Şub 05

Bozuk Bozuk..

düzen-1
BOZUK BOZUK…

 
Yirminci asırda Türkiye’mizde
Herkes şikâyetçi kul bozuk, bozuk..
Bir baş belasıdır çıktı ortaya
Milleti kandırır ol bozuk bozuk..
 
“Diyaloğmuş” tutturmuşlar bir dümen
Onun maskesini düşürdük hemen
“Dinci” yobazlara dedi ki şovmen*
Halkı işleyiver çal bozuk bozuk..
 
İktidarda şimdi dedirtti aman
“Demokratik çözüm” palavra, yalan
Bu siyaset baldır dendiği zaman
Tadına baktık biz bal bozuk bozuk..                                                                                                                                           
 
Birbirine düştü siyasetçiler 
Dini bütün imiş baştaki lider 
Pek çoğu ille de “para para” der
Siyaset içinde hal bozuk bozuk..
 
Bakmadan giderler karanlık yola..
Başına getirir çok türlü bela..
Şahbaz sende binme sakın o dala..
Onların bindiği dal bozuk bozuk.
384342_392742000789777_630818275_n
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Bozuk Bozuk.. için yorumlar kapalı
Şub 04

Toryum, Toryum, Toryum!

toryum-umudu--2944019
  
indir
Toryum, Toryum, Toryum!
Hocanın son dönem dikkatimizi çekmek istediği konu ise zengin ‘toryum’ rezervlerimiz ve bu zenginliği “su akar Türk bakar” misali seyretmemiz. Hoca bu konuda şunu kafamıza sokmak istiyor: “Uranyum rezervimiz yok denecek kadar az, ama toryumda dünyanın en zengin ikinci ülkesiyiz. Toryum ile enerji üretimine başlarsak 20 yıl içerisinde dünyanın enerji haritasını değiştirebiliriz.”
Rakamlarla gidelim. Sadece Isparta ilimizde bulunan Çanaklı madeni kolay işlenebilen Torit minerali şeklinde 20 bin ton toryum rezervine sahip ve bu rezerv, 100 yıl boyunca elektrik enerjimizi temin edebilir.
Hoca bunu nereden çıkartıyor? Şöyle bir hesabı önümüze koyuyor: “1 GW’lık enerji için 3,5 milyon ton kömür veya 200 ton uranyum gerekiyor. Halbuki 1 ton toryumdan da bu enerji elde edilebilir.”
Yani… Eğer, bir gün yapabilseydik 57 GW’lık kurulu güce eş değer nükleer santralde, mevcut uranyum rezervimizle bu enerjiyi bir yılda üretemeden uranyumumuz bitecekti. Fakat toryum rezervimiz böyle bir santralin ihtiyacını teorik olarak 13 bin yıl karşılayacak. “O nedenle” diyor Saleh Hoca, “Türkiye’nin gelişmesini istiyorsak, toryumdan enerji üreten santraller kurmalıyız.”
Toryum rezervleri yönünden zengin Hindistan bu konuda çalışmalarda önemli mesafeler katetti. Çin de bu konuda yoğun çalışmalar yapan ülkeler arasında. Saleh Hoca, bizim de bu çalışmalarda hızlanmamız gerektiğine işaret ediyor. Öncelikle yapmayı planladığımız nükleer santrallerin toryuma uyumlu olması gerektiğini, bunun yolunun ise hızlandırıcıdan geçtiğini vurguluyor.
Peki hızlandırıcı için neler yapmışız? 1997’den beri yürütülen “Türk hızlandırıcı kompleksi projesi” nin dört ana kısmından en önemli ikisi (Super-Charm fabrikası ve GeV Enerjili Proton Hızlandırıcısı) ile ilgili çalışmalar bloke edilmiş. Super-Charm fabrikası olmadan dünya biliminde söz sahibi olmamız, -GeV Enerji POroton Hızlandırıcısı -olmadan toryum rezervlerini kullanmamız mümkün değil.
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/toryum-toryum-toryum-29426yy.htm
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , | Toryum, Toryum, Toryum! için yorumlar kapalı
Şub 03

Altın Sözler

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
* “Allah, her hususta adalet ve insaf gösterenleri sever” Kur’an-ı Kerim
 
* “Bu ülke yaşanmaz diyenler, bu ülkeyi yaşanmaz hâle getirenlerdir” Cemil Meriç
 
* “Bir devletin devamı ve bekası ancak adaletle mümkün olur” Hz.Ali
 
* “Haksızlığa yönelip bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir” Gandi
 
Söz üzerine;
*’Tohum, toprak içinde gizlendiği, zahmetlere katlandığı için bostan yeşerir, güzelleşir ve olgunlaşır.’Hz. Mevlana
 
*“Söz vardır yokuşu düz eder, söz vardır gündüzü gece eyler. Söz vardır gönülleri fetheder, söz vardır fitneyi filizlendirir. Bunun için nerede konuşup nerede susulacağını bilmek en başta feraset ve fazilet meselesidir. Erdem ve hidayet nurları ile dolu olanlar, manevi arınmışlıkla gönüllere şifa dağıtırken nefsin putlarını kırarlar, kör tutkuları eritirler. Sözün şehvetine aldanıp yalan, riya ve entrikaya kılıf üzerine kılıf geçirenler, nefislerinin boyunduruğuna teslim olan zavallılardır. Gün olur bunlar için bir çift söz dahi sarfetmek israftır, anlamsızdır ve zaman kaybıdır. Hileyle suyu bile düğümleyeceğini sanan gafiller, çöp kadar akıllarınca dağ gibi milli emanetleri dağıtmak ve parsellemek emelindedir. Harislerin, haset yuvalarının, hıyanet yolcularının göz testileri hiç dolmaz, zehirli dilleri hiç yorulmaz ve de kalpleri hiç huzur bulmaz. Bunlara en iyi cevap bazen sessizliğin çığlığıyla karşı durmak, sessizliğin feryadıyla mukabele etmektir.” Devlet Bahçeli
 
*“Eskiler; ” Süleymaniye “yi yeniden yapmak için, bir Mimar Sinan yetmez… Bir de Sultan Süleyman lâzım. Ama yıkmak için dört amele, dört kazma ver, sonra nasıl yıkıldığını gör” demişler. Bu sade sözler, yapmanın çok zor, yıkmanın çok kolay olduğunu anlatıyor.
Burada Süleymaniye, sanat ve iman abidesi olarak Türk Milletinin yüksek egemenlik ve medeniyetini temsil ediyor. Egemenliğimizin mührüdür. Bu mühür bize; Sultan Alparslan, Osman Gazi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve şehitlerimizin kutsal emanetidir. Bugüne kadar dışarıdan yıkamadılar, iş birlikçilerle yıkmaya çalışıyorlar. Emin olun yıkamayacaklar, yıktırmayacağız.
  
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Şub 02

Barzani’ler Kimdir? (3)

141120131249023512512_2   Barzani Ailesi Yahudi Mi? İşte Belgeler… (3)  
                                                                       
                                                                         3. BELGE’NİN ASLI ”                                                             
 3 
                                                                                             
 
 
BELGENİN YENİ YAZIYA GEÇİRİLMİŞ HÂLİ
 
Marûz-ı Çâker-i Kemîneleridir ki ; 
Önemle, Berây-ı tâ’zîm olunan iş bu Tezkere-i Sâmiye-i Âsâfâneleriyle zikr olınan Mazbata ve Takrir, Meşmul Nigâh-ı Âlî Cenâb-ı Mülûkâne Buyurılmış ve Tezekkür ve istid’â Buyurıldığı vecihle, MERKUMING müteallikâtıyla berâber Kudüs-i Şerifde iskân etdirilmesi bâbında Fermân-ı Âlî Isdârı, müteallik şerefsudûr Buyurılan Emir ve İrâde-i Seniyye-i Hazret-i Pâdişâhî. Muktezâsından olarak mezkûr mazbata ve takrir, yine Savb-ı Âlî Asfiyâlarına iâde kılınmış olmağla ol bâbda; Emir ve Fermân….Hazret-i-Men;Lehül-Emring’dir.   14/ Ş. / 72 {1856}
 
                                                 3. BELGENİN SADELEŞTİRİLMİŞ HÂLİ”
Hakir Kulunuzun maruzatı’dır. 
Saygı ile sunulan Bakanlığın, Bakan’lara özel bu tezkeresiyle; anılan tutanak ve önerge hakkında, Yüce Makamdan konu ile ilgili inceleme yapılıp müzâkere edilmesi için izin istendiğiden, adı geçen YAHÛDİ’NİN yakınları ile birlikte Kudüs-ü Şerifte ikâmet ettirilmesi hakkında, Yüce Fermân çıkartılması ile ilgili Şerefli olarak verilen Yüce Padişah’ın Asâletinin gereği olarak anılan Kararnâme ve Önerge, yine Yüce Asâletlerine iâde kılınmış olmasından ötürü, o hususta Buyruk ve Ferman, Buyruk sahibi Olan’ındır.   14/Şaban/72{ 1856 }
 
(Devam Edecek)
 
Kaynak: http://tarihgazetesi.net/index.php/belge-vesika/81-tarih-gazetesi
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , | Barzani’ler Kimdir? (3) için yorumlar kapalı
Şub 01

Nalları Dikmiş

esek_b
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Nalları Dikmiş
Padişah bir gün atıyla kır gezintisi yaparken seyislerine demiş ki:
“-Bu atı çok sevdiğimi bilirsiniz. Bu atın ölüm haberini bana getiren seyisin kellesini vururum, atıma çok iyi bakacaksınız.”
Aradan birkaç yıl geçmiş, seyisler bakmışlar ki padişahın atı ahırda ölmüş. Seyislerden biri padişahın sözünü hatırlamış, telaşlanmışlar, ne yapacaklarını bilememişler. Birinin aklına İncili Çavuş gelmiş, bu işi ona danışalım demişler. İncili’ye varmışlar, durumu anlatmışlar. İncili demiş ki ben bu işi çözerim, siz işinize gücünüze bakın. İncili, padişahın huzuruna varmış.
“-Padişahım, senin bir küheylan vardı ya… -Evet… -Ahırda gördüm. Yanına yaklaştım. Su verdim içmedi, yem verdim yemedi, nalları da havaya dikmiş öylece duruyor.”
“-Yahu sen şuna öldü desene!”
“-Padişahım ben demedim, sen söyledin öldüğünü. Bir ceza vereceksen kendine ver.”
 
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , , , | Nalları Dikmiş için yorumlar kapalı
Oca 31

“Çözüm Süreci” Dedikleri “Açılım rezaleti”

02fad071-ded5-4d8e-90cc-e8441bf4adda
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bildirgedeki bazı maddeler.
 
1. Konferansımız, bu bağlamda, müzakere sürecini sağlıklı ve güvenli bir biçimde sürdürülmesi için demokratik çözüm sürecinin başat aktörü Sn. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü talep eder.
 
2. Kürdistan halkları kendi tercihleriyle statülerini (özerklik-federasyon-bağımsızlık gibi) belirleme hakkına sahip olduğunu, Kürdistan halklarının kendi kaderini tayin hakkının sadece Kürdistan halkının kararına ve onayına bırakılması konferansımızda ortaklaşılan bir ilkedir. Konferansımız Kürdistan’ın bir statüsü olmadan Kürt sorununun nihai olarak çözülemeyeceğini karar altına almıştır.
 
3. Delegasyonumuz, çağdaş demokratik bir anayasa yapılmasını talep eder. Kürdistan halklarının kendi kimliği ile örgütlenme özgürlüğü, anadilde eğitim ve Kürtçenin resmî dil olarak kabulü, anayasal güvence altına alınmalıdır.
 
* “Son yüzyıl, tekçi sisteme karşı Kürdistan ülkesinde başkaldırı ve özgürlük mücadeleleri içinde geçmiştir. Bu serhildanlar (isyanlar) geleneğinin bir parçası olarak PKK öncülüğündeki Kürt başkaldırısı son 30 yıldır sürmektedir.” Aysel Tuğluk
 images (1)
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | “Çözüm Süreci” Dedikleri “Açılım rezaleti” için yorumlar kapalı
Oca 30

Dalkavukluk Hikayesi

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bu da, bir başka dalkavukluk hikâyesi:
Ava olan merakı kadar atıcılıktaki beceriksizliği ile de meşhur padişah günün birinde sürek avına
çıkmış. İleride havalanmış bir ördek sürüsü görmüş, hemen tüfeğini kapmış,
nişan alıp tetiğe basmış ama karavana! Sürü, tek bir noksan bile vermeden kanat
çırpmaya devam etmiş… Padişahın her an yanı başında duran dalkavuğu fırsatı
kaçırır mı? Hemen el kavuşturup boyun bükerek
-“Aman hünkârım!” demiş;
-“Bu garip kuşların da hayatlarını bağışladınız!”…
 
(Dalkavukluk tarih boyunca işte böyle zarif, nükte ile dolu ve hem hazırcevaplık, hem de
parlak zekâ gerektiren bir meslek olmuştur. Bu özelliklere sahip olmayanlara,
yani “İddia ediyorum, Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra partide en güçlü
lider sayın Kılıçdaroğlu’dur” gibisinden bir söz edip ardından
“İnönü’den, Ecevit’ten ve Baykal’dan da güçlüdür” diyerek tüy
dikenler dalkavuk falan değil, eski tâbiri ile “kâselîs”dirIer.
 
“Kâselîs: Farsça birleşik sözcük; çanak yalayıcı, dalkavuk anlamında. Asıl yazılışı kâse-lîs şeklinde. Çoğulu kase – lisan’dır ki pek kullanılmaz.
 
