika Birleşik Devletleri – 57 bin 293 dolar

14- Suudi Arabistan – 54 bin 78 dolar

15- Hollanda – 50 bin 846 dolar

16- Bahreyn – 50 bin 302 dolar

17- İsveç – 49 bin 678 dolar

18- Avustralya – 48 bin 806 dolar

19- Almanya – 48 bin 189 dolar

20- İzlanda – 48 bin 70 dolar

 

Türkiye’de ise IMF Mart 2022 verilerine göre kişi başına düşen gelir 9 bin 864 dolar.

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | DÜNYANIN EN ZENGİN YİRMİ ÜLKESİ için yorumlar kapalı
Haz 04

SENSİZ GÜLEMİYORUM

SENSİZ GÜLEMİYORUM

 

Haset edenleri boş ver, aldırma

Öz sevgiyi reklam edip bildirme

Öldür beni bu sevgiyi öldürme

Nereye gideyim? Bilemiyorum

Sensiz bir an olsun gülemiyorum

 

Tenezzül ederek aşkıma benim

Sen de katıl gerçek meşkime benim

Gel de otur kalpte köşküme benim

Daha ne vereyim? Bilemiyorum

Sensiz bir an olsun gülemiyorum

 

Kimi dedi; ece, prensestir bu

Kimi dedi; kutlu, yüce sestir bu

Kimi dedi; candan bir nefestir bu

Nasıl öveyim? Bilemiyorum

Sensiz bir an olsun gülemiyorum

 

Sana gülüm dedim güller soldular

Sana canım dedim canlar öldüler

Can evime hadsiz harlar doldular

Sana ne diyeyim? Bilemiyorum

Sensiz bir an olsun gülemiyorum

 

Açan güller aşkla koku saçıyor

Sevgiliyse aşkla kucak açıyor

Sevilen sevenden niçin kaçıyor?

Artık ne edeyim? Bilemiyorum

Sensiz bir an olsun gülemiyorum

 

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , | SENSİZ GÜLEMİYORUM için yorumlar kapalı
Haz 03

“İttihatçı öcüler, gül gibi İtilafçıları yediler” yası;

“İttihatçı öcüler, gül gibi İtilafçıları yediler” yası;

Hem İngiliz Muhipleri Cemiyeti’ne, hem de Teali İslam Cemiyeti’ne üye olan, “mütareke payitahtı”nda şeyhülislamlık yapan, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının idam fetvasını yazan, Nemrut Mustafa Divanı’nın, Ermeni Patrikhanesi’nin yalancı şahitlerinin ifadelerine dayanan hükmünce idam edilen Boğazlıyan Kaymakamı -Millî Şehit- Kemal Bey‘in idam fetvasını yazan, Şeyh Sait‘i koruyup kollayan, İngiliz gemisiyle kaçtığı Yunanistan’da Türklük’ten istifasını sunan Mustafa Sabri’nin partisini…

“Memleketimizin hâl ve istikbalini kurtaracak yegâne çare İngiliz himayesidir. Millet, zamanı geçmeden bu himayeyi istemelidir” diye açık açık İngiltere’nin Türkiye’nin idaresini ele almasını isteyen, İngiltere’yi “İslam âleminin dostu ve hakiki yardımcısı” ilan eden, Kemal Bey, idam sehpasından, “Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa kahrolsun böyle adalet” diye haykırırken, cellatlara, “Söyletmeyin bu alçak herifi!.. Hemen asın bu köpeği, ne duruyorsunuz it oğlu itler” diye çullanan, İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin de başkanlığını yapan, İngiliz ajan Rahip Frew’e yazdığı “jurnal ve iş birliği” mektupları, hem millî mücadeleye karşı girişilen isyanların hem de “Kürdistan” fitnesinin kimler eliyle organize edildiğini ortaya koyan Sait Molla’nın partisini…

Hemen her gün “Türkler kendi güçleri ile adam olamaz. İngilizler elimizden tutarak bizi kurtaracak”, “Vatanını seven bütün Osmanlılar, İngiliz taraftarıdır” diye yazılar döşenen, Kaymakam Kemal Bey’in cenaze töreninden sonra, “Devletin resmî üniformasını taşıyan bir sürü haydut, devlet tarafından asılmış bir haydudun cenazesine karışarak kargaşa yaratmışlardır. Bunların da yakalanarak, cenazesine katıldıkları haydudun akıbetine uğratılması gerekmektedir” yazan Refi’i Cevad’ın partisini…

Bütün musibetlerin sebebinin “Kurtarıcı Ferit Paşa yerine Mustafa Kemal’in ardından gitmek” olduğunu savunan Ali Kemal’in partisini…

İşgalcilerden “Türkiye’nin İngiliz mandasına alınmasını”, “Mustafa Kemal’in üzerine ordu gönderilmesini” isteyen, İngilizlerle “Türkiye’nin İngiliz mandasında olmasını, Bağımsız bir Kürdistan’ın teşkiline engel olunmamasını, Müslüman ülkelerde hilafetin manevi kuvvet ve yetkilerinin İngiltere lehine kullanılmasını, Osmanlı’nın Mısır ve Kıbrıs üzerindeki bütün haklarından feragat etmesini, her vilayete İngiliz konsolos atanmasını ve bunların valilerin müşavirliğini yapmasını, Seçimlerin bu İngiliz müşavirlerin kontrolünde yapılmasını, Bağımsız bir Ermenistan’ın kurulmasını, Boğazların İngiliz kontrolünde olmasını, Millî cereyanların İngilizlerin oluşturacağı bir zabıtayla bastırılmasını” öngören gizli bir anlaşma imzalayan Damat Ferit’in partisini…

Ne yapsalardı yani!

Besleyip de, doğmamış Cumhuriyet’i mi yedirselerdi!

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | “İttihatçı öcüler, gül gibi İtilafçıları yediler” yası; için yorumlar kapalı
Haz 02

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Efendiler, Türk ulusu diğer medeni zevatın sahip olduğu haklardan mahrum bırakılamaz. Asırlardır bu aziz milletin sahip olduğu cümle haklar, bir sülalenin ebediyeti için hunharca kullanılmıştır. Bu ulus ki, her türlü saadeti, her türlü refahı asırlar öncesi hak etmiştir.” Mustafa Kemal Atatürk
* “Ordu aydınlarında, bir uyanış vardır. Onlara göre de baş çare saray istibdadını yıkıp, memleketi meşrutiyet rejimine kavuşturmaktır.” Falih Rıfkı Atay
* “Gazetecilik, çileli meslektir. İdeali olanların, işidir. Gazeteci Tevfik Akbaş

* “Dünyada bilinen tüm tanrısal inançları inceledim, hepsi masallara ve mitolojilere dayanıyor.” Thomas Jefferson
* “Tanrı iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı’yı kullanırlar.” Giordano Bruno

* “Havalar nasıl olursa olsun, yeter ki sizin havanız yerinde olsun.” Hülya Uğur
* “Çok param olduğu için, iyi maaş veriyorum. İyi maaş verdiğim için, çok param var. Unutmayın, çalışanı ezen değil. Değer veren, kazanır.” Robert Bosch

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı