Ağu 24

UYANMAK VAKTİ

UYANMAK VAKTİ

 

Bir damla şefkate hasret yürekler

Neler gördü daha ne görecekler

Yıkıldı otağda, orta direkler

Kum tanesi gibi savruluyoruz

 

Ruhlar doldu gayri kahır almıyor

Huzurla mutluluk daim kalmıyor

Niçin güzellikler bizi bulmuyor?

Hüzün çöllerinde kavruluyoruz

 

İnsanı zalimce çok soyanlar var

Canlara kanlara göz koyanlar var

Can ile kan ile hep doyanlar var

Her an vampirlerle çevriliyoruz

 

Ne idik, ne olduk, ne olacağız?

Bu halde birlikte hep solacağız

Kim bilir belki de kaybolacağız

Neden, niçin, nasıl evriliyoruz?

 

Artık uyanmalı büsbütün millet

İlimle irfanla bitmeli zillet

Ondurmaz bir ırkı bu zalim illet

Sonsuz bir meçhule devriliyoruz

 

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | UYANMAK VAKTİ için yorumlar kapalı
Ağu 23

Conkbayırı, Truva’nın intikamı (1)

Conkbayırı, Truva’nın intikamı (1)

Mustafa Kemal, son muharebelerde üç gün üç gece düşmanla çarpışmış, tümeniyle birlikte uyumamıştı. Dört aydan beri süren Arıburnu Cephesi’nin kanlı muharebeleri Mustafa Kemal’i o denli yormuştu ki…

Zayıflamış, hasta denecek kadar bitkin ve yorgun düşmüştü.

8 Ağustos 1915… Anafartalar Grup Komutanlığı’na atanmıştır.

Gece yarısından yarım saat önce, saat 23.30’dur. Atlar hazırlanmıştır.

Karanlık gecede, savaş uğultuları ve düşmanın aydınlatma fişeklerinin parıltısı altında atına biner. Anafartalar Grup Komutanlığı’nı devralmak üzere, Kemalyeri’nden Anafartalar’a doğru hareket eder.

Yıl 1915… 8 Ağustos, günlerden Pazar, saat 23.30’du.

Mustafa Kemal, savaş günlüğüne şunları yazar:

“8/9 Ağustos 1915 gece yarısından önce saat 11.30’da (23.30), gecenin karanlıkları içinde, 19’uncu Tümen karargâhından hareket ettim. Kemalyeri civarından Kocadereköy kuzeyine çıktım. Dört aydan beri ilk kez bir dereceye kadar saf hava soluyordum. Gerçekte, Arıburnu bölgesinin ateş hattında ve orada karargâhlarda yaşayanların soluduğu hava, insan cesetlerinin kokmasıyla niteliğini kaybetmiş bir hava idi.”

Dört aydır süren muharebelerin yaşandığı böyle bir savaş meydanında, Mustafa Kemal yeni komuta yerine doğru gidiyordu. Dört aydan beri ilk kez, tam olmasa da biraz temiz hava soluyordu.

***

Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığı karargâhına ulaştığında, dağınık ve düzensiz birliklerle karşılaşır. Birlikler hakkında yeterli bilgileri alamaz.

9 Ağustos Pazartesi, sabahın erken saatleri… Albay Mustafa Kemal, karargâhıyla muharebeyi sevk ve idare edeceği gözetleme yerine sert adımlarla gelir. En ufak bir yorgunluk belirtisi yoktur. Kararlı, inançlıydı. Zafer adamıydı. Savaşın sanat yönünü severdi.

Birinci Anafartalar Muharebesi… 45 dakikalık topçu ateşinden sonra, saldırı 5.15’te başladı.

Birliklerden raporlar akmaya başlamıştı.

İşgal Kuvvetleri Komutanı, İngiliz General Hamilton savaşı gemiden yönetiyordu. Sabahın erken saatlerinde çok ümitliydi. Saat 6.00’dan sonra manzara kötüleşmeye başlar. Güvendiği askerlerin yığınlar halinde, tepeleri bırakarak kaçışlarını gemi güvertesinden büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığı içinde seyreder.

Türkler, Anafartalar tepelerinden süngü hücumuyla düşmana koşuyorlardı.

İngiliz Orgeneral Hamilton, günlük defterine o gece; “İkindi üzeri, saat 18.00’de bütün cephe birden çökmüş gibiydi… Düşman (Türkler) çok büyük istekle savaşıyor… Yarımadadaki çarpışmalar sırasında kalbim nasır bağladı. Ama bu sahnenin acısı yüreğimi parça parça etti… Ne söylense yararsız…” satırlarını, savaşı kaybeden bir komutanın hüzünlü duygularıyla yazdı.

 

Kaynakça:

Naim Babüroğlu, Kemalyeri, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 2017.

Naim Babüroğlu, Çanakkale 1915-Almanların Büyük Tuzağı, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 2017.

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | Conkbayırı, Truva’nın intikamı (1) için yorumlar kapalı
Ağu 22

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Bugün Türkiye’de Türklüğe ve dolayısıyla Türk bayrağına düşman üç zümre vardır: Moskofçular, kürtçüler ve siyasi ümmetçiler.” H. Nihal Atsız

* “Aklı öldürürsen, ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadıyı satın aldığında adalet ölür. Adalet öldüğünde devlette ölür.” Fatih Sultan Mehmet Han

* “Daha önce yıldızların altında güzel bir gece geçirdiyseniz, herkesin uyuduğu o saatlerde yalnızlığın ve sessizliğin ortasında gizemli bir âlemin belirdiğini bilirsiniz.” Alphonse Daudet

* “Ehliyetsiz kişiler ehil insanlara hep karşı çıkar. Bunun için her Ahmet’in karşısında bir Ebucehil vardır.” Şair sözü

* “Musibetler misafirdir, sabrı görmezse yatıya kalır./ Nimetlerde misafirdir, evde şükrü görmezse çeker gider.”

* “Varsın hayat yalakalara şans tanısın. Ben onuruma fiyat biçemem. Yaşadığım kadar daha yaşasam, tükürülecek eli öpmem.” Ömer Hayyam

* “Beden günahı çeker ve toprağın suyu emdiği gibi kötülükleri emer.” Hz Eyüp (as)

* “İktidar bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar” Lord Acton

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Ağu 21

“EFENDİLİK BATIYA, ZİLLET SANA!”

“EFENDİLİK BATIYA, ZİLLET SANA!”

Milyonlarca Afgan uyuşturucu bağımlısı olmuş, izbe yerlerde esrar çekiyordu. Onlara yardım için Türkiye’den giden bir dernek mensubu da başını elleri arasına almış, hıçkırarak ağlıyordu:

Allah’ım” diyordu, “biz ne yaptık da bu kadar zelil olduk?” “Biz” derken bütün İslam dünyasını kastediyordu.

Evet, bütün İslam dünyası, evrenin sırlarını araştırmak yerine ömrünü “Ne yaparım da cennete giderim?” kaygısı üzerine kurmuş Müslümanlar yüzünden bu kadar zelil oldu.

Ey Müslüman, eğer evreni Allah’ın yarattığına inanıyorsan -ki Müslüman olduğuna göre mutlaka inanıyorsun- evrenin sırlarını araştırmakla işe başla! “Allah’ın hikmeti” diyerek yan gelip yatma; o hikmetin ne olduğunu, nasıl olduğunu bulmaya çalış! “Her şey Kur’an’da var” kolaycılığına da kaçma; “Uzaydaki cisimler nasıl oluyor da birbirinden uzaklaşıyor, şu kadar gen sarmalından nasıl oluyor da birbirine benzemeyen milyonlarca tür ortaya çıkıyor; bunlardan nasıl yararlanır da insanlığı ve bilimi geliştirebilirim?” sorularının cevaplarını aramaya bak! 

Ahlaki sefillik içinde” dediğin, “çöküyor, çökmekte” dediğin Batı bunları yapıyor. Senin araştırmadığın, cennet kaygısıyla yaşayıp öğrenmeye gerek duymadığın sırları öğrenmeye çalışıyor. Batı ahlaksız ama hastalandığın zaman onun cihazlarıyla tahliller yaptırıp filmler çektiriyorsun; onun ilaçlarıyla iyileşip ömrünü uzatmaya çalışıyorsun.

Ey milliyetçi ve Müslüman Türk!

