Ara 20

MİT

MİT

www.kenansahbaz.com
Bilim adamları, bir gün mağarada yaşı 1.582.903 olan bir insan fosili bulur, bu fosili istihbarat teşkilatlarını sınamak amacıyla kullanma kararı alırlar. Önce Japon istihbaratı mağaraya girer ve 15 dk sonra dışarı çıkıp derler ki;

– Bu fosilin yaşı 1.400.000 ila 1.600.000 arasında…

Daha sonra CIA girer ve 12 Saat sonra baya bi havalı şekilde çıkarlar:

– Bu fosilin yaşı 1.500.000 ila 1.600.000 arasında, derler…

Hemen ardından KGB girer ve sırf Amerikalılara inat içerde 2 Gün kalırlar. 49. Saatte çıkar derler ki;

– Bu fosilin yaşı yaklaşık olarak 1.550.000 ila 1.600.000 arasında…

En son olarak bizim MİT girer. Aradan bir hafta geçer mağaradan ses yok, 1 Ay olur ses yok, 1.5 ay olur ses yok. Mağaranın dışında bekleşen gazeteciler daha fazla beklemeyip içeri girerken bizimkilerden biri çıkar dışarıya… Yaka paça dağılmış gömleğin yarısı dışarıda… sigarası için bir ateş ister, sigarasını yakar, o sırada gazeteciler heyecanla;

– İçeride çalışmalar nasıl efendim? Fosilin yaşını bulabildiniz mi?

Bizimki sigaradan bir fırt çeker ve;

– Fosilin yaşı tam olarak 1.582.903, der.

Bunu duyan gazeteciler şaşkınlıkla sorarlar:

– Nasıl başardınız bunu, fosilin yaşını tam olarak nasıl tahmin ettiniz?

Bizimki sigaradan derin bir nefes çeker ve derki;

– Zor oldu ama “Konuşturduk alçak herifi…”

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , | MİT için yorumlar kapalı
Ara 19

“Şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar ülkesi”!

“Şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar ülkesi”!

www.kenansahbaz.com

 

Türkiye Cumhuriyeti’ni “şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar ülkesi” yaptırmamakla da görevli TBMM’nin “yasa yapıcı” koltukları yıllar boyunca “parsel parsel” bu yapıların kontenjanları arasında paylaştırıldı!

Zaten “Siyasal İslam”ın ete kemiğe bürünmüş hali gibi göstere göstere yaptıklarından mevcut iktidarı suçlamak en kolayı;

Ya kendinize batırmak çuvaldızı?

Misal, bu olayla gündeme gelen cemaatin kurucu liderinin damadı Adalet Partisi milletvekiliydi, bugünkü lideri ANAP döneminde bakanlık yaptı, kardeşi de AKP de milletvekilliği!..

Sonrasını araştırsak daha neler çıkar da elimin altında hazır bulunan bir araştırmadan, 3 Kasım 2002 seçimlerinden örnek vereyim:

(Şeyh) Eyyüp Cenap Gürpınar: ANAP Milletvekili Adayı.

(Şeyh) Abdülkadir Seyitoğlu: ANAP Milletvekili Adayı.

(Şeyh) A.Veli Seyda: AKP Milletvekili Adayı.

(Şeyh) Mehmet Beşir Hamidi: AKP Milletvekili Adayı.

(Şeyh) Abdulhaluk Mutlu: Saadet Partisi Milletvekili Adayı.

(Şeyh) Faruk Septioğlu: Bağımsız Aday.

Bunlar sadece bir cemaatte “makam” sahibi olanları; “yakinimdir/müridimdir” kontenjanları ayrı!

 

Kaynak: Kanunu tanımıyorlar ki uysunlar! – Selcan TAŞÇI

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , | “Şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar ülkesi”! için yorumlar kapalı
Ara 18

Tarih-i Taberi’den Hurafe severlere

Tarih-i Taberi’den Hurafe severlere                                                                                                                                                                                                               www.kenansahbaz.com

 

Tarih-i Taberi 4 ciltlik bir İslam ve Peygamberler Tarihi’dir, önemli başucu kaynaklarından sayılır. Ebû Cafer Muhammed bin Cerir’üt Taberi tarafından yazılmıştır. Önemli ve doğru bilgiler de bulunmakla birlikte, özellikle 1. Cildi akıl ve bilim dışı safsatalarla doludur. Yakın zamana kadar vaizler camilerde aşağıya yazacağım bu safsatalardan örnekleri cemaate anlatılardı.

Sözü uzatmayalım, hemen geçelim alıntılara önce güneşin nasıl doğup battığına nasıl tutulduğuna bakalım:

Güneş her gün taşıtı üstünde bir pınardan doğar. O taşıtı da 360 melek enginliğin içinden çekerler ve her bir melek o taşıtın bir köşesine yapışmıştır. Allahü Teala kullarına hangi gün yardım edecekse onlara kendi ayetini, burhanını gösterip, güneşe: ‘Seni taşıyan taşıtından dışarı çık’ der. Güneş engine düşer, o taşıtı çeken 360 melek şaşkınlaşırlar. O vakit insanlar ‘Güneş tutuldu’ derler. Dünyaya karanlık dolar. Sonra Hak Teala buyurur, güneşi engin sudan çıkarırlar yine taşıtına koyarlar. O vakit halk ‘Güneş tutulmaktan kurtuldu’ derler.

Güneşin karar kıldığı, durduğu yer arş’ın altıdır. Allahü Teala doğuda, karanlıkta bir perde yaratmıştır. Ona bir meleği vekil bırakmıştır. Güneş her gece dolanınca, o melek, o karanlıktan bir avuç alır, sonra avucunu açar, o karanlıktan parmakları arasından parça parça karanlık cihana saçılır. Şafak kaybolunca da avucunu bütün açar. O meleğin kanadı doğudan batıya yetişir ve kanadı ile o karanlığı doğudan batıya kadar sürer. Dünyayı karanlık basar. Sabah vakti erişince de o melek o karanlığı yine kanadıyla sürüp doğudan batıya iletir.”

Peki domuz, sıçan ve kedi ilk kez ne zaman ve ne sebeple yaratılmışlar? Onu da Nuh’un gemisine bağlayarak şöyle anlatıyor Taberi:

Din bilginlerinden şöyle nakledilmiştir: İnsan ve hayvan dışkısından geminin içi kokmuştu. Halk kokudan bunaldı. Nuh (a.s)’a şikâyet ettiler.

-Bize medet eyle, bu kokudan bıktık! Dediler.

Nuh, eliyle fil’in arkasını sığadı. Allahü Teala’nın emriyle fil’in ardından bir domuz çıktı, o dışkıları yedi. Halk da o kokudan kurtuldu. Sonra domuzu sığadı, sıçan çıktı, Müslümanların rızkını yedi, elbiselerini kemirdi. Halk yine Nuh’a şikâyet etti, o da aslanın arkasını sığadı, aslan aksırdı, burnundan kedi çıktı, o da sıçanları yedi.”

Yaaa işte böyle, neler olmuş neler…

Bu safsatalara hâlâ inananlar var.

 

Kaynak: Tarih-i Taberi’den güneş, domuz, kedi, sıçan safsataları… – Cazim GÜRBÜZ

Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , | Tarih-i Taberi’den Hurafe severlere için yorumlar kapalı
Ara 17

BOP Kazanındaki MHP

BOP Kazanındaki MHP

www.kenansahbaz.com

 

Başbakan Yıldırım şöyle der:

“… Son günlerde Sayın Devlet Bahçeli, sağduyusu ile vatansever ve ülkenin geleceğini dikkate alarak, her türlü siyasi hesaplardan öte Türkiye’nin bu önemli meselesinin çözümü için sorumluluk aldı ve bu konuda inşallah MHP ile beraber anayasa yapacağız. Başkanlık sistemini getireceğiz. Meclis’e getireceğiz. Meclis’ten sonra iş bitmiyor. Sahibine getireceğiz. Sahibi kim? Sizsiniz. Millete gelen iş yolda kalmaz”

Demek ki toplum, güvenlikten, ekonomiye derin sorunlarla boğuşurken Başbakan’ın ifadesi ile Devlet Bahçeli, Türkiye’nin “önemli meselesini” çözmek için sorumluluk aldı!

Oysa, ne başkanlık sistemi, ne de yeni anayasa Türkiye’nin önemli meselesi…

Memleket bölünmenin eşiğine gelmiş, TSK hem içerde hem sınır ötesinde IŞİD’den PKK ya her türlü terör ile mücadele ediyor, güvenlik güçlerimiz, devlet aklının da nihayet tehdit olarak gördüğü FETÖ’yü etkisizleştirmekle uğraşıyor…

Ama Bahçeli ve Yıldırım, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı başkan yapmak ve yeni anayasa için zaman harcıyor…

Aileler geçim derdinde, borç batağında, bir avuç devlet zengini, ihale zengini yüzsüz; Türkiye’yi saran mutsuzluk, kaygı, endişe denizinde mavi yolculuğa çıkmış!

Siyasetin çözmesi gereken demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, adalet, bağımsız yargı, bilimsel eğitim, özgürlük, yolsuzluk, yoksulluk gibi sorunları dururken, Türkiye’nin fabrika ayarlarından ülkücü camianın partisi MHP, Saray’ın yelkenlisinin dümen suyuna girmiş… acı bir fotoğraf…

Hem yeni anayasa, hem de başkanlık sistemi emperyalizmin Türkiye’ye dayattığı bir model ve içeriktir. En saf yurttaşımız bile; başkanlık sisteminde iki ana akım siyasi parti olduğunu, Türkiye’de bu bölünmenin bir tarafında AKP’nin diğer tarafında CHP’nin kalacağını hesap edebilir.

Peki Bahçeli MHP’nin oylarının AKP’de eriyeceğini bildiği halde neden bu sürecin koç başı olarak ortaya çıktı? Yanıtını bulamadığımız bir sorudur…

Türk siyasetinin taşıyıcı kolonlarından ülkücü camia için de, AKP’de erimek kabul edilemez bir durumdur. Erime öylesine ortada ki; Sabah Gazetesi haberine göre Bahçeli’ye destek için seçim barajı yüzde 5’e düşürülecek. Yani Bahçeli liderliğindeki MHP’nin yüzde 5’i zor bulacağının bir itirafıdır bu girişim…

Devlet Bahçeli’nin tutumunu eleştiren, MHP’de yaptırılmayan kurultayın başkan adaylarından Meral Akşener, Bahçeli’nin bir sözünü hatırlatmış:

“Öcalan ile Erdoğan Başkanlık için söz kesmiş..” diyerek Erdoğan’ı ağır dille eleştiren Bahçeli, bugün “anlaştık” açıklaması yapıyor…

Bahçeli’nin bu savrulması AKP’de ülkücü oyların, BOP kazanında ise Milliyetçi Hareket Partisi’nin erimesine neden olacak.

 

 

Kaynak: MHP’yi BOP kazanında eritmek… – Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , | BOP Kazanındaki MHP için yorumlar kapalı
Ara 16

Ziya Paşadan Altın Sözler

Ziya Paşadan Altın Sözler

www.kenansahbaz.com

Allah’a sığın şahs-ı halîmin gazabından
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir.

(“Huyu yumuşak kişilerin gazabından Allah’a sığın;  yumuşak huylu atın çiftesi çok serttir.”)

Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz
Birkaç kuruşu mürtekibin cây-ı kürektir.
(Milyonla çalanlar yüksek ve şerefli mevkilere yükseltilerek baş tacı edilir; birkaç kuruş çalan hırsız ise kürek cezasına çarptırılır.)

Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma
Zer-dûz palan vursan eşek yine eşektir
(Kötü asıllı -soysuz¬- birine üniforma soyluluk mu verir; eşeğe altın işlemeli semer vursan yine eşektir. )

İkbâl için ahbabı siayet yeni çıktı
Bilmez idik evvel bu dirayet yeni çıktı
(Yüksek mevkilere erişebilmek için dostlarını çekiştirmek yeni çıktı; önceden bilmezdik, bu türden hüner ve beceri yeni çıktı.)

 

Sadıkları tahkir ile red kaide oldu
Hırsızlara ikram ü inayet yeni çıktı

Hak söyleyen evvel dahi menfur idi gerçi
Hainlere amma ki riayet yeni çıktı

Milliyeti nisyan ederek her işimizde
Efkâr-ı Frenge tebaiyyet yeni çıktı

(Allah’a ve vatanına sadık olanları aşağılamak ve onları reddetmek kural hâline geldi, hırsızlara ikramda bulunmak ve yardım etmek yeni çıktı.)
(Gerçi eskiden de doğruyu söyleyenlerden nefret edilirdi ama hainlere saygı göstermek, onları koruyup kollamak, onların emirlerine uymak yeni çıktı.)
(Yaptığımız her işte millî birlik ve şahsiyeti unutarak Avrupalıların fikirlerine uymak yeni çıktı.)

Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , | Ziya Paşadan Altın Sözler için yorumlar kapalı
Ara 15

Hortlayan Haçlı Zihniyeti ve El Bab!

Hortlayan Haçlı Zihniyeti ve El Bab!

www.kenansahbaz.com

Avrupa’dan çok kritik PKK hamlesi!

Belçika ve Alman mahkemeleri birbiri peşi sıra PKK’lı teröristleri serbest bırakmaya başladı. Avrupa mahkemelerinde hâkimler terörist örgüt mensuplarının yaptıklarına saygı duyduklarını ifade ediyorlar. Mahkemeler bir yandan terör örgütü mensuplarının IŞİD ile mücadelesini överken diğer yandan da Türkiye’yi IŞİD’e 2011 ile 2014 yılları arasında yardım etmekle suçluyorlar.

Avrupa mahkemelerinin kararları ile PKK’nın tezleri arasında ciddi bir bağlantı var. PKK’lı kitle katliamcıları “biz IŞİD ile mücadele ediyoruz, onlara karşı halkı koruyoruz. Türkiye IŞİD’e yardım ediyor” diyerek terör örgütü listesinden çıkarılmalarını istiyor.

Türkiye’deki terörün Batılı istihbarat servislerinin yönlendirmesi altında olduğu zaten biliniyordu. Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerin dondurulması üzerine Avrupalı kurumların gerçek yüzleri birer birer ortaya çıkmaya başlamıştır. Türkiye’de kitle katliamı yapan terör örgütlerinin bütün kurmaylarının ilk fırsatta Avrupa’ya kapak atmaları tesadüf değildir.

 

PKK’yı terör örgütü listesinden çıkartmak!

Avrupa ülkelerinin mahkemelerinin PKK’yı “silaha baş vuran örgüt” olarak tanımlamaları büyük oyunun küçük bir ayrıntısıdır.

Nitekim PKK’nın 2000’li yıllarda terör örgütleri listesinden çıkmak için Avrupa Adalet Divanı’na yaptığı başvurunun sessiz sedasız işleme konulduğu haberleri geliyor. Adalet Divanı, Avrupa Komisyonu’ndan PKK’nın terör örgütü listesine neden alındığına yönelik bilgi talep etmiştir.

Terör örgütü kanlı eylemlerini, fason olarak kurduğu TAK gibi örgütlere yıkarak, ‘Biz, IŞİD’e karşı halkı koruyan bir örgütüz’ görüşünü savunuyor.

Avrupa yargısı verdiği kararlarla PKK’yı terör örgütü listesinden çıkarmanın alt yapısını oluşturuyor. Adalet Divanı PKK’nın gerekçelerini benimsemiş durumdadır. Avrupa yargısı gözünde, PKK’nın IŞİD’le mücadele etmek zorunda kalması, Türkiye’de gerçekleştirdiği kitle katliamlarını görmezlikten gelmesine neden olmaktadır. 

Türkiye hem Suriye’de hem de Avrupa’da çok yönlü entrika ve saldırılarla karşı karşıyadır. Her türlü gelişmeye hazır olmak şarttır.

 

Kaynak: İşler iyice karışıyor – Özcan YENİÇERİ

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | Hortlayan Haçlı Zihniyeti ve El Bab! için yorumlar kapalı
Ara 14

Ötüken Yıldızı

Ötüken Yıldızı                                                                                                                                                                                                                                                       www.kenansahbaz.com

 

Ötüken yaylasından Türk’ün asil bir kızı

Yıldırımı, şimşeği kıskandırırdı hızı

Asırlar öncesinden Altayların yıldızı

Güzelliği, erliği coşup gelir her yıla

Yiğitlerin gönlünde gonca güldür Almıla

 

Asena, Börteçine ya Çinli olsa gerek

Giremezdi yiğitler er meydanına direk

Cesaret edemezdi yarışmaya her yürek

Şahlanan küheylandı hiç vermezdi fasıla

Yiğitlikte, erlikte güçlü koldur Almıla

 

Altay’ın rüzgârıyla saçları savrulurdu

Ötüken yiğitleri kahırdan kavrulurdu

Çoğu er meydanında çam gibi devrilirdi

İnanırdı Tengri’ye (Tanrı’ya) güvenirdi akıla

Türk’ün her yöresinde Türkçe dildir Almıla

 

Türk Budunu dışında yoktur benzeri eşi

O’dur Türk Budununun batmaz sevgi güneşi

Pusatlanır yiğitler yanınca cenk ateşi

Hür yaşamak uğruna akla gelmezdi sıla

Dikenleri olsa da gonca güldür Almıla

 

Türk budunu erleri Ötüken havasıyla

Gönüllere taht kuran Asena sevdasıyla

Ün salardı dört yana şanlı Türk edasıyla

Durgunluk kokuşmaktır fırsat vermez atıla

Marifetli, iffetli, sadık kuldur Almıla

 

Oklu yaylar gerilir, kılıçlar çıkar kından

Zaferle dönülürdü çıkılan her akından

Kürşat’la o kırk yiğit özlenirdi yakından

İradeyle, azimle tüm engeller aşıla

Her Türk’ün yüreğinde özden baldır Almıla

 

Bakışı ve gülüşü şafağı andırırdı

Hava gibi su gibi canları kandırırdı

Altaylardan Çin’e dek her yeri yandırırdı

Vatan konu olunca canın koyar çakıla

Sonsuzluğa yürüyen idealdır Almıla

 

Türk budunu cenk için toplardı kurultayı

Kuşanırdı kız, kızan kılıcı, oku, yayı

Yüzbinlerce kahraman şahlandırdı Altayı

Türk’e düşman olanlar kırıldıkça kırıla

Asil Türk’ün özünde tuğdan şaldır Almıla

 

Sevgi, şefkat, cesaret bilir Tengri (Tanrı) vergisi

Yeter mi hiç er kıza Ötüken’in övgüsü?

Dünyayı imrendirir Türk kızının görgüsü

Vatan, budun, hürriyet değişilir mi pula

Yeryüzünde bir Yıldız, bir Hilaldir Almıla

Kenan ŞAHBAZ

Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , | Ötüken Yıldızı için yorumlar kapalı
Ara 13

“Bilen ve öğrenenler müstesna, gerisi kaba bir sürü.” (1) Hz.Muhammed

“Bilen ve öğrenenler müstesna, gerisi kaba bir sürü.”(1) Hz. Muhammed

www.kenansahbaz.com

 

Erkek kambur balinalar çığrışıyorlar bir aşk alarmı gibi, hepsi ayrı beste ve makamlardan… Kur yapma şarkıları söylüyorlar göz koyduklarına… Kurları ağır gövdeleriyle tur yaparaktan…

Nasıl mı olur bu? İşte böyle:

Beste yapma alışkanlığı bulunan erkek kambur balinaların şarkılarının, insanların müzik geleneklerine çarpıcı benzerlikleri tespit edilmiştir.

Avustralyalı bilim insanları, 2004 ve 2007 yılları arasında kambur balinalar üzerinde yaptıkları çalışmalarda, özellikle erkek kambur balinaların dişilerini cinsel olarak etkilemek için kullandıkları sesleri inceleyerek, balinaların iletişim sistemini çözmeye başladılar. Avustralya’nın doğu kıyılarında kambur balinaların göçleri sırasında, 61 farklı gruptan 660 ses kaydedildi. 10 farklı sosyal seslendirme ayırt etmeyi umarken 34 ayrı tipte balina sesi kaydedildi. Bu veriler Amerika Akustik Derneği Dergisi’nde yayınlandı. Erkek kambur balinaların çıkardığı alarmı andıran çığlıklar, bir dişiye kur yapma anlamına geliyor. Yüksek frekanslı çığlıklar, göç esnasında dişilere eşlik etmek için ortaya çıkan rekabet sonucu gerçekleşen anlaşmazlıklar olarak tanımlandı. En sık duyulan vop sesinin ise anne balinanın çocuğunu çağırma sesi olduğu tahmin ediliyor. Araştırma sonucuna göre, balina şarkısı bir dil olarak tanımlanamasa da, insan iletişimiyle açık benzerlikleri bulunmakta.

Yaa böyle işte… Böyle de her balina, bu kur şarkıları ve kimi zaman yapılan kuyruk kavgalarına karşın eremiyor muradına. Yenilenler oluyor ve yenik erkek kambur balinalar, daha dertli ve yaralı olarak daha güzel besteler yapmak üzere çekiliyorlar bu kur yarışından…

İşte böyle… Biz Cübbeli Ahmet’in güya her derde deva, “Nal-ı şerif”i (ya da Nal-ı Nebi) ve Nihat Hatipoğlu’nun aynı anlamdaki “Kadem-i şerif’i” ile uğraşır, bunlardan yarar ve medet umar, şifa bulma, korunma ve peygamberi rüyada görme uğruna bunlara korkunç paralar dökerken, gerçek kurtarıcı olan bilim, neler keşfediyor neler…

Ve ve… Adeta bir “Yarı Tanrı” konumuna sokup, ayak izine yazılan bazı metinlerden medet umulan o Peygamber, Yaşar Nuri Öztürk’ün bulduğu (bunların dillerine almadıkları) bir hadiste şöyle demekte: “Bilen ve öğrenenler müstesna, gerisi kaba bir sürü.”

 

Kaynak: Kambur balinaların kur şarkıları nal-ı şerif ve bebek ağlaması… – Cazim GÜRBÜZ

Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , | “Bilen ve öğrenenler müstesna, gerisi kaba bir sürü.” (1) Hz.Muhammed için yorumlar kapalı
Ara 12

Ticaret Matematiği

Ticaret Matematiği

www.kenansahbaz.com
Emekli öğretmen yolda giderken, yanına son model bir araba durmuş.
Içinden çıkan bir genç:
– Hocam sizi gideceğiniz yere kadar götüreyim.
Öğretmen genci tanımamıştır.
Genç:
-Benim hocam Hacı Bekir, tanımadınız mı? Kayseri Lisesi’nden.
– Öğretmen biraz hafızasını yoklayınca genci tanır.
– Oğlum Hacı Bekir seni tanıdım ama bu ne zenginlik, sen fakir bir öğrenciydin.
Hacı Bekir anlatır:
– Öyleydim hocam ama, okuldan sonra ticarete başladım. Kısa zamanda biraz para kazandık.
Bunu duyan öğretmen iyice şaşırır:
– Oğlum ticaret hesap işidir. Ben seni matematikten sınıfta bırakmamış mıydım? Sen nasıl ticaret yapıyorsun?

– Valla hocam matematik falan bilmem. 1’e alıp 4’e satıyorum. Aradaki 3’le de geçinip gidiyoruz…

Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , | Ticaret Matematiği için yorumlar kapalı
Ara 11

AKP’nin Arapça Sevgisi

AKP’nin Arapça Sevgisi                                                                                                                                                                                                                                     www.kenansahbaz.com

 

Başbakan Binali Yıldırım ise sanki kendisinin görevi değilmiş gibi bu konulara hiç girmeden, “Başkanlık sistemi ile rejimi değiştirmeyi hedefliyorlar” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘na laf yetiştirerek daimi başkanını koruyor!

Yıldırım, “Rejim tartışması 1923’te bitti. Türkiye, “Cumhuriyet” dedi, rejimini seçti. Rejim değiştiren yok. Değişen sadece hükümet sistemi! Hükümet sistemi de aynen belediye başkanlığı gibi… İşi büyütmeye lüzum yok. 80 senedir Türkiye’de belediyeler seçiliyor. Türkiye bölündü mü?” diye soruyor!

***

Rejim değişmeyecekse, Anayasa uzlaşma komisyonunda parti yetkilileriniz “Türklüğü Anayasa’dan kaldırmak” gibi lafları niçin kullandı? “AKP sayesinde Türk olmaktan kurtulduk” diyen İstanbul İl Başkanınız değil miydi?

15 Temmuz’u başlangıç kabul etmek ve “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” kurmak ne demek oluyor? “Atatürk de öyle demişti” savunmasına kananlar olabilir ama bu söz rejiimin değiştiğini göstermek içindi! Şimdi siz Atatürk rejimini değiştirmek istediğinizi nasıl saklayacaksınız? “Laikliği Anayasa’dan kaldıralım” diyen Meclis başkanınız değil mi?

Atatürk heykellerine, resimlerine yönelik iğrenç hareketler hatta Anıtkabir’e saygısızlık gibi eylemlerin düzenli olarak artması ne anlama geliyor?

***

İlkokullara Arapça dersleri koymanızın sebebi nedir? Türkiye’nin saatini bile Mekke’ye ayarlamak hangi zihniyetin esridir?

İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Arapça Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürü Yrd. Doç. Dr. İbrahim Helâlşah, “Hedefimiz, Türkiye’yi Uluslararası Arapça eğitim merkezi haline getirmek” diyor!

Rejimi değiştirmek niyetiniz yoksa Türkiye’nin Arapça eğitim merkezi haline getirilmesine niçin izin veriyorsunuz? Yeni rejimde resmi dil Arapça mı olacak?

Kaynak: NATO kafasıyla Şangay Beşlisi! – Arslan BULUT

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , | AKP’nin Arapça Sevgisi için yorumlar kapalı