Ağu 26

ZORDUR TÜRK OLMAK

ZORDUR TÜRK OLMAK

Türk olmak nasıl bir duygu okuyun siz karar verin. Bakın Türk olmak nasıl bir duyguymuş…

“Türk olmak nasıl bir duygudur?”

Türk Olmak…
Aslında çok şeydir Türk olmak.
Türk olmak,
Osmanlı’nın borcunu ödemektir.
Kosova’da ve Bosna’da, Batı Trakya’da ve Makedonya’da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.
Türk olmak;
Kıbrıs’ta,
Hocalı ’da,
Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırıma uğrayıp
Karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.
Türk olmak;
Faşist olmaktır,
Vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında…
Demokrat ve çağdaş olmaktır vatanına, milletine, tarihine sövüldüğünde…
Türk olmak, lisanının Avrupa’da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.
Avrupa’da hor görülmek Türk olmaktır,
Ataların bir çok asır önce Viyana’yı kuşattığı için hoş görülmemektir
Sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana’yı yakmadığı için.
Türk olmak;
Selanik’te Pontus Anıtı’nın,
Viyana’da çiğnenen yeniçeri minberinin ve
Malta’da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.
Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir.
Üç kıtadan dönüp,
Bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir.
Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır.
Türk olmak;
Arabaya koşulan ilk atın vatanında,
İlk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta,
Yazının bulunduğu,
Paranın icat edildiği
Her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta,
Kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.
Türk olmak;
Truva’dan bu yana,
Sümer’den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda,
Bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen,
Bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.
Doğu Roma’yı da, Batı Roma’yı da yıkıp,
Yeni Roma olan AB’ye girmeye çalışmaktır, Türk olmak.
Türk olmak;
Mostar’da köprüdür,
Kerkük’te kaledir,
İstanbul’da Kızkulesi’dir,
Anadolu’da buğdaydır,
Çukurova’da pamuktur,
Ege’de tütün,
Karadeniz’de fındık,
Trakya’da ayçiçeğidir.
Türk olmak;
Çanakkale’de ölmektir.
Çanakkale’de ölmeden önce düşmana su vermektir,
Onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.
Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlısından helallik almaktır.
Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.
Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.
Türk olmak;
Harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip,
Tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.
Türk olmak;
Askere davul-zurna ile uğurlanmaktır,
Belki de dönmeyeceğini bilerek.
Türk olmak;
Annenin, şehit oğlunun ardından; ‘Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim.’ demesidir.
Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken ‘Vatan Sağ olsun!’ demesidir.
Türk olmak;
Her hükümetin
Enkaz devraldığı, ama
Ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.
Türk olmak;
Ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir.
Ayni nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.
Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.
Türk olmak;
Evindeki bir kap aşın yarısını Tanrı misafirine vermektir.
Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.
Türk olmak;
Milli maçta ağlamaktır.
Ayhan Işık’a, Belgin Doruk’a aşık olmaktır.
Türk olmak;
Aşkını ölesiye sevmektir.
Aşkı için ölmektir, öldürmektir.
Sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir.
En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir.
Eşkıyaya türkü yakmaktır Türk olmak.
Türk olmak;
Yunus’u bilmektir,
Aşık Veysel’i sevmektir.
Mevlana’yı, Hacı Bektaş-i Veli’yi ve Hoca Yesevî’yi, tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.
Türk olmak;
Saz çaldığında,
Ney üflendiğinde,
Kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında,
Yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir,
Bir de Yemen Türküsünde…
Hayatın sana verdiklerine ‘Nasip’,
Vermediklerine ‘Kısmet ‘demektir.
Her işin ‘Hayırlısına ‘inanmaktır ve
Ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.
Türk olmak;
Asya’da “Batılı”,
Avrupa’da “Doğulu” diye tepki görmektir.
Irk sözünü bilmeden yaşamak, Yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevmektir.
Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.
Türk olmak;
En zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak,
En dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.
Türk olmak;
Anadolu’da her düşen yağmur damlasına hamletmek,
Her çıkan başak için şükretmektir.
Türk olmak;
Medeniyetler mezarlığı Anadolu’da dik durabilmektir!
Zor iştir Türk olmak…

Alıntı: Türkiye’nin ABD Seattle Fahri Konsolosu J. F. Gökçen

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | ZORDUR TÜRK OLMAK için yorumlar kapalı
Ağu 25

SEVGİDE CİMRİLİK ETME

SEVGİDE CİMRİLİK ETME

 

Yapsın gül gönüller sevgiye çağrı

Sevgisizlik, çöle döndürür bağrı

Tabiple, ilaçla gitmez bu ağrı

Sakın ha, sevgide cimrilik etme!..

 

Arı çiçek çiçek gezer bal için

Yiğitler can verir, hilal, al için

Barış için, sevgi için, yeşil dal için

Sakın ha, sevgide cimrilik etme!..

 

Kainatın özü sevgi değil mi?

Peygamberler sözü sevgi değil mi?

Cennet’in yol izi sevgi değil mi?

Sakın ha, sevgide cimrilik etme!..

 

Mutlu yaşamanın adıdır sevgi

Gönülde sevincin tadıdır sevgi

Her kalbin, her ruhun yadıdır sevgi

Sakın ha, sevgide cimrilik etme!..

 

Taşlaşan yüreğe can getirir o,

Durgun beyinlere kan getirir o,

Aşuka, maşuka şan getirir o,

Sakın ha, sevgide cimrilik etme!..

 

Cimri ile cömert harcı bir çıkar

Cimrilerden bütün canlılar bıkar

Cimrilik gönülü, dünyayı yıkar

Sakın ha, sevgide cimrilik etme!..

 

Sevgi hazinesi Hak’tan hediye

Sevgide cimrilik etmek ne diye?

Her tavır bağlıdır elbet bilgiye

Sakın ha, sevgide cimrilik etme!..

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | SEVGİDE CİMRİLİK ETME için yorumlar kapalı
Ağu 24

BAŞKOMUTAN

BAŞKOMUTAN

 

Tümgeneral Hasan Peker Günal’dan:

“Sevgili kardeşim, Ahmet Yavuz Paşam,

Başkomutan adlı kitabını birkaç gün içerisinde okudum. Kitabın, Atatürk hakkında yazılmış binlerce eser arasında, esas olarak onun başkomutanlık ve liderlik özelliğini işleyen nadir kitaplardan biri olarak edebiyat tarihinde yerini alacaktır. Kutluyorum. Bu vesileyle, senin de kitabında zaman zaman değindiğin, ancak önemli gördüğüm için birkaç hususu vurgulamak istiyorum.

Ağız alışkanlığı olsa gerek; seçilmiş/atanmış her yönetici veya komutana önder (lider) de deriz. Günlük konuşmada birbirinin yerine kullanmak yanlış sayılmaz. Ancak günümüzde yönetim artık ayrı bir bilim olarak ele alındığından, yönetim bilim dilinde yönetici/komutan ve önderin anlam boyutları farklıdır. Nasıl önder olunur?”, “Kime önder denir?”, “Önderliğin temel ölçütleri (kriterleri) nelerdir?” gibi soruların yanıtlarını bulabilmek için yıllardır çalışırım. Önderliğin olmazsa olmazı güvenirliktir; yönettiği kitlenin güvenini kazanmaktır. İnsanlar, ancak beklentilerini sağlayabileceğine güven duyduğu insanın peşinden giderler. Kitabında da belirttiğin gibi, Cumhuriyet ve laiklik konularındaki farklı düşüncelerinden dolayı Mustafa Kemal ile ayrı düşen Kurtuluş Savaşımızın diğer büyük komutanları -ki bazıları ondan kıdemlidir, hatta hocasıdır- savaşın kazanılmasını Mustafa Kemal’in önderliğine bağlamışlardır. Mustafa Kemal, hem bir komutan/başkomutan, hem de liderlik özelliklerini birlikte taşıyan tarihin gördüğü ender askerlerden biridir.

