Şub 23

“Turan”ın büyük değeri; Ali Şîr Nevâyî!

p17kbfhktk1mrh1veqhrjdqhju3
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ali Şîr Nevâyî!

 

Ali Şîr Nevâyî “Türk”ü birleştiren ve bayrağını yükselten “Turan”ın büyük değeridir.
Ali Şîr Nevâyî, Anadolu’ya 3 bin, 5 bin km. uzaktan, Türkistan’dan ses vermiştir: Sağlığında bütün Türk Dünyasında nam salması, şiirinin gücüyle mi yoksa “Türk’üm” demesiyle mi? Düşünmeliyiz!
Nevâyî, Türkçeyi savunduğu eseri Muhâkemetü’l-Lugateyn’de, Türklerin genel karakteri hakkında şu sözlere yer verir:
“Andakmalûm bolur ki Türk Sartdın tîz-fehmrak ve bülend-idrâkrek ve hilkatı sâfrak ve pâkrek mahlûk boluptur.” (“Bilindiği üzere, Türk Sart’tan daha pratik düşünceli, daha yüksek kavrayışlı ve yaradılış bakımından daha saf ve temiz yüreklidir.”)
“Leylî vü Mecnûn” mesnevîsinde, Türklerin “iyi huylu ve temiz yürekli” olduğunu belirtir:
“NÎçün ki bu kün cihânda etrâk / Köptür hoş-tab u sâfî-idrâk” (“Bugün cihanda Türkler çokturlar; iyi huylu, saf, temiz ve anlayışlıdırlar.”)
Nevâyî, Türkleri övgüde Kaşgarlı’yla âdeta yarışmaktadır. (“Divanu Lügati’t-Türk”ün ön sözünü lütfen okuyunuz.)
Biliyorsunuz, Türklerin atası tarihte Hz. Nuh’un oğlu Yâfes gösterilir. Nevâyî, “Türklerin atası oğul Yâfes’in, kardeşlerinden peygamberlik tacı ile üstün, resullük mansıbı ile seçkin olduğunu” söyleyerek Türk düşmanlarına, Türk’ü silmek isteyenlere bir koz(!) verir: Bu sözlere bakarak Nevâyî’yi “ırkçı” (!) bile görebilirler!
Nevâyî, diğer milletlerin kültürünü kendi kültürünün yanında aşağı ya da ikinci bir konuma yerleştirmiştir.
 
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/irkci-ali-sir-nevayi-29434yy.htm 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , | “Turan”ın büyük değeri; Ali Şîr Nevâyî! için yorumlar kapalı
Şub 22

Anadolu’da “Kürdistan” Nasıl Uyduruldu? (3)

kurdistan

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Anadolu’da “Kürdistan” Nasıl Uyduruldu? (3)
 
Ve en çarpıcı pasajlar:
 
“Eski tarihçilerin eserlerini inceleyip araştırma zahmetine katlanmadan kitap yazmaya yeltenenler hep bu bir-iki Türkçe kitabı kaynak kabul ettiklerinden, onlar da bu ismin ilim-dışı olduğunun farkına varamamışlardır. Son zamanlarda Mehmed Mazhar Efendi ve Osmanlı Devleti Tarihi yazarı Abdurrahman Şeref Bey, bu ismi aynıyla kullanmışlardır. Her iki yazarın da yegâne kaynakları Tâcu’t-Tevârîh kitabı idi. Okul kitapları da ayni şekilde yazılmış ve Anadolu’nun Doğusu “Kürdistan” adıyla anılır olmuştur. Şu halde İdris-i Bitlisî bir “Kürdistan” tabiri UYDURMUŞ, diğerleri de inceleyip araştırmaksızın bu ismi kitaplarına geçirmişlerdir.
“İdris-i Bitlisî ve ona bağlı olarak diğer yazarlar Kürdistan tabiriyle Fırat nehrinin sol yakasından itibaren İran’a kadar devam eden Anadolu’nun Doğusunu murat etmektedirler.”
Mükrimin Halil Bey makalesinde, bundan sonra Anadolu Tarihini özetlerken:[5]
– Milattan önce 6. Yüzyıldan itibaren Batı Anadolu’daki Frigyalılar’ın bir kolu olan Ermeniler’in Doğu Anadolu’ya geldiklerini ve uzun asırlar (Roma ve Bizans dönemleri dâhil) burasının “Ermeniye” diye anıldığını;
– Sonra Arap-İslâm ordularının Doğu Anadolu’yu işgal ettiklerini; halkının büyük çoğunluğu Arapça konuşan Diyarbekir bölgesinin, gerçekte “birer Abbasi valilerinden başka bir şey olmayan “Şeyh”, “Hamedan ve “Mervan” aileleri tarafından idare edildiğini”[6];
– 11. Yüzyıl ortalarından başlayarak Selçuklular tarafından gerek Doğuda Bizans’ın elindeki “Ermeniye” kısımları, gerekse Güneydoğuda Mervanoğulları’nın elindeki Diyarbekir bölgesi, nihayet bütün Anadolu’nun kesin olarak Türklerin hâkimiyetine geçmekle onların “vatanı” hâline geldiğini;
– Ardından Anadolu Selçuklu Devleti’nin Anadolu’da iki buçuk asır boyunca sağladığı birliğin Moğolların işgaliyle bozulduğunu; ama kısa bir zaman sonra onların çekilişiyle beraber Beylikler döneminin başladığını, o yıllarda da Güneydoğu vilâyetlerinde Akkayonlu ve Karakoyunlu diye iki benzer Türk devletinin hâkimiyetini;
– Nihayet Osmanlı döneminde Yavuz Sultan Selim eliyle Anadolu’daki birliğin yeniden ve kâmilen gerçekleştiğini, genel hatlarıyla anlatıyor.
Ve merhum tarihçimiz, makalesini şöyle bitiriyor:[7]
“Eskiden ‘Ermeniye’ adıyla bilinen Doğu Anadolu’muz, Anadolu’dan ayırmayı icap ettirecek yahut ayrı bir bölgeye delâlet edecek hiçbir isim almamış, bazen küçük küçük vilâyetler hâlinde idare edilmiş, bazen de tek bir emirlik hâlinde ve ‘Diyarbekir’ emirliği olarak idare olunmuştur. Bütün tarihi devirlerde Anadolu’nun herhangi bir kısmına ‘Kürdistan’ adı verildiği hiç görülmemiştir.”
“Yalnız son asırlarda Ermeni milliyetçileri, Ermenilik adına siyasî ve kültürel faaliyette bulunarak Anadolu’da bir Ermenistan vücuda getirmek hülyasını takip ettikleri esnada, Doğu Anadolu’ya eski çağlardaki adıyla ‘Ermeniye’ demeye başlamışlar ve o yolda pek çok eserler yayımlamışlardı. Türklere düşman olan Avrupalılar da Ermenilere taraftarlık ediyorlar ve yayımladıkları tarih ve coğrafya kitaplarında Doğu Anadolu’yu ‘Ermeniye’ diye adlandırarak onlara mânen arka çıkıyorlardı. Ermenilerin faaliyeti II. Abdulhamid’i son derece kuşkulandırmış idi. Adı geçen Hâkan, ‘Ermeniye’ ve ‘Ermenistan’ adını ortadan kaldırmak için Doğu Anadolu’nun ‘Kürdistan’ adı altında anılmasını ve mekteplerde okutulan tarih ve coğrafya kitaplarına o suretle geçmesini uygun görmüştü. Bu sebepten dolayı, Heşt Behişt yazarının (İdris-i Bitlisî’nin) icadı olan ve onun izinden giden yazarlar tarafından aynen korunan ‘Kürdistan’ adı, incelenme ve araştırmayla ilgisi olmayan yazarların himmetiyle yayıldı ve genelleştirildi. İlmî ve tarihî bir değeri bulunmayan bir ad ortaya çıktı.”
 
Kaynak: Dr. MUSTAFA KÖK E. Öğretim Üyesi www.tarihgazetesi.net
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Anadolu’da “Kürdistan” Nasıl Uyduruldu? (3) için yorumlar kapalı
Şub 21

TÜRK MİLLETİ SUSACAK MISIN!?…

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
TÜRK MİLLETİ SUSACAK MISIN!?…
 
Ey Türk varlığına tehdit var uyan!
Safında yer alsın vatanı sayan
Yeter artık dişe diş, elbet kana kan!
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!?…
 
Bir kahraman ersin gel en başta gel!
Şanlı tarihinden çıkıp taşta gel!
Denizi, ovayı, dağı aşta gel!
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!…?
 
Elin mi, dilin mi tutuldu yoksa!?
Aklın mı, fikrin mi satıldı yoksa!?
Kanına mikrop mu katıldı yoksa!?
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!?…
 
Hain vazgeçer mi kalleş huyundan?
Hâlâ bıkmadın mı sinsi oyundan?
Yavuz da, Fatih de senin soyundan
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!?…
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
 
Çağ kapatıp çağı açtın bir zaman
Her kıtaya kubbe saçtın bir zaman
Adalette, altın taçtın bir zaman
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!?…
 
Şanla dolu senin dünün, bu günün
Var mı adı, nedir adı övgünün?
Oyuncağı olma çakal, sürünün
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!?…
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
 
“Demokrasi bilmez kudurmuş itler”
Hakk’a yürümeğe hazır yiğitler
Öcümüzü alın derken şehitler
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!?…
 
Yönetenler bunu görmez, bilmez mi?
Hain oyun, bu milleti bölmez mi?
Yetmiş milyon vatan için ölmez mi?
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!?…
 
Bunun, hesabını soracak mısın!?…
‘Terörist başını asacak mısın!?’…
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | TÜRK MİLLETİ SUSACAK MISIN!?… için yorumlar kapalı
Şub 20

Bu Rekorları Kimse Kıramaz!..

HaberRes_32812
Suçu sabit hükumet!..
Devlet işleyişinde de rekorlar kırılmıştır. AKP sayesinde kurumlar arasında ve siyasette hiçbir dönem olmadığı kadar büyük gerginlik ve çatışmalar yaşandı. Devletin temel ilkesi olan laikliğe aykırı fiillerin odağı olduğu için ceza almış ilk ve tek hükümet yine AKP’dir. YÖK’le, yüksek yargı ile olan gerilimler tarihe geçmiş, bir Anayasa operasyonuyla hepsini kendilerine bağlayarak çözüm getirmişlerdir. Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkilerde ayrı rekorlar kırılmıştır. Dünyada ordusu bu kadar yıpratılan, bu kadar aşağılanan, kozmik odalarına girilen başka bir ülke yoktur. Teröristlerle pazarlık yapılıp, İmralı’daki bebek katilinin itibarları yükseltilirken, aralarında Genelkurmay Başkanı’nın da bulunduğu, ömrünü bu katillerle mücadelede geçirmiş komutanları terör örgütü kurma iddiasıyla tutuklayıp zindanlara tıkan tek ülke yine Türkiye’dir. Bugün devri iktidarlarında kumpas kurulduğunu, paralel devlet oluştuğunu, yargıda çetelerin varlığını kendileri itiraf ediyorlar ve bu sicilleriyle de yeni dünya rekorları kırıyorlar.
 
Dünya tarihine geçen rekorlar!..
Yolsuzlukların, hırsızlıkların, talanın, yalanın rekorlarını zaten çok önceden kırılmıştı. Her sokak başında, neredeyse her apartmanda ne yaptıkları, nasıl kazandıkları belli olmayan AKP zenginleri türedi. Daha düne kadar yiyecek ekmek bulamazken, şimdi lüks arabalara biniyor, marka giyiniyorlar.Başbakanın kendi damadının başında bulunduğu bir şirkete devlet bankasından açtığı kredi sadece bugünün değil, önümüzdeki yüz yılın da rekorudur. Bir gecede yüzde 400 kazanarak dünya rekorları kıran Ofer’ler, 280 milyon dolara aldıkları Tekel’in içki fabrikalarından 6 ay sonra 900 milyon dolara satan uyanıklar, yetim hakkını çalan Deniz Fener’leri yine bu hükümet döneminin tarihe geçmiş dünya çapındaki numuneleridir.
Ancak, bütün bunları unutturacak ve dünyada eşi emsali görülmemiş ve bir daha da asla görülmeyecek bir rekora daha imza attılar. Sadece Türk tarihinde değil, dünya tarihinde 4 bakanı birden yolsuzluk ve rüşvet iddiasına muhatap olan, haklarında fezleke düzenlenen, çocukları, yakın çalışma ekipleri ve bürokratları gözaltına alınan bir başka hükümet ne duyulmuştur, ne de duyulacaktır. Bu öyle bir rekordur ki, Cumhuriyet tarihinin bütün hırsızlıklarını, yolsuzluklarını, hortumlarını, talanlarını toplasanız bu iddialara söz konusu olan büyüklüğe ulaşamıyor.
 
Kaynak: http://www.ortadogugazetesi.net/makale.php?id=15545
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , | Bu Rekorları Kimse Kıramaz!.. için yorumlar kapalı
Şub 19

Altın Sözler

İbn-i-Haldun-1  c
 
 
BİR MEDENİYET KURAMCISI İBN HALDUN’DAN ALTIN SÖZLER:

* “İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür.”

 
* “Peygamberler bile, başkalarını yenmek için, kendileri gibi düşünen yol arkadaşları bulmak zorundadır.”
 
* “İlme yasak koyanlar veya insanları yalanla meşgul edenler, aklın ve insanlığın en büyük düşmanlarıdır.”
 
* “İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur.”
 
 
* “Kıtlık zamanlarında insanları açlık değil, alışmış oldukları tokluk öldürür.”
 
* “Coğrafya kaderdir.”
 
* “Şehirlerin de bir ruhu vardır. Bir şehirde yaşayan insanlar zamanla yaşadığı şehrin ruhuyla karakteristik açıdan özdeşleşirler…”
 
* “Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer.”
 
* “Adaletsizlik medeniyeti mahveder.” 
 
*”Devletler de tıpkı insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler.” 
 
* “Öğretmenler, bilim sahibi olma yolunda öğrencilerine kitaplarını ezberletirler. Ancak bilimsel tartışmalarla ve münazalarla, konuları ve sorunları zihinde yerleştirme suretiyle kestirilebileceğini unuturlar.” 
 
* “Kentliler, kendilerini rahatlık ve kaygısızlığın döşeğine salıvermişler, mutluluk ve bolluğa gömülmüşler, mallarını ve kendilerini koruma işini, yönetenlerine, valilerine, yargıçlarına ve sürekli koruma görevlilerine bırakmışlardır ve çevrelerini kuşatan kale duvarlarının, önlerinde dönüp dolaşan bekçilerin ve nöbetçilerin sağladığı güvenceyle uykuya dalmışlardır. Hiçbir kaygı, uyarı heyecanlandırmaz onları. Ellerinden kaçabilecek avları da yoktur. Alabildiğine iyimserlerdir ve kendilerini güvenlik içinde bulurlar. Bu nedenle silahlarını bırakmışlardır…”
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Şub 18

Bunun Adı “İHANETTİR!..”

indir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bunun Adı “İHANETTİR!..”
Beşir Atalay PKK’nın başındakini açık açık kutsallaştırıp, Kürt kökenli vatandaşlarımızın önderi haline getiren “Beğenin ya da beğenmeyin Öcalan Kürtlerin lideri” ifadelerini kullanmış…
Beşir Atalay daha öncede ” MİT’in görüştüğü Kandil ve İmralı çözüm sürecinde BDP’ye göre daha tutarlı, makul davranıyor, işin önemini daha iyi anlamış görünüyor” diyerek Öcalan’ı ve dağdaki PKK’lı alçakları övmüştü.
Beşir Atalay’da görünen bir PKK ve Apo sevdası vardır. Bunu da delikanlıca(!) söyleyebilmektedir.
Öcalan nasıl Kürtlerin lideri oluyor Beşir Atalay?
PKK’nın ilk eylemini Kürt kökenli vatandaşlarımızın köyüne yapmasından dolayı mı?
PKK, Kürt kökenli vatandaşlarımızın kundaktaki bebeklerini kurşuna dizdiği için mi?
PKK, Kürt kökenli aksakallı dedeleri camilerden çıkarken kurşuna dizdiği için mi?
Türk-Kürt ayrımı yapmadan bu vatanın evlatlarına sürekli kahpelik yapmış Öcalan nasıl “Kürtlerin lideri”olabiliyor?
***
“Kürtler kadar aşağılık bir topluluk yok, en ufak hatalarında kafalarını ezeceksin, yoksa laf dinletemezsin”
“HEP’e destek vermeyen Kürdün tavuğuna kadar öldürün”
“Otoritemizi kabul etmeyenlerin evdeki faresine kadar başını ezin, göçertin. O topraklarda tarafsız kimse olmaz, ya bizdendir yada düşman” sözlerini Kürt kökenli vatandaşlarımıza reva gören Öcalan’ı “Kürtlerin lideri”yapabilen anlayış Türk milletine en büyük ihaneti etmektedir.
PKK’yı Kürtlerin temsilcisi yapmak, Öcalan’ı Kürtlerin önderi yapmak zaten Türkiye’yi bölmek için uğraş verenlerin zihniyetini yansıtmaktadır.
Recep Tayyip Erdoğan “Öcalan hidayete erdi” diyor, Beşir Atalay “Kürtlerin önderi” diyor, Abdurrahman Dilipak”Abdullah Öcalan aslında yabancı birisi değil, aileden biridir.” diyor, Hilal Kaplan “Öcalan yaşatmayı seçti”diyor. Şamil Tayyar “Apo’nun mektubu daha fazla alkış almalıydı” diyor… AKP’liler diyor da diyor. Bizde bir kez daha “Ulan hepiniz mi Apo ve PKK sevdalısısınız?” diye sesleniyoruz.
PKK’lılarda bile bu derece Apo sevdası yoktur. Ama bu AKP’liler Apo sevdası ile yanıp, tutuşuyor.
Gör bu hali Türk milleti gör!..
Bunun adı “İHANETTİR!..”
 
Kaynak: YILDIRAY ÇİÇEK http://www.ortadogugazetesi.net/haber.php?id=32781
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , | Bunun Adı “İHANETTİR!..” için yorumlar kapalı
Şub 17

Bizim Tekir Nerede?

 
 indir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bizim Tekir Nerede? 
Nasreddin Hoca’nın canı bir gün etlice bir yahni ister…
Kasaba gidip bir okka et alır, eve gönderir.
Hoca’nın karısı yahniyi pişirirken komşuları çıkagelir. Gözü gönlü tok, eli açık olan kadıncağız komşularına yahni ikram eder. Komşular, yemeğin tamamını yiyip bitirir ve dönerler evlerine.
Bütün gün yahni özlemiyle akşamı zor eden Hoca evine döner. İştahla oturur sofraya. Biraz sonra karısı önüne bir tabak bulgur aşıyla bir kaşık koymaz mı? Hoca hiddetlenerek sorar ne olup bittiğini.
“Efendi,” der karısı, “Eti bizim Tekir yedi.”
Bu sözü duyan Hoca sinirlenerek eline bir sopa alır ve Tekir kediyi aramaya koyulur. Bir süre sonra Tekir görünür, bir deri bir kemik… Yürüyecek gücü yok, iskelet gibi…
Hoca şaşkın : “Hatun, yahnilik eti şu bizim Tekir mi yedi?” diye sorar. Karısı da “Evet Efendim, o hınzır yedi.” diye cevap verir.
Bunun üzerine Hoca alır eline el terazisini ve tartar Tekir kediyi… Tam bir okka çeker Tekir. Bunun üzerine karısına şöyle çıkışır
Hoca :
“Hatun! Şu gördüğün bizim Tekir tam bir okka geldi. Öyleyse, yahnilik et nerede? Şayet et bu ise bizim Tekir nerede?”
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , , , | Bizim Tekir Nerede? için yorumlar kapalı
Şub 16

Anadolu’da Kürdistan Nasıl Uyduruldu? (2)

kurdistan
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Anadolu’da Kürdistan Nasıl Uyduruldu? (2)
 
İlk Selçuklu Tarihçimiz Ord. Prof. Mükrimin Halil Yinanç (Elbistan, 1900-İstanbul, 1961), Ortaçağ İslâm tarihçisi olmakla beraber, özellikle Anadolu Selçukluları ve Anadolu’nun Türkleşmesi üzerine büyük bir otorite sayılmaktadır. Bundan 88 yıl önce, yani 1925’te, Mükrimin Halil’in genç ve parlak bir tarihçi olarak temayüz ettiği sırada Doğuda Şeyh Sait isyanı çıkmıştır. Şeyh Sait hadisesi münasebetiyle, bugünlere benzer bir şekilde gazetelerde ve ağızlarda Kürdistan tabiri dolaşıp durmaktadır. Bugünün farkı, zamanımızda artık sözde siyasî sorumlular, hatta bizzat Başbakan tarafından da kullanılmaktadır. O günler gidişattan kaygı duyan Mükrimin Halil Bey, 16 Nisan 1925 günü, “Manasız Bir İsim: Kürdistan” başlıklı bir makale yayımlar.[2] Amacı, Anadolu Türk Tarihini yazan birisi olarak hem konuyu ilmî sınırlarıyla ortaya koymak ve hem de ülke bütünlüğü açısından dikkat çekmektir. Makalesinde “gerçekten tarihin derinliklerine inerek” sırayla, “Kürdistan” tabirinin ilk kez nerelerde geçtiğini, Kürtlerin eskiden nerelerde meskûn olduğunu ve bu tabirle nerelerin kastedildiğini ele alır. Daha sonra tarihte Doğu Anadou’nun bir kısmına bu ismin ilk kez hangi Osmanlı Sultanı zamanında ve asıl hangi tarihçi tarafından düpedüz UYDURULDUĞUNU anlatır.[3] (Kastedilen meskûn yerlerle ilgili paragrafı özetleyerek – ve bazı yerleri gençler için biraz sadeleştirerek veriyoruz – parantez içi ifadeler bize ait. MK):
“Kürdistan ismi ilk önce İlhanlı tarihçileri Reşidüddin’in Câmi‘u’t-Tevârîh’inde, ondan sonra Ebu’l-Kâsım Kâşânî’nin Târîh-i Olcaytu Han’ında geçer. 14. yüzyıl başlarında yazılan bu kitaplarda Erdelan (İranda, Azerbaycan sınırı) ve Luristan (güney-batı İran) bölgelerinin bu isimle anıldığı görülmektedir. 15. yüzyılda yazılan Nizâmüddin Şâmî’nin ve Şerafeddin Ali Yezdî’nin Timurnâme’lerinde bu ismin Hoy şehri (İran’ın Batı Azerbaycan’ı) ve Şehrizor’a tahsis edildiği görülmektedir (bugün Kuzey Irak’ta Süleymaniye’nin doğusunda kalan eski bir şehir). Bunların ardından giden birçok tarihçi de – ki, üç kişi daha anıyor: Hafız Ebru, Abdürrezzak Semerkandî, Mirhond – Kürdistan ismiyle ayni yerleri kastetmişlerdir. Bütün bu tarihler bize gösteriyor ki, ‘Kürdistan’, eskiden Irak-ı Arap ile Irak-ı Acem denilen bölgelerin ayrıldığı hatta, zikrettiğimiz alanları ihtiva eden bir mıntıkadır. Eski tarihçilerin hiçbirinde Anadolu’nun herhangi bir kısmına’Kürdistan’ ismi verildiği görülmemiştir.” Devamında ise tarih okutuculuğunda yapılan hataya işaret ederek şu çarpıcı cümleyi kullanıyor: “Bugün (1925’i kastediyor) mektep kitaplarında Şarkî Anadolu’nun bir kısmının fuzulî olarak “Kürdistan” tesmiye edildiği görülmektedir.” Ve Mükrimin Halil Bey o gün için yapılan, fakat yine o zaman göz yumulan hataya şöylece dikkat çekiyor: “Şarkî Anadolu’yu bu isim ile ilk tevsîm eden (adlandıran) Heşt Behişt müellifi İdris-i Bitlisî olmuştur.[4] Müverrih-i muma-ileyh Yavuz Sultan Selim’in bu havaliyi Safevîler elinden nez‘ ettiğini (aldığını) zikrettiği esnada bu isim ile tevsîm eylemiştir. Heşt Behişt’i takip ve onu me’haz ittihaz etmiş olan Hoca Sadeddin Efendi Tâcu’t-Tevârîh’inde aynen selefinin tabirini kullanmış ve Sadeddin’in muakkipleri olan Hasan Beyzade ve Solakzade gibi müverrihler bu tabiri aynen muhafaza eylemişlerdir.”
 
Kaynak: Dr. MUSTAFA KÖK E. Öğretim Üyesi www.tarihgazetesi.net
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Anadolu’da Kürdistan Nasıl Uyduruldu? (2) için yorumlar kapalı
Şub 15

“BU UNUTULUR MU ? (Ama malesef unuttuk…)

indir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“BU UNUTULUR MU ? (Ama malesef unuttuk…)
 
Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kısmı da Mısır’ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Useray Kampı’na hapsedildi.
 
Kampın tam adı, ‘Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı’ idi. Bu kampta, 1918′de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen’in 48. Alayı’na baglı Osmanlı askerleri tutuluyordu.
 
12 Haziran 1920′ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaret ve aşağılamaya maruz kaldılar.
 
Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi…
 
Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kampların İngiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savas bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, İngilizler’in işine gelmiyordu. Çünkü, olası yeni bir savaşta, bu askerlerin yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, İngilizlerin beyinlerine işlenmişti.
 
Çözüm toplu katliamdı… Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak İngiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarına izin vermiyorlardı. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez İngilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Cünkü gözler yanmıştı…
 
Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu. Bu vahşet, 25 Mayıs 1921 tarihinde TBMM’de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir önerge vererek, M ısır’da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan İngiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması için TBMM’nin teşebbüse geçmesini istediler.
 
Tabiiki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işide unutuldu gitti.
 
Ama onlar unutmuyorlar…
 
Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. En üzücü olanı da malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması…
 
ERMENİLER SOYKIRIM YAPILDI DİYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR BİZİM TARİHİMİZDEN HABERİMİZ YOK”
 
Kaynak: hericeforum
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | “BU UNUTULUR MU ? (Ama malesef unuttuk…) için yorumlar kapalı
Şub 14

İhanet ve Utanç rekoru

HaberRes_32248
İhanet rekoru
AKP uzun bir iktidar dönemi yaşamıştır ve birçok dünya rekor kırmıştır. Bu rekorların da millete ayrıntılıbiçimde anlatılması şarttır. AKP’nin dünya rekorlarının başında hiç kuşkusuz ihanet gelmektedir. Ne geçmişte, ne gelecekte AKP kadar milleti bölüp ayrıştırmaya, kendi ülkesini lime lime etmeye ve bölünmeyi sağlamaya hevesli, istekli ve gayretli bir iktidar olmayacaktır. AKP, bu özelliğiyle dünyada tektir ve öyle kalacaktır. Kendi ülkemizi terör bataklığına saplamakla kalmamış, etrafımızdaki ülkelere de bunu ihraç etmişlerdir. Suriye gibi ülkeler bu sayede BOP’a saplanmıştır. İmralı’daki katil TBMM’de parti yönetmekte, Türkmen soykırımı yapan peşmerge Barzani’nin çözüm ortağı olmasından gurur duyduklarını söylemektedirler. Bir bölücü katilin yol haritasına itibar eden, onunla ortaklık kuran ve “benim söylediklerimi hayata geçiriyorlar” övgüsü alan dünyadaki ilk ve tek hükümet AKP’dir. Nitekim, ortaya saçılan yolsuzluk, rüşvet ve talan iddiaları karşısında ilk ve tek destek PKK’dan gelmiştir. Kan dilli katil Cemil Bayık, AKP’nin kendilerine verilen sözleri yerine getiremeden ve dolayısı ile ülkeyi bölmeyi gerçekleştiremeden gideceği telaşına düşmüş ve hemen el uzatmıştır.
 
Utanç rekorları
Çeteler, mafya, çocuk kaçırmalar, toplu cinayetler, intiharlar ve toplumsal huzursuzluk konusunda da AKP dünyada kendine ön sıralarda yer bulmuştur. Devlete ve hukuka güven kalmadığı için insanlar kendi kanunu kendi koyacak duruma gelmişlerdir. Anasını öldüren evlatlar, sülalesini kurutan akrabalar, toplu katliamlar, hiç yüzünden işlenen cinayetler, kapkaçlar, uyuşturucu batakları AKP’nin utanç eserleri olarak rekor üstüne rekor kırmıştır. Çocuk gelinler ve kadın cinayetleri son günlerin rekorları olarak dikkat çekmektedir.
 
Kaynak: http://www.ortadogugazetesi.net/makale.php?id=15545
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , | İhanet ve Utanç rekoru için yorumlar kapalı