Kas 05

TÜRKİYE

TÜRKİYE

 

Hilalim, yıldızım, güneşim sensin

Göklerde yıldırım, şimşeğim sensin

Her an soluduğum, nefesim sensin

Yüreğimde asil kanım TÜRKİYE!

 

Cumhuriyet müthiş idrak ve akıl

Kanımı vatana Rabbim helal kıl

Verilmez vatandan asla bir çakıl

Hayatım, her şeyim, canım TÜRKİYE!

 

Ülkeler içinde sen pirim oldun

Ben senin, sen benim esirim oldun

Gönlümde coşkulu şiirim oldun

Onurum, şerefim, şanım TÜRKİYE!

 

Bin yıldır yaşanan vatanın hası

Sevginin, saygının, aşkın ustası

Bu vatan ırkımın gönül sevdası

Sultanım, hakanım, han’ım TÜRKİYE!

 

Karanlık dünyama ışık olan sen

Hakk’a, hakikate âşık olan sen

Yurtların içinde en şık olan sen

Gündüzüm, şafağım, tanım TÜRKİYE!

 

Hilalim, yıldızım güneşim sensin

Göklerde yıldırım, şimşeğim sensin

Her an soluduğum, nefesim sensin

Yüreğimde asil kanım TÜRKİYE!

 

Cumhuriyet müthiş idrak ve akıl

Kanımı vatana Rabbim helal kıl

Verilmez vatandan asla bir çakıl

Hayatım, herşeyim, canım TÜRKİYE!

 

Kenan Şahbaz

 

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | TÜRKİYE için yorumlar kapalı
Kas 04

NE NAGEHAN ALÇI’YMIŞ ARKADAŞ?

NE NAGEHAN ALÇI’YMIŞ ARKADAŞ?

(“Alçı” deyip geçmeyin her çatlağı kapatır. K.Ş)

 

Akşam gazetesinde çalıştığı dönemde, şöyle hedef almıştı Tayyip Erdoğan’ı:

“…Şahsen Tayyip Erdoğan beni utandırıyor. Seçtiği bayağı kelimeler yüzümü kızartıyor. Ve bu ülkeye aidiyet hissimi zayıflatıyor.

…Başbakan’ın entelektüellik kırıntısı bulunmayan, kaba ve cahil üslubu ‘delikanlılık’ kavramı ile kurduğu sağlıksız ilişkinin ürünü.

…Aydın Doğan’a, Deniz Baykal’a ‘siz’ demiyor. ‘Sen’li hitap kırsal kesime, cemaat toplumlarına özgü. Oysa ‘siz’ profesyonelliğin bir göstergesi. Ama Başbakan bundan bihaber anlaşılan.”

Sonra…

“Bir anda” iktidarın gözdesi haline geldi.

Yukarıdaki satırlar hiç yazılmamış gibiydi.

Erdoğan, ikiz kızlarının “isim babası” oldu filan…

Hakkını yememek lazım; bir vakitler üslubunu “kaba ve cahil” bulduğu Erdoğan’ı “politik dahi” ilan etmek dahil, kalemi hiçbir övgüyü esirgemedi bu yeni pozisyonunun hakkını verebilmek için Alçı‘nın da.

***

Şimdi FETÖ diye anılan yapının kanallarında arz-ı endam etti durdu uzun bir süre…

“Kumpas” olduğu hem siyasi, hem hukuki olarak tescillenen davaları “Fetullah Hocaefendi’yi Türkiye’de yaşayamaz hale getiren insanların yargı konusu yapılması” olarak yorumlayarak destekledi mesela; literatüre bilmediğimiz bir “suç” kazandırdı!

Bank Asya kredisi mevzuna girmiyorum bile, milyonların gözü önünde  tekrar tekrar ilan etti “Hocaefendi’ye saygısını”

Sonra…

Sırf evine yakın diye, yolunun üstünde diye faturasını Bank Asya’ya yatıran sıradan vatandaşların bile “olağan şüpheli”ye dönüştüğü bir olağanüstü dönemin, konforu bozulmayan birkaç isminden biri olarak yaşadı.

Haksızlık, hukuksuzluk, vicdansızlığın arşı alaya çıktığı günlerin medyadaki başat figürlerinden biri olmamış gibi, memleketin hak, hukuk otoritesi muamelesi görüyor şimdi! Parçası olduğu “dil”in mağdurları bile ona başvuruyorlar kendilerini anlatabilmek için iyi mi!