Ülkücü kökenli Aziz Sancar Nobel aldı diye övünmekte haklı olabilirsin. Ama bir kere de düşün; Aziz Sancar nasıl oldu da bu ödülü ABD’deki çalışmalarıyla aldı? Türkiye’de kalsaydı bu ödülü alabilir miydi? Almanya’daki Türk bilim adamları Türkiye’de çalışıyor olsalardı o aşıları icat edebilirler miydi?

Öyleyse ey milliyetçi ve Müslüman kardeşim!

“Sömürüyorlar, cihat, ensar” filan demeyi bırak da Batı böyle bir bilim ortamını nasıl yaratmış, ona bak! Eğer bir Protestan papazı ve eşi Avustralya’nın, Afrika’nın bilmem hangi kabilesinin içinde onlarca yıl yaşayarak bir yandan dininin propagandasını yapıp bir yandan da onların dilleri, kültürleri hakkında ilmî eserler ortaya koyuyorsa o kabileleri de, dünyayı da idare eder; yönetir ve sömürür.

Elektrik, elektronik, bilgisayar, genetik… Batılı bilim adamı çalışıyor. Bir yandan kendi ülkesinde bilim adamı yetiştiriyor, bir yandan da başka ülkelerdeki zekâları ithal ediyor.

Ey Müslüman dünya!

Batı yönetmeye ve sömürmeye devam edecek. Eğer sen cennet kaygısına kapılıp bilimi bir yana bırakırsan; cihat deyip kafa kesmeyi çare olarak görmeye devam edersen; mevcut zihniyetini değiştirmezsen bu devran da böyle sürüp gidecek. Efendilik Batıya, zillet sana!

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | “EFENDİLİK BATIYA, ZİLLET SANA!” için yorumlar kapalı
Ağu 20

BAKKALA TEREYAĞI SATAN KADIN

BAKKALA TEREYAĞI SATAN KADIN

 

Kocası olmayan yaşlı kadın, tereyağı yapıp bakkala günlük olarak satıyordu. Ancak bakkal tereyağını hiç tartmıyordu Bir gün aklına bir kadının düştü ve kadının getirdiği yağı tartmaya karar verdi. 1 kg olarak tereyağın aslında 900 gram olduğunu görünce çok sinirlendi. Ve ertesi gün kadın dükkâna gelince bakkal,

“Bir daha senden tereyağı almayacağım.” dedi. Yaşlı kadın üzülerek,

“Efendim bir yanlışım mı oldu?” diye sordu. Bakkal,

”Senin bana verdiğin yağ 900 gram geldi ayıp değil mi bu yaptığın?” dedi Bunun üzerine kadın şöyle cevap verdi:

“Efendim benim terazim yok, daha önce sizden 1 kilo şeker almıştım onu tartı olarak kullanıyorum.” dedi.

Tabi bakkal utancından ne yapacağını şaşırdı. Böyledir işte dünya, ne ekersen onu biçersin. Kime ne verirsen onu alırsın.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , | BAKKALA TEREYAĞI SATAN KADIN için yorumlar kapalı
Ağu 19

Rusya Ukrayna’da Türkleri ölüme gönderiyor.

Rusya Ukrayna’da Türkleri ölüme gönderiyor.

 

Tuva Türklerinin bir uçak dolusu cenazesi memleketine gönderildi.

Gazeteci Khalilova, Rusya’nın Ukrayna’da ölüme gönderdiği Tuva Türklerini cenazelerini paylaştı. Görüntülerde, bir uçak dolusu cenaze görülüyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle, savaşın başından beri bölgeden gelişmeleri aktaran gazeteci Gülsüm Khalilova, Rusya’nın savaş meydanına gönderdiği azınlıkların videosunu yayınladı. Khalilova, özerk bir Türk Cumhuriyeti olan Tuva’ya getirilen bir uçak dolusu cansız bedenin görüntülerini yayınladı.

Twitter hesabından paylaşımda bulunan Khalilova, “Rusya Ukrayna savaşında azınlıkları ölüme göndermeye davam ediyor…” diyerek şu ifadeleri kullandı:

“Rusya’da Nüfusu sadece 313.000 olan (Rusya nüfusunun %0.22’si) Özerk Türkiye Cumhuriyeti Tuva’ya bir uçak dolusu ceset daha geldi.”

 

Alıntı: Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | Rusya Ukrayna’da Türkleri ölüme gönderiyor. için yorumlar kapalı
Ağu 18

ÖDENEMEYEN BORÇLAR…

ÖDENEMEYEN BORÇLAR…

Sene 1915… Bir tren, Bilecik İstasyonu’ nda beklemektedir. Sevkiyat subaylarından Abdülkadir Bey, vagonların arasında sessiz, hareketsiz bir gölge görür. Merakla ve şüpheyle yaklaşır. O anda çakan şimşeğin aydınlığında şunlara şahit olur: Ak saçlı, beli bükülmüş, soluk benizli, başı beyaz yaşmaklı ihtiyar bir Türk anası, çakılmış gibi orada durmakta ve yağmurdan sırılsıklam olmasına rağmen, huşû içinde beklemektedir. Anadolu’nun cefakâr, vefa timsali ve sabırlı anası ile Abdülkadir Bey arasında şu konuşma geçer:

– Valideciğim, yağmurun altında niye böyle bekliyorsun?

– Trende oğlum var. Onu selametlemeye geldim.

– Oğlun kimdir; nerelisiniz?

– Söğüt’ün Akgünlü Köyünden Mehmed oğlu Hüseyin.

– Onu görmek ister misin, çağırayım mı?

– Sana dua ederim. Ona bir çift sözüm var.

Hüseyin, kısa zamanda bulunup getirilir. Elini öpen oğlunu bağrına basan ana, ona son olarak şu nasihati yapar:

-Hüseyin’im, yiğit oğlum benim!.. Dayın Şıpka’da, baban Dömeke’ de, ağaların Çanakkale’de şehit düştüler. Bak son yongam sensin. Eğer minarelerden ezan sesi kesilecekse, caminin kandilleri sönecekse sütüm sana helal olmasın! Öl de köye dönme. Yolun Şıpka’ya düşerse dayının ruhuna bir Fatiha okumayı unutma. Haydi oğul! Allah yolunu açık etsin.

Hüseyin, anacığının elini öper; ancak bunun son öpüşü olduğunu nereden bilebilirdi ki!.. Yaşlı gözlerle oğluna bakan bu ana, son evladını da dualarla bu şekilde cepheye uğurlar…

İşte aşağıdaki resim bu abidevi kahramanlığın, din ve millet, vatanseverlerinin günümüze kalmış, kalp burkan içli bir hatırasıdır.

“Oğlum sende bizim İsmail’ imizsin, seni Allah için vatan için kurban gönderiyoruz” diyerek evladını şehit verip, 14 yaşındaki son evladını cepheye uğurlayan ellerinden öpülesi anamız.

Şu garibanlığa bakın; üstte yok, elde yok, ayakta yok!

Azmin ve imanın her türlü güce galebe çaldığı, tarihte eşine az rastlanan, namusu, vatanı ve milletinin bekası için gözlerini kırpmadan canlarını veren yüz binlerce kahramanın eseri Çanakkale Zaferi ile 106 yıl önce destan yazan tüm kahramanlarını bir kalbî buruklukla, rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.

ÖDENEMEYEN BORÇLAR

Komutanına, erine; kadınına, erkeğine, bütün cephelerde Çanakkale ‘ de, Sakarya’da, Büyük Taarruzda kanı-teri dökmüş her yüreğe vefa, minnet ve hürmetle…

 

Alıntı

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , | ÖDENEMEYEN BORÇLAR… için yorumlar kapalı
Ağu 17

BUĞDAY TARLALARI NİÇİN YAKILIYOR?

BUĞDAY TARLALARI NİÇİN YAKILIYOR?

 

Son iki haftada Anadolu Ajansı bültenlerinde yayınlanan buğday tarlası yangını haberleri özetle şöyle:

*Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde, Mülkiye Kadın mevkisindeki buğday tarlasında henüz belirlenemeyen sebeple yangın çıktı. Alevler, rüzgârın etkisiyle yakındaki ekili alanlara da sıçradı. Uzun uğraşlar sonucu söndürülen yangında, buğday ekili yaklaşık 300 dönüm alan zarar gördü. (23.06.2022)

*Tekirdağ’ın Marmaraereğlisi ilçesinde çıkan yangında, 15 dönüm buğday, 15 dönüm kanola ekili alan ile 20 dönüm biçilmiş buğday tarlası zarar gördü. (02.07.2022)

