May 07

“Sivil Örümceğin Ağında: Project Democracy”

“Sivil Örümceğin Ağında: Project Democracy”

 

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, “Türkiye’de seçilmiş bir hükümetin silahlar yoluyla zorla devrilmesine yönelik girişimi örgütleyen tehlikeli bir ağ olduğunu söyleyebilirim. Genelkurmayın, polisin, adaletin en yüksek kademelerine kadar nüfuz etmeyi başarmış ve tüm dünyanın gördüğü o girişimi yapmaya başarmış bir ağ söz konusu.” dedi.

***

“Ağ” denilince, Mustafa Yıldırım’ın “Sivil Örümceğin Ağında: Project Democracy” adlı kitabını hatırlatmamak olmaz!

O kitapta, Yıldırım, kurulan ağ sayesinde 21 adımda bir ülkenin nasıl ele geçirildiğini anlatmıştı.

* Önce para piyasaları uluslararası tefecilere açılıyor, ekonomik bunalımlar hazırlanıyor, devlet şirketleri, kapatılmak üzere satılıyor, bankalar yabancı şirketlerin egemenliğine geçiyor, yerel sanayicilerle doğrudan temasa geçilerek devlet merkezine karşı güvensizlik aşılanıyor, iş adamları yeniden örgütleniyor,

* Yerinden yönetim talepleri destekleniyor, su-elektrik gibi kentsel işletmeler ve belediye hizmetleri, yabancılara devrediliyor. Ulusal sanayinin yıkılması için bütün yollar kullanılıyor, kamuoyu oluşturan kanaat önderleri, paralı konferanslara davet edilerek etkisizleştiriliyor. Uzaktan kumandalı insan hakları örgütleri kuruluyor, bilimsel ve toplumsal çerçeveli konferanslar, vakıf ve “think tank” dernekleri üzerinden besleniyor,

* Mevcut sendikalara, siyasi partilere eğitimci, danışman kadrolarıyla sızılıyor, medya ele geçiriliyor veya yeni medya araçları kuruluyor, casuslar yerine muhabirler kullanılıyor.

* Kitlelerin akıl denetimlerini ele geçirmek üzere yoğun propaganda ve yanlış bilgilendirmeyle tarihsel devlet kurumları ve etnik sürtüşmeleri önleyen geleneksel kurumlar yıpratılıyor, yeni kimlikli topluluklar yaratılıyor

* “Yerel tarih”, “yerel kültür” araştırması adı altında etnik kışkırtıcılık yapılıyor. “Çok kültürlülük” propagandasıyla toplumsal ortak kültür temelleri yıkılıyor. Millî günler silikleştiriliyor, din kültürü, “medeniyetler/dinlerarası diyalog” programlarıyla, Batı’nın dinsel kurumlarının güdümünde eritiliyor, ulusal egemenliğin karşısında dini cephe oluşturuluyor.

* Liderlik programlarıyla, güdümlü yenidünya düzenine tapınan ultra-liberal önderler yetiştiriliyor, ulusal ordu zayıflatılıyor, ulusal sınırlar gevşetiliyor, ordu yönetimleri günlük siyasete çekiliyor ve “seçim darbesi”yle egemen devlet, ele geçiriliyor.

* Merkezi direniş olursa, yaygın ve sürekli kitle gösterileri düzenleniyor. Bu sürecin hızlandırılması için etnik çatışmalar düzenleniyor, ölümle sonuçlanan kışkırtmalarla etnik ya da mezhepsel kimlikler kemikleştiriliyor.

Artık o devlet ele geçirilmeye hazırdır.

 

Alıntı Yeniçağ: Arslan Bulut

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | “Sivil Örümceğin Ağında: Project Democracy” için yorumlar kapalı
May 06

Üç Katolik rahibe

Üç Katolik rahibe

Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanımızın yeni ziyaret ettiği Papa’dan özür dileyerek, bu fıkrayı aktaracağım:

Mezheplerin birbirine saldırması, dinlerin birbirlerine saldırısından daha acımasız olmakta.

Üç Katolik rahibe, manastırı bırakıp, normal hayata dönme kararı almışlar. Başrahibe kendilerini kabul etmiş. Ayrılmalarına üzüldüğünü belirtip, nasihatlere başlamış.

Birinciye sormuş; “Hangi mesleğe girmek istiyorsun çocuğum?”

Cevap: “Satıcı olmak istiyorum Sayın Başrahibe”.

Uyarı; “Çok dikkatli ol ruh sağlığını düşün”.

İkinciye de aynı soruyu yöneltmiş ve “manken” cevabını almış. Onu da uyarmış “Aman çok dikkatli ol. Etrafında çok erkek dolaşır. Ruhunun sağlığını düşün”.

Üçüncüye sorduğunda ise şu cevabı almış; “Prostütierte -hayat kadını- olacağım.” Bunu duyan Başrahibe düşmüş bayılmış. Ayılınca soruyu tekrarlayıp aynı cevabı alınca bu

defa farklı konuşmuş; “Haa, zararı yok. Ben de Protestan olacağım diye anlamıştım”.

 

Demek ki mezhep değiştirmeyi hayat kadınlığından daha kötü kabul eden bir zihniyet var.

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , | Üç Katolik rahibe için yorumlar kapalı
May 05

KIBRISİ’NİN MÜRİTLERİ

KIBRISİ’NİN MÜRİTLERİ

 

Gerek Kadir Mısıroğlu…

Gerekse eşi Aynur (Aydınaslan) ve çocukları Abdullah Sünusi, (rahmetli) Mehmet Selman ve Fatıma Mehlika…

Nakşibendi Şeyh Nazım Kıbrısi’ye bağlandı.

Fatıma Mehlika, “Semamızda Bir Yıldız” kitabında şeyhi Nazım Kıbrısi’yi göklere çıkardı.

Ah şu tesadüfler:

– Lozan’da Türkiye’yi en çok zorlayan İngiltere, “Lozan zafer değil hezimettir” diye kitap yazan Mısıroğlu’na siyasi iltica verdi!

– Mısıroğlu’nun, İngilizlerin onayıyla Anadolu’ya çıkarma yapan Yunan Ordusu için “keşke Yunan galip gelseydi” demesini de bu açıdan değerlendirmek gerek. Aslında…

İngiltere dış politikası ne ise, -her ikisi de vatandaşlıktan çıkarılan- Şeyh Kıbrısi ve müridi Mısıroğlu hep benzer görüşü savundu!

Diyebilirsiniz ki: Kadir Mısıroğlu Bakırköy Akıl Hastanesi’nde yattı; Cerrahpaşa Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nden rapor aldı. Delidir ne dese yeridir.

Ancak…

Gel de bunu Milli Görüş kadrolarına anlat!

Yerli… Milli… Yurtsever…

Hiç mi inanç lideri kalmadı? Diyorlar.

Değerli Nasuhi Mehmet Türbesi’nin Kadir Mısıroğlu’nun sahibi olduğu Sebil Yayınevi’ne ve vakfına verilmesini kim kabul edebilir?

Mısıroğlu’nun Kuleli Askeri Lisesi yanındaki -ruhsatını AKP’nin verdiği- Kuleli Yakamoz Restaurant, 15 Temmuz FETÖ darbesi gecesi ne yaptı? Kadir Mısıroğlu’nun adı bir yerde geçecek de, o iş karışık olmayacak! Neyse.

Birileri kandırılmaya doyamıyor.

İngiliz atasözüdür:

Herkes kendi geleceğinin mimarıdır.”

 

Alıntı Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | KIBRISİ’NİN MÜRİTLERİ için yorumlar kapalı
May 04

Bir sünnet düğünü hikâyesi

Bir sünnet düğünü hikâyesi

 

Geçtiğimiz pazar İstanbul’un en lüks otellerinden “Shangri La’da” bir sünnet düğünü vardı. Düğün sahibi Baran Korkmaz, Karslı genç bir işadamıydı.
*
Korkmaz, düğünün başlamasıyla birlikte eline mikrofonu alıp sahneye çıktı. “Hepiniz hoş geldiniz. Bu düğünü bugüne kadar en az 5 kez eşimle ‘Böyle bir dönemde düğün olmaz’ diyerek erteledik.
Sonra baktık ki bizim ülkemize barış gelene kadar bizim oğlan askerlik çağına gelecek… Düğünü yapmaya karar verdik.” Bu dokunaklı sözler misafirlerin yüzünde buruk bir tebessüm yarattı. Baran Korkmaz devam etti konuşmaya: “Birazdan sizlere birer boş kese dağıtılacak. İçlerine hediyenizle birlikte lütfen adınızı ve adreslerinizi de yazın…”
*
Bu sözler aralarında valiler, milletvekilleri, işadamları, sanatçıların da bulunduğu davetlileri adeta şoke etti. Salonda buz gibi bir hava esti. Bu nasıl bir görgüsüzlük, nasıl bir saygısızlıktı?
Adam utanmadan kimin ne takacağını sorguluyor, bu da yetmiyor “Mutlaka adresinizi de yazın” diyordu. Korkmaz’ın bu sözleri üzerine salonda homurdanmalar başladı. Davetliler arasında orta yaşlı bir adam eşine dönüp “Kalk gidiyoruz burada 5 dakika daha durmam” diyordu.
*
Sahnede elinde mikrofonla salondan gelen tepkileri seyreden Baran Korkmaz konuşmasını bitirmek için yeniden hamle yaptı: “Şimdi hepiniz merak ediyorsunuz tabii, kardeşim takıyı anladık da adresimizi niye yazıyoruz? Anlatayım… Ben Karslı bir ailenin okuyamamış çocuğuyum. İstanbul’a geldiğim yıllarda yoksulluğun dibini gördüm.
Banklarda yattım. Yıllar sonra iş hayatında başarılı oldum. Banklarda yattığım o günlerden bugünlere taşıdığım tek bir hayalim vardı: Bu ülkenin doğusu ve batısı arasındaki mesafeyi kapatmak. Şu an bu salonda Kars valimiz de var.
Düğünden önce Vali Bey’le konuşurken öğrendim ki memleketimde kız öğrenciler için acil bir yurda ihtiyaç varmış. Eşimle karar verdik, bugün sizlerin oğlumuza hediye edeceğiniz takıları o yurdun yapımı için Kars valiliğine bağışlayacağız.
O yurtta kalacak kızlarımıza okula başladıkları ilk gün sizlerin isimlerinizi ve adreslerinizi vereceğiz. Her biri size kendi cümleleriyle teşekkürlerini ifade eden bir mektup yazacak.”
*
(Büyük bir hayırsever olan Baran Korkmaz, bugüne kadar okullar ve yurtlar yaptırdı. Kars Bacalı’da yaptırdığı anaokulunun açılışına ‘Çocuklar Gülsün Diye’ derneğinin başkanı Gülben Ergen de katılmıştı.)
*
Baran Korkmaz konuşmasını bitirdiğinde tüm davetliler ayakta alkışlıyordu. İstanbul’un en lüks otellerinden birinin balo salonu az sonra tarihinin en anlamlı anlarına sahne oluyordu.
Davetliler bir yandan gözyaşlarını silerken diğer taraftan sünnet düğünü için getirdikleri takılara ne ekleyebileceklerini düşünüyorlardı. İstanbullu bir turizmci elindeki keseye Baran Korkmaz’ın oğluna takmayı planladığı tam altınla birlikte kolundaki lüks saati sokmaya çalışıyordu.
Anadolu’dan gelen bir tekstilci hanımefendi üzerindeki bütün mücevherleri almadığı için yeni bir kese daha rica ediyordu.
(Baran Korkmaz Kars’ın köylerinde birçok okulun inşasına yardım etti.)
*
22 Mayıs akşamı İstanbul’daki o sünnet düğününde toplanan 1 milyon 870 bin lira birkaç gün önce Kars Valiliği’ne bağışlandı. Kars’ın Digor ilçesinden çıkan bir gencin hayali binlerce Karslı genç kızın hayalinin gerçekleşmesine vesile olurken, Baran Korkmaz nezdinde bu toprağın tüm güzel insanlarına selam olsun.
Candaş Tolga Işık / Posta Gazetesi

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | Bir sünnet düğünü hikâyesi için yorumlar kapalı
May 03

3 Mayıs Türkçülük Günü

3 Mayıs Türkçülük Günü Kutlu olsun

İlk kez 3 Mayıs 1945’te ortaya çıkan Türkçülük Günü, günümüzde de çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Peki 3 Mayıs Türkçülük Günü nedir? İşte Türkçülük Günü’ne dair kısa bilgiler…

Türkçülük Günü, ülkemizde yapılan çeşitli etkinlikler ve Türkçülük kavramının korunmasına dair bilgilendirmeler ile kutlanmaktadır.Türkçülük Günü tarihçesi kısaca ve öz  aşağıdaki şekildedir

TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ TARİHÇESİ

Türkçülük Günü’nün ortaya çıkışı, Hüseyin Nihal Atsız – Sabahattin Ali davasının 3 Mayıs 1944’teki duruşmasının ardından oluşmuştur. 3 Mayıs 1945 tarihinde Tophane Askerî hapishanesinde Nihal Atsız, Zeki Velidi Togan, Nejdet Sançar ve Reha Oğuz Türkkan başta olmak üzere 10 mahkûm tarafından kutlanan Türkçülük Günü, bir sonraki senelerde de yapılan toplanmalar ile Türkçülük Günü adını almıştır.

Posted in Gündem | Tagged , , , , | 3 Mayıs Türkçülük Günü için yorumlar kapalı
May 02

YURTDIŞINA KAÇTI

YURTDIŞINA KAÇTI

 

Fetullah Gülen’i “vermiyor” diye ABD’ye kızıyorlar.

FETÖ elemanlarını “koruyor” diye Almanya ve İngiltere’ye kızıyorlar.

Peki…

Emperyalizmin, gölgesi altındaki İslamcıları “kollaması” yeni mi?

– 200 yıl öncesine gidelim mi?

– II. Dünya Savaşı günlerine gidelim mi?

– Soğuk Savaş dönemine gidelim mi?

Kadir Mısıroğlu’ndan örnek vereyim:

12 Eylül 1980 darbesi MSP’yi kapattı ve başta Erbakan olmak üzere parti yöneticilerini tutukladı.

Bugün SP başında bulunan Temel Karamollaoğlu gibi parti yöneticileri hapse girerken bir kişi yurtdışına kaçtı: Kadir Mısıroğlu!

CIA, savaştan sonra Naziler’den İslamcı kadroları devraldığı sır değil. İki üsleri vardı; Berlin ve Frankfurt.

Kadir Mısıroğlu kısa zaman sonra ailesini de Frankfurt’a getirdi.

1983’te hakkında “yurda dön” çağrısı çıkarıldı. Dönmedi. İngiltere’ye iltica etti.

İngiltere’de “koruyucusu” vardı:

Şeyh Nazım Kıbrısi!

Hatırlayınız:

– “Prens Charles’ı Müslüman yaptım”; “Kraliyet ailesi Hz. Muhammet’in soyundan geliyor” demişti.

– “TC öldü” demişti: “700 sene Osmanlı dayandı bunlar 70 senede bitti. Ektiğiniz ekin mevsimlikti.”

– Dinlerarası Diyalog kapsamında Papa ile sadece Fetullah Gülen mi buluştu? Şeyh Kıbrısi, Papa 2. Jean Paul ve Papa 16. Benediktus ile görüştü.

– İngiliz hükümetiyle yakın ilişkisi sır değildi…

– MİT ve Genelkurmay arşivlerinde “İngiliz casusu” belgesi vardı…

ABD’de yaşayan – Amerika Yüksek İslam Konseyi’nin kurucu başkanı- damadı Hişam M. Kabbani’nin faaliyetlerine girmeyeyim! Rand Corporation 2007 raporunda, “Ilımlı Müslüman Liderler” listesinde F. Gülen ile birlikte Rabbani de vardı! (Hele.. Şeyhi Kıbrısi önünde diz çöken Malezya Büyükelçisi ABD vatandaşı Merve Kavakçı’nın arkasındaki lobiyi hiç açmayayım!)

Mısıroğlu’na döneyim…

 

Alıntı Yeniçağ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | YURTDIŞINA KAÇTI için yorumlar kapalı
May 01

FAYDASI VAR MI?

FAYDASI VAR MI?

 

Deli gönül uslanmadın bir türlü

Bu mudur yaşamak azgın, küfürlü?

Ahlaktan hayâdan huydan özürlü

Şimdi ağlamanın faydası var mı?

 

Yok, maharet ne kavukta cüppede

Mazlum ahı çınlıyor gök kubbede

Ağır yaralandın pek çok cephede

Gönül dağlamanın faydası var mı?

 

Sevgiden habersiz gönül buz tutmuş

Dalkavukluk hakikati unutmuş

Asırlarca nice şahlar uyutmuş

Şahı yağlamanın faydası var mı?

 

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , | FAYDASI VAR MI? için yorumlar kapalı
Nis 30

Fesli Kadir Mısıroğlu

Fesli Kadir Mısıroğlu

 

Erdoğan, Mısıroğlu’na neden büyük saygı duyuyor?

Soruyla yanıtlayayım:

Rahmetli Erbakan, Mısıroğlu’nu neden hiç sevmezdi?

Sadece bu kadar değil:

– Yıl 1972. Mısıroğlu Sebil dergisinde “MSP, AP’nin önünü kesmek için kurduruldu” diye yazdı.

– Yine de… Erbakan, hakkında davalar açılan Mısıroğlu’nu milletvekili yaparak “dokunulmaz” yapmak istedi. 1977 genel seçimlerinde Trabzon ikinci sıradan aday gösterdi. Seçilemedi. Senato seçiminde İstanbul ikinci sıraya koydu. Kazanamadı.

– Buna rağmen… MSP’nin 1978’deki kongresinde Erbakan’a karşı Korkut Özal hazırladığı alternatif listede Kadir Mısıroğlu (ve İsmail Kahraman) yer aldı! Özal ve Mısıroğlu, Erbakan’ın listesini deldi.

Erbakan karşıtı alternatif listeden kazanması için çalışan gençlerden biri de Erdoğan idi! (Serkan Yorgancılar “İslamcı Gençliğin Yazılmamış Öyküsü: Akıncılar” adlı kitabında, 1976’daki MSP İstanbul İl Gençlik Kolları Kongresi’nde Erdoğan, Divan Başkanı Kadir Mısıroğlu kurnazlığıyla başkan seçilmiş; Sebil dergisine kapak olmuştu!)

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , | Fesli Kadir Mısıroğlu için yorumlar kapalı
Nis 29

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “26 Ağustos’da kazanmak için ya Alpaslan ya Mustafa Kemal olmak ya da onların izinden gitmek lazımdır!” Ahmet  Yavuz                                                                               

* “Mutluluk bir tercihtir” Steve Chandler

* “En büyük mutluluk, hür düşünceli olmaktır” Anatole France..

* “Sonsuzluk yolunda nasıl böylesine kolayca ilerlediğine hayret eden birisi vardı; gerçekte hızla bayır aşağı yuvarlanıyordu.” Franz Kafka

* “Haksız eleştiri çoğunlukla biçim değiştirmiş övgüdür.” Dale Carnegie                                                      

* Kendilerini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler, sadece kölelerdir. Voltaire

* “Hayvanların hakları olmadığı ve onlara davranışımızın ahlaken önemsiz olduğu iddiası Batı barbarlığının ve ilkelliğinin mükemmel bir örneğidir. Ahlakın yegane garantisi

evrensel merhamettir.” Arthur Schopenhauer

* “İsterseniz yanlış düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düşünün.” Doris Lessing                                   

* Kendi kendini değiştirmenin ne kadar güç olduğunu düşünürsen, başkalarını değiştirmeye çalışmada şansının ne kadar az olduğunu anlarsın”… Voltaire

 

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Nis 28

BU İHANET DEĞİLSE NEDİR?

BU İHANET DEĞİLSE NEDİR?

 

Türkiye üzerinde çok tehlikeli oyunlar oynanıyor…

Damarları kesiliyor bu ülkenin, hem de “bereketli topraklar” üzerinde… Toprağı, havası, suyu boğuluyor bu ülkenin… Üstelik ülkeyi yönetenlerin “gaflet ve dalalet”ten kurtulmayan kendi ellerinde…

Ne oldu da; dünyada “kendi kendine yeten” 7 ülkeden biri olan Türkiye, soğanı, karpuzu İran’dan, biberi KKTC’den, fasulyeyi Kırgızistan’dan, sarımsağı Çin‘den, çayı Sri Lanka’dan, mısırı Ukrayna’dan, buğdayı Almanya, Kazakistan, Rusya‘dan, nohudu Meksika’dan ve eti Sırbistan’dan ithal edecek hallere düşürüldü?..

Ve ne oldu ki bu ülkeye, hayvancılık yok edilirken saman ithal edecek hale getirildi?.. Devasa Harran, Adana, Konya, Hatay ve Ege ovaları dururken bu ülke nasıl olur da milyarlarca dolar harcayarak, 20 ülkeden pirinç ve 38 ülkeden pamuk ithal edecek duruma düşürüldü?..

Ve son olarak zeytin ağaçları katledilirken nasıl oldu da Fas’tan zeytinyağı ithal edecek kadar ayaklara düşürüldü Anadolu?..

Nasıl bir iş ki bu, 180 milyon zeytin ağacı bulunan bir ülke 90 milyon ağacı olan Fas‘ın ellerine terk edildi?..

Velhasıl; devlet enerji üretiminin yanı sıra en az 30 milyar doları “tarımsal kalkınma olsun” diye GAP’a harcarken, bu ülke nasıl olur da una, ete, şekere, meyveye ve hele hele de buğdaya-pamuğa hasretlik çekecek hale getirildi?..

Yani; Tarım ve sanayi üretiminde topallasın, ayağa kalkamasın ve elin yabancısına mahkûm olsun diye, kendi ayağına nasıl kurşun sıkar bu ülke?..

Peki, Türkiye tarım ve sanayi alanında üretimden niçin uzaklaştırılıyor?.. Yanıtı çok basit; AKP iktidarı kendi ithalatçı zenginlerini de yaratıyor…

Üretim kasıtlı olarak daraltılıyor, iktidardan beslenen tüccarlara yeni “ithalat” kalemleri yaratılıyor ve bu ülke kendi zengin kaynakları ölüme terk edilirken, varlık içinde yokluğa zorlanarak hızla çökertiliyor…

Yani, birileri “ithalat”la zengin olsun ve diğer yandan ancak üretimle ayakta durabilen milyonlar sefil olsun diye, mide bulandırıcı bir tezgah cumhuriyete ihanet etmekten çekinmiyor!..

 

Alıntı

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | BU İHANET DEĞİLSE NEDİR? için yorumlar kapalı