***

PKK’nın yeniden palazalanmasıyla sonuçlanan çözüm sürecini destekledi. “Askeri vesayet”e karşı “ileri demokrasi”nin “sivil cengaveri”ydi. Balyoz davasında yargılanan ve birçoğu terörle mücadele kahramanı askerlerin eşleriyle girdiği polemikte, o acılı kadınları ayıplı imalarla vurmaktan çekinmedi.

Sonra…

Cumhurbaşkanı tarafından sınıra moral ziyareti için “seçilmişler” arasına girdi; komutanlarımızla boy boy fotoğraflar çektirdi! Garip olan, komutanlarımızın da onunla fotoğraf çektirmesiydi!

***

Karabağ’ı Ermeni toprağı ilan etti, bu yüzden Azerbaycan’da “istenmeyen kişi” haline geldi…

Sonra…

Ekranlar, “Karabağ’ın geri alınmasında Türkiye’nin SİHA’larının etkisi”ni alkışlamak üzere onu davet etti!

***

“Bu devlet bal gibi katil devletti” dedi; MHP yönetimince “hain” ilan edildi.

Andımız’ın kaldırılmasını destekledi; MHP yönetimince “Başka aidiyette olup da açık edemeyen, Türklükten rahatsızlığına politika kılıfı geçiren” diye tanımlandı.

İmralı’daki caninin seçim mektubunun MHP Genel Başkanı’nın bilgisi dahilinde olduğunu iddia etti; bizatihi Devlet Bahçeli tarafından “Gözünü ve gönlünü yalana, dolana, alçalmaya teslim etmiş, hezeyan ve hüsran bataklığında çırpınan satılık kalem” olarak nitelendirildi.

Sonra…

Alçı, dünkü yazısında Taliban Afganistan’ına gittiğini duyan Bahçeli’nin kendisini aradığını bildirdi.

Ne Nagehan Alçı’ymış arkadaş; bugüne kadar ne gazeteciler, ne savaş, işgal, terör coğrafyalarında, ölümle burun buruna ne büyük gazetecilik başarılarına imza attı; kaçını, kaç siyasetçi aradı da cesaretlendirdi?

Karabağ’da bombardıman altında gözyaşlarıyla yayın yapan TV 100 muhabiri Burak Ersemiz’i kaç lider aradı da tebrik etti yahut moral verdi mesela?

***

İsterseniz “haset” deyin ama söyleyin;

Nagehan Alçı’da olup da bizde olmayan ne var Allah aşkına!

Bu nasıl bitmez bir kredidir ki; ne yazsa, ne söylese tolere ediliyor; siyasetteki herkesçe ve her seferinde!

 

Alıntı: Selcan Taşçı Hamşioğlu

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | NE NAGEHAN ALÇI’YMIŞ ARKADAŞ? için yorumlar kapalı
Kas 03

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Bir ülkede eleştirinin meşruiyetini bizzat eleştiriye muhatap olan belirlemeye başladıysa, o ülkede istibdadın karanlığına çok kalmadı demektir…” Suat Başaran

* “Türk milleti, tarihinle övün, çünkü senin ecdadın, medeniyetler kuran, devletler, imparatorluklar yaratan bir mevcudiyettir.” Mustafa Kemal Atatürk

* “Benim bütün çabam, kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır.” Montaigne

* “Nazik olun, çünkü karşılaştığınız herkes farkında olmadığınız zorluklarla boğuşuyor.” Platon

* “İz bırakanlarla, senin aranda basit bir fark var. Onlar, ömür boyu gayret ediyorlar, Sen, ömür boyu hayret ediyorsun.” Mehmet Akif Ersoy

* “Ölçemediğiniz hiçbir şeyi kontrol edemez, kontrol edemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz. Peter Drucker

* “Düşünmeyi öğrenebilmiş hiç kimse, bir şeye körü körüne inanmaz.” Tolstoy

* “Düşmanlarını bilmeyenler, onlara karşı önlem almayanlar. Dünya ve ahiret sıkıntılarından, asla kurtulamazlar.” Abdullah Uyar

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Kas 02

EGEMENLİĞİ KİM TEHDİT EDİYOR?

EGEMENLİĞİ KİM TEHDİT EDİYOR?

Erdoğan, Türk medeniyetinin zenginliğini neden 15 asırla sınırlandırıyor, onu açıklamadı ama sergilediği hassasiyetler doğrudur, ben de 10 ülke büyükelçisinin Osman Kavala ile ilgili gibi görünen bildirisinin, Erdoğan’ın Afrika gezisine cevap niteliği taşımakta olduğunu belirtmiştim.