*Manisa’nın Yunusemre ilçesinde, Güzelyurt Mahallesi Manisa Muradiye yolu yakınındaki buğday tarlasında henüz belirlenemeyen sebeple yangın çıktı. Alevler, rüzgârın etkisiyle yakındaki otluk alana sıçradı. Yaklaşık 2 saatlik çalışmayla söndürülen yangında, buğday ekili yaklaşık 3 hektar alan zarar gördü. (01. 07. 2022)

*Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinin Karaevli Mahallesi’nde buğday tarlasında çıkan yangında, bir kısmı biçilmemiş yaklaşık bin dönüm buğday tarlası zarar gördü. (04.07.2022)

*Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçesinde İsmailli ve Generli mahalleleri arasında bulunan buğday tarlasında henüz belirlenemeyen sebeple yangın çıktı. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangını söndürdü. Yangında 130 dönüm ekili buğday tarlası yandı. (04. 07. 2022)

*İstanbul Silivri’de. Gümüşyaka Mahallesi Mustafa Kemal Caddesi’ndeki buğday tarlasında henüz belirlenemeyen nedenle sebeple çıktı, 150 dönüm ekili buğday tarlası ve bazı ağaçlar zarar gördü. (05.07. 2022)

*Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinin Karaağaç köyünde henüz bilinmeyen sebeple çıkan anız yangını buğday tarlalarına sıçradı. Yangında 25 dekar buğday ile 30 dekar anız zarar gördü. (06.07.2022)

***

Bir de Ali Osman Önder‘in Twitter’da paylaştığı haberler var:

*Çatalca’da 500 dönümlük buğday tarlası yandı. Hasat için buğday kalmadı. Buğday yoksa un, un yoksa ekmek, ekmek yoksa kıtlık kasten getiriliyor. En önemli konu bomboş konular arasında kaybolup gidiyor. Ne Meclis’ten, ne bakanlıktan ses var! (01.07 2022)

*Batman Beşiri İlçesi Esence köyünde koca bir buğday tarlası yanıyor. Bu konuya dikkat çekmeyen STK’lar, Meclis’teki partiler birlikte imzaladıkları Paris İklim Anlaşması gereği sus pus davranıyor. Diğerleri de seyrediyor! Bile isteye kıtlık geliyor. (05.07. 2022)

Murat Akan‘ın haberi de şöyle:

*Tekirdağ Çorlu’da çıkan yangın sonucu biçilmemiş 130 dönüm bezelye tarlası ile 40 dönüm buğday tarlası küle döndü… Siz “komplo teorisi” demeye devam edin. Tekirdağ bölgesinde bu kaçıncı tarla yanışı?  (05.07.2022)

Başka bir haber:

*Tekirdağ’da kısa süre içinde iki ayrı buğday tarlasında yangın çıktı. Birinde 400, diğerinde 80 dekar alan kül oldu. Köylüler, bu yangınlar nasıl çıkıyor sorusuna cevap arıyor. (30. 06 2022)

Romanya‘dan da benzer haberler yağıyor:

*Romanya’nın Transilvanya bölgesinde binlerce dönüm buğday tarlası kimliği belirsiz kişilerce ateşe verildi. (06. 07. 2022)

***

Bütün bu haberler sizce neyin işareti? Hükümetler, buğday ve pancar ekmeyene para veriyordu şimdi buğday tarlası yakana para verenler mi var?

 

Alıntı: Arslan Bulut

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | BUĞDAY TARLALARI NİÇİN YAKILIYOR? için yorumlar kapalı
Ağu 16

SENİ YARADAN’A KURBAN OLURUM

SENİ YARADAN’A KURBAN OLURUM

 

Seyrine doyulmaz güzelliğin var

Seni Yaradan’a kurban olurum

Dilerim Mevla’dan bana yazsın yar

Seni Yaradan’a kurban olurum

 

Güneş gibi doğar yanağın alı

Tatlı dili, hangi çiçeğin balı?

Yar varken gönlümde neyleyim malı

Seni Yaradan’a kurban olurum

 

Sevgine köleyim ömrümle bile

Aşkınla yoğruldum ne yapar çile?

Kaçamam ki senden artık nafile

Seni Yaradan’a kurban olurum

 

Gönülde her mevsim sevgi harmanı

Gül dudaklı yardır derdin dermanı

Aşkın padişahı verdi fermanı

Seni Yaradan’a kurban olurum

 

Özü kamaştırır her daim nuru

Bu aşk için paspas ettim onuru

Çalsın artık gayri vuslatın suru

Seni Yaradan’a kurban olurum

 

Tüm varlıklar kâinatta sen diyor

Hasret ile tenim ipek ten diyor

Ruhumu, ruhunla bir öpsen diyor

Seni Yaradan’a kurban olurum

 

Mihrabımsın dedim ben, seni seçtim

Aşkın şerbetinden kanarak içtim

Yar senin uğruna canımdan geçtim

Seni Yaradan’a kurban olurum

 

Kenan Şahbaz

 

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , | SENİ YARADAN’A KURBAN OLURUM için yorumlar kapalı
Ağu 15

TÜRK’ÜN OCAĞI

TÜRK’ÜN OCAĞI

Milliyetçiliğin kayıp ruhu

Kültür, çoğumuz için, önünde sonunda yaşadığımızdır.  Milliyetçi, milletin bütün fertlerinin görüşlerini benimsemese de kendisinden kabul eden kimseye denir. Tarihimiz bütünüyle nasıl bizimse, dinlisi-dinsizi, iyisi-kötüsü, bileni- bilmeyeni, kabul edeni-inkârcısıyla yaşayanlar da bizimdir. Millet gerçeğine, dolayısıyla tarihe, bugüne ve geleceğe bizim gibi bakmayanlarla çeşitli derecelerde ayrılıklarımız olur. Farklılıkları kavga konusu edenlerimiz de vardır. Elbette bu şerefli milletin mensubu olmanın yüksek şuuruyla hareket edilmesini bekler, ister ve bunun için çalışırız.

Yaşadığımız yaygın bir durum var ki çok tehlikeli ve milliyetçiliğin ruhuna da ters görünüyor. Yanınıza yörenize bakın, şahıslar, dernekler, partiler, gruplar… Herkes diğerlerini suçlamak ve dışlamakla meşgul. Herkes birbirini kötülüyor. Dış güçler meselesi gibi bu da kendi suçunu başkasına atma psikolojisini gösteriyor. Yarattığı hastalıklı ruh hali toplumu zehirliyor. Gardını almış, nereden yumruk geleceğini bekleyen mutsuz yüzlerle çevriliyiz. Dışlama ve ötekileştirme furyasında yapıcılığı unuttuk. Yaptığımızı yıkıyoruz. Olumsuz bakış her davranışımıza ve hayata bakışımıza hâkim hale geldi. Buradan yapıcı-oldurucu bir fikir de, irade de çıkmaz.

Hemen itiraz etmeyin, düşünün! Biz bunu yaşadık, yaşıyoruz. Türkiye’de kimlik tartışması varsa bizim biz olmayışımızdandır. Dünya Tarihi’nin Türksüz yazılamayacağı açık gerçeklikse, kimliğinden şüphe ettiren bir Türk ve Türkiye nasıl olabiliyor? Böyle bir durumun eşi benzeri var mıdır bilmiyorum.

Devlete Türk egemenliğini tartıştıran bir idare anlayışı hâkimdir. Çevremizde olan bitenler de açıktır. Dolayısıyla, çağımızın şartlarına göre kuvvetle Türklük edilecek zamandır. Ölçü bellidir: Türk Ocağı herkesi Türklük etmeye davet eder. Etmeyenleri dışlamaz ama karşı hareketlere karşı tetiktedir. Türklüğün aleyhinde tavır alışlara göğüs gerecek ilk ocak Türk Ocakları‘dır. Açık söyleyeyim, bu özden uzağa düşmüş görünüyoruz.

Örnek çok: Biz bu memlekette “Biz milliyetçiliği ayaklar altına aldık” dendiğinde kıyamet koparmayan milliyetçileriz. Türk yurdunda, “Kimse bana Türklükle gelmesin!” dendiğinde de ağzımızı açmadık. Ağız dolusu “Burada 37 etnik grup var” diye bağırılırken, “Türk de onlardan biridir” denirken, egemenlik hakkımıza karşı çıkılırken gerekenleri yapmadık. Dünya yeniden kurulurken ortaya çıkan büyük Türk gücünü donatacak akıl gücünü gösteremedik. Meseleler böyle sıra sıradır. Kişilerin kendi durumlarını gözeten darlığın bizi boğduğu yerdeyiz.

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | TÜRK’ÜN OCAĞI için yorumlar kapalı