Kas 15

TORPİL NASIL YAPILIR?

TORPİL NASIL YAPILIR?

 

Yıl 1934…

Milli Eğitim Bakanlığı Ankara’nın Ulus semtinde, bakan ise Abidin Özmen…

Günün bir saatinde makam kapısı çalınır; tok bir sesle “Giriniz!” sesi duyurulur…

İçeriye Atatürk’ün yaverlerinden biri girer, yanında da iki genç vardır…

Gelenlere yer gösterir özel kalem yetkilisi…

Yaver Baka Abidin Özmen’e elindeki zarfı uzatır; Atatürk’ten gelmektedir, zarfın üzerinde “Bay Abidin Özmen, Milli Eğitim Bakanı” yazmaktadır…

Bakan Abidin ÖZMEN zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur. Mektupta şunlar yazılıdır: “Yaver Bey’le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırın.”

Devletin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ten gelen bir emirdir bu satırlar.

Yerine getirilecektir…

Bakan Özmen, Orta Öğretim Genel Müdürünü çağırtır ve şu direktifi verir: “Yaver Bey’in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp, her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının veli ve ödeyen hanesine Atatürk’ün ismini yazdırarak bana getiriniz.” Der…

Genel müdür verilen emri yerine getirir.

Milli Eğitim Bakanı Abidin Özmen de kısa bir mektup yazar, Atatürk’ün yaverine verir ve yollar.

Bakanın yazdığı mektupta şu ifadeler yer alır: “Muhterem Mustafa Kemal Atatürk, Yaver Bey’le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için; bu çocukları fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğun da emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ek’te takdim ediyorum.” Şeklindedir…

Mektup Mustafa Kemal Atatürk’e ulaşır, Başbakan İsmet İnönü’ye telefon ederek: “Bak senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı!” diyerek olayı anlatır…

İnönü, Bakan adına özür diler ve düzeltilmesi için gereğini yapacağını söyler…

Atatürk: “Yok! Özür dileme. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse…” Der!

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , | TORPİL NASIL YAPILIR? için yorumlar kapalı
Kas 14

ATATÜRK KARŞITLIĞI

ATATÜRK KARŞITLIĞI

 

Milli Mücadele Dönemi, Beyannameleri ve Basın adlı eserde Teali-i İslam Cemiyetinin yayınladığı beyannamedeki bir pasaj şöyledir:

Ey Kahraman Askerler!

Harp senelerinde sizi cephe cephe sürükleyen ve aç susuz süründüren ve din kardeşlerinizin, hemşehrilerinizin beyhude yere ölmelerine sebebiyet veren birkaç kişi arasında Mustafa Kemal, Ali Fuat, Bekir Sami gibi zalimler de var idi!

Siz bu zalimlerin cinayetlerine daha ne kadar göz yumacaksınız? Elinize aldığınız fetva-i şerif ki Allah’ın emridirokuduğunuz hatt-ı münif ki halifemizin, padişahımızın bir fermanıdır, siz Allah’ın emrine halifenin fermanına ittibaen bu canileri, bu katil canavarları daha ziyade yaşatmamakla memur ve mükellefesinizŞu alçaklar ve hempaları bu cinayetleri hep sizin sayenizde yapıyor; bunları vücutlarını külliyen dünyadan kaldırmak beşeriyet için, Müslümanlık için bir farz olmuştur.”

11 Nisan 1920’de Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları hakkında bu ölüm fetvasını yazan Mustafa Sabri’ydi. Onun yazdığı bu fetva, o tarihte şeyhülislam olan Dürrizade Abdullah tarafından imzalandı, Damat Ferit’in onayı ve Vahdettin’in buyruğuyla da yürürlüğe konuldu.

Bu Mustafa Sabri, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in idam fetvasını da veren şahıstır. Kurtuluş Savaşı zaferle sona erince İngilizlerin yardımıyla Mısır’a kaçtı. Yüz ellilikler listesinde yer aldı ve vatandaşlıktan çıkarıldı.

1927’de Yunanistan’da çıkardığı “Yarın” gazetesinde yayınladığı şiirin bir kıtası şöyledir:

“Badema -Şahit olsun işte cihan-

Yalnız Müslüman ve insan

Olarak kalmak üzere, Türklükten,

Şeref ve izzetimle istifa

Ediyorum Allah’ın huzurunda!

