Şub 17

DEPREM

DEPREM

Rusya Bilimler Akademisi Uzay Araştırmaları Enstitüsü Baş Araştırmacısı Dr. Sergei Pulinets, Moskova merkezli Life dergisine yaptığı açıklamada, Türkiye’deki depremden kısa bir süre önce atmosferik anomaliler tespit edildiğini açıkladı.

Fizik ve matematik bilimleri doktoru Pulinets, ilk sarsıntıdan iki gün önce bölgedeki nem oranının aniden yüzde 100’den neredeyse yüzde 35’e düştüğünü ve bunun, depreme yatkın bölgelerde, depremin açık bir habercisi olarak kabul edildiğini iddia etti.

Dr. Pulinets, bu duruma şöyle bir açıklama getirdi:

DEPREM VE NEM ORANLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Depremler beklenmedik olaylar gibi görülür, ancak yıkımın yaşanacağı alandaki kabuk, felaketten birkaç gün önce yavaş yavaş çatlamaya başlar. Bu çatlaklardan, Dünya’nın iç kısmından yüzeye çeşitli gazlar yükselir. Bunlar çoğunlukla karbondioksit, metan, hidrojen ve helyumdur, ancak radon adı verilen radyoaktif gazın bir kısmı da bu çatlaklardan kaçar. Radon, uranyumun bozunmasıyla toprakta oluşur ve atmosferdeki parçacıkları etkileme konusunda özel bir yeteneğe sahiptir. Zira onları iyonize eder, yani onunla etkileşime girdiğinde, havadaki maddelerin atomları ya bir elektron kaybeder ya da tam tersine fazladan bir elektron kazanır.

İyonlar, havada her zaman mevcut olan su buharının yoğunlaşma merkezleridir ve bu durum, depremlerden önce artış gösterir. Çok fazla radon açığa çıkar. Devamında iyonlar üzerinde su yoğunlaşır ve sonuç olarak nem düşer. Yoğunlaşma süreci, daha önce hava partiküllerinde depolanmış olan gizli ısıyı açığa çıkarır…

Alıntı: Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | DEPREM için yorumlar kapalı
Şub 16

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

“Başı taş olanda, kalp de betonarmedir.  

Namuslu olmak bir meziyet değil, en tabii bir şeydir.

Politikanın girdiği yere ikiyüzlülük de girer.

İlme politika girdi mi, müdâhane (dalkavukluk) de başlar.

İnsanın kendini reklâm etmesi kadar gülünç bir şey yoktur.

Kendini büyük göstermek isteyen, başkalarını küçümsemeğe çalışır. Bu da bir hastalıktır.

İleri bir demokrasi, ancak o demokrasiye lâyık olan cemiyet için söz konusudur.

Haksızlığa boyun eğdiniz mi, izzeti nefsinizden fedakârlık başlamıştır.

Methi sevmek, zemmi kabul etmektir.

Şöhret delisi insanlar için, mubah olmayan hiçbir şey yoktur.

İnsanın başını döndüren, en çok siyasî ihtiraslarıdır.

Midenin hakkını, kafanın hakkına tercih eden bir cemiyet, yengeç misali geri geri gider.

İyilik takas kabul etmezse iyiliktir.

Gürültülü yaşayan adamın kafası boş, midesi doludur.

Cüce ruhlar, nümayişi sever, fazla iltifat beklerler.

Yarım adam, eline geçen fırsatı daima kötüye kullanır.

Âlimleri korkan ve susan bir memlekette, hakikat konuşulmaz.

Dış görünüşleri mezar gibi sessiz olan adamların, hakikatte içleri bir mahşerdir.

İyilik, minnet kazanmak için yapılmamalıdır.

Dertsizin gömleğini insanoğlu asırlardır arıyor.

İnsan düşünebildiği kadar mesuttur.

Söylediği her sözün tasdik edilmesini bekleyen insanda, tahakküm hissi mevcuttur.

Âlimin sükûtu, cahilin hareketini kolaylaştırır.

Bir sosyal müessese dıştan değil, içten yıkılır.”

Alıntı: Eğitimci, yazar, şair Rıfat Necdet Evrimer’in (ö. 1971) “BU DÜNYA BÖYLE İŞTE!” (Anıl Yayınevi, İst. 1958) adlı “Aforizmalar, Denemeler, Sohbetler ve Makaleler“kitabından

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Şub 15

TOPRAK

TOPRAK

İsa Yüceer‘in, “Kur’an’da Toprak ve Yeryüzü Lafızları” makalesinde “Ayetlerde ölüp toprağa karışan insanın dirilişi, özellikle hatırlatılan bir husus” olduğu belirtilir:

“İnkarcılar ‘biz toprak olduğumuz zaman yeniden mi yaratılacağız?’ (Rad 13/5) demişlerdir. Onların bu tutumları nedeniyle ceza görecekleri hatırlatılmıştır. ‘Size öldüğünüz toprak ve kemik yığını hâline geldiğinizde sizin çıkarılacağınızı mı vaat ediyor?’ (Müminun 23/35) sözleri ile kabirden dirilişin olmayacağını ileri sürmüşlerdir. Onlar bunu kabullenemediklerinden ayetler birçok münasebetle konu üzerinde onların şüphelerini de belirterek vurgu yapmıştır (Müminun 23/82). Hem kendileri hem de önceki atalarının toprak olduktan sonra diriltileceklerine inanma zorluğu yaşamışlardır. Toprakta kaybolan ölülerin dirileceğini kabul etmeyenlere Kur’an onların yaratılışını hatırlatmış, ilk var oluşta insanı meydana getirenin onları dirilteceğini bildirmiş, onları bu gerçeği ve yaratılış hakikatini tefekküre davet etmiştir (Yasin 76-83). Kur’an inkârcıların ahirette “keşke toprak olsaydım” (Nebe 78/40) diyeceğini hatırlatmıştır.”

İnsan topraktan yaratılmıştır ve gideceği yer de topraktır.                                                                       Toprak hayat verirken, acıları da yoğuruyor.

Alıntı

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , | TOPRAK için yorumlar kapalı
Şub 14

ÖRNEK EVLİLİK

ÖRNEK EVLİLİK

Arkadaşları, yeni evli gence, bir çay sohbetinde:

– “Sen evleneli neredeyse bir sene oldu, ama maşallah sizin evden çıt çıkmıyor, siz hiç tartışmaz mısınız?” diye sorarlar.

“Hayır” diye cevaplar yeni evli genç ve ilave eder:

– “Akşam işten geldiğimde, kapı açılınca hanıma şöyle bir bakarım. Eğer hanım, eteğinin ucunu belinde topladıysa bilirim ki hanımın günü iyi geçmemiş ve havası yerinde değil. Hiç ekmek, yemek sormadan usulca mutfağa süzülür, aceleyle birkaç lokma atıştırır ve ortalıktan toz olurum. Olur ya bazen de benim asabım bozuk olur. O zaman fesin püskülünü her zamankinin aksine soldan sarkıtırım. O da bunu görür, asabi olduğumu anlar ve hiç sesini çıkarmaz, hemen yemeğimi, çayımı hazır eder. Etrafımda pervane gibi döner. Bu nedenle biz hiç kavga etmeyiz.”

Dinleyenlerden biri:

– “Peki birader, kapı açıldı, yenge eteğin ucunu belinde toplamış, sen de fesin püskülünü soldan sarkıtmışsın. İki taraf da asabi, o zaman ne olacak?” diye sormuş.

Ötekiler de “Hah! Şimdi ne olacak?” demiş.

Genç gülümsemiş;

– “Bundan kolay ne var, fesin püskülünü hafif bir fiskeyle soldan sağa atarım, demiş.”

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | ÖRNEK EVLİLİK için yorumlar kapalı
Şub 13

SARMAL’DAN

SARMAL’DAN

60’lı yıllardan itibaren Türkiye Cumhuriyetini örümcek ağı gibi saran bu vakıf ve dernekler din eğitimi adı altında çocukları istedikleri gibi yetiştirdiler. Hatta bu vakıf ve derneklerde yetişenler 15 Temmuz darbesini yapmaya cesaret edecek kadar beyinleri yıkandı ve şeyhlerine, hocalarına bağlı hale geldiler.

Ders alınmadı devletin her kademesine yine yerleştiler. Yetiştikleri yerlerin emir ve direktiflerini de yasal kılıfa sokarak kendilerine boyun eğmeyen gençleri baskı altına almaya çalışıyorlar.

Ahlaktan bahseden bu yapıların kurslarında, okullarında yüzlerce çocuklar kendi hocaları, öğreticileri tarafından taciz edilirken hiçbirinden ses duyamazsınız. Kamu kurumlarının kasasına milletin alın teri ile koyulan paraları kendilerine hak görürken veya kamunun taşınmazlarını, imkânlarını kullanırken seslerini duymazsınız.

Daha komiği daha üç beş gün öncesinde bu cemaat-tarikat, dinci vakıfların şeyhlerine, sözde hocalarına selam verenler festivalin iptaline tepki gösteriyorlar.

Artık buna dur demek gerekiyor.

Artık bununla mücadele etmek gerekiyor.

Şeriat bir gecede gelmez.

İnsanların nerede nasıl eğleneceğine ne yiyip ne içeceğine karışmaya başladılar.

Gençleri kendi medrese zihniyetleriyle kurdukları İmam Hatiplere hapsedip deist olmalarını sağlayan bu kafalar, şimdi de akıllarınca din şovu yapıyorlar.

Bence bu festival adı ne olursa olsun aynı şekilde aynı sanatçılar ve onları dinlemek isteyen kişilerle tıpkı eskiden olduğu gibi bugün de yapılmalıdır.

Devletin kolluk kuvveti var. Gereken önlemleri alır ve ilgili kurumlar da denetimde bulunur.

Umarım artık bu Vehhabi zihniyeti de son bulur.

Alıntı: Murat Ağırel

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | SARMAL’DAN için yorumlar kapalı
Şub 12

ALİ ŞÎR NEVAİ

ALİ ŞÎR NEVAİ

Türk dünyasını kalemiyle birleştiren, TÜRKÇE İLE TURAN KURAN

Türkçenin reisi, şair ve mütefekkir, 9 Şubat 2022 Ali Şir Nevai’nin 581.nci doğum yıldönümü

Türk diline kimseler bakmaz idi

Türklere hergiz gönül akmaz idi

Türk dahi bilmez idi bu dilleri

İnce yolu ol ulu menzilleri

Türk dünyasını kalemiyle birleştiren, Türkçe ile Turan kuran Ali Şir Nevai

Mısraları ile Türkçenin ihmal edilen bir dil olduğunu ve Türklerin¸ Türkçe bilenlerin bile bu dilin inceliklerinden bihaber olmasından yakınır.

Kaşgarlı Mahmut’tan sonra Türk diline en büyük hizmet eden kişi olarak tanınan,

Türkçenin milli dil olmasında ve gelişmesinde verdiği eserlerle büyük katkıları olan Ali Şir Nevai, Türkçeye büyük hizmet ve emek vermiştir.

Muhakemetül-Lugateyn, 15. yüzyıl edebi şahsiyetlerinden ünlü Ali Şir Nevai tarafından Çağatay Türkçesi ile yazılmış bir eserdir.

Nevai, edebi dil olarak Türk dilinin Farsçaya nazaran üstün olduğuna inanmış ve 1499’da tamamlanmış Muhakemetü’l-Lugateyn’de iddiasını savunmuştur.

Ali Şir Nevai hayatının son dönemlerinde Herat’ta Sultan Hüseyin Baykara yanında vezir, yüksek devlet idarecisi ve hükümdar danışmanı olarak görev yapmıştır.

Bu dönemde Hüseyin Baykara’nın hüküm sürdüğü Büyük Horasan bölgesinde büyük imar işleri başarmıştır.

Bu devletin hükûmet sürdüğü Horasan bölgesinde 370 kadar cami, medrese, kütüphane, hastane, kervansaray ve diğer eğitim, vakıf ve hayırsever işler için kullanılan binalar için finansman sağlamış, onları restore ettirmiş veya yeniden yaptırmıştır.

Sırf Herat şehrinde 40 kervansaray, 17 camii, 10 büyük konak, 9 hamam, 9 köprü ve 20 havuz yaptırdığı belgelenmiştir.

