Şub 25

Obama’nın Okul Ziyareti

537951777874
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Obama bir okulu ziyaret eder. Çocuklara:
 
– Sorusu olan var mı? der. Ve küçük “BOP” sözü alır.
 
– Benim üç sorum olacak der;
 
1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da Başkan oldunuz?
 
2- Hiroshima’ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir?
 
3- Hiçbir sebep yokken niçin Irak’a saldırdınız?
 
Aniden zil çalar ve çocuklar tenefüse çıkarlar. Çocuklar geri döndüğünde bu sefer sözü küçük TOM alır. Benim beş sorum olacak der;
 
1- Seçimlerde hangi yöntemle çok oy almayı sağladınız da Başkan oldunuz?
 
2- Hiroshima’ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir?
 
3- Hiçbir neden yokken neden Irak’a saldırmak istiyorsunuz?
 
4- Bu derste niçin zil 30 dakika erken çaldı?
 
5- Ve son olarak “BOP” nerede?
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Obama’nın Okul Ziyareti için yorumlar kapalı
Şub 24

BUNU SİNDİREN TÜRK OLAMAZ!

5-yil-once-barzani-muhatabim-olamaz-5-yil-sonra-biji-barzani-1511131200_m
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
BUNU SİNDİREN TÜRK OLAMAZ!
Hangi soydan, hangi boydan gelirse gelsin, isterse Oğuz Kağan’a kadar şecere çıkarsın, bu çerçevenin içindeki utanç karesini içine sindiren Türk olamaz…
Bunu ’büyüyen Türkiye’ olgunluğuyla karşılayan kim varsa, açılımla ilgili “Ne güzel işte, Kuzey Irak’ı bile kendimize bağlıyoruz, Osmanlı oluyoruz” zokasıyla mızrağın Sivas’a, Kahramanmaraş’a, Erzurum’a kadar dayanmasına göz yuman kim varsa ve “Kan dökülmüyor ya” diyerek teslimiyetin en sefilcesine onay veren kim varsa, sayıları kaç kişi ya da milyonsa, ‘sulben’ Türk olsalar da ‘şahsen’ Türk değildirler… Türklük duygusundan arınmış, pörsümüş et yığınlarına bir milliyet ismi atfetmek ne kadar mümkün ve ne kadar rasyonel?
Sanki Rus ordusu Afganistan’dan çekiliyor!.. Ya da Naziler Macaristan’dan, Fransızlar Cezayir’den!.. Yenilmiş bir işgal ordusu, galip gelmiş milisler ve toprakları kurtulduğu için sevinç çığlıkları atan, zılgıt çeken, işgalcilerin gözüne paçavralarını sokan mutlu ve gururlu halk!.. Türk, bu topraklarda sadece kendisini değil, kendisine sığınan, himmetine muhtaç olan, dinini ve namusunu Türk’e emanet eden kavim, topluluk, etnisite, cemaat veya her neyse hepsine kol kanat gerecek, hatta yönetimi paylaşacak, kardeş bilecek, Haçlı’ya ve onun bin bir türlü versiyonuna bin yıl evlatlarını kurban verecek ve sonunda bugün o aşağılık manzaraya maruz bırakılacak!.. Bu bir ‘mide’ değil, ‘işkembe’meselesidir ve bunu sindiren Türk olamaz!..
Kendi Mehmet’inin düşmanlıkla çevrili nazarlar arasından ‘Başkan Apo’ sesleriyle taciz edilmesine itirazı olmayan ve bu itirazın demokrasi içinde bedelini ödetmeyen kişi, kim olursa olsun onun ‘anatomik’ kimliğinin de, ‘antropolojik’ kimliğinin de zerre kadar önemi yoktur!..
 
Kaynak: http://www.haberfedai.com/yazi/456/bu-utanc-fotografi-kimin-duvarina-yakisir#.UuaAjNJag4g
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , | BUNU SİNDİREN TÜRK OLAMAZ! için yorumlar kapalı
Şub 23

“Turan”ın büyük değeri; Ali Şîr Nevâyî!

p17kbfhktk1mrh1veqhrjdqhju3
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ali Şîr Nevâyî!

 

Ali Şîr Nevâyî “Türk”ü birleştiren ve bayrağını yükselten “Turan”ın büyük değeridir.
Ali Şîr Nevâyî, Anadolu’ya 3 bin, 5 bin km. uzaktan, Türkistan’dan ses vermiştir: Sağlığında bütün Türk Dünyasında nam salması, şiirinin gücüyle mi yoksa “Türk’üm” demesiyle mi? Düşünmeliyiz!
Nevâyî, Türkçeyi savunduğu eseri Muhâkemetü’l-Lugateyn’de, Türklerin genel karakteri hakkında şu sözlere yer verir:
“Andakmalûm bolur ki Türk Sartdın tîz-fehmrak ve bülend-idrâkrek ve hilkatı sâfrak ve pâkrek mahlûk boluptur.” (“Bilindiği üzere, Türk Sart’tan daha pratik düşünceli, daha yüksek kavrayışlı ve yaradılış bakımından daha saf ve temiz yüreklidir.”)
“Leylî vü Mecnûn” mesnevîsinde, Türklerin “iyi huylu ve temiz yürekli” olduğunu belirtir:
“NÎçün ki bu kün cihânda etrâk / Köptür hoş-tab u sâfî-idrâk” (“Bugün cihanda Türkler çokturlar; iyi huylu, saf, temiz ve anlayışlıdırlar.”)
Nevâyî, Türkleri övgüde Kaşgarlı’yla âdeta yarışmaktadır. (“Divanu Lügati’t-Türk”ün ön sözünü lütfen okuyunuz.)
Biliyorsunuz, Türklerin atası tarihte Hz. Nuh’un oğlu Yâfes gösterilir. Nevâyî, “Türklerin atası oğul Yâfes’in, kardeşlerinden peygamberlik tacı ile üstün, resullük mansıbı ile seçkin olduğunu” söyleyerek Türk düşmanlarına, Türk’ü silmek isteyenlere bir koz(!) verir: Bu sözlere bakarak Nevâyî’yi “ırkçı” (!) bile görebilirler!
Nevâyî, diğer milletlerin kültürünü kendi kültürünün yanında aşağı ya da ikinci bir konuma yerleştirmiştir.
 
 
Kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/irkci-ali-sir-nevayi-29434yy.htm 
Posted in Hikayeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , | “Turan”ın büyük değeri; Ali Şîr Nevâyî! için yorumlar kapalı
Şub 22

Anadolu’da “Kürdistan” Nasıl Uyduruldu? (3)

kurdistan

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Anadolu’da “Kürdistan” Nasıl Uyduruldu? (3)
 
Ve en çarpıcı pasajlar:
 
“Eski tarihçilerin eserlerini inceleyip araştırma zahmetine katlanmadan kitap yazmaya yeltenenler hep bu bir-iki Türkçe kitabı kaynak kabul ettiklerinden, onlar da bu ismin ilim-dışı olduğunun farkına varamamışlardır. Son zamanlarda Mehmed Mazhar Efendi ve Osmanlı Devleti Tarihi yazarı Abdurrahman Şeref Bey, bu ismi aynıyla kullanmışlardır. Her iki yazarın da yegâne kaynakları Tâcu’t-Tevârîh kitabı idi. Okul kitapları da ayni şekilde yazılmış ve Anadolu’nun Doğusu “Kürdistan” adıyla anılır olmuştur. Şu halde İdris-i Bitlisî bir “Kürdistan” tabiri UYDURMUŞ, diğerleri de inceleyip araştırmaksızın bu ismi kitaplarına geçirmişlerdir.
“İdris-i Bitlisî ve ona bağlı olarak diğer yazarlar Kürdistan tabiriyle Fırat nehrinin sol yakasından itibaren İran’a kadar devam eden Anadolu’nun Doğusunu murat etmektedirler.”
Mükrimin Halil Bey makalesinde, bundan sonra Anadolu Tarihini özetlerken:[5]
– Milattan önce 6. Yüzyıldan itibaren Batı Anadolu’daki Frigyalılar’ın bir kolu olan Ermeniler’in Doğu Anadolu’ya geldiklerini ve uzun asırlar (Roma ve Bizans dönemleri dâhil) burasının “Ermeniye” diye anıldığını;
– Sonra Arap-İslâm ordularının Doğu Anadolu’yu işgal ettiklerini; halkının büyük çoğunluğu Arapça konuşan Diyarbekir bölgesinin, gerçekte “birer Abbasi valilerinden başka bir şey olmayan “Şeyh”, “Hamedan ve “Mervan” aileleri tarafından idare edildiğini”[6];
– 11. Yüzyıl ortalarından başlayarak Selçuklular tarafından gerek Doğuda Bizans’ın elindeki “Ermeniye” kısımları, gerekse Güneydoğuda Mervanoğulları’nın elindeki Diyarbekir bölgesi, nihayet bütün Anadolu’nun kesin olarak Türklerin hâkimiyetine geçmekle onların “vatanı” hâline geldiğini;
– Ardından Anadolu Selçuklu Devleti’nin Anadolu’da iki buçuk asır boyunca sağladığı birliğin Moğolların işgaliyle bozulduğunu; ama kısa bir zaman sonra onların çekilişiyle beraber Beylikler döneminin başladığını, o yıllarda da Güneydoğu vilâyetlerinde Akkayonlu ve Karakoyunlu diye iki benzer Türk devletinin hâkimiyetini;
– Nihayet Osmanlı döneminde Yavuz Sultan Selim eliyle Anadolu’daki birliğin yeniden ve kâmilen gerçekleştiğini, genel hatlarıyla anlatıyor.
Ve merhum tarihçimiz, makalesini şöyle bitiriyor:[7]
“Eskiden ‘Ermeniye’ adıyla bilinen Doğu Anadolu’muz, Anadolu’dan ayırmayı icap ettirecek yahut ayrı bir bölgeye delâlet edecek hiçbir isim almamış, bazen küçük küçük vilâyetler hâlinde idare edilmiş, bazen de tek bir emirlik hâlinde ve ‘Diyarbekir’ emirliği olarak idare olunmuştur. Bütün tarihi devirlerde Anadolu’nun herhangi bir kısmına ‘Kürdistan’ adı verildiği hiç görülmemiştir.”
“Yalnız son asırlarda Ermeni milliyetçileri, Ermenilik adına siyasî ve kültürel faaliyette bulunarak Anadolu’da bir Ermenistan vücuda getirmek hülyasını takip ettikleri esnada, Doğu Anadolu’ya eski çağlardaki adıyla ‘Ermeniye’ demeye başlamışlar ve o yolda pek çok eserler yayımlamışlardı. Türklere düşman olan Avrupalılar da Ermenilere taraftarlık ediyorlar ve yayımladıkları tarih ve coğrafya kitaplarında Doğu Anadolu’yu ‘Ermeniye’ diye adlandırarak onlara mânen arka çıkıyorlardı. Ermenilerin faaliyeti II. Abdulhamid’i son derece kuşkulandırmış idi. Adı geçen Hâkan, ‘Ermeniye’ ve ‘Ermenistan’ adını ortadan kaldırmak için Doğu Anadolu’nun ‘Kürdistan’ adı altında anılmasını ve mekteplerde okutulan tarih ve coğrafya kitaplarına o suretle geçmesini uygun görmüştü. Bu sebepten dolayı, Heşt Behişt yazarının (İdris-i Bitlisî’nin) icadı olan ve onun izinden giden yazarlar tarafından aynen korunan ‘Kürdistan’ adı, incelenme ve araştırmayla ilgisi olmayan yazarların himmetiyle yayıldı ve genelleştirildi. İlmî ve tarihî bir değeri bulunmayan bir ad ortaya çıktı.”
 
Kaynak: Dr. MUSTAFA KÖK E. Öğretim Üyesi www.tarihgazetesi.net
 
Posted in Gündem | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Anadolu’da “Kürdistan” Nasıl Uyduruldu? (3) için yorumlar kapalı
Şub 21

TÜRK MİLLETİ SUSACAK MISIN!?…

images
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
TÜRK MİLLETİ SUSACAK MISIN!?…
 
Ey Türk varlığına tehdit var uyan!
Safında yer alsın vatanı sayan
Yeter artık dişe diş, elbet kana kan!
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!?…
 
Bir kahraman ersin gel en başta gel!
Şanlı tarihinden çıkıp taşta gel!
Denizi, ovayı, dağı aşta gel!
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!…?
 
Elin mi, dilin mi tutuldu yoksa!?
Aklın mı, fikrin mi satıldı yoksa!?
Kanına mikrop mu katıldı yoksa!?
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!?…
 
Hain vazgeçer mi kalleş huyundan?
Hâlâ bıkmadın mı sinsi oyundan?
Yavuz da, Fatih de senin soyundan
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!?…
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
 
Çağ kapatıp çağı açtın bir zaman
Her kıtaya kubbe saçtın bir zaman
Adalette, altın taçtın bir zaman
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!?…
 
Şanla dolu senin dünün, bu günün
Var mı adı, nedir adı övgünün?
Oyuncağı olma çakal, sürünün
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!?…
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
 
“Demokrasi bilmez kudurmuş itler”
Hakk’a yürümeğe hazır yiğitler
Öcümüzü alın derken şehitler
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!?…
 
Yönetenler bunu görmez, bilmez mi?
Hain oyun, bu milleti bölmez mi?
Yetmiş milyon vatan için ölmez mi?
Düşmana öfkeni kusacak mısın!?…
Sen hâlâ susacak, susacak mısın!?…
 
Bunun, hesabını soracak mısın!?…
‘Terörist başını asacak mısın!?’…
 
Posted in Şiirlerim | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | TÜRK MİLLETİ SUSACAK MISIN!?… için yorumlar kapalı
Şub 20

Bu Rekorları Kimse Kıramaz!..

HaberRes_32812
Suçu sabit hükumet!..
Devlet işleyişinde de rekorlar kırılmıştır. AKP sayesinde kurumlar arasında ve siyasette hiçbir dönem olmadığı kadar büyük gerginlik ve çatışmalar yaşandı. Devletin temel ilkesi olan laikliğe aykırı fiillerin odağı olduğu için ceza almış ilk ve tek hükümet yine AKP’dir. YÖK’le, yüksek yargı ile olan gerilimler tarihe geçmiş, bir Anayasa operasyonuyla hepsini kendilerine bağlayarak çözüm getirmişlerdir. Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkilerde ayrı rekorlar kırılmıştır. Dünyada ordusu bu kadar yıpratılan, bu kadar aşağılanan, kozmik odalarına girilen başka bir ülke yoktur. Teröristlerle pazarlık yapılıp, İmralı’daki bebek katilinin itibarları yükseltilirken, aralarında Genelkurmay Başkanı’nın da bulunduğu, ömrünü bu katillerle mücadelede geçirmiş komutanları terör örgütü kurma iddiasıyla tutuklayıp zindanlara tıkan tek ülke yine Türkiye’dir. Bugün devri iktidarlarında kumpas kurulduğunu, paralel devlet oluştuğunu, yargıda çetelerin varlığını kendileri itiraf ediyorlar ve bu sicilleriyle de yeni dünya rekorları kırıyorlar.
 
Dünya tarihine geçen rekorlar!..
Yolsuzlukların, hırsızlıkların, talanın, yalanın rekorlarını zaten çok önceden kırılmıştı. Her sokak başında, neredeyse her apartmanda ne yaptıkları, nasıl kazandıkları belli olmayan AKP zenginleri türedi. Daha düne kadar yiyecek ekmek bulamazken, şimdi lüks arabalara biniyor, marka giyiniyorlar.Başbakanın kendi damadının başında bulunduğu bir şirkete devlet bankasından açtığı kredi sadece bugünün değil, önümüzdeki yüz yılın da rekorudur. Bir gecede yüzde 400 kazanarak dünya rekorları kıran Ofer’ler, 280 milyon dolara aldıkları Tekel’in içki fabrikalarından 6 ay sonra 900 milyon dolara satan uyanıklar, yetim hakkını çalan Deniz Fener’leri yine bu hükümet döneminin tarihe geçmiş dünya çapındaki numuneleridir.
Ancak, bütün bunları unutturacak ve dünyada eşi emsali görülmemiş ve bir daha da asla görülmeyecek bir rekora daha imza attılar. Sadece Türk tarihinde değil, dünya tarihinde 4 bakanı birden yolsuzluk ve rüşvet iddiasına muhatap olan, haklarında fezleke düzenlenen, çocukları, yakın çalışma ekipleri ve bürokratları gözaltına alınan bir başka hükümet ne duyulmuştur, ne de duyulacaktır. Bu öyle bir rekordur ki, Cumhuriyet tarihinin bütün hırsızlıklarını, yolsuzluklarını, hortumlarını, talanlarını toplasanız bu iddialara söz konusu olan büyüklüğe ulaşamıyor.
 
Kaynak: http://www.ortadogugazetesi.net/makale.php?id=15545
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , | Bu Rekorları Kimse Kıramaz!.. için yorumlar kapalı
Şub 19

Altın Sözler

İbn-i-Haldun-1  c
 
 
BİR MEDENİYET KURAMCISI İBN HALDUN’DAN ALTIN SÖZLER:

* “İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür.”

 
* “Peygamberler bile, başkalarını yenmek için, kendileri gibi düşünen yol arkadaşları bulmak zorundadır.”
 
* “İlme yasak koyanlar veya insanları yalanla meşgul edenler, aklın ve insanlığın en büyük düşmanlarıdır.”
 
* “İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur.”
 
 
* “Kıtlık zamanlarında insanları açlık değil, alışmış oldukları tokluk öldürür.”
 
* “Coğrafya kaderdir.”
 
* “Şehirlerin de bir ruhu vardır. Bir şehirde yaşayan insanlar zamanla yaşadığı şehrin ruhuyla karakteristik açıdan özdeşleşirler…”
 
* “Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer.”
 
* “Adaletsizlik medeniyeti mahveder.” 
 
*”Devletler de tıpkı insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler.” 
 
* “Öğretmenler, bilim sahibi olma yolunda öğrencilerine kitaplarını ezberletirler. Ancak bilimsel tartışmalarla ve münazalarla, konuları ve sorunları zihinde yerleştirme suretiyle kestirilebileceğini unuturlar.” 
 
* “Kentliler, kendilerini rahatlık ve kaygısızlığın döşeğine salıvermişler, mutluluk ve bolluğa gömülmüşler, mallarını ve kendilerini koruma işini, yönetenlerine, valilerine, yargıçlarına ve sürekli koruma görevlilerine bırakmışlardır ve çevrelerini kuşatan kale duvarlarının, önlerinde dönüp dolaşan bekçilerin ve nöbetçilerin sağladığı güvenceyle uykuya dalmışlardır. Hiçbir kaygı, uyarı heyecanlandırmaz onları. Ellerinden kaçabilecek avları da yoktur. Alabildiğine iyimserlerdir ve kendilerini güvenlik içinde bulurlar. Bu nedenle silahlarını bırakmışlardır…”
Posted in Atasözleri Vecizeler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , | Altın Sözler için yorumlar kapalı
Şub 18

Bunun Adı “İHANETTİR!..”

indir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bunun Adı “İHANETTİR!..”
Beşir Atalay PKK’nın başındakini açık açık kutsallaştırıp, Kürt kökenli vatandaşlarımızın önderi haline getiren “Beğenin ya da beğenmeyin Öcalan Kürtlerin lideri” ifadelerini kullanmış…
Beşir Atalay daha öncede ” MİT’in görüştüğü Kandil ve İmralı çözüm sürecinde BDP’ye göre daha tutarlı, makul davranıyor, işin önemini daha iyi anlamış görünüyor” diyerek Öcalan’ı ve dağdaki PKK’lı alçakları övmüştü.
Beşir Atalay’da görünen bir PKK ve Apo sevdası vardır. Bunu da delikanlıca(!) söyleyebilmektedir.
Öcalan nasıl Kürtlerin lideri oluyor Beşir Atalay?
PKK’nın ilk eylemini Kürt kökenli vatandaşlarımızın köyüne yapmasından dolayı mı?
PKK, Kürt kökenli vatandaşlarımızın kundaktaki bebeklerini kurşuna dizdiği için mi?
PKK, Kürt kökenli aksakallı dedeleri camilerden çıkarken kurşuna dizdiği için mi?
Türk-Kürt ayrımı yapmadan bu vatanın evlatlarına sürekli kahpelik yapmış Öcalan nasıl “Kürtlerin lideri”olabiliyor?
***
“Kürtler kadar aşağılık bir topluluk yok, en ufak hatalarında kafalarını ezeceksin, yoksa laf dinletemezsin”
“HEP’e destek vermeyen Kürdün tavuğuna kadar öldürün”
“Otoritemizi kabul etmeyenlerin evdeki faresine kadar başını ezin, göçertin. O topraklarda tarafsız kimse olmaz, ya bizdendir yada düşman” sözlerini Kürt kökenli vatandaşlarımıza reva gören Öcalan’ı “Kürtlerin lideri”yapabilen anlayış Türk milletine en büyük ihaneti etmektedir.
PKK’yı Kürtlerin temsilcisi yapmak, Öcalan’ı Kürtlerin önderi yapmak zaten Türkiye’yi bölmek için uğraş verenlerin zihniyetini yansıtmaktadır.
Recep Tayyip Erdoğan “Öcalan hidayete erdi” diyor, Beşir Atalay “Kürtlerin önderi” diyor, Abdurrahman Dilipak”Abdullah Öcalan aslında yabancı birisi değil, aileden biridir.” diyor, Hilal Kaplan “Öcalan yaşatmayı seçti”diyor. Şamil Tayyar “Apo’nun mektubu daha fazla alkış almalıydı” diyor… AKP’liler diyor da diyor. Bizde bir kez daha “Ulan hepiniz mi Apo ve PKK sevdalısısınız?” diye sesleniyoruz.
PKK’lılarda bile bu derece Apo sevdası yoktur. Ama bu AKP’liler Apo sevdası ile yanıp, tutuşuyor.
Gör bu hali Türk milleti gör!..
Bunun adı “İHANETTİR!..”
 
Kaynak: YILDIRAY ÇİÇEK http://www.ortadogugazetesi.net/haber.php?id=32781
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , | Bunun Adı “İHANETTİR!..” için yorumlar kapalı
Şub 17

Bizim Tekir Nerede?

 
 indir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bizim Tekir Nerede? 
Nasreddin Hoca’nın canı bir gün etlice bir yahni ister…
Kasaba gidip bir okka et alır, eve gönderir.
Hoca’nın karısı yahniyi pişirirken komşuları çıkagelir. Gözü gönlü tok, eli açık olan kadıncağız komşularına yahni ikram eder. Komşular, yemeğin tamamını yiyip bitirir ve dönerler evlerine.
Bütün gün yahni özlemiyle akşamı zor eden Hoca evine döner. İştahla oturur sofraya. Biraz sonra karısı önüne bir tabak bulgur aşıyla bir kaşık koymaz mı? Hoca hiddetlenerek sorar ne olup bittiğini.
“Efendi,” der karısı, “Eti bizim Tekir yedi.”
Bu sözü duyan Hoca sinirlenerek eline bir sopa alır ve Tekir kediyi aramaya koyulur. Bir süre sonra Tekir görünür, bir deri bir kemik… Yürüyecek gücü yok, iskelet gibi…
Hoca şaşkın : “Hatun, yahnilik eti şu bizim Tekir mi yedi?” diye sorar. Karısı da “Evet Efendim, o hınzır yedi.” diye cevap verir.
Bunun üzerine Hoca alır eline el terazisini ve tartar Tekir kediyi… Tam bir okka çeker Tekir. Bunun üzerine karısına şöyle çıkışır
Hoca :
“Hatun! Şu gördüğün bizim Tekir tam bir okka geldi. Öyleyse, yahnilik et nerede? Şayet et bu ise bizim Tekir nerede?”
Posted in Fıkralar | Tagged , , , , , , , , , , , , | Bizim Tekir Nerede? için yorumlar kapalı
Şub 16

Anadolu’da Kürdistan Nasıl Uyduruldu? (2)

kurdistan
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Anadolu’da Kürdistan Nasıl Uyduruldu? (2)
 
İlk Selçuklu Tarihçimiz Ord. Prof. Mükrimin Halil Yinanç (Elbistan, 1900-İstanbul, 1961), Ortaçağ İslâm tarihçisi olmakla beraber, özellikle Anadolu Selçukluları ve Anadolu’nun Türkleşmesi üzerine büyük bir otorite sayılmaktadır. Bundan 88 yıl önce, yani 1925’te, Mükrimin Halil’in genç ve parlak bir tarihçi olarak temayüz ettiği sırada Doğuda Şeyh Sait isyanı çıkmıştır. Şeyh Sait hadisesi münasebetiyle, bugünlere benzer bir şekilde gazetelerde ve ağızlarda Kürdistan tabiri dolaşıp durmaktadır. Bugünün farkı, zamanımızda artık sözde siyasî sorumlular, hatta bizzat Başbakan tarafından da kullanılmaktadır. O günler gidişattan kaygı duyan Mükrimin Halil Bey, 16 Nisan 1925 günü, “Manasız Bir İsim: Kürdistan” başlıklı bir makale yayımlar.[2] Amacı, Anadolu Türk Tarihini yazan birisi olarak hem konuyu ilmî sınırlarıyla ortaya koymak ve hem de ülke bütünlüğü açısından dikkat çekmektir. Makalesinde “gerçekten tarihin derinliklerine inerek” sırayla, “Kürdistan” tabirinin ilk kez nerelerde geçtiğini, Kürtlerin eskiden nerelerde meskûn olduğunu ve bu tabirle nerelerin kastedildiğini ele alır. Daha sonra tarihte Doğu Anadou’nun bir kısmına bu ismin ilk kez hangi Osmanlı Sultanı zamanında ve asıl hangi tarihçi tarafından düpedüz UYDURULDUĞUNU anlatır.[3] (Kastedilen meskûn yerlerle ilgili paragrafı özetleyerek – ve bazı yerleri gençler için biraz sadeleştirerek veriyoruz – parantez içi ifadeler bize ait. MK):
“Kürdistan ismi ilk önce İlhanlı tarihçileri Reşidüddin’in Câmi‘u’t-Tevârîh’inde, ondan sonra Ebu’l-Kâsım Kâşânî’nin Târîh-i Olcaytu Han’ında geçer. 14. yüzyıl başlarında yazılan bu kitaplarda Erdelan (İranda, Azerbaycan sınırı) ve Luristan (güney-batı İran) bölgelerinin bu isimle anıldığı görülmektedir. 15. yüzyılda yazılan Nizâmüddin Şâmî’nin ve Şerafeddin Ali Yezdî’nin Timurnâme’lerinde bu ismin Hoy şehri (İran’ın Batı Azerbaycan’ı) ve Şehrizor’a tahsis edildiği görülmektedir (bugün Kuzey Irak’ta Süleymaniye’nin doğusunda kalan eski bir şehir). Bunların ardından giden birçok tarihçi de – ki, üç kişi daha anıyor: Hafız Ebru, Abdürrezzak Semerkandî, Mirhond – Kürdistan ismiyle ayni yerleri kastetmişlerdir. Bütün bu tarihler bize gösteriyor ki, ‘Kürdistan’, eskiden Irak-ı Arap ile Irak-ı Acem denilen bölgelerin ayrıldığı hatta, zikrettiğimiz alanları ihtiva eden bir mıntıkadır. Eski tarihçilerin hiçbirinde Anadolu’nun herhangi bir kısmına’Kürdistan’ ismi verildiği görülmemiştir.” Devamında ise tarih okutuculuğunda yapılan hataya işaret ederek şu çarpıcı cümleyi kullanıyor: “Bugün (1925’i kastediyor) mektep kitaplarında Şarkî Anadolu’nun bir kısmının fuzulî olarak “Kürdistan” tesmiye edildiği görülmektedir.” Ve Mükrimin Halil Bey o gün için yapılan, fakat yine o zaman göz yumulan hataya şöylece dikkat çekiyor: “Şarkî Anadolu’yu bu isim ile ilk tevsîm eden (adlandıran) Heşt Behişt müellifi İdris-i Bitlisî olmuştur.[4] Müverrih-i muma-ileyh Yavuz Sultan Selim’in bu havaliyi Safevîler elinden nez‘ ettiğini (aldığını) zikrettiği esnada bu isim ile tevsîm eylemiştir. Heşt Behişt’i takip ve onu me’haz ittihaz etmiş olan Hoca Sadeddin Efendi Tâcu’t-Tevârîh’inde aynen selefinin tabirini kullanmış ve Sadeddin’in muakkipleri olan Hasan Beyzade ve Solakzade gibi müverrihler bu tabiri aynen muhafaza eylemişlerdir.”
 
Kaynak: Dr. MUSTAFA KÖK E. Öğretim Üyesi www.tarihgazetesi.net
 
Posted in Yazılarım | Tagged , , , , , , , , , , , , , | Anadolu’da Kürdistan Nasıl Uyduruldu? (2) için yorumlar kapalı