Tövbe yarabbi tövbe Türklüğüme

Beni Türk milletinden addetme.”

Böyle insanlar bu topraklardan çıkmıştır ve onunla aynı zihniyette olanların devamı da vardır. Ancak Refik Halit gibiler de vardır. O, Milli Mücadele sırasında “Bizim için tutulacak tek kurutuluş yolu, İngiltere ile beraber yürümektir”, “Mustafa Kemal’in muzaffer olduğunu görmektense, memleketin Yunanlılar tarafından alınmasını tercih ederim”. Demişti. Bu hain tavır yüzden o da 150’likler arasına girerek Türkiye’yi terk etmek zorunda kalmıştı.

Refik Halit gittiği ülkelerde barınamayacak ve Türkiye’ye dönecektir. Dönüşünde ise şu açıklamayı yapmıştır:

“Sevgili yurdumu ne halde bıraktım?

Dumanı yaslı tüten bir fabrika bacası tanırdım; Zeytinburnu…

Ankara’da tek bina Taşhan’dı.

Bankalarda dilimiz ötmez, şirketlerde sözümüz sökmezdi.

Trende Türkçemi Rumlaştırmadan biletçiye meram anlatamazdım.

Tokatlıyan’da Frenkçe söylemezsem garsona dilediğimi kolayca yaptıramazdım.

Plajlarımızda yüzen yabancılara kıyıdan korkarak bakar, Avrupa’dan dönerken hudutta şapkamı pencereden atardım.

Memlekette toprağın kurusu bizim, yaşı elindi.

Mütemadiyen tekrarladığım şu; Yaşa Atatürk, beni gurbette de göğsümü kabartarak yaşatan Atatürk”.

Eninde sonunda herkes aslına dönüyor. “Keşke Yunan galip gelseydi” diyen zihniyetin Türkiye’de tarihi kökenleri var ama yanlışlarından dönenler de var. Sonuçta Cumhuriyeti uyku nedir bilmeyen nesiller yaşatacaktır! O halde yakınmak yok uyanmak var!

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | ATATÜRK KARŞITLIĞI için yorumlar kapalı
Kas 13

ADIMIZ TÜRK’TÜR BİZİM

ADIMIZ TÜRK’TÜR BİZİM

 

Avşar, Türkmen, Tatar… Soyda dallardır

Bir bedende el, ayak ve kollardır

Bu gerçeği duymaz olduk yıllardır

Kökümüz bir, adımız Türk’tür bizim

 

Hep beraber bir bayrağa kan verdik

Bir can olduk, bu vatana can verdik

Biz cihana Türk adıyla şan verdik

Ülkümüz bir, adımız Türk’tür bizim

 

Düşman güçler bizleri bilemezler

Satılmışlar, istiklal dilemezler

Biriz, bölünmeyiz hiç bölemezler

Yurdumuz bir, adımız Türk’tür bizim

 

Basiretsiz bunca aydına rağmen

Sen ulusun hiç kimseye baş eğmen

Vatan için şehit, er ile teğmen

Dilimiz bir, adımız Türk’tür bizim

 

Alevi, Sünni deyip ayrı görmedik seni

Zulme esarete vermedik seni

Asla hor görmedik, yermedik seni

Kıblemiz bir, adımız Türk’tür bizim

 

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , | ADIMIZ TÜRK’TÜR BİZİM için yorumlar kapalı
Kas 12

MİLLETİ AÇLIĞA MAHKÛM ETMEK

MİLLETİ AÇLIĞA MAHKÛM ETMEK

Ekonomideki karışıklık ve büyükelçiler krizi sürerken Hukuk Tarihi Sempozyumu’nda konuşan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, “Ülkemizde Kanun-i Esasi’nin 1876 gibi çok da geç olmayan bir tarihte ortaya çıktığını görüyoruz. 1921 Anayasası’nın 100’üncü yılındayız. Bakıldığında azımsanmayacak bir birikim ortadadır. Bu birikimi alarak da sivil, demokratik, özgürlükçü anayasa yapma imkânı vardır” dedi. Yani Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçiş için yapılan değişikliklerin, Anayasa’yı sivil, demokratik ve özgürlükçü hale getirmediğini itiraf etmiş oluyor.

Tabii bu değişikliği, 15 Temmuz’u “Allah’ın lütfu olarak” gördükleri için işi aceleye getirdiler ama 2023, 2053 ve 2071 vizyonları için daha fazlasına ihtiyaç duyuyorlar.

***

“Yeni bir Anayasa” demek yeni bir devlet kurmak demektir. Bunun için toplumun bütün dengelerinin sarsılması, ekonominin bozulması, komşularla hatta en çok ihracat yapılan Batı ülkeleriyle sorun çıkarmaları gerekiyor ki mevcut devleti tarihe gömerek yeni bir devlet kurabilsinler! Ekonomide ve uluslararası ilişkilerde bu kadar kötü yönetim, ancak bu şekilde izah edilebilir. Devlet kasasından bir kalemde 128 milyar boşaltılmasının sebebi ancak böyle bir planlama olabilir. Kaldı ki yıllar içinde boşaltılan paranın miktarı çok daha büyüktür…

***

Yeni bir devlet kurmakta olduklarını, bunun için “hukuk reformu süreci”nin devam edeceğini ben söylemiyorum, kendileri defalarca açıkladı!

Durum böyleyken, muhalefet de Anayasa konusunda benzer çalışmalar yapıyor.

AKP kurmaylarının, “muhalefet katkı sunarsa orta bir yolda buluşulabilir.” dediği ifade ediliyor.

***

Sahi bir de BOP projesi vardı değil mi?

Neydi bu projenin hedefi? Türkiye dâhil 22 İslam ülkesinin haritasını değiştirmek değil mi? ,

Takipçilerimizden Murat Lokmanoğlu, “BOP’un amacı Anadolu coğrafyasından Türk’ü yok etmek. Milletimizi açlığa mahkûm ettiler. Kendi vatanında böylesine bir zulüm gören başka millet yoktur.” diyor.

Millet açlığa mahkûm edilecek ki, ekmek kaygısından vatanın altından çekilmekte olduğunu anlamasın veya anlasa bile çaresizlik içinde beklesin! Böyle değilse, ekonomiyi neden bozduklarını, ülkeyi neden yağmaladıklarını izah etsinler!

Yine bilmeleri gerekir ki, millet daha kötü şartlarda dahi egemenliğine ve bağımsızlığına sahip çıkmıştır!

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | MİLLETİ AÇLIĞA MAHKÛM ETMEK için yorumlar kapalı
Kas 11

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Kanını taşıyandan başkasına inanma!” M. Kemal Atatürk

* “23 Nisan; Egemenliğin, Osmanoğulları Ailesi’nden Türk Milleti’ne geçişinin ilk adımıdır. Osmanlı değil, Türküz, Emevi Ümmeti değil, Türk Milleti’yiz.” Cemil Kılıç

* “Arslanın vücudu yediği hayvanlardan oluşur.” Paul Valery                                                                                                          

* “Ne mutlu TÜRK’üm diyene!” M. Kemal Atatürk

* “Bu fikir, fertlerin kültür hayatına uygun olduğu kadar millî kültür sahasına da uygundur. (…) Nasıl hayvanlar ve insanlar dışarıdan bünyelerine uygun

olmayan gıdaları alınca rahatsız olur, hastalanır, hattâ ölürse, millî varlığa uygun olmayan yabancı kültürler de milletleri öldürebilir.” Mehmet Kaplan

* “Zarar vermek de ve zarara zararla karşılık vermek de yoktur.”  Hz. Muhammed

* “Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun.”  Maide S 5/8

* “Vicdan, insanın içindeki Tanrı’nın arkadaşıdır” Victor Hugo

* “Hem bireyin hem de devletin yapısını düzeltecek en etkili yoldur.” Platon

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Kas 10

“HDP KAPATILSIN MI?”

“HDP KAPATILSIN MI?”

Önce tespit… / HDP kimin partisidir? / Kimin siyasi ayağıdır? / PKK terör örgütünün… / Demokrasilerde terör örgütlerinin partisi olabilir mi? / Hadi fazlasıyla demokrat kesilip “olabilir” diyelim. / Silaha, şiddete ve teröre karşı olduğunu söyleyerek örgütün amacına uygun yasal bir siyaset izlemesine izin verilebilmeli diyelim. / (…) / Ülke kendisini topyekûn terör örgütüne karşı savunurken o partinin kalkıp devleti-hükümeti katliamcılıkla ve soykırımla suçlayıp o terör örgütüne açıkça arka çıkması, o terör örgütüne sırtını dayadığını çekinmeden söylemesi, o terör örgütünün liderinin heykelini dikeceklerini bas bas bağırması demokrasinin gereği olarak kabul edilebilir mi? /  HDP tam da böyle bir parti… / Hatta daha da fazlası… / (…) / Evet, HDP kapatılmayı hak ediyor…

Yukarıdaki satırlar benim değil. HDP yapısını en iyi bilecek isimlerden birine; eski Ak Parti milletvekili, tavizsiz Reisçi Mehmet Metiner‘e ait. Yazının başlığı “HDP kapatılsın mı?” (Star, 27 Şubat 2020).

Metiner sebepleri sıraladıktan sonra ne diyor: “Evet, HDP kapatılmayı hak ediyor…”

“HDP; Anayasamızın 68/4. fıkrasına ve Siyasi Partiler Kanununun 101. maddesine aykırı eylemlerin odağı haline gelmiş bir siyasi partidir.”

HDP kapatılırsa yeniden kurarlar, bahanesine kimse sığınmasın. Kanunu uygulamamak suçtur!

Alıntı: Arslan Tekin

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | “HDP KAPATILSIN MI?” için yorumlar kapalı
Kas 09

KARS’TA AYNA

KARS’TA AYNA

Fıkra bu ya!…

Tarihte ilk kez Kars’a ayna gitmiş.  Adamın biri aynayı görüp eline almış. Daha  önce hiç kendini görmediği için ölen kardeşine benzetmiş karşısındakini.

Adam:
– Ey gidi gardaşımm. Seni bi daha görmek nasipte  varmış. Aynayı eve götürüp sarılıp uyumuş kardeşine:)

Karısı bakmış adam  bi şeye sarılıp uyuyor, aynaya bakmış bir kadın Allah belanızı vireee. Bu  karıda kim. Bi bokada benzese diyerek feryat figan evden çıkar kadı efendiye  gider.

Kadın:
-Kadı Efendi adam beni bu çirkin karıyla aldattı.

Kadı aynaya  bakar ve şöyle der:
-Yav bu karıdan çok kavata benziir!

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | KARS’TA AYNA için yorumlar kapalı
Kas 08

DİB’TEKİ BEDDUACI

DİB’TEKİ BEDDUACI

Ayasofya’da kıldırdığı Cuma namazındaki “vakfiye bedduası”ndan önce nasıl baktığını bilmiyor muyduk Atatürk’e, Cumhuriyet’e, Cumhuriyet değerlerine?

Tahminimiz de mi yoktu?

Çok mu şaşırdık; şok mu olduk yani?

Hazırlıksız yakalandık da “kal(!)” mı geldi?

( “Beddua”yı, üzerlerinde “Kurtuluş Savaşı”nı veren ordunun üniformasıyla, koca koca rütbeleriyle dinleyen “Mustafa Kemal’in askerleri“ne, “Atatürk’e de dua etmek üzere” orada bulunan muhalefet partilerinin temsilcilerine, Cumhur İttifakı’nın -yayın organlarında “Erbaş’ın ruhunda Fethullah Gülen ve Kadir Mısıroğlu’nun misyonunu taşıdığını” ileri süren- “milliyetçi” kesimin üyelerine söylüyorum…)

O yüzden mi sonuna kadar dinledik hutbeyi; “tevil” mi umduk son cümleye kadar; bu yüzden mi mekanı terk etmek aklımızın ucundan dahi geçmedi?

Aklımızla bu kadar kolay alay edilebiliyor olmasının sebebi bizatihi hazmetme eşiğimizi bu kadar esnetmiş, gevşetmiş olmamız değil mi?

****

Diyanet İşleri Başkanı olmadan önce;

İhya TV’de katıldığı bir programda “… Benim babam da 1921 doğumluydu. Onun hatıralarını dinleyerek büyüdük. Okula gittiğimizde, Kur’an kursuna gittiğimizde, Kur’an öğrenmek için gittiğimizde, Karadeniz’in bir dağ köyü… Aman yarabbi bu ne korkudur ki, Karadeniz’in bir dağ köyünden bile dışarıda nöbetçi tutuyorlar acaba bir jandarma gelir de bizim hocamızı alıp götürür mü?… Dışarıda bekliyor. Akşam evlerine Kur’an-ı Kerim’i götürmüyorlar. Tarlanın duvarlarında herkesin bir taşı var, o taşı çekiyor, Kur’an’ı taşın içine koyuyorlar, taşı oraya yerine koyuyor ki eve götürmesin Kuran’ı. Bu ne korkudur, nerede yaşadık bunu biz?..” diye anlatmıştı “rejim”in kendi iç dünyasında neye karşılık geldiğini…

“15 Temmuz darbe girişiminin kilit ismi” diye anılan, İçişleri Bakanlığı’nın “en çok aranan teröristler” listesinin kırmızı kategorisinde yer alan Adil Öksüz’ün de görev yaptığı Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin dekanıydı. Öksüz‘ün tez jürisinde de yer almış ve “Ceza Hükümleri Açısından Tevrat ve Kuran” başlıklı tezini onaylamıştı.

– Bir “FETÖ” teşekkülü olduğu gerekçesiyle kapatılan “Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın desteklediği ve aynı gerekçeyle kapatılan KADİP’in (Kültürlerarası Diyalog Platformu) yönetim kurulu üyesiydi. Başkanları, FETÖ iddianamelerinde “Sakarya Üniversitesi imamı” olarak da anılan Prof. Dr. Suat Yıldırım‘dı.

“Dinlerarası diyaloğa bir nebze olsun katkıda bulunabilmek” için Michel Lelong‘dan “İslam’la yüzleşen Batı” adıyla yaptığı çeviriyi yayınlayan Ufuk Yayınları, “FETÖ iltisakı” gerekçesiyle kapatıldı.

– Hıristiyanlık tarihi, inancı, ibadetleri, ayinleri üzerine yazdığı diğer kitapları, Genel Yayın Yönetmenliğini Zaman yazarı Ali Bulaç‘ın yaptığı, FETÖ’den 19 yıl 6 ay hapse mahkum olan Zaman Başyazarı Ali Ünal‘ın desteklediği İnsan Yayınları tarafından basıldı. Orası da kapatıldı.

–  “FETÖ”nün, Abant Platformu’na katıldı.

–  “FETÖ”nün Kimse Yok mu Derneği‘nin destekçileri arasındaydı; onları “gönül erleri” saymıştı.

***

“Beddua”; bir “Cumhuriyet kurumu” olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın böyle bir sicile emanet edilmesi değil miydi zaten?

Alıntı: S.T.Hamşioğlu

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , | DİB’TEKİ BEDDUACI için yorumlar kapalı
Kas 07

AHİ EVRAN’IN RUHANİYETİ NE OLACAK?

AHİ  EVRAN’IN RUHANİYETİ NE OLACAK?

Kırşehir’de düzenlenen Ahi Evran Anma Yılı Esnaf Buluşması’nda yapılan konuşmadan bağımsız olarak yazmıştım, Mevlana’nın elindeki ahi kanı ve ahını hatırlattığım dünkü yazıyı.

Ahi Evran ile Mevlana’nın aynı cümle içinde ve neredeyse bir tutularak anıldığı ibretlik konuşma, benim yazıyı gazeteye yolladığım saatlerde daha yeni başlamıştı.

Başladı.

Sonlandı.

Tuhaf şekilde, iki gündür kimse şu soruyu sormadı:

Ya Ahi Evran’ın ruhaniyeti?

***

Mevlana, oğuluna yazdığı mektupta, Ahi Evran için “yılan” demişti.

Ahi Evran‘ı ve onunla birlikte kendi öz oğlunu öldürtmüştü; Moğol işbirlikçisi “Caca Bey(!)”e.

Öyle mutlu olmuştu ki Ahi Evran öldürüldü diye, kelimeler yetmemişti yaşadığı sevinci ifadeye; yazmıştı da yazmıştı beyitlerce…

Ahi Evran’ın “şahsını” da geçtim; Ahilik Haftası ya…  Esnafla buluşma… Böyle bir ortamda, Moğolların katlettiği ahi/esnafın mallarına çökmüş Mevlana’yı anmak nedir Allah aşkına?

Hadi andın; tarihi bir hesap sormanın, ibret almanın nişanesi olarak an bari…

Yok!

Sanırsın Ahi Evran ile Mevlana can ciğer kuzu sarmaymışlar; öyle bir ton var konuşmada…

Hakaret değil mi bu Ahi Evran’a?

Ahilik Teşkilatı’na?

***

Türk’ün devletinin başında bulunanlar, bulundukları yeri unutup, Türk katillerini tepemize çıkarmasınlar bir zahmet, her fırsatta!

Horasan üzerinden Anadolu’ya gelip de “Ahiyân-ı Rûm”un kuran, “Bâciyân-ı Rûm”u teşkilatlandıran ve işgale karşı Anadolu’daki Türk direnişinin öncülerinden biri olan Ahi Evran‘ı, işgalcilerle iş tutan Mevlana’yla eşitlemeye kalkışmanın, Kurtuluş Savaşı’nın kahraman din adamı Rıfat Börekçi’yle, Yunanistan’a kaçıp Türklükten istifa eden İngiliz muhibi Mustafa Sabri’yi eşitlemeye kalkışmaktan farkı var mı?

Olur mu?

Tarihin adaletine  sığar mı?

***

Yazarken kendi halime gülüyorum bazen;

On binlerce terörle mücadele şehidinin hatırası üzerinde Megri Megri diye türkü söyleyebilmiş bir zihniyete; kimin hatırasının kutsal sayılıp, kiminkinin sayılamayacağına dair laf anlatmaya filan çalışıyorum ya…

Bin yıldır anlamadılar, bir günde mi anlayacaklar!

 

Alıntı

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , | AHİ EVRAN’IN RUHANİYETİ NE OLACAK? için yorumlar kapalı
Kas 06

FETÖ’cülerin, “Hayali” AKP’lilerin, “Gerçeği…”

FETÖ’cülerin, “Hayali” AKP’lilerin, “Gerçeği…”

 

Fethullah Gülen Cemaatinin, “Hizmet” adı altında yapmak istedikleri ve AKP iktidarı tarafından gerçekleştirilen değişiklikler nelerdi?

 

  1. Başkanlık Sistemi ile parlamenter rejimi kaldırmak,
  2. Anayasa Mahkemesinin yapısını değiştirmek.
  3. Yargıyı ele geçirmek için Hakim ve Savcılar Kurulunda çoğunluğu sağlamak.
  4. Devlet okullarını azaltıp özel okullar kurarak, İmam Hatip liselerini çoğaltarak çocuklarımızı İslami eğitim ile yetiştirmek.
  5. Tarikat ve cemaatlerin okullarını kontrol altına almak.
  6. Özel yatılı yurtlar kurarak çocukların yoğun İslami eğitimi almalarını sağlamak.
  7. TÜSİAD, TOBB, TBB, TTB gibi birlikleri bölmek.
  8. TÜRK-İŞ ve DİSK’e alternatif yaratmak için sendikaları bölmek.
  9. Sayıştay’ın denetim yetkilerini azaltmak ve pasifize etmek.
  10. Medyayı tek elde toplamak.
  11. Türk Silahlı Kuvvetlerini ele geçirmek, yönetmek
  12. Belediye Meclislerinde etkinliği sağlamak.
  13. Vali – Kaymakam gibi makamlara atama yapmak.
  14. Bürokrasiyi tamamen kontrol altına almak için cemaat mensupları ile doldurmak.

 

AKP’nin sloganı, “Hayaldi gerçek oldu”  değil miydi?

FETÖ’cülerin, “Hayali” AKP’lilerin, “Gerçeği…” oldu

 

Alıntı: Orhan Uğuroğlu

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , | FETÖ’cülerin, “Hayali” AKP’lilerin, “Gerçeği…” için yorumlar kapalı