Risk almak komutanlık/liderlik sanatının önemli bir unsurudur. Risk almak demek, kumar oynamak demek değildir. İnsan ve ülke hayatıyla kumar oynanmaz. Pek yazılmış değil ama, Mustafa Kemal’in Büyük Taarruz planında almış olduğu risk olumsuz gerçekleseydi, yani Yunan ordusu ihtiyat kolordusuyla zayıf tutulan kuzey kanadımıza taarruz etseydi, Başkomutan taarruza devam ederek Yunan ihtiyat kolordusunu arkadan çevirmek suretiyle imha etmeyi düşünmüş olmalıdır. Nitekim kitabınızda belirttiğiniz gibi, Halide Edip’in Sakarya savunmasında “Cephe yarılır da düşmanın Ankara’ya girmesi halinde ne yaparız?” sorusuna verdiği yanıtta “İyi yolculuklar baylar, derim. Arkalarından vurarak onları Anadolu’nun boşluğunda yok ederim.” deyişinde bunun ipuçlarını bulabilirsiniz.

Sıradan komutanlar, güncel veya kısa vadeli hedefler peşinde koşarlarken; önderler daha ilerilere, daha ötelere bakarlar. Mustafa Kemal daha Samsun’a ayak bastığında, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurgulamıştı bile.

Sezgi: Bizim talimnamelerimizde pek vurgulanmayan, ancak kitabınızda hak ettiği yeri bulan sezgi, en önemli önderlik özelliklerinden biridir.

Şans: Önderde olması gereken doğa üstü bir özelliktir şans. Savaş hakkında en büyük eserlerden birini yazmış olan Prusyalı general-düşünür Clauzeviç, “Savaş şans ve rastlantılar alanıdır” diyor. Bir konferansta dinlemiştim. Napolyon, ölen Genelkurmay Başkanının yerine bir yenisini aramaktadır. Çevresindekiler bir aday generali çok överler; şöyle akıllı, şöyle bilgili, şöyle stratej falan diye. Napolyon sorar “Peki… şansı da var mı?” Ömrünün 11 yılını savaş meydanlarında geçirmiş Mustafa Kemal’in şansı çoğu kez yaver gitmiştir. Tabi Türk ulusunun en büyük şansı da Mustafa Kemal olmuştur.

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | BAŞKOMUTAN için yorumlar kapalı
Ağu 23

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin. Hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek. O hedefe

yürüyeceksin, herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır, önüne sayılamayacak kadar güçlükler yığılacaktır.

Kendini büyük değil küçük, zayıf. vasıtasız, hiç telakki ederek. kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak, bu güçlükleri aşacaksın. Sonra sana

büyüksün derlerse, bunu diyenlere de gülüp geçeceksin.” Mustafa Kemal Atatürk

* “Allah’a ulaşan yol, aklın sevgi ile bütünleştiği istikamette olur.”

* “Merhamet masum olduğu için her kalbe misafir olmaz.” İbni Haldun

* “Ateş ile suyun bir kap da toplanması mümkün olmadığı gibi, hem dünya hem de ahret sevgisinin bir gönülde toplanması mümkün değildir.” Hz. Musa

* “Barış sağlayan tek silah, sevgidir.” David Hume

* “Bazen sevgiyi, nefretten ayırmak güçtür.” Graham Greene

* “Bedensellik kokan bir sevgi, er geç bitmeye mahkûmdur.”

* “Ben bu dünyaya kin değil, sevgi paylaşmaya geldim.” Sofokles

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Ağu 22

“CO BAYDIN YİNE BENİ ARADI”

“CO BAYDIN YİNE BENİ ARADI”

Nejat Eslen Türkiye’nin durumunu, veryansıntv’deki  “Co Baydın yine beni aradı” başlıklı yazısında çok net anlattı:

“Hayrola niye bu kadar mutlusun Co?” diye sordum…

“Türkiye planımız çok iyi gidiyor” Nejat dedi; “Türkiye’yi yeniden Atlantik yapısına sıkı bağlarla bağladık. Türkiye, uysal bir uydumuz oldu yine; Doğu Akdeniz’de çok sakin, Ege’de sessiz, Karadeniz’e istediğimiz gibi sokuyoruz NATO donanmasını, Rusya’yı sıkıştırıyoruz, Polonya’ya F-16’ları gönderdiniz, her şey yolunda, ne istersek yapıyor Türkiye.

PKK’nın önemli bir kısmını Suriye’ye taşıdık, PKK-YPG ordusuna ağır silahlar verdik, eğitiyoruz, öncelik Suriye’de, sonra sıra size gelecek. Sizinkiler Suriye’de PKK-YPG oluşumunu kabul etmiş gibi. Şimdi sizde de yeni bir Kürt açılımı gerekli.

Nejat, siz Türkiye’de yaşayan, Türk adı taşıyan herkesi Türk sanıyorsunuz, işte burada yanılıyorsunuz, biz onların içinden seçtiklerimizle çalışıyoruz, Türkiye’nin geleceğini onlarla planlıyoruz…”

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | “CO BAYDIN YİNE BENİ ARADI” için yorumlar kapalı
Ağu 21

KAFA YERİNDE KALSIN TIRAŞ OLMAK KOLAY! / İÇİNDE BENDE VARDIM.

KAFA YERİNDE KALSIN TIRAŞ OLMAK KOLAY!

Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa Prut seferi yüzünden tutuklandığı için saçı sakalı birbirine karışmış vaziyette geziniyormuş. Kendisini ziyaret eden bir dostu onun bu halini görünce ‘Canım Paşam! Berberi çağırıp da bir tıraş olsanıza!’ demiş. Hayatı konusunda ümitsiz olan sadrazam cevap vermiş: ‘Kafa yerinde kalsın da, tıraş olmak kolaydır.

 

İÇİNDE BENDE VARDIM.

Hani Nasreddin Hoca’nın evinden bir gürültü duyulmuş, komşular koşup gelmişler; “Hayrola Hocam ne oldu?” diye sormuşlar. Hoca; “Hiç meraklanmayın cübbem düştü.”  karşılığını verince  “Aman Hoca cübbenin düşmesiyle bu kadar gümbürtü kopar mı?”  dediklerinde Hoca “Canım içinde ben de vardım” demiş.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , | KAFA YERİNDE KALSIN TIRAŞ OLMAK KOLAY! / İÇİNDE BENDE VARDIM. için yorumlar kapalı
Ağu 20

TÜRK (1)

 

TÜRK (1)

Türkler tarih boyunca:

16 İmparatorluk

38 Devlet

37 Hanlık

33 Beylik

10 Cumhuriyet

4 Atabeylik kurdular.

Bunların toplamı 138’dir.

Tarihte bir başka örneği yoktur.

~ Büyük Hun İmparatorluğu~220-45

~ Doğu Hun İmparatorluğu~156-48

~ Batı Hun İmparatorluğu~ 216-48

~ Avrupa Hun İmpartorlğu~375-454

~ Eftalitler İmp. (Ak Hun) ~440-710

~ Touba Türk Hanedanlığı~386-534

~ Kuzey Vey Hanedanlığı~388-535

~ Toharistan Yabguluğu~658-759

~ Sabirler Kağanlığı ~461-465

~ Kidarite Krallığı ~320-500

~ Avar Kağanlığı ~600-823

1- Birinci Göktürk Kağanlığı~552-603

2- İkinci Göktürk Kağanlığı~681-744

3- Karluk Yabgu Devleti ~665-681

4- Türk Şahiler Devleti~665-850

5- Seyento Hanlığı~630-647

6- Türgeş Kağanlığı~699-766

7- Kimek-Kıpçak Birliği~880-1200

8- Uygur Kağanlığı~742-840

9- Oğuz Yabgu Devleti~ 750-1055

10- Kangar Birliği ~840-990

11- Karahanlılar Devleti~ 840-1212

12- Yenisey Kırgız Kağanlığı~840-1207

13- Karahoca Uygur Krallığı~991-1209

14- Peçenek Hanlığı~ 860-1091

15- Kansu Uygur Krallığı~848-1036

16- Kuman Kıpçak Hanlığı~1011-1240

17- Ahmadili Hanedanlığı~1112-1220

18- İldenizli Atabeyliği~1136-1225

19- Salgurlar Hanedanlığı~1148-1286

20- Osmanlı İmparatorluğu~1302-1923

21- Karakoyunlu Devleti~1380-1469

22- Hazar Kağanlığı~651-1048

23- Büyük Bolgar Hanlığı~632-665

24- İlk Bolgar İmparatorluğu~681-864

25- Volga Bolgar Devleti~626 -1236

26- Tulunoğulları~ 868 – 935

27- İhşidiler Devleti ~935-969

28- Böriler Şam Atabeyliği~1104-1154

29- Zengi Devleti~1127-1250

30- Memlük Türk Devleti~1256 – 1517

31- Karamanoğulları Beyliği~1711-1835

32- Delhi Sultanlığı~1206-1526

33- Bengal Sultanlığı~1352-1576

34- Gazneliler Devleti~977-1186

35- Adilşahlar Devleti~1490-1686

36- Kutbşahlar Devleti~1518-1687

37- Babürlüler İmparatorlğu~1526-1858

38- Haydarabad Devleti ~1724-1948

39- Selçuklu İmparatorluğu ~1037-1157

40- Kerman Selçuk Sultanlğı~1041-185

41-Anadolu Selçuklu Devleti~1071-1308

42- Harzemşahlar Devleti ~1077-1231

43- Akkoyunlular Devleti ~ 1378-1508

44- Çağatay Hanlığı ~1227-1347

45- Altın Ordu Devleti ~1242-1502

46- Timur imparatorluğu ~1370-1507

47- Şeybani Hanlığı ~1428-1599

48- Kazan Hanlığı ~1438-1552

49- Kırım Hanlığı ~ 1441-1783

50- Nogay Ordası ~1398-1642

51- Kazak Hanlığı ~1465-1847

52- Büyük Orda ~1459-1502

53- Ejdar Hanlığı ~1466-1554

54- Sibir Hanlığı ~1464-1598

55- Buhara Hanlığı ~1500-1785

56- Hive Hanlığı ~1515-1920

57- Yarkand Hanlığı ~1514-1680

58- Bucak Ordası ~1620-1770

59- Buhara Emirliği ~1785-1920

60- Irak Selçukluları ~1118-1194

61- Hokand Hanlığı ~1709-1876

62- Resüliler Hanedanlığı~1229-1454

63- Safeviler Devleti ~1501-1736

64- Afşar Hanedanlığı ~1736-1802

65- Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ~1983

66- Türkiye Cumhuriyeti ~1923

67- Türkmenistan ~1991

68- Azerbaycan ~1918

69- Özbekistan ~1991

70- Kırgızistan ~ 1991

71- Kazakistan ~1991

72- Tataristan ~1993

73- Çuvaşistan ~1920

74- Yakutistan ~1923

75- Nahçıvan ~1990

76- Gagauzya ~1990

77- Kızılyar Krayı ~1934

78- Kabardey Balkar ~1991

79- Başkurt Cumhuriyeti ~1990

80- Hakasya Cumhuriyeti ~1993

81- Hatay Cumhuriyeti ~1938

82- Tuva Cumhuriyeti ~1944

83- Altay Cumhuriyeti ~1991

84- Batı Trakya Türk Cum ~1913

85- Doğu Türkistan Uygur Devleti

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | TÜRK (1) için yorumlar kapalı
Ağu 19

CAM TAVAN SENDROMU…

CAM TAVAN SENDROMU…
Bilim adamları, pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler.
Birkaçını toplayıp, 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar.
Metal zemin, ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler, zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düşerler. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar.
Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler.
Defalarca kafalarını cama vuran pireler, sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler.
Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce, deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin, tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar. Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkanları vardır ama buna hiç cesaret edemezler.
Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı hayat dersine, sadık halde yaşarlar. Pirelerin, isterlerse kaçma imkanları vardır ama kaçamazlar.

Çünkü engel, artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel cam kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel (Burada, 30 cm’den fazla zıplanamaz inancı) varlığını sürdürmektedir.

Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını, nasıl öğrendiklerini göstermektedir.

Bu pirelerin yaşadıklarına, ”Cam tavan sendromu” denir. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır.

Cam tavanınız, hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir. İnsan inandığına, denktir.

Yapabileceğini, düşündüğü kadardır.

 

Alıntı: Dr..Davit Schwartz

 

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | CAM TAVAN SENDROMU… için yorumlar kapalı
Ağu 18

ADALET BÖYLE SAĞLANIR

ADALET BÖYLE SAĞLANIR

 

Amerika ‘ da 15 yaşındaki bir çocuk marketten ekmek çalarken yakalandı. Kaçmaya çalışırken bir de raf kırmış.

Çocuk tutuklanmış ve mahkemeye çıkartılmış.

Kararı vermeden önce hâkim çocuğu da duymak ister.

Hâkim: ′′ Neden çaldın? ′′ ′′

Çocuk: ′′ Ekmeğe ihtiyacım vardı. ′′ ′′

Hâkim: ′′ Çalmak yerine ekmek alamadınız mı? ′′ ′′

Oğlan: ′′ Satın alacak param yoktu “.

Hâkim: ′′ Ailenden para isteyebilirdin ′′

Oğlan: ′′ Evde sadece annem var. Annem hasta ve işsiz. Sırf bunun için biraz ekmek ve peynir çaldım. ‘ ‘

Hâkim: ′′ Sen küçüksün, normalde işin de yok ′′

Oğlan: ′′ Yıkama üzerinde çalıştım. Bir hafta önce anneme hizmet etmek için izin aldım ve bu yüzden kovuldum. ′′

Hâkim: ′′ Yardım isteyecek kiminiz, kimseniz yok muydu?′′

Oğlan: ′′ Her gün evden çıktığımda herhangi bir iş için eleman arayan en az elli adresle iletişime geçiyorum ama başarısız. Sonunda hırsızlık yapmaya karar verdim. ′′ ′′

Çocuğun ifadesinin ardından hâkim kararını açıkladı:

-” Çalmak, özellikle EKMEK çalmak çok utanç verici bir suçtur. Ve işte hepimiz bu suçtan sorumluyuz. Bu odadaki herkes ve ben de bu suçtan sorumluyum.

O zaman tüm mahkeme katılımcıları 10. $ ile ′′ ceza ′′ alacak. Siz her biriniz 10 $ gönderene kadar kimse mahkeme salonundan ayrılmayacak.

Hâkim de 10 $ ‘ını verdikten sonra aç çocuğu polise teslim eden markete de 1,000 $ para cezası verdi.

Kararı duyduktan sonra çocuk gözyaşlarını tutamadı ve ikinci karar okunurken hâkimi görünce heyecanlandı.

Hâkim gözyaşlarını saklamaya çalışarak salonu terk etti. Hâkimin son sözleri bunlardı:

-“Bir kişi EKMEK çalarken yakalanırsa, o cemaatin, toplumun, o devletin tüm insanları utanmalıdır”.

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | ADALET BÖYLE SAĞLANIR için yorumlar kapalı
Ağu 17

ASALET ÖZDEN GELİR

ASALET ÖZDEN GELİR

 

Ham adamlar olur paraya alet

Elden değil, özden gelir asalet

Beklenen, özlenen gerçek adalet

Kayboldu toplumda bir serap gibi…

 

Bilinmez belânın yakamozları

Şuursuz, afyonlu bütün kozları

Takınır anlamsız sahte pozları

İnsanlık perişan bir harap gibi…

 

İblisin işini iblisçe alan

Engerek zehrini Dünya’ya salan

Kan, kin ve irin sadece kalan

Adamlık kalplere ıstırap gibi…

 

İnsanlık uğruna düşün bir anlık

Doğruluk, dürüstlük altın gerdanlık

Harama, dörtnala koşan insanlık

Şeytana amade ve türap gibi…

 

Kenan ŞAHBAZ

 

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | ASALET ÖZDEN GELİR için yorumlar kapalı