Haz 03

Altın Sözler

ulu-onder-ataturkten-ozlu-sozler
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
*İlimle geçen bir gece, ibadetle geçen bin geceden hayırlıdır. HZ. MUHAMMED
 
*Adalet evrenin ruhudur. ÖMER HAYYAM
 
*Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir. HZ. MUHAMMED
 
*En verimli yağmur alın teridir. C. SAHABETTİN
 
*Adalet, insan topluluğunun kutsî bağıdır. P.D. GUOZIT
 
*Bana ya hürriyet verin, ya da ölüm. PATRICK HENGY
 
*Nankörlük, zayıf insanların işidir, kudretli insanlar içinde asla nankör olana rastlamadım. GOETHE
 
*Başkalarının hürriyetlerini tanımayanlar, hürriyete layık değildir. ABRAHAM LINCOLN
 
*Bir insanda kibir, hırs ve şehvet söz söylerken soğan kokar. MEVLANA
 
*Erdem, iyiyi elde etme gücüdür. EFLATUN
 
*Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol. MEVLANA
 
*Eskimiş fikirler paslanmış çivilere benzer, söküp atmak çok güçtür. C. ŞAHABETTİN
 
*Hepimiz kahkahalarımızı göz yaşlarımızla ödüyoruz. PEYAMİ SAFA
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Haz 02

“Yalanlar İmparatorluğu” (Bu yalanları kaç kişi hatırlar)

sermaye-yalan-AA
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Yalanlar İmparatorluğu”
Partisini kurduktan hemen sonra ilk vaatleri arasındaydı ’dokunulmazlıklar’. Israrla ve heyecanla “Dokunulmazlıkları kaldıracağız” diyerek dolaştı ekran ekran. Dokunulmazlıkları kaldırmadı, bugün ’dokunulmazlık zırhı’nın mültecisi, o zırha sığınıyor.
Yalan söyledi…
2010 Aralık’ında, 2011 bütçe konuşmasında, “Benim milletimin dili tektir, Türkçedir. Bunu öğrenemediyseniz bundan sonra da öğrenemezsiniz” dedi… Aradan beş ay geçti, 26 Mayıs 2011’de Aksaray’da seçim mitinginde, BDP’den konuyla ilgili gelen eleştirilere cevap vererek, “Ben hiçbir yerde tek dil demedim. Tek bayrak, tek millet, tek devlet dedim” dedi.
Yalan söyledi…
17 Mart 2011’de Rusya’ya giderken, “Ben Tayyip Erdoğan olarak böyle bir sorumluluğunun altına giremem. Parası olan var, olmayan var. Parası olan bastıracak kurtulacak, parası olmayan askerliği yapacak. Seçimden sonra referanduma götürürüz” dedi ve hemen sonra “Bedelli askerlik konusunda çalışmaların sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bu hafta olmazsa önümüzdeki hafta bu işi tamamlayıp, hemen adımı atacağız ve bedelli askerlik ile ilgili yasayı inşallah çıkarmış olacağız” diyerek bedelli askerliği çıkardı.
Yalan söyledi…
2011 Haziran’ında Mehmet Ali Birand’ın ’32. Gün’ programında “Gönlümde başkanlık sistemi var” dedi… Yalnızca bir dakika sonra Birand bu sözünü hatırlatınca, “Ben öyle bir şey demedim” dedi. Reji reddettiği o sözlerini ekrana getirdi ve dediğini kendisi de gördü.
Yalan söyledi…
“One minute” kolpasından sonraydı, geçen yıl nisan ayının bu günleriydi, “Gazze’ye gideceğim” dedi… ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin, “Bence, Başbakan Erdoğan’ın Gazze ziyaretini ertelemesi iyi olur” sözleriyle verdiği ayardan sonra, “Şık olmadı, erteleme yok, Gazze’ye gideceğim…” dedi… Gidemeyeceğini en iyi kendisi biliyordu ve gidemedi.
Yalan söyledi…
17 Aralık ile başlayan süreçte yalanları seriye bağladı… Soruşturmayı açan savcılardan biri için “22 kez yurt dışına çıktı, belgeleri elimizde, nereye çalıştıklarını kendileri söylemezse biz söyleriz” dedi. Savcılar, “İspat etsin, mesleği bırakırız” dediler. O günden bu yana belge çıkaramadı, ispat edemedi.
Yalan söyledi…
Yolsuzluk soruşturması üzerinde kendisi başta olmak üzere bütün hükümeti, bürokrasisi ve medyası kara propaganda bombardımanına başladı. Ve iktidarının belki de en iç kaldıran yalanını söyledi. “Kabataş iskelesinde benim başörtülü bacıma saldırdılar. Seksen-yüz kişilik kalabalık, üstleri çıplak, ellerinde siyah deri eldivenli bir grup başörtülü bacımızı yerlerde süründürdüler, altı aylık bebeğin bacaklarında morluklar vardı, annesi cinsel tâcize uğradı…” şeklinde paket olarak koro hâlinde söylenen bu yalanla ilgili MOBESE kayıtlarının olduğunu da iddia etti. Medyasındaki köşe yazarları ajitasyonun tüm çeşitleriyle, saldırılan altı aylık bebek ve tâciz edilen annesiyle ilgili istismar dizileri yazdılar… Hatta saldırıyla ilgili MOBESE görüntülerini izlediğini ve hâdisenin gerçek olduğunu yazdı bir köşe yazarı.
Gün geldi, olayın cereyan ettiği saatteki MOBESE kayıtları yayınlandı… Ne bir saldırı vardı ortada ne bir tâciz!..
Yalan söyledi…
Urla villaları hakkında “O villalar 35 senedir orada” dedi. Fakat GoogleMap’de arâzî boş olarak görünüyordu.
Yalan söyledi…
Gezi olaylarında polisin orantısız kullandığı güçten Vâlide Sultan Câmii’ne sığınan eylemcilerin câmide bulundukları süre içerisinde “câmide içki içtiklerini” söyledi… Korosundan bir yazar câmide ’grup seks yaptıkları’nı bile yazdı. Câminin müezzininin tekzîbi bile bir işe yaramadı bu kara propaganda karşısında… Başbakandan sorumlu Diyânet İşleri Başkanı’nın da dâhil olduğu bu yalan kampanyası MOBESE’deki gerçeklere çarptı.
Yalan söyledi…
Yalnız kendisi değil şürekâsı da pervâsız ve izansız yalanlarla büyük bir algı operasyonunun parçası oldu. Müsteşarı, İçişleri Bakanı olduğu ilk gün televizyona çıktı, bir bankanın “17 Aralık’tan birkaç gün evvel piyasadan yüklü miktarda dolar aldığını ve bunun belgelerinin elinde olduğunu, belgesiz konuşmayacağını” söyledi… Hemen arkasından Merkez Bankası Başkanı yalanladı. Vâlisi vatandaşa “Gavat” dedi… Akşamına açıklama yaptı, “Ben kavas dedim” yanlış anlaşılmış dedi… Seçim günü gecesi 41 ilde eş zamanlı elektrikler kesildi… Enerji Bakanı “Trafoya kedi girmiş” dedi…
Yalan söyledi…
Yalan söylediler…
***
Hz. Peygambere sahâbeleri bazı günahlarla ilgili sorarlar, “Müslüman falan günahı işler mi?” diye. Sessiz kalır Hz. Peygamber. Bir sahâbî, “Müslüman yalan söyler mi ey Allah’ın Râsûlü?” der. Önceki sorulara sessiz kalan Hz. Peygamber bu kez cevap verir: “Asla” der, “Müslüman asla yalan söylemez…”
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/basbakanin-atesten-yatagi-yalan-30615yy.htm
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , | “Yalanlar İmparatorluğu” (Bu yalanları kaç kişi hatırlar) için yorumlar kapalı
Haz 01

“Hiçlik Makamı”

484568_n
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Hiçlik Makamı”
 
Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:
“Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”
Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
“Sen kimsin?”
“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki, ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam
boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam.
Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım:
“Hiçlik makamında!”
 
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , | “Hiçlik Makamı” için yorumlar kapalı
May 31

“BİRAZ SAMİMİYET”…

images
 images (2)
 
 
“BİRAZ SAMİMİYET”…
Geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın düzenlediği Kutlu Doğum Haftası törenlerine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Erdoğan ayrı ayrı katıldılar. Ankara’daki törende Cumhurbaşkanı, peşinden İstanbul’daki törende Başbakan konuştu. Kutlu Doğum Haftası’nın bu yılki teması Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından “Hz. Peygamber Din ve Samimiyet” olarak belirlenmişti. Diyanet’in Peygamber Efendimizin üstünden kurduğu platform yine (ne yazık ki) AKP’nin siyaset faaliyetlerine alet edildi.
MHP Lideri Devlet Bahçeli de grup konuşmasında saltanat kavgası için Allah ile aldatmaktan hiç çekinmeyenlerin gerçek yüzlerini ortaya koydu. İktidarın samimiyetsizliklerine en çarpıcı örnekleri sıralayarak şunları söyledi;
“Samimiyetsiz yönetimler, samimiyetsiz yöneticiler dünden bugüne Türkiye’nin en önemli sıkıntısı ve sorunudur. Son 12 yıldır, Başbakan ve hükümetinin samimiyet konusundaki açık ve yumuşak karnı herkesin gördüğü çıplak gerçekler arasındadır. Başbakan Erdoğan’ın samimiyet ehliyetini kaybetmesi iktidarını aldatma ve kandırma üzerine bina etmesine çanak tutmuştur. Hâlbuki aşağı yukarı her konuşmasında ’aldatan ve aldanan olmadık’diyen Başbakan’dır. Başbakan’ın yalanları, çifte standartlı politikaları, birbirini doğrulamayan, birbirini tamamlamayan fos çıkan açıklamaları neredeyse ansiklopedilere sığmayacak kadar fazla ve kabarıktır. Başbakan Erdoğan, kişiliğinin alameti farikası olan ve zihninin koordinatlarını çizen bu özelliklerini ya unutmuş ya da unutturmak için tezgahladığı yeni bir oyunun aktörlüğüne soyunmuştur.”
Ardından şu soruları sıraladı Devlet Bahçeli;
“ 17 ve 25 Aralık 2013 tarihlerinde gün yüzüne çıkan yakın zamanların en büyük “Rüşvet ve Yolsuzluk Soruşturması”nı darbeyle ilişkilendirmek, komployla tarif etmek samimiyetsizlik değil midir?
Bilal’in küpünü doldurup, Burak’ın gemi filosunu güçlendirip, hanedan vakıflarına menfaat karşılığı yüzlerce milyon dolar bağış alırken; cebinde çay parası dahi olmayan bu vatanın masum evlatlarına sırt dönmek ve haklarını gasp etmek samimiyetsizlik değil midir?
Şarlatan İran’lıyı hayırsever diye tarif edip hapishane kapılarını açtıktan sonra, bu şahsın alçakça, yüzsüzce, pişkince hakkında isabetli tespitlerde bulunmuş kim varsa dava açmasını cesaretlendirmek samimiyetsizlik değil midir?
Ayakkabı kutusunda 4,5 milyon dolar haram para saklayan malum banka genel müdürünü cezaevinden çıkarıp gözümüzün içine baka baka Ziraat Bankası’na yönetim kurulu üyesi yapmak samimiyetsizlik değil midir?
“Ne istediler de vermedik, her taleplerini karşıladık” dediklerine; işler sarpa sarınca örgüt, çıkar şebekesi, yabancıların oyuncağı, hain, casus demek samimiyetsizlik değil midir?
Gezi Parkı hadiselerinde polislerin destan yazdığını söyledikten bir müddet sonra, emniyeti Cibali Karakolu’na çevirmek, paralel örgüt bahanesiyle polislerle ilgili cadı avı başlatmak samimiyetsizlik değil midir?
Mısırlı 17 yaşındaki Esma’ya ağlayıp 15 yaşında 16 kiloya düşerek vefat eden Berkin’e ve annesine meydanlarda yüklenmek samimiyetsizlik ve merhametsizlik değil midir?
Yüzbinlerce Suriyeli sığınmacıyı Türkiye’nin her yerine kontrolsüz şekilde dağıttıktan sonra, 35 Uygur Türkü’ne koskoca Türk vatanında yer bulamayıp günlerce Atatürk Havalimanında esir hayatına mahkum etmek samimiyetsizlik, vefasızlık, kadir kıymet bilmezlik değil midir?
Küresel cinayet projelerinde eş başkanlığı heyecanla kabullenip, Müslüman katillerine kahredici şekilde suskun kalmak, Gazze’yi sahiplenirken Kerkük’ü, Musul’u, Tuzhurmatu’yu, Kaşgar’ı ve Türk yurtlarını ağzına dahi almamak, buralardaki seri cinayetlere tepkisiz kalmak samimiyetsizlik değil midir?”
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/bahceli-erdoganin-tesvik-paketlerini-reddetti-30454yy.htm
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | “BİRAZ SAMİMİYET”… için yorumlar kapalı
May 30

Halil İbrahim (a.s) Sofrası.

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Halil İbrahim (a.s) Sofrası..
İbrahim (a.s) sofrasında herkese yer verir ve ikramlarda bulunmaktan hoşlanırdı. Bu davranışından dolayı sofrasının adı “Halil İbrahim (a.s)sofrası” adı ile bu günlere kadar gelmiştir.
Bir gün Hz. İbrahim (a.s) sabah camiden çıkar ve evine doğru giderken yolda yaslı bir adamla rastlar soğukta adamın üşüdüğünü fark eder ve yaşlı adama amca gel bana misafir ol der. Yaşlı adamı alır evine götürür ve kahvaltı ederler. Hz. İbrahim (a.s) sofradan kalkmadan yemek duası yapar ama yaşlı adam ona katılmaz. Hz. İbrahim (a.s) buna çok kızar ve yaşlıya sorar. Sen neden duaya katılmıyorsun? Adam; Ben senin Allah’ina (c.c) inanmam der. Bunu duyan Hz. İbrahim (a.s) sinirlenir ve hiddetle yaşlı adamı evimden kovar. Adam da karnı doymuş halde evden çıkar gider. Hz. İbrahim (a.s) kapıdan içeri girerken Cebrail (a.s) seslenir. Allah c.c buyurur ki; “Ben bana inanmayana 70 yıl baktım ama sen İbrahim7 lokmalık bile bakamadın”…
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , | Halil İbrahim (a.s) Sofrası. için yorumlar kapalı
May 29

Uyan Türkiye!

indir
 
 
 
 
 
 
 
Uyan Türkiye!
Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğü açısından tehlike oluşturan hareketlerin gündeme geldiği bu günlerde seçim dönemine bir göz atalım istedim.
İktidar partisi seçimlerde bir yandan muhalefete ağır suçlamalar yaparken, öbür yandan 11 yıllık ortağı olan “cemaatle” kavgayı ön plana çıkarmıştır. Anlaşılamayan bir şekilde seçimlerin “İstiklâl Mücadelesi” olduğunu söyleyebilmiştir. Kafası karışan sade vatandaş düşünüyor ve soruyor, “acaba benim istiklâlimi tehlikeye sokan kimlerdir?” diye. Vatandaş haksız mı? Zira Başbakan; vatanımızı, devletimizi ve milletimizi bölmek için 30 yıldır kan döken ve son 10 yılda Güneydoğu ve Doğu Anadolu’muzda, adım adım hakimiyetini pekiştirip “paralel devlet inşa eden” bölücü terörden niçin hiç bahsetmemiştir? Bölgede kanunlarımız uygulanamaz, vatandaşımızın can-mal güvenliği sağlanamaz, bağımsızlığımızın sembolü bayrağımız dalgalanamaz, güvenlik güçlerimiz görevini yapamaz hale gelmiştir. Bu vahim halimizden, kurşunlanarak, yakılarak şehit edilen kardeşlerimizin durumundan, Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın ve diğer yetkililerin haberleri yok mu? Niçin susmaktadırlar? Niçin, duymazdan ve görmezden gelmektedirler? Türk Milletine niçin bir açıklama yapılmamaktadır?
Bu acı ve geri dönüşü zorlaşan kanlı ihanet, istiklâlimize kastetmiyor da, muhalefet mi ediyor? İktidar teröristbaşının İmralı’daki hücresine giderek neyin pazarlığını yapıyor? “İmralı mutabakatı” olarak yayımlanan anlaşmaya göre; “çatışmazlık”, “özerklik” ,”ana dilde eğitim”, “bebek” katili dahil bütün teröristlerin serbest kalmaları ve “devletimize ortak olacak şekilde PKK’nın temsilcisi olarak Meclise girip siyaset yapmaları”, istiklâlimizin, vatanımızın, devletimizin ve milletimizin bölünmesi olmuyor mu? “Aman süreç bozulmasın” denilen, bu ihanetin adı değil midir?
Evet seçimlerde MHP hariç diğer partiler bu varlık-yokluk meselemiz üzerinde hiç durmamıştır. Buna göre iktidar, bölücü terörün 30 Mart’tan sonra “özerkliği (bağımsızlığı) ilan edeceğiz” dediği ve birlikte oluşturulduğu anlaşılan siyasete devam edecek demektir.
Sonuç: Seçimler bitti, “yola devam.” Türk Milleti uyan!
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/secimler-bitti-ya-turkiye-30343yy.htm
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , | Uyan Türkiye! için yorumlar kapalı
May 28

Balık “Baştan” Kokar?

198825-3-4-daab4
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Balık “Baştan” Kokar?
 
Bir millet düşünün sonsuz dalgalı
Dalgaları kıvrım, kıvrım halkalı
El, ayak, kulak, göz, dil prangalı(!)
Hür olarak kaldı nice savaştan
Lakin balık nerden kokar?
— “Baştan!”
 
Yurdundan koparıp genç filizleri
Yok, etmeye çalışırlar bizleri
Çıkacak meydana asıl yüzleri
Artık şüpheliyiz kurudan, yaştan
Lakin balık nerden kokar?
—“Baştan!”
 
Oldum olası böndü idare
Mum alevi gibi söndü idare
Şahsi menfaate döndü idare
Bizler olduk, candan ve arkadaştan
Lakin balık nerden kokar?
—“Baştan!”
 
Yurdun her yanında kan çeşmeleri
Bıçak gibi kesin didişmeleri
O, büyük başların çekişmeleri
İmdat bekler gibi kandan, ataştan
Lakin balık nerden kokar?
—“Baştan!”
 
Devlet devlet olsun artık durmasın
Müsteşarlar halka tekme vurmasın
Boş yere, hiç kimse hayal kurmasın
Ekmek kazancımız kömürden,  taştan
Lakin balık nerden kokar?
—“Baştan!”
 
Her devirde artist, kabadayı var!
Gönüller kapkara ocaklarsa dar
Bir musibet bin bir belayı savar
Bıktık, bakar körden, gözleri şaştan
Lakin balık nerden kokar?
—“Baştan”
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , | Balık “Baştan” Kokar? için yorumlar kapalı
May 27

Devlet adamı ile siyasetçiyi birbirinden ayıran temel özellikler:

373595-3-4-6d580
 
siyasetci14.03.2014.22.16.52
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
                            Devlet Adamı                                                                 Siyaset Adamı
 
 
Devlet adamı ile siyasetçiyi birbirinden ayıran temel özellikler:
 
Devlet adamı yaşatmak için vardır, siyasetçi yaşamak için…
Devlet adamının özel hayatı yoktur, siyasetçi özel hayatı için vardır.
Devlet adamı yakmamak için yanar, siyasetçi yanmamak için yakar.
Devlet adamını hakperestler destekler, siyasetçiyi fanatikler.
Devlet adamı hak ve adalete dayanır, siyasetçi sandığa güvenir.
Devlet adamı birleştirir, siyasetçi ötekileştirir.
Devlet adamı toplar, siyasetçi böler.
Devlet adamı uzlaşmacıdır, siyasetçi insanlar arasındaki ihtilaftan beslenir.
Devlet adamı sevdirir, siyasetçi korkutur.
Devlet adamı mütebessimdir, siyasetçi mağrur ve asık suratlı.
Devlet adamı öfke ile kalkanın zararla oturacağını bilir, siyasetçi öfkenin de bir sanat olduğunu sanır.
Devlet adamında tedbir, teenni vardır, siyasetçide cahil cesareti.
Devlet adamı konuşur, siyasetçi bağırır.
Devlet adamı vicdana hitap eder, siyasetçi cüzdana…
Devlet adamı gelişir, siyasetçi değişir.
Devlet adamının düşüncelerinde istikrar vardır, siyasetçi gömlek değiştirir gibi fikir değiştirir.
Devlet adamı tek yüzlüdür, siyasetçi çok yüzlü…
Devlet adamı dik durur, siyasetçi diklenir.
Devlet adamı kendini milletin hizmetine adar, siyasetçi ise millet kendine itaat etsin hatta minnet etsin ister.
Devlet adamı yanlışları anında görür, siyasetçi atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra fark eder.
Devlet adamı din ile politikayı ayırır, siyasetçi dini politikaya âlet eder.
Devlet adamı liyakate bakar, siyasetçi sadakate.
Devlet adamı icabında “hayır” diyebilenleri sever, siyasetçi “evet efendim” cileri…
Devlet adamı millete hesap verir, siyasetçi seçmenine…
Devlet adamı rüyasında milleti görür, siyasetçi seçmenini…
Devlet adamı emin adımlarla ilerler, siyasetçi zikzak çizerek yürür.
Devlet adamı uzun vadeli düşünür, siyasetçi günlük yaşar.
Devlet adamı görür, siyasetçi bakar. “Bakanlar”ın siyasetçiler arasından seçilmesinin hikmeti bu olsa gerek.
Devlet adamı düşünür, siyasetçi eşinir veya kaşınır.
Devlet adamının etrafında vatandaşlar vardır, siyasetçinin yanında yandaşlar…
Devlet adamı vatan tutar, siyasetçi taraf tutar.
Devlet adamının adı ebedî kalır, siyasetçi koltuktan düştüğü gün kaybolur.
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/devlet-adami-siyasetci-30498yy.htm
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Devlet adamı ile siyasetçiyi birbirinden ayıran temel özellikler: için yorumlar kapalı
May 26

Sizin için Özlü Sözler

milli-benlik
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
*”Affetmek, zaferin zekâtıdır.” Hz. Muhammed (sav)
 
*”İman, aklın çalışmasının ürünüdür.” Ahmed Hulûsi
 
*”Kişi anasından iki kere doğmadıkça, Göklerin Melekûtuna ulaşamaz.” Hz. İsa (as)
 
*”Sevgin nefrete dönüşmesin, sana ancak yük olur. Ahmet Fevzi Yüksel
 
*”Besmele çektikten sonra, Fatihayı hiç ara vermeden tek nefeste okumaya gayret et.” Muhiddin Arabi
 
*”Vücudun, ilmi ilahide, ilimden ibaret olduğunu müşahade, vahdet-i şuhud’dur.” Ahmed Hulûsi 
 
*”Musibetin sevabına talip olmaklığın, musibeti çekmekte iken de varsa, zahidsin.” Hz.Muhammed (sav)
 
*”Yaşam kabullenmektir.” Ahmet Fevzi Yüksel
 
*”Mollanın namazında Hakk’ın ne Celali vardır, ne de Cemali. Mollanın ezanı bize seher vaktini bile bildirmez.”
Muhammed İkbal
 
*”Bela insanın diline bağlıdır. Bir kimse bir şeyi ‘yapmam’ dedi mi, şeytan her işini bırakıp onu yaptırana kadar uğraşır.” Hz.Muhammed (sav)
 
*”Algılanan varlığın, Hakkın vücudu olduğunu müşahade, vahdet-i vücud’dur.” Ahmed Hulûsi
 
*”Her evin kapısı vardır. Kabirin ki ayak tarafındandır.” Hz.Muhammed (sav)
 
*”Ahmak konumuna düşmemek için her konuda yorum yapmayın.” Ahmet Fevzi Yüksel
 
*”Tasavvuf, Allah ile olan muamelenin saflığıdır. Bunun aslı da dünyadan yüz çevirmedir.” Cüneyd-i Bağdadi 
 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Sizin için Özlü Sözler için yorumlar kapalı
May 25

BORALTAN KÖPRÜSÜ KATLİAMI (2)

boraltan1_11indir     


BORALTAN KÖPRÜSÜ KATLİAMI (2)

Tutsak Türklerin kurşuna dizilmeden önce söyledikleri bir ağıt şöyle:
Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras’ı,
Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.
Karası, karası, merhamet fukarası
Karası, karası, merhamet fukarası,
Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni
Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.
Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine
Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine.
 
Azerbaycan’ın büyük milli şairi Almas Yıldırım, bu olayı “Dönek Kardeş” adlı şiirinde şöyle dile getirir:
Türk denince özü, sözü mert olur
Dost deyince ayrılmaz bir fert olur
Kardeş deyip dara düşsem, sığınsam
Şimden geru bu bana bir dert olur
Ben ne diyem bu vefasız dağlara
Öz kardaşı dönek olan ağlara!
 
Türk; o Altayların dünkü eri mi
Yolunda can koydum, verdim serimi
Düştüğü ağlardan kurtulsun diye
Serdim ayağına doğma yerimi…
Kardaş armağanı, dökülen kanlar
Bana mükâfat mı giden kurbanlar?
 
Ben diyorum, Kayıhan’dır soyumuz
Bir kaynaktan varlığımız, boyumuz
Dilim dili, yolum yolu, emel bir
Bir bayrakta, yıldız’ımız, ay’ımız
Azerî, Türk, Türkmen; var mı ayrılık
Nerden doğdu bu imansız gayrılık?
 
Alnımın yazısı, karadır kara
Karadan bir mendil yolladım yara
Yol uzun, el uzak, yetişmez eller
Türklüğün kanayan kalbini sara
Felek kıymış beslenen bu dileğe
Lânet Türk’ü hançerleyen bileğe.
 
Bir suç mu düşmana göğüs gerdiğim
Günah mı Türklüğe gönül verdiğim
Rusların açtığı yaradan derin
Anayurtta öz kardaştan gördüğüm
Seslenseydim, ses çıkardı her taştan
Ne beklersin sağırlaşan bir baştan.
 
Kaçtır, eli kanlı çıktı oyundan
Ne bilem, kahpelik varmış soyunda
Girdiğim öz yurttan döndürülürken
Kanımın aktığı sınır boyunda
Açan lâlelerden bir çelenk örsem,
Türklük dünyasına armağan versem.
 
Karakol komutanı genç subay evine döndükten sonra yaşananlara dayanamayıp intihar etmiştir. Bu olay, Türk’ün (?) Türk’e ihanetidir. Bu olay, bir devlet yönetiminin ne kadar soysuzlaşabildiğinin apaçık kanıtıdır. Bu olay, ruhları uçmağa varan bağımsızlık aşığı 146 bozkurtun kutlu direnişinin yankıları misali, hâlâ kulaklarımızda çınlamaktadır.
 
Kaynak: http://dinimizvetarihimiz.blogcu.com/inonunun-boraltan-koprusu-katliami/12304310
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , | BORALTAN KÖPRÜSÜ KATLİAMI (2) için yorumlar kapalı