Devlet Bahçeli‘nin “Türkiye’ye muhtıra verdiler” tespiti de doğrudur…

Yalnız, ülkenin bağımsızlığı ve millet egemenliği konusunda, AKP iktidarının bugüne kadar uyguladığı politikalar, on büyükelçinin muhtırasından daha tehlikeli değil midir? Mesela, “Türk Milleti’nden Türkiye Milleti’ne geçiş süreci”nden bahseden, 10 büyükelçi değil, Cumhurbaşkanı başdanışmanıdır. Erdoğan da uzun süre “Türk” yerine “Türkiyeli” kavramını yerleştirmek için uğraşmıştır.

“Koordinatör ülke” temsilcisinin davetiyle, terör örgütüyle Oslo’da masaya oturulduğunda, Abdullah Öcalan‘ın “ortak vatan” taleplerinin Meclis’te görüşülmesine “evet” denilmiştir. Öcalan‘ın mektubunun miting meydanında okunmasına izin verilmiştir. Terörle mücadele durdurulmuş, bu süre içinde terör örgütü şehirleri işgal etmiştir.

Her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına aldıktan sonra “Türk milleti diye bir milletin varlığına tahammülü olmayanlar”dan bahsetmek, ne derece inandırıcı olabilir? “AKP iktidarı sayesinde hepimiz Türk olmaktan kurtulduk” veya “Açılımın başarısı, anayasadaki Türklük tanımının kaldırılmasına bağlı” sözlerini de on büyükelçi söylemedi!

***

“Yeni Anayasa” hazırlayıp “Devletin adı ve şekli: ASRİKA (Asya-Afrika) İslam Devletler Birliği’dir. ASRİKA, konfederal cumhuriyettir. ASRİKA İslam Devletler Birliği, kuvvetler ayrılığı ve başkanlık sistemi ile yönetilir. Başkenti İstanbul, resmî dili Arapçadır.” diyen de on ülkenin büyükelçisi değildir!

En son devletin temel niteliklerinin değiştirilmesi tartışmasını başlatan da AKP’li bir isimdir. Ekonominin bozulması, stratejik kuruluşların yabancılara satılması, tarım üretiminin baltalanması, Merkez Bankası’nın boşaltılması gibi uygulama ve kararlar da hep AKP iktidarının eserlerindendir! Devleti, 17-25 Aralık operasyonuna kadar bütünüyle FETÖ kadrolarına teslim eden de AKP iktidarıdır.

“Diyarbakır, BÜYÜK Orta Doğu Projesi’nin yıldızı, bir merkezi olabilir” diyen, yani bütün bunları Türkiye’ye yaşatan kişinin, on büyükelçinin muhtırasına karşı “Türk Milleti’nin egemenliğine ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına sahip çıkıyoruz” sözleri, Türk Milleti ve Türk devleti için teminat değildir!

Teminat, sıfırdan başlayıp, devletin kuruluş esaslarını yeniden hâkim kılmaktır.

 

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | EGEMENLİĞİ KİM TEHDİT EDİYOR? için yorumlar kapalı
Kas 01

TİLKİ İLE KEÇİ

         TİLKİ İLE KEÇİ

Sıcak bir yaz günüydü. Tilki sıcaktan, susuzluktan bunalmış perişan bir haldeymiş. Derken şansı yaver gitmiş ve bir kuyuya rastlamış. Tertemiz su, bir yandan sıcaklık, bir yandan susuzluk, düşünmeden atlamış kuyuya. Kana kana içip bir güzel yıkanmış. Kendine gelmiş, gelmiş ya! Aklı da başına gelmiş. Nasıl çıkarım bu kuyudan diye başlamış düşünmeye. “İyi olacak hastanın ayağına doktor gelir” misali bir keçi belirmiş kuyunun başında. Keçi seslenmiş:

—Su nasıl tilki kardeş?

—Mis gibi Çelebim mis!

Keçi kendine yapılan şişirmenin farkında olmadan atlamış kuyunun içine. Kana kana içmiş suyundan. Ferahlamış. Ferahlamayla birlikte kendini toparlayarak sormuş:

—Nasıl çıkarız buradan tilki kardeş?

—Kolay Çelebim kolay. Düşündüğün şeye bak! Sen arka ayaklarının üzerine kalk, ön ayaklarını kuyuya yasla, kafanı da dik tut, ben boynuzlarına basar çıkarım, seni de yukarı çekerim.

Keçi denileni yapmış. Tilki, keçinin sırtından kendini dışarı atmış. Keçi aşağıdan seslenmiş:

—Çek beni Mir’im. Tilki sende çenenin altındaki sakalın kadar akıl olsaydı, sonunu düşünmeden çıkamayacağın kuyuya dalmazdın. Hoşça kal Çelebim diyerek oradan uzaklaşmış. Tabiî ki olan keçiye olmuş.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | TİLKİ İLE KEÇİ için yorumlar kapalı
Eki 31

ALGI YÖNETİMİ

ALGI YÖNETİMİ

“1980 yılında CIA tarafından hazırlanan ‘Yanıltma Taktikleri: Efsaneler ve Gerçekler’ isimli raporda, algı yönetimi çalışmalarında kullanılacak 10 temel kuraldan söz edilmektedir:

İlk iki kural şöyledir:

‘Hedef kitlede mevcut olan bir inanış, görüş ve düşüncenin manipüle edilmesi, o bilginin/fikrin yanlışlanmasından veya yeni bir fikir ve görüş kabul ettirmekten daha kolaydır.

İnsanların algı mekanizmalarının belirli sınırları bulunmaktadır, onlara sunulacak bilgilerin tamamının birden sunulması yerine kademeli olarak sunulması daha etkilidir.’

Burada iki yöntemden bahsedilmektedir:

1- Belirsizliğin azaltılmasını amaçlayan birinci yöntemde, hedef kitlenin bilmediği bir konuda net olarak ortaya konulmuş bir hedefle ilgili tamamen yanlış, manipüle edilmiş bilgiler kullanılarak kitlenin algısının yönetilmesi amaçlanmaktadır.

2- Belirsizliğin artırılmasını amaçlayan ikinci yöntemde ise hedef kitlenin amaçlanan konuya ilişkin bir kısım bilgisi bulunmaktadır. Bu durumda ortaya sunulacak çok sayıda bilgi ile bir tür bilgi kirliliği oluşturulması hedef kitlenin hangi bilgilerin doğru hangilerinin yanlış olduğu konusunda tereddütlerin oluşması sağlanmaktadır. Böylece oluşturulan bu bilgi kirliliği kanalıyla manipüle edilmiş bilgilerin de kabul ettirilmesi daha kolaylaşacaktır.”

***

Tonyukuk, bu bilgiler ışığında Türkiye’deki algı yönetimiyle ilgili değerlendirme yaptı ve şöyle dedi:

“Hedef kitlede mevcut olan bir inanış görüş ve fikrin manipüle edilmesine örnek, Atatürkçülük üzerinden yapılan algı operasyonudur. Atatürk ile ilgili ortaya atılan yanıltıcı ve manipüle edilmiş hap bilgiler tek merkezden hazırlanıp medya üzerinden servis edilmektedir.

Manipüle edilmiş bilgiler kademeli olarak verilerek tepkiler önlenmektedir. ‘Şeriatı getireceğiz’ dedikleri anda buna tepkiler büyük olacaktır ancak kademeli olarak mevcut durum kötülenip arka planda yapılmak istenenler de kademeli verilir.

Hedef kitlede mevcut durumdan bir kopma olmayacağı algısı oluşturularak, hedeflenen amaç gizli bir şekilde o insanların beynine kademeli olarak yerleştirilir.

Ülkemizde mevcut sistemin korunacağı vurgulanarak, ‘Atatürk değil ama Kemalizm kötüdür’ algısı beslenir. Aslında hem ülkenin laik Cumhuriyet rejimine hem de Atatürk’e karşı sistemli projeli bir saldırı söz konusudur.”

 

Alıntı. Yeniçağ Arslan Bulut

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | ALGI YÖNETİMİ için yorumlar kapalı
Eki 30

MERYEM ATMACA

MERYEM ATMACA

Tarih kitapları hiç yazmaz?

Büyük kahraman Meryem ATMACA elindeki 10.000 altını vererek Rusya’daki 1800 esiri kurtardı.

Meryem Atmaca, babasından kalan 10.000 altını vererek Sovyetler Birliğinin elinde ki 1800 Türk esiri kurtarıp Anavatana dönmesini sağlamış ve fakir bir kadın olarak vefat etmiştir.

  1. Dünya Savaşı yıllarında Ruslara esir düşen 1800 Türk askerine karşılık babasından kalan tüm mirası olan 10 bin altını vererek onları kurtaran kahraman Türk kadını Meryem ATMACA’dır.

Sarıkamış’ta Ruslara karşı zorlu bir mücadele veren ama soğuk, açlık ve cephane azlığı gibi sebepler yüzünden yüzlerce askerimiz Rusların eline esir düşerek Sibirya’ya gönderildi.

Rusya’da çıkan 1917 yılındaki Bolşevik İhtilali sırasında bu esirleri kurtarmak için Meryem ATMACA devreye girdi. Elinde babasından kalma 10 bin altını vardı.

Belki de hiç kimsenin yapmayacağı fedakârlığı gösteren, Miralay Ali Rıza Atmaca efendinin eşi Meryem Atmaca Ruslarla pazarlık yaparak zimmetinde bulunan altınları onlara verdi ve askerlerimizi kurtardı.

Kendi birikiminden 10.000 altın vererek Çar Rusya’sının elindeki 1800 Türk subay ve erlerini Sibirya’dan anavatana ilhakını sağlayan ve yoksulluk içinde vefat eden vefakâr kadın kahramanlarımızdan Meryem Atmaca’yı Rahmetle anıyorum mekânı cennet olsun.

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | MERYEM ATMACA için yorumlar kapalı
Eki 29

HALK KENDİNİ YÖNETEBİLİYOR MU?

HALK KENDİNİ YÖNETEBİLİYOR MU?

İktidarların belirleyicisi olan halk, onay verip, seçtiği ve iş başına getirdiği ve hatta 20 yıldır da iktidarda tutmakta ısrar ettiği için bu hale düşürüldük. Burada halkın kendi kendini yönetme biçimi de sorgulanmalıdır.

Madalyonun öteki yüzünde hepimiz varız.

Seçtik, kendi kaderimizi tayin ettik ve başımıza bunlar geldi.

Gelmeye de devam ediyor.

Acaba ders alacak mıyız?

Mesela, diyecek miyiz; “bir partiyi iki kereden fazla seçip iktidarda tutmamız doğru değilmiş” diye.

Size bir şey söyleyeyim mi?

Türk seçmeni, siyasal karar alırken, kendi öz çıkarlarından çok, başkalarına, dini, siyasi ideolojilere göre karar veriyor. Bu da şu demektir: Türk toplumu, yeterince demokratik, siyasi ve sosyal bilince ulaşamamıştır.

Kısacası demokrasinin halka verdiği yetkileri, halk, olması gerektiği gibi yönetemiyor.

Halk kendini yönetemediği daha doğrusu kendini yöneteceklerini seçmesini beceremediği için başımıza olmadık sıkıntılar geliyor.

Posted in Gündem | Tagged , , , , , | HALK KENDİNİ YÖNETEBİLİYOR MU? için yorumlar kapalı
Eki 28

CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
“Türk ulusu büyüktür. Özgürlüğü ve barışı sever. Canı pahasına da olsa, Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşatacak güçtedir. Ve yaşatacaktır…Cumhuriyet, etnik kökeni ne olursa olsun tüm yurttaşlarını Türk Ulusu çatı kimliğinde birleştirmiştir.”
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
CUMHURİYET
Bir yüce iradenin
Beklediği hürriyet
Can ile ifadenin
Adıdır cumhuriyet!
 * * *
Ay, yıldızlı alların
Petek petek balların
Türk, Türk diyen dillerin
Tadıdır cumhuriyet!
 * * *
Gözlerdeki o, ferin
Siperdeki neferin
Kurtuluşa seferin
Şadıdır cumhuriyet!
 * * *
Alında yazıların
Şehit ve gazilerin
Atide, mazilerin
Yâdıdır cumhuriyet
 * * *
Kenan Şahbaz
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , | CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN için yorumlar kapalı
Eki 27

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “ He şeyin en iyisini bilen Allah’tır ve başarı O’nun sayesindedir.” İbni Haldun

* “Şiddet, beceriksizlerin başvurduğu son çaredir.” İsaac Asimov

* “Tarımı ihmal eden ülke, intihar ediyor demektir. Gelişmiş ülkelerin semalarında, ne kadar uçağın uçtuğu değil. Ne kadar çok, arının uçtuğu önemlidir. Eğer arılar ölürse, ileri ki yıllarda insanlar da ölür.” Albert Einstein

* “Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir.” Mustafa Kemal Atatürk

* “Rüşvetçi politikacıları, hırsızları ve hainleri seçen halk kurban değil suç ortağıdır.” George Orwell

* “Öyle puslu ki hava, şeytan bile Müslüman mintanı giyiyor.” Kazım Karabekir

* “Düşüncesini ifade edemeyen bir insan, bizzat idam edilmiş demektir.” Sokrates

* “Başkalarını kazanmak için, kendini kaybetme.” Robin Sharma

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı