Mar
04
“Paralel Algılama”
14 Haziran 2012… Yer; Türk Telekom Arena Stadı… Türkçe Olimpiyatları’nın kapanış gecesi. O zaman çok saygın bir cemaat olarak kabullendikleri “Hizmet Hareketi” nin önemli organizasyonuna Recep Erdoğan onur konuğu olarak katılmıştı. Eşi Emine Erdoğan da oradaydı. Mahşeri kalabalığın önünde öyle bir konuşma patlatmıştı ki Erdoğan, gözyaşları sel olmuştu. O konuşmasının ardından tertip komitesi başkanı AKP Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam’ın elinden “10. Yıl Özel Ödülü” nü almıştı, Başbakan.
Gazeteler manşet atmıştı; “Başbakan Hocaefendi’yi Türkiye’ye davet etti” diye.
“Kardeşlerim, gurbet hasrettir. Hasretin bedeli çok ağırdır, faturası çok ağırdır. Biz, gurbette olup, şu vatan topraklarının hasreti içerisinde olanları aramızda görmek istiyoruz. Gurbet aynı zamanda garipliktir. Zaten oradan anlamını yükleniyor. Onun için de biz garipliğe tahammül edemeyiz. Diyoruz ki, bu sıla hasreti artık bitmelidir, bitsin istiyoruz. Doğrusu ben şu andaki tavrınızla hep birlikte bu hasretin bitmesini istediğinizi anlıyorum. Öyleyse bitsin bu hasret diyelim. Bu anlamlı gecede kadim bir medeniyetin evlatları olarak, zengin bir kültürün diliyle, Türkçeyle bize ve dünyaya seslendiğiniz için sizlere bir kez daha teşekkür ediyorum. Gurbeti bir kenara, hasreti bir kenara bırakalım diyorum.”
Türkçe Olimpiyatlarının tertip heyetinin listesini (internet sayfasında da bulabilirsiniz) arz edeyim;
Başkan – Prof. Dr. Mehmet Sağlam – TBMM Başkanvekili
Üye – Bülent Arınç- Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü
Üye – Yıldırım Akbulut – Eski Başbakan
Üye – Vehbi Dinçerler – Eski Millî Eğitim Bakanı
Üye – Işılay Saygın – Eski Devlet Bakanı
Üye – Prof. Dr. Mustafa S. Kaçalin – Türk Dil Kurumu Başkanı
Üye – Mehmet Küçük – MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü
Üye – Dr. Mehmet Yılmaz – TİKA Dış İlişkiler ve Ortaklıklar Daire Başkanı
Üye – Doç. Dr. Temel Kotil – Türk Hava Yolları Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi
Üye – Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan – Uluslararası Üniversiteler Birliği Başkanı
Üye – Hüseyin Erdem – Türk Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Sekreteri
Üye – Mustafa Yeşil – Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı
Üye – Ekrem Dumanlı – Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü
Üye – Dr. Hidayet Karaca – Samanyolu Yayın Grubu Genel Müdürü
Genel Koordinatör – Dr. Ali Ursavaş – TÜRKÇEDER Başkanı Genel Sekreter – Tuncay Öztürk – TÜRKÇEDER Başkan Yardımcısı
Gördüğünüz gibi, Mehmet Sağlam (şu anda TBMM Başkanvekili değil) ve Bülent Arınç, AKP’nin iki ağır siyasi topu. Vee Mustafa Kaçalin, Mehmet Küçük, Mehmet Yılmaz, Temel Kotil gibi önemli bürokratlar. Hâlâ görevdeler!..
Erdoğan’ın “ajanlık,”haşhaşilik” ve “vatan hainliği” ile suçladığı bir yapının içinde en yakınlarının neden hâlâ görev yaptığı merak konusu… Hepimizin “paralel algılamasını” alt-üst eden bir durum..
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/cok-paralel-hareketler-bunlar-29584yy.htm
Posted in Gündem
|
Tagged 10.yıl, algılama, Arena, efendi, heyet, hoca, mahşer, ödül, olimpiyat, özel, paralel, stad, Telekom, tertip, türk, türkçe, yer
|
Mar
03
Türk Bayrağının dalgalanmasını istiyorum!
Nurettin Topçu, felsefeden sanata, dinden ekonomiye ve eğitime kadar pek çok sahada kendine has tahlilleri, bakış açıları ve önerileri olan, hem Batı düşüncesini bilen, gözlemleyen, hem de geleneksel yapı ve değerleri tanıyan aydınlarımızdan.
Çağdaş Türk düşüncesinin seçkin isimlerinden Nurettin Topçu, Anadolu’da Türk milletinin yeniden dirilişinin ilham kaynaklarını arayacak münevver zümre meydana getirmeye çalışmış, eğitimde, sanatta ve bilimde “Türk Rönesansı”nı gerçekleştirmek için çaba sarf etmiştir.
Fransa’da, Strazburg’da tamamladığı doktorasını 1934 yılında Sorbonne Üniversitesi’nde veren Nurettin Topçu doktora savunmasını, o sırada Paris’te bulunan Abdülhak Adnan Adıvar ile eşi Halide Edip Adıvar da büyük bir ilgiyle izlemiştir. Böylece o, Sorbonne Üniversitesi’nde doktora yapan ilk Türk öğrenci olmuştur. Doktora çalışması “Confirmisme et Revolte” ismindedir. 1934 yılında Paris’te Fransızca olarak yayınlanmış olan eser, yıllar sonra “İsyan Ahlâkı” ismiyle Türkçe’ye de çevrilmiştir.
Doktora çalışması Sorbonne Üniversitesi Felsefe Jürisi tarafından yılın en başarılı doktora tezi seçilir. Üniversitenin geleneklerine göre birinci olan öğrenciler mutlaka ödüllendirilmektedir.
Bunun üzerine yetkili Profesör, Nurettin Topçu’nun yanına gelerek durumu anlatır ve ödül olarak isteğini sorar:
– Efendim, bir altın saat mi? Amerika veya Kuzey Avrupa’ya bir mavi yolculuk mu? Hangisini tercih ederseniz onu alacaksınız veya o ülkeye seyahat edeceksiniz!
Nurettin Topçu, kararlı ve gayet kendinden emin bir şekilde bu soruya şöyle cevap verir:
– Hiçbiri değil!
– O zaman ne istiyorsunuz onu söyleyin?
– Sorbonne Üniversitesi’nin giriş ve çıkış kulelerinde yirmi dört saat ay yıldızlı Türk bayrağının dalgalanmasını istiyorum!
Posted in Hikayeler
|
Tagged altın, amerika, anadolu, birinci, doktora, eğitim, fransa, istek, İsyan Ahlakı, jüri, Nurettin, Paris, saat, Sorbon, Topçu, Türk Bayrağı
|
Mar
02
“Türkiye Batı’dan bölündü ” 1
Eski Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri emekli kurmay albay Ümit Yalım; “Türkiye ilk önce Batı’dan bölündü ” diye feryat etti. Anlatamadım, anlatamadık galiba diyor!..
“Paralel devlet var mı sorusuna; Evet var” cevabını veriyor. Türkiye’nin bir kısım toprakları 2004 yılından beri işgal altında ve bu topraklar 10 yıldır paralel devlet; Yunanistan tarafından yönetiliyor. İzmir’in Koyun Adası ile Venedik Kayalıkları. Aydın’ın Hurşit, Fornoz, Eşek, Nergizçik, Bulamaç Adaları. Muğla’nın Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık Adaları ile Girit Adası’nın etrafındaki 5 Türk Adası, 2004 yılından beri tam 10 yıldır Yunanlı Vali ve Yunanlı Belediye Başkanları tarafından yönetilmektedir.”
ADSIZ’da sıkça bu konuya yer veriyorum. Devam da edeceğim. Ta ki, vatan toprakları işgalden kurtulana kadar.Bedeli ne olursa olsun!..
Ümit Yalım devam ediyor;
“27 Ocak 2014 Tarihli Hürriyet Gazetesi’nde, Yorgo Kırbaki tarafından verilen haberin girişinde (YUNANİSTAN’ın Bulamaç (Farmakonisi) Adası) ifadesine yer verilmiştir.Haber ile ilgili olarak gazetenin okur temsilcileri ile temasa geçip haberin düzeltilmesi talebinde bulundum. Ancak burada dikkat çeken konu, haberin muhatapları tarafından tekzip edilmemiş olmasıdır. Haber, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Dışişleri, İçişleri, Ulaştırma Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı tarafından tekzip edilmemiştir. Burada akla gelen soru; AKP Hükümetleri döneminde alenen Yunanistan’a verilen adalardan birisi olan Bulamaç Adası’nın şimdi de hukuken verilip verilmediğidir. Mevcut Hükümeti’n yerine gelecek yeni hükümet, işgal edilen adalar konusunu Uluslararası Adalet Divanı’na taşıması halinde davayı kaybedebiliriz. Çünkü, Yunanistan, her iki gazetede çıkan haberleri aleyhimize delil olarak kullanacak ve haberlerin Türk Hükümeti tarafından tekzip edilmemesini gerekçe olarak gösterecektir.” Açıklaması yapıyor.
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/farkli-bir-paralel-yorum-29663yy.htm
Posted in Yazılarım
|
Tagged Ardacık, Batı, bölündü, BulamaçKalolimnoz, devletHurşit, eşek, Fornoz, işgal, Keçi, Koçbaba, Nergizcik, parelel, Sakarcılar, türkiye, Yunan
|
Mar
01
Tükür Suratına Bacım, Gardaşım
Seni senden almak isteyenlerin
Tükür suratına bacım, Gardaşım
Namus ve ırzına göz dikenlerin
Tükür suratına bacım, gardaşım
Yalana, hileye kanma sakın ha!
Çalış milletini çalış ıslaha
Irkına küfreden satılmış aha!
Tükür suratına bacım, gardaşım
Bu ülkü senindir çabucak kavra
Girerler düşmanlar tavırdan tavra
Bayrağına kim diyorsa paçavra
Tükür suratına bacım, gardaşım
Kendi benliğini inkâr edenin
Mao’ya, Lenin’e lider diyenin
Her türlü İzm’leri boyun eğenin
Tükür suratına bacım, gardaşım
Hele vicdanına danış bir kere
Sıkı tut sancağı düşürme yere
Al bayrağı çekmezlerse göndere
Tükür suratına bacım, gardaşım
Unutulmaz Kırım, Kerkük, Azeri
Gelmez başımıza bundan beteri
Ayırırsa Türk’ten Kürdü, Tatarı
Tükür suratına bacım, gardaşım
Bağlanmadan elin, ayağın, kolun
Gayesi ne idir bilesin solun
Komünist, Faşistin birde Masonun
Tükür suratına bacım, gardaşım
Türk’tür Müslüman’dır Şahbaz biline
Bağlıyız biz candan Türk töresine
Türk’e dil uzatan itin leşine
Tükür ha, tükür ha, bacım gardaşım
Posted in Şiirlerim
|
Tagged al bayrak, Azeri, bacım, bayrak, dikmek, gardaşım, göz, ırz, ıslan, Kerkük, Kırım, kürt, namus, paçavra, sancak, suratına, tükür, türk, Türk töresi, vicdan, yalan
|
Şub
28
Anadolu’da “Kürdistan” Nasıl Uyduruldu? (4)
Sonuç:
Mükrimin Halil Yinanç “Anadolu Türklüğü’nün Tarihi” teziyle meşhur bir tarihçi olarak Anadolu’nun bütünlüğü konusunda kaygılarla yüklü şu hükmü vererek makalesini bitirmektedir:
“Şu açıklamalar bize gösteriyor ki, Anadolu’da bütün mânasıyla tam bir birlik mevcuttur. Bu birlik, bin seneden beri devam edip gelmiştir. Anadolu’nun her tarafı ‘Anadolu’ adıyla adlandırılmıştır. Anadolu’da hiçbir bölgenin ‘Kürdistan’ adını taşıdığı görülememektedir. İlmî ve tarihî hiçbir değeri olmayan böyle bir tabirin (1925 yılı şartlarını kastederek-MK) bundan böyle anılmaması, hem ilmî gerçekler adına, hem de ülke bütünlüğü adına temenniye şayandır.”
Merhum Mükrimin Halil ve benzeri tarih bilginlerimiz, yani sade o değil Osman Turan’lar, Faruk Sümer’ler, İbrahim Kafesoğlu’lar, M. Altay Köymen’ler, bugünün Türkiyesi’nde ülke bütünlüğü adına yaşanan son tartışmaları yerlerinden kalkıp görseler, kahırlarından bir daha ölürlerdi herhâlde!..
Nihayetinde biz ise bir soruyla bitirmek istiyoruz:
Bilir-bilmez nicesinin sözde allâme kesilip bin yıllık vatanımızın bir bölgesine, özellikle Doğu ve Güneydoğu’suna “Kürdistan” damgası vurmaya yeltendikleri; hatta bu “hülya”yı hayata geçirmeye çalıştıkları, sonunun nereye varacağını bilerek-bilmeyerek bazı sözde siyasetçi ve devlet adamlarının dahî fütursuzca (daha doğrusu “sorumsuzca”) bu ismi kullandıkları bir zamanda, Mükrimin Halil Yinanç’ların kaygısına ve uyarısına kulak kabartabilecek sorumlu mevkilerde bulunan bilim adamları ve tarihçilerle bir kısım gerçek devlet adamlarında hakikati savunma inanç ve iradesi yok mu acaba?
Yoksa eğer, eminiz Mükrimin Halil Yinanç ve onun gibi düşünen ebediyet kervanının ruhları – ne yazık ki – muazzep olacaktır!..
Ve bin yıldan beri gerek Türk doğmuş, gerekse bu milletle hem-hâl olarak kendi iradeleriyle “Türk olmuş” insanların gözlerinin nuruyla aydınlanmış ve damarlarının kanıyla sulanmış aziz Anadolu toprakları bu meş’um süreçte bütünlüğünü fiilen kaybederse eğer, başata tarihçilerimiz ve devlet adamlarımız olmak üzere bütün gerçek aydınlarımızın o büyük insanların ruhaniyetlerinden af dilemeleri gerekecektir.
——————————————————————————–
[1] Biz bu tartışmaların somut örneklerini daha fazlasıyla geçen yılki benzer bir yazımızda ele almıştık: Bkz: “Mükrimin Halil Yinanç Uyarıyır: Mânasız Bir İsim Kürdistan”. Türk Yurdu, Aralık 2012 sayısı.
[2] Mükrimin Halil Yinanç, Yeni Türk, S: 16, s. 3, 16 Nisan (1925) 1341/23 Ramazan 1343 (Makale yakında Ö. Hakan Özalp’ın, merhum için çıkardığı – Tarihe Adanmış Bir Ömür, Ord. Prof. Mükrimin Halil Yinanç, Elmuhay Vakfı Yay. 2012 İstanbul, s.48 vd. – biyografi kitabında özetlendi. Çevrim yazısı da kendisi tarafından yapılmış makalenin aslını bize gönderen sevgili Ö. Hakan Özalp’a müteşekkiriz.
[3] Mükrimin Halil Yinanç, a.g.m. s. 3.
[4] Heşt-Behişt, Bitlisli İdris’in, ilk sekiz Osmanlı Sultanının dönemini anlatan meşhur tarih kitabıdır. (MK)
[5] Mükrimin Halil Yinanç, Anadolu Türkleri Tarihi’ni bundan sonraki hayatında 18 el yazması defterden oluşan 4 cilt hâlinde planlamış, fakat ömrü içinde bunun sadece bir cildini yayımlayabilmiştir (Anadolu’nun Fethi -Türkiye Tarihi, Selçuklular Devri, 1944). T.T. K. ise 2011’de – merhumun 50. Vefat yılı dolayısıyla – bütün eserlerini yayımlama kararı almış bulunmaktadır. İlki için bkz: Türkiye Tarihi Selçuklular Devri, Yay. Hazırlayan: Re’fet Yinanç, I. Cilt (aslı üzerinden I. ve II. cilt bir arada), T. T. K. Yay. Ankara 2013 (426 s.).
[6] Diyarbakır Tarihi, M. Halil Yinanç tarafından İslâm Ansiklopedisine (M. E. B. Yayını) mufassal bir madde hâlinde yazılmıştır (bütün eserleri içinde yeniden yayımlanacak). Bkz: Cilt: 3, s. 601-627.
[7] Bu kısım doğrudan Ö. Hakan Özalp’ın kitabından alınmıştır: Tarihe Adanmış Bir Ömür Ord. Prof. Mükrimin Halil Yinanç, s. 51 vd. (Tarafımızdan sadeleştirilmiştir.)
Kaynak: Dr. MUSTAFA KÖK E. Öğretim Üyesi www.tarihgazetesi.net
Posted in Gündem
|
Tagged adamı, alim, anadolu, emperyalizm, gazeteci, gerçek, ilim, kılıklı, kurdistan, oğuz, Şeref Han, Turani, Türkler, uydurma
|
Şub
27
* “Egemenlik kavramının Kur’an’ın hiçbir ayetinde bulunmadığına eminiz ve Peygamberin sünnetine ilişkin yaptığımız incelemelerde, Yaradan’ın kesin yüceliği ve ulaşılamazlığını anlatan bir terimin olmasının dışında hiçbir yerde bu terimi bulamadık.” Müslüman Kardeşler’in liderlerinden Hudeybi
* “Libya’da NATO’nun ne işi var” “Bu konuda Nato ile birlikte hareket ediyoruz.” RTE
* Başbakan’ın Mısır’a yaptığı seyahatte gazetecilerin “Sayın Başbakan, NATO’nun Patriot füze sistemlerini Türkiye’ye yerleştireceği konuşuluyor, konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz?” sorusuna, “Bizim böyle bir talebimiz olmadı, olursa isteriz gelir” şeklinde cevap vermesinin ardından Patriotların Türkiye’ye geleceği ortaya çıkınca, “Biz istedik geldi” dedi. RTE
* Oslo görüşmeleri basına yansıdığı zaman Başbakan’ın, “Teröristle görüştüğümüzü ispat edemeyen şerefsizdir!” şeklinde yaptığı açıklamadan kısa bir süre sonra, görüşmenin ses kayıtları yayınlanınca, “Devlet istediği ile görüşür” RTE
* “Eğer bu ülkede Öcalan ile çözüm olacaksa, o da çıkacak. Türkiye en sonunda da Öcalan’ı hapisten çıkaracak ve siyasi aktör haline gelmesini kabul edecek” Cengiz Çandar
* “Akıllı hükümdar, yurttaşlarını her zaman ve her durumda kendisine muhtaç bırakmalıdır. Onların sürekli olarak bağlılığını sağlayacak tek yol budur.” Makyavelli* “İnsanlar hafif baskılara karşı intikam almaya kalkarlar, fakat ağır baskılara karşı direnemezler. Bir insana baski yaparken öyle davranmalıdır ki, intikam almaya olanak bulamasın.” Makyavelli
*”Amaca ulaşmak için her araç yasal ve ahlakidir”. Makyavelli
*”Amaca giden yolda herşey mübahtır.” Makyavelli
* “İnsan, yönetim için bir araçtır. Yöneticiler, kendisini dini bütün, dürüst, güvenilir, iyi yürekli, adil, yansız olduğuna inandırmalıdır. Ama yönetenin bu nitelikleri kendinde bulundurması gerekmez. Liderin amacına ulaşması için uygulayabileceği her yöntem ve davranış yasaldır. Başarıya ulaştığında yöneticinin uyguladığı yönetim ve eylemleri tartışılamaz, yasa sayılır.” Makyevelli
*“Kral iktidarını güçlendiriyorsa dini yaygınlaştırmalı ve dindarları korumalıdır. Eğer din, kralın iktidarını sürdürmesine mani oluyorsa dini yasaklamalı ve dindarları ezmelidir” Makyavelli
* “Hükümdar rolünü iyi oynamalı gerçek amaçları konusunda açık vermemelidir.”Makyavelli
* ” Hükümdar sözlerine özen göstermeli, öyle ki görüp işitenler merhametin, bağlılığın, insanlığın, doğruluğun ve dindarlığın ta kendisi olduğunu sansınlar.” Makyavelli
Kaynak:http://www.halkinhabercisi.com/oportunist-makyevelist-tayyip-sanghay-beslisine-siginmak-istiyor
Posted in Atasözleri Vecizeler
|
Tagged ahlaki, amaç, araç, din, ezmeli, heryol, insan, kral, makyavel, mubah, oportünist, yasak, yasal
|
Şub
26
Diyanet İşleri Başkanı’na Soru;
Bu fotoğraftaki ifadenin amacı Cumhuriyeti kötülemek değilse nedir?
Öncelikle Ak Parti milletvekili Fevai Aslan, Recep T. Erdoğan için: “Allahu Teâlâ’nın bütün vasıflarını toplamış bir liderdir.” demişti.
Bu söz dinen câiz midir? Bu konuda Diyanet işleri Başkanlığı ne düşünüyor?
Ayrıca Hayrettin Karaman’ın fetvası;
Hayrettin Karaman’a bir soru sorulur; “Devletten veya belediyelerden haklı ve meşru olarak ihale alıp istifade ve kâr eden kimseleri, yardımda bulunsunlar diye hayır kurumlarına yönlendirsek bunda bir sakınca var mıdır?”
Hayrettin Karaman’ın fetvası:
“Hayır işlesin diye teşvik ve sevk ettiğiniz kimseler Müslüman iseler ve siz istemeseniz bu yardımı yapmayacak idiyseler ve/veya bir daha iş ve ihale alamam diye bu yardımı yaparlarsa bundan sevap alamazlar. Ama kayıtlı ve şeffaf olmaları şartıyla hayır kurumları bundan istifade edebilirler; çünkü onların bir zorlamaları ve baskıları söz konusu değildir, verenin de baskı altında verdiği bilgisine sahip değillerdir.” (Yeni Şafak, 27 Aralık 2013)
Diyanetin düzenlediği “Yüzyılın İslam Kültür Onur ve Hizmet Ödülleri” töreninde AKP’den “Yüzyılın İslam Kültür Hizmeti Ödülü” Karaman aldığı ödül yukarıdaki fetvalarla ilgili olup olmadığı da tartışılmaktadır.
Bütün bunlar Diyanet İşleri Başkanlığı’nı hiç mi ilgilendirmiyor. Hayrettin Karaman din konusunda Fetva makamı mıdır?
Bir Müslüman olarak Türkiye’nin İslam dini otoritelerinden biri olarak bildiğimiz Diyanet İşleri Başkanı Sayın Görmez’den bunları görmesini, duymasını ve açıklasını bekliyoruz.
Yoksa bizde Tevfik Fikret’in dediği gibi “Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, / Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!” mi diyelim!…
Posted in Gündem
|
Tagged Ak Parti, Allah'ın, baskı, caiz, din, fetva, Fevai, hayır, hizmet, ihale, lider, makam, ödül, onur, sahip, vasıf, zorlama
|
Şub
26
MEVLA’M DEFTERİNİ DÜRSÜN ERMENİ!
Karabağ’ım, kara bahtım, mazlumum
Ermeni yok etti ekmeğim, suyum
Ermeni zulmüne uğradı soyum
İsa’da (as) bu zulmü görsün Ermeni!
Mevla’m defterini dürsün Ermeni!
Osmanlıdan beri tuzak kurdunuz
Kadın, çocuk, hatta bebek vurdunuz
Karabağ değil ki, sizin yurdunuz
Allah’ın laneti sürsün Ermeni
Mevla’m defterini dürsün Ermeni!
Döner bir gün keser, sap, hesap döner
Gerçek insan olan barışı dener
Sendeki insanlık büsbütün söner
Vicdansızsın, sağır, körsün Ermeni!
Mevla’m defterini dürsün Ermeni!
Şu insan hakları, nerede, hani?
Katliam yapanlar canidir cani!
Sağır mı, bu dünya, kör müdür yani?
Sen, bir kanser gibi ursun Ermeni!
Mevla’m defterini dürsün Ermeni!
Kan emenler saldırıyor her yandan
Sadist bu Ermeni , zevk alır kandan
Mazlum Karabağlı oluyor candan
Kuduz köpek olmuş ür’sün Ermeni!
Mevla’m defterini dürsün Ermeni!
Elinde, dilinde, yüzünde kan var
Ardında Emperyal Amerika’n var
Mazlumun ahı’ndan arşa çıkan var
Dünyada farklı bir türsün Ermeni!
Mevla’m defterini dürsün Ermeni!
Allah bilir seni, dünya da bilsin!
İnsanlığın yüz karası nesilsin
İnsan sandık seni, insan değilsin!
Lanetli şeytansın, hürsün Ermeni!
Mevla’m defterini dürsün Ermeni!
26.02.1992
Kenan ŞAHBAZ
Şub
25
Obama bir okulu ziyaret eder. Çocuklara:
– Sorusu olan var mı? der. Ve küçük “BOP” sözü alır.
– Benim üç sorum olacak der;
1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da Başkan oldunuz?
2- Hiroshima’ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir?
3- Hiçbir sebep yokken niçin Irak’a saldırdınız?
Aniden zil çalar ve çocuklar tenefüse çıkarlar. Çocuklar geri döndüğünde bu sefer sözü küçük TOM alır. Benim beş sorum olacak der;
1- Seçimlerde hangi yöntemle çok oy almayı sağladınız da Başkan oldunuz?
2- Hiroshima’ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir?
3- Hiçbir neden yokken neden Irak’a saldırmak istiyorsunuz?
4- Bu derste niçin zil 30 dakika erken çaldı?
5- Ve son olarak “BOP” nerede?
Posted in Fıkralar
|
Tagged atom, başkan, beş soru, bop, Hiroshima, ırak, obama, okul, seçim, tenefüs, terör, TOM, üç soru, zil
|
Şub
24
BUNU SİNDİREN TÜRK OLAMAZ!
Hangi soydan, hangi boydan gelirse gelsin, isterse Oğuz Kağan’a kadar şecere çıkarsın, bu çerçevenin içindeki utanç karesini içine sindiren Türk olamaz…
Bunu ’büyüyen Türkiye’ olgunluğuyla karşılayan kim varsa, açılımla ilgili “Ne güzel işte, Kuzey Irak’ı bile kendimize bağlıyoruz, Osmanlı oluyoruz” zokasıyla mızrağın Sivas’a, Kahramanmaraş’a, Erzurum’a kadar dayanmasına göz yuman kim varsa ve “Kan dökülmüyor ya” diyerek teslimiyetin en sefilcesine onay veren kim varsa, sayıları kaç kişi ya da milyonsa, ‘sulben’ Türk olsalar da ‘şahsen’ Türk değildirler… Türklük duygusundan arınmış, pörsümüş et yığınlarına bir milliyet ismi atfetmek ne kadar mümkün ve ne kadar rasyonel?
Sanki Rus ordusu Afganistan’dan çekiliyor!.. Ya da Naziler Macaristan’dan, Fransızlar Cezayir’den!.. Yenilmiş bir işgal ordusu, galip gelmiş milisler ve toprakları kurtulduğu için sevinç çığlıkları atan, zılgıt çeken, işgalcilerin gözüne paçavralarını sokan mutlu ve gururlu halk!.. Türk, bu topraklarda sadece kendisini değil, kendisine sığınan, himmetine muhtaç olan, dinini ve namusunu Türk’e emanet eden kavim, topluluk, etnisite, cemaat veya her neyse hepsine kol kanat gerecek, hatta yönetimi paylaşacak, kardeş bilecek, Haçlı’ya ve onun bin bir türlü versiyonuna bin yıl evlatlarını kurban verecek ve sonunda bugün o aşağılık manzaraya maruz bırakılacak!.. Bu bir ‘mide’ değil, ‘işkembe’meselesidir ve bunu sindiren Türk olamaz!..
Kendi Mehmet’inin düşmanlıkla çevrili nazarlar arasından ‘Başkan Apo’ sesleriyle taciz edilmesine itirazı olmayan ve bu itirazın demokrasi içinde bedelini ödetmeyen kişi, kim olursa olsun onun ‘anatomik’ kimliğinin de, ‘antropolojik’ kimliğinin de zerre kadar önemi yoktur!..
Kaynak: http://www.haberfedai.com/yazi/456/bu-utanc-fotografi-kimin-duvarina-yakisir#.UuaAjNJag4g
Posted in Gündem
|
Tagged anatomi, boy, brekisefal, etnisite, evlat, işkembe, kağan, kavim, mide, oğuz, olamaz, şahsen, sefil, soy, sulben, taciz, türk, utanç
|