“Akıllı düşmandan yararlanma imkânı vardır, ancak cahil dosttan zarar görme ihtimali daha çoktur”

Ali Şir Nevai

“İnsanların sonsuzluk yurduna doğru çıktığı yolda; “dirilik” birkaç günlük ganimettir. Bu yokluk yurdunu beş günlük ganimet bil, sonsuzluk yurdunun hazırlığını yap.”

Ali Şir Nevai

Ruhu şad olsun

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | ALİ ŞÎR NEVAİ için yorumlar kapalı
Şub 11

“BU DÜNYA BÖYLE İŞTE!”

“BU DÜNYA BÖYLE İŞTE!”

“Bilen söyler, bilmeyen söyler ve bilmeyen, bilmediğini de bilmez. Konuşan susmaz, susan konuşmaz. Akıllıya deli, deliye akıllı denir. Yalan hakikat, hakikat yalan olur. Yükselen düşer, düşen yükselir. Mazluma zâlim, zâlime mazlum, mağdura gaddar, gaddara mağdur denir. Medihte bir zem, zemde bir medih aranır. Yâr bugün ağyâr, ağyâr da yarın yâr olur. Bütün bu duygu ve düşünce kaynaşmaları arasında tabiattan bir parça olmamıza rağmen eskiyen, yıpranan yine bizleriz. Kaybettiklerimizin yerine yenilerini koyamayız. Hâlbuki güneş her gün yenidir. Tabiat kendi türkülerini çağırır. Değişen, yine değişmeyen, kaybolan yine mevcut olandır. Ne gidenlerden haber var, ne gelenler gidenleri arar. Bir çemberin dişleri arasında döner dururuz. Dostlarım, aziz dostlarım! Bu dünya böyledir işte!..”

Alıntı: Eğitimci, yazar, şair Rıfat Necdet Evrimer’in (ö. 1971) “BU DÜNYA BÖYLE İŞTE!” (Anıl Yayınevi, İst. 1958) adlı “Aforizmalar, Denemeler, Sohbetler ve Makaleler“kitabından

Posted in Gündem | Tagged , , , , | “BU DÜNYA BÖYLE İŞTE!” için yorumlar kapalı
Şub 10

ZAMAN TÖRPÜSÜ

ZAMAN TÖRPÜSÜ

Hâkimidir gelen geçen mekânın

Her şeyi öğütür zaman törpüsü…

Kudreti ihmale gelmez zamanın

Her şeyi öğütür zaman törpüsü…

* * *

Çocukları genç, genci ihtiyar

Kimi rezil, zelil, kimi bahtiyar

Eyledi bizlere bir kabri diyar

Her şeyi öğütür zaman törpüsü…

* * *

Kapkara saçları bembeyaz eder

Kimi gençken kimi kötürüm gider

Bakarsın koyunlar çobanı güder

Her şeyi öğütür zaman törpüsü…,

* * *

Ne hallere düşer hakanlar, hanlar

Makamdan mevkiden olur sultanlar

Bakarsın şahlanır candan bıkanlar

Her şeyi öğütür zaman törpüsü…

* * *

Gecesi, gündüzü, akşam, sabahı

Bitmiyor coşkusu, bitmiyor ahı

Vallahi tahtından indirir şahı

Her şeyi öğütür zaman törpüsü…

* * *

Sen şifa umarsın şifa ok olur

Çareler, ümitler birden çok olur

Gün gelir korktuğun dertler yok olur

Her şeyi öğütür zaman törpüsü…

* * *

Şahbaz der; zamanı ciddiye alın

Ve hatta zamanın kalbine dalın

Zamanla dost olun, zamanla kalın

Her şeyi öğütür zaman törpüsü…

* * *


Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , | ZAMAN TÖRPÜSÜ için yorumlar kapalı
Şub 09

DEPREMDEN DERS ÇIKARMAK

DEPREMDEN DERS ÇIKARMAK

Niçin TSK’nın bölgedeki bütün unsurları ile afete müdahale etmesine karar verilmedi? Tarihin en büyük depremlerinden birine müdahale için 3500 asker mi görevlendirilir? 

Gölcük depreminde Deniz Kuvvetleri Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı görevinde bulunan ve kurtarma çalışmalarının koordinesinde görevli emekli Koramiral Mustafa Özbey, odatv’ye yaptığı açıklamada 17 Ağustos 1999 depreminden yaklaşık bir saat sonra bölgedeki tüm birliklerin deprem bölgesine yönlendirildiğini ifade ederek şunları söyledi:

“Türkiye’de yöneticiler Gölcük depreminden ders çıkarsaydı TSK’nın Gölcük depremine müdahale imkânını veren EMASYA uygulamasının ne kadar hayati olacağını görür ve buna göre de bırakın Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü’nü yok etmeyi; daha işlevsel ve fonksiyonel hale getirirdi. Mevcut iktidar EMASYA’yı geçmişteki askerî müdahalelerin kaynağı olarak gördüğü için bu planı iptal ederek Türkiye’nin en hazırlıklı kuvvetini ortadan kaldırdı. Acıları yaşadığımız bugün sözlerim eleştiriden çok ders çıkarmak içindir.”

Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz ise “TSK’nın elinde iş makinaları, yollarda kullanabileceği istihkâm birlikleri, güvenlik maksadıyla kullanabileceği birlikler var. Arama kurtarma için özel TİM’leri var. Ama artık kullanması gerekiyor. Ordunun en önemli görevlerinden biri doğal afetlere müdahalede bulunmaktır” şeklinde konuştu.

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz de İskenderun Limanı’na dikkat çekerek donanmanın, büyük gemilerini bölgeye hareket ettirmesi gerektiğini ifade etti.

***

AKUT Vakfı Başkanı Nasuh Mahruki, Cumhuriyet tv’ye yaptığı açıklamada şöyle dedi:

“Vatandaş inanılmaz derecede mağdur ve sahipsiz. Gölcük’teki bütün yardımlar hava köprüsü ve deniz köprüsüyle sağlandı. Hasta nakilleri olsun, cenaze nakilleri olsun, yardım malzemelerinin taşınması olsun. Hava gücü seferber edilmeliydi. Askerin hava gücü olmadan, kara yolu kapalıyken nasıl yapabilirsiniz bu işleri?

Türk Silahlı Kuvvetleri, 17 Ağustos 03.02’den itibaren çok etkin bir şekilde sorumluluk aldı. Tabii o zamanlar yasa da öyleydi. Ama şu anda, 3500 askerle yardımcı oluyor Türk Silahlı Kuvvetleri. Ama askerin asıl işi koordinasyon, lojistik, komuta kontrol… Yani orada çay çorba dağıtmak değil. 3500 kişi çok güzel, muazzam bir güç ama 17 Ağustos’ta 24 bin asker 03.02’den itibaren çalıştı…”

odatv’nin kriz yönetimi danışmanı Feramuz Erdin de “Afet seviyesi 4 olarak açıklanmasına rağmen OHAL ilan edilmemesi, yardım ve hizmetlerin aksamasına yol açtı. Bölgeye dışarıdan akın eden yağmacılar enkaz ve dükkânları yağmalamaya başladı. Sahipsiz kalan çocukların kaçırılması ise afetlerdeki bir diğer güvenlik riskidir.

Bölgeye daha fazla kolluk ve TSK unsurları kaydırılarak kamu düzeni ve yardımlar bir disipline alınmalıydı” dedi…

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | DEPREMDEN DERS ÇIKARMAK için yorumlar kapalı
Şub 08

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Dünyadaki hiçbir çıkar, verdiğiniz sözü tutmamaya veya kendinize olan saygınızı kaybetmeye değmez.” Marcus Aurelius Antoninus

* “İncelenmemiş bir hayat yaşamaya değmez.” Sokrat

* “Kendini bil” Eflatun

* “Her taarruz ilerledikçe zayıflar” Clausewitz

* “Bu dünyada en önemli şeyin sen olduğunu düşündüğün sürece, çevrende seni kuşatmış olan dünyanın farkına vararak onları anlaman mümkün değildir.” Don Juan

* “Tarih ulusların tarlasıdır, ne ekerseniz onu biçersiniz.”

“Ve tarih bir dikiz aynası, arada bir bakılması gereken…” Naim Babüroğlu

* “Eğer bir millet, iktidarda bulunan kişilerin şereften, onurdan, ahlâktan yoksun davranışlarını ve de hırsızlığını yalnızca kendi siyâsi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir. Erdemini yitiren bir millet bir gün vatanını da yitirir’’ Niccolo Machiavelli

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı