Ara 05

ZİYA PAŞA’DAN TERKİB-İ BEND

ZİYA PAŞA’DAN TERKİB-İ BEND

İkbâl için ahbâbı siâyet yeni çıktı
Bilmez idik evvel bu dirâyet yeni çıktı
(Yükselmek, iyi bir mevkiye gelmek için dostlarını çekiştirmek yeni çıktı, önceleri bu beceriksizliği bilmezdik, bu da yeni çıktı)

Sirkat çoğalıp lâfz-ı sadâkat modalandı
Nâmus tamam oldu hamiyyet yeni çıktı
(Hırsızlık çoğalıp sadakat sözü moda haline geldi, namusu bitirdik, hamiyet yeni çıktı)

Düşmanlara ahbâbını zemm oldu zerafet
Dildardan ağyâra şikâyet yeni çıktı
(Düşmanlara dostları yermek bir incelik oldu; başkalarına gönül dostlarından şikâyet yeni çıktı)

Sâdıkları tahkîr ile red kaide oldu
Hırsızlara ikram ü inayet yeni çıktı
(Sâdık kişileri aşağılama, reddetme benimsenir oldu; hırsızlara ikram ve yardım yeni çıktı)

Hak söyleyen evvel dahi menfûr idi gerçi
Hainlere amma ki riayet yeni çıktı
(Her ne kadar doğruyu söyleyenler de önceleri nefretle karşılanmışsa da ancak hainlere uyma yeni çıktı)

Evrak ile ilân olunur cümle nizâmât
Elfâz ile terfîh-i ra’iyyet yeni çıktı
(Bütün düzenlemeler bazı kâğıtlar ile ilan olunur, söz ile halkın refaha eriştirilmesi ise yeni çıktı)

Âciz olanın ketm olunur hakk-ı sarîhi
Mahmîleri her yerde himâyet yeni çıktı
(Güçsüz olanın en belirgin hakkı saklı tutulur, himaye görenleri her yerde korumak yeni çıktı)

İsnâd-ı ta’assub olunur merd-i gayûra
Dinsizlere tevcîh-i reviyyet yeni çıktı
(Gayretli kişiler taassubla suçlanırken dinsizlere özgü derin düşünce yeni çıktı)

 

İslam imiş devlete pâ-bend-i terakki
Evvel yoğ idi işbu rivâyet yeni çıktı
(Devletin yükselmesine engel olan İslamiyet imiş, önceleri yoktu, bu rivayet yeni çıktı)

 

Milliyyeti nisyan ederek her işimizde
Efkâr-ı Firenge tebaiyyet yeni çıktı
(Her işimizde millî benliğimizi unutarak Batı düşüncesine körü körüne bağlılık yeni çıktı)

 

Eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık
Zîra ki ziyan ortada bilmem ne kazandık
(Eyvah bu oyunda bizler yine yandık, çünkü zarar ortada bu konuda bilmem biz ne kazandık).

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , | ZİYA PAŞA’DAN TERKİB-İ BEND için yorumlar kapalı
Ara 04

“21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde Dünya ve Türkiye’deki gelişmeler”

“21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde Dünya ve Türkiye’deki gelişmeler”

 

Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’in “milliyetçilere ve ülkücülere” ders niteliğindeki, “21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde Dünya ve Türkiye’deki gelişmeler” makalesi…

“Milliyetçiliğin bütün olumsuzluklara, hücumlara, işgallere ve zorbalıklara karşı cansiperane bir mücadele aracı olabileceğini ispat eden en büyük olay Türkiye’mizin Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silâh arkadaşlarının öncülüğünde başlattığı Kurtuluş Savaşı’dır.

21’inci yüzyılı idrak ettiğimiz bu dönemde dünyada ve ülkemizde yaşananlara baktığımızda ise geçmişteki bu hatıralar ve tarih ister istemez insanı düşündürüyor.

Yerleşen savaş-göç sarmalının “küçükleşen ve köyleşen” dünya düzenine karşı başkaldıranların itirazlarıyla bütünleşmesi durumu milliyetçiliği dünya tarihinin baş sahnesine bütün gücüyle yeniden çıkarmış oldu.

Ancak bugün “hangi milliyetçilik?” sorusunu tekrardan sormak mecburiyetinde olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.

Milliyetçiliğin iyisinin iyisiyle mi yoksa kötüsünün kötüsüyle mi karşılaşacağımızın hiçbir garantisi bulunmuyor.

Bu istikamette kısır popülizme, pratikte hiçbir karşılık üretemeyen kaba sloganlara ve salt hamasetten beslenmeye muhtaç bir milliyetçilik şablonunun dünya genelinde alan kazandığı aşikârdır.

Maalesef ki Türkiye’de de bu tip hamaset eksenli bir milliyetçiliğin – ki ben buna “azgın milliyetçilik” demeyi uygun görüyorum – sosyolojik tabanda kök salmaya yakın olabileceği tehlikesini görüyorum.”

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | “21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde Dünya ve Türkiye’deki gelişmeler” için yorumlar kapalı
Ara 03

ÖĞLENE KADAR DA GEÇİM GEREK, ÖLENE KADAR DA

ÖĞLENE KADAR DA GEÇİM GEREK, ÖLENE KADAR DA

 

Bir çiftçi her zamanki gibi sabahleyin kalkar, öküzüyle sabanını yanına alarak tarlasını sürmek için tarlasına gider. Öküzü ve sabanıyla tarlasını sürmeye başlar. Öğle vakti yaklaşmak üzereyken ak saçlı, azametli, güçlü- kuvvetli ve nur yüzlü bir ihtiyar gözüne ilişir.

Çiftçi; “Sende kimsin,” diye sorar?

İhtiyar; “Ben Azrail’im, öğle vakti geldiğinde senin canını alacağım,” der.

Çiftçi bir an korkar, şaşırır ve uzun, uzun düşündükten sonra;

“Ho öküzüm ho! Öğlene kadar da geçim gerek, ölene kadar da,” diyerek Azraile aldırış etmeden tarlasını sürmeye devam eder.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , | ÖĞLENE KADAR DA GEÇİM GEREK, ÖLENE KADAR DA için yorumlar kapalı
Ara 02

O BİR KAHRAMAN

O BİR KAHRAMAN

“Gazeteciler

Fidel Castro’ya sorarlar.

Siz bu ülkenin kurucu liderisiniz.

Normal olarak sokaklarda sizin heykellerinizin olması beklenir.

Üstelik bunca ünlü sosyalist önderler dururken siz sadece Mustafa Kemal’in heykeline izin verdiniz,

NEDEN?

Bizler daha çok devlet adamıyız…

O İSE BİR KAHRAMAN..

Sokaklara devleti yönetenler değil KAHRAMANLAR yakışır” der

DEVAM EDER…

Biz bağımsızlık ve devrim ruhun Ondan öğrendik…

Evet, bizde savaştık.

ANCAK bir devlete karşı savaştık…

O İSE Dünyanın en güçlü ordularının HEPSİNİ birden yendi..

Hiç yenilgi almamış TEK ASKERDİR O” der…

Üstelik sadece cephede değil, her alanda savaşmış ve başarılı olmuş müthiş bir insan…

Yıllar sonra FİDEL CASTRO TÜRKİYE’ye gelince yine benzer sorular sorulur.

Şöyle cevaplar:

“ Bende çok zorlu bir savaşın içinden çıktım. Onca kitaplar okudum…

Ancak savaş meydanlarında kitap okuma rekorları kıran başka bir asker görmedim, duymadım.

Her şeyi anladım da bunca güçlüğü ve değişimi nasıl başardı hafızam almıyor” dedi.

Bunlar o günlerin medyasında yer almıştı…

Dünyada, kendi topraklarını işgal ederken canlarını vermiş düşman askerlerinin analarına,

“Ey evlatlarını bu topraklarda kaybetmiş analar;

Silin gözyaşlarınızı, onlar artık bizim de evlatlarımızdır. Bırakın Mehmetçiklerle koyun koyuna uyusunlar”

DİYEBİLECEK RUHA SAHİP bir tek devlet adamı ve asker gösteremezsiniz dünya tarihinde…

“VATAN SAVUNMASI İÇİN YAPILMAYAN HER SAVAŞ BİR CİNAYETTİR” diyen

başka bir lider, devlet adamı yoktur…”

Fidel CASTRO ne güzel tanımlamış ATATÜRK’ü. Yazıklar olsun, O büyük Devlet Adamını, Lideri, Üstün İnsanı, İnkılapçıyı, En Büyük Başkomutanı, Tek Adamı, İlk Cumhurbaşkanını, Tüm  Varlığını Türk Milletine Adamış Tek Önderi Fidel CASTRO kadar tanıma anlayışı ve vicdanını taşımayanlara!

ATAM, mekanın cennet, ruhun sonsuza kadar şad olsun….

 

Alıntı

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , | O BİR KAHRAMAN için yorumlar kapalı
Ara 01

99 KUBBELİ CAMİ

99 KUBBELİ CAMİ

Endonezya’nın Güney Sulawesi eyaletindeki Makassar kentinde inşa edilen 99 Kubbeli Cami görenlerin dikkatini çekiyor.

Endonezya’nın Güney Sulawesi eyaletindeki Makassar kentinde bulunan 99 Kubbeli Cami, tasarımıyla dikkat çekiyor. Caminin etrafında da doğal güzelliklerin olduğu ve camiyi görmeye gidenlerin, etraftaki doğal güzelliklerden de memnun kaldığı öğrenildi.

Caminin bulunduğu Makassar, Endonezya’nın Güney Sulawesi ilinin başkenti olan şehirdir. Ayrıca Sulawesi Adasının en büyük şehridir. Endonezya’nın Cakarta, Surabaya, Bandung, ve Medan şehirlerinden sonraki 5. büyük şehridir. Bu şehir Endonezya’nın Sulawesi adasının güneybatı kıyısında yer almaktadır.

Posted in Hikayeler | Tagged , , , | 99 KUBBELİ CAMİ için yorumlar kapalı
Kas 30

İNGİLİZCE ÖĞRETMENİNİN ATATÜRK’E HAKARET EDEN SAFİYE’YE YAZDIĞI MEKTUP…

İNGİLİZCE  ÖĞRETMENİNİN ATATÜRK’E HAKARET EDEN SAFİYE’YE YAZDIĞI MEKTUP…

Sevgili Kızım Safiye;

Bugün, benimle ilgili sarfettiğin kötü sözleri duydum. Üzülmedim desem yalan olur. Ama ne için, ne kadar üzüleceğime bir türlü karar veremedim. Sana mı üzüleyim, kendime mi üzüleyim yoksa benim gibi seçilmiş ve adıyla hitap ettiğin şuan ki cumhurbaşkanınız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a mı üzüleyim, bunların hepsini geçtim, senin başını örterek, ahlaki yetişkinliğe ulaştığını zannedip, büyüklere saygıyı ve mezarlıkta küfür edilmeyeceğini öğrenemediğini öğrenen ailene mi üzüleyim…

Bu laflarını ve bana karşı yapılanları düşündükçe, aklıma neyi eksik yaptım sorusu gelmiyor değil. Dağılmakta olan bir imparatorluğu, dört bir tarafı düşmanla çevrili Anadolu’yu, köylerinde Rumların tecavüzlerine maruz kalan analarımızın olduğu şehirleri, silah arkadaşlarımla bir olup, gece gündüz demeden savaşarak kurtarmaya çalıştık…

Biz de bilirdik, Kazım Karabekir’le, İsmet İnönü’yle, Fevzi Çakmak’la Avrupa’ya kaçmayı, Londra’da, Paris’te, Roma’da senin gibi aylak aylak gezmeyi, elinde kameralarla fotoğraf çekenlere 5 sterlin verip, Osmanlı’nın arkasından atmayı…

Ama yapmadık, yapamadık. İçimizde ki vatan sevgisi bu isteklerimizi yendi…

Kimimiz evinden barkından oldu, kimimiz anasını, kimimiz eşini, kimimiz çocuklarını kaybetti… Ama hiç pes etmedik…

Beni zaten biliyorsun, umarım öğretmenlerin anlatmıştır, hayatımın hepsi cephede geçti sayılır. Evlenip, soyumu devam ettirmek için zaman bile bulamadım…

Senin yaşında, cephe de binlerce Anadolu kadını öldü, senin bu günleri görebilmen için biliyor musun? Nene Hatun’u anlattılar mı sana ondan haberim yok ama bence iyi bir araştır…

Diyorlar ya, ben Osmanlı’yı dağıtmışım… Ben dünyaya gelmeden zaten Osmanlı birçok toprağını kaybetmişti… Balkanlarda, doğu da, güneyde kalmamıştı bir yer… Anadolu komple işgal altındaydı…

İşte biz silah arkadaşlarımızla Türklerin anayurdu bildiğimiz Anadolu’yu geri aldık…

Geri alınca da halkı yönetime katalım, halkın sözü olsun diye Cumhuriyeti ilan ettik. Cumhuriyeti hiç ortaya çıkarmasaydım, İmparator gibi bir hayat yaşardım onu belirteyim. Ama, Orta Asya’dan geldiğinden beri özgürlüğüne düşkün olan asil Türk Milletine en uygun yönetim şekliydi Cumhuriyet…

Cumhuriyeti ilan eder etmez ilk işimiz, Osmanlıyı parçalanmasına hız katan, senin gibi körpecik beyinleri istedikleri şekilde yıkayan, dini kendilerine göre öğreten tekke ve zaviyeleri kapatmak oldu… Bırakalım da insanlar, son güzel dini, tertemiz kutsal kitap Kuran’dan öğrensinler istedik…

Tevhidi Tedrisat kanunu çıkarak Eğitim-Öğretimi birleştirdik, kız çocuklarının okuması için önlemler aldık. Hatta sen bilmezsin belki, büyüklerine sor… 29 tane İmam Hatip Okulu ve İlahiyat Fakültesi açtık…

Kadınlarımız ezilmesin, yönetimde söz sahibi olsun diye, birçok Avrupa ve Dünya ülkesinde bile yokken, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verdik… Kadınları iş hayatına yönlendirdik, devlet memurlukları görevine aldık… Ezilmeyin, yücelin diye…

Kızım;

Bu ülke, bu millet öyle yüce bir millettir ki… Biz, Osmanlıyı kuran Ertuğrul Gazi’yi de minnetle anarız, İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’i de, Anadolu’yu Türk Yurdu haline getiren Alparslanı’da…

Biliyor musun, Cumhurbaşkanı olduğum dönemde, Arap Kralı, Beytullah- Kabe’yi kaldıracağına dair bir söz sarfetmiş ve krala bunun karşılığında Türk Ordusuyla Arabistan’ı yerle bir edeceğimi belirtmiştim…

Unutma yavrum, “Tarihini unutmuş bir millet, başka milletlerin avı olmaya mahkumdur…”

Ömrüm yetmedi, 57 yaşında göç ettim fani dünyadan…

Ömrümü Türklüğe adadım… Ölmeden önce, “Benim naçiz vücudum elbet bir gün yok olacaktır, ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” dedim…

 

Mirasımın büyük bir kısmını, Türk Tarih Kurumuna ve Türk Dil Kurumuna bağışlamak için talimat verdim…

Şahsi meselem Hatay Sorununun çözüldüğünü göremesem de, olayın tamamen bizden tarafa çözülmesi için tüm girişimleri yaptım…

Bugün, bana kötü sözler sarfettiğin yer var ya, Anıtkabir, orayı ben yaptırmadım… Benim isteğim, Hatay, Dörtyol’a gidip, hayatıma orda devam edip orda kalmaktı… Olmadı, İstanbul’da, acımasız bir hastalığın pençesine düşüp, orada öldüm…

Benden sonra gelenler de, benim için bir anıtmezar yaptırmayı düşünüp, Ankara’ya nakletmişler naaşımı…

Mektubumu fazla uzatmak istemiyorum…

Ben senin yaşındayken, askeri okulu bitirmiş, ülkeme nasıl hizmet ederim hesabı yapıyordum…

Sen de bundan sonra ki hayatında güzel şeylerle anılmak istiyorsan, ülken için, Türklük için, dinin için güzel şeyler yap…

Ben hala bütün ümidimin gençlikte olduğuna inanıyor ve seni en kalbi duygularımla selamlıyorum…

Gazi Mustafa Kemal

“ diye bir mektup yazardı herhalde bu kızımıza Ulu Önderimiz”

 

Saygılarımla

 

Hanefi Zobar

Ingilizce öğretmeni

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | İNGİLİZCE ÖĞRETMENİNİN ATATÜRK’E HAKARET EDEN SAFİYE’YE YAZDIĞI MEKTUP… için yorumlar kapalı
Kas 29

BANARIM GECELERİ SENSİZLİĞE KENDİMİ

BANARIM GECELERİ SENSİZLİĞE KENDİMİ (HER ŞEY SENSİN)

 

Yalnızlık kulvarında çiğnetemem bendimi

Bir tek sana açarım içimdeki derdimi

Elim, dilim, bedenim, suskun kalbim her yanım

Banarım geceleri sensizliğe kendimi

 

Bir aşk ile kapıldım yalnızlık girdabına

Önsözünü ben yazdım bu aşkın kitabına

Teslim oldum bir anda sevginin hitabına

Banarım geceleri sensizliğe kendimi

 

Karanlıklar prensi diye konuldu adım

Ağzım, dilim kurudu bir tek sana susadım

Özümdeki sevgini Hak katında kutsadım

Banarım geceleri sensizliğe kendimi

 

Beni, sana çağırır uzaktaki bir ışık

Yıldızlar benim gibi yalnızlığa alışık

Aklım, gönlüm, yüreğim, sorma karmakarışık

Banarım geceleri sensizliğe kendimi

 

Hiçbir canlı yok iken her gecemde sen vardın

Beni bir gece gibi altı yönümden sardın

Sen, içimde bir ışık yüreğimdeki hardın

Banarım geceleri sensizliğe kendimi

 

Nefes aldığım havam, vazgeçilmez suyumsun

Kâlu Beladan beri benim gerçek huyumsun

Atiye odaklanmış sen kahraman soyumsun

Banarım geceleri sensizliğe kendimi

 

Kenan Şahbaz

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , | BANARIM GECELERİ SENSİZLİĞE KENDİMİ için yorumlar kapalı
Kas 28

BİN YILDIR DEVAM EDEN KAVGA

BİN YILDIR DEVAM EDEN KAVGA

 

BU COĞRAFYADAKİ KAVGA YENİ BAŞLAMADI, BİN YILDIR DEVAM EDİYOR ASLINDA.

BUGÜN YAŞANANLARI KAVRAYABİLMEK İÇİN BU COĞRAFYADA BİN YIL ÖNCE BAŞLATILAN KAVGANIN KÖKENLERİNİ BİLMEK GEREKİR.

 

BU KAVGA, AKLI ESAS ALAN İBN-İ RÜŞT İLE AKIL YERİNE VAHYİ ESAS ALAN, POZİTİF BİLİMLERİ VE FELSEFEYİ REDDEDEN GAZALİ ARASINDA BİN YIL ÖNCE BAŞLADI.

 

BU KAVGA, RESMİ YASAKLAYAN ANLAYIŞA RAĞMEN İLK KEZ KENDİ PORTRESİNİ YAPTIRAN FATİH SULTAN MEHMET İLE ONUN RESMİNİ GÜNAH DİYE KALDIRAN OĞLU II. BAYEZİD’İN KAVGASIDIR.

 

BU KAVGA, DÖNEMİN EN MODERN RASATHANESİNİ YAPAN TAKİYÜDDİN İLE BU RASATHANEYİ, GÜNAH SAYARAK BOMBALATAN KADIZADELİLERİN KAVGASIDIR.

 

BU KAVGA, “TÜRKİYE’DE İLK ÇAĞDAŞLAŞMA ATILIMINI BAŞLATAN SULTAN II. MAHMUT İLE ONA GÂVUR PADİŞAH DİYENLERİN KAVGASIDIR.

 

BU KAVGA, TÜRKİYE’DE MODERN EĞİTİMİN ÖNCÜLERİNDEN ŞEMSİ EFENDİ İLE ONUN SELANİKTE AÇTIĞI OKULUNA BASKIN DÜZENLEYEREK “GÂVUR İCADI” OLARAK GÖRDÜKLERİ DERS ARAÇLARINI SOKAKLARA FIRLATANLARIN KAVGASIDIR.

 

BU KAVGA, TANZİMATLA BAŞLATILAN ÇAĞDAŞLAŞMA SÜRECİNİ DEVAM ETTİREN İRADE İLE BU İRADEYE BAŞKALDIRI OLAN 31 MART OLAYINI BAŞLATAN DERVİŞ VAHDETİ GRUBUNUN KAVGASIDIR.

 

BU KAVGA, KURTULUŞ SAVAŞININ ÖNDERİ MUSTAFA KEMAL PAŞA İLE EMPERYALİST GÜÇLERLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDEKİ DAMAT FERİTLERİN, GAZİ’YE ÖLÜM FETVASI VEREN ŞEYHÜLİSLAM MUSTAFA SABRİ İLE GAZİ’NİN SAFINDAKİ ANKARA MÜFTÜSÜ BÖREKÇİZADE’NİN KAVGASIDIR.

 

BU KAVGA OSMANLININ KÜLLERİNDEN ÇAĞDAŞ BİR ÜLKE YARATMAK ÜZERE CUMHURİYETİ KURAN VE DEVRİMLERİ GERÇEKLEŞTİREN GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İLE KARŞI DEVRİMCİLERİN KAVGASIDIR.

BU KAVGA CUMHURİYETTEN YANA OLANLARLA HİLAFET VE HANEDAN TARAFTARLARININ KAVGASIDIR.

 

BU KAVGA, MENEMEN’DE KATLEDİLEN KUBİLAY İLE ONU KATLEDEN DERVİŞ MEHMETLERİN KAVGASIDIR.

 

BU KAVGA, ”HAYATTA EN HAKİKİ YOL GÖSTERİCİNİN BİLİM VE AKIL” OLDUĞUNA İNANANLARLA, KURTULUŞU AKIL DIŞI YOLLARDA, ŞEHYHLERDE VE ŞIHLARDA ARAYANLARIN KAVGASIDIR.

 

BU KAVGA, “FİKRİ HÜR VİCDANI HÜR, İRFANI HÜR” KUŞAK YETİŞTİRMEK İSTEYENLERLE İTAATKÂR KULLAR YETİŞTİRMEK İSTEYENLERİN KAVGASIDIR.

 

BATI, 15.ASIRDA BAŞLATTIĞI RÖNESANS, ARDINDAN GELEN BİLİMSEL DEVRİM VE AYDINLANMA DEVRİMLERİYLE BU KAVGAYI ÇOKTAN BİTİRDİ. ANCAK BU KAVGA BİZİM COĞRAFYAMIZDA BİTMEDİ, BİTMEYECEK GÖRÜLÜYOR.

 

YÜCE TANRI BİR ÜLKEYE HER DARA DÜŞTÜĞÜNDE YENİ BİR ATATÜRK GÖNDERMEZ. BU KAVGANIN KAZANILMASI, TOPLUMU EĞİTMEKTEN VE AYDINLATMAKTAN GEÇİYOR.

 

Prof.Dr.İsa Eşme

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , | BİN YILDIR DEVAM EDEN KAVGA için yorumlar kapalı
Kas 27

ALİYA İZZET BEGOVİÇ’TEN ALTIN SÖZLER

ALİYA İZZET BEGOVİÇ’TEN ALTIN SÖZLER

♦İnsan hiçbir zaman ahlaken tarafsız değildir. Dolayısıyla o, daima ya hakikatten yahut sahte olarak ahlaklıdır veya en çok görülen her ikisidir.

♦Malcolm X, İslam aleminde herhangi bir ırkçı duygunun bulunmayışını nükteli bir şekilde ‘renk körlüğü’ olarak tanımlar. Müslümanlar rengi değil, insanı görürler.

♦Her iktidar insanları bozar ve bu bozgunculuğun yıkıcı etkisine ancak sadece Allah’a iman ve ahlaki değerlerin sürekli canlı tutulması faaliyeti karşı durabilir.

♦Ben Müslümanım ve Müslüman olarak kalmaya kararlıyım. Bu hayatımın sonuna kadar böyle devam edecek. Çünkü İslam benim için iyi ve asil olmanın en doğru ifadesidir.

♦Her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.

♦Ya İslami yenilenmeye doğru hareket veya pasiflik ve gerileme. Müslüman halklar için üçüncü bir ihtimal yoktur.

♦Vicdan özgürlüğü ve hoşgörü meselesi ahlaki bir sorundur ve her insan, bu iki zıt hükümden hangisinin taraftarı olduğunun cevabını kendi ruhu içinde aramak zorundadır.

♦Bir kelimeyi hiç aklınızdan çıkarmayın: Devlet. Devletin ne kadar önemli olduğunu hepimiz idrak etmeliyiz. Devletsiz bir millet boşluğa düşer, rüzgârda savrulup gider.

Ruhu şad olsun

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , | ALİYA İZZET BEGOVİÇ’TEN ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Kas 26

YÜZYILIN İTİRAFLARI (2)

YÜZYILIN İTİRAFLARI (2)

 

2013 yılında bir internet sitesi, bu Rockefellerin bazı yazılarını ele geçirmiş ve “ABD’li Yahudi Bankacı David Rokfeller’den Yüz yılın İtirafları” adıyla bunları yayınlamıştır. 2014 yılında ise sözünü ettiğimiz kitap basılmış; fakat piyasadan toplatılmıştır.

Bu itiraflar ile ABD’nin ve Batı Avrupa’nın büyük devletlerinin yirminci yüz yılda dünya halklarının başlarına ne oyunlar ve felaketler getirdiği açık olarak ortaya çıkmıştır. Bu itiraflar, inanılmaz boyuttadır ve sadece Türkleri ve Türk Dünyası ile değil, bütün dünya ile ilgili meseleler üzerinde neler yaptıkları ve düşündükleri açıklanmıştır. Bu yazılarda Türkiye ile ilgili bölüm, bizi daha çok ilgilendiren bölümdür. Yapılan işlerin esas aktörleri, ABD ve Batı Avrupa devletleridir. Bütün icraatı yapan bunlardır. Bunların esas hedefleri Türkiye ve Türklerdir.

“Türkiye, coğrafi ve stratejik bakımından çok önemli bir ülkedir. Bu yüzden üzerinde daha fazla durmak istiyorum. Bu ülke bizim için çok önemlidir ve Türklere bırakılacak kadar önemsiz değildir….

1) Büyük İsrail Devleti’nin sularının büyük kısmının kaynakları Türkiye toprakları üzerindedir.

2) Türkiye Avrupa ve Asya arasında bir köprüdür.

3) Müslüman aleminde öncül ve demokratik tek ülkedir….

İslâmiyet’i yıkmak istiyorsak işe Türkiye’den başlamak gerekir. Bu Türkler aslında birleşip bir araya gelseler, karşılarında hiç kimse duramaz. Bu yüzden, böyle bir ihtimale karşı ajanlarımız her an iş başında bekliyorlar. Türk devletlerinde anahtar mevkilerde adamlarımız var. Bunlar böyle bir ihtimali sezseler o anda Türkiye’deki huzur ve güven ortamını bozacak olaylar yaratırlar ve bu darbelerle bu tür bir birleşmeyi önleriz.

Medeniyetin kurucusu ve beşiği olarak Türkleri kabul edemeyiz; tam aksine entrikalar ile bu medeni miraslarına el koyarak biz, onları bütün dünyaya, barbar, hak – hukuk tanımayan bir halk olarak tanıttık ve bu alanda oldukça başarılı olduk. Sümer kralları Urukagina ve Urnammu çok Allah’lı bir cemiyet kurarak insanlar arasında adaleti korumak ve haksızlığı önlemek için kanunlar çıkararak çağdaş toplumlara örnek olurken bugün, tek Allah’lı bir halk olan Türkiye’de bizim çalışmalarımız sonucunda medeni vasıflar, ahlak, terbiye, saygı, sanat, edebiyat, tarih yok olurken; fahişelik, rüşvet, hırsızlık, haksız kazanç ve soygun hüküm sürmektedir. Dünya çapında Türkiye’de yetişmiş, bir tane bilim adamları, sanat adamları, edebiyat adamları ve siyaset adamları yoktur!

Aslında Türkler, tarih kitaplarını açıp okusalar, bütün gerçeği görecekler. Ama Türkler için duyduğuna inanmak yeterlidir; okumak onlara çok zor gelmektedir. En kolayı, geçmişi öğrenmeden gece yatarken hissettiklerini kaleme alarak ertesi günü hüküm vermektir. Düşünün ki, hangi tesirin altındasınız ve kime kul olmaktasınız?

Ben de bu ana kadar en medeni ulus olarak İngilizleri görüyordum. Türk tarihini, Türk medeniyetini öğrenince, konuyu değiştirdim.

Provokatörlerimizin çalışmaları ile 1970’li yıllardan itibaren Türkiye’de sağ ve sol ideolojiler arasında adeta bir iç savaş yaşattık. Ülkeye koyduğumuz ambargo ile halk canından bezmiş, yağa, tuza, gaza muhtaç olmuştu. Birkaç kişi zenginleşmiş, halk ise sefalete düşmüştü. Provokatörler için halkı ayaklandırmak zor olmadı. Ülke o dereceye geldi ki, sokaklarda her gün elli – altmış kişi öldürülüyordu. Bütün ülke terör korkusundan adeta sinmiş saklanmıştı. Binlerce Türk genci, bizim uydurduğumuz ideolojiler esasında can verdi. Zamanı gelince bilgimiz dâhilinde indirilen bir darbe ile terör bitti, ortalık sakinleşti. Çünkü provokatörler işi bitirmişler, geriye dönmüşlerdi. Burada oynadığımız oyun, milleti birbirine düşürüp çaresiz bırakmak ve onlara bir kurtarıcı göndermekti. Bu durumda o kurtarıcı, kim olursa olsun, ‘anarşiyi – terörü bitiren, ölümleri sonlandıran’ insan olarak kabul görecekti. Bizim demokrasi uğrundaki mücadelemizin esası buydu.

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , | YÜZYILIN İTİRAFLARI (2) için yorumlar kapalı