Mar 12

Muhteşem Yüzyıl ve Evlat, Kardeş Katli Meselesi

osmanli_sultanlari
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Muhteşem Yüzyıl ve Evlat, Kardeş Katli Meselesi
Orta Asya’dan beri Türk hâkimiyet anlayışı, “rekabet” usulüne dayanır: “Ülke, hanedanın ortak yönetimi altındadır. Sonucuna katlanmak kaydıyla hanedanın her üyesi, payitahtta hak iddia edebilir.” Yani Avrupa’daki gibi önceden belirlenmiş bir taht varisi (veliaht prens) yoktur. Bugün çocuklarımıza ismini verdiğimiz Mete, (Bahadır) Bilge Kağan, Cengiz Han, Alparslan, Yıldırım, Fatih, Yavuz, Kanuni hep bu çetin veraset usulüyle yetişmişlerdir.
Bu anlayış, bir yandan da sürekli taht kavgası ve iç savaş üretmiştir. Fatih’in duruma el koyarak, çözüm olarak “şehzade katli”nde karar kılmasının sebebi budur. Orta Asya’dan beri taht kavgalarıyla 10 – 15 imparatorluk yıkarak 1453′lere geldikten sonra Fatih dayanamamış; her taht kavgasında on binlerce Müslüman Türk öleceğine sadece “bir iki Türk”ün ölmesini hükme bağlamıştır:
‘‘Ve her kimseye evlâdımdan saltanat müyesser ola, karındaşların Nizâm-ı Âlem için katl eylemek münasiptir. Ekser ûlema dahi tecviz etmiştir. Anınla amil olalar.’’ (Fatih Kanunnamesi)
Türk tarihinde Nizam-ı Alem için evladına kıyabilen hükümdarlar, 1402′de başlayıp 11 yıl süren fetret devrindeki gibi dörde bölünen milletin birbirini kırmasına mani olan kahramanlardır.
Osmanlı’da çöküş ise, 1603′ten sonra “veliaht prens” uygulamasına geçildikten sonra başlamıştır. Bu yıllardan itibaren, kendisini rekabet duygusu içinde tahta hazırlayan bir tek cihangir padişah göremezsiniz. Balık baştan konunca da tüm kurumlarda gerileme görülmüş ve sonu “Mondros” olan yola böyle girilmiştir.
Gelelim “Siyaseten Katl“in duygusal tarafına…
1- O zamanlar da “ölüm” elbette yine ölümdü ama “kardeş” bugün bildiğimiz gibi kardeş değildi. Anneleri ayrı, sancakları ayrıydı. Siyasi rakipler gibi yetişirlerdi. O TV Dizisindeki aptal senaryoya kasıtlı olarak, kardeşler arasında bugün bile görülmeyen aşırı bir duygusallık yüklenmiştir.
2- Türk hâkimiyet anlayışına göre “Hanedanın her üyesi (1. Murat’tan itibaren sadece padişah evlatları)sonucuna katlanmak kaydıyla payitahtta hak iddia edebilir”di.
3- Veliaht prens uygulaması (Padişah öldüğünde en yaşlı şehzade tahta çıkar kuralı) I. Ahmet’ten itibaren uygulanmaya başladı. Bu tarihten sonra da bir Yavuz veya Kanuni yetişmedi.
4- Fatihleri yetiştiren hâkimiyet anlayışının tek kusuru, fetret devrindeki gibi taht kavgalarının çıkmasıydı. Bu da “Nizam-ı Alem” için bir tehditti.
5- Bu yüzden de Osmanlı hanedanı, kendi ailesine kardeş katli fedakârlığını yüklemişti. Bundan sarfınazar ettikleri anda duraklama ve gerileme başladı. Yeni Fatihler, Yavuzlar, Kanuniler yetişmedi.
Sonuç: Krallıklar döneminde siyaset, “sadece hanedan üyelerinin hakkı” olduğu için ve Türk töresine göre 1603′e kadar padişah çocukları potansiyel birer taht varisi oldukları için şehzadeler, birbirleri için kardeş değil, bugünkü siyasi parti liderleri gibi sadece “rakip”tir.
Dolayısıyla bu ölümler, Atatürk’e suikast, Menderes’in ölümü, Özal’ın zehirlenmesi gibi siyasi öldürme veya öldürmeye teşebbüs vak’alarıdır. Durumun “kardeşlik”le bir ilgisi yoktuır.
“Türk Tarihinde Siyaseten Katl” konusu derin bir konudur. Kanuni, Mustafa’yı boğdurmakta haklıdır ve Atatürk dahil herkes bunu bilerek “Ecdadımız Fatih, Yavuz ve Kanuni…” ile övünmüştür.
Kendi ecdadında bir Çelebi Mehmet bile bulunmayan Kriptoların, Wrangel mültecisi Beyaz Rus senaristlerin, şarap içmekten devlet kurmaya vakit bulamamış etnik çıfıtların oyununa gelerek, şanlı tarihimize küsmeyelim!
Dün ecdadımız, devletin bekası için evladından vazgeçiyor fakat üç kıtaya hükmediyordu. Bugünün yöneticileri, çocuklarına gemiler ve milyon dolarlar kazandırmak için devletin bekasından vazgeçiyor ve milli bütünlüğümüzü koruyamıyor.
Bence gelin, o “Muhteşem Yüz yılı” değil, bu “Müptezel On yılı” konuşalım.
 
Kaynak: ulkuyaz.org
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , | Muhteşem Yüzyıl ve Evlat, Kardeş Katli Meselesi için yorumlar kapalı
Mar 11

“Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın”

409093_353929011291331_2141430753_n

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” Mehmet Akif Ersoy 

1. Dönem Burdur Milletvekili de olan milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan İstiklal Marşı, Türk Milletinin istiklalini, kurtuluş destanını ölümsüzleştiren bir eserdir. Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi, 12 Mart 1921 gününde, İstiklal Marşını milli marş kabul ederek, yeni ve bağımsız Türk Devleti’Devletinin kuruluşu yolunda önemli bir adım atmıştır.

 
Şanlı Bayrağımızla birlikte bağımsızlığımızın en önemli simgelerinden olan İstiklal Marşı, özlü dizeleriyle yurttaşlarımızı ortak düşünce ve duygularda buluşturmakta, birlik ve dayanışmamızı güçlendirmektedir.
 
O şiir bir daha yazılamaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O milletin malıdır. Allah, bir daha bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın
Mehmet Akif Ersoy, “ O şiir bir daha yazılamaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O milletin malıdır. Allah, bir daha bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” diyerek, onu Türk Milletine armağan etmiştir.
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , | “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” için yorumlar kapalı
Mar 11

İSTİKLÂL MARŞI

 hareketli ataturk resimleri Hareketli Dalgalanan Türk Bayrağı ve Atatürk Resimleri
 
İSTİKLAL MARŞI’MIZI GÜR BİR SESLE OKUYALIM..
 
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
 
Çatma, kurban olayım, çehrene ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül… Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal.
 
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim: Bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.
 
Garb’ın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
”Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
 
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
 
Bastığın yerleri ”toprak!” diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
 
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
 
Ruhumun senden İlahi şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne na-mahrem eli;
Bu ezanlar — ki şehadetleri dinin temeli —
Ebedi, yurdumun üstünde benim inlemeli.
 
O zaman vecd ile bin secde eder — varsa — taşım;
Her cerihamda, İlahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na’şım!
O zaman yükselerek Arş’a değer, belki, başım.
 
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal. 
 
Mehmet Akif ERSOY
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , | İSTİKLÂL MARŞI için yorumlar kapalı
Mar 10

Türk Yurdu Kırım

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Türk Yurdu Kırım
Kırım, doğası güzel, toprakları verimli, Karadeniz’in önemli ve stratejik bir noktasında bulunan 26 bin km2 yüzölçümü ve 2 milyon nüfusa sahip, Ukrayna içinde önemli özerk bir cumhuriyettir. M.S. 430 yılında Atilla’nın amcası Aybars’tan başlayarak, Alanlar, Avarlar, Hazarlar, Selçuklular, Karaim, Peçenekler, Kıpçaklar, Altınorda ve Osmanlı İmparatorluğu (1475-1774) gibi Türklerin hakimiyet kurduğu ve günümüze kadar Türk kavimlerinin yaşadığı kadim bir Türk yurdudur. Günümüzde yaklaşık 250 bin Tatar Türkünün yaşadığı talihsiz ve güzel bir yurttur. Güzelliğinden ve öneminden dolayı tarih boyu çeşitli milletlerin istilasına uğramıştır. En son İkinci Dünya Savaşı’nda Almanlar tarafından istila edilmiştir. Ruslar tarih boyu buradan elini hiç çekmemiştir. (1774-1989) Stalin göz koyduğu Kırım’ı Türklerden arındırmak için Almanlarla işbirliği yaptıkları bahanesiyle Kırım Türklerini Sovyet coğrafyasına dağıtmış ve onların topraklarına Rusları yerleştirmiştir. Bu nedenle bugün Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin % 60’ı Rus kökenlidir. Ayrıca Kırım nüfusunun % 80’i Rusya Federasyonu gibi Ortodoks mezhebindendir. Bir başka ifadeyle Kırım’da ve Doğu Ukrayna da Ortodoks Ukraynalılar yaşarken Batı Ukrayna’da Batı Avrupa’ya yakın Katolik Ukraynalılar yaşamaktadır. Ruslar, ikiye bölünecek olursa Ukrayna’yı, Ortodoks olan ve yoğunlukla Rusların da yaşadığı doğuyu kendi nüfuzu altına almayı planlamaktadır. Putin Meclisten orduyu Ukrayna’da kullanabilmek için yetki almıştır. ABD Başkanı Obama da çok kararlı ve sert bir şekilde, Ruslar, Ukrayna’ya girerlerse “bedel öderler” diyerek ciddi bir uyarı yapmıştır, Avrupa Birliği ve diğer birçok Avrupalı ülke İngiltere, Almanya ve Fransa, Rusları uyarmışlardır. Rusların, Ermenistan ve Gürcistan’da gerçekleştirdiği oldu bittiyi Ukrayna’da kolay yapamayacağı gözükmektedir. Ayrıca Ukrayna’da büyük ölçüde eski rejimin çok ciddi ağır sanayi ve silah üretimi mevcut ve Ukrayna, Rus gazı petrolü, askeri ve sanayi ürünü pazarıdır. Verimli Ukrayna topraklarında yetişen sebze, meyve ve tahıl Rusya için önemlidir. Kırım Akyar’da (Sivastopol) 240 yıldır Rus savaş gemileri demirlemiştir. Bunca yıldır hakim oldukları bir ülkeyi Batılılara vermek istememektedir. Türkiye, Kırım’ın selameti ve soydaşlarımızın çıkarını bütün gücüyle savunmalıdır. Bu hem ahlaki hem de stratejik ve tarihi bir gerekliliktir.
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/kadim-turk-yurdu-kirim-30012yy.htm
images (1)
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , | Türk Yurdu Kırım için yorumlar kapalı
Mar 09

Tayyip Bey! (1)

 
images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
TAYYİP BEY! 
 
Dini bütün dedik sana inandık
Ama yanılmışız çok fena yandık
Bizi paylamandan artık usandık
Siyasetin senin olsun Tayyip Bey!..
 
“Ananı da al git” dedin ya burdan
Soktun katilleri yurda Habur’dan
İflas etti millet siyasi kurdan
Hükümetin senin olsun Tayyip Bey!..
 
Bütün vekillerin kısılmış sesi
Kul eyledin para ile herkesi
Yandaşların dolup taşmış kesesi
Ticaretin senin olsun Tayyip Bey!..
 
Nasıl “kelle”dersin şehit yatana
Bir de pirim verdin Türk’e çatana
Hangi yüzle varacaksın atana
Basiretin senin olsun Tayyip Bey!..
 
Su içilmez senle hiç aynı tastan
Kalmadı köylüde bağ ile bostan
“One minut” (van minut) çekişin dillere destan
Cesaretin senin olsun Tayyip Bey!..
 
Emir almak için gittin ağana
Muhtaç ettin bizi kuru soğana
Kucak açtın bu milleti boğana
Asaletin senin olsun Tayyip Bey!..
 
Arif olan insan akıl alır mı?
Hiç mahşere mazlum ahı kalır mı?
Mızrak çuval için hiç kısalır mı?
İcazetin senin olsun Tayyip Bey!..
 
Terörist başına villa yaptırdın
Bir lokma ekmeği ele kaptırdın
Bu milleti doğru yoldan saptırdın
Rezaletin senin olsun Tayyip Bey!..
 
Kahramanlar terör ile suçlandı
Etnik ırkçılıklar birden uçlandı
Türk’ün düşmanları yine güçlendi
Adaletin senin olsun Tayyip Bey!..
 
Demokrasi aşı pişirdin bize
Medyayla işini şişirdin bize
Geldin rezilliği düşürdün bize
Hürriyetin senin olsun Tayyip Bey!..
 
(Devamı var)
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Tayyip Bey! (1) için yorumlar kapalı
Mar 08

“Türkiye Batı’dan Bölündü ” 2

350px-TurkishGrayZoneIslands.svg
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
“Türkiye Batı’dan bölündü ” 2
Eski Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri emekli kurmay albay Ümit Yalım’dan paralel yargı yorumu gelince; “Türkiye Cumhuriyeti, cumhuriyet tarihinde ilk defa, bu hükumet döneminde, paralel yargıya muhatap olmuştur. Türk mahkemeleri tarafından yargılanması gereken vatandaşlarımız paralel yargı; Yunan yargısı tarafından yargılanmıştır.23 Mayıs 2006 Tarihinde bir Türk savaş uçağı, Rodos ve Kerpe Adası’nın güneyinde, uluslararası hava sahasında uçarken, bir Yunan savaş uçağı tarafından, alttan ve arkadan çarpmak suretiyle düşürülmüştür. Çarpma sonrasında pilotumuz paraşütle atlayarak canını zor kurtarmış, Yunanlı pilot ise uçağı ile birlikte denize çakılarak ölmüştür. Uçağımızın pilotu Atina Ceza Mahkemesi tarafından gıyabında yargılanmış ve yargılama sonucunda, Yunanlı pilotun ölümüne neden olmaktan suçlu bulunarak, Ocak 2009’da 4 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Pilotumuz hiçbir suçu olmadığı halde uluslararası hukuka göre yetkili olmayan Yunan mahkemesinde yargılanmış ve bu paralel yargıya, başta bu Hükümete ve Dışişleri Bakanlığı olmak üzere Türk yargısı sessiz ve tepkisiz kalmıştır. Yunanistan, yargılama sonrasında İnterpol’e başvurarak pilotumuzun yakalanması için kırmızı bülten çıkarılmasını sağlamıştır. Halihazırda pilotumuz bu yüzden AB ülkelerine gidemiyor. Çünkü AB ülkelerinden herhangi birine girmesi halinde tutuklanabilir.
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/farkli-bir-paralel-yorum-29663yy.htm
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | “Türkiye Batı’dan Bölündü ” 2 için yorumlar kapalı
Mar 07

Ziya Paşa’dan

Ziya

 
  •  Ziya Paşa, Türk yazar, şair ve devlet adamı. Asıl ismi “Abdülhamid  Ziyaeddin” dir. 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin en önemli devlet adamlarından birisidir ve en çok eser veren Tanzimat çağı yazarlarındandır.  
 
 
 
 
Gazel 7
1.Diyâr-ı küfrü gezdim beldeler kâşâneler gördüm
(Kafirler ülkesini gezdim mamur şehirler saraylar gördüm)
 
Dolaştım mülk-i İslâmı bütün viraneler gördüm
(İslâm diyarını gezdim baştan başa harabeler gördüm)
 
(Terkîb-i Bend’den)
6.Bi-baht olanın bağına bir katresi düşmez
(Bir tanesi bile bahtsız kimselerin bağına düşmez)
 
Bârân yerine dürr-i Güher yağsa semâdan
(Eğer yağmur yerine inci (elmas) yağsa gökten)
 
 
7.Erbâb-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar
(Olgunluğa erişmiş kişileri çekemez kıskanç olanlar)
 
Rencîde olur dîde-i huffâş ziyâdan
(Yarasa gözü gibi ışığa dayanamaz gözleri kamaşır)
 
 
11.İdrâk-î meâli bu küçük akla gerekmez
(Bu küçük akıl, o yüce anlamı çözmeye, kavramaya yetmez)
 
Zîrâ bu terâzû o kadar sikleti çekmez
(Çünkü o ağır meseleyi bu terazi kaldırmaz)
 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , | Ziya Paşa’dan için yorumlar kapalı
Mar 07

BÜTÜN KADINLARIMIZIN KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN..

1660600_592575640825751_502134250_n
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kadın…
 
Hasreti, özlemi, vefası duru
Onurun, şerefin güneşi kadın
Bir azmin hayata akseden nuru
Sevginin, şefkatin kardeşi kadın
 
Odur insanlığın yakuttan taşı
Yükselmekte arşa onurlu başı
Bütün ailenin sonsuz sırdaşı
İrfanın sönmeyen ateşi kadın
 
Korkmaz, gerekirse her zehri içer
Vatanı uğruna canından geçer
Her haliyle vakur, erdemi seçer
Evlerin sultanı, evdeşi kadın
 
Geleceğe dönük gözlerinde fer
Yuvaya gönülden bağlı bir nefer
Yiğitçe yuvayı kollar her sefer
Erkeğin baş tacı ve eşi kadın
 
08.12.2012
Kenan ŞAHBAZ
 
Hava, su ve güneş canlıların hayat kaynağıdır. Toplumların hayat kaynağı da kadınlardır. Hayat kaynaklarımızı korumanızı diler, sonsuz saygı ve sevgilerimle kadınlar gününüzü kutlar, kabulünü önemle rica ederim. www.kenansahbaz.com.
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , | BÜTÜN KADINLARIMIZIN KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN.. için yorumlar kapalı
Mar 06

Devletin Onuru Böyle Çiğnendi!..

Payanda_Turkiye

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devletin Onuru Böyle Çiğnendi

4 Temmuz 2003 tarihinde Süleymaniye’de Amerikan askerleri Özel Kuvvetlere bağlı 11 Türk askerinin başına çuval geçirdiğinde ABD, ‘1 Mart tezkeresi’nin intikamını almakla kalmıyor, belki de bütün Türk tarihinin en büyük hakâretine mâruz kalıyordu, Türk ordusu ve onun şahsında Türk devleti…

Türk subaylarının başına çuval geçirildikten sonra dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Ne notası verecektik, müzik notası mı?” dediğinde, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, “Büyük devletler özür dilemezler” dediğinde, Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün, “Bu ABD’li için çok normal. Göz bağlamak yerine tamamen pratik bir çözüm” dediğinde ayaklar altına serilmişti…

19 Ekim 2009’da ellerinden bebeklerin, kadınların, çocukların, otobüste yakılan Aysel’in, dershane önünde bombalarla parçalanan anne ve çocuğunun ve binlerce askerimizin, polisimizin, korucumuzun, öğretmenimizin, mühendisimizin, imamımızın ve vatandaşımızın şehit kanları akan PKK’lı katillerin Habur’dan giriş yaptığında âlâ-yı vâlâ devlet töreniyle karşılandığında ve ülkenin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, bu haysiyetsizliği “Güzel manzara…” olarak nitelediğinde hak ile yeksân olmuştu…

30 Eylül 2012 tarihinde düzenlenen AKP kongresinde onur konuğu olarak davet edilen Barzani, “Tüm halkların özgürlükleri için savaşmalarına destek oluruz” dediğinde “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları arasında alkışlandığında onuru zedelenmişti…

Oslo görüşmeleri öncesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Terör örgütüyle görüşen şerefsizdir” deyip, görüşmeler ayyuka çıktığında ise, “MİT, Hakan Fidan Oslo görüşmelerinde benim talimatımla rol almıştır” dediğinde çiğnenmişti…

16 Kasım 2013’te Diyarbakır’da sahnelenen ve adına ‘barış süreci’ denen rezâlette başrol alan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Sayın Mesud Barzani Kuzey’deki vatanınıza hoş geldiniz” pankartı altında “Kürdistan” sözcüğü telâffuz edildiğinde zil takılarak oynanmıştı…

“Türk diye bir ırk yoktur” diyen Yasin Aktay, “Beğenin ya da beğenmeyin, Apo Kürtlerin lideridir” diyen Beşir Atalay, “Yıllarca Kürt olduğumu söyleyemedim” diyen Zafer Çağlayan, “Her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık” diyen Recep Tayyip Erdoğan…

Kaynak: http://www.haberfedai.com/yazi/452/ve-devletin-dususu#.UuaDStJag4g

 

Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Devletin Onuru Böyle Çiğnendi!.. için yorumlar kapalı