Kaynak: sonkale.org
 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , | Dalkavukluk Hikayesi için yorumlar kapalı
Oca 29

EY ADALET İHTİYACIM VAR SANA!

images (1)
             
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
EY ADALET İHTİYACIM VAR SANA!
 
Yiğitlerin ufkusun
Yüreklerde tutkusun
Sen Allah’ın lutfusun
Altın tacım var sana!
 
Ey adalet şan ol gel!
Damarımda kan ol gel!
Bedenimde can ol gel!
 
Hava gibi, su gibi
Akilin usu gibi…
İhtiyacım var sana!
 
Kısrağımsın, tayımsın
Yıldızımsın, ayımsın
Dünyadaki payımsın
Her dem haccım var sana!
 
Ey adalet şan ol gel!
Damarımda kan ol gel!
Bedenimde can ol gel!
 
Hava gibi, su gibi
Akilin usu gibi…
İhtiyacım var sana!
 
Varsın olmasın param
Derin, kapanmaz yaram
Sensiz yaşamak haram
Bir miracım var sana!
 
Ey adalet şan ol gel!
Damarımda kan ol gel!
Bedenimde can ol gel!
 
Hava gibi, su gibi
Akilin usu gibi…
İhtiyacım var sana! 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , | EY ADALET İHTİYACIM VAR SANA! için yorumlar kapalı
Oca 28

Bir Gazete ve Bir Rüya..

29-04-2010-12-37-52-09258900
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bir Gazete ve Bir Rüya..
O gazete öyle bir gazete imiş ki, muhibi oldukları zât-ı âlileri, o gazete için, (son zamanlarda artık hiç işitilmese de), gördüğü bir rûyada Hz. Peygamber’in kendisine, “Zaman gazetesine uzanan el Fâtıma’nın eli olsa keserim” dediği türden bir gazete imiş, zamânının râviyân-ı ahbârı ve nâkilân-ı âsârının dilinden düşmeyen bir rivâyetmiş bu.
Mûtad “sohbet” lerde “Asya’nın bahtının miftâhı meşveret ve şûrâdır” retoriği ile irşad olan gençlerin, “meşveret ve şûrâ” dan savruldukları yerin adı “rûyâlardan devşirilen emirler”miş. Bu satırların yazarının da bir dost dâvetiyle ilk ve son kez iştirâk ettiği yıllar evvel ülkelerinin başkentindeki bir kolejin büyük salonunda tertip edilen “himmet toplantısı”nda, şehrin esnafının, sanayicisinin lebâleb doldurduğu hazirûna va’z eden zât-ı âlileri, kürsüden sâhâbe-i kirâmın ne kadar hudutsuzca “tasadduk” ettiğine dair cümle örnekleri gözyaşları refâkatinde anlatırken, bir rûyasını da naklediyor. Rûyasında bir ormanlık alanda, sisli bir sabahta karşısında silûet hâlinde üç kişi görür, tanımağa çalışır o üç kişiyi. Üç kişiden sağdaki kendisine yaklaşır, o Ömer’dir, “Hulefâ-i râşidinden Ömer”. Ardından soldaki yaklaşır kendisine, o da “İkinin ikincisi Ebû Bekir” dir. Her ikisi de tertîb edilen “himmet toplantısı”nın “sebeb-i hikmetinin makbûl” bulunduğunu söylerler, “Allah mübârek etsin”dir. Zât-ı âlileri, üçüncü kişiyi, ortada duran kişiyi sorar, heyecandan titreyerek, “O derler, O… Hz. Peygamber, o da hayırlı olsun diyor”. Muhteşem kalabalığın ağlamaktan gözleri şişer(bu satırların yazarı ve bir arkadaşı hâricinde herkesler ağlıyordur), cezbeleniyorlar. Ve salonu dolduran esnaf ve sanayiciler “hûlûs u kalp” ile “tasaddukları”nı “lâyık-ı vechi”yle yaparlar. Bu arada salonun kürsüye yakın kısmındaki ara kapı aralanır, içeriye elinde üstü örtülü bir tepsi ile iki “hizmet ehli” öğrenci girer. Ellerindeki tepsiyi “abileri” nden birine verirler, kulağına bir şeyler söyleyerek. “Abileri” de zât-ı âlileri’ne iletir hem tepsiyi hem de mesajı. Zât-ı âlileri, kendisini arkaya atarak hıçkırmaya başlar ve “bizler tasadduk ettiğimizi ve vazgeçebildiğimizi sanıyoruz”, şu sabîler himmet toplantımızın sebeb-i hikmetini öğrenince kollarındaki saatleri sıyırarak bizim de katkımız olsun diyerek bize yollamışlar” der. “Himmet içre bir himmet” daha vukû bulur ve ortadaki büyük masa tapular, araba anahtarları ve çeklerle dolar.
Himmet toplantısının sebebi hikmeti efendim, o şehirde kurulması planlanan Hacı Bayram-ı Veli isimli bir üniversitedir ve o gün bugün o üniversite kurulmayı bekler…
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/madalyonun-diger-yuzu-1-quo-vadis-fe-eyne-tezhebun-29402yy.htm
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , | Bir Gazete ve Bir Rüya.. için yorumlar kapalı
Oca 27

Milliyetsiz Sözler

 
JsFWiYAG7j
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
RTE’yi Tanımayan Ülkücülere; Bunları bilin AKP’ye destek veren ülkücüyüm diyenleri de iyi tanıyın!..
 
* “Bozkurt, Sen bozkurtla mı dolaşıyorsun. Ben bozkurtla dolaşmıyorum. Ben insanlarla dolaşıyorum. Benim illegal örgütlerin gençleri aldatarak yürütmesi karşısında, biz de gerekirse 5-10 bin genci yürütürüz dememizin nedeni kavga değil. Bizim gençliğimizin hiçbir illegal işi olmamıştır.” RTE
 
* “Erciyes’te uluyanlar gelsinler Mecliste ulusunlar” Bekir Bozdağ
 
Başbakanın Devlet Bahçeli’ye söylediği sözler: 
* “Irkçı… Kafatasçı… Edepsiz… Ahlaksız… Eli kanlı katil… Kasap… Ruh halin hastalıklı… Cibiliyetsiz… Fırıldak… Köstebek… Faşist… Morg bekçileri… vb.” RTE

* “Ülkücüler fatihayı bilmiyorlar” RTE

* Bahçeli, ellerinde laptop olan bir gençlik istiyorum’ diyordu. “Ellerinde laptop olacaktı. Ancak muşta, bıcak ve suç aletleri var. Demek ki değişmemişler. Şehit cenazelerini bile istismar ediyorlar; slogan atıyorlar.”12 eylül 2006 RTE

 
* “Bunların eli sıkılmaz, bunlara Mecliste selam bile verilmez. Önce bir kere saygıyı öğren. Bir defa diplomasideki saygıyı öğren. Partiler arasındaki saygıyı öğren. Yanına mafya kopuklarını toplamışsın, onlarla birlikte her tarafta konuşuyorsun.”14 Temmuz 2007 RTE
 
* “Provokasyonları kim niçin yapıyor, milletimiz biliyor. Cenazelerde slogan olmaz, bağırıp çağrılmaz, tekbir bile getirmez. Onlar bakıyorsunuz oradan siyasi rant peşine düşüyorlar. Onlar cenaze namazına da durmazlar. Bırak slogan atmayı… Bütün yaşananları sabırla karşıladık.” 8 Ekim 2009 RTE
 
* ” ‘Evet Sayın Bahçeli, biz faşizmi sizin kadar iyi bilmeyiz. Çünkü faşizm ile bir ilişkimiz, bir bağlantımız yok. Siz ne olur şunu bir anlatın, faşizmin özelliklerini bir açıklayın da biz de sizin nasıl bir zihniyete sahip olduğunuzu daha iyi anlayalım. Çünkü siz, hem teorisyenisiniz, hem bu işin pratisyenisiniz.”   RTE
 
*”Şehit cenazelerini istismar ederek rant elde etmek isteyenler var. Şehitler musalla taşında sadece dua bekler. Onların genel başkanlarına sesleniyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı?na başvursunlar da cenazelerde nasıl davranılır öğrensinler. Bunlar bayrağımızı da istismar ediyorlar, şehitlerimizi de, Tekbir de getirmezler.” 14 Haziran 2010 RTE
 
* ” PKK ile görüşmemizi Türk hükümeti istedi Talabani’nin hiç bir şeyi yalınız başına yapması söz konusu değildir. Bizim PKK ile masaya oturmamızı isteyen Türk yetkililer şimdi ağızlarını açmıyorlar. Hatta dahası sayın Talabaniye saldırıyorlar. Çıkıp her şeyi ve herkesi isim isim açıklayacağım. PKK ateşkes kararını ilan edecek . Her şey Türk yetkililerle kararlaştırıldığı gibi adım adım ilerliyor. Bu durumda Talabani’ye yönelik saldırılar da neyin nesi oluyor” Behruz Galali Yıl 2006 
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Milliyetsiz Sözler için yorumlar kapalı